Anket

Hikayedeki eksiklikler veya kötü taraflar sizce nedir?

Yeterince duygu olmamas?
2 (8%)
Oyun üzerinden gidilmesine ba?l? olarak sürekli oyunda ya?anan ?eylerin anlat?lmas?
1 (4%)
Bölümlerin fazla uzun olmas?
0 (0%)
Sava? anlat?mlar?nda kullan?lan "vikipedi" üslubu
7 (28%)
Edebi güzellik kayg?s?yla yaz?lan k?s?mlar?n yeterince güzellik sa?lamamas?
7 (28%)
Resim-yaz? miktar?n?n orant?s?z olmas?
2 (8%)
Karakterlerin özel hayatlar?na fazla girilmemesi
3 (12%)
Hikayeyi daha iyi anlamak için haz?rlanan bölümlerin (Hikayede Geçen Sava?lar ve Özlü Sözler) gereksizli?i
1 (4%)
Kullan?lan yaz? tipi, fontu, rengi vs.
2 (8%)

Toplam Oy Verenler: 25

Konu: [HİKAYE] Kaiserblitz [Bölüm 11: 16. Infanteriedivision] [28.01.15] [YENİ BÖLÜM!]  (Okunma sayısı 38531 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ikooo123

  • Level 9
  • İleti: 534
  • Gerekirse vatan için ölmek işte o vakit ölürüz.
İttihat ve Terakki-Selanikli

Çevrimdışı Independence23

  • Level 10
  • İleti: 1301
  • Rammstein dinleyin lan
 Lanet olası oyun yüzünden bir halt oynayamıyorum ki. ETW'yi dizüstüne yükleyeyim dedim açıldı dün oynuyordum güzel güzel, bu sabah da tutturdu bir güncelleme hatası, bilgisayar bir türlü masaüstüne gelemiyor. Ben de masaüstündeyim şu an ve çıldırmak üzereyim. Masaüstünde de zaten oyunum açılmıyor: http://www.totalwar-turkiye.com/twforum/index.php?topic=101036.0
« Son Düzenleme: 22 Ağustos 2013, 10:49:33 Gönderen: Independence23 »

Çevrimdışı Son Mohikan

  • Level 9
  • İleti: 611
Hikaye iyi devam et bağalım.

Çevrimdışı Independence23

  • Level 10
  • İleti: 1301
  • Rammstein dinleyin lan
 Arkadaşlar, an itibariyle yapımına başladığım Fransa vh/vh rehberinin çalışmaları yüzünden hikayem bir süre aksayabilir. Anlayışla karşılamanızı umuyorum.

Çevrimdışı Son Mohikan

  • Level 9
  • İleti: 611
Tamam gardaş.

Çevrimdışı Independence23

  • Level 10
  • İleti: 1301
  • Rammstein dinleyin lan
 Arkadaşlar rehber çalışmalarıma ara verip artık sezon finaline kadar hikayeyle ilgilenmeyi düşünüyorum. Bilginize.

Çevrimdışı Independence23

  • Level 10
  • İleti: 1301
  • Rammstein dinleyin lan
Bölüm 3: Königsberg Düştü


Aylardan Aralık. Avrupa için tam bir kan deryası içinde geçen 1703 yılının da sonlarına yaklaşılıyor. Saraybosna ve Belgrad?dan sonra Bulgarların en yoğun yaşadığı yer, Heerkraft askerlerince kuşatılmış durumda. Dünya terörizmin ve katliamın acı sonuçlarıyla boğuşurken, Kaiser ise emrindeki ordularla dört bir yana korku salmaya devam ediyor.
 Gregor Zimmermann?ın komutasındaki orduya katılan son süvariler, Sofya şehrinin çevresindeki askeri barikatı daha da güçlendiriyor. An itibariyle 21.600 kişilik bir piyade ve süvari grubu genel taarruz için Sofya önlerinde son hazırlıklarını yapıyor.
 Topkapı Sarayı?ndakiler telaş içinde. Eğer Sofya düşerse, Avusturya ordularının sonraki durağı İstanbul olabilir. Yüzyıllardır Osmanlı toprağı olan Bulgaristan eyaleti, kısa süre içinde Alman?ın eline geçebilir. Heerkraft hızını alamayıp İstanbul?a girebilir. 400 yıllık Osmanlı İmparatorluğu yanıp küle dönebilir, bunlar olabilir...




 ''Mein Kaiser (Kaiser?im),'' diye selamladılar Leopold?u. Beş bakanın beşi de, İmparator Leopold toplantı odasına girer girmez ayağa kalkıp asker selamlarını vermişlerdi.
 ''Mein Kaiser,'' diyerek ayağa kalktı Franz Telemann. ''Hoşgeldiniz. İstediğiniz tüm konular hakkındaki dosyaları bulup buluşturduk. Habercilerimiz bu yıl çok iyi çalışıyor.''
 Leopold?un gözleri ışıldadı bir an. ''Çok iyi. Başlayalım o halde,'' deyiverdi. Sanki yoga dersleri almak için Hindistan?a gitmişti de derse hemen başlamak istiyordu.
 Ancak diğer bakanların gözlerinden endişe okunuyordu.
 ''Mein Kaiser,'' diye başladı Franz Telemann, ''Son zamanlarda can alıcı haberler, istihbarat teşkilatımız Ausgeheim?a ulaşıyor. Yaklaşık 50.000 kişilik bir Hollanda ordusu, Reims Nehri kıyılarında Fransızlar tarafından durdurulmuş. Felemenkler nehri gçemek istemiş ama Fransızlar bir türlü aman vermemişler. Sonuçta Hollanda ordusu ağır bir yenilgi alarak geri çekilmiş.''
 Leopold heyecanla dinliyordu. ''Sonrasını anlat, o bölgeden başka haber var mı?''
 Başbakan Telemann telaşla devam etti: ''Elbette var, Mein Kaiser... Fransızlar, Hollanda ordusunun Renanya civarlarına çekildiğini iddia ederek Köln?ü paldır küldür işgal etmişler. Aslında Köln?e yürümek Fransız imparatorunun aklında başından beri varmış, sadece Hollanda bu planı biraz geciktirmiş. Böylece olan ne Hollanda?ya ne Fransa?ya, Vestfalya?ya oluvermiş.''



''Bunlar kötüye işaret,'' dedi Leopold. ''Fransızlar her geçen gün sınırımıza daha da sokuluyorlar. Neyse ki birkaç ay önce Vestfalya ile olan müttefikliğimizi feshetmiştik, neyse... Umarım müttefikimiz Hollanda tüm dirayetini ortaya koyacak kadar güçlüdür. Başka iyi haber var mı?''
 İmparator alay etmezdi ama o an sözlerinde alay vardı.
''Mein Kaiser, İspanyol orduları Lizbon?a girmiş,'' deyiverdi Telemann. ''İspanyol kuvvetlerini hiçbir Portekiz ordusu durduramamış. İspanyollar vura kıra Lizbon?a kadar gelmişler. Sonra orayı da işgal etmişler.''



 Tam o anda koridordan patır patır sesler gelmeye başladı. Muhafızlar ellerinde süngülü tüfekleriyle ayağa fırladılar ve odaya çıkan kapının biraz önüne dizilerek kapı ile yönetim kurulu arasında bir bariyer oluşturdular.

(18. yüzyılda Avusturya kraliyet muhafızları)

 Ayak sesleri arttı. Birisi olanca kuvvetiyle kendilerine doğru koşuyordu. Leopold acil durumlar için sakladığı tabancasını belinden çıkardı.
 Bakanlar ''tetikte'' bekliyordu.
 Neden sonra, kapı sadece tıklatıldı. O kadar ayak sesinden sonra...
 ''Açın,'' dedi Leopold. ''Temkinli olun.''
 Muhafızlardan biri tüfeğini beline asıp tabancasını çıkardı, sonra tek eliyle kapının koluna asıldı.
 Neye uğradığını şaşıran haberci, bir anda altı barutlu silahın kendisine doğrultulduğunu gördü. Gözleri fal taşı gibi açıldı ve ''Durun!'' diye bağırdı. ''Durun, ben bir haberciyim!''
 Leopold ''Durun, ateş etmeyin!'' diye emretti. ''Adam konuşsun!''
 Göğsündeki ''Henrik Schwaab'' yazısı habercinin ismini belli ediyordu. Konuşmaya başladı :''Mein Kaiser... gelen haberlere göre Königsberg düşmüş. Leh orduları şehre girmiş.''



 Odadaki herkes sus pus kesildi. Muhafızlar silahlarını indirdiler. Leopold?un yüzüne bir karanlık çöktü.
 ''Arkadaşlar,'' dedi İmparator, ''Bugünkü toplantıyı iptal ediyorum. Sizinle asıl görüşeceğim şey Königsberg?e askeri müdahalede bulunup bulunmayacağımızdı. Ama şehir Lehistan?ın eline geçtiğine göre...''
 ''Lehistan?a savaş mı açacağız?'' diye sordu Franz Telemann. Bu tür durumlarda Leopold ile konuşabilen tek kişi Telemann idi.
 ''Bu sorunu yanıtlamayacağım,'' dedi Leopold. ''Çıkın. Düşünmem gerek. Muhafızlar kapının diğer tarafında bekleyebilir.''
 Bu yanıt odadaki hiçkimseyi rahatlatmamıştı. Tüm bakanlar tekrardan ''Mein Kaiser,'' diyerek kralı selamladılar. Sonra da Leopold?u toplantı odasında yanlız bıraktılar.


Avusturya?nın doğu sınırının emniyeti Lehistan?a kalmıştı. Lehlerin Kürlandiya?yı geri almak için verdiği savaş, Leh kuvvetlerinin konuşlanmasının doğuya kaymasını sağlıyordu. Avusturya, Lehistan?ın düşmanlarının teker teker safdışı kalmasından endişe ediyordu. Hiçbir zaman iki ülkenin dostluğu samimi olmamıştı. Lehistan?ın Leipzig Paktı?na katılmasına izin verilmesi, sadece Balkan seferi sonlanana ve Prusya tehdidi ortadan kaldırılana dek yapılmış bir diplomatik manevraydı. Şimdi, ani bir hareketle Lehistan?ın Leipzig Paktı?ndan şutlanması gerekiyordu.
 Ama Saksonya?yı da unutmamalı. Onlar Lehistan?ın himayesindeydi ve daima koruyucularının yanındaydılar.
 O yüzden yapılabilecek en akıllıca şey yapıldı. Heerkraft turuncu alarma geçirilerek ciddi miktarda insan askere alındı.
 Berlin?deki isyanları Reichspolizei?nin yardımıyla bastıran birlikler Breslav?a doğru yola çıktı. Ayrıca, vatanseverliğin doruk noktasındaki Viyana?dan üçü nişancı birliği, toplam altı tümen asker toplanmıştı. Pressburg?dan ise mükemmel eğitimli iki humbaracı birliği getirtilmişti. Prag?dan ise dört tümen asker toplanabilmişti. Sonuçta 91.000 piyade ve 20.000 süvarilik bir kuvvet, Lehistan sınırında devriye gezmek üzere toplanmıştı.



 17 Şubat 1703 tarihinde Sofya?yı kuşatma altına alan Avusturya birlikleri saldırıya geçti. Klausenburg ve Zagreb gibi doğuya dönük bölgelerden bir hayli fazla süvari toplanmıştı. Saraybosna ve Belgrad?dan da gönüllü 3.600 kişilik bir kuvvet gelmişti. Sonuç olarak Sofya çevresinde 22.500 askerlik bir kuvvet bulunuyordu.
 Türkler ise Balkanlar?da son direnişlerini sergiliyor, gönüllü birliklerle beraber Sofya müdafaasında 20.600 cesur nefer bulunuyordu.



Avusturya?nın hat piyadeleri çok iyi eğitim görmüştü ve neredeyse her attıklarını vuracak şekilde yaratılmışlardı adeta. Süvari birlikleri şehri çembere almak üzere doğudan harekete geçerken, göbekten de piyade saldırısı uygulanıyordu. Avusturya askerleri şehir merkezine giden sokaklardan birinin ağzında durduruldu.


Bir yandan da şehrin doğusunda süvariler bir düzenli Türk piyade tümenini yakalamışlardı. Üzerine saldıran binlerce süvariyi gören piyade tümeni, etrafı sarılarak imha edildi. Böylece şehirdeki piyade mücadelesine süvariler de katılabilecekti. Böylece 3.600 kişi tek hücumda imha edilmiş oldu.


 Sonunda merkezdeki tüfekli mücadeleden, Yüzbaşı Muhammed Ferid?in cansız bedeni çıktı. Türkler karşı atağa kalkmanın bedelini ödüyorlardı. Belki binalara sığınıp gerilla savaşına girişselerdi çok daha iyiydi. Bu şekilde savaşmak düzensiz birliklere göre bir iş değildi. Avusturya ordusundaki milisler bile beş yıldır askerlik yapıyormuş gibi savaşıyorlardı. ''Für das Deutsche vaterland! (Alman vatanı için!)'' şeklinde attıkları savaş naraları, düşmanın savaş çığlığını gölgeliyordu.


 Ancak Türkler ölüm ne demek bilmiyormuş gibi davranıyorlardı. Avusturya askerlerine süngü hücumu yapıyorlar, bir güzel harap olup geri çekiliyorlardı. Ama bunu sürekli tekrarlıyorlardı. Buna karşılık Avusturyalılar tüm güçleriyle, birer iblis gibi harb ediyor ve kendilerini savunuyorlardı.
 İşin içine süvarilerin de dahil olmasıyla ortalık karıştı. Yuvarlak mermiler havada uçuşurken gelen süvari hücumu Türk birliklerine bir panik havası yaydı.



Türkler şehir içine çekilmeyi denediler ama General Gregor Zimmermann, birliklerine umumi taarruz emri verdi ve süvariler öne atıldılar. Tüm Almanlar artık en azından birkaç Türk öldürmeye çalışıyordu. Osmanlı askerleri kaçarken uzun kuyruklar oluşturdular ama düşmana ciddi hiçbir direniş gösteremediler. Bir çoğu Avusturya süvarilerinin keskin kılıcına kurban gitti.


Savaş sonunda tam bir katliam yaşandığı gün yüzüne çıktı. Kaçmaya çalışırken sırtlarına yedikleri kılıç darbeleriyle yere düşen cesetler, şehir içine kadar giden bir yol oluşturmuş gibiydi. Tam 15.000 kadar Türk askeri cesurca can vermişti. Heerkraft ise sadece 1.700 kadar kayıp vermişti.
 Avusturya ordusu Sofya?ya girdi ve şaşırtıcı bir şekilde Bulgarlara iyi davranmayı seçtiler. Bulgarlar, şehirlerine ''misafir'' olarak gelen Avusturyalıları kahraman olarak tanımlıyorlar, Avusturyalılar ise aynı şeyi az önceki muharebede ölen Bulgar direnişçiler için söylüyorlardı. Avusturya askerleri, karşılarına çıkan tüm direnişçilerin sapık liderlerce başka yollara yöneltildiğine, akıllarının çelindiğine inanıyorlardı. Yoksa Türklerin onlarla ne savaşacağı vardı, ne de direneceği. Bu kadar.



 Heerkraft?ın Sofya?ya girdiğini haber alan II. Mustafa acilen Divan?ı topladı ve sonunda görüşmelerden teslim olma kararı çıktı. Sadece dört yıl önce savaştan çıkmış ve Karlofça ile birçok toprağını kaybetmiş Osmanlı, şimdi bir kez daha yenilerek barış istiyordu. Endişeler, Sofya?daki birliklerin İstanbul?a yürüyeceği yönündeydi. Aslına bakılırsa Almanları durduran hiçbir ordu veya halk direnişi de an itibariyle yoktu.
 Sonuçta Türk elçilik heyeti, öyle ya da böyle Leopold?u barışa ikna edebilmişti. Leopold da zaten Osmanlı?yı yeterince hırpaladığını biliyordu. Artık Türkler uzun süre Almanların başına bela açamazdı.
 Avusturya barış heyetinin başkanı, Heerkraft?ın başındaki Ernst von Starhemberg olarak belirlendi. Savaşla ilgilenen bir adamın barış görüşmelerine heyet başkanı olarak gitmesi bile başlı başına dalga geçmekti. Ama kimse sesini çıkaramadı.
 Avusturya, barış görüşmelerini Nürnberg?de başlatma kararı aldı. Ne de olsa kazanan onlardı, dolayısıyla her türlü barış şartını belirleyecek olanlar da onlardı.
 Türkler barış için uğraşadursun, savaşta Avusturya?nın yanında yer alan Venedik?in orduları Atina?ya girmişti. Osmanlı Devleti için tam anlamıyla kabus denecek günler yaşanıyordu. Bu gelişme üzerine Avusturya, Venedik Cumhuriyeti?ni de Nürnberg?e davet etti.
 Nürnberg?deki görüşmelerden şu maddeler çıktı:


1-) Osmanlı Devleti Balkanlar?daki topraklarından tümüyle feragat edecektir. Sadece savaşa dahil olmamış Moldovya eyaleti Osmanlı Devleti?nin elinde kalacaktır.

2-) Osmanlı Devleti, işbu belgeyle feragat ettiği toprakların hiçbirinden hak iddia edemez.

3-) Pire, Teselya, Makedonya ve Selanik yerleşimleri Venedik Cumhuriyeti?ne bırakılacaktır.    

4-) Saraybosna, Dubrovnik, Belgrad, Kosova, Sofya, Varna ve Bükreş şehirleri Avusturya İmparatorluğu?na bırakılacaktır.

5-) Girit Adası, Kiklad Adaları ve Kuzey Sporat Adaları, tüm limanları ve varlığıyla birlikte Venedik Cumhuriyeti?ne bırakılacaktır.

6-) Venedik Cumhuriyeti, 5. maddede eline geçen adaları istediği gibi silahlandırma ve kıyısına gemi çekme hakkına ve yetkisine sahiptir.

7-) Venedik Cumhuriyeti ve Avusturya İmparatorluğu, ele geçirilen bölgelerdeki limanları serbestçe kullanabilecektir.

8-) Osmanlı birlikleri, Avusturya ve Venedik?in sınırlarına on kilometreden fazla sokulamayacaktır.

9-) Osmanlı Devleti, Moldovya sınırları içerisinde en fazla 15.000 asker bulundurabilecektir.

10-) İşbu antlaşmanın Osmanlı Devleti tarafından tek taraflı olarak feshedilmesi, Venedik Cumhuriyeti ve Avusturya İmparatorluğu?na savaş açılması olarak anlaşılacaktır.


Bu antlaşma ile beraber Avusturya ve Leipzig Paktı, egemenlik alanlarını daha da genişletmişti.
 Prusya ise son savunmalarını yapmak konusunda hala direniyor, gitgide daha fazla orduyu Jelgava yakınlarında konuşlandırıyordu. An itibariyle 85.000 kadar Prusya askeri hala bölgede bulunuyordu.



 Prusya?nın akıbeti ne olacaktı? Avusturya orduları ''Für das Deutsche vaterland!'' diye bağırarak daha kaç şehirde uygun adım yürüyeceklerdi? Leopold gerçekten de Lehistan?a savaş açmak niyetinde miydi? Leipzig Paktı üyeleri buna nasıl tepki verirlerdi?

Çevrimdışı sezar5

  • Level 7
  • İleti: 234
Ellerine sağlık,sonunda forumda hikayesine devam eden birilerini görmek güzel.Osmanlı'yı daha 1700 lerde batırdın. agla*
Bunun dışında bölüm,güzel olmuş.


Bu hikaye efsane olacak benden söylemesi. Çok müthiş yazıyorsun. Hikayeyi takip etmeyenler utansın :DD

Çevrimdışı Independence23

  • Level 10
  • İleti: 1301
  • Rammstein dinleyin lan
Ellerine sağlık,sonunda forumda hikayesine devam eden birilerini görmek güzel.Osmanlı'yı daha 1700 lerde batırdın. agla*
Bunun dışında bölüm,güzel olmuş.
Avusturya-Venedik ittifağı Osmanlı'nın canına okudu yardir* ama oyunda duygusal davranmamak gerek bence dov*

Çevrimdışı Skywalker

  • Level 10
  • İleti: 1033
Hikayeni beğendim, ama anlaşma maddelerini çok ağır yapmışsın hikayede :D Bu maddelerin Osmanlı'ya karşı olması daha kötü :D

Çevrimdışı ByzantineEmpires

  • Level 10
  • İleti: 1637
    • yok
şu general bug unu kullanmak yakışmamış ancak hikaye güzel takip edicem :D

Çevrimdışı Independence23

  • Level 10
  • İleti: 1301
  • Rammstein dinleyin lan
şu general bug unu kullanmak yakışmamış ancak hikaye güzel takip edicem :D
Mecbur kullanmam gerek, hem onlar için ''Leipzig Paktı'nın asker desteği'' diyebiliyorum. O şekilde hikayeye az bir renk geliyor.

Hikayeni beğendim, ama anlaşma maddelerini çok ağır yapmışsın hikayede :D Bu maddelerin Osmanlı'ya karşı olması daha kötü :D
Aslında antlaşma maddelerinin ağır olmasının sebebi maddelere yazacak şey bulamamam. Bulabildiklerimle bir antlaşma yapınca da Versailles'ı aratmadım malesef pacoz*

Çevrimdışı Caner97

  • Level 10
  • İleti: 1304
  • Tek başına bıraktılar kralı oyunu kaybedecek olanı
Hikaye çok akıcı bittiği zaman ne çabuk bitti hissi verdi

Çevrimdışı Independence23

  • Level 10
  • İleti: 1301
  • Rammstein dinleyin lan
Hikaye çok akıcı bittiği zaman ne çabuk bitti hissi verdi
Teşekkürler caner tebessum* Önümüzdeki bölümü daha uzun tutmaya gayret edeceğim, böylece doya doya okursun kah* Bu arada senin video serin inşallah devam ediyordur, değil mi?

Çevrimdışı Caner97

  • Level 10
  • İleti: 1304
  • Tek başına bıraktılar kralı oyunu kaybedecek olanı
Ediyor sonraki bölümü internet çok yavaş olduğu için koyamadım ama eylülün başlarında olduğumuz için artık koyabilirim tebessum*

Çevrimdışı Independence23

  • Level 10
  • İleti: 1301
  • Rammstein dinleyin lan
 Arkadaşlar, şu anda isyanlar rehberi üzerindeki çalışmalarımdan dolayı hikaye 2-3 gün daha aksayacaktır. Daha sonra tüm hızıyla hikaye devam edecektir, bilginize.

Çevrimdışı Independence23

  • Level 10
  • İleti: 1301
  • Rammstein dinleyin lan
Bölüm 4: Köln Müdahalesi


 1704 kışı, göründüğünden çok daha büyük kıyametlere gebe bir dönemdi. Kaiser?in orduları sürekli sağa sola saldırıyor, kendine sorun çıkaranı bir çırpıda tarihten siliyordu. Lehler ve Prusyalı sapıklar birbirlerini yerken, Hollanda ve Fransa da birbirlerinin güçlenmelerine izin vermiyorlardı. Hollanda donanmaları Le Havre'ı işgal etmişti. Fransa ordusu ise savunma pozisyonlarını mevcut tutmakta kararlıydılar.
 O yıl, Avusturya kabinesinde bir numaralı gündem Fransa'nın Vestfalya'yı işgaliydi. Tabii ki Köln halkı Fransız ordularını şehirlerinde istemiyordu. İsyan bayrakları tüm Renanya'da dalgalanıyordu. Bunun yanında Renanyalı asiler gizli gizli Köln'ü geri almak için bir kurtuluş ordusu kurmaktaydılar.
 Leopold, bu isyanı el altından sürekli destekleyenler arasındaydı. Sık sık Viyana'dan kağnı kağnı yiyecek ve silah sevkiyatı yapılıyordu. Avusturya'nın amacı, bölgede yeni bir devlet kurarak bu devleti Leipzig Paktı'na çekme, mümkünse himaye altına alma isteğiydi. Böylece Felemenk milletinin yoğun olarak yaşadığı Ren Nehri ve çevresinde söz sahibi olunacaktı.
 Ancak isyancılara yardım yeterli değildi. İsyancılara zorluk çıkartacak Fransızların bölgeden temizlenmesi gerekiyordu. O işi Avusturya orduları muhakkak yapmalıydı.
Bu doğrultuda, 22 Aralık 1704'te 74.500 kişilik, mükemmel donanımlı bir ordu Prens Eugen komutasında Fransız hududuna doğru yola çıktı.



Bunun yanı sıra, Renanya seferinin haızrlık aşamaları tamamlanırken sınırları da güvenceye almak gerekiyordu. Bunun için imparatorluğun güneyinden Venedik sınırına asker takviyesi yapıldı. Venedik'in özellikle Avusturya'dan çekindiği bilinen bir şeydi ancak Triest yakınlarında bir İtalyan ordusunun toplanmakta olması hayra alamet değildi. Bunun sebebi çok sonra anlaşılacak ve Venedik'in hangi ülkede gözü olduğu netlik kazanacaktı.


 Aslında Kaiser, Venedik'in savaş açmasını katiyen istemiyordu. Avusturya'nın genel taktiği her zaman tek düşmanla savaşmaktan geçiyordu. Leopold'a göre bir devletin yıkılmasına sebep olan bir şey varsa o da çok cepheli savaşlardı.
 Ama yine de Leopold Venedik'e karşı önlemini almak istiyordu. Venetya sınırlarına kuvvet kaydırılması zaten yeterince güçlü bir gövde gösterisiydi. Bunun yanı sıra, hızlı bir seyir ve istihbarat gemisi olan KLS (Kaiserlichen Schiff[Kaiser'in Gemisi]) Plzen hızla Pire'ye yollandı.
 KLS Plzen'in getirdiği bilgiler oh çektirecek türdendi. Gelen raporlara göre bölgede çok az miktarda Venedik kuvveti vardı. Yani Venedikliler savaş açmaya cüret ederse bir lokmada yutulabilirdi.





Leopold, her zaman olduğu gibi sarayının balkonundan kafasını uzatmış hayranlarına gülümsüyordu. Gerçekten de insanların amaçlarını kontrol etmek bu kadar kolay mıydı? Evet, mesleği bilene öyleydi.
 ''Ne yazık ki,'' diye sözlerine başladı Kaiser, ''Fransız itleri ta Köln'e kadar ilerlemiş ve cengaver Katolik kardeşlerimiz bu yabancı işgalini durduramamıştır. Bir Alman olarak ben, bu haberi bakanlarımdan ilk duyduğumda üzüntümü ifade edecek kelime bulamamıştım.''
 Halk bir kez daha Köln'deki kardeşlerine selam verirken Leopold biraz dinlenme ihtiyacı hissetti.
 ''Bu alçak Fransız kralı gerçekten ne yaptığını zannediyor? Bunlar, yanlızca açlıktan iflahı sökülmüş sefil yaratıklardır. Buradan binlerce fersah uzaktaki kızıl renginden derileri olan yaratıklar bile bu Fransızlardan daha insandır.''
 Tam bu noktada Başbakan Franz Telemann balkona daldı ve Kaiser'in kulağına bir şeyler fısıldadı. Tabii ki halk bunu fark etmedi bile.
 ''Buradan şunu açıkça belirtmek istiyorum ki, eğer on beş gün içerisinde Fransız orduları Köln'ü terk etmezse biz Almanların soğuk nefesi enselerinde olacaktır. Eğer onlar Köln'ü bırakmazlarsa, yiğit askerlerim zor kullanarak şehri geri alacaktır.''
 Konuşmadan sonra Leopold, artık bir imaj haline gelmiş selamını (sol elini yumruk yaparak kalbinin üzerine koyarak) verdi. Ve balkondan ayrılmadan önce yoldaşlarına son sözünü söyledi: ''Für das Deutsche vaterland! (Alman vatanı için!)''
 Kalabalığın son narası aynen bu şekilde oldu.
 ''Für das Deutsche vaterland!''
 Fransa bu ültimatoma olumsuz yanıt verince, Avusturya 19 Haziran 1705'te Fransa'ya resmen savaş ilan ettiğini bildirdi.



 Artık geri dönüşü olmayan yola girilmişti. Her şey akışına bırakılıyordu. Ancak alınabilecek her türlü mağlubiyet, Avusturya'nın Felemenk yurdundaki etkinliğini kaybetmesine kadar gidebilirdi. Tüm Avusturya halkı, Prens Eugen'e ve onun sadık ordusuna yürekten inanıyordu.
 Bu sefer, bir bakıma Fransa'nın güçten düşmesine zemin hazırlamaya çalışmak demek oluyordu. Hollanda hele bir Paris'e girse tüm dünya değişebilirdi. Peki ya Fransız orduları Amsterdam'a yürümeyi hiç mi denememişlerdi? Ancak onlar birbirlerini yemekle yetiniyorlardı.
 Prens Eugen komutasındaki 74.500 kişilik ordu, her türlü bakımdan mükemmel hazırlanmış bir orduydu. Bir kere askerler çok eğitimliydi. General ve tümen komutanları arasındaki bağlantılar olabildiğince hızlı tutulmaya çalışılıyordu. Askerler, tümen komutanlarının emirlerini anında yerine getirmek üzerine eğitim almışlardı. Üstelik bu askerler her türlü ekipmanın en iyisini edinmişlerdi. Pressburg'da özel olarak eğitimden geçirilmiş Macar humbaracılar da iki tümen halinde ordunun hizmetindeydiler. Bu tam donanımlı ordu 27 Haziran?da Köln?e vardı.



İki tarafın konuşlanması da bir hat şeklinde oldu. Sanki iki taraf da savunmaya geçmişti. Prens Eugen, oyunu kendi bilgiği gibi oynamayı tercih edecek ve sayı üstünlüğünü kullanmayı seçecekti. Fransız ordusunun mevcudu sadece 48.000 idi. Bu sayı, düşmanı büyük bir kıskaca hapsetmek için yeter de artardı bile.
 Düşman ordusunun çoğunluğunu hat piyadeleri oluşturuyordu. Bunun yanında İspanya?dan iki tümenlik bir asker desteği de sağlanmıştı. İki Fransız topçu alayı ise savaş pozisyonu almış ordunun biraz önünde konuşlanmıştı.



Savaş 2.700 Avusturya süvarisinin sağ kanattan hücumuyla başladı. Amaç, bölgede bulunan avcı erlerini çarçabuk yok etmekti. Ancak bir Fransız bölüğünün de tüfek ateşi açarak yardıma koşmasıyla kargıcılar çok zor durumda kaldılar.
 Bu sırada, General Camille d?Hostun çok anlamsız bir emir vererek ordusunu yeniden konuşlandırdı. Ancak oluşan kargaşa sırasında bazı askerler tümenlerini kaybedince, konuşlanma çok sonra bitirilebildi. Bu sırada Avusturya ordusu bu karmaşadan yararlanmak adına ileri harekata geçmişti.



 Çok geçmeden sıcak savaş başladı. Merkez Alman tümenleri tüfek ateşiyle düşmanı daldığı uykudan uyandırmaya çalışırken, sol kanattaki Fransız süvarileri ile general arasında bir iletişim kopukluğu meydana gelmişti. Muhtemelen ulaklardan biri öldürülmüştü. Süvari tümenleri ateş altında ricat emri bekliyordu ancak tık yoktu. Bu şekilde iki tümenlik bir süvari kuvveti körü körüne erimiş oldu.
 Fransızlar yanlış hazırlığın cezasını çekiyorlardı. Belki birer siper kazsalardı şu anda büyük avantaj elde etmiş olacaklardı. Kazıklar ancak süvariler içindi, ağır zırhlı bir sövalye bile kazıkların üstünden atlayarak geçebilirdi.



 Ve sonunda General Eugen von Savoyen?in planı uygulamaya konmaya başlamıştı. Plana göre Avusturya ordusu, sayı üstünlüğü sayesinde Fransızlardan daha uzun bir hat oluşturma avantajına sahipti. Bu şekilde ateş menzilinin dışında kalan her tümen düşman ordusunu çevirmek üzere hareket edecekti.
 Plan ilk başta tıkırında yürümüyor gibi göründü. Fransızlar tamamiyle gerçek dışı bir savunma hattı oluşturarak kendilerini korumaya çalıştılar. Bunu süngüyle gelen bir karşı hücum izledi. Ancak Macar humbaracılar o kadar iyi eğitimliydi ki, karşılarına kim çıksa devirecek gibi görünüyorlardı. Fransız hücumuna başarıyla karşı koydular. Ayrıca Almanlar, çevirme hareketini sürdürerek Fransız ordusunun sol kanadını merkezden koparmayı başarmışlardı.



 Avusturya sol kanadı, ikinci bir emirle Fransız hatlarına ateş menzilinde sokuldu ve Fransız ordusu gerçek bir tuzağa düşürüldü. İçeride tam bir karmaşa hakimdi. Her taraf cesetlerle ve birliğini bulmaya çalışanlarla doluydu. Fransız piyadeleri çok ağır kayıplar vermişti ve birebir savunma uygulamaya çalışıyorlardı. Ancak Avusturya tümenleri çok az kayıplarla hala dinç haldeydiler ve düşmanı tam bir yaylım ateşine tutuyorlardı. Savaşın sonucu yavaş yavaş belli oluyordu.


 Tüfekli muharebe akşama kadar devam etti. Bu saate kadar yaklaşık 20.000 Fransız ölmüştü ancak direniş devam ediyordu. Bunun bir nedeni zaten tüm Fransız ordusunun bir çembere hapsolmması durumuydu. Herkes öleceğini bildiği halde Avusturya askerlerine karşılık vermeye çalışıyordu.
 Tam bu saatlerde ordu etrafında acı haber yayılmaya başlamıştı: General Camille d?Hostun bir Avusturya kurşunuyla öldürülmüştü. Tüm Fransız birliklerini anında bocalamaya başladı.



 Generallerinin de öldüğünü öğrenerek panik havasını yutan Fransız askerleri düzensiz bir ricata başladılar. Ancak unuttukları bir şey vardı: etrafları tamamen sarılmıştı. Tüm Fransızların bozgun halinde kaçtığını gören Prens Eugen, ordularına süngü hücumu emrini verdi. Bu hücumla beraber en az 27.000 Fransız askeri ölüm çemberinde can verecekti. Orada meydana gelen katliamdan sadece 270 Fransız sağ ayrılabildi.
 Şansı olanlar kaçacaktı. Olmayanlar ise ölecekti. Ya olmak, ya da olmamak.
 En sonunda Köln?de de ?Für das Deutsche vaterland!? narası duyulmaya başlamıştı.

 

Fransızlar çok ağır bir yenilgi almış ve 48.000 asker gibi çok büyük bir kuvveti kaybetmişti. Savaşta sadece 9.000 Alman ölmüştü, bu çok büyük bir zaferdi. Ve elbette büyük general Prens Eugen?in namı almış yürümüştü. Ondan dünyanın yaşayan en büyük generali, mükemmel bir askeri deha diye söz ediliyordu.
 Bourbon Sarayı bu yenilgiden sonra karışmıştı. 48.000 Fransız?ın Köln önlerinde ölüp gitmesi tahammül edilebilir bir olay değildi. Artık Avusturya ordularının neredeyse yenilmez olduğu ve Paris?e yürüdüğü bile konuşuluyordu.


 
 ?Leipzig Paktı?nın büyük ülkeleri, bugün kötü bir ihanet ve sırt çevirme ile karşılaşmıştır. Bavyera kralı Maximilian?ın değeri böylece biz Leipzig Paktı ülkelerince bizim gözümüzde bitmiştir. Bu savaş ilanını genel savunma paktı olarak bizler şiddetle kınıyor ve en kısa zamanda karşılığını vereceğimizi duyuruyoruz. Tüm Leipzig Paktı ülkeleri en kısa zaman içinde gerekeni yapacaktır, bu durumda saldırıya maruz kalmış olan dost ülkemiz Saksonya?yı sonuna kadar savunacağımızı herkes bilmelidir. Bu bildiriyle beraber, Bavyera Krallığı?nın artık aramızda yeri olmadığını açıkça bildirmekte bir sakınca görmüyoruz.?
 3 Eylül tarihli bu açıklama, Bavyera?nın Saksonya?ya savaş ilan etmesinden bir hafta sonra geldi.
 Oysa ki Maximilian, Avusturya?nın kayıtsız şartsız yanlarında olacağını düşünmüştü. Bu çok cesurca ama bir o kadar da aptalca bir hamleydi. Münih, birkaç ay içinde kan gölüne dönen başkentler arasında yerini alacaktı.
 Leipzig Paktı öyle ya da böyle, Avusturya?nın tam denetimi altındaydı. Kaiser?e haber uçurmadan yapılabilecek hiçbir şey yoktu. Ausgeheim?ın eli de bir hayli uzundu açıkçası. Aslında Münih?in savaş ilanı için ordu hazırlamakta olduğu sadece Viyana tarafından bilinen bir şeydi. Bundan yıllar sonra, Bavyera kabinesinde bile bir Ausgeheim ajanı olduğu ortaya çıkacaktı.



Bu savaş ilanı, Avusturya?nın tam da beklediği fırsattı. Uzun zamandır sadece Avusturya kabinesinde konuşulan ?Orta Avrupa?nın geleceği? konusu; Bavyera, Saksonya ve Württemberg gibi Leipzig Paktı ülkelerinin işgali hakkında bir meseleydi. Kısacası Avusturya İmparatorluğu tam da istediği zamanı yakalamıştı.
 Hemen ordu hazırlıklarına başlayan Leipzig Paktı, çok kısa bir süre içerisinde yaklaşık 47.000 kişilik bir ordu oluşturdu. Bu kuvvetin başına ise General Gerhard Unger getirildi.



Avusturya?nın bir sonraki Felemenk yurdu hamlesi ne olacaktı? Venedik ordusu Triest yakınlarında hangi amaçla toplanıyordu? Leipzig Paktı Birleşik Kuvvetleri, Münih?te muzaffer olabilecek miydi? Münih halkı bu durum içerisinde ne yapacaktı?

Çevrimdışı Faramir

  • Level 12
  • İleti: 3321
  • ???? ?????, ???? ???????, ???? ?????
    • Ege Tanıl Blogspot
Güzel tebrikler şu çok hoşuma gitti.Lehler ve Prusyalı sapıklar birbirlerini yerken güldüm okurken bu kısmı :D
Bütün savaşlar, önce insanın zihninde kazanılır.
Jeanne D'Arc

Çevrimdışı Constable

  • Level 11
  • İleti: 2749
  • (-_(-_(>_<)_-)_-)
Hikayelerini severek okuyorum tbr*

Çevrimdışı MedievalMusti99

  • Level 12
  • İleti: 3386
  • Eskiler eskiden güzeldi.
Hikayeni gördüm ve beğendim.Takip.