Konu: Devlet-i Aliyye-yi Osmâniyye[3. Bölüm] - Yıldırım Bayezid  (Okunma sayısı 8959 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Abdülhamid

  • Bölüm Sorumlusu
  • *
  • İleti: 2579
  • Cennet Mekan 2. Abdülhamid Han
Ynt: Devlet-i Aliyye-yi Osmâniyye [1. Bölüm]
« Yanıtla #20 : 03 Şubat 2013, 09:06:47 »
Kardeşim emeğine sağlık iyi olmuş gerçekten.

teşekkürler :)

Çevrimdışı Caringbrave

  • Level 7
  • İleti: 223
  • « § Bir Sevdamız Var § » oگмαήℓı (1299-∞)
Ynt: Devlet-i Aliyye-yi Osmâniyye [1. Bölüm]
« Yanıtla #21 : 04 Şubat 2013, 11:28:30 »
Güzel. tbr* İmzayıda çok beğendim.  tbr*
« Son Düzenleme: 04 Şubat 2013, 11:29:03 Gönderen: Caringbrave »

Sen imparatorluk varisisin! Nasıl olurda ırkçılık yaparsın. Üstad Kadir Mısıroğlu

Çevrimdışı Abdülhamid

  • Bölüm Sorumlusu
  • *
  • İleti: 2579
  • Cennet Mekan 2. Abdülhamid Han
Ynt: Devlet-i Aliyye-yi Osmâniyye [1. Bölüm]
« Yanıtla #22 : 04 Şubat 2013, 11:29:14 »
Güzel. tbr* İmzayıda çok beğendim.  tbr*

teşekürler :)

Çevrimdışı alihikmetatik

  • Level 3
  • İleti: 38
  • Total War Türkiye
Ynt: Devlet-i Aliyye-yi Osmâniyye [1. Bölüm]
« Yanıtla #23 : 05 Şubat 2013, 11:50:00 »
süper artık 1922 ye kadar şanlı tarihimizi padişahlarımızın sarayda yatmayıp her an at sırtında seferde olduğu ahlaklarından bahsedersin belki bu millet atasının nasıl yaşadığını anlar ve onlar gibi yaşamaya çalışır çok bozulduk sinir*

Çevrimdışı Abdülhamid

  • Bölüm Sorumlusu
  • *
  • İleti: 2579
  • Cennet Mekan 2. Abdülhamid Han
Ynt: Devlet-i Aliyye-yi Osmâniyye [1. Bölüm]
« Yanıtla #24 : 07 Şubat 2013, 13:44:38 »
süper artık 1922 ye kadar şanlı tarihimizi padişahlarımızın sarayda yatmayıp her an at sırtında seferde olduğu ahlaklarından bahsedersin belki bu millet atasının nasıl yaşadığını anlar ve onlar gibi yaşamaya çalışır çok bozulduk sinir*

Tşekkürler.

Yeni bölüm bugün inşALLAH geliyor beyler.

Çevrimdışı PANZERGENERAL

  • Level 12
  • İleti: 3837
  • KOMUTAN SAGİR
Ynt: Devlet-i Aliyye-yi Osmâniyye [1. Bölüm]
« Yanıtla #25 : 07 Şubat 2013, 16:04:05 »
Bekliyoruz Hamid tbr*

Çevrimdışı Kasva

  • Level 7
  • İleti: 269
  • Total War Türkiye
Ynt: Devlet-i Aliyye-yi Osmâniyye [1. Bölüm]
« Yanıtla #26 : 07 Şubat 2013, 16:09:48 »
güzel olmuş  tbr*
Bu ülkede sana yobaz,gerici,eski kafalı,irticacı diyorlarsa bilki doğru yoldasın.N.Fazıl Kısakürek

"Eyvâh! Beş on kâfirin îmânına kandık;
Bir uykuya daldık ki: Cehennemde uyandık!"
Mehmet Akif Ersoy
İnsan Allah'ı tanıdığı kadar insandır.Fatih Sultan Mehmet Han

Yeniden canlanmak için avrupa medeniyetini taklit değil gücümüzün esası olan İslamiyete dönmek gerekir.Sultan 2. Abdülhamit Han

Andolsun, siz ve atanız apaçık bir sapıklık içindesiniz.
[ENBİYA - 54]

Çevrimdışı Abdülhamid

  • Bölüm Sorumlusu
  • *
  • İleti: 2579
  • Cennet Mekan 2. Abdülhamid Han
Ynt: Devlet-i Aliyye-yi Osmâniyye [1. Bölüm]
« Yanıtla #27 : 07 Şubat 2013, 16:10:06 »
Bekliyoruz Hamid tbr*

Facebook'tan suikast planlarını beraber yaparken bölümü de hazırlıyorum   kah* kah*

güzel olmuş  tbr*

Teşekkürler :)

Çevrimdışı PANZERGENERAL

  • Level 12
  • İleti: 3837
  • KOMUTAN SAGİR
Ynt: Devlet-i Aliyye-yi Osmâniyye [1. Bölüm]
« Yanıtla #28 : 07 Şubat 2013, 16:11:24 »
güzel olmuş  tbr*
Abdülhamid yazacakda kötümü olcak tbr*

Çevrimdışı Kasva

  • Level 7
  • İleti: 269
  • Total War Türkiye
Ynt: Devlet-i Aliyye-yi Osmâniyye [1. Bölüm]
« Yanıtla #29 : 07 Şubat 2013, 16:32:09 »
Abdülhamid yazacakda kötümü olcak tbr*

doğru diyon sendende bekliyom bi yazı  tebessum*
Bu ülkede sana yobaz,gerici,eski kafalı,irticacı diyorlarsa bilki doğru yoldasın.N.Fazıl Kısakürek

"Eyvâh! Beş on kâfirin îmânına kandık;
Bir uykuya daldık ki: Cehennemde uyandık!"
Mehmet Akif Ersoy
İnsan Allah'ı tanıdığı kadar insandır.Fatih Sultan Mehmet Han

Yeniden canlanmak için avrupa medeniyetini taklit değil gücümüzün esası olan İslamiyete dönmek gerekir.Sultan 2. Abdülhamit Han

Andolsun, siz ve atanız apaçık bir sapıklık içindesiniz.
[ENBİYA - 54]

Çevrimdışı PANZERGENERAL

  • Level 12
  • İleti: 3837
  • KOMUTAN SAGİR
Ynt: Devlet-i Aliyye-yi Osmâniyye [1. Bölüm]
« Yanıtla #30 : 07 Şubat 2013, 16:35:32 »
Ben hikaye yazacam ama yazın tbr*

Çevrimdışı Kasva

  • Level 7
  • İleti: 269
  • Total War Türkiye
Ynt: Devlet-i Aliyye-yi Osmâniyye [1. Bölüm]
« Yanıtla #31 : 07 Şubat 2013, 16:36:33 »
yaza kadar kim sağ kim selamet? tebessum* ne hikayesi?
Bu ülkede sana yobaz,gerici,eski kafalı,irticacı diyorlarsa bilki doğru yoldasın.N.Fazıl Kısakürek

"Eyvâh! Beş on kâfirin îmânına kandık;
Bir uykuya daldık ki: Cehennemde uyandık!"
Mehmet Akif Ersoy
İnsan Allah'ı tanıdığı kadar insandır.Fatih Sultan Mehmet Han

Yeniden canlanmak için avrupa medeniyetini taklit değil gücümüzün esası olan İslamiyete dönmek gerekir.Sultan 2. Abdülhamit Han

Andolsun, siz ve atanız apaçık bir sapıklık içindesiniz.
[ENBİYA - 54]

Çevrimdışı PANZERGENERAL

  • Level 12
  • İleti: 3837
  • KOMUTAN SAGİR
Ynt: Devlet-i Aliyye-yi Osmâniyye [1. Bölüm]
« Yanıtla #32 : 07 Şubat 2013, 16:38:21 »
Zamanım yokki bizim ünide açıldı zaten ama ben tezi bitirmeye çalışıyorum yani anlıcan zamanım yok

Çevrimdışı LastCaliph

  • Level 12
  • İleti: 3861
Ynt: Devlet-i Aliyye-yi Osmâniyye [1. Bölüm]
« Yanıtla #33 : 07 Şubat 2013, 16:52:41 »
İnşallah unutmazsın yazın yazmayı reis :)

Çevrimdışı Abdülhamid

  • Bölüm Sorumlusu
  • *
  • İleti: 2579
  • Cennet Mekan 2. Abdülhamid Han
Ynt: Devlet-i Aliyye-yi Osmâniyye [1. Bölüm]
« Yanıtla #34 : 07 Şubat 2013, 17:01:43 »
2. Bölüm

Murad Hüdavendigâr

Babası: Orhan Gazi
Annesi: Nilüfer Hatun
Doğumu: 1326
Ölümü: 1389
Saltanatı:1359 - 1389
Devlet Sınırları:500.000 km2

Sultan Murad uzun boylu,iri burunlu idi. Kalın ve adaleli bir vücuda sahipti. Başına Mevlevi sikkesi üzerine yuvarlak testar sarılı bir başlık giyerdi. Çok sade giyinir ve kirmizi zeminli beyaz elbiseden hoşlanırdı. Gayet nazik, sevimli, çok halim ve selimdi. Âlim ve sanatkârlara hürmet gösterir, fakirlere ve kimsesizlere büyük bir şefkatle muamele ederdi.Halk tarafından "Gazi Hünkar" diye anılır ve bir baba olarak sevilirdi.

Edirne'nin Fethi

Rumeli Beylerbeyliğine getirilmiş olan Lala Şahin Paşa büyük bir kuvvetle Edirne üzerine sevk edildi. Bulgarların Bizanslılara yardım etme olasılığına karşı sağ koldan Karadeniz sahiline doğru ilerleyen bir kısım kuvvetler de o günkü adıyla Kırkilise' yi yani bugünkü Kırklareli'ni işgal etti.

Güneybatıda Drama ve Serez taraflarında bulunan Sırpların da müdahale ve yardımları düşünülerek sol kola komuta eden Evronos Bey'in kuvvetleri de Dimetoka'nın batısına doğru sevk edilerek güvenlik çemberi genişletildi. Ve nihayet Babaeski ile Pınarhisar arasında Sazlıdere mevkiinde Rum ve Bulgar kuvvetleri ile yapılan kati neticeli bir meydan savaşında düşman bozuldu ve ancak ondan sonradır ki, sıra Edirne'nin fethine geldi.

Murat Hüdavendigar'in, Edirne'den önce, Edirne'ye İstanbul'dan gelebilecek yardımlar ile Ege Denizi yoluyla Venediklilerden gelebilecek yardımların yollarını kesmek üzere zaptettiği Dimetoka (Didymoteıchous), Çorlu (Tyrilos) ve Lüleburgaz (Purgos) gibi kalelerin Bizanslı muhafızları daha sağlam olan Edirne kalesine sığınarak kale savunmasını güçlendirmişlerdi. Her ne kadar I.Murat bu muhafızların takibine Lala Şahin Paşa komutasında bir kuvvet görevlendirmişse de, bu kuvvet ancak kaleye giremeyenleri yakalayıp yok edebilmişti.

Uzak ve yakın emniyetin sağlandığını ve fetih hazırlıklarının yeterince yapıldığını düşünen Hacı İlbey ve Evranos Bey'ler, I.Murat'ı Edirne önlerine getirmişlerdi. I.Murat'ın Edirne civarına geldiği sırada Meriç Nehri de taşmıştı. Bu afeti değerlendiren Edirne Muhafızı Bizanslı komutan da kayıkla şehirden kaçıp önce Enez'de Cenevizlilere sonra da Sırbistan'a sığınmıştı. Bunu duyan şehir halkı da kale kapılarını açıp şehri teslim etmişlerdi.

Sırpsındığı Savaşı

Osmanlı Türklerinin Edirne'yi 1362'de ele geçirdikleri zaman Konstantinopolis'ten Avrupa'ya giden stratejik ana yol kesilmişti. Türk göçmenler çok sayıda ve çok hızla Trakya'ya yerleşmeye başlamışlardı. Osmanlıların 1363'de Filibe’yi ele geçirmeleri sırasında kaçan ve Sırbistan'a sığınan Bizans kumandanı Osmanlılar üzerine yürünmesini devamlı olarak tavsiye ediyordu. Bulgarlar ve Sırpların yanında Papa V.Urban'ın çabalarıyla Balkanlar’da bulunan Hıristiyan devletler olan Macar Krallığı ile Eflâk ve Bosna prenslikleri birleşik olarak bir Haçlı seferi yapmaya karar verdiler ve Osmanlı Devleti’ne karşı ilk kez Haçlı ittifakı oluşturuldu.

Hacı İLBEY’in Akıncıları, Edirne’de, Meriç’in batısından Me­riç vadisi boyunca kuzey batıya doğru yürüyüşe geçirildi. Yürü­yüş sessizlik içinde akşama kadar devam etti. Gruba yakın ÇİR­MEN’e yaklaşıldı. Bu sırada Çirmen bölgesine sürülen keşif kol­larından haberler gelmeğe başladı. İnanılmaz haberlerdi. Düşman kuvvetleri hiç bir emniyet tedbiri almadan ordugâha yerleşmişler­di. Müttefik devletlere mensup ordu birlikleri, Sırbistan, Bulgaris­tan, Macaristan, Ulahlar, Bosnalılar, Eflak ve Romenler birbirleri­ni tanımakla meşgul. Birbirlerine gösteriş yarışmasında. Düşman­larını unutmuşlar. Edirne’yi alacaklarından, Osmanlıları Rumeli’den atacaklarına o kadar inanmışlar ki, adeta Osmanlı varlığını unutmuşlar. Savaşa değil pikniğe çıkmışçasına mutlu ve gevşekti­ler.

Düşmanın bu durumunu gören keşif kolları, vakit kaybetme­den öğrendiklerini komutanları Hacı İLBEY’e ulaştırdılar. Her şeyden habersiz, kendi âlemindeki düşmanın sarhoş asker­leri, çoktan sızmış, derin uykularında belki de zafer rüyaları görüyorlardı. O günün açılmasına iki saat kala, Hacı İLBEY kuvvetle­ri plan gereği hep birlikte ordugâh yakınlarından, büyük ateş yığın­larının korkunç aydınlığı içinde 4 yönden ve birden bire, mehter­lerin kopardığı vaveyla arasında "ALLAH ALLAH" sesleri ile düşman içine daldılar. Haçlılar, şarabın ve çeşitli içkile­rin tesiriyle, bitkin ve sızmış derin uyku halinde iken ne olduğunu anlayamadan bu baskın başladı...

Silahlarına sarılmayı atlarına binmeyi bırak, ayağa bile kalka­mayan, yerlerde sürünen ve ansızın baskına uğrayanların feryatla­rı arasında ne yapacaklarını bilemeyen bu mağrur sarhoş sürüsü yenilgiyi kısa sürede hak etmişti. Ordugâhlarında daha birbirleri­ni iyi tanımadan bu hale düşmeleri onlar için çok elimdi. Birbirle­rinin dillerini bilmeyen ayrı ırktan olan bu insan seli, Osmanlı pa­dişah ordusunun saldırısına uğradıklarını sanarak ·birbirlerine gir­mişlerdi. Osmanlı zannıyla birbirlerini öldürüyorlardı. Çaresizlik içinde Meriç nehri yönünden kaçanlar, can havliyle çoğu boğul­muştu.

Osmanlı kuvvetlerinin baskın saldırıları sabaha kadar sürdü.

Anadolu'da Savaş Yapılmadan Alınan Bölgeler

1381'de oğlu Yıldırım Bayezid ile Germiyanoğulları Beyi Süleyman Şah'ın kızı Devlet Hatun ile evlendirdi. Germiyanoğulları çeyiz olarak Kütahya, Simav, Tavşanlı, Emet kentlerini Osmanlılara verdiler ve Süleyman Şah Kula'ya çekildi. Bursa'da yapılan görkemli düğüne konuk olan Hamitoğulları Beyi Hüseyin Bey ve elçisiyle görüşen I. Murat 80 bin altın karşılığında Akşehir, Yalvaç, Beyşehir, Seydişehir, Karaağaç, Eğirdir ve Isparta'yı satın aldı. Bu siyaset sonucu Osmanlı kısa zamanda Karamanoğulları ile karşı karşıya geldi.

I. Kosova Zaferi


Sultan 1. Murad 1389 yılında başta şehzadeleri Bayezid ve Yakup Beyler olmak üzere, Anadolu beyliklerinin ve Rumeli'de müttefiki bulunan devletlerin askerlerinden müteşekkil yaklaşık 60 bin kişilik bir kuvvetle Sırbistan üzerine harekete geçmiştir. Öncü kuvvetlerin başında Gazi Evranos ve Paşa Yiğit bulunmaktaydı. Osmanlı ordusu Kosova Ovası boyunca Piriştine'ye doğru ilerlerken, müttefiklerin teşkil ettiği kalabalık Sırp ordusu da Lab Suyu civarında mevzilenmişti. Ordunun merkezine Sırp despotu Lazar, sağ kanadına Lazar'ın yeğeni Vuk Bronkoviç, sol kanadına da Bosna Kralı Tvrtko kumanda etmekteydi. Savaşın tarihi hakkında kaynaklarda ihtilâf vardır. Batı kaynakları 15 Haziran 1389; Türk kaynakları ise, 27 Ağustos 1389 (4 Ramazan 791) tarihini verir.

Sekiz saat kadar devam eden savaşın kesin neticesi alınamadan Sultan Murad Hüdâvendigâr, Lazar'ın damadı Miloş Obiliç tarafından hançerle yaralandı. Kısa bir süre sonra da, Sırp despotu Lazar başta olmak üzere diğer komutan ve asilzâdeler esir edilip Sırp ordusu büyük bir yenilgiye uğratıldı. Sultan Murad ağır yaralı olmasına rağmen şehadetine kadar kumandayı elinden bırakmadı. Sultan Murad'ın şehadetinden sonra iç organları buraya defnolunarak 'Meşhed-i Hüdâvendigâr' isimli bir türbe yapıldı. Türbenin etrafına, onun bakımıyla meşgul olacak Müslümanlar iskân edildi. Murad Hüdâvendigâr'ın naaşı, Bursa'ya gömülmüştür. Sultan Murad 37 muharebede bizzat bulunmuş, tahtta kaldığı 27 yıl boyunca devletin topraklarını beş kat artırarak 500 bin km2'ye çıkarmıştır.

1. Kosova Zaferi'yle Türkler kesin şekilde Balkanlara yerleşmiştir. Bu zaferle Bulgaristan tamamen Osmanlı'nın eline geçerken, Sırplar istiklâllerini kaybetmişlerdir. Kosova havalisinin ilk Osmanlı valisi de Paşa Yiğit olmuştur. Kosova ve Üsküp civarına Menemen Ovası'ndaki bazı aşiretler ile Anadolu'daki Tatar muhacirler getirilip iskân edilmiş, böylece bölgenin hem Türkleşmesine hem de Müslüman nüfusunun artmasına çalışılmıştır. Fetret döneminde bazı belirsizlikler yaşayan bölge, 2. Murad döneminde kesin hâkimiyet altına alınarak 400 yıldan fazla Osmanlı idaresinde kalmıştır.

Kaynaklarım
[close]
« Son Düzenleme: 09 Şubat 2013, 16:13:49 Gönderen: Abdülhamid »

Çevrimdışı ersin96

  • Great Emperor
  • Level 14
  • İleti: 8280
  • Kış geliyor!
Ynt: Devlet-i Aliyye-yi Osmâniyye[2. Bölüm] - 1. Murad Hüdavendigar
« Yanıtla #35 : 07 Şubat 2013, 18:30:16 »
bence çok uzun alıyorsun. Osmanlı tarihinde önemli olayları işlesen daha hızlı bitirirsin.
Barış Antlaşmaları yeni savaşlara hazırlanmak içindir.

Çevrimdışı Abdülhamid

  • Bölüm Sorumlusu
  • *
  • İleti: 2579
  • Cennet Mekan 2. Abdülhamid Han
Ynt: Devlet-i Aliyye-yi Osmâniyye[2. Bölüm] - 1. Murad Hüdavendigar
« Yanıtla #36 : 07 Şubat 2013, 18:33:00 »
Elimden geldiğince kısaltmaya çalışıyorum ama bundan fazla kısaltırsam öğrenecek bir şey kalmaz.

Çevrimdışı dogukanking

  • Level 11
  • İleti: 2063
  • Bilgi, güçtür.
Ynt: Devlet-i Aliyye-yi Osmâniyye[2. Bölüm] - 1. Murad Hüdavendigar
« Yanıtla #37 : 08 Şubat 2013, 11:42:32 »
Güzel ama böyle 36 tane padişah'ı yazıcan mı?
D.Karaaslan...

Çevrimdışı Abdülhamid

  • Bölüm Sorumlusu
  • *
  • İleti: 2579
  • Cennet Mekan 2. Abdülhamid Han
Ynt: Devlet-i Aliyye-yi Osmâniyye[2. Bölüm] - 1. Murad Hüdavendigar
« Yanıtla #38 : 08 Şubat 2013, 12:22:24 »
Güzel ama böyle 36 tane padişah'ı yazıcan mı?

Allah izien verir ise şuan Yıldırım Bayezid'i hazırlıyorum.
« Son Düzenleme: 08 Şubat 2013, 12:24:05 Gönderen: Abdülhamid »

Çevrimdışı Abdülhamid

  • Bölüm Sorumlusu
  • *
  • İleti: 2579
  • Cennet Mekan 2. Abdülhamid Han
Ynt: Devlet-i Aliyye-yi Osmâniyye[2. Bölüm] - 1. Murad Hüdavendigar
« Yanıtla #39 : 08 Şubat 2013, 13:14:49 »
3. Bölüm

Yıldırım Bayezıd


Babası:Murad Hüdavendigar
Annesi:Gülçiçek Hatun
Doğumu:1360
Ölümü:8 Mart 1403
Saltanatı:1389 - 1403

Babası Sultan I. Murat, annesi Rum asıllı olan Gülçiçek Hatun'du. Adı babaannesinin babası Türkmenler'in Ede-Balı diye andığı Ebâ Yezîd'in adından gelir. Küçük yaştan itibaren zamanın seçkin alimlerinden genel İslam eğitimi ve değerli kumandanlardan askerlik, sevk ve idare dersleri aldı.Çok kararlı bir kişiliğe sahipti. Rüşvet ve adaletsizliklere karşı acımasız davranırdı. Hata işleyenleri cezalandırmadan önce onlara nasihatlerde bulunurdu. İyi bir savaşçı idi.

Karaman Seferi

Sultan Bayezid, Bati Anadolu'daki beylikleri ortadan kaldırıp kendine bağladıktan sonra Karamanogulları üzerine yürür. Çünkü Karaman Beyi Alâeddin Ali Bey, Sultan Murad'ın vefatını müteakip Hamideli taraflarındaki Osmanlı topraklarından bir kısmi ile Beyşehri'ni alarak o tarafları vurmuştu.

Osmanlı müttefiki olan Candaroğlu II. Süleyman, Osmanlı'yı kendisi için tehlike saymış olacak ki Osmanlılarla olan ittifakını bozup Sivas'ta hüküm süren Kadı Burhaneddin ile görüşmelere başlamıştı. Bayezid, Karamanogulları topraklarına girince Karamanoğlu Alâeddin Ali Bey, Osmanlılara karsı koyabilmek için Kadı Burhaneddin ile Candaroğlu Süleyman'dan yardım istedi. Fakat Bâyezid, bu birlik ve yardımların birleşmesine fırsat vermeden Karamanogulları'na ait bazı yerleri alıp Konya'yı muhasara altına aldı. Bu arada Bayezid ile basa çıkamayacağını anlayan Karaman oğlu Alâeddin Ali Bey, Tasalına çekilmişti.

Alâeddin Ali Bey, Kadı Burhaneddin ile Candaroğlu Süleyman'dan yârdim gelmediğini görünce, kayınbiraderi olan Yıldırım Bayezid'den barış istemek zorunda kalır. Bunun üzerine Yıldırım Bayezid, barısı kabul ederek zaten Osmanlılara ait olan ve Karamanoğlunun eline geçmiş bulunan Beyşehir, Akşehir ve diğer bazı yerleri almak suretiyle antlaşma yapar. Böylece iki devletin arasında Konya Ovası'ndaki Çarşamba Suyu sınır olarak kabul edilir.

Yıldırım Beyazıt'ın İstanbul Muhasaraları

 V. Yannis ölünce yerine oğlu II. Manuel Palaiologos geçti.II. Manuel, Yıldırım'ın şehirde bir Türk mahallesi kurulması, bir câmi yapılması ve yıllık verginin artırılması isteklerinin kabul etmeyince Yıldırım (aralıklı olarak 1391 ile 1400 dönemlerinde) İstanbul'u karadan kuşatıp, kara ablukası uygulamaya başladı.

1391'de İstanbul, karadan ve denizden kuşatıldı. Bizans'a gözdağı vermek için yapılan ve yedi ay süren kuşatma sonunda Bizanslılar'dan bazı imtiyazlar elde edildi.

1395'de Yıldırım Bayezıd, uzun süre abluka altında tuttuğu İstanbul'u ikinci kez kuşattı. Kış mevsiminin yaklaşması üzerine kuşatmaya son verildi.

1396'da Yıldırım Bayezıd, İstanbul'u üçüncü kez kuşattı, ancak sonuç alamadı.

1400'de Bizans İmparator'unun Avrupa ülkelerini yeni bir haçlı seferi için örgütlemeye çalışması üzerine Yıldırım Bayezıd, İstanbul'u dördüncü kez kuşattı. Timur'un Anadolu'ya girmesi üzerine kuşatma kaldırıldı.

Kırkdilim Savaşı

Sivas hükümdarı Kadı Burhaneddin ile Osmanlı sultanı Yıldırım Bayezid'in şehzadesi Ertuğrul Bey arasında yapılan savaş.
Osmanlı Devleti 'nin Orta Anadolu'daki gelişmesi, Sivas hükümdarı Kadı Burhaneddin'i tedirgin etmekteydi. Amasya, Osmancık ve Maden beylerinin Osmanlı himayesini kabul etmeleri, Kadı Burhıneddin'in hakimiyetini sarstı. Kırkdilim Kalesi önündeki Kırkdilim denilen yerde, Kadı Burhaneddin kuvvetleriyle karşılaşan Osmanlı kuvvetleri, başlarında Aydın ili sancakbeyi Ertuğrul Bey olduğu halde savaşa tutuştular. Üç gün süren savaş sonunda Osmanlı kuvvetleri yenildi (Temmuz 1392). Ve Ertuğrul Bey şehit oldu.

Osmanlıların Anadolu'daki gelişmelerine en büyük engel olan Kadı Burhaneddin, Kırkdilim Savaşı ile Anadolu beylikleri üzerindeki nüfuzunu güçlendirdi.


Niğbolu Zaferi

Yıldırım Bayezıd, Birinci Kosova zaferinden sonra Balkanları kontrol altına almış, babası I’nci Murat’ın ölümünü fırsat bilerek ayaklanan Anadolu beyliklerini tekrar bir bayrak altında toplamıştır. Osmanlı Devleti’ndeki gelişmeleri yakından takip eden Macar kralı Sigismund kendi saltanatı üzerinde Osmanlı tehlikesinin yarattığı korku ile Avrupa krallarına müracaat etmiş, Haçlı ordusu hazırlanması için Avrupa devletlerini harekete geçirmiştir. Haçlı ordusu başkomutanlığına Macar kralı Sigismund getirilmiştir.

Haçlı ordusu 24 Temmuz 1396’da iki kol hâlinde Tuna Nehri’ni geçerek, 8 Eylül’de Niğbolu kalesi önünde birleşmişlerdi. Haçlı ordusu Niğbolu önlerine geldiği sırada İstanbul kuşatmasıyla uğraşan Yıldırım Bayezıd, Haçlı ordusunun Niğbolu’daki girişimlerini öğrenince İstanbul kuşatmasını kaldırdı. Anadolu ve Rumeli’deki kuvvetlerin Edirne’ye süratle gelmeleri emredildi. Kendisi de İstanbul kuşatmasındaki 11.000 kişilik kuvvetiyle Edirne’ye hareket etti.

25 Eylül 1396 sabahı, Avrupa’nın dört köşesinden toplanmış 120 000 kişilik Haçlı ordusu ile bunun yarısı miktarındaki Osmanlı ordusu arasında Niğbolu kalesi önlerinde büyük bir meydan savaşı oldu. Haçlı ordusu kısa sürede dağıtıldı. Savaş, Yıldırım Bayezıd komutasındaki Türk ordusunun kesin zaferiyle sonuçlandı. (1396) Niğbolu zaferinden sonra Yıldırım Bayezıd İstanbul’u tekrar kuşatarak boğazın Anadolu yakasına Güzelcehisar’ı (Anadoluhisarı) yaptırmış ve İstanbul’a Karadeniz üzerinden gelebilecek yardım yollarını keserek fetih için önemli bir adım atmıştır. Osmanlı Devleti’nin büyüyüp gelişmesi, Balkanlara köklü olarak yerleşmesi, Anadolu’da Türk birliğinin sağlanması gibi amaçlar Niğbolu zaferi ile gerçekleşmiştir.

Ankara Savaşı



(Resmi Büyültmek İçin Tıklayınız)

Yıldırım ve Timur Arasındaki Mektuplaşmalar
[close]

Timur'un Talepleri

Anadolu beylerinden aldığı toprakların geri verilmesi.
Kara Yusuf ve Ahmet Celayir'in kendisine teslim edilmesi.
Bayezid'in Timur hakimiyetini tanıması.
Kemah Kalesi'nin geri verilmesi.
Şehzadelerden birinin rehin olarak verilmesi.

Büyük bir casusluk ve haber alma teşkilatına sahibe olduğu anlaşılan Timur, elindeki kuvvetler ile Anadolu'da fazla bir is göremeyeceğini anlayarak, Orta Asya'da bulunan en güzide kuvvetlerini getirmeye mecbur olmuştu. Kişi, Karadağ'da geçirdikten sonra Azerbaycan ve Gürcistan'da yeniden toplayıp düzene soktuğu ordusuyla Anadolu'ya yürümeye karar vermişti. Böylece Timur, bu yeni ordusuyla Erzurum ve Kemah yolunu takibe ile Orta Anadolu'ya doğru yol almaya başladı. Osmanlılardan aldığı topraklan tekrar Türkmen beylerine vererek onların desteğini sağladı. Böylece, Osmanlıların, senelerce uğraşıp sağladığı Anadolu birliğini de bozmuş oldu.

Kırşehir'e doğru yürümekte olan Timur, o sırada Osmanlı kuvvetlerinin kendi üzerine doğru gelmekte olduğunu haber alınca, durumun kendisi için müsait olmadığını anlayıp telaşa kapılır. Ordusunun erkânı ile görüşerek Osmanlı ordusunu arkada bırakmak üzere Ankara yolunu tutar.

Timur, Ankara önüne gelir gelmez Ankara kalesini kuşatır. Kale muhafızı Yakub Bey, burayı bütün gücü ile müdafaa eder. Timur, Bayezid'ın kendisinin geldiği yoldan geleceğini tahmin ile o cepheyi iyice tahkim eder. Ankara kalesini de kuzey doğu yani iç kale tarafından almak istiyordu. Bu maksatla kalenin suyunu keserek Osmanlı kuvvetleri gelmeden önce burayı düşürmeye çalışıyordu.

Timur, Osmanlı ordusunun daha geç geleceğini de tahmin etmişti. Fakat o, bu tahmininde yanılmıştı. Çünkü Bayezid'ın kuvvetleri seri bir yürüyüşle çok daha evvel ve hem de Timur'un hiç beklemediği bir yoldan gelip ortaya çıkmışlardı.

Ankara Muharebesi diye meşhur olan ve Anadolu'daki Osmanlı hâkimiyeti ile İstanbul'un fethini yârim asır geciktiren bu savasın, gün olarak tarihi hakkında farklı görüşler bulunmaktadır. Bununla beraber doğruya en yakin olan görüşe göre 27 Zilhicce 804 (28 Temmuz 1402) tarihinde yapılmıştır.

Her iki ordunun mevcudu hakkında kaynaklar farklı bilgiler vermekte iseler de, Timur'un ordusunun daha kalabalık olduğunda (160 bin) birleşmektedirler. Bu büyük güce karşılık Osmanlı ordusunun mevcudu ise yetmiş bin civarında idi. Ankara yakınındaki Çubuk Ovası'nda yapılan savasın başlangıcında Osmanlılar üstün bir duruma gelmişlerdi. Fakat Osmanlı ordusundaki Kara Tatarların ihaneti ve Anadolu Beylerine bağlı tımarlı sipahilerin Timur tarafına geçmeleri, harbin Osmanlılar tarafından kayb edilmesine sebep oldu.

Kaynaklarım
[close]
« Son Düzenleme: 09 Şubat 2013, 16:12:34 Gönderen: Abdülhamid »