Konu: Hadi beyler her telden beğendiğiniz şiirleri yazın.  (Okunma sayısı 2233 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Eminnn

  • Level 11
  • İleti: 2339
  • ( ALLAH ) için yaşar, ( ALLAH ) için ölürüz.
                                                                Türkülerim dalgalanıyor

Dertler İçinde Gönül Kavgalanıyor,
Bir Aydınlık Yarına Sevdalanıyor,
Haine Eğilmek oLur mu Gardaş,
Türkülerim Bayrak olmuş DALGALANIYOR,,,

Dalgalanıyor Dalganıyor,Türkülerim Dalga Dalga Dalgalanıyor,
Dalgalanıyor Dalganıyor,Türkülerim Dalga Dalga Dalgalanıyor
Haine Karşı,Zalime Karşı,Coştu Yine Yürek Kavgalanıyor,
Haine Karşı,Zalime Karşı Türkülerim Dalga Dalga Dalganıyor...

Şafaklar Sökende Dağlara Karşı,
Düştü Namertlerin Kanlı Süngüsü,
Yine Şahlanıyor Küheylan Gibi,
Delikanlıların Yiğit Türküsü...

Dalgalanıyor Dalganıyor,Türkülerim Dalga Dalga Dalgalanıyor,
Dalganıyor,Türkülerim Dalga Dalga Dalgalanıyor
Haine Karşı,Zalime Karşı,Coştu Yine Yürek Kavgalanıyor,
Haine Karşı,Zalime Karşı Türkülerim Dalga Dalga Dalganıyor...

Ahmet ŞAFAK
Seddi aşacağız,
        Güneş 'in zaptı yakın.
 
   Baba I. Emin

Çevrimdışı kingGOLDBERG

  • Level 9
  • İleti: 967
  • Alae İacta Est
Ynt: Hadi beyler her telden beğendiğiniz şiirleri yazın.
« Yanıtla #1 : 01 Mayıs 2011, 02:34:14 »
Yetmiş yılda bir gelen
Halley yıldızısan sen
Urfa’mızın hoyratı
Neyzen’in sazısan sen

Ceddin İbrahim gibi
Cömert olmuş Allah’ım
Her şeyi vermiş sana
İbrahim Tatlıses’sin sen

Atina’dan Kudüs’ten
Tel Aviv’den esersen
Savaş çığlıklarını
Mesneviyle kesersen

Mehterimi yeniden
Çaldırıp Haçlılar’a
Türkümüzü Yunan’a
Alman’a dinletensen

Seni sevmeyen de yok
Sözünü etmeyen de yok
Biliyem etrafında
Dalkavukların pek çok
Meyvesiz ağaçları

İnan kimse taşlamaz
Sen teksin bu alemde
Başka bir İbrahim yok

Adıy yanlış çağırıp
İbo diyen “lal” ola
Arkandan konuşanlar
Zar-u bimecal ola

Elbet sen de fanisen
Göçüp gidersen bir gün
Tenin toprak olanda
Şanın ebedi kala…

İbrahim Tatlıses'e İthaf..   Söz: Çetin Özdemir
« Son Düzenleme: 01 Mayıs 2011, 02:35:01 Gönderen: kingGOLDBERG »

Çevrimdışı CReSTo

  • Level 9
  • İleti: 828
  • Hakkımda Bilgin yoksa Fikrin de olmasın!
Ynt: Hadi beyler her telden beğendiğiniz şiirleri yazın.
« Yanıtla #2 : 01 Mayıs 2011, 03:21:39 »
Sessizce seviyorum seni
Söylesemde de duymazsın zaten
Senin gözlerin gibi bakıyorum sana
Senin sana bakmadığın gibi
Dokunmuyorum
Zaten tutmak istesemde yapamam
Kıyamam sana...
Dokunduğumda öleceksin,biliyorum
O yüzden SENİ hep bir camın ardından
SEVİYORUM...

İbrahim T.

daha birçokları için bana gelebilirsiniz. tbr*

Gidiyorum artık gecenden
Benden bahsetme gelen yıldızlara
Gittiğimi bilmesinler
Yokluğumla seni üzmesinler
Soran olursa beni
Kalbini göster
İşaret parmağın dudaklarını kessin
Herkes göğsünde uyuduğumu bilsin


İbrahim T.
« Son Düzenleme: 01 Mayıs 2011, 03:22:19 Gönderen: CReSTo »

Çevrimdışı Eminnn

  • Level 11
  • İleti: 2339
  • ( ALLAH ) için yaşar, ( ALLAH ) için ölürüz.
Ynt: Hadi beyler her telden beğendiğiniz şiirleri yazın.
« Yanıtla #3 : 01 Mayıs 2011, 04:06:07 »
Güzeller. Face' ye atarım.

                                                                             Çoban Çeşmesi

Derinden derine ırmaklar ağlar,
Uzaktan uzağa çoban çeşmesi,
Ey suyun sesinden anlıyan bağlar,
Ne söyler şu dağa çoban çeşmesi.

"Göynünü Şirin'in aşkı sarınca
Yol almış hayatın ufuklarınca,
O hızla dağları Ferhat yarınca
Başlamış akmağa çoban çeşmesi..."

O zaman başından aşkındı derdi,
Mermeri oyardı, taşı delerdi.
Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi.
Değdi kaç dudağa çoban çeşmesi.

Vefasız Aslı'ya yol gösteren bu,
Kerem'in sazına cevap veren bu,
Kuruyan gözlere yaş gönderen bu...
Sızmadı toprağa çoban çeşmesi.

Leyla gelin oldu, Mecnun mezarda,
Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda,
Ateşten kızaran bir gül ararda,
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi,

Ne şair yaş döker ne aşık ağlar,
Tarihe karıştı eski sevdalar.
Beyhude seslenir, beyhude cağlar,
Bir sola, bir sağa çoban çeşmesi...

Faruk Nafiz Çamlıbel
Seddi aşacağız,
        Güneş 'in zaptı yakın.
 
   Baba I. Emin

Çevrimdışı Eminnn

  • Level 11
  • İleti: 2339
  • ( ALLAH ) için yaşar, ( ALLAH ) için ölürüz.
Ynt: Hadi beyler her telden beğendiğiniz şiirleri yazın.
« Yanıtla #4 : 22 Aralık 2011, 16:19:31 »
Seni bende, beni sende arayorlar,
Beni senden, seni benden tanıyorlar,
Bir birim gibiyiz tümünün gözünde,
Yarım'larımızı bütün sanıyorlar.

Özdemir Asaf / Bir-Bir
Seddi aşacağız,
        Güneş 'in zaptı yakın.
 
   Baba I. Emin

Çevrimdışı Abd

  • Level 11
  • İleti: 2248
Ynt: Hadi beyler her telden beğendiğiniz şiirleri yazın.
« Yanıtla #5 : 22 Aralık 2011, 16:36:08 »
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma' bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım;
Fışkırır  rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!



Mehmet Akif Ersoy / İstiklal Marşı 

Çevrimdışı Eminnn

  • Level 11
  • İleti: 2339
  • ( ALLAH ) için yaşar, ( ALLAH ) için ölürüz.
Ynt: Hadi beyler her telden beğendiğiniz şiirleri yazın.
« Yanıtla #6 : 22 Aralık 2011, 16:38:01 »
Çanakkale Şehitlerine
Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı'
Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,
Avusturalya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlahi o metin istihkâm.

Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedi serhaddi;
'O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme' dedi.
Asım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
'Bu, taşındır' diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.
 

Mehmet Akif ERSOY
Seddi aşacağız,
        Güneş 'in zaptı yakın.
 
   Baba I. Emin

Çevrimdışı lamuerte

  • Level 11
  • İleti: 2593
Ynt: Hadi beyler her telden beğendiğiniz şiirleri yazın.
« Yanıtla #7 : 22 Aralık 2011, 16:58:37 »
bu devirde herkes hep ben der
kimi gönülden kalender
yaşam dediğin böyle işte
altını şer incisi ker

Çevrimdışı Eminnn

  • Level 11
  • İleti: 2339
  • ( ALLAH ) için yaşar, ( ALLAH ) için ölürüz.
Ynt: Hadi beyler her telden beğendiğiniz şiirleri yazın.
« Yanıtla #8 : 22 Aralık 2011, 18:16:34 »
Havasına suyuna taşına toprağına

Bin can feda bir tek dostuma

Her köşesi cennetim ezilir yanar içim

Bir başkadır benim memleketim

Lay Lay...

Anadolum bir yanda yiğit yaşar koynunda

Aşıklar destan yazar dağlarda

Kuzusuna kurduna Yunusˊuna Emrahˊa

Bütün Alem kurban benim yurduma

Lay Lay...

Mecnunˊa Leylaˊsına erişilmez sırrına

Sen dost ararsan koş Mevlanaˊya

Yeniden doğdum dersin derya olur gidersin

Bir başkadır benim memleketim

Lay Lay...

Gözü pek yanık bağrı türkü söyler çobanı

Zengin fakir hepsi de sevdalı

Ben gönlümü eylerim gerisi Allah kerim

Bir başkadır benim memleketim

Havasına suyuna taşına toprağına

Bin can feda bir tek dostuma

Her köşesi cennetim ezilir yanar içim

Bir başkadır benim memleketim

Lay Lay...

Anadolum bir yanda yiğit yaşar koynunda

Aşıklar destan yazar dağlarda

Kuzusuna kurduna Yunusˊuna Emrahˊa

Bütün alem kurban benim yurduma

Lay Lay...

Mecnunˊa Leylaˊsına erişilmez sırrına

Sen dost ararsan koş Mevlanaˊya

Yeniden doğdum dersin derya olur gidersin

Bir başkadır benim memleketim

Lay Lay...

Gözü pek yanık bağrı türkü söyler çobanı

Zengin fakir hepsi de sevdalı

Ben gönlümü eylerim gerisi Allah kerim

Bir başkadır benim memleketim
Seddi aşacağız,
        Güneş 'in zaptı yakın.
 
   Baba I. Emin

Çevrimdışı Siyah Kurt

  • Level 12
  • İleti: 3256
  • Gece Kahvesi...
Ynt: Hadi beyler her telden beğendiğiniz şiirleri yazın.
« Yanıtla #9 : 22 Aralık 2011, 19:09:03 »
@Abdülkaldir

Benden hızlı çıkmışın.  tebessum*  tbr*
Onlarla ve dünyayla savaştayım
Beni karanlığa sürüklemeye çalışıyorlar
İnancımı bulmak için çabalıyorum
Kollarından kayarken
Uyanık kalmak gittikçe zor oluyor
Ve gücümü hızla yitiriyorum
En sonunda bana hayat veriyorsun
Uyanığım! Canlıyım!

Şimdi neye inandığımı biliyorum
Şimdi benim zamanım
İstediklerimi yapacağım çünkü bu benim hayatım
Burada, hemen şimdi!
Direneceğim ve asla vazgeçmeyeceğim
Neye inandığımı biliyorum
Uyanığım ve Canlıyım!

Çevrimdışı Eminnn

  • Level 11
  • İleti: 2339
  • ( ALLAH ) için yaşar, ( ALLAH ) için ölürüz.
Ynt: Hadi beyler her telden beğendiğiniz şiirleri yazın.
« Yanıtla #10 : 22 Aralık 2011, 19:48:36 »
Akdağmadeni yöresi

Hastane Önünde İncir Ağacı
Annem Ağacı.
Doktor Bulamadı Buna İlâcı
Anem İlâcı.

Baş Tabip Geliyor Zehirden Acı
Annem Vay Acı.
Garip Kaldım Yüreğime Dert Oldu
Annem Dert Oldu.

Ellerin Vatanı Bana Yurt Oldu
Annem Yurt Oldu.
Mezarımı Kazın Bayıra Düze
Annem Vay Düze.

Yönünü Çevirin Sıladan Yüze
Annem Vay Yüze.
Benden Selâm Söylen Sevdiğinize
Sevdiğinize.

Başına Koysun Kareler Bağlasın
Annem Bağlasın.
Gurbet Elde Kaldım Diye Ağlasın
Annem Ağlasın.
Seddi aşacağız,
        Güneş 'in zaptı yakın.
 
   Baba I. Emin

Çevrimdışı huseyincarpanali

  • Level 9
  • İleti: 897
  • Kaşların arasına random kurşunu değdi
Ynt: Hadi beyler her telden beğendiğiniz şiirleri yazın.
« Yanıtla #11 : 26 Mayıs 2015, 18:52:02 »
Eşşeği saldım çayıra
Otlaya karnın doyura
Gördüğü düşü hayıra
Yoranın da avradını

Çevrimdışı bafralıkurt

  • Level 12
  • İleti: 3973
  • -Kubilay-
Ynt: Hadi beyler her telden beğendiğiniz şiirleri yazın.
« Yanıtla #12 : 26 Mayıs 2015, 18:58:34 »
Allahaısmarladık


Elimi beş yerinden dağladı beş parmağın,
Bağrımda da yanmadık bir yer bırakmadan git...
Bir yarın göçtüğünü,çöktüğünü bir dağın
Görmemek istiyorsan ardına bakmadan git!

Yavrusunun yoluna dalan bir dul bakışı
Andırıyor ışıksız evinde pencereler.
Biraz yeşermek için beklesin artık kışı
Çağlayansız yamaçlar,suyu dinmiş dereler.

Bir sarı yaprak gibi düştü gönlüm yoluna,
Buğulu gözlerimden geçmediğin gün olmaz:
Benim kadar titremez hiç bir yiğit oğluna,
Hiç bir ana kızına bu kadar düşkün olmaz.

Bin fersahtan duyarım kimle gülüştüğünü,
Alnından öz kardeşim öpse ben irkilirim.
Değil yalnız ardına kimlerin düştüğünü,
Kimlerin rüyasına girdiğini bilirim.
(Bitiyorum bu dörtlüğe)

Gözlerimi gün gibi kamaştıran yüzünü
Daha candan görürüm senden uzaklaşınca.
Sararırsın dönüşte görünce öksüzünü:
Bir gelinlik kız olur aşkım senin yaşınca.

Elimi beş yerinden dağladı beş parmağın,
Bağrımda da yanmadık bir yer bırakmadan git.
Bir yarın göçtüğünü,çöktüğünü bir dağın
Görmemek istiyorsan ardına bakmadan git!


Faruk Nafiz Çamlıbel

Çevrimdışı mh051020

  • Türk
  • Level 11
  • İleti: 2965
  • Fırat Yılmaz Çakıroğlu 1991-?
Ynt: Hadi beyler her telden beğendiğiniz şiirleri yazın.
« Yanıtla #13 : 26 Mayıs 2015, 20:22:29 »
Tam 18 dakikadır şiirleri yazıyorum fakat aniden silindi. İnanın kalp krizinden ölecektim. Neyse sakinleşmeye çalışıyorum. Böyle bir başlık lazımdı Kubilay abinin hortlatması iyi olmuş.

Her gün büyük bir vatan aşkı, şevk, coşku ve bir parça hüzünle okuduğum Atsız'ın Adalardan Altaylar'a tüm Türk gençliğine hitabesi:
I
Yer bulmasın gönlünde ne ihtiras, ne haset.
Sen bütün varlığınla yurdumuzun malısın.
Sen bir insan değilsin; ne kemiksin ne de et;
Tunçtan bir heykel gibi ebedi kalmalısın.

Iztırap çek inleme... Ses çıkarmadan aşın.
Bir damlacık aksa da bir acizdir göz yaşın;
Yarı yolda ölse de en yürekten yoldaşın,
Tek başına dileğe doğru at salmalısın.

Ezilmekten çekinme ... Gerilemekten sakın!
İradenle olmalı bütün uzaklar yakın,
Dolu dizgin yaparken ülküne doğru akın,
Ateşe atılmalı, denize dalmalısın.

Ölümlerden sakınma, meyus olmaktan utan!
Bir kere düşün nedir seni dünyada tutan?
Mefkuresinden başka her varlığı unutan,
Kahramanlar gibi sen ebedi kalmalısın...


II
Sen ne elde ve dilde gezen billur bir sağrak,
Ne de sıska bir göğse takılan bir çiçeksin;
Seninde bu dünyada nasibin var savaşmak!...
Kayalarla güreşip dağlarda öleceksin.

Yoldaşlık ederekten gökte güneşle, ayla,
Aşarsın tepe, ırmak; yürürsün ova ,yayla...
Hayata ne biçimde geldinse bir borayla
Daha sert bir kasırga içinde biteceksin.

KIZIL ELMA uğruna kılıç çekince kından,
Bahtiyarlık denen şey artık geçmez yakından.
Mesut olup gülmeyi sök, çıkar hatırından.
Belki öldükten sonra bir parça güleceksin.

Yüz paralık kurşunla gider ?HAYAT? dediğin;
? Tanrı yolu? uzaktır; erken kalk sıkı giyin.
Yazık, bütün ömrünce o kadar özlediğin
Güzel Kızıl Elma?na varmadan öleceksin.


III
Belki bir gün çöllerde kaybedersin eşini,
Belki bir gün ağlarsın kaçtı diye karına.
Işıksız kulübende boranın esişini
Dinleyerek çıkarsın bir ümitsiz yarına.

Gün olur ki mertliğin uğrar kahpe bir hınca;
Namert bir el arkandan seni vurur kadınca;
Bir gün sabrın tükenir... Silahını kapınca
Haykırarak çıkarsın yurdunun dağlarına...

Hayatın kamçısıyla sızar derinden kanlar,
Senin büyük derdinden başkaları ne anlar?
Vicdanını ?Paris?e, ?Moskova?ya satanlar,
Küfür diye bakarlar senin dualarına.

Hey arkadaş!.. Bu yolda bende coşkun bir selim,
Beraberiz seninle, işte elinde elim.
Seninle bu hayatın gel beraber gülelim,
Ölümüne , gamına, tipisine, karına...


IV
Atandan kalmış olan kılıcı iyi bile,
Onu bütün gücünle vuracaksın çağında.
Savaş... Bunu tadını ey Türk sen bulamazsın,
Ne sevgili yanında, ne baba ocağında...

Savaşmaktan kaçınır, kim varsa alnı kara,
Kan dökmeyi bilenler hükmeder topraklara...
Kazanmanın sırrını bilmiyorsan git, ara
?Çanakkale? ufkunda, ?Sakarya? toprağında.

Siyasette muhabbet... Hepsi yalan, palavra...
Doğru sözü ?Kül Tegin? kitabesinde ara...
Lenin?den bahsederse karşında bir maskara,
Bir tebessüm belirsin sadece dudağında.

Yatağında ölmeyi hatırından sök, çıkar!
Döşeğin kara toprak, yorganındır belki kar...
Sen gurbette kalırsan, ben ölürsem ne çıkar?
Ruhlarımız buluşur elbet ?Tanrıdağı?nda...


V
Mukadderat isterse seni yoldan çevirsin ,
Sen hele bu yollarda yıpranarak aşın da,
Varsın bütün ömrünce bir an nasip olmasın,
Yorgunluğu gidermek serin bir su başında.

Bir gülüşten ne çıkar, ne çıkar ağlamaktan?
Kullar kancıklık eder, bela bulursun Hak?tan.
Gün olur ki bir yudum su ararsın bataktan,
Gün olur ki bir tutam tuz bulunmaz aşında.

Bir çığ gibi yürürsün bir lahza durmaksızın,
Bir ilahi kaynaktan geliyor çünkü hızın.
Duyguların ölmüştür... Tapınılan bir kızın,
Bir füsun bulamazsın gözlerinde, kaşında.

Iztırabı kanına kat da göz kırpmadan iç!
Varsın gülsün ardından, ne çıkar, bir iki piç...
Bu varlık dünyasında yalnız senin hiç mi hiç,
Bir şeyin olmayacak hatta mezar taşında....

Atsız'ın yine duygu yüklü beni derinden etkileyen şiirlerinden Geri Dönen Mektup:
Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden?
Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.

Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse;
Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse;
Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan,
Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse...

Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!
Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince
Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince
Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;
Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.
Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın,
Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,
Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!

Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden,
Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden...
Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,
Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı.
Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu!
Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu!
Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı,
Görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı.

Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,
Tek bendeki volkanları söndürse denizler!
Hala yaşıyor gizlenerek ruhuma 'Kaabil'
İmkanı bulunsaydı bütün ömre mukabil
Sırretmeye elden seni bir perde olurdum.
Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.

Mehtaplı yüzün Tanrı'yı kıskandırıyordur.
En hisli şiirden de örülmez bu güzellik.
Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur;
Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik...

İkinci Cihan Harbi'nin patlamasına sayılı zaman kala Mussolini İzmir'i tehdit etmek için 40.000 askerini Rodos'a yığmıştır. Bu duruma hiddetlenen Atsız ise savaşa davet eden bir şiir yazmıştır. Bu arada Ulu Önder Atatürk de "Söyleyin o koca adama o 40.000 askerle İzmir'i alamaz ama ben 4.000 mehmetçikle Roma'ya girerim." Diyerek restini çekmiş ve bazı yollardan da bu şiiri İtalya'ya göndertmiştir. Davetiye:
img
Hüseyin Nihal Atsız
Davetiye
Ey Benito Musolini! Ey gayet yüce,
italyanlar başvekili muhterem Düce!
Duydum ki, yelkenleri edip de fora
Gelecekmiş orduların yeşil Bosfora.
Buyursunlar... Bizim için şavaş düğündür;
Din Arab'ın, hukuk sizin, harp Türk'lüğündür.
Açlar nasıl bir istekle koşarsa aşa
Türk eri de öyle gider kanlı savaşa.
Hem karadan, hem denizden ordular indir!
Çarpışalım, en doğru söz süngülerindir!
Kalem, fırça, mermer nedir? Birer oyuncak!
Şaheserler sungtilerle yazılır ancak!
Çağri Beg'le Tuğrul Beg'in kurduğu devlet
Italyalı melezlerden üsttündür elbet;
Bizim eski uşakları alda yanına
Balkanlardan doğru yürü er meydanına;
Çelik zırhlı kartalları göklere saldır...
Fakat zafer sizin için söz ve masaldır...
Dirilerek başınıza geçse de Sezar
Yine olur Anadolu size bir mezar.
Belki fazla bel bağladın şimal komşuna,
Biz güleriz Cermenliğin kuduruşuna,
Tanıyoruz Atilla'dan beri Cermeni,
Farklı mıdır Prusyalı yahut Ermeni?
Senin dostun Cermanyaya biz Nemşe deriz,
Bir gün yine Bec onünde düğün ederiz.

Soyle, kara gömlekliler etmesin keder;
Olum-dirim savaş bir gün mukadder!
Gerçi bugün eskisinden daha çok diksin;
Fakat yine biz Osmanli, sen Venediksin!
Tarihteki eski Roma hoş bir hayaldir,
Hayal bütün insanlarda olan bir haldir.
Bu hayaller zamanları hızla asmalı,
Gök Türklerle Romalılar karşıIaşmalı!
Görmüyorsan gönIlumüzün içini, korsun!
Kılıçlarımız kınlarından çıkmayagörsün!

Top sesleri, bomba sesi bize saz gelir;
17'ye karşı 44 milyon az gelir.
Arnavud'u yendim diye kendini avut,
Yiğit Türkle bir olur mu soysuz Arnavut?
Kayalara çarpmalıdır korkunç türküler!
Dalmalıdır gövdelere çeIik süngüler!
Sert dipçikler ezmelidir nice başları!
Ecel kuşu ayırmalı arkadaşları!
En yiğitler serilmeli en önce yere!
Kızıl kanlar yerde taşıp olmalı dere!
Ülkü denen nazlı gelin erde şan ister!
Büyük devlet kurmak icin büyük kan ister.

Damarında var mi senin böyle bol kanın?
Türkün kanı bir eşidir lavlı volkanın!
Tarihteki eski Roma hoş bir hayaldir,
Kurulacak yeni Roma boş bir hayaldir,
Karşısında olmasaydi şanli 'Türk Budun'
Belki gerçek olacaktı bir gün umudun,

Insan oğIu ümitlerle dolup taşmalı,
Aryalarla Turanlılar karşılamalı.
Tabiatın yürüyüşü belki yavaştır;
Hız verecek biricik şey ona savaştır!
Keskin olur Iikörlerden ayranla kımız,
Karnera'yı yere serer Tekirdağ'lımız.
Yurdumuzun çok tarafı olsa da kuru
Makarnadan kuvvetlidir yine bulguru...
Biz guleriz Façyo'ların felsefesine,
Dayanır mı kırkı bir tek Türk efesine?
Bizim yanık Fuzuli'miz engin biz deniz!
Karşisinda bir göl kalır sizin Dante'niz!
Bizler ulu bir çınarız, sizler sarmaşik!
'Generaller 'Paşalarla atamaz aşık! ..
Ey İtalyan başvekili! Ey Musolini!
iki ırkın kabarmalı asırlık kini...
Hesabınıi göreceğiz elbette yarın
Yedi yüzlü, yedi dilli Italyan'ların!

Irkınızı hiçe saydı Hazreti Fatih.
Biraz daha yasasaydi Hazreti Fatih
Ne Venedik kalacakti, ne Floransa...
Hoş geldiniz diyecekti bize Fransa!
Haydi, hamle kafirindir... İlkönce sen gel
Ecel ile zaman bize olmadan engel!
Burda tanklar yürümezse etme çok tasa;
Sungtilerle çarpışmadır şavaşta yaşa.
Olma boyle sinsi çakal, yahut engerek!
Bozkurt gibi, kartal gibi doğüşmek gerek!

Kılıç Arslan öldü sanma, yaşıyor bizde!
Atila'nin ateşi var içimizde!
Kanije'nin gazileri daha dipdiri!
Sınırdadir Pilevne'nin kırk bir askeri!
Edirne'de Sükrü Paşa bekliyor nöbet!
Dumlupınar denen şeyi bilirsin elbet!
Şehitlerden elli milyon bekçisi olan
Asılmaz bir kayadır bu ebedi Vatan!

Bu şiirin hikayesi daha uzun ve farklı 1. Cihan Harbi'nde Kafkas Cephesi'nde savaşıp gazi olmuş bir askerimiz Kars'taki köyüne döndüğünde hiçbirşey bulamamış ailesi,eşi ve küçük kızın Ermenilerce öldürülüp köyünğn yakıldığını öğrenmiştir. Harap olmuş bir şekilde İstanbul'a giden askerimiz trende 3 tane düzgün giyimli kız ile karşılaşmıştır. Kızlar askerin bacağı ve giyimiyle dalga geçmiş askerimiz ise ben bunlar için mi savaştım varımı yoğumu feda ettim diye derin bir üzüntüye girmiştir. 1926'da Askeri Harbiye'de komutanıyla dertleşirken bir genç tüm bunlara şahit olmuş ve genç yazında bu şiiri kaleme almıştır. Bu genç Hüseyin Nihal Atsızdır. Topal Asker:


Topal Asker
Ey saçları ?alagorsan? kesik hanım kız!
Gülme öyle bana bakıp sen arsız arsız!

Bacağımla alay etme pek topal diye.
Bir sorsana o topallık bana nereden hediye ?

Sen Şişli?de dans ederken her gece gündüz,
Biz ötede ne ovalar, çaylar, ne dümdüz

Yaylaları geçtik, karlı dağları aştık;
Siz salonda dans ederken bizler savaştık .

Ey dudağı kanım gibi kıpkırmızı kız,
Gülme öyle bana bakıp sen arsız arsız!

Olan işler dimağını azıcık yorsun!
Biliyorum elbisemle eğleniyorsun;

Biliyorum baldırını o kadar nazla
Örten bir tek ipek çorap kıymetçe fazla

Benim bütün elbisemden... Hatta kendimden...
Biliyorum: Çünkü bugün şu dünyada ben

Neyim? Bir hiç... İşe güce yaramaz topal...
Sen sağlamsın, senin hakkın, dünyadan zevk al:

Çünkü orda düşmanlarla boğuşurken biz
Siz muhteşem salonlarda şarap içtiniz!

Ey gözünün rengi bana yabancı güzel,
Her yolcunun uğradığı ey hancı güzel!

Sen yabancı kucaklarda yaşarken her gün
Yapıyorduk bizde kanla, barutla düğün.

Sen o sıcak odalarda cilveli, mahmur
Dolaşırken... Biz de tipi, fırtına, yağmur,

Kar altında kanlar döktük, canlar yıprattık;
Aç yaşadık, susuz kaldık, taşlarda yattık.

Sen açılmış bir bahardın, biz kara kıştık;
Bizden üstün ordularla böyle çarpıştık...

Gülme öyle bana bakıp pek arsız arsız
Sen ey dışı güzel, fakat içi çamur kız!

Sana karşı haykıranı, mecbursun dinle;
Bugün hesap göreceğiz artık seninle:

Ben cephede geberirken, geride vatan
Aşkı ile bin belalı işe can atan

Anam, babam, karım, kızım, eziliyorken
Dağlar kadar yük altında... gel, cevap ver, sen

Bana anlat, anlat bana, siz ne yaptınız?
Köpek gibi oynaştınız, fuhşa taptınız!

Anavatan boğulurken kıpkızıl kanda
Yalnız gönül verdiniz siz zevke, cazbanda...

Ey nankör kız, ey fahişe unutma şunu:
Sizin için harp ederken yedim kurşunu.

Onun için topal kaldı böyle bacağım,
Onun için tütmez oldu artık ocağım.

Nazlı nazlı yatıyorken sen yataklarda
Sallanarak ölü kaldık biz bataklarda.

Kalbur oldu süngülerle çelik bağrımız,
Bu amansız boğuşmada öldü yarımız,

Ya siz nasıl yaşadınız? Bizim kanımız
Size şarap oldu sanki... Şehit canımız

Güya sizin mezenizdi! Yiyip içtiniz;
Zıpladınız, kudurdunuz arsız, edepsiz!..

Gerçi salonlarda senin ?yıldız?dı adın,
Hakikatte fahişesin ey alçak kadın!

Ey allıklı ve düzgünlü yosma bil şunu:
Bütün millet öğrenmiştir senin fuhşunu.

Omuzun da neden seni fuzuli çeksin?
.........................................
Kinimizin şiddetiyle gebereceksin!..

Ruh Adam kitabından yine derin bir şiir; Mutlak Seveceksin:

Sevda gibi bir gizli emel ruhuna sinmiş;
Bir haz ki hayalden bile üstün ve derinmiş.
Gökten gelerek gönlüne rüzgar gibi inmiş,
Bir sır ki bu,ölsen bile açamazsın...

Anlatması imkansız olan öyle bir an ki,
Hülyadaki ses varlığının gayesi sanki...
Bak emrediyor:Daldığın alemden uyan ki,
Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın...

Kalbin benim olsun diyorum,çünkü mukadder...
Cismin sana yetmez mi? Çabuk kalbini sök,ver!
Yoktur öte alemde de kurtulmaya bir yer!
Mutlak seveceksin beni,bundan kaçamazsın...

Ram ol bana,ruhun yeni bir aleme girsin...
Yazmış kaderin:Aşkıma ömrünce esirsin!
Aklınla,şuurunla,hayalinle bilirsin.
Mutlak seveceksin beni,bundan kaçamazsın...

Kahramanlık ve yiğitlik kavramlarını Atsız'ın çok güzel tanımladığı çok etkileyici bir şiir:

img
Hüseyin Nihal Atsız
Kahramanlık
Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir.

Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından
Koşar adım gitmeli onların arkasından.
Kahramanlık; içerek acı ölüm tasından
İleriye atılmak ve sonra dönmemektir.

Yırtıcılar az yaşar... Uzun sürmez doğanlık...
Her ışığın ardında gizlidir bir karanlık.
Adsız sansız olsa da, en büyük kahramanlık;
Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir.

Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
Bunun için ölüme bir atılış gerekir.
Atıldıktan sonra bir daha dönmemektir...

Şehadet ile ilgili Atsız'ın adeta vatan sevgisini kağıda dökerek yazdığı şiirlerden kısa ve öz:


Ebedi Yiğit
Adı yok,şehit!
Kefenin; Vatan,
Tabutun; Cihan,
Düşünüp övün,
Yaşıyor ünün...

Damarında kan,
Bir alev midir?
Yaşaman; roman,
Ölümün; şiir.
Sana yok ne taş,
Nede bir mezar,
Bu hayat; savaş,
Ebedi uzar...

Eşit olduğun,
Şu güneş; Tuğun,
Tabutum; Vatan,
Mezarın; Cihan
Adı yok yiğit,
Ebedi şehit...

Atsız'ın beni her seferinde etkileyen ve bir bakıma yaralayan şiiri Eski Bir Sonbahar:

Sonbahardı... Seninle geçiyorduk o yoldan;
Topraklardan, havadan bir hüzün taşıyordu
Bize yaklaşıyordu

Gönlümüzde yepyeni bir duygu yaşıyordu.
Rüzgarların değildi bu musiki, bu hüzün;
Hatırladın değil mi? Kuşlar ağlaşıyordu...
Havada bir serinlik... Tatlı bir hayal gibi...
Toprak nasıl meçhuldü tıpkı istikbal gibi?
O gün tabiat başka bir türlü yaşıyordu.
Kalbin acı, gözlerin yaşla dolmuştu senin;
Yapraklar gibi yere dökülüyordu enin;
O nağme mesafeyi, zamanı aşıyordu.
O bir beste değildi: Kuşlar ağlaşıyordu.
En hazin şey muhakkak öksüz kalan ocaktır.
Bu ocak hüzünlerle dolup boşalacaktır.

Eski bir sonbaharı, küçük kuşları anmak
Belki veda etmektir sana birkaç satırla...
Yine bir sonbaharda ordan yalnız geçersen
Beraber geçtiğimiz serin günü hatırla! ..

Belki mutluluğun ne olduğuna en güzel cevaptır Atsız'ın bu şiiri. Bahtiyarlık:

Bahtiyarlık ne zafer kısrağına binmektir;
Ne yaşarken dünya uçmağına inmektir.
Şekli olmaz, rengi yok, belirsizdir ve tektir.
Bahtiyarlık: Ömründe bir kere sevinmektir.

Bir karanlık geceye akıyorken bu varlık
Bulunur mu dünyada ebedi bahtiyarlık?
Mükafatın, yapsan da en büyük bir yararlık
Nihayet zafer adlı bir kısrağa binmektir.

Dört hecelik söz olan ?bahtiyarlık?... O bir sır...
Bilmeyecek insanlık bunu daha bin asır.
Bilgi, bolluk, din, para... Hepsi boş, hepsi kısır...
En fazlası bir dünya uçmağına inmektir.

Her şeyin bir şekli var, her derdin bir ilacı...
Türlü türlü yemişler verir dünya ağacı.
Zafer çetin, ilim güç, bozgun kötü, aşk acı.
Halbuki bahtiyarlık: Belirsizdir ve tektir.

Bahtiyarlık: Boraca yüce dağları aşmak
Varılmadan ölünen uzak yerlere koşmak,
Tanrı?nın sofrasında mest olarak konuşmak
Ve ömründe bir kere, bir kere sevinmek

Ebedi Şehit şiirini de kapsayan Atsız'ın en coşkulu ve en güzel şiirlerinden Kömen:


Kömen
Analım Tunga Er efsanesini;
Duyalım geçmişin erkek sesini.
Bürüyüp Tanrıdağ?ın çevresini
Yine Gök Türk olalım, El kuralım.
Ötüken-Yış durak olsun da bize
Yürüsün ordular ordan denize.
Çinli baş vermezse, gelmezse dize
Kağanın buyruğu vardır: Vuralım.
Anlatılmaz, yüce bir erdem olan
Bu akınlarda bulunmaz yorulan.
Günü geldikçe de bizden sorulan
Kan ve can vergisi olsun... Verelim!
Ülkü uğrunda gönüller delidir.
Kişiler ülkü için ölmelidir.
Tanrı?nın insana değmiş elidir
Şu ölüm adlı güzel şey... Saralım.
Hiç düşündün mü niçindir yaşamak?
Bir görev yapmak içindir yaşamak.
Er kişiysen görevin neyse, başar.
Zevke, eğlenceye hayvan da koşar.
Görüyorsun nice havan yığını
Ki yapar sadece hayvanlığını.
Fakat onlar bile kendince yine
Tükürürler Kardeş?in itlerine.
O nasıl olmalı bir ruhu ölü,
Ya da bir canlı, fakat kahpe dölü
Ki sanar durduğu yer it inidir,
Oysa bir şanlı şehitler sinidir.
O fuhuş uzmanı çikletli dişi,
Dişinin en kötü, en köhnemişi,
Kaplamış ruhunu çirkef yosunu,
Hiç umursar mı şehit ordusunu?
Var mıdır onca tivistin ötesi?
Adı üstünde: Köpek sosyetesi!
Yok sayıp sen de bu ruhsuz sürüyü
Kılavuz yap ebedi Gök Börü?yü.
Çıkarıp Ergenekon?dan ulusu
Türk?ü kılsın yine dünya ulusu.
İzleyip Gök Börü?nün gölgesini
Gezelim gel o Kömen ülkesini.
Gönlümün özlemi yerdir orası,
Gürler ufkunda yiğitlik borası.
Orda erdem gözükür, başkası çıkmaz alana.
Kapanıktır kapılar her kovu, her bir yalana.
Orda erler: Kimi arslan, kimi pars?ın eşidir.
Orda kızlar: Güneşin kendi, ayın onbeşidir.
Uğramaz ufkuna asla o yerin yüz karası;
Orda yoktur ne siyaset, ne fikir maskarası.
Yaşamaz öyle bir ortamda küçüklük, kötülük;
Bir alaydan daha üstün savaşır orda bölük!
Sungurun uçtuğu yerlerde barınmaz yarasa;
Ve bütün dirliğin üstünde yürür sade yasa...
Bir düşün başların üstünde kağanlık tuğunu,
Ruh duyar orda ölürken bile Türk olduğunu;
Ölümün zevkini bir süs gibi gönlünde taşır.
Dirilerden daha çok orda şehitler dolaşır.
Bu şehit ordusu varken kuramaz kimse pusu,
Yurt için kan dökülür orda denizler dolusu.
Günümüzden, düşünüp birçok asırlar geriyi
Analım bin kere ölmüş o ölümsüz çeriyi:
Ebedi yiğit!
Adı yok şehit!
Kefenin: Vatan...
Tabutun: Cihan...
Yaşıyor ünün.
Düşünüp övün,
Damarında kan
Bir alev midir?
Yaşaman: Roman;
Ölümün:Şiir.
Sana yok ne taş,
Ne de bir mezar.
Bu hayat: Savaş!
Ebedi uzar.
Eşit olduğun
Şu güneş: Tuğun.
Tabutun: Vatan,
Mezarın: Cihan.
Adı yok yiğit!
Ebedi şehit! ..
Onu anmakla görür Türk soyu gökçek Kömeni:
Doludizgin yarışan Tanrıkut?un dört tümeni...
Bin asır geçse de rastlanmaz onun bir eşine,
Buyruk aldım diye ok fırlatıyor evdeşine...
Bidev atlarla kılıp her yolu bir günde yarı
Yıldırımlar gibi dağlardan aşan orduları...
Saygı olsun bu çelik atlıların gök tuğuna,
Tuğu kaldırmış olan orduların başbuğuna.
O nasıl bir yürüyüştür, ne yiğitler katarı!
Kun?u, Gök Türk?ü, Oğuz-Uygur?u, Kırgız?ı, Tatar?ı...
O batırlar ki basıp bağra kucaklar ölümü.
Özgelerden sakınıp kendine saklar ölümü.
Her zaman öyle ağırdır ki yiğitlik kefesi,
Kahramanlar gibi ölmek o günün felsefesi...
Onların sanki başak canları... Durmaz, biçilir...
Toprağın içkisidir kanları, al al içilir.
Tarihin bir olağanüstü ve şahane işi
Kür Şad?ın, Kül Tegin?in, Çağrı Beğ?in ok çekişi...



Çevrimdışı Eminnn

  • Level 11
  • İleti: 2339
  • ( ALLAH ) için yaşar, ( ALLAH ) için ölürüz.
Ynt: Hadi beyler her telden beğendiğiniz şiirleri yazın.
« Yanıtla #14 : 26 Mayıs 2015, 20:38:22 »
 Bu yazı silinseydi varya foruma kafayla dalardım :DD)
Seddi aşacağız,
        Güneş 'in zaptı yakın.
 
   Baba I. Emin

Çevrimdışı mh051020

  • Türk
  • Level 11
  • İleti: 2965
  • Fırat Yılmaz Çakıroğlu 1991-?
Re: Hadi beyler her telden beğendiğiniz şiirleri yazın.
« Yanıtla #15 : 26 Mayıs 2015, 21:04:42 »
İki defa yazdım ben bunu ilk yazdığım daha uzundu. Anlayamazsınız...

Çevrimdışı GamerGenc

  • Level 10
  • İleti: 1312
  • 'Aut viam inveniam aut faciam'
Ynt: Hadi beyler her telden beğendiğiniz şiirleri yazın.
« Yanıtla #16 : 26 Mayıs 2015, 23:04:41 »
Sessiz Gemi

Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.

Yahya Kemal Beyatlı