Anket

Hikayedeki eksiklikler veya kötü taraflar sizce nedir?

Yeterince duygu olmamas?
2 (7.7%)
Oyun üzerinden gidilmesine ba?l? olarak sürekli oyunda ya?anan ?eylerin anlat?lmas?
1 (3.8%)
Bölümlerin fazla uzun olmas?
0 (0%)
Sava? anlat?mlar?nda kullan?lan "vikipedi" üslubu
7 (26.9%)
Edebi güzellik kayg?s?yla yaz?lan k?s?mlar?n yeterince güzellik sa?lamamas?
7 (26.9%)
Resim-yaz? miktar?n?n orant?s?z olmas?
2 (7.7%)
Karakterlerin özel hayatlar?na fazla girilmemesi
3 (11.5%)
Hikayeyi daha iyi anlamak için haz?rlanan bölümlerin (Hikayede Geçen Sava?lar ve Özlü Sözler) gereksizli?i
2 (7.7%)
Kullan?lan yaz? tipi, fontu, rengi vs.
2 (7.7%)

Toplam Oy Verenler: 26

Konu: [HİKAYE] Kaiserblitz [Bölüm 11: 16. Infanteriedivision] [28.01.15] [YENİ BÖLÜM!]  (Okunma sayısı 40826 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Independence23

  • Level 10
  • İleti: 1301
  • Rammstein dinleyin lan
Bölüm 6: Alman Yurdu


 Ordum varsa umudum da olmalı, diye düşündü Steinmann.
 İlk önce, bir ordusunun olduğunu kendine tekrardan hatırlatmak için arkasına baktı. Gerçekten de, Münih surları boyunca dizilmiş 16.000 kadar asker şehrin savunmasına hazırlanmıştı. Hepsi de komutanlarının vereceği ölüm emrini titreyerek bekliyorlardı.
 Karşısında ise, onlardan çok daha fazla asker şehrin iki kilometre kadar ötesine konuşlanmıştı. 40.000 kadar olmalıydılar. Bu kadar askere karşı şehri savunabilecek miydi?
 Kendisinden yaklaşık elli metre ileride, Avusturya generali Karl Klein at sırtında geliyordu. Klein'ın sağ yanında bir sancaktar, sol yanında ise bir Reichspolizei muhafızı yürüyorlardı.
 Steinmann'ın beyaz atı, karşısındaki pek dost canlısı olmayan insanları görünce huysuzca kişnedi.
 İki general, en sonunda karşı karşıya geldi. Klein ile Steinmann, kendi ülkelerinin bayraklarını taşıyan sancaktarlar, muhafızlar ve hatta atlar bile göz göze geldiler.
 İlk konuşan Steinmann oldu.
 "Hallo (Merhaba), General Klein. Sizi Münih'te daha iyi ağırlamak isterdik."
 "Merak etmeyin," dedi Klein. "Öyle ya da böyle, kralınızın sarayını ele geçireceğim için bu konuda herhangi bir sorun görmüyorum. Ama buraya daha önemli bir konuyu konuşmaya geldim. Size bir teklifim var."
 "Sizi dinliyorum," dedi Steinmann.
 "Bildiğiniz üzere, İmparatorum ve efendim Leopold bu şehrin ele geçirilmesini emretti. Ama ben bunu daha acısız bir hale getirmek istiyorum. Gelin, ordunuzla birlikte teslim olun. Kuvvetlerim bir kurşun dahi atılmadan şehre girsin. Yoksa..." Klein ne yapayım yani dercesine, kollarını iki yana açtı. "...olacaklardan biz sorumlu değiliz. Her nasılsa askerlerim bu şehre girecek. Tüm askerleriniz ölecek. Dilerim ki temenniniz bu değildir."
 Klein yanıtın daha farklı olmasını bekliyordu.
 Ancak General Steinmann, cesur gözükmeye çalışarak şöyle dedi:
 "Benim nezdimde, teslim olmuş bir asker zaten ölmüş bir askerdir. O yüzden, ben ve ordum düşman kurşunuyla ölmekte bir sakınca görmüyoruz. Şansımızı denemekte kararlıyız."
 Klein'ın ifadesi sertleşti, artık o adam Bavyera askeri için tam bir düşmandı.
 "Bis dann (Sonra görüşürüz), General Steinmann. Artık sizin için yapabileceğim bir şey yok. Tanrı'ya af dilemek için, size ve ordunuza bir saat veriyorum."

 İki ordu, bu konuşmadan sonra savaş pozisyonunu aldı.
 Stefan Steinmann, Avusturya ordusundaki topları iyi biliyordu. Bunlar, çarptığı yerde büyük tahribat yaratan silahlardı. Üstelik sayıları da çoktu. O yüzden Steinmann, ordusunu surların dışına çıkardı ve burada savunma yapmaya karar verdi. Aksi takdirde duvarlar delik deşik edilirdi ve Avusturya ordusu birden fazla noktadan saldırarak Bavyera ordusunu kuşatabilirdi.



 Steinmann "Askere söyleyin, onlara hitap edeceğim," dedi yaverine. "Ömürlerinde komutanlarından duyacakları son sözler olabilir bunlar."
 "Ümidinizi kesmeyin efendim," dedi yaver. "Asker sizi dinledikçe, zafer için gereken cesareti toplayacaktır."
 "Umarım öyle olur." General, askerine hitap etmek üzere atını surlara doğru sürdü.

 On dakika sonra Bavyera ordusu, komutanlarını dinlemek üzere hazır ola geçmişti. Steinmann, askerlerinin karşısında beyaz atıyla duruyordu. Biraz ilerideki düşman ordusu onlar için pek bir şey ifade etmiyor gibiydi. Şöyle başladı konuşmasına:
“Bugün burada, gözünü hırs bürümüş Leopold’un akıl almaz cinayetlerine karşı koymak için toplandık. Leopold’un kaç yurdu işgal ettiğine şahit olduk? Dokuz yıl içinde tüm Balkan madenleri, Brandenburg, Renanya ve daha nice toprağa kanlı eller hakim oldu.
 Klein’ın ordusuna gelince... duyduğum kadarıyla, içinizden kimileri galibiyete inanmıyormuş. Merak etmeyin! Karşılarında insanlar değil, kendileri gibi hissiz katiller bulacaklar.”
Steinmann, ordusuna şimşek gibi bir bakış attı. “Demir gibi olmalıyız, bükülsek bile kırılmamalıyız. Kurşun yediğimizde hiç acı hissetmemeliyiz. Çünkü bizler, o Viyanalı kahpeler gibiyiz, insan değiliz; kana susamış birer canavarız biz!”
 Steinmann doğru şeyi yaptığını biliyordu. Hele ki “Für freiheit! Für München! (Özgürlük için! Münih için!)” diye tezahürat eden binlerce askeri gördükten sonra...



 En nihayetinde Avusturya birliklerinin temaslarıyla sıcak savaş başladı. İlk vuruşmalar karşılıklı süvari saldırılarıyla geçti. Avusturya'nın kargılı süvarileri, düşmanın sol kanadını taciz ediyordu. Bavyera ordusunun 12. Piyade Tümeni, bu süvari saldırısı sonucunda ağır kayıp vermişti. Geriye kalan piyadeler ise tüfek ateşiyle ve süngülerle düşmana karşı koymaya çalışıyordu.
 Sağ kanattaysa, arkaya sarkmaya çalışan bir Bavyeralı süvari birliğinin önü kesilmişti. Orada da kıyasıya bir mücadele sürüyordu. Bu sırada, Avusturya ordusuna ait büyük bir piyade güruhu Bavyera kuvvetlerine doğru yaklaşıyordu.



  4.000 kadar Avusturya süvarisi Bavyera ordusunun sol kanadından bastırırken, biri avcı birliği olmak üzere dört piyade tümeni düşman ordusunu ağır bir ateş altına aldı. Prens Eugen, ordusunu parça parça savaş hattına sürüyor, Steinmann'ın kuvvetleri bu aralıksız taarruzdan fazlasıyla nasibini alıyordu.
 General Steinmann ise sık sık askerlerinin arasında dolaşıyor, onları yüreklendirecek şeyler söylüyordu. Belki savunması çökmek üzereydi ama şerefinin verdiği kuvvetle hala ayaktaydı. Askerleri de onun konuşmaları sayesinde var gücüyle düşmana karşı koymaya çalışıyordu.



 Bavyeralı askerlerin bu gayreti, sol kanattaki Avusturya süvarilerinin geri püskürtülmesini sağladı. Ancak orduları gitgide daha fazla askerle sarılıyor, sur yakınlarında daha fazla insan birikiyordu. Taarruzun ilk saatinden dördüncü saatine kadar 9.000 hat piyadesi daha çarpışmaya katılmıştı.
 Bavyera hatları yorgundu ve yıpranmıştı, buna rağmen düşmana canla başla direnmeye çalışıyorlardı. Kimse akıbetini önemsemiyordu artık, çünkü hepsi de öleceklerini biliyordu. Kaybedecekleri hiçbir şey yoktu.


 

 Kalan son 5.000 kadar Bavyera askeri, düşman ordusu tarafından iyice baskıya maruz kalmaktaydı. Birçok Bavyeralı ve Avusturyalı yerlerde yatıyordu ancak savaşın şiddeti henüz sona ermemişti. Balkan yörelerinden getirtilen avcı erleri, son düşmanlarını da uzaktan avlıyordu. Hat piyadeleri düşmanın dört bir yanını sarmıştı. Direniş artık tamamen kırılmıştı ve zafer yakın görünüyordu. Savaşa katılmamış bazı Avusturyalı askerler, şehre taarruz etmek üzere hazırlık yapıyorlardı. Amaç, Bavyera kralı Maximilian'ı kıskıvrak yakalamak ve Viyana'ya göndermekti. 


 Bu sırada Steinmann ve muhafızları, geriye kalan son Bavyera tümenine yardıma koşmak üzere ileri atıldılar. Ancak öyle bir tüfek ateşine tutuldular ki, kurtulan general muhafızları son sürat geri dönüp kaçmaya başladılar. Bu ateşte Steinmann da yaralandı, beyaz atından kayarak yere düştü.
 Bir daha da kalkamadı.



Kimi Bavyeralı askerler kurtulma ümidiyle kale kapılarına geliyordu ama nafileydi. Kaledeki askerler bile görev yerlerini terketmiş, canlarının derdine düşerek kaçmışlardı. İçeride kapıları açacak kimse yoktu.
 Kaleden içeriye giren ilk birlik, Avusturya'nın seçkin askerlerinden oluşturulmuş 3. Piyade Tümeni idi. Hepsi de kaledeki istihkam bölgelerini temizlemek üzere harekete geçmişti ancak hiç düşmanla karşılaşmadılar. Kale terk edilmişti.
 Savaşta yaklaşık 25.000 kadar Alman ve Balkanlı yaşamını yitirmişti. Avusturya ordularının yarattığı katliam tüm hızıyla devam ediyordu.



 Karl Klein'ın kurmaylarından biri olan Albay Mark Haifisch, günlüğünde savaş sonuna dair şöyle bir demece yer vermiştir:

Çatışma sesleri sona erdiğinde ve kargaşa bittiğinde, General Klein'ın hemen yanında bulunuyordum. At sırtında ilerlerken, birden karşımıza rütbeli bir askerin cesedi çıktı. Üniformasında sayısız nişan vardı, bu nişanlardan biri de kurşunla delinmiş ve paramparça edilmişti. Kaşları çatıktı. Teniyse bembeyaz.
 Klein “İşte bu adam,” diye gösterdi cesedi, “canını ve ordusunu hiçe sayarak ülkesini savunmaya kalkmıştır. Böyle bir adamın naaşı ayaklar altında ezilemez. Onun, Münih’in en güzel köşesine defnedilmesini istiyorum.”
 Emri alıp defin erlerinin yanına doğru sürdüm atımı, hep birlikte Münih’in en güzel köşesini bulmaya çalışacaktık...



Beş bakanın Leopold hışımla odaya girerken “Mein Kaiser (Kaiser’im)!”diyerek selam vermesi, ortamı yumuşatmaya yetmedi.
 “Willkommen (Hoşgeldiniz), Mein Kaiser.” Başbakan Franz Telemann’ın konseye iyi haber getirmediği her halinden belliydi. Anlaşılan oydu ki, Leopold da son gelişmelerden bihaber değildi.
“Söyle onlara,” dedi Leopold. “Düşmanlarımız bizi dört bir yandan sardı. Bundan sonra olacaklar, devletimizin kaderini belirleyecek.”
 “Peki efendim.” Telemann diğer bakanlara döndü. “Öncelikle, Prusya donanması Rostock limanını ablukaya aldı. Rıhtımdan milim kıpırdamıyorlarmış. Ne limana gidenlere, ne de limandan çıkmak isteyenlere geçit vermiyorlarmış.”
 Diğerleri hayretle birbirlerine dönüp fısıldaştılar. “Bu durum Ceneviz ile olan ticaretimizi bitirir,” dedi Ernst von Starhemberg. “Acilen oradaki kilidi açmamız gerek.”
 “Daha bitmedi,” diye atıldı Telemann. “Türkler tekrardan bize savaş açtıklarını bir elçi vasıtasıyla bana bildirdiler.”



“Bu Türkler kendilerini ne zannediyorlar?” diye bağırdı Karl Feld. “Üstelik, Venedik ordularının İstanbul’a girdiğini biliyoruz. Bu karar onlar için intihardan farksız!”
 “Biliyorum,” dedi Leopold. “En kısa zamanda Zimmermann’ı ordularıyla birlikte Triest’e yollayın. Limanlarımızda tez elden bir donanma inşa edilsin. Onları hiç ummadıkları bir yerden vuracağız.”
“Ama şu an bundan daha büyük sorunlarımız var, efendim.” Telemann’ın ifadesi daha da sertleşti, kaşları V çizene dek çatıldı. “İsveç orduları... çok büyük bir grup Hannover’e doğru ilerleyişe geçmiş. Muhtemelen 100.000 kişiden bile daha fazlalar. Duyduklarıma göre Elbe Nehri civarlarındalar ve Hamburg’a girmişler.”
 “Peki ya bizim ordularımız?” diye sordu Leopold.
 “Şu anda von Baden-Baden ve Prens Eugen, Hessen sınırları içerisinde son hazırlıklarını yapıyorlar. Bölgede emrinize amade 82.500 askeriniz var,” dedi Telemann.



 Artık herkes gerilimin doruk noktasına gelmişti. Kötü haberlerin ardı arkası kesilmiyordu ve onların yapabilecekleri tek şey, Viyana’da oturup olacakları seyretmekti.
 “Güzel,” dedi Leopold .“Eugen’e tez elden haber gönderin. İsveç ordularını Hannover’de görmek İSTEMİYORUM.”


 Hannover'e İsveç kuvvetleri mi yoksa Avusturya orduları mı daha önce varacak? Leopold, güçten düşmüş Osmanlı'ya öldürücü darbeyi nereden vuracak? Avusturya, Rostock limanını Prusya donanmasının elinden kurtarabilecek mi? Bavyera halkı işgale sessiz mi kalacak yoksa tepkilerini gösterecekler mi? Hepsi sonraki bölümlerde...
 
« Son Düzenleme: 12 Aralık 2013, 20:09:17 Gönderen: Independence23 »

Çevrimdışı omer56

  • Level 13
  • İleti: 4072
Öok güzel. Sendeki savaş anlatımı forumda anca sayılı kişilerde var. Tebrikler tbr* tbr*

Çevrimdışı Faramir

  • Level 12
  • İleti: 3320
  • ???? ?????, ???? ???????, ???? ?????
    • Ege Tanıl Blogspot
Savaş anlatımın filan çok güzel ama duygu yok neden yok aslında istesen yaparsın dostum wikipedia duygularını mı köreltti :D
Bütün savaşlar, önce insanın zihninde kazanılır.
Jeanne D'Arc

Çevrimdışı Constable

  • Level 11
  • İleti: 2749
  • Good old days
Güzel , ellerine sağlık

Çevrimdışı Independence23

  • Level 10
  • İleti: 1301
  • Rammstein dinleyin lan
 
Öok güzel. Sendeki savaş anlatımı forumda anca sayılı kişilerde var. Tebrikler tbr* tbr*
Güzel , ellerine sağlık
Teşekkürler tebessum*

Savaş anlatımın filan çok güzel ama duygu yok neden yok aslında istesen yaparsın dostum wikipedia duygularını mı köreltti :D
Yahu yine mi pff* Oysa ki o duyguyu hissettirmek için Steinmann'ın hitabını anlattım. Okuyucuya duygu vermek için Albay Haifisch'in günlüğündeki o kesiti verdim. Yeterli olmamış galiba uz*

Çevrimdışı Faramir

  • Level 12
  • İleti: 3320
  • ???? ?????, ???? ???????, ???? ?????
    • Ege Tanıl Blogspot
Yahu yine mi pff* Oysa ki o duyguyu hissettirmek için Steinmann'ın hitabını anlattım. Okuyucuya duygu vermek için Albay Haifisch'in günlüğündeki o kesiti verdim. Yeterli olmamış galiba uz*

Ne yazık ki yada bana öyle geliyor ama sanmam sen anlatıyorsun resmen oysa nasıl desem duygu duygudan kastım bu sefer tabikide daha güzel vermişsin ama kısaca şarapneller dört bir yana dağılıyordu yere düşen Bavyeralı askerler acı çığlıklar eşliğinde bağırırken Avusturyalı askerler zafer sarhoşluğundan başları dönmüş bir haldeydi bende güzel yapamadım bu saatte ama gelişiyor dostum seninde dediğin gibi zamanla  tebessum*
Bütün savaşlar, önce insanın zihninde kazanılır.
Jeanne D'Arc

Çevrimdışı Independence23

  • Level 10
  • İleti: 1301
  • Rammstein dinleyin lan
Ne yazık ki yada bana öyle geliyor ama sanmam sen anlatıyorsun resmen oysa nasıl desem duygu duygudan kastım bu sefer tabikide daha güzel vermişsin ama kısaca şarapneller dört bir yana dağılıyordu yere düşen Bavyeralı askerler acı çığlıklar eşliğinde bağırırken Avusturyalı askerler zafer sarhoşluğundan başları dönmüş bir haldeydi bende güzel yapamadım bu saatte ama gelişiyor dostum seninde dediğin gibi zamanla  tebessum*
Hım. Senin duygudan kastın başka demek ki. Tamam, onu da deneyeceğim. tbr* Kendime beğendirirsem öyle yazmaya çalışırım.

Çevrimdışı Independence23

  • Level 10
  • İleti: 1301
  • Rammstein dinleyin lan
 Arkadaşlar konu güncel. Okuyanlar yorumlarını eksik etmesin.

Çevrimdışı bannerlord

  • Level 11
  • İleti: 2283
  • Vatan Sağolsun
ben birşey soracağım
sen bavyera iğle mücadele etmişsin ya. onları kuşatmışsın hani. senin askerlerinin önlerinde siperler nasıl oldu?  srn*

Çevrimdışı omer56

  • Level 13
  • İleti: 4072
Ordun 3 tur aynı yerde durursa haritada ordunun etrafında kazıklar oluyor. Sonra savaşta siperdir, kazıktır çakabiliyon. Hatta mayın teknolojisini araştırdıysan onu bile yapabiliyon

Çevrimdışı bannerlord

  • Level 11
  • İleti: 2283
  • Vatan Sağolsun
hangi bölümde o teknoloji

Çevrimdışı omer56

  • Level 13
  • İleti: 4072
Silah teknolojilerindedir herhalde. Bende daha açamadım :D

Çevrimdışı bannerlord

  • Level 11
  • İleti: 2283
  • Vatan Sağolsun
ben hepsini araştırdım ama onu görmedim  yardir*  yardir*  yardir*
marathaydım ama

Çevrimdışı omer56

  • Level 13
  • İleti: 4072
Bilmem. İnternete bi bakıyım. Bu arada forumda gördüm. İşaretlenmiş olan mayın işte

« Son Düzenleme: 10 Aralık 2013, 18:09:14 Gönderen: omer56 »

Çevrimdışı bannerlord

  • Level 11
  • İleti: 2283
  • Vatan Sağolsun
haber et  tbr*

Çevrimdışı beyazefe

  • Level 6
  • İleti: 163
  • Total War Türkiye
Yine çok başarılı bir bölümdü  tbr* tbr* tbr* yeni bölüm ne zamana??? tebessum* tebessum* tebessum*

Çevrimdışı Independence23

  • Level 10
  • İleti: 1301
  • Rammstein dinleyin lan
Yine çok başarılı bir bölümdü  tbr* tbr* tbr* yeni bölüm ne zamana??? tebessum* tebessum* tebessum*
Eğer aksi bir durum olmazsa pazar akşamı. Sınav haftası kafama vurmadan bölümü yayınlayayım istiyorum, çünkü önümüzdeki bölümde büyük mevzular dönecek galiba.

Çevrimdışı ersin96

  • Great Emperor
  • Level 14
  • İleti: 8280
  • Kış geliyor!
Hikayeni okuma fırsatını henüz bulabildim usta. Olaylar, betimlemeler akıcı ama şu yönü olsa daha iyi olurdu diyebileceğim bir durum var. Karakterler üzerine biraz daha yoğunlaş bence. Yani olay karakterlerin ruh halleri, özellikleri falan daha iyi kavrayalım onları. Malum onlar olmazsa olay olmaz zaten. Ama o da çok küçük bir eksik. Zaten var ama biraz daha titre üstlerine. :)
Barış Antlaşmaları yeni savaşlara hazırlanmak içindir.

Çevrimdışı Independence23

  • Level 10
  • İleti: 1301
  • Rammstein dinleyin lan
 Evet usta, bir AAR'de karşılaşılabilecek en sık durum anlattığın. Ben yine de elimden geleni yapacağım ancak savaşlar benim hikayelerimde çok yer kaplıyor. Diğer olayları anlatmaya sınırlı yer kalıyor. Sence savaş anlatımları çok mu uzun?

Çevrimdışı ersin96

  • Great Emperor
  • Level 14
  • İleti: 8280
  • Kış geliyor!
Evet usta, bir AAR'de karşılaşılabilecek en sık durum anlattığın. Ben yine de elimden geleni yapacağım ancak savaşlar benim hikayelerimde çok yer kaplıyor. Diğer olayları anlatmaya sınırlı yer kalıyor. Sence savaş anlatımları çok mu uzun?

Bana sorarsan her bölümde savaş anlatma. 3 4 bölümde max 2 savaş anlat. Mutlaka ama mutlaka karakterlerin başlarından olaylar geçir kurguyu genişlet. :) savaş üzerine kurulu bir hikayede karakterler can damarıdır onları iyi tanitman lazım.
Barış Antlaşmaları yeni savaşlara hazırlanmak içindir.