Konu: 21 Aralık 2012  (Okunma sayısı 38241 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı kaan_zorba

  • English Longbowman
  • Level 14
  • İleti: 6493
  • Dünya Savaşı Gezgini ...
Ynt: 21 Aralık 2012
« Yanıtla #280 : 09 Aralık 2012, 15:16:21 »
Haklısın. İnsanlar değişiyor işte.


Our Life Is Made By The Death Of Others...
Leonardo Da Vinci.

Çevrimdışı cahman

  • Level 12
  • İleti: 3427
Ynt: 21 Aralık 2012
« Yanıtla #281 : 09 Aralık 2012, 15:33:33 »
Osmanlı hukuku ve medeniyeti tarihi hocamızda islamdan dönmenin cezasının ölüm olduğunu söylemişti.Ama bu cezalar ne kadar uygulanmıştır bilemiyorum tabi
NO FUTURE

Çevrimdışı berkaymilan

  • Level 11
  • İleti: 2014
  • Remember The Future
Ynt: 21 Aralık 2012
« Yanıtla #282 : 09 Aralık 2012, 15:59:36 »
Yeni aklıma geldi şöyle de bi hikaye vardı:

Ateist: Allah var mı?
Hz. Ali: Var.
Ateist: Kanıtla?
Hz. Ali: Aklın var mı?
Ateist: Var.
Hz. Ali: Kanıtla?

Yarıldım  yardir* yardir* yardir*  Saçmalığa bak . Allah'ın varlığını böyle şeylerde mi arıyorsunuz ?
1 Mayıs'ta başına gaz bombası düşüp komaya giren kız 19 yaşında dedin , 17 yaşında çıktı .
Örgüt üyesi dedin , sicili temiz çıktı .
Elinde molotof var dedin , üzüm sirkesi çıktı .
Dinsiz Japon olsa harakiri yapardı
Avrupa'da olsa mesleği bırakırdı
Amerika'da olsa istifa ederdi
Sahi , sen ne yapacaksın İstanbul Valisi ?



Dağlardan dağlara anlı şanlı bir ülke sevdalar içinde!
MİLLİYETÇİ TÜRKİYE!

Spoiler
[close]

Çevrimdışı Abd

  • Level 11
  • İleti: 2246
Ynt: 21 Aralık 2012
« Yanıtla #283 : 09 Aralık 2012, 16:04:54 »
ALLAH'ın varlığını böyle şeyler de aramıyorum. Daha önceki yazılarıma bakarsan ALLAH neden vardır diye maddeler halinde yazmıştım. Sonra dan bu aklıma geldi yazayım dedim.



1. Bir vagonu diğer vagon çekiyorsa en baştakini kim çekiyor? Şu halde bu kainatın icat edeni ve var edeni olmalı değil mi?

2. Bir harf bile katipsiz olmaz iken, insanın ve evrenin sahipsiz olacağını nasıl düşünebiliriz? Ayrıca bir şeyi yapan usta bile yaptığı şeyin türünden değildir. Örneğin saatı yapan saat türünden, harfi yazan da harf türünden değildir. Şu halde bizi ve evreni yaratan da bizim ve evrenin türünden olmaması gerekir.

3. Allah’ın varlığını inkar etmek bizi rahatlatacak mıdır? Tam tersine bu anlayış bizi bir boşluk içine düşürecektir. Niye, neden, nasıl, kim için yaşayacaksın? Ölümden sonra hayatın ne olacak? Eğer başka hayat yoksa, bize verilen sonsuzluk duygusunun ve ebedi yaşamak arzusunun karşılığını nerede bulacağız? Bu durumda böyle duygular bize niye verildi?

Fenler, Allah'tan nasıl bahseder?

İslam, hiçbir zaman, hiçbir meselede fenne ters düşmemiş, bilakis onu teşvik etmiştir. Dini kaynaklar, bunun güzel örnekleriyle doludur. Allah'ın iki kitabı vardır: biri Kur'an-ı Kerim' dir ki, "kelam" sıfatından gelir, diğeri kainattır ve “kudret” sıfatının eseridir.

İlim adamları, dine inansalar da, inanmasalar da kainat kitabını okumakta ve yaratanın eserlerini tefsir etmektedirler. Fabrika sahibini tanımadan çalışan işçiler gibi! Her fen, kendine has bir dil ile mütemadiyen Allah’tan bahsediyor. Mesela, botanik ilmi, bize bir ağacın özelliklerini anlatır. Ağacın topraktaki gıdaları nasıl aldığını, yapraklara kadar nasıl taşıdığını, meyvelerin nasıl meydana geldiğini, büyümenin ne şekilde olduğunu gösterir. Böylece, karşımıza hücrelerden oluşan, kökü, gövdesi, dalı, yaprağı, çiçeği ve meyvesiyle mükemmel bir makine çıkar. Üstelik de canlıdır.

Şimdi insafla düşünelim: bu harika makineyi akılsız, şuursuz, ilimden, iradeden ve kudretten mahrum basit bir toprak nasıl yaratır? Bitki alimlerinin, dev laboratuarlarda bile bir tek yaprağını yapamadıkları bir gerçekken, ağaç, başka bir ifadeyle odun, o harikulade çiçekleri ve meyveleri nasıl yapar? Her bir ağaç, o mucizevi yaratılışıyla isimleri ve sıfatları sonsuz bir zatı ispat etmez mi?

Keza zooloji ilmi, aklımıza bir hayvanın iç dünyasının kapılarını açtı. Her hayvanın harikulade birer fabrika olduğunu anladık. Zehirli sinek bal yapıyor. Elsiz böcek ipek dokuyor, dilsiz koyun süt üretiyor. İlim gösterdi ki, basit bir saman ve sudan, latif bir gıda olan sütü yapmak, o akılsız koyunun işi değildir. Koyun, arı, ipek böceği ve benzeri bütün hayvanlar, ressamın fırçası, yazarın kalemi, marangozun çekici gibi birer alettirler. Yaratmak fiilinin faili ise, şüphesiz bu kainatın da ustası olan Rabb'imizdir.

Astronomi ilminin penceresinden bakarak, dünyanın uzaydaki halini gördük. Güneşin etrafında mermi hızıyla uçan dev bir tayyare. Kanatsız, motorsuz, pilotsuz, gürültüsüz ve olabildiğince büyük. Üstündeki yolcular ise gayet rahat seyahat etmekteler. Çoğu zaman uçtuklarının bile farkında değiller. Bir yandan da dünya, kendi ekseni etrafında dönüyor. Geceler, gündüzler ve mevsimler bu iki dönüşün ürünü. Güneşe yaklaşsak tehlike, uzaklaşsak tehlike. Güneşin çevresinde uçan sadece dünya da değil, diğer gezegenler de var. Onlardan birisiyle çarpışması işten bile değil. Fakat hiçbir aksaklık olmuyor, her şey yolunda gidiyor. Bu düzen, milyonlarca seneden beri hiç bozulmuyor.

Astronomi okuyan herkesin düşünmesi ve şu soruları kendi kendine sorması gerekmez mi:

Bu hassas dengeyi kim kurdu? Dünyayı yaşanacak hale kim getirdi? Pilotları da bulunduğu halde bazı uçakların çarpıştığı bir gerçekken, bu dev cisimleri çarptırmadan döndüren ve uçuran hangi ilim ve kudrettir?

Hele, yaratıklar içinde biri var ki, o başlı başına bir mucizedir. Adına insan derler. Düşünür, hayal eder, araştırır, anlar, sever, acır, nefret eder... Binlerce kabiliyetle donatılmıştır. Daha da önemlisi kendi varlığının şuurundadır. Kainat onun idrakiyle ışıklanır. Bu muhteşem canlının ruh, kalp, akıl ve hayal gibi manevi cihazları bir yana, maddi yapısı da bir sanat şaheseridir. Gözün en güzeli, elin en kullanışlısı, saçın en latifi, dilin en tatlısı, endamın en mevzunu, boyun en mutedili, uzatmaya ne hacet, her şeyin en iyisi ona verilmiştir.

Tıp ilmiyle anlaşıldı ki, vücudunun dışı gibi, içi de harikalar harikası. Tonlarca kan pompalayan kalbi, yemekleri kolayca sindiren midesi, kan temizleme makinesi olan akciğerleri, kilometrelerce uzunluktaki damarları, daha bilmem nesi ve nesiyle gerçek bir şaheser. Heykel, heykeltıraşını göstersin de, tıp ilmiyle mükemmelliği anlaşılan insan vücudu ustasını tanıtmasın, mümkün mü?

İşte fen ilimleriyle uğraşanlar, bu ilimlerin kaynağını bir yaratıcıya dayandırmasalar bile, her bir fen kendine mahsus bir dille Allah’tan bahsediyor. Öyleyse bu ilimleri dinlemek gerekiyor.

Çevrimdışı Sultan Jalal the Scarred

  • Level 11
  • İleti: 2661
  • Pour patrie le Monde,et pour nation l'humanité...
Ynt: 21 Aralık 2012
« Yanıtla #284 : 09 Aralık 2012, 16:06:36 »
Alıntı
İslam, hiçbir zaman, hiçbir meselede fenne ters düşmemiş.


Ayın bölünmesi
''Je hais vos ideés mais ke me ferai,je me ferai tuer,pour que vous ayez le droit de les exprimer!''

''Fikirlerinize müteneffirim,fakat fikirlerinizi müdafaa etmeniz için canımı bile veririm!''

-François-Marie Arouet Voltaire

Çevrimdışı recebistan

  • Level 8
  • İleti: 392
  • FSM
Ynt: 21 Aralık 2012
« Yanıtla #285 : 09 Aralık 2012, 16:42:06 »
ALLAH'ın varlığını böyle şeyler de aramıyorum. Daha önceki yazılarıma bakarsan ALLAH neden vardır diye maddeler halinde yazmıştım. Sonra dan bu aklıma geldi yazayım dedim.



1. Bir vagonu diğer vagon çekiyorsa en baştakini kim çekiyor? Şu halde bu kainatın icat edeni ve var edeni olmalı değil mi?

2. Bir harf bile katipsiz olmaz iken, insanın ve evrenin sahipsiz olacağını nasıl düşünebiliriz? Ayrıca bir şeyi yapan usta bile yaptığı şeyin türünden değildir. Örneğin saatı yapan saat türünden, harfi yazan da harf türünden değildir. Şu halde bizi ve evreni yaratan da bizim ve evrenin türünden olmaması gerekir.

3. Allah’ın varlığını inkar etmek bizi rahatlatacak mıdır? Tam tersine bu anlayış bizi bir boşluk içine düşürecektir. Niye, neden, nasıl, kim için yaşayacaksın? Ölümden sonra hayatın ne olacak? Eğer başka hayat yoksa, bize verilen sonsuzluk duygusunun ve ebedi yaşamak arzusunun karşılığını nerede bulacağız? Bu durumda böyle duygular bize niye verildi?

Fenler, Allah'tan nasıl bahseder?

İslam, hiçbir zaman, hiçbir meselede fenne ters düşmemiş, bilakis onu teşvik etmiştir. Dini kaynaklar, bunun güzel örnekleriyle doludur. Allah'ın iki kitabı vardır: biri Kur'an-ı Kerim' dir ki, "kelam" sıfatından gelir, diğeri kainattır ve “kudret” sıfatının eseridir.

İlim adamları, dine inansalar da, inanmasalar da kainat kitabını okumakta ve yaratanın eserlerini tefsir etmektedirler. Fabrika sahibini tanımadan çalışan işçiler gibi! Her fen, kendine has bir dil ile mütemadiyen Allah’tan bahsediyor. Mesela, botanik ilmi, bize bir ağacın özelliklerini anlatır. Ağacın topraktaki gıdaları nasıl aldığını, yapraklara kadar nasıl taşıdığını, meyvelerin nasıl meydana geldiğini, büyümenin ne şekilde olduğunu gösterir. Böylece, karşımıza hücrelerden oluşan, kökü, gövdesi, dalı, yaprağı, çiçeği ve meyvesiyle mükemmel bir makine çıkar. Üstelik de canlıdır.

Şimdi insafla düşünelim: bu harika makineyi akılsız, şuursuz, ilimden, iradeden ve kudretten mahrum basit bir toprak nasıl yaratır? Bitki alimlerinin, dev laboratuarlarda bile bir tek yaprağını yapamadıkları bir gerçekken, ağaç, başka bir ifadeyle odun, o harikulade çiçekleri ve meyveleri nasıl yapar? Her bir ağaç, o mucizevi yaratılışıyla isimleri ve sıfatları sonsuz bir zatı ispat etmez mi?

Keza zooloji ilmi, aklımıza bir hayvanın iç dünyasının kapılarını açtı. Her hayvanın harikulade birer fabrika olduğunu anladık. Zehirli sinek bal yapıyor. Elsiz böcek ipek dokuyor, dilsiz koyun süt üretiyor. İlim gösterdi ki, basit bir saman ve sudan, latif bir gıda olan sütü yapmak, o akılsız koyunun işi değildir. Koyun, arı, ipek böceği ve benzeri bütün hayvanlar, ressamın fırçası, yazarın kalemi, marangozun çekici gibi birer alettirler. Yaratmak fiilinin faili ise, şüphesiz bu kainatın da ustası olan Rabb'imizdir.

Astronomi ilminin penceresinden bakarak, dünyanın uzaydaki halini gördük. Güneşin etrafında mermi hızıyla uçan dev bir tayyare. Kanatsız, motorsuz, pilotsuz, gürültüsüz ve olabildiğince büyük. Üstündeki yolcular ise gayet rahat seyahat etmekteler. Çoğu zaman uçtuklarının bile farkında değiller. Bir yandan da dünya, kendi ekseni etrafında dönüyor. Geceler, gündüzler ve mevsimler bu iki dönüşün ürünü. Güneşe yaklaşsak tehlike, uzaklaşsak tehlike. Güneşin çevresinde uçan sadece dünya da değil, diğer gezegenler de var. Onlardan birisiyle çarpışması işten bile değil. Fakat hiçbir aksaklık olmuyor, her şey yolunda gidiyor. Bu düzen, milyonlarca seneden beri hiç bozulmuyor.

Astronomi okuyan herkesin düşünmesi ve şu soruları kendi kendine sorması gerekmez mi:

Bu hassas dengeyi kim kurdu? Dünyayı yaşanacak hale kim getirdi? Pilotları da bulunduğu halde bazı uçakların çarpıştığı bir gerçekken, bu dev cisimleri çarptırmadan döndüren ve uçuran hangi ilim ve kudrettir?

Hele, yaratıklar içinde biri var ki, o başlı başına bir mucizedir. Adına insan derler. Düşünür, hayal eder, araştırır, anlar, sever, acır, nefret eder... Binlerce kabiliyetle donatılmıştır. Daha da önemlisi kendi varlığının şuurundadır. Kainat onun idrakiyle ışıklanır. Bu muhteşem canlının ruh, kalp, akıl ve hayal gibi manevi cihazları bir yana, maddi yapısı da bir sanat şaheseridir. Gözün en güzeli, elin en kullanışlısı, saçın en latifi, dilin en tatlısı, endamın en mevzunu, boyun en mutedili, uzatmaya ne hacet, her şeyin en iyisi ona verilmiştir.

Tıp ilmiyle anlaşıldı ki, vücudunun dışı gibi, içi de harikalar harikası. Tonlarca kan pompalayan kalbi, yemekleri kolayca sindiren midesi, kan temizleme makinesi olan akciğerleri, kilometrelerce uzunluktaki damarları, daha bilmem nesi ve nesiyle gerçek bir şaheser. Heykel, heykeltıraşını göstersin de, tıp ilmiyle mükemmelliği anlaşılan insan vücudu ustasını tanıtmasın, mümkün mü?

İşte fen ilimleriyle uğraşanlar, bu ilimlerin kaynağını bir yaratıcıya dayandırmasalar bile, her bir fen kendine mahsus bir dille Allah’tan bahsediyor. Öyleyse bu ilimleri dinlemek gerekiyor.
peki o var eden nasıl var oluyor

Çevrimdışı ersin96

  • Great Emperor
  • Level 14
  • İleti: 8280
  • Kış geliyor!
Ynt: 21 Aralık 2012
« Yanıtla #286 : 09 Aralık 2012, 16:44:06 »
SunArmy ve Jalal'e bu konuda kısmen de olsa hatırlıyorum. Teokratik yönetimde olan devletlerde kimse Allah yoktur diyemezdi. Bu müslümanların dinine hakarete girerdi ve cezası da bellidir. Ama İslam inancına göre herkes serbest şekilde dinini yaşayabilir. Bu ikisini birbirine karıştırmayın. En basit örneklerinden birini vereyim. Osmanlı döneminde pek çok dinden insan Osmanlıda varlığını sürdürmüştür ve bunlara zarar verilmemiştir. Ama İslam karşıtı düşüncelerle halka zarar veren Şiicilik gibi akımlarda suçlu kişilere ceza verilmiştir.
Barış Antlaşmaları yeni savaşlara hazırlanmak içindir.

Çevrimdışı SunArmy

  • Level 10
  • İleti: 1675
  • West Side!
Ynt: 21 Aralık 2012
« Yanıtla #287 : 09 Aralık 2012, 16:45:39 »
Yaratmak denen kavramı kim ortaya çıkarıyor?Yaratmak denen kavramı yaratanı bir güç yaratmış olabilir mi?.Hayır çünkü son nokta o.Çünkü yaratan o.
« Son Düzenleme: 09 Aralık 2012, 16:46:29 Gönderen: SunArmy »

Çevrimdışı Kirpi

  • Level 7
  • İleti: 284
Ynt: 21 Aralık 2012
« Yanıtla #288 : 09 Aralık 2012, 16:56:05 »
Ben bir konu açmıştım konu sebepsiz yere kilitlendi. (Allah Var mıdır ?) Bu tartışmalar o başlık altında olabilirdi...

Çevrimdışı ersin96

  • Great Emperor
  • Level 14
  • İleti: 8280
  • Kış geliyor!
Ynt: 21 Aralık 2012
« Yanıtla #289 : 09 Aralık 2012, 16:58:19 »
bu saçma konuyu kapatın artık. Herkesin dini inancı kendinedir. Bir başkasını alakadar etmez.
Barış Antlaşmaları yeni savaşlara hazırlanmak içindir.

Çevrimdışı SunArmy

  • Level 10
  • İleti: 1675
  • West Side!
Ynt: 21 Aralık 2012
« Yanıtla #290 : 09 Aralık 2012, 17:00:54 »
Dostum bu dünyadaki en önemli şeydir.Başka bir konu açılsın ordan devam edilsin bu konuya.Bilakis bir dine veya başka bir şeye hiç bir sorgulama yapmadan inanmak aptallığın ta kendisidir.Bir insan anası babası müslüman diye müslümansa bu insanın ne önemi vardır din önünde.

Çevrimdışı Kirpi

  • Level 7
  • İleti: 284
Ynt: 21 Aralık 2012
« Yanıtla #291 : 09 Aralık 2012, 17:05:05 »

Çevrimdışı ersin96

  • Great Emperor
  • Level 14
  • İleti: 8280
  • Kış geliyor!
Ynt: 21 Aralık 2012
« Yanıtla #292 : 09 Aralık 2012, 17:10:22 »
Dostum bu dünyadaki en önemli şeydir.Başka bir konu açılsın ordan devam edilsin bu konuya.Bilakis bir dine veya başka bir şeye hiç bir sorgulama yapmadan inanmak aptallığın ta kendisidir.Bir insan anası babası müslüman diye müslümansa bu insanın ne önemi vardır din önünde.

insanın kendini sorgulaması lazım. gidip bir forumda milletin dinine hakaret etmesi mi doğru olan? Ki İslam dini üzerinde epey araştırma da yaptım. Arkadaşlarımla bazı şeyleri derin derin saatlerce konuştuğumuzu hatırlarım İslam dini mantık ve kalp üzerine bir din. Bunu tamamiyle anladım ve kabullendim de . Bana göre din arayışı içinde olan veya üzerinde olduğu dinin doğruluğunu öğrenmek isteyen herkesinde bu ve bunun gibi şeyler yapması laızm. Yoksa forum köşelerinde tartışarak doğru bir noktaya gidilmez.
Barış Antlaşmaları yeni savaşlara hazırlanmak içindir.

Çevrimdışı SunArmy

  • Level 10
  • İleti: 1675
  • West Side!
Ynt: 21 Aralık 2012
« Yanıtla #293 : 09 Aralık 2012, 17:13:34 »
Kimsenin dininede hakaret etmedim zaten tam anlamıyla ne ateistim,ne deistim ne de müslüman olduğumu söyleyemem.He bazı üyeler hadlerini aştılar,bunuda bilmek gerek.Forum köşelerinde bunu tartışmamızın ne zararı var anlayamadım.O zaman tarih,genel konular veya buna benzer total war dışı her bölümü kapatsınlar.(Gerçi bunu yapacaklarını hiç sanmıyorum)

Çevrimdışı ersin96

  • Great Emperor
  • Level 14
  • İleti: 8280
  • Kış geliyor!
Ynt: 21 Aralık 2012
« Yanıtla #294 : 09 Aralık 2012, 17:15:32 »
ben sana hakaret ettin demedim ama hakaret eden var. bana göre boşa zaman kaybı bunları tartışmak. ve bu bölümlerin kapatılması çok isterdim. millet total wara bakmıyor foruma girer girmez doğrudan bu bölümlere.
Barış Antlaşmaları yeni savaşlara hazırlanmak içindir.

Çevrimdışı SunArmy

  • Level 10
  • İleti: 1675
  • West Side!
Ynt: 21 Aralık 2012
« Yanıtla #295 : 09 Aralık 2012, 17:16:45 »
Bu senin görüşün dostum,bir sonsuzluk varsa bu sonsuzluğun ne şekilde olacağı bence en önemli şey.

Çevrimdışı ersin96

  • Great Emperor
  • Level 14
  • İleti: 8280
  • Kış geliyor!
Ynt: 21 Aralık 2012
« Yanıtla #296 : 09 Aralık 2012, 17:19:57 »
iyi de dediğim gibi bunu böyle yerlerde bulamazsın. bence öncelikle düşünmen ve araştırman lazım.
Barış Antlaşmaları yeni savaşlara hazırlanmak içindir.

Çevrimdışı SunArmy

  • Level 10
  • İleti: 1675
  • West Side!
Ynt: 21 Aralık 2012
« Yanıtla #297 : 09 Aralık 2012, 17:21:49 »
Anlamıyorsun galiba dostum bunu burda aramıyorum zaten.Sadece burdada konuşabileceğimizi söylüyorum.

Olayın post kasma gibi görünmemesi için mesaj atmayacağım.İstiyorsan cevap ver.

Çevrimdışı ersin96

  • Great Emperor
  • Level 14
  • İleti: 8280
  • Kış geliyor!
Ynt: 21 Aralık 2012
« Yanıtla #298 : 09 Aralık 2012, 17:26:12 »
tamam anladım. konuşabilirsiniz dedim bende sadece bana göre zaman kaybı. birde burada seviyesiz insanlarda var. onlarda işi hakarete kadar götürüyor. yoksa bir sorun yok.  tbr*
Barış Antlaşmaları yeni savaşlara hazırlanmak içindir.

Çevrimdışı berkaymilan

  • Level 11
  • İleti: 2014
  • Remember The Future
Ynt: 21 Aralık 2012
« Yanıtla #299 : 09 Aralık 2012, 17:43:18 »
Şöyle açıklayalım ;

Bir arkadaşınızın sandığı var . Ayrkadaşınızın ayrıca çocukluk fotoğrafı var ve bu fotoğrafı sandıkta tutuyor . Bir gün arkadaşın evine fotoğrafı almak için gidiyorsun , arkadaşın evde değil ama sandığa denk geliyorsun , sandık kapalı .

Şimdi bu sandıkta fotoğraf var yada yok . Sandıkta bir fotoğraf olduğuna inanabilirsin , ama sandıkta o fotoğraf olmayabilir . Tam tersi de olabilir , sandıkta fotoğraf olmadığına inanabilirsin fakat fotoğraf sandıktadır .

Burada önemli olan şey , senin inanman sandıkta fotoğraf olup olmadığını değiştirmiyor . İnanmanın fotoğrafa ve sandığa bir etkisi yok .


Birşeye inanman , o şeyi gerçek yapmıyor . Bunu ayırt etmek çok önemli .


Sandıkta fotoğraf var mı yok mu , sandığı açıp bakarsın . Sorgulamak işte budur , gerçeği merak etmektir . İnanmak birşeyi etkilemez ve var olan gerçekleri bağlamaz .

Alıntıdır .. Konuya açıklık getirdiğimi düşünüyorum .
« Son Düzenleme: 09 Aralık 2012, 17:43:44 Gönderen: berkaymilan »
1 Mayıs'ta başına gaz bombası düşüp komaya giren kız 19 yaşında dedin , 17 yaşında çıktı .
Örgüt üyesi dedin , sicili temiz çıktı .
Elinde molotof var dedin , üzüm sirkesi çıktı .
Dinsiz Japon olsa harakiri yapardı
Avrupa'da olsa mesleği bırakırdı
Amerika'da olsa istifa ederdi
Sahi , sen ne yapacaksın İstanbul Valisi ?



Dağlardan dağlara anlı şanlı bir ülke sevdalar içinde!
MİLLİYETÇİ TÜRKİYE!

Spoiler
[close]