[Hikaye] Osmanlı Hortlakları [KASVET] [FİNAL]

  • 69 Yanıt
  • 5761 Gösterim

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı EralpUslu

  • *
  • 113
  • EralpU
  Yeterli geldi bu kadar ya. Yarın öbür gün son bölümü de yazacam :D
Dilay'ın tepede belirip, şu sersem alacakaranlığı bir melek gibi aydınlattığı gecede...
Nice şairin ve dahinin eserlerinin kenarlarına bulaşmış şarap lekesinin güzelliği...

Hadi bakalım hayırlısı  kirp*

*

Çevrimdışı EralpUslu

  • *
  • 113
  • EralpU
Ynt: [Hikaye] Osmanlı Hortlakları [KASVET] [Final Bölümü]
« Yanıtla #62 : 10 Mayıs 2016, 20:13:20 »

       Kudüs
     

   Nezih ve Bekir paşalara bu sabah ikişer ulak haber getirdi hünkarım!" dedi Bostancı başı, artık Anadolu'ya ve ardından İstanbul'a geçiş için bütün hazırlıklar tamamdı, ancak geride kalan pürüzlerin halledilmesi gerekiyordu. " Şu planın üzerinden bir daha geçmek gerek Hakkı Ağa" dedi Sultan Mehmed, genç yaşına rağmen sakalları ağarmaya başlamıştı bile, göz altlarında torbalar, alnında ve yanaklarında ise kırışıklıklar belirmişti. Kısa süre önce taşkınlıklarına ve kendisine darbe girişiminde bulunduğuna dair istihbarat alan Sultan, paşaları def etmek için bir gece eğlencesi tertip etmeye karar vermişti. Her ne kadar sadakat yemini etmiş olsalar dahi, ne paşaların ne de hususi ordusu haricinde ki askerlerin itimadı olmadığının farkındaydı.


    Sofya

       " Evvela her şey yolunda gidiyormuş hünkarım," dedi, zamanında Fazıl Ahmed Paşa olan lakin kendisini Osmanlı'nın varisi ilan ederek hükümdarlığını ilan eden, Fazıl Ahmed'in baş defterdarı. " Lakin Konya'da patlak veren salgının ardından halk fazlasıyla perişan bir hale gelmiş, Anadolu'da ki bütün beyler ve paşalar ilk önce Sultanla iletişime geçmeyi çalışmışlar. Uzun süren çabalarının ardından ellerine geçen tek bilgi sultanın öldüğü haberi olmuş... Abdal Mahmud tarafından gönderilen mektuplarda; sultanın hastalık kaptığına ve hekimlerin hastalığın yayılmasını engellemek amacıyla cesedi yaktıkları belirtilmiş. Abdal Mahmud Paşa'nın, büyük ihtimalle Sultandan habersiz gönderdiği bu mektuplardan birinin nüshası elimize ulaştı hünkarım." dedi defterdar ve kuşağından çıkardığı parşömeni Fazıl Ahmed' uzattı.

          " Mübarek şehir Kudüs'ten cümle Anadolu beylerine ve yöneticilerine selam olsun,

                 Ben, cennetmekan Osmanoğulların'dan isminin dördüncüsü olan Sultan Mehmed'in baş vekili ve Kudüs'te ilanında bulunduğu Vezir-i Azam'ı Abdal Mahmud Paşa... Ölüm döşeğinde olan Sultan Mehmed'in son sözlerini kaleme almak benim için fazlasıyla üzücü bir olay. Mehmed Han buyuruyor ki,


             Vefat edip , Yüce Allah'ın huzuruna ve İki Cihan Sultanı Peygamberimizin eteğine yüz sürdüğüm taktirde, yegane ve tek şehzadem Mustafa'nın on beş yaşına varıp yetişkinlik çağına varana dek, Sadrazamamım olan Abdal Mahmud Paşa'nın Osmanlı mülkünün muhafızı ve sahibi ilan ediyorum."

      Baş defterdar padişahın mührünü gösterdi ve parşömeni tekrardan katladı. Bu fermanı gören Anadolu beylerinin bir kısmı biat etseler de, büyük bir kısmı padişahın cesedinin İstanbul'a getirilip gösterilmesini talep etmişler lakin hiç bir cevap alamamışlar. Hareket etmek isteseler de hemen diplerinde var olan mahluk vakasından başlarını kaldıramadıkları yetmezmiş gibi, insanlarında isyan edip yönetime karışmaları üzerine ilk olarak Zeki Oğulları isimli bir beylik, Balıkesir'den Sinop bölgesine kadar olan topraklarda bağımsızlık ilan edip, sınırlandırdıkları toprakları mahluklardan temizlemişler.  Osmanlı'ya sadık paşalar onlara karşı gelseler de, güçleri yetmemiş hünkarım. Ve diğer yörelerde de belli başlı beylikler baş göstermiş. Özellikle Adana'dan Ermenistan'a  kadar olan toprakların valileri olan Bekir ve Nezih paşalar, Selçuklu Beyliğini ilan edip kendi adlarına hutbeler okutmuşlar...


     Kudüs            

   Çalgılar çalıyordu. Sultan Mehmed baş köşede oturmuştu, paşalar ise ondan bir kaç metre uzakta ki yer sofralarına yerleşmişlerdi. Büyük salon iki yüz kişiyi ağırlıyordu. Uzun ve büyüktü, gri taşların soluk rengini meşalelerden çıkan alev dövüyordu. Sultanın dört hususi silahtarı arkasında yerlerini almışlardı. Bostancı başı ise sol tarafta bir alt basamakta oturuyordu. Çalgıcılar salonun sağ köşesine yerleştirilmişlerdi ve sakin şarkılar çalıp, huzurlu bir yemek sunuyorlardı. Hizmetçiler gayet düzenliydi. Ancak çoğu kuşaklarındaki çeşnilerin yanında küçük hançerler taşıyorlardı. Nezih ve Bekir Paşa'nın muhafızları ve yaverleri çevrelerine konuşlanmış gayet normal bir şekilde yiyip içiyorlardı. Ancak her birinin gözünde endişe vardı. Her şeye rağmen, büyük salonda derin bir kasvet vardı. Yapılan şakalar ve espriler için atılan kahkahların hiç biri doğal değil gibiydi. Tatlılar sofralardan kaldırıldı ve Sultan Mehmed boğazını temizledi.

        "Afiyet olsun paşalarım, afiyet olsun ağalar!" dedi yüksek sesle. Her biri "Eyvallah!" dedi beraberce. Sultan Mehmed hafiften sırıtarak sırtını dikleştirdi ve hafiften öne doğru yöneldi. " Söylesenize paşalar! Ne vakittir ayaklar baş oldu da, hünkarlara komplolar düzenlenmeye başlandı!" diye haykırdı sultan. Bostancı başına küçük bir işaret verdi. "AĞALAR!" diye haykırdı bostancı başı.

      Nezih ve Bekir paşa hançerlerini çektiler. Emirlerinde ki askerler ve yaverler de öyle. Sofraların yanlarında dolaşan hizmetçiler hançerlerini çektiler ve paşaların askerlerine saldırdılar. Salonun perdelerinin aralarından beliren okçular bir bir hedeflerini vurdular. Ancak kimse Nezih Paşaya yönelmedi. Nezih Paşa hançerini arkasında duran Bekir Paşa'nın tam kalbine sapladı ve onu eski bir dostu gibi sakince yere yatırdı ve gözlerini kapattı. " Selçuklu her zaman benimdi." dedi usulca... " Bostancı Başı!" dedi Nezih Paşa, Bostancı başı sultanın safından ayrıldı ve Nezih paşanın yanına vardı. Tekrardan "AĞALAR!" diye haykırdı.

    Bu sefer bütün kılıçlar ve silahlar Sultan Mehmed'e doğru yöneldi. Silahtarlar sultanlarının önüne geçtiler. Sultan Mehmed ayağa fırladı. " Ne demek bu!" dedi Bostancı başına hitaben.  " HAİN KÖPEK!" diye haykırdı. Ancak kimse sultanı umursamadı. Nezih Paşa küçük bir işaret verdi. Aynı anda sultanın silahtarları okçuların hedefi haline geldi ve hepsi yere yığıldı.

    " Sultanı alın!" dedi Nezih Paşa. Dört asker hareket geçti ancak sultan hançerini çekti ve hepsini bir bir def etti. Ancak okçulara karşı yapacak hiç bir şeyi yoktu. Sol bacağından vuruldu sultan ilk olarak ardın sendeledi ve askerler onu ele geçirdi. Nezih Paşa usulca sultana doğru hareket etti. " Yıkıldı Al-i Osman, kim derdi böyle apansız bir şekilde yok olacağını. Oysa biz daha nice yıllar yaşayacağını düşünürdük. Ah Sultan Mehmed... Sen bırak Şehr-i Stambol'u ve Doğu'ya küçük çocukları gibi maceraya sür atını. O tahtta oturan atalarının gerçekten sadece kılıç kullanmayı bildiklerini mi sanıyordun? Utanmalısın!"  dedi Nezih Paşa ve bir zamanlar Sultanı olan Mehmed'e sapladı hançerini.



Dilay'ın tepede belirip, şu sersem alacakaranlığı bir melek gibi aydınlattığı gecede...
Nice şairin ve dahinin eserlerinin kenarlarına bulaşmış şarap lekesinin güzelliği...

Ynt: [Hikaye] Osmanlı Hortlakları [KASVET] [FİNAL]
« Yanıtla #63 : 11 Mayıs 2016, 00:09:39 »
Osmanlı bitti de zombilere ne oldu?  tebessum*

*

Çevrimdışı EralpUslu

  • *
  • 113
  • EralpU
Ynt: [Hikaye] Osmanlı Hortlakları [KASVET] [FİNAL]
« Yanıtla #64 : 11 Mayıs 2016, 17:36:45 »
  Osmanlı Hortlaklarıydı onlar, Osmanlı'nın zombilerin varlığında ki hikayesi sona erdi :D
Dilay'ın tepede belirip, şu sersem alacakaranlığı bir melek gibi aydınlattığı gecede...
Nice şairin ve dahinin eserlerinin kenarlarına bulaşmış şarap lekesinin güzelliği...

Ynt: [Hikaye] Osmanlı Hortlakları [KASVET] [FİNAL]
« Yanıtla #65 : 11 Mayıs 2016, 20:16:41 »
 tebessum* yeni hikâye mi gelecek yani

*

Çevrimdışı EralpUslu

  • *
  • 113
  • EralpU
Ynt: [Hikaye] Osmanlı Hortlakları [KASVET] [FİNAL]
« Yanıtla #66 : 11 Mayıs 2016, 20:53:50 »
 Bir şeyler düşünüyorum ama... Umarım daha sonra ki zamanlarda yazarım.
Dilay'ın tepede belirip, şu sersem alacakaranlığı bir melek gibi aydınlattığı gecede...
Nice şairin ve dahinin eserlerinin kenarlarına bulaşmış şarap lekesinin güzelliği...

Ynt: [Hikaye] Osmanlı Hortlakları [KASVET] [FİNAL]
« Yanıtla #67 : 11 Mayıs 2016, 20:58:59 »
 tebessum* yazın yazabilirsin. 

*

Çevrimdışı EralpUslu

  • *
  • 113
  • EralpU
Ynt: [Hikaye] Osmanlı Hortlakları [KASVET] [FİNAL]
« Yanıtla #68 : 11 Mayıs 2016, 21:19:42 »
   Yazabilirim... Çünkü yazdıkça insan daha da deneyimleniyor :D . Ve bu gerçekten işime yarayan bir durum.
Dilay'ın tepede belirip, şu sersem alacakaranlığı bir melek gibi aydınlattığı gecede...
Nice şairin ve dahinin eserlerinin kenarlarına bulaşmış şarap lekesinin güzelliği...

Ynt: [Hikaye] Osmanlı Hortlakları [KASVET] [FİNAL]
« Yanıtla #69 : 11 Mayıs 2016, 22:17:11 »
Fastaki orduları es geçtiğini fark etmedim sanma  kirp*