[Hikaye] Zollern Evlatları Bölüm VIII "Ferman" [------------]

  • 40 Yanıt
  • 4534 Gösterim

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı lasthdeath

  • ***
  • 1647
  • Family, Duty, Honor
Ynt: [Hikaye] Zollern P.çleri
« Yanıtla #10 : 10 Şubat 2015, 15:37:18 »
veledizina veya haramzade yapabilirsin :D
sen adı komple değiştir ingilizce olsun bastard dersin :D
Adımız bir, anımız bir, acımız bir. Biz büyük bir aileyiz. Kuzeyden güneye, doğudan batıya; tek yürek tek bileğiz. Biz Türkiyeyiz...

*

Çevrimdışı EralpUslu

  • *
  • 114
  • EralpU
Ynt: [Hikaye] Zollern Evlatları II. Bölüm Yaralı Asker
« Yanıtla #11 : 12 Şubat 2015, 00:41:59 »
Bölüm II


  Yenik Kral Bardrick'in cesedi halk tarafından tartaklandıktan sonra ibreti alem için Bohemya şehrinin kapılarına asılmıştı. Ancak Lewy ve Amott başarılı bir gece operasyonu ile Bardrick'in cesedini şehir kapısından alıp şehrin bir kaç kilometre ilerisine defin etmişlerdi. Ancak ne bir mezar taşı nede bir işaret, Amott ve Lewy dışında son Prusya Kralı'nın cesedinin kimse nerede olduğunu bilmiyordu. Belki yıllar sonra yaşayacak Prusya'nın Evlatları atalarının mezarını bulup layığıyla gömerlerdi...

  İki kardeş için günler karanlık geçiyordu. Lewy kısmende olsa kardeşinin cesedini gözünün önünden ve aklından çıkarmayı kasları ve yakışıklılığı sayesinde güzel Bohemya şarapları ve kadınları ile başarabiliyordu . Amott ise tüm bunları unutmak için zırh ustasının yanında çalışıp para kazanıyordu.

  Kendilerini tüccar olarak tanıttıkları handa konaklarken, gecenin bir vakti kapılarına hancının çırağı aracılığı ile bir parşömen rulosu şeklinde mektup geldi.

  " Hohenzollern Hanedanının evlatları, Prusya Krallığı'nın Prensleri, sizlere selam Haşmetmeap...
        Asıl konuya gelirsek, cennette ki en refah dolu köşeler onun olsun, biricik Kralımız Bardrick'in size iletmemi istediği selamları ve emanetleri var Haşmetmeap....
        Keşke yanınıza gelip, kardeşlerinizin, babanızın suretini görebilseydim ancak bu mümkün değildir. Sizleri huzura ve zenginliğe ulaştıracak emanetleri size ulaştırmak benim için neredeyse imkansız. Lakin bunu siz sağlayabilirsiniz,  Gregoryen Takvimine göre 19 Nisan günü Viyana kapılarına ulaşıp, kapı muhafızlarına kendinizi tanıtır ve Kızıl Bey Çavuş Howard'ı sorarsanız, hanedandan geriye kalmış nice bolluk ve bereket siz Krallığın varislerine geçecektir.

  Saygı ve Hörmetlerimle..."

               "Ne demek bu?" Yorgun bir şekilde yatakta yatan Amott mektubu okuyan Lewy'e şaşkın ve boş gözlerle bakıyordu.
 Lewy'nin de pek bir şey anlayamadığı açıktı ancak neyse ne bu onlar için bir umut veya tuzak olabilirdi önemli olan bu.
     
  Lewy ilk iş olarak odadan hızlıca koşarak hancının yardımcısını aradı ancak bulamadı. Hancı nereye gittiği hakkında hiçbir şey bilmediğini söyleyince Lewy odaya geri döndü.
     

    Lewy siyah atının Amott kahverengi atının dizginlerini tutup iç ceplerine piştovlarını yerleştirdikten sonra  12 Nisan Günü iki kardeş yola çıktı. Nisan ayı olmasına rağmen Avrupa'nın azizliğine uğrayıp yağmura yakalandılar ve Bohemya'nın 7 kilometre güneyinde ki küçük bir handa yağmur geçene kadar konaklamaya başladılar.


  Yağmurun dindiğini gördükten sonra, hancının ucuzdan kendilerine sunduğu yemekler için teşekkür edip kalkacaklardı ki, han kapısı yumruklanmaya başladı. Hancı tezgahının arkasından hançerini kaptığı gibi kapıya yöneldi. İki kardeşte piştovlarını hazırladılar...

   "Dikkat! Yavaş- Yavaş olun, SAKİN OLUN DİYORUM!"  içeriye üniforması kanlanmış bir askeri taşıyan 10 kadar piyade paldır küldür girip taşıdıkları askeri şöminenin yanına yere yatırdılar.


   "Yardım et hancı..." Avusturya piyadelerinden biri hancıyla yalvararak konuşuyordu. Lewy piştovunu çekip hançerini çıkaracaktı ki, kapıdan 10 asker daha içeri yığıldı, ve Amott Lewy'nin eline bir hamle yaparak onu sakinleştirdi. Bir tanesi, hancıyla konuşan asker arkadaşının yanına gitti ve konuşmaya dahil oldu.
   
  "Elimden bir şey gelmez,  ben hekim değilim-"  Askerler sinirlenmeye başlamışlardı ki Amott konuya dahil oldu. "Hayrola yiğitler neler oluyor?" Askerlerden biri Amott ve Lewy'i süzdükten sonra yanlarına geldi. "Hiç sorma, yol üzerindeyken Prusyalı bir küçük bir çocuk, (yere yatırılmış yaralı adamı işaret edererk) komutanımızı vurdu."  Amott hancıdan bir kaç küçük malzeme talep ettikten sonra, yerde yatan adamı şömineden uzakta duran geniş ve uzun döşeğe taşıdılar. Amott komutanın yanına doğru yerleşti ve üniformasını açacakken, arkada duran Avusturyalı askerler kısa bir süreliğine laf atışı yaptılar ancak, kısa sürede Amott'ın hekim bir kişi olduğuna çabukça inanıp olanları izlemeye başladılar. Aralarından bazıları ise tüfeklerini Amott'a doğru yöneltmeye devam ediyordu.
 
   Amott ıslak bir havlu ile komutanın göğsünün altında ki iltihap kapmış yarayı temizlemeye başladı. Ardından, büyük ihtimalle Rus topraklarının en güzel mamullerinden yapılmış votkadan bir yudum alarak ah çekti ve yaranın üzerine bastı. Yaranın üzerine doğru buz sürdükten sonra tedaviye bir süre devam etti ve 50 kadar asker arasında kısa sürede üne kavuştu.

 "Bundan sonrası sabırdır asker, daha fazlasını benden değil yukardakinden beklemeniz gerek."

 Asker teşekkür edercesine reverans yaptı. "Sen ve kardeşin bundan sonra bizim kardeşimiz, bize adınızı ve nereli olduğunuzu bağışlayın?"

   Amott askerin gözlerinin içine baktıktan sonra, "Viyanalıyız ve memleketimizi özledik?"

 "Viyanalı hah işte bu, bize zaten ancak şanlı Avusturya kanı taşıyan bir hekim yardım edebilirdi." Askerin yüzünde bir mutluluk vardı.
 
  "Madem yolunuz Viyana, izin verin size komutanımız iyileştiği zaman evinize kadar biz refakat edelim." 
Dilay'ın tepede belirip, şu sersem alacakaranlığı bir melek gibi aydınlattığı gecede...
Nice şairin ve dahinin eserlerinin kenarlarına bulaşmış şarap lekesinin güzelliği...

Ynt: [Hikaye] Zollern Evlatları Bölüm II Yaralı Asker
« Yanıtla #12 : 12 Şubat 2015, 14:54:10 »
güzel olmuş  tbr*

Ynt: [Hikaye] Zollern Evlatları Bölüm II Yaralı Asker
« Yanıtla #13 : 12 Ocak 2016, 09:44:28 »
EralpUslu, hikayesine devam etmek istediğinden hikayenin kilidini açıyorum.


Ynt: [Hikaye] Zollern Evlatları Bölüm II Yaralı Asker
« Yanıtla #14 : 12 Ocak 2016, 11:24:30 »
1 yıl sonra yeniden  tebessum*

*

Çevrimdışı EralpUslu

  • *
  • 114
  • EralpU
Ynt: [Hikaye] Zollern Evlatları Bölüm III "Yollar"
« Yanıtla #15 : 16 Ocak 2016, 00:48:08 »
 
III. Bölüm


  Aradan yirmi gün kadar geçmişti. Avusturyalı askerler son hazırlıklarını yaptılar, Amott ve Lewy'i tan vakti uyandırıp yola revan olacaklarını söyledikten sonra hızlıca bir kahvaltı yapıp hancıya otuz altın bıraktıktan sonra kar bulutlarının altında ki nemli toprak yoldan hareket etmeye başladılar.

 Çalılar ve seyrek ağaçlar ile birlikte Avusturya'nın şanını öven türküler söyleyerek yollarına devam ettiler. En başta askerler Graz yolu ile batıdan Viyana'ya varmayı umuyorlardı ancak, daha temiz ve engebesiz doğu yolundan hareket etmek komutana daha mantıklı geldi. Askerlerin doğu yoluna yönelmesiyle birlikte yolların düzleştiği göz görülüyordu ama ağaçlar eskisi gibi seyrek ve az değildi. Aksine fazlasıyla meşe ve ceviz ağacı vardı onların arkalarından ise az da olsa çam ağaçları sırıtıyordu. Büyüyen çimenler ve otlar yola sarkıyordu ve hava kararmaya başlamıştı.

" Komutan Hans! Efendim... Hava kararıyor ve doğrusunu söylemek gerekirse yorgunluğumuz artmaya başladı." Dedi seyrek bıyıklı acemi askerlerden biri. "Yorulduğunuz farkındayım! Ancak bulunduğumuz bölge kamp yapmaya pek elverişli değil." Komutan başınıı yukarı kaldırarak ağaçların uzunluğuna baktı. "Ağaçlar fazlasıyla büyük. Alacakaranlık bastırmadan açık bir düzlüğe çıkmamız gerek." Bu sefer başını yere indirdi ve yol kenarında ki çimlere doğru bir adım attı. " Çimenlerde fazlasıyla uzamış, kamp ateşi yakacağız ormanı tutuşturup kül olmak istemem." Aniden Lewy komutanın yanında belirdi. "Hadi ama Hans! Bu kadar abartman gereksiz." dedi acemi askerin omzuna dirseğini koyarak, ardından elini gözlerinin üzerine siper ederek gözlerini kıstı ileri doğru baktı. " Hans, biraz daha yürüyelim... Eğer ki önümüze bir düzlük çıkarsa ki umarım çıkar, orada kamp yaparız. Ancak yol bu şekilde devam edersek bir arada durup yol üzerinde küçük bir ateş yakarız ve biraz kestirdikten sonra tekrar yol alırız. Ne dersin ?"

 Komutan "Önden buyur." dedi Lewy'e. Tekrar yürümeye başladı Avusturya taburu. Bir kaç askerin meşalelerinde sönük bir ateş belirdi. Çünkü yürümeye başladıkça ağaçlar daha da sıklaşıyordu ve ay ışığının yeryüzüne varmasına engel oluyorlardı. Beş yüz metre kadar yürüdükten sonra Komutan Hans tabura durma emrini verdi. Amott, Lewy ve bir kaç asker sönük meşaleleri alıp ağaçların arasından çalı çırpı toplamaya başladılar. Ağaçlar o kadar sıklaşmıştı ki, askerlerden biri koluna düşen böceği hissettikten paniğe kapılıp elinde ki meşaleyi yere düşürdü, hemen ateşi söndürmesine rağmen az daha yangın çıkacaktı.

 Askerler yol boyunca 10 ar kişilik gruplar halinde yuvarlak oluşturduktan sonra ortalarında kısık bir ateş yaktılar. İçlerinden hemen uyumayanlar ve ayakta durma cesaretini gösterebilmiş bir kaç nöbetçi ağaçların arasından ateşlerin üzerine düşen kar tanelerini görebilmişti.

 Lewy ve Amott birbirlerine dayanarak uyumuşlardı. Lewy aniden uyanıverdi, gözlerini açtığında hava hala karanlıktı ve ateşleri sönmek üzereydi. İlk iş ateşin üzerine pek büyük olmayan bir odun ve bir kaç dal parçası attıktan sonra alevi harlattı. Ardından yuvarlakların çevresinde dönerek nöbet askerlere selam çaktı ve bir meşe ağacının önüne küçük tuvaletini gidermeye başladı. Tuvaletini yaparken gözleri kapanıyordu. Tam bu sırada yüksek bir haykırış ve kalabalık ağaçların arasından beliren meşalelere ait alevleri gördü. "DAVAAAY !!!"

 Ağaçların arasından meşaleler ile fırlayan ve naralar dillendiren askerleri fark etti ve bir tüfek sesi.

  Lewy aniden yere düştü. Kalbinin üzerine bir tüfek mermisi saplanmıştı. Yüksek çimenlerin arasına yığıldığında saldırganlardan birinin göğsüne kılıcını saplamış Komutan Hans'i gördü. Yükselen çığlıklar arasından Amott'ın sert ve yüksek sesi "LEWY!!!" diye haykırıyordu.

 Saldırganlar fazlasıyla kalabalıktı. Bir manga Avusturya askeri ikili sıra şeklini almış düzenli ve etkili bir şekilde ağaçların arasından gelen saldırganların üzerine tüfek ateşliyorlardı. Komutan Hans ile konuşan acemi asker ağaçların arasına bir humbara fırlatıp küçük çaplı bir yangına ve dört kadar saldırganın ölümüne sebep olduktan sonra bacağından bir kurşun darbesi yedi ve boğazı kesilerek öldürüldü.  Amott, Lewy'i zar zor fark etmişti. Lewy'nin cüsseli vücudu çimenlerin üzerine yığılmıştı. Amott ona doğru koşarken elinde ki meşaleyi saldırganlardan birinin yüzüne basmak zorunda kaldı. Bu engeli aştıktan sonra Lewy'nin yanına vardı, tam eliyle ensesinden tutup onu kucaklayacaktı ki, boğazına ve ensesine dayanan bir kaç soğuk süngüyü hissetti.


 

 Saldırganlar şafak vakti, kendilerinden on onbeş kadarını katletmiş olan Komutan Hans'ı bir ağaca bağlayarak boğazını kestiler ve bu küçük muharebeye son noktayı koymuş oldular.

 Amott gözlerini açtığında yarım yamalak görebiliyordu. Uzun ağaçların yaprakları arasından güneş ışıkları yüzüne vuruyordu. Kısa süre sonra sağ tarafında kendisi gibi omuzlarda taşınan ve kalbinin üst tarafına pansuman yapılmış kardeşini gördü. Ve gözleri kapandı.

 Amott gözlerini açtığında ilk olarak sedyede taşınan kardeşini gördü. Uzun bir düzlükte parke taşların üzerine basıyordu. Amott hamle ettiğinde sağ ve sol omuzunu iki kuvvetli kol yere doğru bastırıp onun ayağa kalmasını engellemişti. Karşısında kahverengi bir at üzerinde duran, sarı saç ve sakallı, geniş omuzlu, heybetli bir adam gördü. Adam elinde ki parşömeni yuvarlayıp açtı ve okumaya başladı...

" Sevgili HohenZollern Evlatları!

     Yıkık Prusya'nın varisleri, Yenik ve merhum Bardrick'in kardeşleri, Eski Kral Frederick'in tohumları... Yıkılmış Prusya Krallığı sizlerin cesar- ...
Bla bla bla" diye ekledi mektubu okuyan adam. "Resmiyete ve  saçma reveranslara gerek yok. Çar İvan'ın büyük torunu, Rus Çarlığı'nın ve Moskova'nın hükümdarı Çar Petro'nun sadık muhafızı ve baş yaveriyim. Seni ve hayatta kalırsa kardeşini Moskova'ya götürmek için buraya gönderildim. Akıcı bir şekilde lisanınızı konuşabilmem Hamburg toprakları üzerinde dünyaya gelmemden kaynaklanır. Hava şiddetli bir kar bırakacak Varis Amott."
 
 Viktor kendi lisanlarında bir şeyler söyledikten sonra "Davay" diye haykırdı. Çekik gözlü ve tatara benzeyen askerlerden biri elleri bağlı olan Amott'ı bir diğeri ise yarasına aldırmadan Lewy'i kaldırıp atlarının önüne alarak Viktor'ın peşinden sürmeye başladılar. 

 
Dilay'ın tepede belirip, şu sersem alacakaranlığı bir melek gibi aydınlattığı gecede...
Nice şairin ve dahinin eserlerinin kenarlarına bulaşmış şarap lekesinin güzelliği...

Ynt: [Hikaye] Zollern Evlatları Bölüm III "Yollar"
« Yanıtla #16 : 16 Ocak 2016, 19:37:40 »
2. bölümü okuyup 3. bölümü öyle okudum. malum ara uzun. ama pasif bir halde olan sitede hikaye paylaşımı yapmak şimdilik hayal kırıklığına sebep olacaktır.

*

Çevrimdışı EralpUslu

  • *
  • 114
  • EralpU
Ynt: [Hikaye] Zollern Evlatları Bölüm III "Yollar"
« Yanıtla #17 : 16 Ocak 2016, 20:07:03 »
2. bölümü okuyup 3. bölümü öyle okudum. malum ara uzun. ama pasif bir halde olan sitede hikaye paylaşımı yapmak şimdilik hayal kırıklığına sebep olacaktır.

 Reyting bulamayan diziler gibiyim  tebessum* Ancak hikayeler olmadan da bu bölüm sönük kalacak ve pasiflik daha da artacak. Hayal kırıklığı gelip geçer  tebessum* Sağlık olsun...
Dilay'ın tepede belirip, şu sersem alacakaranlığı bir melek gibi aydınlattığı gecede...
Nice şairin ve dahinin eserlerinin kenarlarına bulaşmış şarap lekesinin güzelliği...

Ynt: [Hikaye] Zollern Evlatları Bölüm III "Yollar"
« Yanıtla #18 : 16 Ocak 2016, 20:17:39 »
benle idare edeceksin artık  yardir*

*

Çevrimdışı lasthdeath

  • ***
  • 1647
  • Family, Duty, Honor
Ynt: [Hikaye] Zollern Evlatları Bölüm III "Yollar"
« Yanıtla #19 : 16 Ocak 2016, 20:23:32 »
Daha sonra başlasan iyi olurdu :D ama bırakmadan devam edersen mutlaka okunur
Adımız bir, anımız bir, acımız bir. Biz büyük bir aileyiz. Kuzeyden güneye, doğudan batıya; tek yürek tek bileğiz. Biz Türkiyeyiz...