Bilim ve Sağlık

  • 96 Yanıt
  • 15175 Gösterim

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı Farisi

  • **
  • 630
Ynt: Bilim ve Sağlık
« Yanıtla #10 : 12 Temmuz 2014, 20:27:08 »
Çoğu galaksinin merkezinde kara delikler var yanılmıyorsam.

Büyük ihtimalle Evrenin de merkezinde bir kara delik var. Teknik olarak kara delikler sadece yıldızlar vasıtasıyla oluşmaz Dünya?mız birkaç santimetre küplük bir hacim içine sıkıştırsaydık bir kara delik yaratmış olurduk  ehi* Ayrıca kara delikler evrendeki en kararlı ve en uzun ömürlü cisimler olmalarına rağmen, ömürleri sonsuz değil. Atom altına inildiğinde de kara delik benzeri şeyler de var.
« Son Düzenleme: 12 Temmuz 2014, 20:28:41 Gönderen: Farisi »
"Yaşadığımız dünya ahlakı olmayan bir dünya. Bu dünya çok güç ve az güç, fazla mal ve az mal, fazla güvenlik ve az güvenlik dünyasıdır; savaşın final ahlaksızlık olduğu bir dünya. Milletler kaçınılmaz olarak şu deyişe kendilerini verirler: Kötü olmak ölü olmaktan daha iyidir. Bu dünyada Amerika?nın dış politikası pragmatik olmuştur ve böyle devam edecektir."

*

Çevrimdışı misket

  • **
  • 910
Ynt: Bilim ve Sağlık
« Yanıtla #11 : 12 Temmuz 2014, 23:53:21 »
Çoğu galaksinin merkezinde kara delikler var yanılmıyorsam.Ayrıca Kara Deliğe giren birisinin parçalanacağını kanıtlamıştı birisi.Hatta Stephen Hawking bu adamla münakaşaya girmişti ve kaybetmişti.

Stephen Hawking gibi popüler fizik ile uğraşan yazarların bir çok teorileri, klasik fizikte ciddiye bile alınmaz.  çünkü popüler fizik de atıyorum, doğru olan 90 doğrunun içine 5, 10 tane safsata yerleştirilip bunu insanlara  yedirmeye çalışırlar, bu tamamen fanteziye kaçan bir olaydır. Bu yüzden klasik fizik, popüler fizikçilerin hayalperest teorilerini asla ciddiye almaz. 

kara delik ile paralel evren safsatasını yayan da Hawking gibiler, bu gibi epistemolojk seviyesi  düşük teorileri kullanan tek yerde Hollywood dur.

kara delik, elektrikli süpürgeye benzetmeyin  tebessum*  dışarıdaki çekim alanı kütlesi kadardır ancak tam içinde çekim gücü çok yüksektir, gözlem yapılamaz çünkü ışığı bile yutuyo namussuz, adı da ordan geliyor zaten.

*

Çevrimdışı Farisi

  • **
  • 630
Ynt: Bilim ve Sağlık
« Yanıtla #12 : 13 Temmuz 2014, 01:46:45 »
Stephen Hawking'de bok atıldı ya...

Bir kere MedievalMusti99 yazdığı şeyde elle tutulur bir şey yok.

Çoğu galaksinin merkezinde kara delikler var yanılmıyorsam.Ayrıca Kara Deliğe giren birisinin parçalanacağını kanıtlamıştı birisi.Hatta Stephen Hawking bu adamla münakaşaya girmişti ve kaybetmişti.

Yani ben birinin isimini burada verip adını hatırlamadığım birisiyle münaşakaya girip kaybettim desem inanacak mısınız?

Öncelikle Klasik Fizik nedir? Kuantum Fiziği nedir? Öncelikle bunları öğrenmesi gerek misket'in. Şimdi çıkıp fizik öğretmeni gibi temelleri anlatmayacağım madem Bilim ve Sağlık konusu açıldı buraya basit bilgilerle gelmeyin terimleri yanlış kullanmayın. Konuştuğumuz konu üzerinden gideyim karadelikler hakkında şuan bildiğimiz bir çok bilgi Hawking sayesinde ya Hawking'in ortaya attığı veya çıkardığı şeyler yada Hawking'in daha önceden bilinen bilgileri güncellemesiyle oluşan bilgiler. Kuantum fiziği veya karadelikler konusunda kapsamlı bir tarama yaptığınızda Hawking tarafından isimlendirilmiş şeyler de göreceksiniz...

Karadeliklerin çekim kuvveti de kütlesine bağlıdır.  Zaten Event Horizon denen bölgeye girildiğinde çıkılması imkansızdır. Event Horizon bölgesinin dışarısında muazzam çekim kuvvetlerine sahip karadelikler var. Mesala bazıları milyar güneş kütlesinde. Güneş kütlesinin de 1.9891 × 10 üzeri 30 olduğunu bildiğimizden sadece kütlesinden çok güçlü bir çekim kuvveti kazanıyor.
"Yaşadığımız dünya ahlakı olmayan bir dünya. Bu dünya çok güç ve az güç, fazla mal ve az mal, fazla güvenlik ve az güvenlik dünyasıdır; savaşın final ahlaksızlık olduğu bir dünya. Milletler kaçınılmaz olarak şu deyişe kendilerini verirler: Kötü olmak ölü olmaktan daha iyidir. Bu dünyada Amerika?nın dış politikası pragmatik olmuştur ve böyle devam edecektir."

*

Çevrimdışı misket

  • **
  • 910
Ynt: Bilim ve Sağlık
« Yanıtla #13 : 13 Temmuz 2014, 12:52:12 »
Dünya tarihinde, ilk fizik devrimi  dünya merkezli ptolemeci astronomiden güneş merkezli gezegenler sistemine geçiren copernic devrimi ile başlayıp kepler ve galileo ile  devam edip newton un tamamladığı klasik mekanik devrimi temel yasaları ve evrensel kütle çekimi  kavramını getirdi.

ikinci devrim;  carnot  ile başlayıp helmholtz, thomson, clausius, gibbs ve nerns in sürdürdüğü çalışmalar ile ternodinamik devrimi oldu.

üçüncü devrim; william gilbert in jeomagnetizma teorisi, charls francois dufay, benjamin franklin, alessandro volta, jean biot, faraday gibi fizikçilerin kuramları üzerine sentez yapan maxwell  ile elektromanyetik kuramıdır.

dördüncü devrim de; clausius, maxwell, boltzman, gibbs in çalışmaları ile istatistiksel mekanik devrimi olup, mikkrofiziğin önünü açmıştır.

beşinci ve altıncı devrimlerde başını einstein in çektiği kuantum kuramıdır. kuantum kuramından sonra 3 büyük fizikçi vardır bu alanda ilerleyen; Einstein, bohr ve max planck. üç bilim adamı da bu yeni fizik ile çıkan tuhaf sonuçları klasik fizik ile bağdaştırmaya çalışsa da hepsinde başarı sağlayamadılar.

demem o ki KURAMSAL FİZİK ile ortaya atılan her şeyi, deneysel fizik  alanında sonuca ulaştıramazsın. sonuca ulaşmamış teoride, sadece teori olarak kalır.  hawking gibi mevcut teoriler üzerinden fantastik yeni kuramlar oluşturanlar, fantastik diyorum çünkü teorinin bile matematiğe dayanması gerek,  ve hawking gibi paralel evren safsatası yayıp da bunu dünya da hollywood dan başka merci kullanmayınca en azından, araştırıyorum diyip  WİKİPEDİADAN KOPYALA YAPIŞTIR YAPIP BURAYA GELMEYİN..   ömrünü bilim için kuram üretip, o teori uğrunda hayatını bahşetmişlerin kemikleri sızlar.

*

Çevrimdışı misket

  • **
  • 910
Ynt: Bilim ve Sağlık
« Yanıtla #14 : 13 Temmuz 2014, 13:58:45 »
karadelik kuramını stephen Hawking bulmamıştır, Hawking sadece karadelik kuramı üzerine kendi kuramını üretmiştir ve yakın zamanda da bu kuramını yanlış olarak nitelemiştir. karadeliği einstein in genel izafiyet teorisini kullanarak ilk defa Amerikalı oppenheimer ve synder tarafından açıklanmıştır. Yani hawking bu söylenenler üzerine kendi fantezisini güdmüştür ama ondan sonra bundan vazgeçip bunu açıklamıştır.  hawking karadelik içinde maddelerin yok olduğunu iddia ediyordu, eğer dediği gibi madde içinde yok oluyorsa, karadelik çekim gücü ile yuttuğu maddeler ile kütlesini ve neticesinde çekim gücünü nasıl artırıyor???????  Yani hem kütlesi çekim gücüyle içine aldıkları ile kütlesi artan bir karadelik var hemde hawkinge göre madde karadelik içinde yok oluyor.  Bu baştan sona bir çelişki ve ondan sonrada kalktı böyle değilmiş, romanlar için yeni bir hikaye bulmak gerek diyebiliyor.

karadelik yoğunluğu oldukça yüksek yıldızdır, yüksek yoğunluklu olduğu içinde çekim güçleri fazladır. evrende çok fazla gaz ve toz bulutu vardır, bu gaz ve toz bulutunun yoğun olduğu bölge kendi etrafında dönerek sıkışır ve etraflarındaki gazı çekmeye başlar.  Bu gazın büyük çoğunluğu hidrojendir, zaten evrende görebildiğimiz maddenin 4 / 3 ü hidrojendir. hidrojen yeterli büyüklüğe ulaştığı zaman çevresine ışık ve enerji vermeye başlar. bunuda yapısındaki 4 hidrojen atomunu birleştirip 1 helyum atomuna çevirerek yapar. Yıldız hareketinin devamı için yeterli orandaki hidrojeni helyuma çevirir,  bu yüzden hacimce küçük yıldılar daha uzun yaşar, kütlece büyük yıldızlar ise daha az yaşar. Hidrojen yakıtını bitiren yıldız, helyumu yakmaya başlar. 3 helyum atomu ile 1 karbon atomu oluşur.  Böyle devam ettikçe ağırlaşan yıldız en son karbon atomlarını demire dönüştürür.  Yıldızın çekirdeği demire dönüşünce artık enerji üretemez ve içine doğru patlayarak küçülür ve bildiğimiz  yıldız artık çevresine ışık vermeye çalışan ancak çekim gücü arttığından dolayı ışığı geri alan bir karadeliktir.

*

Çevrimdışı Farisi

  • **
  • 630
Ynt: Bilim ve Sağlık
« Yanıtla #15 : 13 Temmuz 2014, 15:11:33 »
Takip ettiğim bir blogun yazısını atayım:

Alıntı

Kara delikler evrenin bilmeceleri gibi; zamanın yapısı üzerinde engin bir etkileri bulunuyor. Çevrelerinde oluşturdukları kütlesel çekim alanı öyle yüksek ki zamanı yavaşlatarak uzay-zaman dokusunu değişime uğratıyorlar. Fizikçiler ve astronomlar henüz bir kara deliğin merkezinde neler olduğunu aydınlatabilmiş değiller. Merkezde ışık ve maddenin artık kaçamadığı bölgenin sınırlarına ?olay ufku? deniyor. Bazıları zamanın bu noktada sona erdiğini, bazıları da bunun diğer evrenlere açılan geçitler olduğunu düşünüyor. Orada neler olup bittiğini anlayabilirsek uzay-zamanın ve hatta kozmosun yapısına dair sırların çözülmesine de şahit olabiliriz.

Günümüzde varsayımsal olarak açıklanabildiği kadarıyla, dört çeşit kara delik bulunduğu tahmin ediliyor. Bunlar Einstein?ın görelilik kuramında oluşturduğu denklemlerden yola çıkılarak gruplandırılıyor ve teorik olarak tanımlanma süreçlerinde önemli rol oynayan bilim adamlarının adlarını taşıyorlar. İki tanesi dönen kara delikler: Elektriksel olarak yüklü ise Kerr-Newman, hiçbir yükü bulunmuyorsa Kerr kara deliği olarak adlandırılıyorlar. Dönme hareketi sergilemeyenlere ise; elektrik yükü varsa Reissner-Nordstrom, yüksüz ise Schwarzschild kara deliği deniyor. Şu ana dek yapılan keşiflerin ışığında, içe çökme öncesi süpernovaların spin hareketi sergilemeleri nedeniyle evrendeki kara deliklerin çoğunun hareketli grupta yer aldığı sanılıyor. Yani değişime uğrasalar bile açısal momentumlarını koruyorlar. Yüklü kara delikler sadece teorik olarak mevcut. Fizikçiler bu özelliklerde kara delikleri hiç gözlemlemedikleri gibi, gelecekte de böyle bir durumun gerçekleşmesini beklemiyorlar.



Eğer gerçek bir gözlemle kara deliğe yaklaşan bir gezegeni izleyebilecek durumda olsaydık, çok şaşırtıcı bir paradoksla karşı karşıya kalırdık. Biz gezegenin olay ufkuna yaklaştıkça yavaşladığını görüyor olurduk. Oysa giderek artan kütleçekim etkisiyle hızlandığını görmemiz gerekirdi. Bunun sebebi, gezegenin görüşümüzden uzaklaşarak kara deliğin merkezine doğru ışık hızına yaklaşıyor olması. Onun yavaşladığını görüyor olsak da, aslında o gezegende olan biri için her şey yaşanmış ve bitmiş olurdu. Zamanın bize göre yavaşlaması ama aynı anda deliğin içinden geçen gezegende hızlanmasının cevabı yine genel görelilikte yatıyor. Kara deliğin içinden geçen gezegen için kütleçekim değerleri maksimum seviyeye ulaşır ve bu nedenle durumu izleyen gözlemci için zaman durma noktasına dek yavaşlıyor gibi görünür. Peki cisimler kara delikten geçtiklerinde tam olarak nasıl bir süreç gerçekleşiyor?

Fizikçi Stephen Hawking, tüm gizemlerin kara deliklerin olay ufkunda yattığını, merkezde kaybolma etkisinin ardında herhangi başka bir sır bulunmadığını açıklamıştı. Çünkü zaman üzerindeki etkisinin yanı sıra, olay ufku içe çekilen cisimlerin ısı miktarını da olağanüstü derecede arttıran bir durum yaratıyor. Hawking, Kara Delik Termodinamiği adını verdiği bir fikir oluşturdu ve böyle bir ısınma etkisinin uzaya enerji formunda parçacıkları yayacağını söyledi. Ona göre tüm bu aktiviteyi yaratan şey kara deliğin merkezi değil, olay ufkuydu. Kara deliklerin yarattığı bu ışıma etkisi, ışığın bile kaçamadığı kaybolma etkisinden bir şekilde muaf oluyordu. Ünlü fizikçi, Hawking Radyasyonu adı verilen bu durumu kuantum mekaniği prensipleriyle açıklamış, izole edilmiş bir kara deliğin zaman içinde yok olmaya mahkum olduğu sonucuna varmıştı. Hawking?e göre onun içinden geçen her cisim sonsuza dek kayboluyordu. Oysa kuantum dinamikleri hiçbir şeyin kaybolamayacağı, sadece değişime uğrayacağı fikri üzerine kuruluydu. Leonard Susskind ise maddenin ve bununla birlikte atomlar bazında onu oluşturan bilginin yok olamayacağını, Hawking?in bir paradoks yarattığını söylüyordu. Bu noktada bir kez daha kuantum mekaniği ve genel görelilik karşı karşıya gelmiş oldu. Böylece yıllardır süren bu savaş, iki büyük fizikçinin önderliğinde, merkezde kara deliklerin olduğu bir düello ile daha da ateşlendi. Bilginin kaybolması, fizik hakkında bildiğimiz her şeyin alt üst olacağı anlamına geliyordu -ki bu durumda Hawking hatalıydı çünkü kuantum teorisini kuramın kendisiyle çelişecek şekilde kullanmıştı. Susskind, Hawking?in kara deliğin zaman içinde yok olacağına dair görüşüne; ?Bir kara deliğin buharlaşmasının ne kadar süreceğini hesapladım. Elde ettiğim sayı evrenin yaşının kat kat üzerindeydi,? diyerek karşılık vermiş ve durumun takip edilmesinin imkansız olduğunu açıklamıştı. Aslında fiziğin en başından beri tüm bu sorunları aşması için tek ihtiyacı olan şey standart kütleçekim yerine, onu kuantum değerlerle ifade edebilecek bir kuantum kütleçekim değeri belirlemekti. Bu değer bulunamadığı için her seferinde fikir ayrılıkları yaşanıyordu. Sonuçta Susskind?in itirazı ve önerdiği yeni model ile iki fizikçi bir anlaşmaya vardılar. Kara deliğin içine çekilen bilginin miktarını kuantum mekaniğinde kullanılan Planck değerleri (Planck uzunluğu  10-33 santimetre arasında yer alır ve kuantum mekaniğindeki temel ölçü bilimidir) ile hesaplamak mümkündü. Fakat olay ufku iki boyutlu bir yüzey olduğundan üç boyutlu bilgiyi tutamıyordu. Bu durumda cisim kara deliğin içinden geçerken, olay ufku onun bir hologramını yaratıyor ve Hawking?in kaybolduğunu söylediği bilgiyi bu hologramda tekrar depoluyordu.

Hologram etkileşimi ile sağlanan fikir birliği sonucunda, Leonard Susskind bu etkiden yola çıkarak yeni bir teori geliştirecek ve onu Sicim Kuramı?nin bel kemiği haline getirecekti.


Hawking ve Karadelikler üzerine bir Nat Geo belgeseli: http://www.dailymotion.com/video/xu9jh3_stephan-hawking-kara-delikler_tech
"Yaşadığımız dünya ahlakı olmayan bir dünya. Bu dünya çok güç ve az güç, fazla mal ve az mal, fazla güvenlik ve az güvenlik dünyasıdır; savaşın final ahlaksızlık olduğu bir dünya. Milletler kaçınılmaz olarak şu deyişe kendilerini verirler: Kötü olmak ölü olmaktan daha iyidir. Bu dünyada Amerika?nın dış politikası pragmatik olmuştur ve böyle devam edecektir."

*

Çevrimdışı misket

  • **
  • 910
Ynt: Bilim ve Sağlık
« Yanıtla #16 : 13 Temmuz 2014, 17:09:35 »


Öncelikle Klasik Fizik nedir? Kuantum Fiziği nedir? Öncelikle bunları öğrenmesi gerek misket'in.

Farisi, ben fizikten mezun olalı 13 yıl geçti, uzun zaman oldu.  Madem yazmışsın bana kopyala yapıştır yapmadan, kuantum mekaniğini bir anlatsana, çok merak ettim?

*

Çevrimdışı ezergeçer

  • *
  • 2718
  • everyone is a monster to someone
Ynt: Bilim ve Sağlık
« Yanıtla #17 : 13 Temmuz 2014, 18:09:06 »
Yararlı bir konu olabilir bu konu, şu ana kadarki yazılanları okudum, keyifliydi okuması.
Ama ricam bu konuda kişisel tartışmalar/sataşmalar olmasın. Bilim, sağlık tartışılabilir, teoriler kuramlar konuşulabilinir bilimsel olarak, ama iki kişinin birbirine kendini ispat çabasına döndürmeyin lütfen.


*

Çevrimdışı Farisi

  • **
  • 630
Ynt: Bilim ve Sağlık
« Yanıtla #18 : 13 Temmuz 2014, 18:20:03 »
Pekala en baştan alıyorum;

Modern fizik denince, 20. yüzyıldan önce geliştirilen teoriler, kavramlar, kanunlar klasik mekanikteki deneyler, termodinamik, elektromanyetizma aklınıza gelmeli. Klasik mekaniğe en büyük katkıyı Newton yapmıştır. Newton, kasik mekaniği sistematik bir teori olarak geliştiren ve hesaplamalarında matematiği bir araç olarak kullanan ilk bilim adamıdır. Termodinamik ile elektrik ve manyetizma 19. yüzyılın sonlarına kadar geliştirilememiştir. Bunun nedeni teknolojik imkanlardır.

19. yüzyılın sonlarına doğru başlayan fizikteki yeni çağ, genellikle modern fizik olarak adlandırılır. Modern fiziğin gelişmesinin temel nedeni, klasik fiziğin bir çok fiziksel olayı açıklayamıcağının ortaya çıkmasıdır. Modern çağdaki en büyük iki gelişme, kuantum mekaniği ve rölativite teorisidir. Einstein'in rölavitie teorisi geleneksel uzay, zaman ve enerji kavramlarında bir devrim yapmıştır. Kuantum mekaniği ise hem mikroskopik hem de makroskobik dünyaya uygulanabilir ve atomik seviyedeki fiziksel olayların tanımlanmasını sağlamak için bir çok bilim adamı tarafından formüle edilmiştir.

Gelelim kuantum mekaniğine.

1900 yılında Max Planck'ın ortaya attığı kuantum varsayımlarının ardından, yüzyılın ilk çeyreğinde kuantum fiziği açısından önemli keşifler yapıldı. Klasik mekaniğin maddeyi makroskobik bir yaklaşımla incelemesine karşın, kuantum mekanik kuram maddeyi mikroskobik bir yaklaşımla inceler. 20.Yüzyılın başından itibaren atomların iç yapıları araştırılmaya başlanmış ve klasik kuramların bu çalışmalarda yetersiz kaldığı görülmüştür. 1924 de ortaya atılan de Broglie varsayımı ve 1927'de ortaya atılan Heisenberg belirsizlik ilkesi bilim dünyasında yeni ufukların doğmasına sebep olmuştur. Bu gelişmeler Max Planck'ın kuantum varsayımları ve Schrödinger'in dalga mekaniği ile birleştirilerek kuantum mekanik kuram ortaya çıkmıştır. Bu kuram parçacıktan ziyade ona eşlik eden olasılık dalgası ile ilgilenir. Kuantum mekanik kuram küçük kütleli hareketli cisimlerin olasılık dalgaları mekaniği kavramı anlamını taşıdığından, maddeyi mikroskobik bir yaklaşımla ele alır. Bu kuram ile birlikte gözlenebilirlik, işlemci, özdeğer, beklenen değer, dalga fonksiyonu gibi yeni kavramlar da ortaya çıkmıştır.

Max Planck'ın kuantum varsayımlarına göre ışınım yayan, titreşen bir sistemin enerjisi kesikli enerji değerlerine sahiptir ve atomlar foton adı verilen ışık enerjisinin kesikli birimleri cinsinden enerji yayınlar veya soğururlar. Bir fotonun enerjisi  ν  frekansı ve  λ  dalgaboyu cinsinden;

E = hν     ve    E = h.c/λ eşitlikleriyle belirlidir. De Broglie varsayımına göre ise momentumu "p" olan bir parçacığa dalgaboyu; λ = h/p  ile belirli bir dalga eşlik eder.

Enerjinin yoğun olduğu dalga paketleri dalganın faz hızından daha yavaş hareket ederler. İlerleyen bir dalganın faz hızı; Vf = λ.ν ve dalga paketinin gurup hızı ise; Vg = dω/dk eşitlikleriyle tanımlıdır. Heisenberg belirsizlik ilkesine göre konum ve momentumun ölçülmesindeki iki belirsizlik birbiriyle ilişkilidir. Bu ilişki;  ∆x.∆p ≥ H şeklinde ifade edilir.
 
Kuantum mekaniksel olarak hareketli bir sistemin durumu Ψ (x, y, z, t)  ile verilen koordinatlar ve zamanın fonksiyonu olan bir dalga fonksiyonu ile belirlenir. Dalga fonksiyonu tek başına fiziksel bir anlam ifade etmez fakat mutlak değer karesi yani;
 | Ψ (x, y, z, t)|2   parçacığın birim hacimde bulunma olasılığını verir.





« Son Düzenleme: 13 Temmuz 2014, 18:21:26 Gönderen: Farisi »
"Yaşadığımız dünya ahlakı olmayan bir dünya. Bu dünya çok güç ve az güç, fazla mal ve az mal, fazla güvenlik ve az güvenlik dünyasıdır; savaşın final ahlaksızlık olduğu bir dünya. Milletler kaçınılmaz olarak şu deyişe kendilerini verirler: Kötü olmak ölü olmaktan daha iyidir. Bu dünyada Amerika?nın dış politikası pragmatik olmuştur ve böyle devam edecektir."

*

Çevrimdışı misket

  • **
  • 910
Ynt: Bilim ve Sağlık
« Yanıtla #19 : 13 Temmuz 2014, 18:28:46 »
Alıntı olarak bu linki altına not düşmeyi unutmuşsun sanırım. Neyse iyi forumlar...

http://w2.anadolu.edu.tr/aos/kitap/IOLTP/2279/unite03.pdf