Konu: HAÇLI SEFERLERİ ve AMAÇLARI  (Okunma sayısı 7073 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı kilical12333

  • Level 11
  • İleti: 2083
HAÇLI SEFERLERİ ve AMAÇLARI
« : 01 Şubat 2014, 19:13:54 »
Şimdi size Avrupa'nın gelişmeye başlamasının nedeni olan haçlı seferlerini anlatacağım.
Gelişimi:

11. yüzyıla gelindiğinde Türkler Müslümanlığı kabul ederek Batı'ya göç etmeye başlamışlar, Büyük Selçuklu Devleti'ni kurarak Orta Doğu'nun büyük bir bölümünü ele geçirmişlerdi. O döneme kadar İslam dünyasıyla büyük çaplı bir çatışmaya girmemiş olan Avrupalılar 1071 yılında Bizanslıların Malazgirt Muharebesi'nde uğradıkları yenilgi üzerine büyük bir telaşa düştüler. Anadolu'nun kapıları bir kez daha Türklere açılmış ve Türkler Konstantinopolis'in yakınlarına kadar ilerleyerek Nikaia (İznik)'te Anadolu Selçuklu Devleti'ni kurmuşlardı.
Bizans İmparatoru I. Aleksios Komnenos, Papa II. Urbanus'tan Türklere karşı yardım istedi. Böylece zaten Kudüs'teki Hristiyanlığın kutsal topraklarının Müslümanların kontrolünde olmasından hoşnut olmayan Avrupalılar arasında haçlı seferi düşüncesi oluştu. Papa II. Urbanus 18 Kasım - 28 Kasım 1095 tarihleri arasında Fransa'nın Clermont kentinde bir Clermont Konsili toplayarak Avrupa'nın liderlerini Müslümanlarla savaşa çağırdı. Bu çağrıya cevap veren ordular 1097 yılında ilk defa Anadolu'ya girerek Birinci Haçlı seferini başlattılar.
Birinci Haçlı Seferi, (1096-1099) Avrupalı Haçlılar açısından çok başarılı oldu. Avrupalı Haçlıların bu saldırısına hazırlıksız yakalanan Anadolu Selçuklu hükümdarı I. Kılıç Arslan İznik'i haçlılara ve böylece Bizanslilara geri vermek zorunda kaldı. Aynı yılın Temmuz ayında Eskişehir yakınlarındaki Dorileon Muharebesi'nde Haçlılara yenildi.
Ekim ayında Haçlılar Antakya'yı kuşattılar. Bir seneye yakın süren bir kuşatma sonunda Antakya Haçlıların eline geçti. 1099 yılında Haçlılar Kudüs'ü kuşattılar. 15 Temmuz'da Kudüs düştü. Haçlılar Kudüs'de büyük bir katliamla tüm Müslüman Kudüslüleri öldürdüler. Birinci Haçlı seferi sonucunda Haçlılar başta Kudüs'te Kudüs Krallığı olmak üzere Orta Doğu'nun çeşitli kentlerinde irili ufaklı Haçlı Devletleri kurdular.
Birinci Haçlı Seferi'nden sonra 10'a yakın Haçlı Seferi yapıldı. Ancak bunlardan hiçbiri başarılı olamadı. Orta Doğu'da güç kazanan çeşitli Müslüman Devletler zamanla Haçlı Devletleri'ni birer birer ele geçirdiler. 1187 yılında Selahaddin Eyyubi'nin Kudüs'ü Haçlılardan geri alması büyük bir dönüm noktası oldu. 13. yüzyılın sonlarına gelindiğinde Haçlıların Orta Doğu'daki varlığı sona ermişti. 14. yüzyıldan itibaren Avrupalıların Müslümanlara karşı saldırılarını Osmanlı Devleti göğüslemeye başlayacaktı.
Nedenler:

1095-1272 yılına kadar geçen dönemde başlıca dokuz Haçlı Seferi gerçekleşmiştir. Bunların nedeni, icraat ve sonuçları kısaca şöyledir:
Ticaret: Uzakdoğu ile Avrupa arasındaki ticaretin ana hattı olan Ortadoğu'da Müslümanların kontrolünü kırmak ve ticaret yollarını ele geçirmek istemeleri.
Dinsel inanç: Batı Avrupalı Hristiyanlar'ın, dinlerince kutsal sayılan Kudüs ve Filistin'i Müslümanlardan geri almak istemeleri.
Papa'nın teşvikleri: Papa'nın Katoliklere, Müslümanlarla savaşmaları durumunda tüm günahlarının affedilip hemen cennete varacakları vaadinde bulunması.
Papa ve din adamlarının güçlerini arttırmak istemeleri.
Fransa'da ortaya çıkan Kluni tarikatı'nın Hristiyanları Müslümanlara karşı kışkırtması.
Müslümanlardan kaynaklanan korku ve endişe: Büyük Selçuklu Devleti ve onun ordularının Bizans ve Avrupa'yı tehdit etmesi.
Şövalye ve senyörlerin macera ve yeni topraklar istemeleri.
Avrupa'da toprak elde edemeyen soyluların toprak arzusu.
Avrupa'nın içinde bulunduğu yoksulluk.
Avrupalıların Doğu'nun zenginliklerini ele geçirmek istemesi.
Bugün pek çok tarihçi ve araştırmacı, ticaret yollarının kontrolünün, Haçlı Seferleri'nin esas nedeni olduğunu, diğer nedenlerin ise bu akınların yardımcı nedenleri olduğunu kabul eder.
 Birinci Haçlı Seferi 1095-1099
Kudüs'ün düşmesi

Kutsal Toprakların Fethi amacıyla başlatılan Birinci Haçlı Seferi'ndeki Antakya (Antiokheia) Kuşatması'nın (Ekim 1097-Haziran 1098) temsili maketinde Haçlı şövalyeleri.
Birinci Haçlı Seferi (1095-1099) katılan orduların miktarı ve sonuçları bakımından en önemli olan Haçlı Seferidir.[1] Bu sefer 1095 yılında Clermont'da toplanan kilise konsilinde Papa II. Urban (Urbanus) ve fanatik Keşiş Piyer (Pierre L'Ermit) tarafından teşvik edilmiştir. Bu sefer genellikle dalga dalga gelen bazıları sırf din aşkına savaşmayı gözüne alan çeşitli sınıftan halktan oluşan bir güruh halinde; diğerleri ise çok düzenli soylu kişiler tarafından profesyonel askerî birlik şeklinde komuta edilen ordularla gerçekleştirilmiştir.
Birinci Haçlı Seferi'nin genel olarak başlangıç ve üç ana safhadan oluştuğu kabul edilir.
Birinci Haçlı Seferi'nin 1095 yılında Clermont'da toplanan kilise konsilinde Papa II. Urban (Urbanus)tarafından başlatıldığı kabul edilmektedir. Ama bu sefere katılmak için Hristiyan Avrupa yüzeyinde propagandanın yapılması ve Haçlı askerlerinin toplanması bir yıldan fazla almıştır.
Birinci Haçlı Seferi'nin ilk ana safhasına Halkın Haçlı Seferi denilmiştir. Bu sefere katılan Haçlılar ordusu daha çok din aşkına savaşmayı göz almışlardan oluşmuştu. Haçlılar halk kitlelerine bağlılardan oluşmaktaydı; asiller ve profesyonel askerler bu sefere katılmamayı tercih etmişlerdi. Başlarında fanatik dindar Keşiş Piyer bulunmaktaydı. Bu Haçlılara arasında gayet çok sayıda hiç savaş deneyimi olmayan erkekler ve hatta çok sayıda tecrübesiz genç, çocuk ve kadın ihtiva etmekteydi. Bu grup Yalova civarında Selçuklu orduları tarafından yenilip imha edildi.
İkinci gruba Baronların Haçlı Seferi adı verilebilir; çünkü Avrupa soyluları tarafından komuta edilmiş ve profesyonel ağır zırhlı şövalyelerle donanmıştı. Komutanları arasında Aşağı Loren'li Godfrey de Bouillon, kardeşi Boulogne'lu Baudouin, kuzeni Bourg'lu Baudouin, Normandi Dükü Robert, Norman Taranto'lu Boemondo ve kuzeni Tancred, Toulouse Kontu IV. Raymond St Gilles, Flandra Kontu II. Robert, Fransız kralının kardeşi Vermandois'lı Hugh gibi Fransa'nın, Burgundi'nin ve Güney İtalya'nın önemli soylulari bulunmaktaydı. Avrupa'nın belirtilen alanlarında bu ordular toplanmaktayken özellikle Almanya'da Yahudiler aleyhine bir büyük pogrom başlatıldı. Bu Haçlı orduları iaşe ve hayvan yemi bulmak için yolları yakınlarında bulunan yerleşkelere büyük zararlar vermeye başladılar. Örneğin Macaristan'da verdikleri zararlar dolayısıyla oradaki idareci güçler bu Haçlı ordularına hücumlar yaptılar. Bu Haçlı ordusu Bizans İmparatoru tarafından Balkanlarda iaşe satın almak için pazarlar, kamp alanı ve, çoğu Türk dili konuşan, Peçenek asıllı paralı askerlerden oluşan Bizans ordusu tarafından refakat sağlanarak kontrol edilmeye çalışıldı. Kafile kafile Konstantinopolis'e erişen bu grup Haçlı ordusunda bulunan soylu Haçlı komutanlar Bizans İmparatoru I. Aleksios Komnenos'a sadakat yemini ettiler ve ellerine geçirecekleri eski Bizans topraklarını tekrar Bizans idaresine vereceklerine and içtiler. Bu Haçlı ordusu Bizans tarafından Anadolu'ya geçirildi ve yanlarına Tatikios adlı bir Türk asıllı Bizans generali komutasında bir Bizans refakat ve kılavuzluk ordusu verildi. Bu Haçlı ordusu mevcudu için çok değişik tahminler yapılmaktadır. İnanılır bir kaynağa göre 30.000 ile 70.000 arasında askerden ve 30.000 asker olmayan kamp takipçisinden oluşan bu ordu 10 Nisan'da yürüyüşe başlayıp önce Anadolu Selçuklu Devleti başkenti İznik'i kuşatıp eline geçirdi ve bu şehri Bizans idaresine terk etti. Sonra 1 Temmuz'da Eskişehir yakınlarında Anadolu Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan ile Dorileon Muharebesi'ne girişti ve bu muharebeyi kazandı. Bundan sonra I. Kılıç Arslan Anadolu'dan geçen Haçlı ordusu ile hiç askeri çatışmaya girmeden onların Anadolu'dan ilerlemelerini izleme stratejisine uydu. Bu Haçlı ordusu Anadolu'da Uluborlu (Polybotus), Yalvaç (Antioch-Pisidia), Akşehir (Philomelium), Ladik (Laodicea), Konya (Iconium), Ereğli (Hereclea), Kemerhisar (Tyana), Niğde (Augustapolis), Kayseri (Mazacha), Kahramanmaraş (Marash) yoluyla Antakya'ya indi. Buradan "Boulogne'lu Baudouin" Urfa üzerine giderek buradaki yerel Ermeni kralının evlatlığı ilan edildi ve hemen sonra onu öldürüp ilk Haçlı devleti olan Edessa Kontluğu devletini kurdu. Haçlı ordusu Antakya kuşatmasına başladı ve kale içinden Firuz adlı bir kişinin ihaneti üzerine, sonunda Antakya dış kalesini ellerine geçirdiler. Hemen sonra Büyük Selçuklu Devleti Musul Atabeyi Kerboğa'nın büyük ordusunu Antakya önünde yendiler. Burada da bir Haçlı devleti olarak Antakya Prensliği devletini kurdular ve Norman Beomondo ilk Antakya Prensi oldu. Haçlı ordusu Antakya'dan güneye inerek Haziran 1090'da Fatimi Devleti'nin elinde bulunan kutsal şehir saydıkları Kudüs kalesi önüne geldiler ve Kudüs Kuşatması'na başladılar. 15 Temmuz'da Kutsal Kudüs'ü ellerine geçirip oradaki Müslüman ve Yahudilerin hepsini öldürdüler.
Orada da bir Haçlı devleti olarak Kudüs Krallığı devletini kurdular ve ilk Kudüs Kralı olarak Godfrey de Bouillon'u seçtiler.
Askalon Muharebesi'inde Fatımileri yenerek Filistin'e iyice yerleştiler.
Bundan bir yıl sonra da Trablus-Şam şehrini ellerine geçirerek Trablus Kontluğu kurdular.
Böylece bu çok başarılı olduğu kabul edilen Birinci Haçlı Seferi'nin Baronların Haçlı Seferi safhası 1100 yılında Anadolu güneyi, Suriye, Lübnan ve Filistin'de Frank asıllı hükümdarları olan dört Haçlı devletinin kurulmasına yol açmış oldu.
Birinci Haçlı Seferi'nin üçüncü safhasında ise Filistin'de yerleşen Frank Haçlı'larına destek sağlamak için 1101'de Avrupa'dan ek Haçlı seferleri yapıldı. Bu seferler İstanbul'dan birbiri arkasından yürüyüşe geçen üç değişik sefer ordusu halindeydi:
Mayıs 1101'de İtalya'dan Lombardlar'dan oluşan İstanbul (Konstantinopolis)'e Milano Piskoposu Anselm idaresinde gelen ve Kudüs'ten İstanbul'a donmüş olan sefere deneyimli Raymond St Gilles komutası altına geçen 20.000 kişilik Haçlı ordusu beklenmedik bir şekilde Ankara'ya yöneldi; o şehri eline geçirip oradan Niksar'a doğru yöneldi. Ağustos'da Merzifon'da Anadolu Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan ve Danişmentoğlu ordusu ile yapılan bir muharebe sonucunda bu Haçlı ordusunun 4/5 i imha edildi ve kadınlar ve çocuklar esir olarak Türklerin eline geçti.
Haziran sonunda Nevers Kontu Giyom'un komutasında bulunan bir Fransız Haçlı sefer ordusu Ankara, Konya üzerinden Ereğli'ye ilerlemeye başladı. Bu Haçlı ordusu çok geçmeden bu yolu takip etmenin bir hata olduğunu anladı; çünkü önceki Baronlar Haçlı seferi yol etrafına sanki kıran getirmişti ve bu ordu iaşe ve hayvan yemi bulamamaktan bitik bir hale düştü. Anadolu Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan ve Danişment Gazi süvari ordularıyla Merzifon'dan Ağustos sonunda gelip Ereğli'de hemen hücuma geçerek bu orduyu da hemen imha etmek imkânını buldular. Bu ordunun komutanı Neversli Giyom bir Türk asıllı bir Bizans askerinden (Türkopol) klavuz bularak Antakya'ya erişmeyi başardı.
Bu orduyu bir hafta zaman gecikmesiyle Akitanya'ı Giyom idaresinde Fransızlar ve Baverya Dükü Wolf komutasına Almanlardan oluşan üçüncü bir Haçlı sefer ordusu takip etmekte idi. Bu Haçlı sefer ordusu askerleri ve asker olmayan kamp takipcileri de açlık ve özellikle susuzluktan tam harabe olarak yine Ereğli (Heraclea)'ya erişebildiler ve orada bulunduğunu gördükleri bir çay kaynağı göletine kendilerin atıp susuzluklarını giderdiler. Ancak bu göletin suları Selçuklular tarafından zehirlenmişti ve bu suyu içenler zehirlendiler. I. Kılıç Arslan ordusuyla da bu gölet yakınında pusuda beklemekteydi. Böylece bu üçüncü Haçlı sefer ordusu da, askerlerinin çoğu ölüp, yaşayanlar da esir alınıp, elimine edildi. Bu ordu komutanları Akitenyalı Giyom ile Baverya Dükü Wolf şahsen Antakya'ya kaçabilmeyi başardılar.
Bu 1101 tarihli ek Haçlı seferi öyle korkunç ve büyük bir fiasko sonuçlandı ki, bu seferin Avrupa dünyası tarafından tümüyle hemen hemen unutulmasına yol açmıştır.
İkinci Haçlı Seferi 1147-1149

İkinci Haçlı Seferi 1147-1149 yılları arasında gerçekleşti. Musul Atabeyi I. İmadeddin Zengi'nin 1144 yılında Urfa'yı ele geçirerek bir Haçlı devleti olan Urfa Kontluğu'na son vermesi üzerine Haçlılar Avrupa'dan yardım istediler. Almanya İmparatoru III. Konrad ve Fransa Kralı VII. Louis, ordularının başına geçerek İkinci Haçlı seferi'ni başlattılar ve Anadolu'ya girdiler.
Ancak, Anadolu Selçuklu sultanı I. Rükneddin Mesud ve Halep Atabeyi Nureddin Mahmud Zengi başta olmak üzere her yerde Türk ordularının direnci ile karşılaştılar. Sonuçta çok küçük bir birlik ile Kudüs'e ulaştılar. Birinci Haçlı Seferi sırasında kurulmuş bir Haçlı devleti olan Kudüs Krallığı'ndaki Hristiyanlarla birleşerek Suriye'yi ele geçirmek istediler. Bu girişim başarılı olamayınca ülkelerine döndüler. İkinci Haçlı Seferi ilkinin aksine Haçlılar açısından tam bir başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
Üçüncü Haçlı Seferi 1189?1192
Üçüncü Haçlı Seferi 1189-1192 yılları arasında gerçekleşti. Selahaddin Eyyubi'nin 1187 yılında Kudüs'ü tekrar ele geçirmesi üzerine Alman İmparatoru Friedrich Barbarossa, 100.000 kişilik bir ordu ile Anadolu'ya girdi. Fransa Kralı II. Filip ve İngiltere Kralı Aslan Yürekli Richard Akdeniz yoluyla Akka'ya çıktılar ve şehri zaptettiler. İngiltere Kralı Aslan Yürekli Richard birkaç defa Küdüsü ele geçirmek için hücumda bulundu ise de Selahattin Eyyubi'nin gayet başarılı taktikleri dolayısıyla Kudüs'ü tekrar Haçlılar eline geçirmeyi başarmadı. Bu olay Selahattin Eyyubi'nin İslam aleminde önemini artırıp sevilmesine neden oldu.
Üçüncü Haçlı Seferinde Almanlar

Alman ordusu, 1189 Mayıs ayında Resenburg'dan yola çıktı. Friedrich Barbarosso'nun yanında vasalları ve oğlu Schwaben kontu Friedrich von Schwaben bulunuyordu. Almanların, Macaristan'dan geçişleri sorunsuz oldu. Macar kralı Bela, onlara her türlü yardımda bulundu fakat Almanlar, 23 Haziran'da Tuna'yı geçip Bizans arazisine girdiklerinde sorunlar başladı. İmparator, ülkesi içinde var olan olumsuz şartlar dolayısıyla Almanların gelişinden tereddüt içindeydi. Kıbrıs'ta ve Çukurova'da sorunlar vardı ve Anadolu'daki Türkler, çok büyük bir tehlike arz ediyorlardı. Bu yüzdendir ki, II. Isaakios'un Selahaddin Eyyubi ile anlaşması, Hıristiyanlığa zarar vermek amaçlı değil, Selçuklu yükselişine engel olmak amacına yönelikti. Fakat Kudüs'teki kutsal yerlerin himayesi Ortodoks kiliseye geçince imparator, yine de tepkilere maruz kalmıştır.
Almanlar, Alaşehir'e ulaştıklarında halk, önce Almanlara iyi davranmış fakat sonraları ordunun artçılarını soymaya çalışmıştır. Alman ordusu, Miryokefalon (Karamıkbeli) mevkiinden geçerken 3 Mayıs'ta Türklerle küçük bir çatışma yaşandı. II. Kılıcarslan, daha önce Anadolu'dan geçerken Almanlara yardım vaat etmişti. Fakat Almanları bir miktar yıpratmayı da ihmal etmedi. Açlık, susuzluk ve Türklerin okları, Almanlara kayıp verdirmeye başladı. Alman ordusu, 17 Mayıs'ta Konya'ya ulaştıklarında II. Kılıcarslan, Konya'yı kısmen boşaltmıştı. Sultanın oğlu Kutbeddin ile Haçlılar arasında şiddetli bir çarpışma yaşandı ve Friedrich Barbarosso, Konya'ya girdi ise de burada fazla kalmadı. Meram'da biraz dinlendikten sonra Almanlar, yollarına devam ettiler. Alman ordusu, Toros Geçidi'nden Silifke'ye doğru yol alırken Almanların yürüyüş haberi, Selahaddin Eyyubi'ye ulaşmıştı ve bu haberi verenler de Ermenilerdi. 10 Haziran 1190'da Silifke Ovası'na inen Haçlılar, burada büyük bir felakete maruz kaldılar. Çünkü Friedrich Barbarosso, serinlemek için girdiği nehirde boğularak öldü.
İngiliz ve Fransızların Üçüncü Haçlı Seferine Katılması

İngiltere ve Fransa yıllarca savaş halinde olduklarından her iki ülke de yeni bir Haçlı seferini düşünemezdi. Fakat İngiltere ve Fransa kralları Ocak 1188'de Normandiya sınırındaki Gisors'da barış müzakerelerinde iken Sur başpiskoposu Josias da oraya ulaşmıştı. Onun yaptığı etkili konuşmalar sayesinde iki kral ve yüksek rütbeli kimseler, Haçlı seferine katılma vaadinde bulundular. Her iki kraldan biri, yola çıktığı zaman birinin, diğerinin topraklarına saldırma ihtimali bulunduğundan kralların aynı anda sefere çıkmalarına, Fransızların kırmızı, İngilizlerin beyaz ve Flaman birliklerinin de yeşil haç taşımalarına karar verildi. II. Henry, Alman imparatoruna, Macar kralına ve Bizans imparatoruna mektuplar yazarak Kudüs'ü kurtarmak azmiyle yola çıktığı için, içinden geçeceği bu ülkelerde kolaylık istedi. Daha önce yardım çağrısında bulunan Antakya patriğine de Kudüs'e doğru yola çıktığı haberini gönderdi. Nihayet sefer kararı alınmıştı. Bundan sonra İngiltere ve Fransa'da seferin mali yönünü karşılamak için Selahaddin Öşrü denen ve sefere katılmayanların gelirlerinin onda birini kapsayan vergi yürürlüğe kondu. Sûr başpiskoposu Josias, Avrupa'daki bu gelişmeler üzerine büyük umutlarla ülkesine döndü.
Fransa kralı II. Filip , sakin bir yolculuktan sonra 14 Eylül'de Messina'ya sakin bir giriş yaptı. İngiltere kralı Richard ise donanmadan ayrı, kara yolunu tercih etmişti ve 3 Ekim'de Messina'ya ulaştı. Richard, İtalya içlerinden geçerken Sicilya kralı Tancredi'nin, kız kardeşine yaptığı haksızlıklar konusunda bir şeyler duymuştu. Belki bunun da etkisiyle Messina'ya girişi daha bir gösterişli ve gövde gösterisi şeklinde oldu. Tancredi, iktidara gelince kralın dul eşi Giovana'nın elinden has arazisini alarak kendisini hapis tutmuştu. Ayrıca II. 'nin, kayın pederi II. Henry'ye verilmek üzere bıraktıklarını Richard almak istiyordu. Bu durumda Richard'ın gelişi doğal olarak Tancredi'yi korkuya düşürdü. Tancredi, Joanna'yı serbest bırakıp arazilerini geri verdi ve Joanna'yı ağabeyinin yanına gönderdi fakat Richard'ın öfkesi geçmemiş olacak ki etrafa birlikler göndererek yağmada bulundu. 3 Ekim'de şehir dışında İngiliz askerleriyle bir grup Messinalının arasında çıkan kavga ise daha büyük olaylara sebebiyet verdi. Philippe Auguste'ün de araya girmesiyle anlaşmaya çalışılırken halktan bir takım insanın, kral Richard'a küfretmesi, bardağı taşıran son damla oldu. Sonucunda İngilizler, Messina'yı zapt edip yağmaladılar. Sükûn ortamı Tankred'in, Richard'a kalan mirası vermesiyle sağlandı ve 8 Ekim'de Tankred ile Richard arasında anlaşmaya varıldı.
Kral Richard'ın yolculuğu, fırtına yüzünden daha olaylı geçti. Şiddetli rüzgâr dolayısıyla donanma birbirinden ayrıldı. Joanna ve Berengaria'nın bulunduğu gemi, Kıbrıs'a doğru sürüklendi ve karaya oturdu. Kıbrıs'a hâkim olan ve Bizans'a isyan halinde bulunan Isaakios Dukas Komnenos, büyük bir hataya imza atarak Joanna'nın ve Richard'ın nişanlısı Berengaria'nın mallarını müsaadere etti. Richard, haliyle bu duruma çok öfkelendi. 8 Mayıs'ta Kıbrıs'a gelen Richard'a, Isaakios Dukas, mukavemet edemeyeceğini anlamıştı. Bunun için Kilani Kasabası'na çekildi. Fazla bir direnişle karşılaşmayan Richard, Kıbrıs Adası'nı zapt etti ve Berengaria ile nikâhı da burada 12 Mayıs'ta kıyıldı. Richard, Kıbrıs'ta bulunurken Philippe Auguste ve Filistin asilzadelerinin, Akkâ önüne bir an önce gelmesi için gönderdikleri haberler ulaştı. 5 Haziran 1191'de Magosa'dan yola çıkan Richard, 8 Haziran 1191'de Akkâ'ya vardı.
Dördüncü Haçlı Seferi 1202?1204

Dördüncü Haçlı Seferi 1202-1204 yılları arasında gerçekleşti. Papa III. Innocentius, Kudüs'ü kurtarmak maksadıyla; tüm Avrupa'yı sefere davet etti. Toplanan ordunun emir komutası İtalyan Bonifacio'ya verildi. Ordunun Mısır'a çıkması planlandı ve Venedik Haçlı ordusunu ücret karşılığı taşımak için özel bir filo gemi hazırladı.
Ancak Haçlılar bu nakliye ücretini karşılayamayınca bu sefere iştirak eden yaşlı Venedik Dükü Enriko Dandolo isteği ile önce Zara'ya ve sonra da Bizans İmparatorluğu tahtına geçmek isteyen sabık imparator II. İsaakios Angelos'un genç oğlu Aleksios Angelos imparatorluğa geçince ücreti karşılamak için yardım etme vaadi vermesiyle Konstantinopolis'e yöneldi. Haçlı orduları once 1203de sehri kuşattıktan sonra şehre girerek II. İsaakios Angelos ve IV. Aleksios Angelos'u imparator ilan ettirdiler ve Galata civarına geri çekilip yeni imparatorların yardımını beklediler.
Fakat yeni imparatorlar mali kaynak bulamadılar ve Konstantinopolis halkınin da Latinlerin devamlı karışmalarından hoşnutsuzluğu yüzünden isyan çıktı. Bir komplo ile V. Aleksios Dukas imparator oldu ve Haçlıların meşru imparator saydıkları IV. Aleksius Angelos öldürüldü. Bu nedenle ve Enrico Dandolo'nun teşvikiyle Haçlı Ordusu Konstantinopolis'e hücum ederek 12 Nisan 1204de sehri işgal etti.
Dördüncü Haçlı Seferinin diğer Haçlı Seferlerinden farkı güya tek elden emir komuta altında olmasıydı ve denizden Mısır'a ve oradan Filistin'e gitmek hedefliydi. Fakat Venedik Dükü tarafindan Kudüs yerine Konstantinopolis'e yöneltildi; karışıklıklardan dolayı Konstantinopolis işgal edildi. Kuşatma sirasinda büyük bir kismi zaten yakılan şehir tümüyle talan edilip yıkıldı ve şehrin birçok kıymetli eserleri ya Avrupa'ya götürüldü veya ortadan kayıp oldu. Ortodoks Hristiyan olan Bizans İmparatorluğu yerine Frank asıllı hükümdarlar altında bir Katolik Hristiyan Latin İmparatorluğu kuruldu. Bu seferden en kazançlı çıkan Venedikliler oldu ve Akdeniz'in ve Ege Denizi'nin önemli liman ve adaları gemilerinin nakliye ücreti karşılığı Venedik'e verildi. Fakat bu Latin İmparatorluğu fazla yaşamadı (1204-1261).
1261 yılında Bulgarların ve Konstantinopolis'in Latinler eline geçtikten sonra Nikaia'da kurulan İznik Rum İmparatorluğu'nun hücumları sonucu yıkıldı. Bu devletin Bizans İmparatoru adını taşıyan hükümdarı VIII. Mikhail Palaiologos tekrar Konstantinopolis'e gelerek gerçek Bizans İmparatoru oldu.
Çocuk Haçlı Seferleri 1212

Bunların dışında 1212'de, tam doğru yorumlanmayan, sadece çocukların katıldığı bir seri Çocukların Haçlı Seferleri adı verilen seferler düzenlenmiştir. Bu seferler Fransa'da ve Almanya'da yaşayan ve Müslümanlara karşı kışkırtılıp Haçlı Seferine çıkmaya zorlanan halkın coşkusundan etkilenen çocukların organize olmalarına atıflıdır. Bu organizasyonlardan haberdar olan Papa III. Innocentius bu çocuk organizayonlarını Haçlı seferine katılmayan daha yaşlıların değersizliğini tanrının kınamasının bir nişanesi olarak yorumlamıştı. Fransa'da organize olan çocukların başında "Stephen" adlı bir çocuk bulunmaktaydı ve 30.000 kadar sayıda çocuk bu organizasyona katılmayı kabul etmişti. Almanya'da organize olan çocuk sayısı ise 7.000 civarında olup liderleri "Nicholas" adlı bir çocuktu. Bu organize olan çocuk grupları Kutsal Toprakların yakınlarına bile varamadan ortadan kaybolmuşlardır. Bir kısım çocuklar ailelerine geri dönmüşler; diğerleri yolda bulunan hristiyanların yanlarına yerleşmişler; diğerleri ya deniz kazasından ya da açlıktan ölmüşlerdir. Bir kısmını bekleyen en fena akıbet ise Venedikli tacirler tarafından Mısır'a veya Mağrıp'e götürülerek köle olarak satılmaları olmuştur.
SONUÇLAR:

Siyasi Sonuçlar:
-Seferler sırasında binlerce senyör ve şövalye öldü. Sağ kalanların bir kısmı da topraklarını kaybetti. Böylece feodalite rejimi zayıfladı.
-Merkezi krallıklar, güç kazanmaya başladılar.
-Feodalitenin zayıflamasıyla köylüler, çeşitli haklar elde ettiler.
-Türklerin batıya doğru ilerleyişleri bir süre için durdu.
-Bizans, Batı Anadolu'daki toprakların bir kısmını ele geçirdi.
-Haçlılar ile yapılan mücadeleler, İslam Dünyası'nı, Moğol saldırıları karşısında güçsüz bıraktı.
-Avrupalılar, İslam Medeniyeti'ni yakından tanıdılar.

Ekonomik Sonuçlar:
-Doğu-batı ticareti gelişti.
-Marsilya, Cenova, Venedik gibi Akdeniz limanları önem kazandı.
-Avrupalılar, dokuma, cam ve deri işleme sanatını öğrendiler.
-Papaların ve kralların seferlere mali destek sağlamak için İtalyan bankerlerine başvurmaları, bankacılığı geliştirdi.
-Avrupa'da hayat standartları yükseldi. Ticaretle uğraşmaya başlayan şehir halkı, zenginleşerek burjuva sınıfını oluşturdular.
-Anadolu, Suriye ve Filistin, ekonomik bakımdan zarar gördü.
Teknik Sonuçlar:
-Avrupa pusula, barut, kâğıt ve matbaanın yanında matematikle de tanışmış ve dolayısıyla Rönesansın kapısı aralanmıştır.
-El-Harezmi'nin özellikle cebir üzerine eserleri Avrupaya götürülmüş ve bu sayede Avrupalılar ikinci dereceden denklemleri nasıl çözmeleri gerektiğini görmüşlerdir.
-Yine El-Harezmi'nin eserleri sayesinde Avrupalılar sıfır sayısı ile tanışmıştır ki bu daha sonradan yapısında sıfır'ı barındırmayan Roma Rakamlarının elenmesini ve bunun yerine bugün bütün dünyanın kullandığı ve Arap rakamları olarak adlandırdığı (0,1,2,3,4,5,6,7,8,9) rakam sisteminin kullanılmaya başlanmasını beraberinde getirmiştir (İngilizcedeki "Zero" ve Almancadaki "Ziffer" ifadeleri Arapçadaki sıfır ifadesinden türetilmiştir).
-El-Harezmi'nin bütün Batı bilim dünyasına etkisi o kadar büyük olmuşturki ALGEBRA kelimesi bir kitabının başlığındaki "Al-Jabr" kelimesinden, ALGORİTMA ifadesi ise onun isminin değişik telaffuzundan türetilmiştir.
-Bizans'ın eserleri Avrupa'ya kaçırıldı.
Kaynak:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Ha%C3%A7l%C4%B1_Seferleri
http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/101726.jpg
https://imageshack.us/a/img526/7816/hacli2xu0.jpg
https://imageshack.us/a/img526/7816/hacli2xu0.jpg
« Son Düzenleme: 09 Şubat 2014, 14:49:44 Gönderen: kilical12333 »
Özgürlüğünü güvenliği için feda edenler hiçbirini hak etmiyordur.

Çevrimdışı EßÛ DüCaNE__

  • Level 8
  • İleti: 359
  • Dr. Şehid Alim Abdullah AZZAM
Ynt: HAÇLI SEFERLERİ ve AMAÇLARI
« Yanıtla #1 : 02 Şubat 2014, 00:51:25 »
eğer türkler bizansı tepelemeseydi haçlı seferleri diye bir şey de olmazdı. dolayısıyla o kadar müslümanın kanı da ortadoğuda caddeleri boyamazdı. belki de türkler o zamanın papasıyla işbirliği içerisinde idiler. papa ortadağıya hakim olabilmek için türkleri kullanmış da olabilir mesela...


 pff* pff* pff*
"Ellerindeki basit silahlarla modern silahlara karşı savaşan cesur Afgan özgürlük savaşçılarını seyretmek özgürlüğü seven kimseler için bir ilhamdır. Onların cesaretleri bize bu dünyada savunmaya değer şeyler olduğu yönünde büyük bir ders vermektedir. Afgan halkına, tüm Amerikalılar adına şunu söyleyebilirim sizin kahramanlığınıza, sizin özgürlüğe olan adanmışlığınıza ve sizin size zulmedenlere karşı kesintisiz mücadelenize hepimiz hayranız".
 
1983'de Afganistan'a Rus birlikleri gönderildiğinde Ronald Reagan'ın açıklaması

Çevrimdışı alboratunay

  • Level 10
  • İleti: 1331
  • Savaş . Yağmala . İstila et . Yok et .
Ynt: HAÇLI SEFERLERİ ve AMAÇLARI
« Yanıtla #2 : 02 Şubat 2014, 01:03:18 »
eğer türkler bizansı tepelemeseydi haçlı seferleri diye bir şey de olmazdı. dolayısıyla o kadar müslümanın kanı da ortadoğuda caddeleri boyamazdı. belki de türkler o zamanın papasıyla işbirliği içerisinde idiler. papa ortadağıya hakim olabilmek için türkleri kullanmış da olabilir mesela...


 pff* pff* pff*

Çoğu söylediğin doğru fakat , ortadoğuda ne kadar Müslüman kanı döküldüyse iki misli Hristiyan kanı da döküldü :)
Güçlü ol . Ama güçlü olduğun için hak etmeyeni ezme .

Çevrimdışı Dark Heart

  • Level 12
  • İleti: 3269
Ynt: HAÇLI SEFERLERİ ve AMAÇLARI
« Yanıtla #3 : 03 Şubat 2014, 20:50:30 »
eğer türkler bizansı tepelemeseydi haçlı seferleri diye bir şey de olmazdı. dolayısıyla o kadar müslümanın kanı da ortadoğuda caddeleri boyamazdı. belki de türkler o zamanın papasıyla işbirliği içerisinde idiler. papa ortadağıya hakim olabilmek için türkleri kullanmış da olabilir mesela...


 pff* pff* pff*
Söylediklerine bir nebze katılsamda Bizans'ı bitirmeseydik onlar bizi bitirecekti. Yani senin dediğin olay şuna BENZİYOR :

İsal'den kurtulayım derken kabus olmaya  pff*

Çevrimdışı The Enemy

  • Level 11
  • İleti: 2961
  • Legio I Victrix
Ynt: HAÇLI SEFERLERİ ve AMAÇLARI
« Yanıtla #4 : 03 Şubat 2014, 20:53:31 »
Türkler Bizans'ı tepelemeseydi, İslam Arap yarımadasında sıkışıp kalırdı. Ha İslam'a geçiş olmaz mıydı olurdu ama o kadarda hızlı olmazdı ve müslümanlar daha da ezilirdi. Ayrıca Ebu_Ducane savaşta ölenlerin şehit olduğunu bildiğin halde neden öyle birşey dedin?

Çevrimdışı Dark Heart

  • Level 12
  • İleti: 3269
Ynt: HAÇLI SEFERLERİ ve AMAÇLARI
« Yanıtla #5 : 03 Şubat 2014, 21:10:32 »
Papalar falan mason zaten mümkün,azcık AC oynayın,oynayın derken kökenleri araştırın!!

Spoiler
[close]

Çevrimdışı The Enemy

  • Level 11
  • İleti: 2961
  • Legio I Victrix
Ynt: HAÇLI SEFERLERİ ve AMAÇLARI
« Yanıtla #6 : 03 Şubat 2014, 21:14:38 »
Sen AC'yi daha bilgisayarına yüklerken ben rehber hazırlıyodum.

Çevrimdışı Dark Heart

  • Level 12
  • İleti: 3269
Ynt: HAÇLI SEFERLERİ ve AMAÇLARI
« Yanıtla #7 : 03 Şubat 2014, 21:24:09 »
Sen AC'yi daha bilgisayarına yüklerken ben rehber hazırlıyodum.
Bende senaryoyu yazıyordum...

Çevrimdışı Gemieee

  • Level 8
  • İleti: 347
Ynt: HAÇLI SEFERLERİ ve AMAÇLARI
« Yanıtla #8 : 03 Şubat 2014, 22:23:41 »
Adamlar üşenmemiş taa nereden kalkıp savaşa gelmişler. pff*

Çevrimdışı The Enemy

  • Level 11
  • İleti: 2961
  • Legio I Victrix
Ynt: HAÇLI SEFERLERİ ve AMAÇLARI
« Yanıtla #9 : 03 Şubat 2014, 22:26:57 »
Geldikleri gibi geri dönmüşler.

Çevrimdışı Gemieee

  • Level 8
  • İleti: 347
Ynt: HAÇLI SEFERLERİ ve AMAÇLARI
« Yanıtla #10 : 03 Şubat 2014, 22:41:41 »
Bunlar alsa belki daha iyi olurdu.Şimdi yahudiler at koşturuyor.

Çevrimdışı Dark Heart

  • Level 12
  • İleti: 3269
Ynt: HAÇLI SEFERLERİ ve AMAÇLARI
« Yanıtla #11 : 03 Şubat 2014, 22:43:22 »
Aynen ha,bu günün İsrailini sevmiyoruz fakat kimse demiyor ki benim atam Yahudilerin yaşamasını sağladı diye,işte aşırı milliyetçi duygusu kör ediyor insanı -_-

Çevrimdışı Faramir

  • Level 12
  • İleti: 3321
  • ???? ?????, ???? ???????, ???? ?????
    • Ege Tanıl Blogspot
Ynt: HAÇLI SEFERLERİ ve AMAÇLARI
« Yanıtla #12 : 03 Şubat 2014, 22:46:47 »
Bunlar alsa belki daha iyi olurdu.Şimdi yahudiler at koşturuyor.

Aynen Yahudi ve Arapların Olmasındansa Bence Batılıların Olması Daha İyi Olurdu....
Bütün savaşlar, önce insanın zihninde kazanılır.
Jeanne D'Arc

Çevrimdışı Tanrıdağlı

  • Level 5
  • İleti: 87
  • Tanrıdağı Kadar TÜRK! Hira Dağı Kadar Müslüman!
Ynt: HAÇLI SEFERLERİ ve AMAÇLARI
« Yanıtla #13 : 03 Şubat 2014, 22:51:05 »
Aynen ha,bu günün İsrailini sevmiyoruz fakat kimse demiyor ki benim atam Yahudilerin yaşamasını sağladı diye,işte aşırı milliyetçi duygusu kör ediyor insanı -_-
Ben mesela senin dediğin "aşırı milliyetçi" taraftayım galiba  tebessum* ama ben diyorum gayet benim atalarım Yahudiye de evini açmış, Hristiyana da diye, ben Yahudi'nin kendisine düşman değilim ki, siyonist emellerine, Filistinlilere ettiklerine, kendilerini Yahudi oldukları için üstün gören düşüncelerine karşıyım. Benim toprağımda hak iddia ederse, benim devletime göz dikerse elimi gırtlağında bulur ama Hristiyan zulmünden kaçıp ailesiyle devletime sığınmışsa buyursun gelsin, ibadetinide etsin. Ben nazi değilim ki adamları toplayıp yakayım gazlayayım  tebessum*
İsrail devletine, Yahudi ve Siyonist hedeflerine düşmanım, masum olanı sesini çıkartmamak şartıyla yaşamını sağlasın.





Çevrimdışı Dark Heart

  • Level 12
  • İleti: 3269
Ynt: HAÇLI SEFERLERİ ve AMAÇLARI
« Yanıtla #14 : 03 Şubat 2014, 22:53:53 »
Seninkisi aşırı milliyetçilik değil,bizde öyle düşünüyoruz,fakat bazı kişiler varki Osmanlının İberden kaçan Yahudilere yardım ettiğini,resmi kaynaklar olmasına rağmen ret edebilir. Yani aşırı milliyetçi falan yok efendim benim atam şöyledir bunu yapmaz demek oluyor  pff*

Çevrimdışı Tanrıdağlı

  • Level 5
  • İleti: 87
  • Tanrıdağı Kadar TÜRK! Hira Dağı Kadar Müslüman!
Ynt: HAÇLI SEFERLERİ ve AMAÇLARI
« Yanıtla #15 : 03 Şubat 2014, 22:57:54 »
Seninkisi aşırı milliyetçilik değil,bizde öyle düşünüyoruz,fakat bazı kişiler varki Osmanlının İberden kaçan Yahudilere yardım ettiğini,resmi kaynaklar olmasına rağmen ret edebilir. Yani aşırı milliyetçi falan yok efendim benim atam şöyledir bunu yapmaz demek oluyor  pff*
Tabi, o zaman reddedenler körleşmiş dediklerin anladım  tbr*





Çevrimdışı The Enemy

  • Level 11
  • İleti: 2961
  • Legio I Victrix
Ynt: HAÇLI SEFERLERİ ve AMAÇLARI
« Yanıtla #16 : 03 Şubat 2014, 23:03:23 »
O topraklarda Müslümanlardan ve Hristiyanlardan önce Yahudiler vardı. Siz "biz onlara evimizi açtık" gibisinden şeyler söylüyorsunuz ama onların Kudüs'e girmelerini Allah söylüyor. Yani herkesten önce onlar vardı. Fikirleri doğru değil ama dediklerim doğru.

Çevrimdışı Dark Heart

  • Level 12
  • İleti: 3269
Ynt: HAÇLI SEFERLERİ ve AMAÇLARI
« Yanıtla #17 : 03 Şubat 2014, 23:05:00 »
Peki Kudüsten kovulduklarını sonra Bayezit tarafından olsa gerek tekrar evlerine döndüklerini sen biliyor musun :D

Çevrimdışı The Enemy

  • Level 11
  • İleti: 2961
  • Legio I Victrix
Ynt: HAÇLI SEFERLERİ ve AMAÇLARI
« Yanıtla #18 : 03 Şubat 2014, 23:08:10 »
Biliyorum bruderim, ilkokul çağlarındayken okurdum. Ben sizin "onlar orda olmasalardı" gibisinden sözlerinize karşı söyledim.

Çevrimdışı Dark Heart

  • Level 12
  • İleti: 3269
Ynt: HAÇLI SEFERLERİ ve AMAÇLARI
« Yanıtla #19 : 03 Şubat 2014, 23:14:07 »
Laf mı soktun ? Laf mı soktu beyler ?  pff*