Konu: Teşkilat- Son Osmanlı Gecesi  (Okunma sayısı 677 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Baltacı Melih

  • Level 5
  • İleti: 137
Teşkilat- Son Osmanlı Gecesi
« : 22 Haziran 2017, 18:29:38 »
GİRİŞ


Diyerek notlarını tamamladı eski Yarbay Hüsamettin Bey.Cebindeki mendilini alarak birkaç kez içine öksürüp tekrar yerine koyuverdi.Yıl 1935,Yer ise İstanbul idi.Yarım asırlık çınar olmuş Yarbay Hüsamettin,yeni yeşermiş Cumhuriyetin ilk adımlarına şahit olmuş bir kişiydi.Ellerini masaya doğru vererek kendini yukarıya doğru kaldırdı ve masasının sol gözünü açtı,eskimiş ve biraz yırtılmış bir defter ve bir revolver.Gözleri eski yılları arar gibi camdan dışarıya doğru süzüldü sonra da eski defterini alarak tozlarını elleriyle sildi.Osmanlıca ''İki devrin perde arkası'' yazıyordu kitabın kapağında.Yavaşça defteri açtı ve içindeki notlarına göz gezdirmeye başladı.İlk zayıf gözlerine ilişen kıvrılmış kağıt parçasındaki içiçe geçmiş üç hilal ve osmanlıca harflerle yazılmış bir not idi.

5 Ağustos 1914 - Harbiye Nezareti

Muhafız kıtası Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın önünden bütün neferlerinin ihtişamını göstererek geçiyordu.Sadece askerlerin üniformalarında kalan bu ihtişam kadim imparatorluğun ihtiyacıydı.Devlet artık gücünü yitirmiş,yorgun düşmüştü.Sadece iki yıl önce girilen Balkan Harbi faturası ağır olmuş,eski başkent Edirne elimizden kayıvermişti bir hiç uğruna.Enver Paşa bir iç geçirdi ''Ah salak biz ah ! Emanuel Karasu denen yahudiye güvendik,başımıza ne çoraplar örüp kaçtı...''

Kendisi bir Hürriyet Kahramanı idi.1908 yılında dostu Resneli Niyazi ile Sultan II.Abdulhamit'e ilk başkaldıranlardan olmuştu.Nereden bilebilirdi salak hürriyetin açacağı yarayı.Dönülmez yola girilmişti birkere ya.O yıllar öncesini hatırlayıp kendisine birkaç lanet okumaktan başka birşey gelemezdi.
''Asker ! Rahat ! Dağılabilirsiniz'' sözleri Harbiye Nezareti'nin bahçesinde yankılanırken askerler de onu selamlayarak kışlalarına çekilmişlerdi.Atından inen bu genç Harbiye nazırı ve Başkumandan Vekili,ağır adımlarla Nezarethane'deki odasının yolunu tuttu.Yüzündeki üzgün ifade Süleyman Askeri Bey'i Görünce yerini biraz sevince bıraktı.Süleyman Askeri bey merdivenlerin başında onu beklemşti sabahtan beri.
''Enver Paşam,zamanı geldi mi ?'' dedi yüzündeki sıcak gülümsemeyle.
Enver Paşa elindeki imzalanmış belgeyi Askeri Bey'e uzatırken kafasını bir kaç kere salladı ''Zamanı geldi Askeri Beyim ..''
Bu sözler 4 yıllık bir vatanseverlik macerasının küçük bir alameti idi sadece




Hikaye-Osmanlı Devleti'nin son gecesi ve istihbaratçıların savaşı  (Napoleon Total War Hikayesi)

Çevrimdışı wonderful004

  • Level 11
  • İleti: 2907
Ynt: Teşkilat- Son Osmanlı Gecesi
« Yanıtla #1 : 22 Haziran 2017, 22:50:10 »
Takip

Çevrimdışı Baltacı Melih

  • Level 5
  • İleti: 137
Teşkilat- Son Osmanlı Gecesi 2.Bölüm
« Yanıtla #2 : 27 Haziran 2017, 12:47:07 »
Bölüm 1: Yemin-i Billah Önce Vatan
İstanbul....yada meşhur ismiyle Dersaadet
Bir başka güzeldi Kasımda Dersaadet,kış biraz erkenden etkisini göstermiş,kendi beyazlığını örtmese de soğuğunu kardeşi olan yağmur ile beraber göndermişti önceden.Enver Paşa kollarını elleriyle sıvazlayarak kapıdaki nöbetçiye kazanlara biraz daha odun atılmasını tembihledi.Ceketini askılığa asan Enver Paşa koyu mavi askeri elbisesini ve fesini başına geçirdikten sonra arkasındaki yaverini farketti ''Önemli birşey mi vardı evladım ?'' diyerek yaverini meraklı gözlerle süzdü.
''Konuklarınız buradalar efendim'' yaver cevap vedi.Enver Paşa kafasındaki fesi birkaç kere sağa sola hizaladıktan sonra onları içeriye almasını istedi.Biraz sonra odaya siyah ceket ve kırmızı fesleriyle genç ve dinç görünen kişiler doldurmuştu.İçlerinden pos kabarık bıyıklı olanı Enver Bey'in elini sıktı ve baş ucuna oturdu.Diğerleri de bu pos bıyıklı adamın arkasından feslerini uzun masaya koyarak salondaki yerlerini aldılar.
''Eee Kara Kemal,şirketlerimizin durumu nedir ?'' dedi.Enver Paşa pos kabarık bıyıklı bu adama aniden bu soruyu soruvermişti.Bıyık altından bir gülüş atan külhanbeyi tipli bu adam sandalyeye sırtını yaslayıverdi ''Paşam,sermaye işlerinin yarısını Dersaadet'te elimize aldık sayılır.Esnaflarla zanaatkarların birleştirdiği localar oluşturmaya çalışıyoruz.Epey geç kalınmış bir hareketti bu''
Enver Paşa ''Hakkın var Kemal Bey,biz bunu yapmakta geç bile kalmışız.Biz Fatih oğlu Bayezid Han dan beri ekonomimizi ihmal ediverdik.Tabi boş durur mu gavur,elin yahudisi ile ermenisi doldurdu koca sermayeyi,bu devletin parasını onlar yer oldu.'' diyerek Kara Kemal'e hak vermek zorunda kaldı.
''Sağır sultan bile duydu biz duyamadık olayı budur herhalde paşam'' Kara kemal bıyık altından bir gülüş attı.
''Çağrının sebebi nedir Paşam ?'' odanın öbür tarafındaki uzun boylu kartal bakışlı Çerkes sorar.Bu Arabistan'ın Uçan Şeyh'i namıdiğer Kuşçubaşı Eşref'tir.Abdülhamid döneminde Cemiyet ile bağlantısı yüzünden Yemen civarına atanmış ve burada İngiliz emellerine balta vuran çalışmalarıyla namı yürümüştü.Enver Paşa birkaç kere öksürüp boğazını temizledikten sonra,ayağa kalkıp çalışma masasından bir evrakı etrafındakilere gösterir.
''Bundan sonra'' der ''Bundan sonra Teşkilat-ı Mahsusa bütün varlığıyla Harbiye Nezareti'ne bağlı resmiyet kazanmış bir teşkilattır.Allah hayırlı eylesin''

Odadakiler bu habere biraz şaşırmışlık ve sevinç karışımı bir tepki verdiler.Kuşçubaşı Eşref Bey Enver Paşa'ya ''Paşam,hatırlarmısın Teşkilat'ın temelini attığımız yeri... ?'' Enver Bey iç çekerek camdan gökyüzüne bakar ''Nasıl hatırlamam...Trablus'un o çöl sıcağı ve İtalyan İşgali herşeyin başlangıcı olmuştu bizim için.
Libya-Derne Civarı,1912
İtalyan General Kaneva elindeki haritayı  yaverine uzattı.Aylardır bu küçük köyde sıkışıp kalmışlardı.Eğer sahildeki donanmaları olmasaydı değil karada kalmak,ayak basmak bile onlar için hayalden öteye geçmezdi.
Keşif kolu köye dönmüş ve cephenin güney kanadında Osmanlı subaylarının olduğu bir kervanın Derne'ye doğru hareket halinde olduğunun istihbaratı ellerine ulaşmıştı.Osmanlı subaylarının bir kısmını yakalamak onların kolunu Libya'da kesmek demekti.
''Atımı hazırlayın,hasta adamın çocuklarını avlayacağız'' emretti General.Yarım saate kalmadan üçbine yakın adam hazırlanmış ve güneye doğru hareket başlamıştı.Günlerden beri bozulmuş olan morali bu haber ile bir nebze olsun yerine gelmiş idi Generalin,O subayları esir edip idam veya teşhir etmek şüphesiz onun İtalya Kralı ve hükümetin yanında değerini arttıracaktı.
Kervanın en son Derne'nin güneyinde bir köy yakınlarında konakladığı ve buradan da çöldeki bir geçiti kullanarak Derne merkezine ulaşacağı haberi generali eline geçince yüzünde sinsi gülüş belirdi.Sadece bir saatlik mesafede olan bu köye bir baskın vererek Osmanlı subaylarını yakalamayı tasarladı.Hızlı hareket maksadıyla yanındaki ağır topları ve bazı piyadeleri arkada bırakan General üç bin kişilik ordusu ile Derne geçidindeki köye doğru harekete geçti.
Yaklaşık kırk dakikalık yolculuk sonrası köye giren işgalci İtalyanlar,generalin emriyle bütün evlerin içine bakılmasını emretti.
''Efendim burada onlardan hiçbir iz yok.Köy terkedilmiş'' dedi bir asker ''NASIL OLUR !? ama istihbarat yanlış olamazdı !'' daha sözünü bitiremeden bir kaç metre ötesinde top mermisi kulağı sağır edici bir sesle patlayıverdi.General hemen şaha kalkan atını sakinleştirmişti.Sakinleştirmişti sakinleştirmesine şimdi şok olma sırası ondaydı.
Tıpkı fareler gibi kapana kısılmışlardı.General ilk şoku atlattıktan sonra piyade taburuna köyün dışındaki odunluklarda mevzilenmelerini istedi.Askerler emiri aldıklarında köyün dışındaki odunlukların olduğu yere doğru koşmaya başlamışlardı.General ikinci şoku,askerlerinin teker teker yere düşmesiyle yaşıyordu.Görünürde bir adam görünmediği halde yarım metre ötesindeki adamı göğsünden yediği kurşunla yere kapaklanmıştı.

''Lanet olsun !,Askerler ! Doğu tarafına hemen !...yeniden pozisyon alın'' atından atlayan general,yaverinin yardımıyla evlerden birinin içine girdi.Doğuya yönelen askerler buradaki yoldan kuşatmayı yarmaya çalışacaklardı.
''Tuzağa düştüler Beyim..! Kuvvetlerini bölmek zorunda kaldılar.'' dedi Yakup Cemil elindeki dürbünü Askeri Bey'e uzatarak.Süleyman Askeri Bey başından beri elinde tuttuğu fişeği Yakup Cemal'in eline tutuşturdu ''Al bunu'' dedi ''Genel Hucum emri versinler,vur kaç taktiği ile iyice hırpalayın gavuru'' emrini verdi.
Generalin başı pencereden yukarıya doğru baktı.Kırmızı bir fişek gökyüzüne bir duman bırakarak hızlıca yükseliyordu.Bunun hayra alamet olmadığını şimdi anlayacaktı.Çölün kumları aniden hareket etmeye başladı.Birkaç kapak açılıp içinden çölün ölümcül dervişleri Sunusiler silahlarıya doğu yoluna çıkan italyan gavurlarına ölüm kusmaya başlamışlardı bile.Askerleri teker teker yere düşüyordu General Kaneva'nın.


Diğer birliğinin develi bedevilerin saldırısına uğradığını görmesi de onu yıkan ikinci şey oldu onun için.Yumruğunu şiddetle masaya vurduktan sonra yaverine geldikleri yol olan güney yoluna doğru çekilmelerini,bütün ağırlıklarını bırakmalarını emretti.
Akşama doğru Sunusiler ve Teşkilat'ın adamları büyük zaferi kazanmış,önemli miktarda cephane ve mühimmatı elde etmişlerdi.General Kaneva'nın kaldığı evin çatısında subaylar,Askeri bey,Yakup Cemil ve Eşref Bey'ler sunusi dervişlerinin çaldığı anzad ile sofradaki şerbetlerini yudumluyorlardı.Çatıda genç ve zengin bir aile çocuğu olan subaylardan Mahmut kendi arkadaşıyla biraz sohbete dalmış,halinden şikayet eder olmuştu ''Niye elinin körü uzak çöllerdeyiz ki ? Sanki burası Anadolu..sadece kupkuru bir çölü kaybetsek ne olur ki?''

Bu sözler Süleyman Askeri Bey'i beyninden vurulmuşa çevirdi.Tevfik Fikret kafalı bu gencin sözlerine çok içerlenen Askeri ayağa kalkıp ''Mahmut !'' diye çağırdı.Mahmut selam çakıp ''Emret komutanım'' emrnine karşılık verdi.

''Evlat...'' dedi sırtını dönmeden ''Kanımızın döküldüğü her toprak parçası bizim vatanımızdır.Ha Anadolu Ha Libya..Yemin-i Billah Önce Vatan''







Hikaye-Osmanlı Devleti'nin son gecesi ve istihbaratçıların savaşı  (Napoleon Total War Hikayesi)