Anket

Hikayedeki eksiklikler veya kötü taraflar sizce nedir?

Yeterince duygu olmamas?
2 (8%)
Oyun üzerinden gidilmesine ba?l? olarak sürekli oyunda ya?anan ?eylerin anlat?lmas?
1 (4%)
Bölümlerin fazla uzun olmas?
0 (0%)
Sava? anlat?mlar?nda kullan?lan "vikipedi" üslubu
7 (28%)
Edebi güzellik kayg?s?yla yaz?lan k?s?mlar?n yeterince güzellik sa?lamamas?
7 (28%)
Resim-yaz? miktar?n?n orant?s?z olmas?
2 (8%)
Karakterlerin özel hayatlar?na fazla girilmemesi
3 (12%)
Hikayeyi daha iyi anlamak için haz?rlanan bölümlerin (Hikayede Geçen Sava?lar ve Özlü Sözler) gereksizli?i
1 (4%)
Kullan?lan yaz? tipi, fontu, rengi vs.
2 (8%)

Toplam Oy Verenler: 25

Konu: [HİKAYE] Kaiserblitz [Bölüm 11: 16. Infanteriedivision] [28.01.15] [YENİ BÖLÜM!]  (Okunma sayısı 37439 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Faramir

  • Level 12
  • İleti: 3321
  • ???? ?????, ???? ???????, ???? ?????
    • Ege Tanıl Blogspot
Yalnız Independence, hikaye bölümü için yeni bir kural geldi. 1 ay içinde yeni bölüm yazılmayan hikayeler kilitleniyor. O yüzden yeni bölümlerin arası 1 aydan kısa olsun. :) Bu arada tekrar başlaman iyi oldu, canlandıralım şu bölümü. :)

 O Kural herkes için olmasın 3 tane hikayem var şuan yürüttüğüm ama zamanım yok yazamıyorum bir kça V.İ.P olsun ya  tebessum*
Bütün savaşlar, önce insanın zihninde kazanılır.
Jeanne D'Arc

Çevrimdışı Skywalker

  • Level 10
  • İleti: 1033
Bizi forum halkı seçti ve biz de Mebuslar olarak adam kayıramayız.  tebessum*

Çevrimdışı Faramir

  • Level 12
  • İleti: 3321
  • ???? ?????, ???? ???????, ???? ?????
    • Ege Tanıl Blogspot
Bizi forum halkı seçti ve biz de Mebuslar olarak adam kayıramayız.  tebessum*

Kayır demedim ki zaten  bir düzen kuralım ona göre işlesin yani zaten yazmayan adam konuyu kilitleyin der kayırma konusunu şaka yaptım tebessum*
Bütün savaşlar, önce insanın zihninde kazanılır.
Jeanne D'Arc

Çevrimdışı Independence23

  • Level 10
  • İleti: 1301
  • Rammstein dinleyin lan
Yalnız Independence, hikaye bölümü için yeni bir kural geldi. 1 ay içinde yeni bölüm yazılmayan hikayeler kilitleniyor. O yüzden yeni bölümlerin arası 1 aydan kısa olsun. :) Bu arada tekrar başlaman iyi oldu, canlandıralım şu bölümü. :)
Dikkat edeceğim o kurala, teşekkürler. tbr*

O Kural herkes için olmasın 3 tane hikayem var şuan yürüttüğüm ama zamanım yok yazamıyorum bir kça V.İ.P olsun ya  tebessum*
Öyle bir şey olsa bile ben kabul etmem, benim ne ayrıcalığım var.

Çevrimdışı Faramir

  • Level 12
  • İleti: 3321
  • ???? ?????, ???? ???????, ???? ?????
    • Ege Tanıl Blogspot
Öyle bir şey olsa bile ben kabul etmem, benim ne ayrıcalığım var.

Bizim ayrıcalığımız sürekli olarak yazmamız dostum benim demeye çalıştığım buydu herkes ne kadar yanlış anladı benim şahsen stajım olacak mesela 5,5 ay ben 5,5 ayda sadece 3-4 bölüm anca yazarım sonuçta çalışacağım onun gibi şeyler için dedim yoksa bizi kayır demedim yani neyse konunu saptırmayalım ben wikipedia tarzı savaşa verdim ama aslında 2-3 tane daha işaretlerdim  tebessum*
Bütün savaşlar, önce insanın zihninde kazanılır.
Jeanne D'Arc

Çevrimdışı Independence23

  • Level 10
  • İleti: 1301
  • Rammstein dinleyin lan
 Ya birden fazla oy hakkını veremiyorum öyle bir seçenek yok anket düzeltme ekranında.

Çevrimdışı Independence23

  • Level 10
  • İleti: 1301
  • Rammstein dinleyin lan
Bölüm 8: Dört Bir Yandan



 Prens Eugen, en çok güvendiği kurmayı Hans Kaufmann'dan son raporları alıyordu. Eugen'in elindeki kağıtların hiçbirinde güzel bir haber yoktu, o da bunun farkındaydı. Bundan bir hafta önce İsveç sefirinin savaş ilanını bildirmesi ve ardından Viyana'yı terk etmesi, haberlerin ana kaynağıydı.
 Eugen bir yandan Albay Kaufmann ile konuşuyor, diğer yandan toplantı odasına girdiğinde sarf edeceği sözleri tartıyordu. Eugen ordunun bir numaralı ismi Ernst von Starhemberg'in veliahtı olarak görülse de, devlet yönetimindeki kişilerin huzuruna çıkacak olmak onu geriyordu.
 Toplantı odasının tahta kapısı, koridorun sonunda göründü. Albay Kaufmann son selamını vererek Eugen'i yanlız bıraktı. Kraliyet mührünü -çift başlı bir kartal- andıran iki kapı kolu, hükümetle Eugen'i birbirinden ayırıyordu. Eugen kapıyı tıklattı ve içeri girdi.
 Ama onu çok daha farklı kişiler bekliyordu. İçeride, yuvarlak bir masanın etrafına dizilmiş yirmi kadar asker üniformalı insan vardı. Masanın en uzak ucunda da imparator Leopold oturuyordu. Sandalyelerden sadece biri, Leopold'un sağ yanındaki boştu.



 "Mein Kaiser (İmparatorum)." diye selamladı Eugen.
 Leopold'un beyaz bukleli perukları, vücudunun iki yanından sarkıyordu. "Yanıma otur, şanlı komutan. Senin yerin, benim yanımdır." Prens Eugen yerine oturduktan sonra kral, sözlerine başladı:
 "Sadık askerlerim, biliyorsunuz ki Tanrı bugünlerde bizi ağır bir sınavdan geçiriyor. Dört bir yanımız düşmanla sarılı durumda ve Alman yurdu tehlike altında. Bazılarınızın bildiği üzere, İsveç sefiri bize savaş ilan ettiklerini açıklayarak pis ayağını toprağımızdan kurtarmıştır."
 Bu sözler üzerine kimi albaylar ve yarbaylar aralarında mırıldanmaya başladılar. Leopold onları ancak susturabildi.
 "Kuzey Ordular Grubu komutanı ve Savoya prensi Eugen... bize bölgedeki durumu anlatacak," diye devam etti Leopold.
 General Eugen, elindeki kağıtları karıştırdı. Hangi haberi ilk önce verse bilemiyordu. İyi... iyiden başlamalıydı. Olabildiğince iyiden.
 "Gelen istihbarata göre," diye başladı, "Kopenhag ve çevresinde saldırıya hazır 350 ila 400 bin İsveçli asker bulunuyor. Buna karşın, Elbe Nehri kıyısında bizim sadece 82 bin kişilik bir kuvvetimiz bulunuyor. Altı ay içerisinde Viyana, Berlin, Pressburg ve Münih'ten gelecek takviye birlikler sayesinde mevcut asker sayısının 170 bine çıkacağını düşünüyoruz. Gerekli hazırlıklar tamamlanıncaya dek, Kuzey Ordular Grubu Elbe Nehri'nden geçişi sağlayan tüm köprüleri tutacak."



 Ancak Eugen asıl konuya girmemişti. Fazla uzatmamaya karar verdi.
 Masaya serdiği evrak ve kağıtları karıştıran Eugen, aradığı şeyi bulmuştu: bir zarf, hem de ağzına Reichspolizei mührü basılmıştı. Bunu, içindeki mektubu okuması için Leopold'e verdi.
 Şöyle yazıyordu:

 
 Sayın Majesteleri, Alman yurdunun tek ve gerçek hükümdarı, Kutsal Cermen imparatorlarının yegane mirasçısı ve Yüce Tanrı'nın yeryüzündeki en güçlü hizmetçisi;
 Sizin mülkünüz olan Hannover eyaletinde, birtakım huzursuzluklar ve hareketlilikler mevcut. Reichspolizei eyalet şefi olarak, birçok kez izinsiz gösteride bulunan halka müdahale ettim. Silahlarımızı kullanmaya çekiniyoruz; zira olayların daha da büyümesinden, halkın tepkisinin artmasından endişe duyuyoruz.
 Artık sokaklardaki karışıklıklar ve başkaldırı çabaları dayanılmaz hale geldi. Üç bin kadar polisim var ancak eyaleti tek başıma zapt etmem mümkün değil. Hatta kimi adamlarım, Hannover ormanlarında gizlice bir isyan ordusu toparlanmaka olduğunu söylüyorlar. Buraya acilen Heerkraft'tan bir kuvvet ihtiyacı olduğunu bildirir, siz haşmetli efendimi saygıyla selamlarım.


Stefan Weiss
Reichspolizei Hannover Eyalet Şefi

 Odadaki herkes, Leopold'un hal ve hareketlerine bakarak mektubun içeriği hakkında tahmin yürütmeye çalışıyordu. Ancak kralın ağzından dökülenler, kimsenin neler olduğunu kestiremeyeceği türdendi.
 "Hannover eyaletinde bir tane bile yanmamış ağaç kalmasın."


Braunschweig Ormanı yakınları
19 Şubat 1712
Braunschweig, Hannover

 Hannover eyaletinde çok zorlu bir kış geçirmiş olan isyancı birlikleri, geçtiğimiz iki ay boyunca soğukla imtihana tutuşmuş, vahşi hayvanların saldırısına uğramış ve ağır bir erzak sıkıntısı çekmişlerdi. Bunlar yetmiyormuş gibi, bir de Şubat ayının ilk haftasında, saklanmış oldukları ormanda aniden yangın çıkmıştı. Kış vaktinde, bir ormanda doğal sebeplerden dolayı yangın çıkma olasılığı sıfır olduğuna göre, bu işte Leopold'un adamlarının parmağı olmalıydı.
 Bu da demek oluyordu ki, bir şekilde yerleri tespit edilmişti ve hemen yeni bir yaşam alanı bulmak zorundaydılar. Ne tesadüf ki, o sıralarda Heerkraft birlikleri Hannover eyaletine intikal etmekteydiler. Birkaç gün içinde, isyancıların konumları hakkında bilgi alıp onları yok edeceklerdi.
 Öyle de oldu. 19 Şubat sabahı, isyancı kuvvetleri kendilerine doğru gelmekte olan bir ordu farketti. Beyaz üniformalarıyla karda rahatça kamufle olabilecek hat piyadelerine, 3.500 kadar ağır süvari eşlik ediyordu. Gelenlerin Avusturya askerleri olduğu apaçıktı.
 Savaşın başlangıcını, General Felix Peters'in muhafızlığını yapan bir asker -Albert Kirsch- şöyle anlatır:


 "Üstünde başında doğru düzgün kıyafetler bile olmayan isyancılar, düzensiz bir şekilde üzerimize gelmeye başladılar. Bu dondurucu soğukta nasıl hayatta kaldıklarını, nasıl yiyecek tedarik ettiklerini veya nasıl silah edindiklerini hiç bilmiyorduk. Bir süvari hücumunun, askerlerimizin attığı kurşunlarla beraber nasıl eridiğini izledim. Kesinlikle bir emir-komuta zinciri etrafında çalışmıyorlardı, belki de başlarındaki adam -her kimse- gerçek liderlik vasıflarına sahip değildi. Öyle ya da böyle, arka cephelerden izlediğim şey bir savaş değil, toplu bir kıyımdı."


 Günlüğün devamında, söz konusu asker "Avusturya süvarilerinin yandan hücuma geçtiklerini" anlatıyor. Daha sonra ekliyor:
 "İsyancılar, daha karşılarındaki piyadeye üstünlük sağlayamazken bir de süvari hücumuyla direşmek zorunda kaldılar. Bu beklemedikleri hamle karşısında bir hayli afalladılar, düşmanlarına hiçbir karşılık veremediler. Uçlarında birer süngü bile olmayan silahlarıyla süvari kılıcına karşı koymaya çalışıyorlardı ama ilk birliğin dağılması uzuna gitmedi. Son nefeslerini verenlerin vücut ısılarının düşmesi, mevcut hava koşulları sayesinde zor olmasa gerekti."


 Bu şekilde, ağır süvari baskısının getirdiği avantajla isyancıların sağ kanadı kırılmıştı. Artık düşmanın etrafı sarılabilirdi.
 Atlılar, önlerine çıkanı ezip geçtiler. Daha sonra, mücadeleye Hannover'den gelen ve arkada bekleyen Reichspolizei birlikleri de katıldı. Bu destek birlikleri, sadece üç yüz kadar süvariden oluşuyordu. Hafif silahlarıyla düşmanı kovalamak için en iyi seçenektiler.
 İsyancılar yenileceklerini anlayınca geri çekilmeyi denediler, ne var ki Avusturya askerleri düşmanın yakasını bırakmadı. Herkes açık bir görüşe sahip olduğu için, insanların nereye doğru gittiğini görmek de kolay oluyordu. Birçoğu da binaların yoğun olduğu bölgelere kaçıp izlerini kaybettirmeye çalışıyorlardı, ancak havanın durgun olması, karda bırakılan ayak izlerinin birkaç saat boyunca yerde kalmasına imkan veriyordu. Böylece büyük kitleler kolayca keşfedilip imha edilebiliyordu.



 Bu muharebeyle beraber, Avusturya'da süregelen monarşik hegemonya bir süre daha güvende olacaktı.
« Son Düzenleme: 18 Şubat 2014, 21:59:49 Gönderen: Independence23 »

Çevrimdışı ersin96

  • Great Emperor
  • Level 14
  • İleti: 8280
  • Kış geliyor!
Savaş anlatımın gerçekten iyi ama dediğim gibi çok savaş oluyor hikayende. :/
Barış Antlaşmaları yeni savaşlara hazırlanmak içindir.

Çevrimdışı Faramir

  • Level 12
  • İleti: 3321
  • ???? ?????, ???? ???????, ???? ?????
    • Ege Tanıl Blogspot
Savaş Resimlerinde Sancak Seçeneğini ve Kırmızı çizgiyi kapatabilirsin ayrıca Freidreich Weimar :D :D :D
Bütün savaşlar, önce insanın zihninde kazanılır.
Jeanne D'Arc

Çevrimdışı Independence23

  • Level 10
  • İleti: 1301
  • Rammstein dinleyin lan
Savaş anlatımın gerçekten iyi ama dediğim gibi çok savaş oluyor hikayende. :/
Keşke önüne geçebilsem ama campaign oynuyorum malum. Neyse, böyle isyan savaşlarını vs. artık ben de yazmayı düşünmüyorum.

Savaş Resimlerinde Sancak Seçeneğini ve Kırmızı çizgiyi kapatabilirsin ayrıca Freidreich Weimar :D :D :D
O yoksa senin General Friedreich'in soyadı mıydı? Eğer öyleyse söyle hemen düzelteceğim :D

Çevrimdışı omer56

  • Level 13
  • İleti: 4072
Çok güzel olmuş. Ellerine sağlık tbr*

Çevrimdışı Paradiox1153

  • Level 9
  • İleti: 623
  • Total War Türkiye

Çevrimdışı Faramir

  • Level 12
  • İleti: 3321
  • ???? ?????, ???? ???????, ???? ?????
    • Ege Tanıl Blogspot
O yoksa senin General Friedreich'in soyadı mıydı? Eğer öyleyse söyle hemen düzelteceğim :D

Aynen ama düzeltme isim hakkını verdim gitti sana neyse dediğimi gibi Resimler ve anlatım  tebessum*
Bütün savaşlar, önce insanın zihninde kazanılır.
Jeanne D'Arc

Çevrimdışı Constable

  • Level 11
  • İleti: 2749
  • (-_(-_(>_<)_-)_-)
Yine çok güzel ;)

Çevrimdışı Independence23

  • Level 10
  • İleti: 1301
  • Rammstein dinleyin lan
Aynen ama düzeltme isim hakkını verdim gitti sana neyse dediğimi gibi Resimler ve anlatım  tebessum*
Yok ben onu düzelteyim, içimde kalır yardir* Yahu bu Fredreich Weimar bana tanıdık geliyor diyordum, sebebi belliymiş meğer yardir*
 Yorumunu esirgemeyen herkese çok teşekkürler.
« Son Düzenleme: 18 Şubat 2014, 22:00:23 Gönderen: Independence23 »

Çevrimdışı Faramir

  • Level 12
  • İleti: 3321
  • ???? ?????, ???? ???????, ???? ?????
    • Ege Tanıl Blogspot
Yok ben onu düzelteyim, içimde kalır yardir* Yahu bu Fredreich Weimar bana tanıdık geliyor diyordum, sebebi belliymiş meğer yardir*
 Yorumunu esirgemeyen herkese çok teşekkürler.

Sen bilirsin Mein Kaiserim içinde kalacaksa eğer değiştir  tebessum*
Bütün savaşlar, önce insanın zihninde kazanılır.
Jeanne D'Arc

Çevrimdışı Independence23

  • Level 10
  • İleti: 1301
  • Rammstein dinleyin lan
Ara Bölüm 1: Baskın Öncesi


"Selamunaleyküm, ağam." dedi Halil Yüzbaşı. "Hünkarımızın emr-ü fermanı üzere, üç topçu alayı an itibariyle karargahımıza vardı. Asker Konstantiniyye'den bu yana yürümekte olduğundan ötürü çok yorgun, lakin emrinize amadeler."
 Yeniçeri Ocağı'nın başı Abdülhakim Ağa, Divan-ı Hümayun'un planladığı baskını komuta ediyordu. Üç bin kadar yeniçeriyle beraber Sofya önlerine gelen Abdülhakim Ağa, şehir garnizonu tarafından fark edilmemek için karargahı ormanda kurmuştu. Plan gereği, bir gün boyunca da arkalarından gelen topçu alaylarını beklemek zorunda kalmışlardı.
 Ağa'nın yüzü, Halil Yüzbaşı'yı gördüğünden memnun olduğunu belli ediyordu. "Aleykümselam, Halil. Venedik küffarıyla verdiğimiz mücadele zaferle nihayet bulduğundan beri görmemiştim seni."
 Bu doğruydu. Altı ay önce, Osmanlı orduları İstanbul'u geri alarak yönetimi tekrardan inşa etmişlerdi.
 "Siz cenk ederken ben de boş durmuyordum ağam." dedi Halil Yüzbaşı. "Ali Paşa beni de yanına kattı, ordusundaki yeniçeri alayına kumandanlık etmek için. Balyabarda'da tekrardan ezan sesi duyma şerefine nail olduk, bin şükür."
 Abdülhakim Ağa'nın güçlü kolları, yüzbaşının omuzlarını samimiyetle kavradı. "Helal sana, Halil. Şimdi Alman hadsizine gününü göstermenin vakti."
 Ağa, yere boylu boyunca uzanmış Bulgaristan haritasını gösterdi. "Görüyor musun?" diye sordu.
 Yüzbaşı, neyi görüp görmediğini anlamadı ama istifini de bozmadı. "Görmüyorum, ağam." dedi.
 "Alman neferi. Beş bin kadar küffar şehri savunuyor. Lakin henüz şehre yaklaştığımızı anlamadılar. Şu an akşamüstü olduğunu hesab edersek, askerimize de dinlenme süresi tanırsak eğer, en geç bu gece basacağız şehri."
 "Divan'ın fikri nedir ağam? Ne yapacağız?" diye sordu Halil Yüzbaşı.
 "Dinle o halde." Abdülhakim Ağa, kılıcının ucuyla Sofya'nın doğu kanadını haritada gösterdi. "Şu anda Nevski sırtlarındayız. Üç bin neferimiz var, kırk beş adet de topumuz. Önce, bulunduğumuz yerden topçu ateşine başlayıp şehri bombardıman edeceğiz. Bir şekilde dikkatlerini çekeceğiz. Sonra, bin beş yüz kadar neferi şehrin batı kanadına, Sveta'ya gizlice kaydıracağız. O birliğin başında sen olacaksın, Halil."
 "Başım yolunuz üstüne, ağam." dedi Yüzbaşı Halil.
 "Ve benden işaret bekleyeceksin," diye devam etti Ağa. "Emrim sana ulaşır ulaşmaz, birliğini alıp şehre sızacaksın ve küffarı arkadan vuracaksın. Ne zaman ki senin cenke kalktığını görürsek, biz de saldırıya geçeceğiz ve düşmanı avcumuzda ezeceğiz."
 Halil Yüzbaşı planı anlamış gibiydi. "Başka emriniz var mıdır, ağam?"
 "Var, yüzbaşı. Tugaya yeni katılan askerlere söyle, güzelce dinlensinler. Zira gece vakti, Allah yolunda göreve nail olacaklar."

« Son Düzenleme: 21 Şubat 2014, 17:56:34 Gönderen: Independence23 »

Çevrimdışı Constable

  • Level 11
  • İleti: 2749
  • (-_(-_(>_<)_-)_-)
Ellerine sağlık tbr*

Çevrimdışı omer56

  • Level 13
  • İleti: 4072
Yeni bölüm çok iyi olacağa benziyor.

Çevrimdışı bannerlord

  • Level 11
  • İleti: 2283
  • Vatan Sağolsun
Çabuk gelsin bölüm  tbr*