[Hikaye] Zollern Evlatları Bölüm VIII "Ferman" [------------]

  • 40 Yanıt
  • 4535 Gösterim

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı EralpUslu

  • *
  • 114
  • EralpU
Ynt: [Hikaye] Zollern Evlatları Bölüm III "Yollar"
« Yanıtla #20 : 16 Ocak 2016, 21:19:03 »
benle idare edeceksin artık  yardir*

 Olay burada bitmiştir. Gerisi yalan :D :D :D
Dilay'ın tepede belirip, şu sersem alacakaranlığı bir melek gibi aydınlattığı gecede...
Nice şairin ve dahinin eserlerinin kenarlarına bulaşmış şarap lekesinin güzelliği...

*

Çevrimdışı EralpUslu

  • *
  • 114
  • EralpU
Ynt: [Hikaye] Zollern Evlatları Bölüm III "Yollar"
« Yanıtla #21 : 16 Ocak 2016, 21:25:46 »
Daha sonra başlasan iyi olurdu :D ama bırakmadan devam edersen mutlaka okunur

 1 yıl sonra tekrar başladım hocam  kah* Bırakmamaya çalışıyorum işte. İnsan bu konuları sorumluluk olarak görürse bırakmıyor.
Dilay'ın tepede belirip, şu sersem alacakaranlığı bir melek gibi aydınlattığı gecede...
Nice şairin ve dahinin eserlerinin kenarlarına bulaşmış şarap lekesinin güzelliği...

*

Çevrimdışı Faramir

  • **
  • 3318
  • ???? ?????, ???? ???????, ???? ?????
    • Ege Tanıl Blogspot
Ynt: [Hikaye] Zollern Evlatları Bölüm III "Yollar"
« Yanıtla #22 : 16 Ocak 2016, 23:12:52 »
Site aktifken bile bu tarz şeylere ilgi azalmıştı bu arada ne zaman oyundan resimler koyacaksın yada koymayı düşünüyor musun?Eğer koymayı düşünmüyorsan konuyu edebiyat bölümüne taşıman daha doğru olur.Ayrıca hikaye ilgi çekici yorum yazmasa bile okuyan bir çok kişi vardır sen yazmaya devam et yazdıkça gelişirsin.
Bütün savaşlar, önce insanın zihninde kazanılır.
Jeanne D'Arc

*

Çevrimdışı EralpUslu

  • *
  • 114
  • EralpU
Ynt: [Hikaye] Zollern Evlatları Bölüm IV "Baltacı"
« Yanıtla #23 : 25 Ocak 2016, 22:19:05 »
 
IV. Bölüm
 

 Balkanların soğuk havası bütün gücüyle etkisini gösteriyordu. Boğdan süvarileri Rus askerlerine Prut nehrinin Doğu tarafına kadar eskortluk etmişlerdi.  Büüyük ihtimalle de Amott ve Lewy gözlerini açmadan gün ağardığı sıralarda ayrılıp saraylarına doğru geri hareket etmeye başlamışlardı. Küçük bir rüzgar esintisinin yüzüne vurmasıyla birlikte tatar askerin kendisini dürtmesiyle uyandı Amott. Ayaklandığında göğsünde ki yara izi hala kapanmamış Lewy hafif karlı zeminde sürünerek yanına geldi. "Günaydın!" dedi Lewy, gayet mutlu gözüküyordu. Belli ki Avusturyalı askerlerin elinden kurtulması ve aldığı yaranın kendisi üzerinde ölümcül bir etki bırakmaması onu rahatlatmıştı.

"Günaydın." diye ekledi Amott, saçının üzerinde ki karları temizleyip düzelterek "Daha iyi misin?".
   
  "Kesinlikle! Ara sıra küçük ağrılar beni rahatsız ediyor ama öncekinden çok çok daha iyiyim." Lewy  küçük bir kaç açma germe hareketi yaparak konuşmasını sürdürürken, elinde fazlasıyla buhar çıkaran iki tas çorba bulunan asker yanlarına vardı.

 Çorbalarına yudumlamaya başladıkları sırada, çadırından çevik ve azametli bir şekilde çıkan Yuriy belirdi. (Kardeşleri Avusturyalılardan kurtaran Rus birliğinin komutanı. Mektubu okuyordu hatırlarsınız.)

 Çadırından çıkmasıyla birlikte karşısında kısa boylu ancak kaslı yapılı bir asker belirip kendisine yıpranmış ve soğuktan sertleşmiş bir parşömen uzattı. Mektubu okumaya başlayacağı sırada, ceketinin iç cebinden küçük camlı gözlüklerini çıkardı ve sarı saçlarını geriye doğru okşadı.

  "Çorbalarınızı çabuk için varisler yola koyulmamız lazım!  SERGEY!" diye haykırdı. "SERGEY NEREDESİN!"

 Kısa süre fazlasıyla Yuriy'e benzeyen, üniformasından anlaşılacağı üzere bir onbaşı yanına vardı. Yuriy elini Sergey'in omzuna koydu. "Türkler Sergey! Çar, Türklere savaşa ilan etmiş." Sesini biraz alçaltarak konuşmaya devam etti. "Sadece birimiz varisler Çar'ın yanına götürebiliriz. Çar mühürlü bir mektupla Osmanlı ordusunun komutanı Mehmed Paşa'nın öldürülmesini emretti."

 Sergey'de elini ağabeyinin omzuna koydu. Ardından yere çömelip iki taş aldı. Birinin üzerine küçük bir tükürük attı. "Islak olanı seçen işi halleder!" dedi. Ardından elinde iyice salladıktan sonra iki elini yumruk yapıp ağabeyine doğru uzattı. Yuriy sağ eli işaret etti. Sergey ilk sağ elini açtı ve kuru taşı gördü. Görev Sergey'in di.

 Aynı gece Sergey tüm hazırlıklarını yapmış ve sivil kıyafetlerini giyip iç cebine piştovunu yerleştirmişti. Selamını verdikten sonra dört nala atını güneye sürmeye başladı.

  "Nereye gidiyor?" Diye sordu Amott Yuriy'e. Seksen bine yakın bir ordunun merkezinde bulunan yetenekli bir paşanın canını almaya. "Ne demek oluyor bu?" diye ekledi Lewy.

"Şu demek oluyor sevgili varis!" dedi Yuriy Lewy'e doğru bir adım atarak. "Çarımız Osmanoğulları'nın canını sıktı. Osmanoğulları ise ordularını toparlayıp Baltacı lakaplı sağlam bir paşaya emanat etti sonra bize savaş ilan ettiklerini bildirdiler." Yuriy çadırına doğru yürümeye başlarken konuşmaya devam etti. "Sergey'in gitme amacı ise seksen bin kişilik ordunun bir kaç mil ötemizde kamp yapmış olan çarın yanına güçsüz bir şekilde varmasını sağlamak. Yani kısa yoldan Baltacıyı öldürmek."

 Amott Yuriy'nin yanına vararak. "Ama bu imkansız!" dedi. "Eğer o adam zamanında canını bağışladıysa ve o canı kendine değilde bir başkasına ait görüyorsan. Şu karıncanın küçüklüğü kadar bir ihtimal olsa bile onu değerlendirmelisin!"

 Bu sefer Lewy araya girdi. " Ne yani? Sergey'in çara bir can borcu mu var?" Yuriy çadırının önüne varmıştı. Arkasını dönerek Lewy'e cevap verdi. "Dinle varis! Ben ve Sergey'in Çar Petro'nun bazıları ona "Deli" diye de seslenir. Sizlerin ki gibi p.ç evlatlarıyız." Lewy'nin gözleri fal taşı gibi açılmıştı. "Evet... Yanlış duymadınız. Biz küçükken bir meyhaneden gözlerimize katran döküleceği sırada bizi kurtardığı içinde geleneklere göre ona can borcumuz var... Bu can borcunu ödemek içinde her ne kadar çılgınca olsa da, Çarın, yerine getirilirse borcumuzu yok sayacağı bir görevi yerine getirmek, bizim için kaçınılmazdır."

 "Bu kadarı yeter." dedi Yuriy. Bir Türk akıncısının okunun kalbinize saplanmasını istemem. Hazırlıklarınızı yapın. Sabah yola çıkıyoruz.

 Osmanlı Ordugahı

   "Paşam!" diyerek içeri girdi. Kazak Filip. "İstihbaratlarımıza göre, yıkılmış Prusya devletinin eski yöneticilerinden Kral Frederick'in kanını taşıyan ancak, tahtta hak talep edemeyen evlatları Rus askerleri tarafından kaçırılmış." dedi.

 Baltacı Mehmed Paşa gözlerinin daldığı ateşten yüzünü çevirmeden " Akıncı beyi Şahin'i çağır." dedi.

 
« Son Düzenleme: 25 Ocak 2016, 22:20:12 Gönderen: EralpUslu »
Dilay'ın tepede belirip, şu sersem alacakaranlığı bir melek gibi aydınlattığı gecede...
Nice şairin ve dahinin eserlerinin kenarlarına bulaşmış şarap lekesinin güzelliği...

*

Çevrimdışı Faramir

  • **
  • 3318
  • ???? ?????, ???? ???????, ???? ?????
    • Ege Tanıl Blogspot
Ynt: [Hikaye] Zollern Evlatları Bölüm IV "Baltacı"
« Yanıtla #24 : 25 Ocak 2016, 22:25:00 »
İyi gidiyor yazı tarzın baya gelişmiş kimse okumasa bile yaz ki ben şahsen okuyorum :D
Bütün savaşlar, önce insanın zihninde kazanılır.
Jeanne D'Arc

*

Çevrimdışı EralpUslu

  • *
  • 114
  • EralpU
Ynt: [Hikaye] Zollern Evlatları Bölüm IV "Baltacı"
« Yanıtla #25 : 25 Ocak 2016, 22:28:28 »
İyi gidiyor yazı tarzın baya gelişmiş kimse okumasa bile yaz ki ben şahsen okuyorum :D

 Bu yorumlar gerçekten insanı daha çok heveslendiriyor. :)
Dilay'ın tepede belirip, şu sersem alacakaranlığı bir melek gibi aydınlattığı gecede...
Nice şairin ve dahinin eserlerinin kenarlarına bulaşmış şarap lekesinin güzelliği...

*

Çevrimdışı Faramir

  • **
  • 3318
  • ???? ?????, ???? ???????, ???? ?????
    • Ege Tanıl Blogspot
Ynt: [Hikaye] Zollern Evlatları Bölüm IV "Baltacı"
« Yanıtla #26 : 25 Ocak 2016, 22:44:11 »
Bu yorumlar gerçekten insanı daha çok heveslendiriyor. :)

Aynen ben yazarken benide mutlu ediyordu.Ben inanıyorum ki insana birşeyler katıyor bu yazılan yazılar.
Bütün savaşlar, önce insanın zihninde kazanılır.
Jeanne D'Arc

Ynt: [Hikaye] Zollern Evlatları Bölüm IV "Baltacı"
« Yanıtla #27 : 25 Ocak 2016, 23:12:09 »
Devam  tbr*

*

Çevrimdışı EralpUslu

  • *
  • 114
  • EralpU
Ynt: [Hikaye] Zollern Evlatları Bölüm V "Rus Ordugahı"
« Yanıtla #28 : 01 Şubat 2016, 18:23:13 »
   
Rus Ordugahı


   Baltacı Mehmed Paşa önderliğinde ki Osmanlı ordusu Eflak'a girip isyancıların bir bir kellerini aldı. Osmanlı yanlılarının destekleri sağlandı ve Kırım ordusu Osmanlı saflarında ki yerlerini aldı. Son tahminlere göre ise Türk ordusunun sayısı yüz bini aşmıştı.

    Stanileşti bölgesinin bir mil ötesinde kamp kurdu Osmanlı ordusu. Zifiri karanlıkta yeniçeri kılığına bürünmüş bir Rus belirdi çadırların arasında.

   Sergey gözlerden uzak bir kamp ateşinin etrafında selamını verdikten sonra yerini aldı, bulunduğu bölgelerde daha çok Kırım askerleri vardı. Devlet Giray'ın otağının tepesi seçilebiliyordu. Sergey gözlerini kapatarak Kırımlı askerlerin türkülerini dinleyerek saatin iyice ilerlemesini bekledi. Ateş başında uyuya kalmış askerlerin arasından kalkıp sessizce yola çıktı. Küçük bir çadır topluğunun yanından horultular eşliğinde sağ tarafa saptığında Paşanın diğer çadırlardan büyük otağını gördü. Otağın girişinin yanındaki iki muhafızın kendisini fark ettiklerini gördükten sonra pot kırmadan tekrar yürümeye başladı.


  Muhafızların yanına vardı. "Salamın Alaykum" dedi sessizce ve kötü bir aksanla. "Aleyküm Selam" Çeri dedi muhafızlar.  "Sen nerenin ağzıyla verdin Allah'ın selamını?" dedi diğerinden daha cüsseli, kirli sakallı, hafif çıkık elmacık kemikli, düz burunlu, esmer tenli ve küçük gözlü muhafız. "Aslen Kırımlıyım agam." dedi Sergey.

 Muhafız hafiften sırıttı. Ancak diğerinin elinin kılıcını iyice kavradığını fark etti. Sergey hafiften sırıttı ve eli kılıcında olan muhafızın boğazını bileğinde sakladığı küçük bıçakla kesti. Ve aynı hızla kılıcına davranan diğer muhafızdan önce kılıcını çekerek midesine sapladı ve ardından onunda boğazını kesti. Ancak bunu sessizce hallettiği pek söylenemezdi. Bir kaç küçük haykırış ve şıngırtı sesleri bazı horultuların kesilmesine yol açmıştı.

 Bunları fark eden Sergey hemen büyük çadırın perdesini aşarak içeri daldı. Aniden içerin daldığında çok korkmuştu , çünkü paşa önünde kitaplar açılı kalmış bir şekilde çalışma masasında uyuya kalmışken, uzaktan bakıldığında uyanık sanılabilirdi.
 

 Paşanın uyuduğundan emin olunca ağır ve sessiz adımlarla ilerlemeye başladı. Ancak çadırın dışarısından bir çıtırdı sesi geldiğini duyunca hızlandı. Aniden sesler yükselmeye başladı. "BASKIN!" dışarıda bir adam bağırıyordu. "BASKIN!"... Çadırın içerisine baldır küldür üç yeniçeri daldı. Bir tanesinin üzerinde kıyafet yoktu, bir diğeri ise çizmelerini giymemişti. Sergey paşaya doğru hızla yöneldi, ancak Baltacı gözlerini çoktan açmıştı. Sergey ona bir hamle yapsa da, paşa atik bir  hareketle geri çekilip kendisine  sağlam bir tokat atmayı başardı. Paşanın hareketi sol elinin serçe parmağının kopmasına neden olsa da canın yanında bir parmağın önemsiz olduğunun farkındaydı.

 Üç asker aniden Sergey'in üzerine çullandı. İçeri beş-on kadar asker daha yığıldı. Otağın önünde ki kalabalık ise pencereden seçilebiliyordu. Sergey'in kellesi tan ağırmaya başladığı sıralarda paşanın gözleri önünde alındı ve kellesi ordugahın en önünde bir kazığa geçirildi.
 
  Yeniçeriler arasında dün gece Baltacı Mehmed Paşa'ya karşı yapılmış suikast hadisesi hala dillerdeydi...

 Serçe parmağı eksik olan Paşanın önderliğinde yüz bini aşkın Osmanlı ordusu Prut'a doğru harekata başladı. ,


       Rus Ordugahı

  Sergey'in kellesi ordugahın girişinde bir kazığa saplanmış sergileniyordu. Yuriy bu haberi aldığında Petro'ya olan can borcunu bir şekilde ödeyip ondan intikam almak için yemin etmişti. Amott ve Lewy'i de alıp Prut Nehrinde mevzilenmiş olan Çar'ın ordusuna katılmak için yola çıktı.

  Rus askerleri bir iki saatlik küçük yolculuğun ardından Amott ve Lewy ile birlikte Stanilşeti'de ki Rus ordugahına katıldı. Yuriy, Amot ve Lewy'i Çar'ın huzuruna çıkardığında bir hayli öfkeliydi.

 "Prusya'nın evlatları!" dedi Çar kötü bir Alman aksanıyla. "Hos galdiniz ve safalar getidiniz.  Kadeşiniz ve mütefikim olan Bedrick'in-" öksürerek sesini kesti Çarın, Yuriy ve "Bardrick!" diye düzeltme yaptı. "Ah uzgunüm, bu siralar benim kafa hiç yerinde degil ve lisanınızı yeni yeni ögreniyorum. Eskıden yaptıgım Holanda zıyaretinde bir seyler ogrenmistim." Çar arkasında ki masaya yöneldi. İki kadeh votka doldur ve kardeşlere ikram etti. "Yuriy istesen soylediklerimi sen cevir. Cünkü istemeden kardesler hakkinda yanlıs bir sey söylemek ben istemem."

 Yuriy başını öne doğru eğdi öfkeli gözlerle "Hay hay!" dedi. Ve çar konuşmaya başladı, Yuriy'de tercüme etmeye. "Bu karanlık ve zor günlerde. Prusya gibi bir müttefik kaybetmek bizi gerçekten fazlasıyla derinden etkiledi... Ben Çar Petro, şanlı Çarlığı çok kötü bir bataklıktan çıkarıp Osmanlı ile savaşacak bir duruma getirdim..." Çar kendisine hazırladığı votkadan bir yudum aldı. "Sizlerin yıkılmış olan Prusya'yı tekrardan ayaklandırıp, Rus Çarlığının desteği her zaman arkasında olan bir devlet haline getirebilirsiniz... O günler gerçekleşirse neler olabileceğini tahmin edebiliyorsunuzdur!" Votkadan bir yudum daha aldı. "Haha! Evet dostlarım. Büyük İmparatorluklar, bir bakmışsınız ki Lehistan yok olmuş. Püf!, Ya da Avusturya peki ya Fransa'ya ne dersiniz?  Hele ki Osmanlı'ya ?" Çar son yudumunu aldı.

 "İnanın bana dostlarım. Orta Avrupa'da kurulacak bir Prusya ile neler yapabileceğinizi tahmin bile edemeyebilirsiniz!"

  Kardeşlerde son yudumlarını almışlardı ki. İçeri bir çavuş girdi. "Efendim! Osmanlı burada!"

 
« Son Düzenleme: 01 Şubat 2016, 18:45:22 Gönderen: EralpUslu »
Dilay'ın tepede belirip, şu sersem alacakaranlığı bir melek gibi aydınlattığı gecede...
Nice şairin ve dahinin eserlerinin kenarlarına bulaşmış şarap lekesinin güzelliği...

bölüm kısa olmuş. ek olan -ki'yi hep ayrı yazmışsın  tbr*