Konu: Empire Total War İnceleme  (Okunma sayısı 2228 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Abdülhamid

  • Level 11
  • İleti: 2579
  • Cennet Mekan 2. Abdülhamid Han
Empire Total War İnceleme
« : 23 Aralık 2012, 08:19:42 »
Merhabalar sevgili Oyunlabs okuyucuları? Yine heyecanla beklenen bir oyunun (geç de olsa) incelemesiyle karşınızdayız. Gecikmeler şahıs kaynaklı olmayıp istemsiz olaylar zinciri deyip geçiştireyim ve hemen, incelemeye geçmezden evvel daha önce hiç Total War oynamamış ya da önceki serileri kaçırmış arkadaşlar için kısa bir ?Total War Anılar Demeti (TWAD)? sunayım. Yerimiz dar, vaktimiz kısa, anlatacak da çok şey var çünkü?

Bundan yaklaşık 9 yıl evvel Shogun Total War diye bir oyun düşmüştü piyasaya. Hala, eskilerin güzide dergisi LEVEL?de, Serpil hanımın yaptığı inceleme az buçuk aklımdadır. Eh o türde bir oyun henüz çıkmadığı, değişik bir tecrübe sunduğu için Serpil hanım da ?ya aslında fena değil, alınıp oynanabilir? gibi bir karara varmıştı yanılmıyorsam. Kalabalık orduları görünce heves ve merak karışıklığı içinde ?Ne menem bir oyun bu?? deyip almıştım bir türlü sevemediğim korsancı elemandan? Shogundaki No-Dachi şok piyadeleri ve battal boy kılıçları hala güzel anılar olarak aklımdadır. Bir de şu manyak Budist rahipler olmasaydı

Ardından Medieval 1 geldi, doğal olarak ilkine oranla daha gelişmişti. Grafik olarak öyle aman aman fark yoktu ama oyun detay olarak daha zenginleşmişti. Bu kez Ortaçağ dünyasında fink atıyorduk (fink?). İşin içine diplomasi de girmişti hem. Bu oyunu bazı engelleyici sebeplerden ötürü (hmmm?) diğer TW?lar kadar oynayamamış olsam da yine de güzeldi vesselam.

Medieval 1?i doya doya oynayamamış olmanın verdiği üzüntü, Rome TW haberleri gelince azalmıştı biraz. Rome türe bazı radikal değişiklikler getirmişti. 3B (3 boyutlu) ana strateji haritasında gerçek zamanlı olarak orduları ve karakterleri hareket ettirme bir ilkti mesela. Sadece strateji haritası değil tüm savaş alanı da 3. boyuttan nasibini almış ve oyun görsel olarak tavan yapmıştı resmen. Romalıları pek sevmesem de düzenli ve disiplinli ordular yeni nesil grafik motorunda çok harika duruyordu (favorim Kartacalılardı ama). Yeni grafik motorunun meyvalarından biri de artık her askerin sıfatını yakınen inceleyebiliyorduk. Gerçi hepsi koyun Dolly gibi idi ama olsundu, bu da güzeldi. Sevip bağrımıza basmıştık netekim (netekim?)

Sonrası ise malum? yeni TW çıkacak dendiğinde oyun severler ?Rome 2 TW olacak, yok Taş Devri TW imiş, yok yok Uzay Çağı TW aslında? diye tahminler yürütürken yapımcı firmanın kararıyla tekrar ortaçağa döndük ve Medieval 2 çıktı karşımıza. ?Medieval 1?in tıpkısının aynısının bir benzeri mi acaba?? deyip temcit pilavı korkusuyla yaklaşmıştım biraz işin aslı ama yine oyunu beğendik yine bağrımıza bastık ve öylece aylar, yıllar geçti.

Nihayet? evet nihayet en son model TW geldi işte. Empire TW? ?Tüfek bizi bozar, bir elde kılınç, bir elde kalkan, düşmanın ortasına dalan cengaver bir akıncının yerini hangi tüfekli asker tutabilir ki?? derdim ama ilkel top ve tüfeklerle savaş da bir başka oluyormuş (akıncılarla ilgili fikrim değişmedi o ayrı).

İtiraf edeyim aslında incelemeye nereden ve nasıl başlayacağımı bilemiyorum çünkü bu denli detaylara sahip ve her defasında farklı tecrübeler yaşatabilecek bir oyunun incelemesinde illa ki eksik bir şeyler kalacaktır. Hatta fark edemediğim, atladığım, gözden kaçan, eklemeyi unuttuğum detaylar da olabilir. Eksikler ve gözden kaçanlar için şimdiden ?affola? diyeyim. Artı olarak Empire Total War demo incelemesini de tekrar okumanızı önereyim çünkü bazı konular daha önce anlatıldığı için fazlaca değinmeyeceğim.

CEZAYİRLİ GAZİ HASAN PAŞA (1713-1790)
Gazi Hasan Paşa gözlerini kısıp sonsuz gibi görünen maviliğe tekrar baktı? Yanından hiç ayırmadığı aslanının yelesini okşarken acıyla karışık bir sıkıntıyla derin bir iç çekti, vücudunda ara ara sızlayan yaraları ona Ruslar?ı hatırlatıyordu. Onlarla az uğraşmamıştı zamanında. Zor da olsa Ruslar dahil çoğu düşmanlarını dize getirmiş, Akdeniz ve Karadeniz?de hâlâ sözü dinlenen bir devlet olmayı başarmışlardı. Tabii mert ve gözüpek levendlere ve kabiliyetli reislere sahip donanmaları sayesindeydi tüm bunlar. Şimdi de okyanus ötesinde kurulduğu öğrenilen yeni bir devletin gemileri peydâ olmuştu K. Afrika?daki Berberi kıyılarında. Sarayın da pek haberi yoktu bu devletten işin aslı ama gelen haberlere göre Akdeniz?de ticaret yapmak istiyorlardı. Yine de Akdeniz?de öyle her canı isteyen canının istediği gibi dolaşamazdı, Akdeniz sahipsiz değildi elbet, koca Devlet-i Aliyye-i Osmaniye vardı burada. Neticede vakit geçirilmeden bahsi geçen devletin liderine haber ulaştırılmış, bu suların hakimiyetinin kimde olduğu bildirilmiş ve ?sorunsuz dolaşımları için? anlaşma yapmaları gerektiği aksi halde neticelere katlanması gerektiği belirtilmişti. Bu düşünceler zihninde dolaşırken sonunda ?Amerika Birleşik Devletleri? adındaki okyanusun ötesindeki küçük ülkenin elçisinin geldiği haber verildi Gazi Paşa?ya. Gazi Paşa aslanın yelesini sıvazlamayı bırakıp geniş hole doğru yöneldi, onlardan ne isteyeceğini iyi biliyordu?


STRATEJİSTLEŞTİREMEDİKLERİMİZDEN MİSİNİZ?

Oyunumuzun ele aldığı tarih aralığı 1700-1799 arası, yani 18. yy. Yakın Çağ öncesi dönem. Eski serileri oynayanlar kısa bir zaman dilimi diyebilir ancak değil. Çünkü hem 1 tur (kış veya yaz olmak üzere) 6 aylık döneme tekabul ediyor hem de oyunda ana haritada daha fazla vakit harcamak durumunda kalıyoruz. Ana haritada geçirdiğimiz süre; diplomasinin detaylandırılması, ticaretin önemli hale gelmesi ve şehirlerin ihtilal gibi sorunlarına eğilmek zorunda olmamızdan dolayı uzamış. Şikayetçi miyim? Hayır? Hatta bana bir miktar, gelişmiş grafiklere sahip Civilization havası verdi bile diyebilirim. Önümüze gelen devlete savaş açıp arka arkaya savaşlar yaparak ve ardından yine ?başka bir savaş yapmak için? strateji haritasına uğramak yerine bu daha iyi ve gerçekçi bir sistem bence. Gerçi ETW bazı alanlarda eski Total War?lardan farklılaştığı için alışmak uzun sürebiliyor ve başlarda sıkılabiliyorsunuz ama değişikliklere ve yeniliklere uyum sağladığınız an kendinizi Empire?ın şefkatli kollarında bulabilirsiniz.

Oyunumuzun bence esas can alıcı unsurunu oluşturan kısmını yani strateji haritasını görmek için elbette ki grand campaign yani ana kampanya (senaryo) diyebileceğim bölümünü oynamanız gerekiyor. Burada devletimizi seçerek dünya arenasında mücadele verecek ve mümkünse devleti ekonomik, askeri, sosyal ve artık teknolojik alanlarda şaha kaldırmaya çalışacağız. Oyuna başladığımızda 12 ana (major) devlet ile bir hayli fazla sayıda küçük (minor) devletçikler mevcut bulunuyor. Bu küçük devletleri ister yok edebilir istersek de iç işlerinde bağımsız ama dış işlerinde bize bağlı bir eyalet haline (protectorate) getirebiliriz. Yalnız küçük devlet dediğime bakmayın çünkü En Zor seviyede başınıza beklenmedik işler açabilirler (hele oyuna yeni alışma sürecinde iseniz). Birleşik Devletler (US) ile oynadığım bir oyunda İngiltere ile arayı bozmamaya çalışıp arada etraftaki yerlilerin topraklarını da alarak ufaktan güçlenme hesapları yaparken durduk yere bu yerli kabilelerden biri bana savaş açtı. Ne mi oldu? 10-15 tur sonra varoluş mücadelesi verirken buldum kendimi

Yukarıda da bahsettiğim gibi bu küçük devletleri, itibarınızı (prestij) ve gücünüzü kullanarak, koruma altına alınmaya razı etmeye de çalışabilirsiniz. İtibar ise diğer devletlerin size karşı genel bir bakışını yansıtıyor ve 4 ana daldan elde edilen puanlardan oluşuyor. Bunlar askeri (kara), donanma, ekonomi ve aydınlanma (teknoloji araştırma yani ar-ge çalışmaları).

Oyunda ana kampanyayı bitirdikten sonra daha ileri tarihlere kadar da gidebiliyorsunuz ancak tüm araştırma-geliştirmeler ve dengeler 18. yy. esaslarına göre düzenlendiği için ileri tarihlerde yenilikler beklemeyin.

Ana stratejik haritayı boş gözlerle seyrederek, ?vayy ne güzelmiş!? diyerek vakit geçirmiyoruz elbet. Devletin artı-eksilerini göz önünde bulundurarak yapacağımız hamleleri belirlemeli, şehirlerdeki yerel sorunlara eğilmeli, sınır bölgelerine gözümüz gibi bakmalı, asker ıslahı ve sevkıyatını düzenli ve planlar dahilinde yapmalı, diğer devletlerle ilişkilere ve ticarete önem vermeli, gerektiğinde ve son çare olduğunda savaştan da geri kalmamalıyız.

Strateji haritasında Osmanlı ile oynuyorsanız eğer dikkatinizi çekecek ilk şey koca Anadolu?da ?sadece? Ankara?nın olması. Hayal kırıklığına uğramadan evvel şunu söyleyeyim. Harita eyaletlere ayrılmış durumda ve Kayseri, Konya, Trabzon, Erzurum gibi yerleşim birimleri henüz Ankara eyaletine bağlı birer köy halinde. Zaman içinde gelişen bu yerler kasaba haline geliyor ve kasabalarla bize oyunun bir başka yeniliği açılıyor. Eyalet sınırları içindeki kasabalara 4 bina çeşidinden birini yapabiliyoruz ve kasabaların oyundaki yegane görevlerini ifa etmelerine yardımcı oluyoruz. Bu binalar ve etkileri şöyle; Okul (ar-ge, yeni teknolojiler, olmazsa olmaz), eğlence yeri (kahvehane gibi mutluluk sağlayan yerler), dini bina (farklı dindeki vatandaşları aramıza katmak için, mutluluk), gelir binası (para). Strateji haritasının genel görünüşüne bakarsak, gereksiz ajan(agent) kalabalığından kurtulduğumuz için daha nezih ve sakin bir harita bekliyor bizi. Yalnız ara ara takılmalar oluyor ki sebep benim sistem mi diye şüphelenmedim değil ama ?neden diğer oyunlarda bu tarz sorun yaşamıyorum?? sorusu esas şüphelinin Empire TW olduğunu işaret ediyor.

Artık binaların bir üst seviyeye geçiş imkanları varsa (ve buna paramız yetiyorsa) bunu üzerlerindeki mala-çekiç işareti ile anlayabiliyoruz. Haritada dolanırken buna dikkat edin.

Strateji haritasında hoşuma giden minik bir detaydan da bahsedeyim size. Efendim daha önceki TW serilerinde seçerdik bir ordumuzu, tıklardık bir yere, giderdi oraya. Sonra diğer ordumuza tıklar onu da oraya gönderir, sonra diğerini vs.. Empire TW?de ise orduları, donanmayı, ajanları eş zamanlı olarak aynı anda aynı ya da farklı yerlere gönderebiliyoruz. Misal 3 ordumuzun yakınlarında düşman ordusu varsa 3′ünü de düşman ordusunun üzerine gönderip takviyeler eşliğinde daha kuvvetli bir şekilde saldırabiliriz. Yalnız dikkat etmeniz gereken (strateji haritasındayken) ordularımızın rakip ordunun etrafındaki kırmızı alanda bulunmaları, takviye birliklerimizi o alana denk getirmeliyiz.



TİCARET=PARA=GÜÇ

Güçlü bir devlet ekonomik temelleri sağlam olan bir devlettir elbet. Bunun için vergileri ayarlamalı ve ticaret ağınız geniş olmalı. Topraklarınız ne denli büyük olursa olsun iyi vergi alamıyorsanız ve ticaret hacminiz gelişmiş değilse fazla uzun ömürlü olmayacaksınız hatta son günlerinizi sıkıntı içinde geçireceksiniz demektir. Vergiyi zaten biliyoruz da önceki Total War oyunlarına göre en büyük farklılıklardan biri de bu ticaret olayında. Kara ticareti eski önemini kaybetmiş durumda artık, yeni gözde ise (özellikle Hindistan ve Amerika kıtasıyla yapılan) deniz ticaretleri. Eğer buna ehemmiyet verirseniz hazinesi ve refah seviyesiyle göz kamaştıran bir devlete sahip olmanız işten bile değil.

Oyunun başlarında diplomasi ekranından ticaret (trade) yapabildiğiniz BÜTÜN devletlerle ticaret yapmanız gelirinizi kayda değer şekilde artıracaktır. Bunun için diplomasi ekranını açıp isimlerinin sağında çarpı işareti olmayan devletlere teklif götürmelisiniz. Nazlananların eline (sizi zora sokmayacak derecede) 3-5 kuruş sıkıştırın. Kaz ve tavuk olayı anlayacağınız

Özellikle denize kıyısı bulunan ve limanlara sahip devletlerle yapacağınız ticaret anlaşmaları hazinenizin boş kalmasını engelleyebilir. Tabii tüm bunlar için limanlar yapmanız gerektiğini söylememe gerek yok sanırım. Başlarda tek ticaret yolundan işlem yapan ticari limanlarımız ilerde aynı anda daha fazla ticaret yolundan faydalanabiliyor ve kesemizi doldurmamıza yardımcı oluyor. Ticaret yapan her limanınız başka bir devletin liman(lar)ıyla eşleşiyor ve çizgiler eşliğinde bir güzergah üzerinden minik ticaret gemileriniz gidip gelerek kasanızı doldurmaya başlıyor. Eğer bu ticaret hattı üzerine size düşman bir devletin gemisi gelirse korsanlık yaparak gelir kapınızı kapatıyor. Bunun tek çaresi; oraya bir donanma göndererek rakip donanmayı def veya yok etmek olacaktır. Madem ticaretten başladık devam edelim. Strateji haritasında Amerika, Avrupa ve Hint yarımadasına ek olarak bazı ticaret bölgeleri var ki buralara ticari gemilerinizi (sol üstünde sarı simge olanları) göndererek paraya dilediğiniz farklı isimleri takabilirsiniz. Lakin diğer devletlerin de gözleri deniz ticaretinde olacağı için sağlam bir donanma kurmayı gözardı etmemeniz gerekecek. Zaten yapımcılar da sizin donanma yapıp deniz savaşı yapmanızı ve oyunun görselliğini tatmanızı istiyor. E siz de üzmeyin onları

Açıkta kalan, ticaret yapmayan limanlarınız varsa ve para kazanmak istiyorsanız ya onlara da bir ticaret yolu bulmanız (başka bir devletle anlaşma yaparak) ya da balıkçılığa yönlendirmeniz mantıklı bir karar olacaktır. Yok eğer para derdiniz yoksa, donanma tersanesi yapıp dev savaş gemileri inşa ederek denizlerdeki hakimiyetinizi pekiştirmek de isteyebilirsiniz, tercih sizin.

Elbette ticaretin verimliliği ve devamlılığı diğer devletlerle olan ilişkilerimize bağlı. Bize husumet besleyen ama savaş halinde olmadığımız devletlerle bile ticaret anlaşması yapabilirsiniz isterseniz (ki tavsiye ederim, oyunun başlarında 1 kuruşa bile ihtiyacınız oluyor) ve mümkünse diğer devletlerle arayı ?gereksiz yere? bozmamaya çalışın. Çünkü savaşlar eskisi gibi oldu bittiye gelmiyor ve karşınızdaki dişli bir rakipse (ve de en zorda oynuyorsanız) savaşlar yıllar hatta on yıllar sürüyor.

Ticaretin oyundaki önemine atfen ona ayrı bir bilgi ekranı bile yapıldığını belirteyim ki ciddiye alın olayı. Bu ekranda hangi üründen ne kadar ürettiğinizi (Osmanlı topraklarında daha çok pamuk yetişiyor) , hangi malın hangi fiyata gittiğini (bu fiyatlar tur tur değişiyor ama en kıymetlisi fil dişi ve pamuk), kimlerle neyin ne oranda ticaretini yaptığınızı, kimlerden ne kadar kazandığınızı öğrenebiliyorsunuz hatta uzun süre ticaret ettiğiniz devletlerden ?ticaret sürekliliği? adı altında küçük bir miktar daha (eşantiyon babında) kazanıyorsunuz ki bu bile düşünülmüş. Daha ne diyeyim? Total War serisi kendini geliştirip Total Trade olacak sanırım

Ticaretin bu kadarı yetmiyormuş gibi daha fazla ticaret için yapımcılar ana haritada sadece ticaret yapılan, herhangi bir yere ait olmayan geçiş bölgeleri yapmışlar. Buralara ticaret gemilerinizi (trade ship) götürerek işaretli alanlara bırakıyorsunuz ve ?gelsin paralar? deyip elinizi ovuşturuyorsunuz. Ancak rakiplerinizin de eli armut toplamıyor, giderken benim yaptığım gibi tek bir gemiyle gitmeyin, beraberinde düşmanlarınızı sindireceğiniz bir kuvvet de götürmeniz faydanıza olacaktır.

Ticaretten bu kadar bahsettim ama ticaret ve vergi dışında bir gelir kaynağınız daha var onlar da haritanın çeşitli bölgelerine dağılmış gelir bölgeleri? Strateji haritasına dağılmış vaziyette bulunan çeşitli gelir bölgelerine eskisi gibi tüccar göndermektense bina dikiyorsunuz artık. Pamuk, baharat, fildişi, şeker gibi ürünlerin kaynağına dikeceğiniz binalar ile de para kazanabiliyorsunuz ki bunu da es geçmeyin. Uzun vadede epey karlı bir yatırım aracına dönüşüyor bu kaynaklar. Bu gelir bölgeleri haricinde bir de yeni kasabalarda dilerseniz dokuma, demirci gibi çeşitli dallarda uzmanlaşan atölyeler (workshop) açabilirsiniz.

Gelir bölgelerinin tek kötü yanı son seviyelerinde artık sanayileşmenin etkileri görüldüğünden bulunduğu eyalette az da olsa mutsuzluğa sebep olabiliyor. Bir eyalette birden fazla gelir bölgesi varsa ilerleyen tarihlerde buna dikkat edin.




SIVIŞMA SAVAŞ!

Maalesef artık ?önüme gelene çakarım! Höyt!? tipi bıçkın delikanlı ağızlarını bırakmalı ve artık kime dalıp kiminle iyi geçinmeniz gerektiğine daha iyi karar vermelisiniz ki tüm oyunun gidişatı bu kararlarınızda zaten. İttifak olayı bu oyunda daha bir önemli hale gelmiş, gerçi yapay zeka nedeniyle hala harika değil ama biraz daha detaylı. Karşınızda size karşı birleşmiş bir ittifaka karşı siz de anlaşmalarla ittifaklar (allies) oluşturun. Osmanlı için başlarda Fransa+İspanya güç bloğuna dahil olmak ideal duruyor mesela (gerçi bana pek sıcak yaklaşmadılar o ayrı). En güzeli ise bu müttefiklerinizin size savaş açan devlet(ler)e karşı savaş ilan etmelerini istemek. Genellikle kabul edip sizinle aynı safta yer alıyorlar ve böylece bloklar arası dev savaşlar ortaya çıkıyor. ?Kimin eli? kimin cebinde?? durumları anlayacağınız, ortalık keşmekeşe dönebilir her an. 1. dünya savaşını vaktinden evvel çıkartabilirsiniz hatta. Ezcümle size çatacak devletler (eğer varsa) müttefiklerinizi de karşılarına almak durumundalar, tabii aynısı sizin için de geçerli. O yüzden kime, ne zaman savaş açacağınıza dikkat edin ve yersiz maceralara girişmeyin derim.

Oyunumuzda artık asiler ve asi şehirleri olmadığından etrafınızdaki devlet topraklarına bodoslama dalmaktansa genelde bir veya birkaç eyalete sahip, müttefiği olmayan, kısa bir direnişten sonra yıkılabilecek, stratejik noktalarda bulunan veya iyi para getirebilecek devletçikleri gözünüze kestirin. St. John Şövalyelerinin elindeki Malta adası buna örnek olarak verilebilir.

Oyunda eski usül bol bol toprak ele geçirmek ve bunları korumaya çalışmak yerine bol bol sömürge (protectorate) elde edebilirsiniz dilerseniz (gerçi biz olaya sömürge gözüyle bakmayıp koruma altına alma diyelim). Korumamız altındaki bu ülkelerden bir miktar gelir elde ediyoruz ve bu devletler bizim girdiğimiz savaşlara da dahil olabiliyorlar. Yine de fazla beklentiye girmeyin derim. Bazen yaban ellere fazla dayanamayıp göçüp gidiyorlar bu diyardan. Tabii ki himaye altındaki devletlerinizin olması kendinizi imparator gibi görmenize sebep oluyor o ayrı (gerçekte ekran başında pinekliyorsunuz oysa  ).

Diğer devletlerle ilişkilerimize de bir güzellik getirilmiş ki bu benim hep istediğim bir şeydi. Artık herhangi bir devletin sizi (ve öteki devletleri) ?ne derece dost ya da düşman? gördüğünü sayısal olarak gözlemleyebilirsiniz. Devlet işlerini hallettiğiniz menüdeki Policies kısmından herhangi bir devletin üzerinde tıklayarak başka herhangi bir devletin üzerinde beklettiğinizde ona karşı tutumu, minik bir bilgi kutucuğunda görüntülenecektir (bu değerde toplamda + ise olumlu, - ise olumsuz doğal olarak). Bu değerler sizin (veya onların) oyun içindeki yaptığınız; ticaret anlaşması (ve bunu uzun süreliliği), savaş, müttefiklik, geçmişten gelen hasımlık, düşmanımın düşmanı dostumdur gibi çıkar ilişkileri, aynı rejime sahip olma vb gibi bazı olumlu/olumsuz etkenlerden etkileniyor. Dolayısıyla oyun içinde geçmişte attığınız adımlar gelecekteki adımlarınızı da etkileyebildiğini göz önünde bulundurun ve hamlelerinizi sadece kısa vadeli değil uzun vadeyi de düşünerek yapın. Gereksiz yere savaş açtığınız, topraklarına geçiş yaptığınız veya bazı bölgelerini ele geçirdiğiniz bir devlet size hasımlık besleyip bir daha barışa ve ticarete yanaşmayabilir ya da uzun süre ticaret halinde olduğunuz ve yardımlarda bulunduğunuz bir devletle daha kolay müttefik olabilirsiniz.

Yeri gelmişken diplomasi ekranındaki seçeneklerin ne olduğunu açıklayalım ki yeni oyuncular zorluk çekmesin.

Request Trade Agreement: Ticaret anlaşması,diğer ülkelerle ticari ilişkilere girmek içindir. Ne kadar çok ülkeyle ticaret anlaşması yaparsak o kadar çok para elde ederiz. Ama ilerde saldıracağınız ülkeleri güçlendirmemek adına ileriyi düşünerek anlaşmalarınızı o yönde yapmanızda fayda var.
Request Alliance: Diğer ülkelerle ittifak kurmanıza yarıyor. Bir ülke size saldırdığında ittifak kurduğunuz ülke yada ülkeleri savaşa çağırabiliyorsunuz. İlk dünya savaşını çıkarmanız olası?
Present State Gift: Devlet başkanına özel hediye gönderme. Ülkelerle aranızı iyi tutmak için zaman zaman kullanılabilir. Yalnızca iknası zor ülkelerde ve paranız çokken kullanın çünkü bunlar hayli pahalı hediyeler.
Declare War: Savaş ilanı. Bir ülkeye savaş ilan etmeden o ülkenin sınırlarına giremiyorsunuz. Dikkatli kullanın, her önünüze gelene savaş açmanız devletinizin ömrünü kısaltabilir. Gerekli yerlerde gerekli dostluklar kurun hatta.
Millitary Acces: Askeri geçiş izni. Diğer ülkelerin sınırlarında dilediğiniz gibi dolaşamıyorsunuz, izin almanız gerek yoksa savaş! Tabii onların da sizden izinsiz dolaşması yasak yoksa yine savaş!
Request Peace: Savaşta olduğunuz devlete barış teklifi yaparsınız.
Regions: Eyaletleri istemek yada değiş tokuş etmek için kullanılır. (Osmanlı toprak satmaz unutmayın  )
Technology: Teknoloji alışverişi için kullanılır.
Payments: Tek seferde ya da taksit halinde para ödeme ya da para isteme. (offer=talep sunma, demand=talepte bulunma)



KAMUSAL ALAN

Şehirlerdeki değişikliklere gelecek olursak; öncelikle vergi sistemi değişmiş. Artık alt sınıf ve orta/üst sınıftan farklı oranlarda vergi alabiliyorsunuz ki tahmin ettiğiniz üzere farklı vergi oranları farklı davranışlar ortaya koyuyor. Vergileri başta yüksek tutabilirsiniz belki ama ileride yüksek vergi almak daha zor olduğundan ileri dönemlerde ticarete yönelerek oradan kazanmaya çalışmak tahtta kalma süreniz açısından daha mantıklı olacaktır.

Alt sınıf ya da üst sınıfın ikisinin de canını sıkmayın çünkü onlar sizin daimi vergi ödeyicileriniz ve olası bir isyanda şehirden de vergilerden de olabilirsiniz. Aldığınız vergi 3 kuruş az olsun ama olsun

Önceki serilerde şehirlerin altında oradan ne kadar vergi kazandığımızı gösteren minik bir tablo vardı, o tablo hala var (fare imlecini şehrin üzerine getirdiğinizde çıkıyor artık) ama şöyle bir değişiklik var ki orada gördüğünüz paranın tamamı hazinenize aktarılmıyor. O para; şehrin ticaret, madencilik, endüstri gibi dallardan elde edilen toplam kazanç oluyor. Şehrin ismine tıkladığımızda açılan pencereden o kazancın yüzde kaçını vergi olarak aldığımızı görebiliriz. Bu gelir ve oran, uyguladığımız vergi politikasına göre değişiyor bunu da dilersek hemen altındaki change tax tuşuyla halledebiliyoruz istersek (tüm ülkeyi etkiliyor, sadece o şehri değil). Gelelim başımızın belası reform yani yenilikçi hareketlere? Strateji haritasında dediğim gibi artık kasabalara okullar yapabiliyoruz, bu okullar yeni teknoloji keşiflerinde işe yaradığı için başlarda can dostumuz iken sonraları halk fazlasıyla bilinçlendiği(!) için mevcut yönetimden rahatsız olup daha fazla yenilikler istemeye başlıyor (oysa gerçekte okullar var olan rejimi desteklemek içindir, ilginç). Bunu ise şehir bilgi ekranındaki kırmızı bayraklardan anlıyoruz. Eğer yenilikçiler başkentte peydah olur da başkenti ele geçirirse yeni rejime geçiş yapabiliyorsunuz (eski rejim veya yeni rejimciler arasından istediğinize katılıp oyuna devam edebiliyorsunuz). Rejim dedim evet? Yönetim tipimiz halk ve diğer devletler nezdinde olumlu/olumsuz fark oluşturuyor. Oyunda 3 tip yönetim şekli var; Mutlak monarşi, Meşruti Monarşi ve Cumhuriyet. Cumhuriyet rejiminde dilerseniz seçim vaktini bekleyerek seçim sonuçlarında kabinenizin durumunu görebilir ya da zor anlarda erken seçime gidebilirsiniz. Bu, eğer iyi yöneticilere sahipseniz tekrar güven oyu almanızı sağlayacaktır.

Alt tabaka yani avamın Monarşik yönetimlerden hoşlanmadığı, buna mukabil soyluların da seçimli yönetimlerden hazzetmediklerini gözönünde bulundurun.

CEZZAR AHMED PAŞA (? ? 1804)
Karşısında bölük bölük sıralanmış olan yeni düzenli birlikleri son kez kontrol eden Cezzar Ahmed Paşa?nın gözleri yavaş yavaş uzaklara daldı. Bir zamanların Avrupa?ya nam salmış, korkusuz yeniçerileri ne yazık ki artık isyankar ve başıbozuk bir hal almış, sürekli ayaklanma çıkartan yağmacılar olmuşlardı. 3. Selim?in yenilik hareketleri sonucu kurulan bu yeni ordu, Nizam-ı Cedid, belki de rüşdünü ispat etmek için buradaydı. Hem de neredeyse bütün Avrupa?nın önünde diz çöktüğü ünlü Fransız generali Napolyon Bonapart ve onun güçlü Fransız kara ordusu karşısında? Cezzar Ahmed Paşa, Akka?nın düşmemesi gerektiğini ve burasının Doğu topraklarına geçiş için önemini biliyordu. Saraydan da kat?i emir vardı hem. Mısır, içişlerinde serbest olsa da hala Osmanlı?nın himayesi altındaydı ve eski müttefik Fransa?nın bu işgalci tutumu kabul edilebilir değildi. Bu nedenle Akka ne pahasına olursa olsun savunularak Fransızlar geri püskürtülecekti. Bir müddet böyle uzaklara dalan Ahmed Paşa, bakışlarını Akka?ya yardıma gelen Nizam-ı Cedid birliklerine çevirerek ?gelsinler bakalım? gelsinler?? diye mırıldandı. Etrafındaki kumandanlar ne dediğini anlamamıştı ama yüzündeki tebessüm farkediliyordu.



OSMANLI BÜYÜK MİLLET MECLİSİ (OBMM)

Yeniliklerle devam ediyoruz, kesmeyelim öyleyse. Eski oyunlardaki general ve sultan (kral) hala yerini koruyor ama Birkaç ufak tefek farkla. Generaller yine savaşlarda askerlerimize moral aşılayan en büyük unsur iken artık artık krallar, padişahlar, başkanlar atına atlayıp ordunun en önünde yer almıyor bunun yerine tüm ülkeyi merkezden yürütüyorlar. Tabii tek başlarına değiller. Ülkeniz mutlak monarşi yani tek adamla yönetilse dahi onun akıl vericileri, yardımcıları olacak. Bu yardımcılar Osmanlı için konuşacak olursak, Nazır (vezir, bakan, minister) olarak adlandırılıyorlar ve portrelerinin yanlarındaki yıldız sayıları yeteneklerini gösteriyor. Başbakan yardımcısı (baş vezir), harbiye bakanı, donanma bakanı, hazine bakanı ve adalet bakanı gibi koltuklara atamalar yapıyorsunuz. Bunlar yetenekleri oranında ülkenize faydalı olmaya çalışıyorlar. Mesela 4-5 yıldızlı bir hazine bakanı alınan vergilerde az daha artış sağlayabiliyor ya da tecrübeli bir harbiye(savunma) bakanı kara ordusu giderlerinde biraz azalma oluşturuyor. Bu bakanların etkilerini küçümsemeyin çünkü beceriksiz idarecilerle iş yapıyorsanız işlerinizin istediğiniz doğrulukta ve düzende gitmediğini göreceksiniz. O yüzden yeteneğe önem verin.

3 yıldızdan aşağıda olan bakanlarınızın (veya alttaki bakan adaylarından daha düşük yıldızlı olanların) kıçına tekmeyi basın (evet aynen öyle  ) veya alttaki adaylardan yıldız ve yeteneği uygun olanının resmini gerekli bakanlığa doğru sürükleyin. Değişim gerçekleşecektir.

Meclisli (parlamentolu) yönetimlerde ise bu anlattıklarıma kabine, meclis deniyor ve hemen hemen her şey aynı. Sadece meclisli yönetimde seçim yapılıyor ve bakanlık el değiştiriyor. Tabii yine istediğinizi defedebilirsiniz ya da erken seçime doğru yol alabilirsiniz.

Şekli ne olursa olsun yönetiminizin halk nezdindeki itibarını merak ediyorsanız ülke başkanının hemen üzerindeki (yanında yukarı/aşağı yönlü bir ok bulunan) sayıya bakın. Bu sayı sizin ve yardımcılarınızın halk gözündeki değerinizi (bir nevi güven oyu) ve aynı zamanda geleceğiniz hakkında ipucu veriyor. Tepedeki adam dahil, yönetiminiz beceriksizler ordusundan ibaret ise şehirlerde halkı zaptetmek kolay olmayacaktır. Giyotin diye bir aletten bahsetmiş miydim?

Ülke liderinizin özelliklerini ve kendisini değiştiremiyorsunuz (Hanedan ağacı yok maalesef oyunda). Eğer liderinizin özellikleri düşük ise iç ve dış ilişkilerde bir miktar itibar kaybına uğrayabilirsiniz. El mecbur mümkün mertebe durumu toparlamaya çalışacaksınız. Örneğin Osmanlı ile oyunu açtığınızda II. Mustafa?nın 2 yıldızlı, düşük özellikli bir padişah olduğunu göreceksiniz ve çaresiz ölmesini bekleyeceksiniz. O ölene dek boş durmayıp ülkeyi duraklama döneminden alıp tekrar hareket haline getireceksiniz aynı zamanda.



UYGULAYIMBİLİM

Yani teknoloji, yani önem vermeniz gereken hususlardan biri daha? İsterseniz önem vermeyin, kalırsınız sonra kelaynak kuşları gibi öylece, uyarması benden. Yeni Total War?da tıpkı Civ serilerindeki gibi teknoloji üretebiliyoruz ve bu teknolojik buluş sayısı ne az ne de fazla bence, kararında olmuş. Teknolojiyi elbette eyaletler sınırları içinde kasabalara inşa edilen okullarda araştırıyoruz ve bu araştırma-geliştirme işini de alimler (gentleman, scholar) vasıtasıyla yapıyoruz. Yalnız daha önce de zikrettiğim gibi okulların teknoloji araştırma gibi fevkalade bir önemi olmasına karşın bulunduğu eyalet halkını mutsuz kılıp yenilikçilik hayallerine neden olması oyuncuyu kara kara düşündürebilir. Bir elde yeni gelişmeler diğer elde reformcu hareketler. Eğer bu denklemi iyi kurmaz ve her yerde okul kurarsanız isyan ordularının ayak seslerini duyabilirsiniz (Bir de ?haydi kızlar okula? derler  ).

Halkı nispeten refah içinde yaşayan üstelik dini bina veya kahvehane gibi mutluluk artırıcı unsurlara sahip kasabalarla desteklenmiş eyaletlere okul kurmanız tavsiyemdir. Yeni ele geçirdiğiniz bir eyalette okul varsa da yıkıp yerine dini bina ya da kahvehane gibi mutluluk artırıcı binalar yapın ki halk sokaklarda taşkınlık yapmasın, vergisini düzenli ödeyen mülayim birer vatandaş olsun.

Araştırmalarınızı askeri (kara ve deniz), endüstri ve felsefe olmak üzere 3 dalda yapıyorsunuz. Askeri araştırmalarınız kara ve deniz ordularınızın çağın gerisinde kalmaması hatta üste çıkması için fayda sağlarken, endüstri alanında yapacağınız buluşlarla sanayi kalkınma hamlelerine girişebilir, son olarak da felsefe dalındaki araştırmalarla insan hakları, özgürlük, eşitlik gibi soyut kavramları halka sunabilirsiniz. Yalnız bu felsefi araştırmalarının halkta gereksiz (!) bilinçlenmeye neden olduğunu ve daha güçlü yenilik isteklerinde bulunduklarını söylemekte fayda görüyorum ki dengeyi iyi kurasınız. Eyaletlere kurduğunuz okul sayılarını abartmayın çünkü dediğim gibi halk uzun vadede galeyana gelebilir. Bu yüzden tavsiyem; huzuru yüksek 2-3 eyalete toplam 2-3 okul kurun. Okul sayısı fazlalaştıkça aynı anda daha fazla teknolojik araştırma yapabiliyorsunuz ama tekrar yenilik isteklilerini hatırlatayım.

Okulların içine ne kadar alim koyarsanız o kadar hızlı araştırma yaparsınız, eğer uzun sürecek bir araştırma varsa araştırmanın yapılacağı okula biraz alim gönderin, vakit nakittir unutmayın. Daha kısa araştırmalar için içinde alim olmayan okulları da kullanabilirsiniz.

Peki bu alimler, sadece okulda pinekleyip yıllarını halkın huzuru ve devletin bekâsı için çürüterek mi geçiriyor? Tabii ki hayır, alimler dilerseniz rakip okullardan teknoloji çalabiliyor (yeteneği nispetinde). Hatta Avrupalı alimler yani oyundaki adıyla centilmenler (gentleman) birbirleriyle düello da yapabiliyor ki 2 centilmen karşılaştığında hoş bir video eşliğinde müsabakanın sonucunu görüyoruz. İslam alimlerinde ise düello olayı yok.



MÜHENDİSHANE-İ BAHRİ HÜMAYUN

Deniz savaşları oyunun en çok vurgulanan özelliğiydi şüphesiz ve yapımcıların iddia ettiği kadar da güzeller. Hatta ilk başlarda sadece gemileri,tayfaları ve ilerleyişlerini seyre dalacağınıza garanti verebilirim. Seriye sonunda ilaç gibi bir eklenti yapılmış. Yapımcıların daha önce eklemeyip doğru zamanı beklemeleri boşuna değilmiş diyorum. Deniz savaşlarında demo incelemesinde de anlattığım gibi gemilerin yönetimi biraz mesele olabilir. Kalabalık filolarla yaptığınız bir çarpışmada ?ne oluyoruz?? diye öyle kalabilirsiniz (hele yeniyseniz). Yine de sadece rakibe sağ tık yaparak her şeyi gemi kaptanına bırakabilirsiniz. Yapay zeka iş görse de dikkatli olun çünkü kalabalık çarpışmalarda kendi gemileriniz yanlışlıkla arada kalan diğer arkadaşlarını top atışına tutabilirler. Kadırga gibi küçük gemilerde bu olay sorun olmasa da üst sınıf büyük savaş gemileri sahip oldukları top sayısı nedeniyle birbirlerinin canını yakabiliyorlar. Zaman içinde gemileri daha iyi yöneteceksiniz zaten. Önceki basit ilerle, saldır emirlerinden sonra yelkenleri indir/kaldır, manevra yap, sağ/sol topları doldur ve ateşle, cephane tipini değiştir gibi emirler yağdırmaya başlayacaksınız. Yine de kalabalık bir savaş ortamında bir miktar zorlanabilirsiniz ama gözünüz korkmasın. Ben deniz savaşlarında hep eğlendim (yendiğim sürece ).

Gemilerin özellikleri de kara üniteleri gibi detaylıca hazırlanmış. Manevra, gövde sağlamlığı (hull), ateş gücü, atış menzili (range), hız (speed) gibi özelliklere göre gemilerinizin farklılıklarını değerlendirebiliyorsunuz. Savaşlarda önce hızlı ve küçük gemilerle rakibin düzenini bozabilir arkadan gelen ağır ve güçlü gemilerle de düzeni bozulmuş gemileri ağır top ateşine tutabilirsiniz, taktikler çeşitlenebilir ama asla gözardı etmemeniz gereken bir husus varsa o da rüzgar? Rüzgarı arkanıza aldınız mı ?1000 kalyoncu o gün çocuklar gibi şendi? türküsünü söyleyebilirsiniz. Tam tersi durumda yani rüzgar yüzünüze yüzünüze vuruyorsa zaten ağır olan gemiler iyice manevra yeteneğini kaybedip hantallaşacak ve rakibin top atışlarına iyice açık hale geleceksiniz. O yüzden gemilerinizin altında ve ekranın en üstünde bulunan rüzgar ibresine (rüzgarın yön ve hızını gösteriyor) bakın derim. Manevra kabiliyeti vur-kaçlar ve hızlı saldırılar için olmazsa olmaz, bunu unutmayın.

Oyunda en üst seviye denizcilik binasının açıklamasında Cezayirli Gazi Hasan Paşa?dan, denizcilik icraatlarından ve beslediği evcil aslanından bahsedilmiş ki gayet hoş bir ayrıntı.

Özetle eski köye yeni adet gelmiş ama bu adet çok hoş ve detaylı olmuş?



CEMAAATT!

Geldik eski adetlere, kara savaşlarına? Kara savaşlarında sanal alemdeki hemen herkesin yakındığı bir konu, savaşların yavan geçmesi ki bunda haksız değiller. Tüfek ağırlıklı ve karşılıklı dizilip ateş etme esasına dayalı yeni çağ savaşları orta çağ savaşlarına göre daha basit ve sıkıcı duruyor maalesef. Yapacağınız çok da bir şey yok. Seyrediyorsunuz? diyemem elbet usta bir stratejist öyle ekrana balık gibi bakmaz, bakamaz! Savaşlar size sıkıcı gelse de sabredip yeni teknolojilere odaklanın, mesela ilerleyen safhalarda gruplar halinde ateş (fire by rank) gibi askeri teknikleri keşfettiğinizde savaşlar bir nebze daha hareketleniyor. Çünkü 3′erli sıra halinde uygulanan bu taktik daha seri ateş imkanı tanıdığı gibi düşman üzerinde daha güçlü ve yıldırıcı etki oluşturuyor.

Aynı şekilde topçular için de ortalığı şenlendirecek farklı cephane tipleri de var ki bunları araştırmanızı tavsiye ederim. Başlarda topçular etkisiz gibi görünse de ilerleyen yıllarda yapacağınız keşiflerle aslında önemli olduklarını ispatlıyorlar ve savaş alanındaki ağırlıklarını hissettiriyorlar. Özellikle alan etkili ateş yapan topçu birlikleri isabetli atışlarla düşman ordunun canını epey yakabiliyor.

Görünen o ki süvariler ilk kez bir TW oyununda bu derece arka planda kalıyor. Oyuna ilk başladığınızda yine etkin olsalar da tüfek atışları zorluyor biraz, sonraki yıllarda da süngü ve yeni atış teknikleri gibi teknolojilerin keşfi ile süvarilerin işi daha da zorlaşıyor. Yine de doğru zamanda, doğru yerde kullanırsanız etkin sonuçlar alabilirsiniz.

Artık tüfek kullanımına geçildiğine göre askerlerin özellikleri de güncellendi elbet. Herhangi bir birliğe sağ tıkladığınızda göreceğiniz üzere range (menzil), accuracy (isabet), reloading skill (cephane doldurma becerisi, hızı), ammunation (cephane miktarı) gibi değerler eklenmiş tüfekli askerlere. Bunlara dikkat etmenizi öneririm. Yakın dövüş özellikleri de; cephaneler harcanıp birlikler karşı karşıya geldiğinde süngü, kılıç ve dipçik kullanmak zorunda kalacak birimler için önemli olacak. Kılıçlı ve kargılı askerler ise hala üretilebilmelerine rağmen tüfek karşısında onlar da nasiplerini alıyor ve sürpriz saldırı, arkadan veya yandan saldırılar haricinde fazla ön planda olamıyorlar maalesef, yine de etkin kullanım oyuncunun kendisine kalmış.

Şehir kuşatmalarında ise harita üzerindeki şehirlerin çoğunun surlara sahip olmayı gereksiz (!) görmesinden ötürü bu kuşatmaları meydan savaşları halinde yapıyorsunuz. Surlara sahip şehirler ise tahmin edeceğiniz gibi biraz daha uğraştırıyor. Eğer topçu birliğine sahipseniz şanslısınız, hem duvarlarda gedikler açabilir hem de surların üzerine konuşlandırılmış savunma toplarını askerlerinize zarar vermeden yok edebilirsiniz. Hatta havan topunuz varsa yapacağınız yüksek açılı atışlarla şehir içindeki düşmana zayiat verebilirsiniz.

Şehirlerde artık yapacağımız ana binanın türüne ve seviyesine göre sadece kuşatmalarda ortaya çıkan, silahlandırılmış siviller bekliyor. Ana haritada, şehirlerin yanındaki sütunda gri çubukların sayısından belli oluyor bu düzensiz birlikler. Üst seviye şehirlerde bu muhafızların sayısı bir miktar daha artıyor ama düzenli birliklere karşı pek şansları yok yine de. Yalnızca sizin birliklere destek olmaları bile yeterli. Düşmanın düzenini bozmak için kullanabilir ve esas birliklerinizle düşmanı dağınık halde iken yakalayabilirsiniz.

Kara ordularının kuşatma ve saldırı haricinde bir görevi daha var ki rakibin limanını,kasaba ya da gelir bölgesini talan edebiliyorsunuz. Böylece buradaki işleyişi durdurabiliyorsunuz, elbet rakibiniz de bunu size uyguluyor hem de sinir bozacak derecede sıklıkla. Talan edilen yerleri tamir etmeyi unutmayın yoksa buraların avantajlarından mahrum kalırsınız. Üstelik diğer serilerden sonra eklenen bazı ufak özelliklerde oynanışı kolaylaştırmış bir nebze.

Önceleri kara ordumuzun asker sayısı azaldığında en yakın şehre, kaleye götürüp tamamlardık ama artık minik bir tuşa tıklayarak haritada ilerlerken bile eksik birliklerin (2-3 tur içinde) tamamlanmasını sağlayabiliriz. Üstelik ordu içinde generalimiz varsa devletçe üretebildiğimiz tüm askerlerin siparişini verebiliriz, böylece söz konusu birlik en yakın muhitten üretilip generalin ordusuna kadar gelip sefere katılacak. Tek tek yerleşim yerlerine uğrama zorunluluğumuz kalmamış oluyor böylece. Tabii muhitin uzaklığı askerin geliş süresini etkiliyor bunu da ekleyeyim.

Bir diğer farklılık; artan ordu masraflarından ötürü artık eskiden olduğu gibi düzinelerce ordu üretip sağa sola çarpışmaya gönderemeyecek olmanız. Oyunun ilk çeyreğinde, Doğu ve Batı kanadındaki 2 tane epey kalabalık ordum vardı ama masrafları bana epey pahalıya patlıyordu, 3. sünü kurmaya çalıştıysam da ekonomim buna müsaade etmedi. Aynı anda farklı cephelerde savaşmak zorunda kalmamaya dikkat edin bu yüzden. Gereksiz masrafları kısmanız gerektiğini söylememe de lüzum yok sanırım?

?Akka?da durdurulmasaydım, bütün Doğu?yu ele geçirebilirdim!..? Napolyon





TEKNİK, TAKTİK, KONDİSYON

Gelelim oyunun can alıcı kısımlarından birine; ses ve grafikler ile bunlardan müteşekkil oyun zevkine? Seslerden bu kez pek anlayamadım desem yeridir. Mermi vızıldamaları, tüfeklerin ardı ardına ateşi, topçuların ve gemilerin şiddetli top ateşi, dalga sesleri vs kulağa iyi gelse de özellikle yakın dövüşte bir eksiklik var. Sanki kalabalık ordular değil de mahalle kavgası gibi zayıf sesler geliyor, özellikle kılıç şakırtıları zayıf maalesef. Sanki 120 kişilik bölükten 5-6 kişi kılıç getirmiş gibi. Deniz savaşları hayli güzel ve doyurucu oysa (zaten deniz dalgası ve top sesleri var paso ama o da güzel). Kara savaşlarında eskiden olduğu gibi bir dev orduların kapışmasına daha az tanık oluyorsunuz tamam ama seslerdeki zayıflıktan sonra teknik bir sıkıntı da eklenince ses olayı çok zayıf bir etki bırakıyor bünyede. Hem yakın dövüşte yetersiz geliyor sesler hem de anlamadığım bir sebepten ötürü seslerde yankı, kesilme, geç tepki verme gibi sorunlar mevcut. ?Yama ile halledilir umarım? deyip geçiyoruz bunu da ama akıllarda ?oyunda neden bu kadar hata mevcut?? sorusu yankılanıyor, onu susturamıyoruz işte.

Hatalar demişken bu yazıyı yazdığım sırada oyuna 4. minik yama (hotfix) eklenmişti ama seslerde ve oyunun akıcılığında kayda değer bir ilerleme olduğunu söyleyemeyeceğim. Gerçi tüfek sesleri (özellikle düzenli ateş eden piyade birliklerinde) gayet hoş olmuş (buna topçuları da ekleyebiliriz) ama o yakın dövüş esnasındaki tak tuk sesler de nedir Allah aşkına? Tamam daha az göğüs göğüse dövüşüyor olabilir askerler ama bu birbirlerine girdiklerinde yetersiz ve zayıf sesler eşliğinde kapışacaklar anlamına gelmez ki! Ayrıca ana strateji haritasındaki oyunun akıcılığını aksatacak derecede sebebini anlayamadığım teklemeler oldu. Tıkladıktan 3-4 saniye sonra ses gelmesi ya da bazı durumlarda herhangi bir limanın dibindeki gemiyi limana sokmak istediğimizde oyunun 4-5 sn. tıkanması sinir artıran bir durum.

Grafikler ise neyse ki seslerden daha tatmin edici ve yine deniz savaşları kara savaşlarına fark atıyor görsellik konusunda. Kesiklikle deniz savaşlarını görmelisiniz, yağlı boya sanat eseri gibi olmuş resmen. Hele o gemilerin gerçekçi tasarımları birer harika! O kadar ki kendimi Barbaros Hayreddin sandım bir ara. Gemiler, Londra Denizcilik Müzesi?nden alınmış planlara göre oyuna aktarılmışlar ve gemi detayları oldukça iyi hatta harika diyebilirim. Gemilerin denizde bata çıka ilerleyişi, isabet alan gemiden odun parçalarının fırlaması, gemi gövdelerinde delikler açılması, yelkenlerin yırtılıp direklerin kırılması, levendlerin geminin sağında solunda çalışması, topçuların topları doldurup ateşlemesi, yanan veya şiddetli bir şekilde infilak eden gemiler, bordalamada karşı gemiye geçip çarpışmalar hatta su almaya başlayan gemiler ağır ağır batmaya başladığında tayfanın çaresizce azgın sulara atlayışı? Kısaca deniz ortamında herşey çok güzel!

Gemileriniz ya da askerlerinizden herhangi bir birlik seçili iken INSERT tuşuna basın ve askerlerinizin gözünden savaşa tanık olun. Farenizin tekerleği ile de askerler arası geçiş yapabiliyorsunuz. Bu da ilginç ve hoş bir özellik olmuş.

Kara savaşlarına baktığımızda deniz savaşlarından sonra o kadar etkileyici gelmeyebilir ama askerlerimin tüfeklerle ağır aksak ama gerçekçi ilerleyişi çok hoşuma gitti benim. Zaten önceden beri askerlerimin düzenli halde bölük bölük ilerleyişini izlemeye bayılırım. Bunda da öyle yaptım  Kılık kıyafetleri detaylı, tüfek tutuşları farklı farklı, tüfeklerin görüntüsü çok gerçekçi, tüfek ve kılıçların metalik parlamaları göz alıcı, üniformaların üzerlerindeki nakışlar, dikişler çok hoş. Tüfeklerin üzerindeki minik farklılıklar bile düşünülmüş hatta ve hatta meşhur Osmanlı kılıcı -Yatağan- bile Cemaat Yeniçerilerinin eline verilerek oyunda yer almış. Maalesef ağzımı sulandıran bunca güzel detaydan sonra karşılaştığım tek ve en büyük sorun ise askerlerin hepsinin klon olması. Yıldız Savaşlarından bir sahne gibi, Klon savaşları! Texture yani kaplama değerini Ultra yaptığınızda ise 2-3 farklı surat oluyor o kadar. Yeterli mi? Kesinlikle hayır? Bu konuda M2TW?ye göre bir geriye gidiş söz konusu.

Osmanlı?da bazı birimler gerçekteki haline benzemesine rağmen farklı isimlendirilip oyuna yerleştirilmiş. Gerçekte adı Kalyoncu olan ve deniz piyadesi olan birlik kılık,kıyafet olarak doğru iken ismi Beylik Yeniçeri Tüfekçileri olmuş ve kara piyadesine dönüşmüş. Tamamen doğru tarihi bilgiler beklemek saflık olurdu zaten ama ?ne alaka?? sorusu da geliyor işte bazen?

Animasyonlar ise eski serilere göre sınıf atlamış artık. Mükemmel diyemem elbet ama iyi sıfatını hak ediyorlar. Kamerayı yaklaştırın ve iki piyadenin karşılıklı mücadelesini seyredin. Motion capture (Hareket yakalama) tekniğiyle yapıldıkları her halinden belli. Vurulma animasyonlarından bahsetmemek de olmaz tabii, onlar da göze hoş gelecek şekilde oluşturulmuşlar. Ayakta sabit duran bir asker mermi atışıyla olduğu yere yavaşça yığılabiliyor ya da pat diye arkaya düşebiliyorken koşan bir asker ise merminin şiddetiyle hızla yuvarlanarak düşüp can verebiliyor. Hatta savaş ekranında karşılarına çit ya da benzeri engel çıkan piyade ve süvariler engelin üzerinden atlayarak geçiyorlar ki güzel bir görüntü oluşturuyor bu durum, topçular ise çitlerden atlamayı beceremiyor ve sihir yapıp içinden geçiyor maalesef. Bunun gibi ufak tefek kusurlar var ama kadı kızı olayı deyip geçelim.

Lakin bunca güzel şeyden sonra şunu da söylemek zorundayım. Seslerden sonra oyunun grafik motoru da tam verimli değil sanki. Sistemim yeterli olmasına rağmen zaman zaman oyunun zevkinin içine limon sıkacak kadar kısa, anlık duraksamalar meydana geldi. Olağan durumda saniyedeki kare değerleri (fps) hayli yeterli iken bir an büyük bir düşüş gerçekleşip sonra tekrar normale dönmesi ve bunun her zaman olmasa da aralıklarla gerçekleşmesi oyuna yönelik iştahınızı azaltabiliyor. Halihazırdaki minik yamalar ise bunu çözmüyor, bir sonrakileri bekleyeceğiz sanırım. Belki yamalarla halledilecektir tüm bunlar ama can sıkıyor şu an.

Yama demişken oyun daha önceleri 3-4 kez çökmüştü bende (çoğu kişi de bundan muzdarip sanırım) ama son minik yamadan sonra çökme sorunu kalmadı (en azından ben yaşamadım).

OSMAN NURİ PAŞA (1832-1900)

Osman Paşa ve emri altındaki diğer Paşalar masa etrafına toplanmış, durum değerlendirmesi yapıyordu. İşin aslı işleri bu kez gerçekten çok zordu. Niğbolu Rusların eline geçmişti, yerel isyankarları da yanlarına katan Ruslar bir türlü durdurulamıyorlardı ve şimdi de Plevne önlerindeydiler. Kapana kısıldığını farkeden Osman Paşa kaygılanıyordu elbet ama bunu belli etmiyordu askerlerine çünkü moral her şeyden önemliydi. Özellikle böylesi zor şartlarda? Müşir (Mareşal) Kazım Paşa ile Ethem Paşa gibi 2 önemli kumandana sahip olmasına rağmen erzak ve asker eksikliği savunmanın başarısını zorlaştırıyordu. Rus ordusunun ise her geçen gün yeni eklenen takviyelerle yüz bin kişilik bir mevcuda ulaşmış olması ve teknik ekipman olarak daha üstün olması, şartları daha da vahimleştiriyordu şüphesiz. O esnada top güllerinin sesleri duyuldu. Sarsıntıların şiddetinden bulundukları odanın tavanından masa ve etrafındakilere tozlar yağmaya başladı. Beklenen olmuştu işte, şehre saldırılıyordu. Ruslar şehir etrafına iyice yerleşip şehri topa tutmaya başladığında artık Anadolu?dan takviye beklemenin de bir anlamı kalmadığını gören Osman Paşa, her zamanki metanetini korumaya özen göstererek, etraftakilere emirler yağdırmaya başladı. Sürekli sayısı artan kalabalık Rus ordusuna karşı işlerin imkansızlaştığını ve nihayetinde kentin düşeceğini biliyordu ama yine de Plevne, Ruslar?a kolay lokma olmayacaktı?


YETER YAHU, GÖZLERİM AĞRIDI!

Sona gelirken oyuna kaç puan vereceğimi epey düşündüğümü belirtmeden geçemeyeceğim. Kararsız kaldım çünkü. Benim gibi kararsız oyun severlere klasik bir değerlendirme tablosu yapayım.

İyi yönlerine bakacak olursak;
* Empire TW aslında onlarca belki yüzlerce detay barındırıyor ki bu benim gibi detaylı oyunları sevenler için iyi bir özellik.
* Deniz savaşları yaşanılası bir tecrübe sunuyor (kara savaşları da durumu kurtarıyor aslında sadece biraz sabır ve alışkanlık gerekiyor)
* Tarihe farklı açılardan bakma ve alternatif tarih üretebilme seçeneği.
* Grafikler rakiplerinden aşağı kalır değil hatta deniz ortamında göz alıcı bile diyebilirim, aşırı bir sistem ihtiyacı da yok. (Ultra detaylar için iyi bir sisteme sahip olmanız gerek yine de)
* İyi bir stratejide olması gereken her türlü karar verme, değişkenleri dikkate alma, değişik durumlara değişik tepkiler verme, yüzlerce farklı seçenekleri devreye sokma vs. gibi kilit özellikleri haiz olması.
* Hatalar olsa da o devrin ortamını elinden geldiğince yansıtmaya çalışıyor.
* İstisnalar haricinde gerçekçiliği elden bırakmamaya çalışıyor.
* Osmanlı?ya bu kez biraz daha eğilmişler hatta birliklere Türkçe konuşmalar bile eklemişler ki bu da olayın bir başka güzel yönü.
* Oyuncuyu sadece savaş yapmaya, savaş yapmaya ve savaş yapmaya değil de savaş, diplomasi ve ticaret üçlüsünü yapmaya zorluyor ki bu gerçekçilik adına olumlu bir gelişme.
* Steam ile anında güncellemeler ve arkadaşlarınızla kolayca çevrim içi oyun imkanı.
* Bu bir Total War?

Kötü yönlerini de göz önünde bulundurursak;
* Bunca fazla detay eski TW hayranları dahil bazı yeni nesil oyuncuları bunaltabilir üstelik savaş, ekonomi ve ticaret sistemi epey değiştiği için başlarda kafa karışıklığına neden olabilir.
* Bazı özellikleri (mesela okul) yapmak da yapmamak da ağır olumsuz özelliklere sebep olmuş ki bu zorunlu seçeneklerden kaynaklanan ?etme-bulma? durumu bana pek uygun gelmedi. Tamamen gerçekçilik beklemek elbet hayal ama okulun bu kadar ağır olumsuzluğa sebep olmasını yadırgadım.
* Bunca Total War oyunu çıktı, geldi, geçti, gitti ama bu Yapay Zeka hala yerinde sayıyor, yetti gari!
* Oyunu yüklerken Steam?in de yüklenmesi şartı karın ağrısı gibi geldi bana (hatta oyunu yavaşlatan ve çökerten en büyük unsurun steam olduğunu düşünmedim değil), yine de anında güncelleme ve kolayca çevrim içi oyun imkanları nedeniyle bir nebze affettim lakin bir kez huylandım işte.
* Osmanlı bu kez (eski TW serilerine göre) daha özenerek yapılmış ama gerçektekinden daha zayıf olmuş kanaatindeyim. Pamuk ipliğine bağlıyız oyuna başladığımızda. Eskiye oranla daha fazla uğraşıldığı belli olsa da yine de Batılı devletler hala torpilli, Doğulu devletler ise yetim evlat değilse de 2. planda imiş gibi. Birimlerimizin Türkçe konuşmaları kulağa güzel geliyor elbet ama daha iyisi her daim yapılabilir. Bu da orjinal oyun satışlarından etkilenen bir faktör yeri gelmişken belirteyim.
* Dur durak bilmeyen aksiyonu ve aralıksız savaşmayı seven oyuncular için diplomasi ve ticaret biraz ağır gelebilir. Bunlar bazı oyuncular için hantal bir oyun yapısı olarak görünebilir, uyarayım.
* Özellikle yakın dövüşlerde seslerin bıraktığı zayıf etki? Hadi onu geçtim seslerin bazen geç tepkide bulunması, yankılanması ve uğraşılmamış izlenimini vermesi ayrı bir husus zaten.
* Seslerin üzerimizdeki sıkıntısından yeni çıkmışken bu kez oyunun da tökezlediğini görüp çökmeler, ani yavaşlamalar, takılmalar, kayıtların yüklenmemesi, oyunun açılmaması vb aksaklıklarla karşılaşıyoruz ve oyundan soğuma moduna geçiyoruz. Maalesef bu çökmeler, ana kampanyanın açılmaması ve oyundaki aralıklı anlamsız duraksamalar bir ara iyice soğutmuştu beni oyundan da neyse ki yamalar en azından çökmeleri ve açılmamayı halletti. Geriye şu kısacık ama can sıkıcı takılmalar kaldı. Bu koca bir eksi çünkü oyunun (1 ay geç çıkmasına rağmen) tam bitirilmeden piyasaya sürüldüğünü, fena halde eksik kalan yanları olduğu intibaına kapıldım ve işin kötüsü hala öyle düşünüyorum

Yine de ?Yiğidi öldür ama hakkını ver? demişler. Bazı can sıkıcı teknik sorunlarına rağmen (ilerde yamalarla halledilir diye düşünüyorum) bir oyun olarak, bir strateji olarak birçok güzelliği bünyesinde barındırması hasebiyle yılın en iyi stratejilerinden biri olduğunu söylemem gerekiyor. Total War serileri 3 günde oynanıp bitirilecek oyun değildir! Dolayısıyla Empire?ın kıymeti de uzun vadede daha iyi anlaşılacak ve her oynayışınızda daha da güzelleşecektir. Kısaca Empire Total War?ı oynayınız, oynatınız?

9.0

Test Sistemi
İşlemci: AMD Phenom X3 8750 @2.75 ghz
Ekran Kartı: Sapphire Radeon HD 4850 (700/2100)
Bellek: Patriot 2×2 gb DDR2 800 @950 mhz
Ses sistemi: Altec Lansing FX4021
Ses kartı: Creative Audigy Value

Spoiler
[close]

Çevrimdışı II.Bayezıd

  • Level 12
  • İleti: 3852
  • Gerçek, zamanın tek kızıdır.
Ynt: Empire Total War İnceleme
« Yanıtla #1 : 23 Aralık 2012, 08:23:51 »
Güzel paylaşım...  tbr*

Çevrimdışı Abdülhamid

  • Level 11
  • İleti: 2579
  • Cennet Mekan 2. Abdülhamid Han
Ynt: Empire Total War İnceleme
« Yanıtla #2 : 23 Aralık 2012, 08:36:07 »
teşekkürler :)

Çevrimdışı II.Bayezıd

  • Level 12
  • İleti: 3852
  • Gerçek, zamanın tek kızıdır.
Ynt: Empire Total War İnceleme
« Yanıtla #3 : 23 Aralık 2012, 08:38:36 »
YAlnız oyun çıkalı bir hayli vakit geçtiği için yeterli ilgiyi çekemeyebilir.

Çevrimdışı Abdülhamid

  • Level 11
  • İleti: 2579
  • Cennet Mekan 2. Abdülhamid Han
Ynt: Empire Total War İnceleme
« Yanıtla #4 : 23 Aralık 2012, 08:40:00 »
oyuna yeni başlayan arkadaşlar için zevkli ve öğretici olabilir. ben 3 yıl önce oynamaya başladım ama yinede zevkle okudum :))

Çevrimdışı serokral

  • Level 11
  • İleti: 2213
  • Şüphesiz sen sen değilsin
Ynt: Empire Total War İnceleme
« Yanıtla #5 : 23 Aralık 2012, 08:52:19 »
Güzel paylaşım  tbr*

Forum oyunu çıktığından beri paylaşım sayıları artıyor hoşuma gitti bu oyun  tbr*
BÜYÜK TOTAL WAR TÜRKİYE İMPARATORLUĞU
Hayır bence Ahmet siteye bot atıp altyapımızı çöketmeye çalışan bir MOSSAD ajanı.

Çevrimdışı Abdülhamid

  • Level 11
  • İleti: 2579
  • Cennet Mekan 2. Abdülhamid Han
Ynt: Empire Total War İnceleme
« Yanıtla #6 : 23 Aralık 2012, 08:53:47 »
teşekkür ederim :)

Çevrimdışı Panicaut

  • Level 8
  • İleti: 317
  • Total War Türkiye
Ynt: Empire Total War İnceleme
« Yanıtla #7 : 23 Aralık 2012, 08:59:01 »
Emek harcandığı belli teşekkürler  tbr*
İMZA SİLİNDİ - BOYUT

Çevrimdışı Abdülhamid

  • Level 11
  • İleti: 2579
  • Cennet Mekan 2. Abdülhamid Han
Ynt: Empire Total War İnceleme
« Yanıtla #8 : 23 Aralık 2012, 08:59:44 »
Emek harcandığı belli teşekkürler  tbr*

benim değil :) kaynak spoiler içinde

Çevrimdışı Panicaut

  • Level 8
  • İleti: 317
  • Total War Türkiye
Ynt: Empire Total War İnceleme
« Yanıtla #9 : 23 Aralık 2012, 09:01:49 »
Emek harcandığı belli teşekkürler  tbr*

benim değil :) kaynak spoiler içinde

bunu bulmakta emektir sonuçta  gll*

Spoiler
[close]
İMZA SİLİNDİ - BOYUT

Çevrimdışı 2.AbdülHamit Han

  • Level 4
  • İleti: 49
  • Total War Türkiye
Ynt: Empire Total War İnceleme
« Yanıtla #10 : 23 Aralık 2012, 09:02:09 »
ne alan söylim okuyamadım o kadar uzundu ki

Çevrimdışı Abdülhamid

  • Level 11
  • İleti: 2579
  • Cennet Mekan 2. Abdülhamid Han
Ynt: Empire Total War İnceleme
« Yanıtla #11 : 23 Aralık 2012, 09:03:05 »
spiler içindeki kaynaktan oku orada resimli anlatım var. bilgisayarda olsam resimleri eklerdim ama bilgisayarda değilim :)

Çevrimdışı 2.AbdülHamit Han

  • Level 4
  • İleti: 49
  • Total War Türkiye
Ynt: Empire Total War İnceleme
« Yanıtla #12 : 23 Aralık 2012, 09:07:58 »
s.a AbdülHamit kardeşim senle 2 AbdülHamit olarak ittifak kuralım mı?

Çevrimdışı canalan450

  • Level 12
  • İleti: 3919
  • Piyasa gelin oldu
Ynt: Empire Total War İnceleme
« Yanıtla #13 : 23 Aralık 2012, 09:10:16 »
Eline sağlık kardeşim :)

Çevrimdışı Abdülhamid

  • Level 11
  • İleti: 2579
  • Cennet Mekan 2. Abdülhamid Han
Ynt: Empire Total War İnceleme
« Yanıtla #14 : 23 Aralık 2012, 09:28:45 »
s.a AbdülHamit kardeşim senle 2 AbdülHamit olarak ittifak kuralım mı?

olır tabiki :)

Eline sağlık kardeşim :)

teşekkür ederim ama ben hazırlamadım kaynak spoiler içinde :))

Çevrimdışı cimbomluakif

  • -Ours is the Fury-
  • Level 14
  • İleti: 8091
  • Yenilmekten korkanın hezimeti garantidir.
Ynt: Empire Total War İnceleme
« Yanıtla #15 : 23 Aralık 2012, 12:28:16 »
Yazında hiç resim yok, tonlama renkli buton kullanmada yok. Sanki bir yerden copy-past gibi duruyor. Bu kadar uzun ve hiç resim olmayan sıkıcı bir yazıyı kimse okumaz. Buraya yorum atanlarında %95i okumamıştır. Konu açarken biraz daha özen gösterelim. tbr*