Konu: [Hikaye] Zollern Evlatları Bölüm VIII "Ferman" [------------]  (Okunma sayısı 5441 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı EralpUslu

  • Level 5
  • İleti: 114
  • EralpU
   Bölüm II
Spoiler
[close]




Bölüm I

 Krallığın son umudu, Letzte Hoffnung Prusyalıların kısaltmasıyla Kral LetzHoff Bardrick (Son Umut), Avusturya Kahramanı Prens Eugene'nin mutlak askeri dehasıyla, bir hafta kadar önce Prusya ordusunun başına, yani Hannover'ın güneyinde geri kalan iki bin dönümlük Prusya  topraklarının yönetimine geçen Kral Bardric ve ordusu mağlup edildi.

 Avusturya İmparatoru, İmparatoru Leopold'un iki bin dönümlük araziye daha yakın olabilmesi için Viyana'dan taşındığı Bohemya topraklarına, Yenik Kral Bardrick'in getirilmesi için emir verildi.

 Prusya'nın son bariz taht varisinin idamının yapılacağı vakti tellatlar saatler öncesinden bildirmişti.  Kral Frederick'in sarhoş gecelerinden kalma eserleri ise, üvey kardeşleri, yani Hohenzollern hanedanının son resmi asil ve temiz Prusya kanı taşıyan üyesi Prens Bardrick'in ölümünü, siyah kukuletaları içinden izlemek için Bohemya sokaklarında nefret kusan katolikler arasında ki yerlerini almışlardı.

 Kısa süre sonra İmparatorun balkonuna yerleştiği köşkün kapıları açıldı. Kapının açıldığını gören halkın şiddeti ve bağırışmaları sanki on kat daha da artmıştı. Ellerini yumruk yapıp ve yenik kralın kendilerine teslim edilmesini isteyen halk, bir kaç kapı muhafızının verilen emirle havaya ateş açmaları sonucu biraz yatıştı. Kapıdan çıkan bir adam elinde Yenik Kral Bardrick'in idam belgesini halka gösterip onların şiddetlerini daha sonraya saklamaları için yaptığı küçük bir selsenişten sonra  halkın daha da sakinlediğine kanaat getirildi ve 100-150 kadar Avusturyalı Muhafız itiş kakış içerisinde halkın arasında ince bir koridor oluşturmaya başladı.


 

 "Ne günlere kaldık kardeşim," Kral Frederick'in kanını taşıyan iki erkek kardeş aynı babadan ancak farklı anadan olma, tek suçu hanedan üyesi olarak kabul görmesi olan kardeşleri, Yenik Kral Baldrick'in ölümünü görmek için bekliyorlardı.

 "Bunu görmek zorunda değiliz... Biliyorsun!" Küçük kardeş Amott abisi Lewy'nin bu sahnelere şahit olmaması için elinden gelen her şeyi yapmaya çalışıyordu. Kalabalık halkın arasından itişe kakışa daha sakin bir yere geçen iki kardeş kısa bir süreliğine rahatlarken Avusturya Muhafızları koridorun yapmının neredeyse sonuna gelmişti.

 "Hayır, ben görmek zorundayım yoksa inanmam. Babamdan aldığım kara gözlerim kardeşimin son nefesini verdiğini  görmeden öldüğüne ikna olmaz." Amott kardeşinin saçmaladığını düşünerek onu götürmek için küçük bir girişimde bulunsa da , Lewy'nin tepkisi sert oldu. "Eğer beni bundan alı koyarsan, Bardrick'in öldüğünü görmezsem, Prusya'nın yıkıldığına ikna olup intikama yemin etmek için, Akdeniz'in hatta yeni diyarların karanlık sularının bile en dibindeki her taşın altına bakmam gerekir."   

"O halde senin gözlerinde benimkiler yerine şahit olsun. Kardeşimin ölümünü görmeyi istemiyorum."

 Cebinden piposunu çıkaran Amott kardeşinden ayrılıp küçük bir evin arkasında sıkıntılı sıkıntılı tüttürmeye başladı. Tam o  sırada koridor tamamlanmış yenik kral, sonunda kara darağacının yağlı urganı boynuna dolansın diye iki Avusturya askeri tarafından itiş kakış sürüklene sürüklene ilerletilmeye başlatılmıştı. İnce koridoru oluşturmuş nizamlı ve sağlam muhafızlar arasından yeni krala hakaretler eşliğinde taşlar ve sert cisimler fırlatılıyordu.

 Kral, haykırışlar, küfürler, nefretini dökenlerin seslerini işitiyordu. Ancak gözleri, hayal ettiği cennet bahçesini, ailesini, Prusya'nın ayakta ve sapa sağlam evlatlarını, burnu ise, ne barutun ne de kanın kokusunu duyuyordu, ölümün ayak seslerinin üzerine tesir ettiği tatlı koku... Prusya topraklarının güzel çimenlerinin ve Baltık denizinin kokusu Bardrick'in zihnine işliyordu.
 
 Yenik kralı güzelliklerden kısa süreliğine alı koyan cellatın boynuna geçirdiği yağlı urgandı. Kulaklarında işittiği urganın onu boğmak için attığı tiz kahkalar ve cellatın sapsarı dişleri arasından iğrenç nefes eşliğinde "Cehennemde yan" cümlesi kralın dünya üzerinde ki son anlarının resmiydi.


 


 Yükselen neşe sesleri ve katoliklerin sevinç çığlıkları Amott'ın gözlerinden yaşların akmasına sebep oldu. Lewy, Amott'ın yanına gelerek piposunu ağzından aldı ve kendi ağzına götürdü ve Lewy'nin de gözlerinden yaşlar aktı.

" Baltık'ın güzel mavisinden ceketlerimiz,
   İhanetin kara renkleriyle boyandı,
   Heyhat! kim inanırdı böylesine ölebileceklerine Zollern evlatlarının...
   Biz bu kara kukuletaları severmiyiz,
   Leopold yitip gittik sandı,
   Ancak diriliş günüdür bu gün Prusya evlatlarının..."


                Forumda yeniyim dostlarım, tavsiyeleriniz benim göz bebeğimdir...
 
 
« Son Düzenleme: 26 Mart 2016, 21:22:07 Gönderen: EralpUslu »
Dilay'ın tepede belirip, şu sersem alacakaranlığı bir melek gibi aydınlattığı gecede...
Nice şairin ve dahinin eserlerinin kenarlarına bulaşmış şarap lekesinin güzelliği...

Çevrimdışı wonderful004

  • Level 11
  • İleti: 2894
Ynt: [Hikaye] Zollern P.çleri
« Yanıtla #1 : 02 Şubat 2015, 13:03:20 »
avusturya hikayesi mi yoksa prusya mı?

Çevrimdışı EralpUslu

  • Level 5
  • İleti: 114
  • EralpU
Ynt: [Hikaye] Zollern P.çleri
« Yanıtla #2 : 02 Şubat 2015, 14:50:42 »
 Prusya
Dilay'ın tepede belirip, şu sersem alacakaranlığı bir melek gibi aydınlattığı gecede...
Nice şairin ve dahinin eserlerinin kenarlarına bulaşmış şarap lekesinin güzelliği...

Çevrimdışı wonderful004

  • Level 11
  • İleti: 2894
Ynt: [Hikaye] Zollern P.çleri
« Yanıtla #3 : 02 Şubat 2015, 17:22:54 »
oyundan görsellerle destekleyebilirsin.

Çevrimdışı Easterling

  • Level 14
  • İleti: 6253
  • Evrenin gözünde sen nesin ki ?
Ynt: [Hikaye] Zollern P.çleri
« Yanıtla #4 : 08 Şubat 2015, 12:26:24 »
Güzel de başlık olmamış o keline yerine daha uygun birşey bulsaydın iyi olurdu.  kah*

Çevrimdışı EralpUslu

  • Level 5
  • İleti: 114
  • EralpU
Ynt: [Hikaye] Zollern P.çleri
« Yanıtla #5 : 10 Şubat 2015, 00:09:25 »
 İşte o olay kafayı yediriyor. Ne isim koyabilirim başka...  uz*
Dilay'ın tepede belirip, şu sersem alacakaranlığı bir melek gibi aydınlattığı gecede...
Nice şairin ve dahinin eserlerinin kenarlarına bulaşmış şarap lekesinin güzelliği...

Çevrimdışı ikooo123

  • Level 9
  • İleti: 534
  • Gerekirse vatan için ölmek işte o vakit ölürüz.
Ynt: [Hikaye] Zollern P.çleri
« Yanıtla #6 : 10 Şubat 2015, 08:24:33 »
takip  tbr*
İttihat ve Terakki-Selanikli

Çevrimdışı Easterling

  • Level 14
  • İleti: 6253
  • Evrenin gözünde sen nesin ki ?
Ynt: [Hikaye] Zollern P.çleri
« Yanıtla #7 : 10 Şubat 2015, 10:00:24 »
İşte o olay kafayı yediriyor. Ne isim koyabilirim başka...  uz*

Bilmiyorum ama uygun bir başlık bul bence çünkü sansürlüde olsa küfür yasak iverson bizzat belirtmişti bunu bir konuda o görmeden değiştir.  yardir*

Çevrimdışı wonderful004

  • Level 11
  • İleti: 2894
Ynt: [Hikaye] Zollern P.çleri
« Yanıtla #8 : 10 Şubat 2015, 10:26:54 »
Yeni bölüm ne zaman geliyor?

Çevrimdışı EralpUslu

  • Level 5
  • İleti: 114
  • EralpU
Ynt: [Hikaye] Zollern P.çleri
« Yanıtla #9 : 10 Şubat 2015, 15:04:59 »
 Güzel bir bölüm olması için uğraşıyorum. En yakın zamanda yazacağım.  tebessum*
Dilay'ın tepede belirip, şu sersem alacakaranlığı bir melek gibi aydınlattığı gecede...
Nice şairin ve dahinin eserlerinin kenarlarına bulaşmış şarap lekesinin güzelliği...

Çevrimdışı lasthdeath

  • Level 10
  • İleti: 1650
  • Family, Duty, Honor
Ynt: [Hikaye] Zollern P.çleri
« Yanıtla #10 : 10 Şubat 2015, 15:37:18 »
veledizina veya haramzade yapabilirsin :D
sen adı komple değiştir ingilizce olsun bastard dersin :D

Çevrimdışı EralpUslu

  • Level 5
  • İleti: 114
  • EralpU
Ynt: [Hikaye] Zollern Evlatları II. Bölüm Yaralı Asker
« Yanıtla #11 : 12 Şubat 2015, 00:41:59 »
Bölüm II


  Yenik Kral Bardrick'in cesedi halk tarafından tartaklandıktan sonra ibreti alem için Bohemya şehrinin kapılarına asılmıştı. Ancak Lewy ve Amott başarılı bir gece operasyonu ile Bardrick'in cesedini şehir kapısından alıp şehrin bir kaç kilometre ilerisine defin etmişlerdi. Ancak ne bir mezar taşı nede bir işaret, Amott ve Lewy dışında son Prusya Kralı'nın cesedinin kimse nerede olduğunu bilmiyordu. Belki yıllar sonra yaşayacak Prusya'nın Evlatları atalarının mezarını bulup layığıyla gömerlerdi...

  İki kardeş için günler karanlık geçiyordu. Lewy kısmende olsa kardeşinin cesedini gözünün önünden ve aklından çıkarmayı kasları ve yakışıklılığı sayesinde güzel Bohemya şarapları ve kadınları ile başarabiliyordu . Amott ise tüm bunları unutmak için zırh ustasının yanında çalışıp para kazanıyordu.

  Kendilerini tüccar olarak tanıttıkları handa konaklarken, gecenin bir vakti kapılarına hancının çırağı aracılığı ile bir parşömen rulosu şeklinde mektup geldi.

  " Hohenzollern Hanedanının evlatları, Prusya Krallığı'nın Prensleri, sizlere selam Haşmetmeap...
        Asıl konuya gelirsek, cennette ki en refah dolu köşeler onun olsun, biricik Kralımız Bardrick'in size iletmemi istediği selamları ve emanetleri var Haşmetmeap....
        Keşke yanınıza gelip, kardeşlerinizin, babanızın suretini görebilseydim ancak bu mümkün değildir. Sizleri huzura ve zenginliğe ulaştıracak emanetleri size ulaştırmak benim için neredeyse imkansız. Lakin bunu siz sağlayabilirsiniz,  Gregoryen Takvimine göre 19 Nisan günü Viyana kapılarına ulaşıp, kapı muhafızlarına kendinizi tanıtır ve Kızıl Bey Çavuş Howard'ı sorarsanız, hanedandan geriye kalmış nice bolluk ve bereket siz Krallığın varislerine geçecektir.

  Saygı ve Hörmetlerimle..."

               "Ne demek bu?" Yorgun bir şekilde yatakta yatan Amott mektubu okuyan Lewy'e şaşkın ve boş gözlerle bakıyordu.
 Lewy'nin de pek bir şey anlayamadığı açıktı ancak neyse ne bu onlar için bir umut veya tuzak olabilirdi önemli olan bu.
     
  Lewy ilk iş olarak odadan hızlıca koşarak hancının yardımcısını aradı ancak bulamadı. Hancı nereye gittiği hakkında hiçbir şey bilmediğini söyleyince Lewy odaya geri döndü.
     

    Lewy siyah atının Amott kahverengi atının dizginlerini tutup iç ceplerine piştovlarını yerleştirdikten sonra  12 Nisan Günü iki kardeş yola çıktı. Nisan ayı olmasına rağmen Avrupa'nın azizliğine uğrayıp yağmura yakalandılar ve Bohemya'nın 7 kilometre güneyinde ki küçük bir handa yağmur geçene kadar konaklamaya başladılar.


  Yağmurun dindiğini gördükten sonra, hancının ucuzdan kendilerine sunduğu yemekler için teşekkür edip kalkacaklardı ki, han kapısı yumruklanmaya başladı. Hancı tezgahının arkasından hançerini kaptığı gibi kapıya yöneldi. İki kardeşte piştovlarını hazırladılar...

   "Dikkat! Yavaş- Yavaş olun, SAKİN OLUN DİYORUM!"  içeriye üniforması kanlanmış bir askeri taşıyan 10 kadar piyade paldır küldür girip taşıdıkları askeri şöminenin yanına yere yatırdılar.


   "Yardım et hancı..." Avusturya piyadelerinden biri hancıyla yalvararak konuşuyordu. Lewy piştovunu çekip hançerini çıkaracaktı ki, kapıdan 10 asker daha içeri yığıldı, ve Amott Lewy'nin eline bir hamle yaparak onu sakinleştirdi. Bir tanesi, hancıyla konuşan asker arkadaşının yanına gitti ve konuşmaya dahil oldu.
   
  "Elimden bir şey gelmez,  ben hekim değilim-"  Askerler sinirlenmeye başlamışlardı ki Amott konuya dahil oldu. "Hayrola yiğitler neler oluyor?" Askerlerden biri Amott ve Lewy'i süzdükten sonra yanlarına geldi. "Hiç sorma, yol üzerindeyken Prusyalı bir küçük bir çocuk, (yere yatırılmış yaralı adamı işaret edererk) komutanımızı vurdu."  Amott hancıdan bir kaç küçük malzeme talep ettikten sonra, yerde yatan adamı şömineden uzakta duran geniş ve uzun döşeğe taşıdılar. Amott komutanın yanına doğru yerleşti ve üniformasını açacakken, arkada duran Avusturyalı askerler kısa bir süreliğine laf atışı yaptılar ancak, kısa sürede Amott'ın hekim bir kişi olduğuna çabukça inanıp olanları izlemeye başladılar. Aralarından bazıları ise tüfeklerini Amott'a doğru yöneltmeye devam ediyordu.
 
   Amott ıslak bir havlu ile komutanın göğsünün altında ki iltihap kapmış yarayı temizlemeye başladı. Ardından, büyük ihtimalle Rus topraklarının en güzel mamullerinden yapılmış votkadan bir yudum alarak ah çekti ve yaranın üzerine bastı. Yaranın üzerine doğru buz sürdükten sonra tedaviye bir süre devam etti ve 50 kadar asker arasında kısa sürede üne kavuştu.

 "Bundan sonrası sabırdır asker, daha fazlasını benden değil yukardakinden beklemeniz gerek."

 Asker teşekkür edercesine reverans yaptı. "Sen ve kardeşin bundan sonra bizim kardeşimiz, bize adınızı ve nereli olduğunuzu bağışlayın?"

   Amott askerin gözlerinin içine baktıktan sonra, "Viyanalıyız ve memleketimizi özledik?"

 "Viyanalı hah işte bu, bize zaten ancak şanlı Avusturya kanı taşıyan bir hekim yardım edebilirdi." Askerin yüzünde bir mutluluk vardı.
 
  "Madem yolunuz Viyana, izin verin size komutanımız iyileştiği zaman evinize kadar biz refakat edelim." 
Dilay'ın tepede belirip, şu sersem alacakaranlığı bir melek gibi aydınlattığı gecede...
Nice şairin ve dahinin eserlerinin kenarlarına bulaşmış şarap lekesinin güzelliği...

Çevrimdışı wonderful004

  • Level 11
  • İleti: 2894
Ynt: [Hikaye] Zollern Evlatları Bölüm II Yaralı Asker
« Yanıtla #12 : 12 Şubat 2015, 14:54:10 »
güzel olmuş  tbr*

Çevrimdışı Skywalker

  • Level 10
  • İleti: 1033
Ynt: [Hikaye] Zollern Evlatları Bölüm II Yaralı Asker
« Yanıtla #13 : 12 Ocak 2016, 09:44:28 »
EralpUslu, hikayesine devam etmek istediğinden hikayenin kilidini açıyorum.


Çevrimdışı wonderful004

  • Level 11
  • İleti: 2894
Ynt: [Hikaye] Zollern Evlatları Bölüm II Yaralı Asker
« Yanıtla #14 : 12 Ocak 2016, 11:24:30 »
1 yıl sonra yeniden  tebessum*

Çevrimdışı EralpUslu

  • Level 5
  • İleti: 114
  • EralpU
Ynt: [Hikaye] Zollern Evlatları Bölüm III "Yollar"
« Yanıtla #15 : 16 Ocak 2016, 00:48:08 »
 
III. Bölüm


  Aradan yirmi gün kadar geçmişti. Avusturyalı askerler son hazırlıklarını yaptılar, Amott ve Lewy'i tan vakti uyandırıp yola revan olacaklarını söyledikten sonra hızlıca bir kahvaltı yapıp hancıya otuz altın bıraktıktan sonra kar bulutlarının altında ki nemli toprak yoldan hareket etmeye başladılar.

 Çalılar ve seyrek ağaçlar ile birlikte Avusturya'nın şanını öven türküler söyleyerek yollarına devam ettiler. En başta askerler Graz yolu ile batıdan Viyana'ya varmayı umuyorlardı ancak, daha temiz ve engebesiz doğu yolundan hareket etmek komutana daha mantıklı geldi. Askerlerin doğu yoluna yönelmesiyle birlikte yolların düzleştiği göz görülüyordu ama ağaçlar eskisi gibi seyrek ve az değildi. Aksine fazlasıyla meşe ve ceviz ağacı vardı onların arkalarından ise az da olsa çam ağaçları sırıtıyordu. Büyüyen çimenler ve otlar yola sarkıyordu ve hava kararmaya başlamıştı.

" Komutan Hans! Efendim... Hava kararıyor ve doğrusunu söylemek gerekirse yorgunluğumuz artmaya başladı." Dedi seyrek bıyıklı acemi askerlerden biri. "Yorulduğunuz farkındayım! Ancak bulunduğumuz bölge kamp yapmaya pek elverişli değil." Komutan başınıı yukarı kaldırarak ağaçların uzunluğuna baktı. "Ağaçlar fazlasıyla büyük. Alacakaranlık bastırmadan açık bir düzlüğe çıkmamız gerek." Bu sefer başını yere indirdi ve yol kenarında ki çimlere doğru bir adım attı. " Çimenlerde fazlasıyla uzamış, kamp ateşi yakacağız ormanı tutuşturup kül olmak istemem." Aniden Lewy komutanın yanında belirdi. "Hadi ama Hans! Bu kadar abartman gereksiz." dedi acemi askerin omzuna dirseğini koyarak, ardından elini gözlerinin üzerine siper ederek gözlerini kıstı ileri doğru baktı. " Hans, biraz daha yürüyelim... Eğer ki önümüze bir düzlük çıkarsa ki umarım çıkar, orada kamp yaparız. Ancak yol bu şekilde devam edersek bir arada durup yol üzerinde küçük bir ateş yakarız ve biraz kestirdikten sonra tekrar yol alırız. Ne dersin ?"

 Komutan "Önden buyur." dedi Lewy'e. Tekrar yürümeye başladı Avusturya taburu. Bir kaç askerin meşalelerinde sönük bir ateş belirdi. Çünkü yürümeye başladıkça ağaçlar daha da sıklaşıyordu ve ay ışığının yeryüzüne varmasına engel oluyorlardı. Beş yüz metre kadar yürüdükten sonra Komutan Hans tabura durma emrini verdi. Amott, Lewy ve bir kaç asker sönük meşaleleri alıp ağaçların arasından çalı çırpı toplamaya başladılar. Ağaçlar o kadar sıklaşmıştı ki, askerlerden biri koluna düşen böceği hissettikten paniğe kapılıp elinde ki meşaleyi yere düşürdü, hemen ateşi söndürmesine rağmen az daha yangın çıkacaktı.

 Askerler yol boyunca 10 ar kişilik gruplar halinde yuvarlak oluşturduktan sonra ortalarında kısık bir ateş yaktılar. İçlerinden hemen uyumayanlar ve ayakta durma cesaretini gösterebilmiş bir kaç nöbetçi ağaçların arasından ateşlerin üzerine düşen kar tanelerini görebilmişti.

 Lewy ve Amott birbirlerine dayanarak uyumuşlardı. Lewy aniden uyanıverdi, gözlerini açtığında hava hala karanlıktı ve ateşleri sönmek üzereydi. İlk iş ateşin üzerine pek büyük olmayan bir odun ve bir kaç dal parçası attıktan sonra alevi harlattı. Ardından yuvarlakların çevresinde dönerek nöbet askerlere selam çaktı ve bir meşe ağacının önüne küçük tuvaletini gidermeye başladı. Tuvaletini yaparken gözleri kapanıyordu. Tam bu sırada yüksek bir haykırış ve kalabalık ağaçların arasından beliren meşalelere ait alevleri gördü. "DAVAAAY !!!"

 Ağaçların arasından meşaleler ile fırlayan ve naralar dillendiren askerleri fark etti ve bir tüfek sesi.

  Lewy aniden yere düştü. Kalbinin üzerine bir tüfek mermisi saplanmıştı. Yüksek çimenlerin arasına yığıldığında saldırganlardan birinin göğsüne kılıcını saplamış Komutan Hans'i gördü. Yükselen çığlıklar arasından Amott'ın sert ve yüksek sesi "LEWY!!!" diye haykırıyordu.

 Saldırganlar fazlasıyla kalabalıktı. Bir manga Avusturya askeri ikili sıra şeklini almış düzenli ve etkili bir şekilde ağaçların arasından gelen saldırganların üzerine tüfek ateşliyorlardı. Komutan Hans ile konuşan acemi asker ağaçların arasına bir humbara fırlatıp küçük çaplı bir yangına ve dört kadar saldırganın ölümüne sebep olduktan sonra bacağından bir kurşun darbesi yedi ve boğazı kesilerek öldürüldü.  Amott, Lewy'i zar zor fark etmişti. Lewy'nin cüsseli vücudu çimenlerin üzerine yığılmıştı. Amott ona doğru koşarken elinde ki meşaleyi saldırganlardan birinin yüzüne basmak zorunda kaldı. Bu engeli aştıktan sonra Lewy'nin yanına vardı, tam eliyle ensesinden tutup onu kucaklayacaktı ki, boğazına ve ensesine dayanan bir kaç soğuk süngüyü hissetti.


 

 Saldırganlar şafak vakti, kendilerinden on onbeş kadarını katletmiş olan Komutan Hans'ı bir ağaca bağlayarak boğazını kestiler ve bu küçük muharebeye son noktayı koymuş oldular.

 Amott gözlerini açtığında yarım yamalak görebiliyordu. Uzun ağaçların yaprakları arasından güneş ışıkları yüzüne vuruyordu. Kısa süre sonra sağ tarafında kendisi gibi omuzlarda taşınan ve kalbinin üst tarafına pansuman yapılmış kardeşini gördü. Ve gözleri kapandı.

 Amott gözlerini açtığında ilk olarak sedyede taşınan kardeşini gördü. Uzun bir düzlükte parke taşların üzerine basıyordu. Amott hamle ettiğinde sağ ve sol omuzunu iki kuvvetli kol yere doğru bastırıp onun ayağa kalmasını engellemişti. Karşısında kahverengi bir at üzerinde duran, sarı saç ve sakallı, geniş omuzlu, heybetli bir adam gördü. Adam elinde ki parşömeni yuvarlayıp açtı ve okumaya başladı...

" Sevgili HohenZollern Evlatları!

     Yıkık Prusya'nın varisleri, Yenik ve merhum Bardrick'in kardeşleri, Eski Kral Frederick'in tohumları... Yıkılmış Prusya Krallığı sizlerin cesar- ...
Bla bla bla" diye ekledi mektubu okuyan adam. "Resmiyete ve  saçma reveranslara gerek yok. Çar İvan'ın büyük torunu, Rus Çarlığı'nın ve Moskova'nın hükümdarı Çar Petro'nun sadık muhafızı ve baş yaveriyim. Seni ve hayatta kalırsa kardeşini Moskova'ya götürmek için buraya gönderildim. Akıcı bir şekilde lisanınızı konuşabilmem Hamburg toprakları üzerinde dünyaya gelmemden kaynaklanır. Hava şiddetli bir kar bırakacak Varis Amott."
 
 Viktor kendi lisanlarında bir şeyler söyledikten sonra "Davay" diye haykırdı. Çekik gözlü ve tatara benzeyen askerlerden biri elleri bağlı olan Amott'ı bir diğeri ise yarasına aldırmadan Lewy'i kaldırıp atlarının önüne alarak Viktor'ın peşinden sürmeye başladılar. 

 
Dilay'ın tepede belirip, şu sersem alacakaranlığı bir melek gibi aydınlattığı gecede...
Nice şairin ve dahinin eserlerinin kenarlarına bulaşmış şarap lekesinin güzelliği...

Çevrimdışı wonderful004

  • Level 11
  • İleti: 2894
Ynt: [Hikaye] Zollern Evlatları Bölüm III "Yollar"
« Yanıtla #16 : 16 Ocak 2016, 19:37:40 »
2. bölümü okuyup 3. bölümü öyle okudum. malum ara uzun. ama pasif bir halde olan sitede hikaye paylaşımı yapmak şimdilik hayal kırıklığına sebep olacaktır.

Çevrimdışı EralpUslu

  • Level 5
  • İleti: 114
  • EralpU
Ynt: [Hikaye] Zollern Evlatları Bölüm III "Yollar"
« Yanıtla #17 : 16 Ocak 2016, 20:07:03 »
2. bölümü okuyup 3. bölümü öyle okudum. malum ara uzun. ama pasif bir halde olan sitede hikaye paylaşımı yapmak şimdilik hayal kırıklığına sebep olacaktır.

 Reyting bulamayan diziler gibiyim  tebessum* Ancak hikayeler olmadan da bu bölüm sönük kalacak ve pasiflik daha da artacak. Hayal kırıklığı gelip geçer  tebessum* Sağlık olsun...
Dilay'ın tepede belirip, şu sersem alacakaranlığı bir melek gibi aydınlattığı gecede...
Nice şairin ve dahinin eserlerinin kenarlarına bulaşmış şarap lekesinin güzelliği...

Çevrimdışı wonderful004

  • Level 11
  • İleti: 2894
Ynt: [Hikaye] Zollern Evlatları Bölüm III "Yollar"
« Yanıtla #18 : 16 Ocak 2016, 20:17:39 »
benle idare edeceksin artık  yardir*

Çevrimdışı lasthdeath

  • Level 10
  • İleti: 1650
  • Family, Duty, Honor
Ynt: [Hikaye] Zollern Evlatları Bölüm III "Yollar"
« Yanıtla #19 : 16 Ocak 2016, 20:23:32 »
Daha sonra başlasan iyi olurdu :D ama bırakmadan devam edersen mutlaka okunur