[Hikaye] Faramund'un Barbarları II. Bölüm Geldi ( Mizahi Hikaye )

  • 40 Yanıt
  • 6326 Gösterim

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı Hatpiyadesi

  • *
  • 134
  • Cennet Mekan Abdülhamid Han
Oyun zorluğu vh
Hikaye devamlılığı yorumlara göre olacaktır,
Teşekkürler

Bölüm 1

[spoiler]

   
Faramund her zamanki gibi devlet meselelerinden bunalmış bir halde barbar okyanusunu karşısına alır vaziyette oturmuş, bir elinde rakı bardağı, diğer elinde sigarası, Şevval Sam'dan ''Hey gidi Karaaaa Deniiiiz'i '' dinliyordu. Bu gün mecliste olanları düşündü. Us dışıydı. Generalleri yeni açılan inşaat alanına zanaat atölyeleri açmak istiyordu ama Farmaund durmadan kuyu diyordu. Sebebi sorulduğunda '' Ben kuyu kebabına bayılırım da ondan '' diyordu. Generalleri çıldırmak üzere iken masaya sertçe yumruğunu vurdu Farmaund. Art Arda üç dört beş derken Farmaund'un elinden sızan kanlar masanın üstündeki dev Avrupa haritası üstünde bir şeyler oluşturmuştu. Bunu ilk fark edenler Farmaund'a durmasını işaret etti. Yüce Kral hayretle baktı. Britanya'daki York şehri üzerine, sızan kandan '' Target'' ( Hedef ) yazılmıştı. Herkesi bir ürkme hali aldı. Odada olanlardan bir kişi istavroz çıkarttı. Yüce Kral istavrozu fark ettiği anda masadaki baltayı alnının çatına yapıştırdı ve '' Lanet olası Hristiyanlar'' diye mırıldanarak '' Kahinler! '' diye gürledi...

   Kahinler durumu bir süre inceledikten sonra '' Efendim, bu bir savaş hedefi. Kanaatimce Tanrılar (hâşâ) bizlere bir hedef belirtmek istiyorlar. Yada size yol göstermek isteyen atalarınız da olabilir'' Kral elinin tersi ile bir vuruşta kahinin dudaklarını patlattı ve yere serdi. '' Sersem bunu ben anlamadım mı sanıyorsun '' diyerek kahkaha atmaya başladı. Odadaki herkes şimdi gülüyordu. Savaş meclisinden yükselen kahkahalar Kralın '' Ulan yeter pis barbar'' diyerek yanındaki bir danışmanı boğazlaması ile son buldu...

   Günler geçiyor York için yapılan hazırlıklar hız kesmeden sürüyordu. Çok çalışmıştı Kral. Her nasıl olursa olsun York'u almalıydı. Şaka şaka hiçte çok çalışmadı önce kuyuyu yaptırdı;


   
Sonra üç birim ''Cermen Güruhu'' eğitti ;


ve 20 birimlik ezici kuvvet hazırdı. Cebri vaziyette yola çıkıldı ve york önlerine kadar bir mevsimde gelindi. Üç ayda çok iyi mesafe kat etmişlerdi. Başka şansları yoktu küreği hızlı çekmeleri için Kral askerleri kırbaçlıyordu. Denizin ortalarında bir ticaret gemisine rastladılar. Konuşmak için gemiler birbirine yanaştırıldı. Kral avam giyisisi içinde diğer adamla konuşuyordu. Kimliğini ve Frenk ülke flamalarını daha yola çıkmadan gizlemişti. Saldırılacak yer Batı Roma'ydı. Aklına şemsiyeler geldi... Bazı şemsiyeler açılmazdı... Her neyse. Ticaret gemisine sahip adamın ilk sözü İsa sizi korusun oldu. Kral celallendi. ''İsa' da kim ulan beni koruyacak ?'' çok sinirlenmişti, eli baltasının üzerindeydi. Ama karşısındaki adam diretiyordu. Yüce İsa biz hristiyanları korur ve gözetir. Kral gözlerinden saçtığı ateşle adamı kül edecekti. Bu sefer oğlu Emelrich herhangi bir emir gelmeden adamın suratına baltasını fırlattı ve ekledi '' Lanet olası hristiyanlar '' Kral arkasını dönünce oğlunu gördü... Sinirden ağlamaya başladı. '' Ulan seni bana sayıyla mı verdiler'' diye haykırdı ve belindeki kızılcık sopası ile oğlunun dizlerine vurmaya başladı...

 
Nihayet kıyıya çıkarma yapılmış gemiler kumsala bağlanarak başlarına nöbetçiler dikilmişti. Farmaund'un yanında oğlu Emelrich olduğu halde koşuyordu. Farmaund oğluna fısıldayarak konuştu. '' Çaktırma, bu barbarlardan hiç hazzetmem '' dedi. Oğlu babasına sorgular gözlerle baktı;


   
''Baba bizde barbar değil miyiz ?'' Farmaund çılgına döndü ve yere yatırdığı oğlunu yumruklamaya başladı. Ordu, Kral ve varis etrafında  bir çember oluşturmuş alkış tutuyor ve tezahürat yapmaya başlamıştı ki; Kral bir anda durdu. Havayı kokladı. Bu koku... Nerde olsa hatırladı... Askerlerine gürledi ''York şehrine az kaldı!'' '' Davranın!'' askerler koşmaya devam etti. Nihayet York şehrine yaklaşıldı ve kuşatıldı. Garnizondan başka bir ordu yoktu. Savaşın kolay geçileceği anlaşıldı. Askerler rahatladı;


   
Savaş çok kolay oldu. Şehir fetih edildi. Şehirdeki güzel kızlar cariye yapıldı. Maddi durumu iyi halk yağmalandı. Yaşayan tüm Batı Romalı esirler hadım edildi. Eşleri askerlere verildi;


 
  Şehirde kırk gün kırk gece kutlama yapıldı. Yahu arkadaş o nası bir kutlama şeklidir. Sabah akşam nasıl eğleniyor insan anlamadım gitti. Farmaund'un yeni hayali York'un altındaki küçük kasabayı alarak ismini '' Çukurova'' koymaktı. Eğlencelerden bir hafta sonra bir ulağın getirdiği haber Barbar Kralı delirtmeye yetti... Britanya'nın kuzeyindeki ''Piktler'' Yorkun güneyindeki kasabayı yağmalamıştı. Güneyden gelen ölüm kokusu York'u sessizliğe bürüdü;


 
Sonraki akşamlar Kral, kuzeydeki ''Ilgaz Dağları'nı'' izleyerek sek rakı içti. Paket paket sigara içerek ülke ekonomisini baltalamayı sürdürdü. Oğlu yediği dayaktan sonra bir ant içti. En güvendiği Generallerden ''Theudemer'' barbar milliyetçilik damarının kabarmasına mani olamayarak bu israfa daha fazla göz yumamadı ve hançerini kınından çıkarttı...
[/spoiler]

Bölüm 2

[spoiler]

Britanya Mücadelesi

   
Savaş meclisinde görüşmeler tamamlanmış, sıra şaklabanların gösterilerine gelmişti.''Bir barbar bir barbara gel beraber bir barbar dükkanı açalım'' demiş. Faramund dışında kimse gülmüyordu. Yanındaki danışmanları, generalleri, hazinedarı herkes sinirden küplere binmiş şekilde bu sinir edici gösteriyi izliyordu. Faramund'un gülmekten gözlerinden yaşlar boşanıyordu. Meclisteki herkesin aklında tek bir soru vardı. Bu kralın barbarlar ile alıp vermediği neydi. Kendide bir barbar kraldı. Ama tebaasını sevmiyordu. Derken şaklabanlardan biri diğerine '' Issız bir yolda bir barbarla karşılaşmaktan daha kötüsü nedir'' diye sordu. Diğeri cevabı bulamayınca Faramund atıldı '' İki barbarla karşılaşmak'' dedi ve meclisi inleten bir kahkaha patlattı. Generallerin dişlerini sıkmaktan başlarına ağrı girmişti. Kral elini kesesine atarak bir avuç dolusu altını şaklabanlara fırlattı. İki şaklaban altınları toplamaya başladığı anda General Theudemer çift yassı baltasını şaklabanın boynuna sapladı. Meclisin ortasına bir bomba düşse aynı etkiyi yapardı. Derin bir sessizlik derken diğer şaklabanın tatlı canı da bedeninden ayrıldı. Şimdi gözler Theudemer'de idi. General, Kralı ile göz göze geldi ve ağzından şu mısralar döküldü.

Her akşam içersin,
Parayı çarçur edersin.
Şevval adındaki,
Karıyı dinlersin.

Faramund'tan cevap gecikmedi.

Ulan sen kimsin?
Pis barbarın tekisin.
Şimdi öp eteğimi,
Yada geberteyim seni.

Theudemer içinde kopan fırtınalar gözlerindeki ölümcül bakışlardan anlaşılıyordu. Kralın tek oğlu ve varisi dahi babasını ortadan kaldırma planları yapıyordu. Bir ant içmişti. Ne yapıp edip babasın gereksiz vücudunu toprağa karıştıracaktı. Derken sıra Theudemer'de idi.

Adım Theudemerdir.
Babam çiftçidir.
İlkbaharda eker.
Sonbaharda biçer.

Biçer kelimesini pek bir manalı söylemişti General. Bu açık bir meydan okumaydı. Yüce Kral kurulduğu tahtından doğruldu. Belindeki kılıcı çözüp yere attı. Tiz ses mecliste kulakları tırmaladı. Kral, Theudemer'e doğru ağır ağır yürümeye başladı. Yaklaştı ve yaklaştı... Theudemer yassı baltasını sağ eli ile sıkıca kavramıştı. Nihayet yan yana ve göz göze idiler. Kral sağ elinin o nasırlı içini Theudemer'in çenesine indirdi ve söylenmeye başladı. '' Ulan g.tündeki donun lastiğine kadar ben veriyorum birde bana isyan mı ediyorsun'' diyerek muhafızlara el hareketi yaptı. General burnundan boşalan kanlar eşliğinde mapus damlarına götürüldü. Kral '' Var mı lan bana yan bakan'' diyerek meclisteki herkese meydan okudu. Duyulan tek şey alkış sesiydi. Varis el şaklatarak babasının yanına geldi ve '' Bravo babacığım o barbara gününü gösterdin'' dedi. Kral '' Oğlum bir gün sende kral olacaksın. Bunun gibi çıyanların başlarını ezmezsen sonradan çok başın ağrır.'' Kral iki kez el şaklattı ve hizmetçiler, çalgıcılar tek tek içeriye girmeye başladı. Çalgıcılar Kral'dan gelecek emri bekliyordu. Faramund '' Misket'' dedi. '' Ankara misket''. Eller havaya kalktı ve şıklamaya başladı.

Mecliste üç önemli kararlar alınmıştı.
-Britanya Fetih edilecek
-Britanya Fetih edilecek
-Britanya Fetih edilecek


Ertesi gün danışmanlardan bir tanesi krala gelerek bir öneride bulundu.


Kral ''90 gün ve gece öyle mi ? 90 gün, gece, 24 saat yani ? Ulan sen benle dalga mı geçiyorsun danışman bozuntusu.'' dedi. Danışman ne olduğunu anlamadan eline yüzüne ve bacaklarına doğru sert kırbaç darbelerini yemeye başladı. Faramund danışmanın üzerine çıkmış '' binicem üstüne vurucam kırbacı vurucam kırbacı'' diyordu.


Faramund Britanya adasının ikinci göz bebeği olan Londinium'a kafayı takmıştı. Gece rüyasında Londinium'u sayıklıyor, oğluna ve eşine Londinium diye hitap ediyor, akşam yemeğinde ne istediği sorulduğunda Londinium isterim diyordu. Danışmanlar kendi aralarında '' Acaba Kral delirdi mi '' diyordu. Bu duruma en çok üzülen Kralın eşi oldu. Durumu fazla zaman geçirmeden kahinlere anlattı. Kahinler bu hastalığın iki çaresi var. Birincisi bir kavanoz dolusu bal deresi balı hani şu beş kavanoz gelenlerden. İkincisi ise Londinium'un fetih edilmesi. Eşi hiç düşünmeden ikinci seçeneği tercih etti. Ordunun düzenlenmesinde bizzat görev alarak etrafa emirler yağdırıyor, askerlere kendi eliyle tarhana çorbası pişiriyordu. Arta kalan zamanda askerlerin delik çoraplarını dikiyor, botlarını boyuyordu. Kralın aksine eşi kendini bu Frenk ulusuna adamıştı...

Nihayet ordu düzenlendi yol için gerekli erzak katırlara yüklendi ve yola çıkıldı. Öncülerden gelen haberler pekte iç açıcı değildi. Piktler Londinium'u çoktan kuşatmış ve şehrin teslim olmasına yalnızca 3 ay (turn) gibi kısa bir zaman kalmıştı. Faramund bir yerden başlamak gerek diyerek Londinium eyaletine bağlı şehrin doğusunda kalan sahil kasabasını kısa bir sürede kuşattı ve fetih etti;


Şehir kısa sürede fetih edildi. Geriye kalan tek şey beklemekti. Faramund ihtimalleri düşünüyordu. Londinium şehrinin hemen dışında isyancı kuvvetler hazır bulunuyordu. Londinium başkent esaslı Britanya adında bir devlet kurma niyetinde oldukları söylentiler arasında idi. Londinium özgür bırakılırsa Pikt-Britanya müttefikliği ortaya çıkacaktı. Londinium yağmalanırsa Britanya avucunu yalayacaktı. Halk yağmalanıp şehir kendi haline bırakılırsa özgür ve müttefiği olmayan bir Britanya ortaya çıkacaktı. Faramund başının ağrıdığını hissetti. Fenerbahçe'nin Beşiktaş'ı 1-0 yenmesi dahi onu neşelendirmeye yetmedi. Özel olarak hazırlanan kuyu kebabı dahi ilgilenmiyordu. Dilinde Barış Manço'dan Dağlar Dağlar şarkısı eşliğinde üç oda bir salon evinde volta atıyordu...

On gün sonra yeni ticaret anlaşmaları imzalanmıştı. Hazineye fazladan mevsim başına 900 altın gibi bir meblağ girecekti. Bu iyi bir haberdi. Orta halli bir ordunun bakım masraflarını karşılamaya yeter de artardı. Orta halli dediysek böyle küçük minik.

İmzalanan Ticaret Anlaşmaları;


Her zamankinden farksız bir akşam üstü Kral yeni fetih ettiği kasabada savaş planları yaparken, meclisin kapısı çalındı ve bir ulağın geldiği haber verildi. Ulak; ''Efendim, Britanya adında yeni devletimizden size selamlar getirdim'' dedi. Faramund '' Britanya ulusu her zaman saygı duyduğumuz cesur bir ulustur '' dedi. Amacı ulağın ağzını aramadan önce biraz pofpoflamaktı. Kral söze başladı; ''Eğer yeni bir devlet kuruyorsan güçlü müttefikler her zaman işine yarayacaktır'' dedi. Amacı Piktler ile herhangi bir bağlarının olup olmadığını öğrenmekti. Ulak '' Haklısınız yüce Kral, Britanya kralımız komşu devlet ilişkilerine çok düşkün. Bir kaç hafta içerisinde size iyi niyet göstergesi olarak hediyeler göndereceğinin sözünü verdi'' dedi. Faramund istediğini almıştı. Keyfi yerine gelen Kral ulakla biraz dalga geçmek için söze girdi. '' Şşşt adisyonu çıkarda yaz bakalım''dedi. Emrivaki yaparak karşısındakini küçük düşürmek istiyordu. Ulak sorgular vaziyette '' Efendim '' diyebildi. Faramund '' Öncelikle Londinium'u istiyorum. Yeni kurulmuş fakir devletinizin hazinesindeki son gümüş paraya kadar istiyorum. Soylu atlarınızı istiyorum. Tarla sürmek için kullandığınız büyük baş hayvanları istiyorum. Ve duyduğuma göre Kralınızın eşi güzel bir Latin prensesi imiş'' dedi ve Erol Taş gülüşünü yaptı.


Ulak üzerindeki sersemliği atar atmaz kılıcına davrandı fakat muhafızlar yakaladı. Faramund bizzat kendi elleri ile ulağın iki kolunu, kulaklarını ve meme uçlarını kesip atına bağlı olduğu halde geri yolladı. Askere yat emri verdi. Sabah henüz gün ışımadan yola çıkılacaktı. Kral günlerdir ilk kez güzel bir uyku uyuyabildi...

Yola çıkıldı yedi gece sekiz gün içerisinde şehir surlarının önüne gelindi. Şehir kuşatıldı ve zor olmayan bir savaş sonrası fetih edildi;


Faramund iki müjdeyi de aynı anda yaşıyordu. Dünyalar güzeli bir kızı olmuştu. Şimdi sıra kızına bir isim koymaya gelmişti. Kral düşünmeye başladı. '' Bar. Bar. Barbar. Ahanda buldum kızımın ismi Barbara Palvin olsun'' dedi

Britanya devleti ortaya çıktı;



ve aynı hızda;


Frenkler her gün doğumunda biraz daha genişliyor ve güçleniyordu. Britanya'yı kendine esas alan Faramund kısa zamanda iyi yol kat etmişti. Devletinin son hali şu şekilde idi;


Faramund savaş meclisinde dansöz oynattığı sırada içeriye bir Pikt diplomatı girdi. Devletinden önemli bir mesaj getirmişti. Selam verdi ve konuşmaya başladı;

Size hediye değil,
Gazabımı gönderdim.
Britanya'yı terket,
Yoksa fena çizerim
.

Açıktan meydan okuyan bir pikt devleti vardı şimdi Kral'ın karşısında. Diplomata emir vermeden önce ne yapması gerektiğini düşündü. Diplomata '' biraz bekle geliyorum '' dedikten sonra dişlerini fırçalamak için meclisten ayrıldı...
[/spoiler]
« Son Düzenleme: 24 Mart 2015, 21:25:07 Gönderen: Hatpiyadesi »
Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele

Bir Attila Total War Hikayesi. Ayrıca Mizahi...

http://www.totalwar-turkiye.com/twforum/index.php?topic=113532.msg1381203#msg1381203

Ynt: [Hikaye] Faramund'un Barbarları ( Mizahi Hikaye )
« Yanıtla #1 : 19 Mart 2015, 13:42:56 »
 yardir*

*

Çevrimdışı Hatpiyadesi

  • *
  • 134
  • Cennet Mekan Abdülhamid Han
Ynt: [Hikaye] Faramund'un Barbarları ( Mizahi Hikaye )
« Yanıtla #2 : 19 Mart 2015, 14:18:16 »
Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele

Bir Attila Total War Hikayesi. Ayrıca Mizahi...

http://www.totalwar-turkiye.com/twforum/index.php?topic=113532.msg1381203#msg1381203

*

Çevrimdışı MedievalMusti99

  • **
  • 3271
  • Eskiler eskiden güzeldi.
Ynt: [Hikaye] Faramund'un Barbarları ( Mizahi Hikaye )
« Yanıtla #3 : 19 Mart 2015, 17:21:31 »
İyi :)

*

Çevrimdışı Hatpiyadesi

  • *
  • 134
  • Cennet Mekan Abdülhamid Han
Ynt: [Hikaye] Faramund'un Barbarları ( Mizahi Hikaye )
« Yanıtla #4 : 19 Mart 2015, 18:50:15 »
Arkadaşlar hikayenin gidişatı yorumlara ve tepkilere göre olacaktır. Ben bu şekilde farklı bir açıdan yaklaşmak istedim olaya. İyidir kötüdür cıvıktır tadındadır yorum yapın lütfen. Bu şekilde yazılan bir hikaye bile oynamasıdır fotoğraflanmasıdır hikaye kurgusudur vs. Çok zaman alıyor. Hiç yoktan bir buçuk iki saatimizi buna ayırıp sizler için çaba sarf ediyoruz. Çoğul konuşuyorum çünkü hikaye yazan diğer arkadaşlarda benim gibi düşünüyordur. Kısaca ortada bir emek var, beklediğimiz tek şey eleştiridir uyarıdır tebriktir vs. Bunu bize çok görmeyin. Ne kadar yorum gelirse yazan kişide o kadar şevk ile yazacak ve üstüne düşecektir. Dediğim gibi hikayenin devamlılığı talebe göre olacaktır. Tehdit gibi oldu hakkınızı helal edin  tebessum*
Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele

Bir Attila Total War Hikayesi. Ayrıca Mizahi...

http://www.totalwar-turkiye.com/twforum/index.php?topic=113532.msg1381203#msg1381203

*

Çevrimdışı omer56

  • *
  • 4062
Re: [Hikaye] Faramund'un Barbarları ( Mizahi Hikaye )
« Yanıtla #5 : 19 Mart 2015, 18:53:16 »
Haklisin aslında. Güzel yazmışsın. Ben devamını bekliyorum

Ynt: [Hikaye] Faramund'un Barbarları ( Mizahi Hikaye )
« Yanıtla #6 : 19 Mart 2015, 18:57:02 »
Hahahahahahahah çok güzel olmuş  tbr*
Özgürlüğünü güvenliği için feda edenler hiçbirini hak etmiyordur.

*

Çevrimdışı Hatpiyadesi

  • *
  • 134
  • Cennet Mekan Abdülhamid Han
Ynt: [Hikaye] Faramund'un Barbarları ( Mizahi Hikaye )
« Yanıtla #7 : 19 Mart 2015, 19:16:25 »
Sağolun arkadaşlar. Sevindirdiniz bu garibi  tbr*
Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele

Bir Attila Total War Hikayesi. Ayrıca Mizahi...

http://www.totalwar-turkiye.com/twforum/index.php?topic=113532.msg1381203#msg1381203

Ynt: [Hikaye] Faramund'un Barbarları ( Mizahi Hikaye )
« Yanıtla #8 : 19 Mart 2015, 20:37:51 »
uzun süredir forumda hikaye yoktu mizahi olması da ayrı bir güzel olmuş  tbr*

*

Çevrimdışı Hatpiyadesi

  • *
  • 134
  • Cennet Mekan Abdülhamid Han
Ynt: [Hikaye] Faramund'un Barbarları ( Mizahi Hikaye )
« Yanıtla #9 : 19 Mart 2015, 21:03:11 »
uzun süredir forumda hikaye yoktu mizahi olması da ayrı bir güzel olmuş  tbr*

sağ olasın dostum. Teşekkürler.
Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele

Bir Attila Total War Hikayesi. Ayrıca Mizahi...

http://www.totalwar-turkiye.com/twforum/index.php?topic=113532.msg1381203#msg1381203