Konu: Dönem Osmanlı Devlet Adamlarının Özlü Sözleri  (Okunma sayısı 17456 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı * Halife *

  • Asyönetici
  • *
  • İleti: 12800
  • Tek tabanca...
    • Kişisel sitem
Dönem Osmanlı Devlet Adamlarının Özlü Sözleri
« : 07 Eylül 2009, 20:43:28 »
Deneyelim, 1780-1800 arası yaşamış ve devlet büyüklerimizin özlü sözlerini bulalım. İngilizceye çevirme işi basit. Diyelimki bir tane bile ekletemedik biz kendimiz oyuna ekleriz. Lütfen çöp yapmayalım. Gereksiz mesaj yazmayalım. Tarih 1700-1850'de olabilir. Ama bu çıkmamış oyunumuz Napoleon'u hedeflediği için olabildiğince tarihe uygun sözleri bulalım.

Çevrimdışı 1. İsmail

  • Level 5
  • İleti: 125
  • Bazen baş kaldırmak gerekir
Ynt: Dönem Osmanlı Devlet Adamlarının Özlü Sözleri
« Yanıtla #1 : 11 Eylül 2009, 00:55:05 »
III. Osman-3.Mustafa-1.Abdülhamit-3.Selim-4.Mustafa-2.Mahmud(1700-1823 arası dönemlerin padişahları)bu kişilerin sözlerini bulmalıyız




Çevrimdışı Ceycey the Conqueror

  • Level 4
  • İleti: 54
Ynt: Dönem Osmanlı Devlet Adamlarının Özlü Sözleri
« Yanıtla #2 : 11 Eylül 2009, 16:03:49 »
O dönemde değil ama Enver Paşa şey der;
"Beni Napolyon'a benzetiyorlar, kabul etmem. Çünkü ben ikinci adam olamam." 1700-1850 arası değil ama Napolyon geçtiği için belki işimize yarayabilir. ^^
"Bir kuzu tarafından yönetilen aslanlar ordusu benim korkutmaz. Fakat aynı şeyi bir aslan tarafından yönetilen kuzular ordusu için söyleyemem."
              -Büyük İskender.

Çevrimdışı _Sipahi_

  • Level 8
  • İleti: 369
Ynt: Dönem Osmanlı Devlet Adamlarının Özlü Sözleri
« Yanıtla #3 : 12 Eylül 2009, 16:33:22 »
Geri kalmış birkaç günlük ömrümüzü de küffar ile cenklerde geçiririz. Hamdolsun gücümüz yeter, elimiz silâh tutardır.

Biz ki, vezir Cezzar Ahmet Paşayız, devlet bizi bu kaleyi düşmana teslim etmek için vezir yapmadı. Biz, şahadet rütbesini kazanmadan bir karış toprak vermeyiz.

Biz veziriz, devlet bize bu kaleyi emanet etti. Allah ve Peygambere iman edenler son nefese kadar dövüşürler.

Cezzar Ahmet Paşa

Kaynak: Feridun Fazıl Tülbentçi

Umarım eziklik duygusunu bir kenara bırakıp şu ihtiyar delikanlının şu sözlerinden birini oyuna dahil ederler.

Yaşamak yanmaktır, yanasın gerek,
Hayatın mânâsı yalnız ondadır;
Mum eğer yanmazsa, yaşamır demek,
Onun yaşamağı yanmağındadır.


Bahtiyar Vahapzade

Çevrimdışı fear34

  • Level 8
  • İleti: 479
  • İsmail Enver Paşa
Ynt: Dönem Osmanlı Devlet Adamlarının Özlü Sözleri
« Yanıtla #4 : 12 Eylül 2009, 17:04:45 »
Denize düşen, yılana sarılır.
        II. MAHMUT
Kilâb-ı zulme kaldı gezdiğin nâzende sahrâlar
Uyan ey yâreli şîr-i jiyân bu hâb-ı gafletten

Çevrimdışı kobebeko

  • Level 9
  • İleti: 777
Ynt: Dönem Osmanlı Devlet Adamlarının Özlü Sözleri
« Yanıtla #5 : 12 Eylül 2009, 17:07:37 »
Ordum herkesi yener,yenemedikleri sadece diğerleridir...
III.Selim
2011'den önceki mesajlarıma baktım da peeh. Ne kadar saçmaymış. Onları kaale almayın lütfen :D

Çevrimdışı Ceycey the Conqueror

  • Level 4
  • İleti: 54
Ynt: Dönem Osmanlı Devlet Adamlarının Özlü Sözleri
« Yanıtla #6 : 12 Eylül 2009, 18:00:13 »
Eklenmez tabii ama, Napolyon'un Türkler hakkında söylediği sözlere ne dersiniz?

"Türkler öldürülebilir lâkin malup edilemezler." (Uzun hâli vardı da, ezberimde değil.)
"Bana Türklerden oluşan bir ordu verin dünyayı rehin alayım."
"Bir kuzu tarafından yönetilen aslanlar ordusu benim korkutmaz. Fakat aynı şeyi bir aslan tarafından yönetilen kuzular ordusu için söyleyemem."
              -Büyük İskender.

Çevrimdışı realottoman

  • Level 10
  • İleti: 1694
  • Forumu Özledim ve geri döndüm :D
Ynt: Dönem Osmanlı Devlet Adamlarının Özlü Sözleri
« Yanıtla #7 : 12 Eylül 2009, 19:19:40 »
1800 e dair bulamadım ama Mevlana derki:Cahil kimsenin yanında kitap gibi sessiz ol!

Çevrimdışı medevalcı

  • Level 7
  • İleti: 248
  • Ersan İlyasova
Ynt: Dönem Osmanlı Devlet Adamlarının Özlü Sözleri
« Yanıtla #8 : 12 Eylül 2009, 19:49:44 »
yeri değil ama göğus kabartacak

NAPOLYON'NUN EN MEŞHUR SÖZLERİ

Yeryüzünde yalnız bir devlet olsaydı, başşehri İstanbul olurdu,

Bir düşmanınızla devamlı savaşırsanız, ona bildiğiniz bütün taktikleri öğretmiş olursunuz.

İnsanın olgunlaşması İçin mutlaka acılarla yoğrulması gerekir. Çünkü o hem taş, hem de heykeltraştır.

Sabırsızlık başarıya giden yolu üter.

Soğukkanlılık bir liderin en iyi özelliğidir.

Güç ortaya çıkınca kanunlar zayıflar.

Bütün basarılarımı gençliğimde çektiğim açlık ve çilelere borçluyum,

Yaşadığım sürece çalışırım, çalışmadığım an ölmüş sayılırım.

Büyük insanların çoğu, günde en az bir kere çocuk gibi olurlar.

Bana göre güçsüzlük, haklının hakkını vermemektir.

Cesaret de aşk gibi ümitle beslenir.

İnsanlar başkalarının hayırseveriiğini anormallik, kendi anormalliklerini hayırseverlik; başkalarının İyiliklerini zaaf, kendi zaaflarını iyilik olarak değerlendirirler.

Umutla umutsuzluğun arası bir adımdır.

Analar bir elleriyle bebeği, diğer elleriyle dünyayı sallarlar.

Akıl ve zekânın ne olduğuna çok araştırdım. Nihayet bunun düşünceli cür'etten başka birşey. olmadığını anladım.

Ayrılık küçük ihtirasları unutturur, büyükleri kuvvetlendirir.

Benim için faydalı olsa bile korkaklığa yanaşmam.

Bütün devletler hazımsızlıktan ölür.

En hakikî mürşit, kesin bir karardır.

İnsan üniformasının adamı olur.

İstikbal de şeref gibi, kumsalı olmayan kayalık bir adadır.

Savunma halindeki birlik yenilmeğe mahkûmdur.

Sulh, "Sulh!" diye bağırmakla elde edilemez,

Şehidleri şehid yapan ölümleri değil, ölümlerinin sebebidir.>

Türkler öldürülür, lakin mağlup edilemezler,

Üç gazete beni yüz sancaktan daha çok korkutur.

Yüce olarak bilinen şeylerden gülünç olana yalnız bir adım vardır.

Zafer ısrar eden ve dayananındır.

Zekânın hakları kuvvettin haklarından daha üstündür.

Eklenmez tabii ama, Napolyon'un Türkler hakkında söylediği sözlere ne dersiniz?

"Türkler öldürülebilir lâkin malup edilemezler." (Uzun hâli vardı da, ezberimde değil.)
"Bana Türklerden oluşan bir ordu verin dünyayı rehin alayım."

uzun halini senin için buldum

"Insanlari yükselten iki büyük meziyet vardir. Erkegin cesur , kadinin iffetli olmasi. Bu iki meziyetin yani basinda her iki cinsi, kadinla erkegi sereflendiren tek fazilet vardir: Vatana, icabinda her seyini feda edecek kadar bagli olmak, Bu meziyetler ve bu fazilet en büyük kahramanligi; hayatin elemine, kederine karsi fütursuz kalmayi ve agir hadiselerin aciliklarina gögüs germeyi dogurur. Iste Türkler bu çesit kahramanlardir ve ondan dolayi:
Türkler öldürülebilir, lakin maglup edilemezler. Türk askerlerini dalkiliç olmaya mecbur edecek kadar üstlerine varmamalidir. Bir defa dalkiliç olmayi göze almis bir kaç yüz Türk meydana çikarsa önlerinde maglup olmamak mümkün degildir."

Napoliyon

adamlar burada yazmış

http://forum.bordomavi.net/archive/index.php/t-2720.html site reklamı deyil tanımıyorum bile siteyi

şahım ne güzel demiş

Tuğrul Bey (993-1063)

[Büyük Selçuklu imparatoru. Ölüm döşeğinde kendisini düşüren

hastalığını şöyle dile getirir] Benim durumum O koyunun durumuna

benzer mi, yünleri kırkılmak için bağlanınca başımı kesecekler diye

korkar, sonra serbest bırakılınca sevinir. Başını kesmek için ayakları

bağlanınca da "Yünümü kırkacak sonra serbest bırakacaklar" diye

düşünerek sevinir, amma neticede başını verir.


Mustafa Kemal ATATÜRK

[Saati sormuş ve ardından]

Ve aleykümüsselam. ..



Adnan Menderes (1899-1961)

[27 Mayıs darbecilerinin şehid ettiği Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı.

İdama mahkum edilir. Darağacına Kelime-i Şahadet getirirerek yürür ve

sehpada son sözünü söyler] Mukadderatın önüne geçilemez.



Fatin Rüştü Zorlu

[27 Mayıs darbecilerinin şehid ettiği bakan. Darağacına Kelime-i

Şahadet getirdikten sonra] Allah memleketi korusun, millete zeval

vermesin, haydi allahaısmarladı k



Tarhoncu Ahmed Paşa

[Dördüncü Murat'ın veziri. Maliyeci. İsrafına mani olmak istediği

padişah tarafından idam emredilince: ] Padişahım, sen beni şer ile

öldürmüyorsun. Benim mucib-i katl bir suçum yoktur. Zulüm ile

katlediyorsun. İki elim mahşer günü yakandadır...



Alpaslan Türkeş

Oğlum, sıcak oldu. Şu kaloriferleri kapatın. Camları açın. Daralıyorum srn*



Osman Gazi’nin Orhan Gazi’ye Vasiyeti

Ömrünü, kurucusu olduğu Devlet-i Âl-i İslâm’ın temellerini sağlamlaştırmak ve onu parlak bir geleceğe kavuşturmak uğrunda adayan Osman Gazi, 1326’da Söğüt’te vefat etmeden önce oğlu Orhan Gazi’ye yaptığı şu vasiyet, tam bir siyasetnâme niteliğindedir:

“Allah-u Teâlâ’nın emirlerine muhalif bir iş işlemeyesin! Bilmediğini şeriat ulemâsından sorup anlayasın; iyice bilmeyince bir işe başlamayasın! Sana itaat edenleri hoş tutasın! Askerine inâmı (nimeti), ihsanı (ikramı) eksik etmeyesin ki, insan ihsânın kulcağızıdır. Zâlim olma! Âlemi adâletle şenlendir ve cihadı terk etmeyerek beni şâd et!..

“Nerede bir ilim ehli duyarsan ona rağbet, ikbâl (ilgi) ve yumuşaklık göster. Askerine ve malına gurur getirip müminlerden uzaklaşma. Bizim mesleğimiz Allah yolu ve maksadımız Allah’ın dinini yaymaktır. Yoksa kuru kavga ve cihangirlik dâvâsı değildir. Sana da bunlar yaraşır. Daima herkese ihsanda bulun. Memleket işlerini noksansız gör! Hepinizi Allahu Teâlâ’ya emânet ediyorum!” Sözlerini tamamladıktan sonra tekrar yanına çağırmış ve vasiyetine hususî olarak şunu da eklemişti: “İslâmbol’u (İstanbul’u) aç gülzâr (gül bahçesi) et!”

Osman Gazi’nin Oğluna Vasiyet Gibi Nasihati

Osman Gazi, oğluna olan vasiyetinde belirttiği hususlara, başka bir vesileyle yaptığı nasihatte, daha derinlemesine ve geniş bir biçimde şöyle dikkat çekmişti: “Oğul! Din işlerini her şeyden evvel ele alıp, yürütmek gayret ve esâsını dâimâ göz önünde bulundur ve bu sakın gevşekliğe uğratma. Çünkü bir farzın yerine getirilmesini sağlamak, din ve devletin kuvvetlenmesine sebep olur. Din gayretine sahip olmayan, sefahate düşkün olan, tecrübe edilmemiş kimselere devlet işlerini verme! Zirâ, yaradanından korkmayan bir kimse, yarattıklarından da çekinmez. Zulümden ve hangisi olursa olsun bid’atten, yani İslâmiyet’e aykırı şeylerden son derece uzak dur! Seni zulüm ve bid’ate teşvik edip sürükleyenleri, devletinden uzaklaştır ki, bunlar seni yıkılışa sürüklemesinler.



“Allah-u Teâlâ’nın rızası için, devlet hizmetinde ömrünü tüketen sâdık devlet adamlarını dâimâ gözet. Böyle kıymetli kimselerin vefatından sonra, aile efrâdını koru, ihtiyacı olanların da ihtiyaçlarını karşıla, tebandan hiç kimsenin malına mülküne dokunma. Hak sahiplerine haklarını ver, lâyık olanlara ihsân ve ikrâmlarda bulun ve ailelerini gözet. Özellikle, devletin ruhu mertebesinde olan ve en büyük dayanağı bulunan asker tâifesini (topluluğunu) güzelce idâre edip rahatlarını temin eyle.

“Devletin bedeninde, kuvvet mertebesinde olan hakikî âlimleri ve fazilet sahiplerini, edip ve yazarları, sanat erbâbını gözetip koru. Onlara hürmet, ikrâm ve ihsânda bulun. Bir ülkede, olgun bir âlimin, bir ârifin, bir velînin bulunduğunu duyarsan, uygun ve lâyık bir usûl ve ifade ile onu memlekete getirt. Onlara her türlü imkânı tanıyarak ülkene yerleştir ki, hükümetin süresince âlim ve ârifler, bilginler, memleketinde çoğalsın. Din ve devlet işleri nizâma oturup ilerlesin.

“Sakın, orduya ve zenginliğe mağrur olma. Hakikî âlim ve âriflere, bilginlere hürmet edip, sarayında onlara yer ver. Benim hâlimden ibret al ki, zayıf, güçsüz bir karınca misâli, hiç lâyık olmadığım hâlde buraya geldim ve Allah-u Teâlâ’nın nice ihsânlarına ve inâyetlerine kavuştum. Sen de benim uyduğum ve uyguladığım nizâmı uygula, Muhammed Aleyhisselâm’ın dinini, bu yüce dinin mensuplarını ve itaat eden diğer tebanı himâye eyle! Allah-u Teâlâ’nın hakkını ve kullarının hakkını gözet.

“Dinimizin tâyin ettiği beytülmâldeki (devlet hazinesi) gelirin ile kanaat eyle! Devletin zarurî ihtiyaçları dışında sarfiyatta bulunmaktan son derece sakın! Senden sonra geleceklere de aynı nasihatlerde bulun ve iyice tembihle. Dâimâ adâlet ve insaf üzerine bulun. Zulme meydan verme. Herhangi bir işe başlayacağın zaman, Allah-u Teâlâ’nın yardımına sığın! Tebanı, düşmanların ve zâlimlerin saldırılarından koru. Haksız olarak hiç kimseye muamelede bulunma. Dâimâ halkını hoşnut edecek şeyleri arayıp, yapılmasını sağla. Onların gönlünü kazanmayı, bunun devamını ve artmasını büyük nimet bil! Tebanın sana olan güveninin sarsılmamasına son derece dikkat eyle.”

Orhan Gazi’nin Murad Hüdâvendigâr’a Vasiyeti

Babasının vasiyetini tüm titizlik ve duyarlılığıyla yerine getirme çabasında olan Orhan Gazi, aynı doğrultuda oğlu Murad Hüdâvendigâr’ın da gayret göstermesi ve fetih bayrağını elden düşürmemesi dileğiyle bir tür vasiyet mahiyetindeki şu nasihati dile getirmişti: “Osmanlı’ya iki kıta üzerinde hükmetmek yetmez! Zirâ i’lâ-yı kelimetullâh azmi iki kıtaya sığmayacak kadar büyük bir davadır. Selçuklu’nun vârisi (mirasçısı) biz olduğumuz gibi Roma’nın (Avrupa’nın) vârisi de biziz!..”

Murad Hüdâvendigâr’ın Son Duâsı ve Şehâdeti

Murad Hüdâvendigâr, Osmanlı’nın Balkanlardaki varlığını koruması ve devam ettirmesi noktasında çok mühim bir kader mücadelesi olan 1389’daki Kosova Savaşı’nda, harpten bir gün önce gece kalkıp iki rekat hâcet (ihtiyaç) namazı kılar ve ellerini duaya kaldırarak yaşlı gözlerle Yüce Allah’a, zafer ihsanı ve şehitlik niyazında bulunduğu şu son duayı seslendirir:

“İlâhî, bunca kere duamı kabul edip beni mahcup etmedin. Bir yağmur ver, şu tozu-toprağı def edip dünyayı aydınlığa boğ; tâ ki kâfir leşlerini gözümüzle görüp yüz yüze cenk edelim. Yâ İlâhi, mülk ve kul senindir, sen kime istersen verirsin. Benim fikrimi ve sırlarımı sen bilirsin; istediğim mülk ve mal değildir. Temiz kalbimle senin rızânı isterim. Yâ Rab, beni bu Müslümanlara kurban eyle! Tek mü’minleri küffar elinde mağlup edip helâk eyleme! Bunları mansûr (gâlip) ve muzaffer eyle! İlâhî, beni yanına alıp, mü’minlere ruhumu fedâ kıl!.. Şimdiye dek beni gâzi kıldın, sonunda da şehâdeti göster!..” Hüdâvendigâr, zafer nasip olduktan sonra savaş meydanını dolaşırken Sırp Kralı Lazar’ın damadı Miloş Obiliç tarafından sinesine saplanan bir hançerle arzu ettiği şehitliğe kavuşur ve dudaklarından son olarak şu söz dökülür: “Attan inmeyesiniz!” (Yani, sürekli seferlere ve cihada devam ediniz.)

Çelebi Mehmed’in Son Sözleri ve Vasiyeti

Sultan Çelebi Mehmed, çocuk denecek yaştan beri üzerine almak mecburiyetinde kaldığı ağır mesuliyetlerden son derece yıpranmıştı. Osmanlı’yı, yıkılma tehlikesi geçirdiği fetret döneminden kazasız belasız çıkarmayı başarmıştı. O kadar ki, vücudunda 40-50 muharebe yarası taşıdığı belirtilmektedir. Son derece ağır ve karmaşık problemler yumağıyla boğuşmuş; fakat hepsinin de hakkıyla üstesinden gelmeyi bilmişti.



Bazı tarihçiler, devletin en kritik anındaki fevkalâde hayatî hizmetlerinden dolayı, ona devletin “ikinci kurucusu” ünvanını layık görmüşlerdi. Sultanın şu sözü, tamamen zorlu tecrübelerin imbiğinden geçirilerek elde edilmiş som bir hakîkatin ifadesidir: “Çocuk yaşımda bunca belâları herhâlde benden başka kimse çekmiş değildir!.”

Ölüm döşeğinde ifade ettiği şu vasiyeti ise ne denli tâkat yetmez sıkıntılar yaşadığının ve verilen ünvânı fazlasıyla hak ettiğinin bir alâmetidir: “Tez ulu oğlum Murad’ı getirin! Ben bu döşekten herhâlde kurtulamayacağım. Murad gelmeden eğer ölürsem; korkarım ki memleket yine birbirine karışır. Onun için Murad gelinceye kadar, aman benim vefâtımı duyurmayasınız!..” Bu vasiyet gereğince vefatı, şehzâde Murad Bursa’dan gelinceye dek, 40-42 gün kadar büyük bir özenle gizlendi ve cesedi tahnid edilerek (ilaçlanarak) sarayda muhafaza edildi.

II. Murad’ın, Geleceğin Fâtih’ine Nasihati

Sultan II. Murad, oğlu şehzâde Mehmed’e, onu ‘Fâtih’liğe hazırlayacak keyfiyetteki, derin manalar içeren şu nasihatlerde bulunmuştur: “Ey benim sevgili oğlum! Bütün varlıkların kulluk eylediği yüce Rabbim, sana verdiği üstün meziyetleri artırsın... Ey oğlum! Ben, hayatlarını doğruluk üzere geçirenlerin ahiret Âleminin sonsuz nimetlerine kavuşacaklarına inanıyorum. Bunun için Rabbim’e karşı yaptığım ibadetleri, samimi bir şekilde can-ı gönülden yaparım. Ben çektiğim sıkıntıların karşılıklarının, Allah tarafından verileceğine inanıyor ve bu hususta O’na ilticâ ediyorum. Ayrıca O’nun takdirinin benim için büyük bir safâ olduğunu düşünüyorum. Ey oğlum! Her söylenene inanıp aldanmaktan uzak durmak, her durumun içyüzünü öğrenip düşünmek ve kendi gerçeğine yaklaşmak gerek.

“Ey oğlum! Ara sıra ecdâdımı hatırlarım. Benden sonraki neslimizin âkıbeti hakkında düşüncelere dalarım. Elhamdülilllah bugüne kadar hürmet ve bağlılık görerek geldik; bugünden sonra da aynı şekilde devam etmemizi arzularım. Nasıl doğup geldiysek, yine öylece gidelim isterim... Şunu iyice bilesin ki, herhangi bir şeyin devamı, yalnız kaba kuvvet, kılıç ve kahramanlık zoruyla mümkün değildir. Akıl, tedbir, sabır, ileriyi görme ve yorucu tecrübeler çok mühimdir. Birinci yol, her zaman geçerli olmadığı gibi, mahzurları da çoktur. İkinci yol da tek başına işe yaramaz. Büyük muvaffakiyetler için her ikisini de bir arada yürütmek gerek!

“Unutma ki, yüce ecdâdımızın büyük zaferleri, görünüşte kılıcın gölgesinde olmuşsa da hakikatte akıl, mantık ve muhabbet güçleriyle gerçekleşebilmiştir.

“Ey oğlum! Adâletten hiç ayrılma! Çünkü Allah âdildir ve âdil olanı sever. Bir bakıma sen O’nun yeryüzündeki halifesisin. O, sana lütuflarda bulunmuş ve kullarının başına serdar eylemiştir; bunu unutma!..

“Ey oğlum! Bu dünyada üç türlü insan vardır: Birinci grup, akıl ve fikirleri yerinde, istikbâli az çok gören ve düşünen, hiçbir gayr-i tabiilikleri olmayan kimselerdir. İkincisi, hangi yolun doğru veya eğri olup olmadığını bilmekten uzak kimselerdir. Ancak bu duruma kendi istekleriyle değil, etraflarının tesiriyle düşmüşlerdir. Nasihat edildiğinde doğru yola gelip hakikati kabul eder ve söz dinlerler. Bununla birlikte çoğu zaman da duyduklarına uyarak yaşarlar. Üçüncüsü ise ne kendileri bir şeyden haberdardır, ne de yapılan ikaz ve nasihatlere kulak asarlar. Sadece kendi arzularına uyar ve her şeyi bildiklerini zannederler; bunlar en tehlikeli olanlardır.

“Ey oğul! Yüce Allah, eğer seni ilk sırada saydığım kimselerden yaratmışsa sevinir, Rabbim’e şükrederim. Yok eğer ikincilerden isen, sana yapılan nasihatlere kulak vermeni tavsiye ederim. Sakın üçüncülere dâhil olmayasın! Onlar, ne Allah’a, ne de insanlara karşı iyi bir durumda değillerdir. Ey oğul! Pâdişahlar, ellerinde terazi tutmuş kimselere benzerler. Ancak asıl pâdişah odur ki, ellerindeki teraziyi doğru tuta. Sen pâdişah olunca, teraziyi doğru tutmanı tavsiye ederim. O zaman Yüce Allah da, senin hakkında hayır murad eder; seni sâlihlerden kılar...”


II. Murad’ın muazzam vasiyeti

Tarihimizin parlak ya da karanlık sayfalarını süsleyen bir kısım Osmanlı hünkârlarının son anları, ibretli son sözleri ve vasiyetlerini birlikte okuyalım:

Peygamber müjdesine erişmiş dünyanın en gözde şehirlerinden olan İstanbul’u bize hediye eden Fâtih gibi büyük bir insanı yetiştirerek tarihe altın harflerle geçmeyi hak eden Sultan II. Murad’ın vasiyeti şu şekildeydi:

“Tevekkülüm Hâlik’ımadır. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Salat ve selam Efendimiz Muhammed Mustafa’nın (asm) ve onun iyi, güzel ve temiz soyundan gelenlerin üzerine olsun. …

(Sultan Murad burada, Saruhan vilâyetinde bulunan malın üçte biri olan on bin filorinin şöyle harcanmasını vasiyet etmişti Üç bin beş yüz filori, Mekke fukarasına; ve diğer üç bin beş yüz filori, Peygamberimiz şehri Medine fukarasına harcansın ve ondan beş yüz filori, yine Mekke ahâlisinden Kâbe ve Hatim arasında toplanarak yetmiş bin kere “Lâilâhe illallah” kelime-i tevhidini zikr edip sevabını adı geçen vasiyet sahibine itâ (göndermek) edenlere (Allah hayırlarını kabul etsin) harcansın.

Yine o paradan beş yüz filori, Peygamberimiz şehri Medine ahâlisinden Peygamberimizin mescidine toplanıp, Ravza-i Mutahhara’ya karşı oturarak yetmiş bin kere “Lâilâhe illallah” kelime-i tevhidini zikredip, sevabını adı geçen vasiyet sahibine itâ edenlere ve Kur’ân-ı Kerim’i defâlarca hatmedip, sevabını vasiyet sahibine itâ edenlere harcansın.

Geri kalan iki bin filoriden beş yüzü, Mescid-i Aksa’da Sahra kubbesinde yetmiş bin kere “Lâilâhe illallah” kelimesini ve defâlarca Kur’ân-ı Kerim’i okuyanlara harcansın… (Sultan son bölümde şunları vasiyet etmişti Mezarımın üzerine görkemli türbe yapmayın, üstü açık olsun ve vücudumu doğrudan doğruya toprağa gömün ki, Cenâb-ı Hakk’ın rahmeti üstüme yağsın.”

Fâtih Sultan’ın eşsiz vasiyetnâmesi

Fâtih’in aşağıdaki tek kelimeyle eşsiz ve muhteşem vasiyeti, Osmanlı’nın hangi insanî anlayışlar ve gayretler neticesinde “Saadet ve Selamet Cenneti” haline geldiğinin en parlak bir nişanıdır:

“Ben ki, İstanbul Fâtihi abd-i âciz (âciz kul) Fatih Sultan Mehmed, bizâtihi alın terimle kazanmış olduğum akçelerimle satın aldığım İstanbul’un Taşlık mevkiinde kâin (bulunan) ve mâlumu’l-hudut olan 136 bap (parça) dükkanımı aşağıdaki şartlar muvacehesinde (doğrultusunda) vakfı sahih eylerim:

Bu gayri menkulâtımdan (taşınmaz mal) elde olunacak nemalarla (gelirlerle) İstanbul’un her sokağına ikişer kişi tâyin eyledim. Bunlar ki, ellerindeki bir kap içinde kireç tozu ve kömür külü olduğu halde, günün belirli saatlerinde bu sokakları gezeler. Sokaklara tükürenlerin, tükürükleri üzerine bu tozu dökeler ki, yevmiye 20’şer akçe alsınlar, ayrıca 10 cerrah, 10 tabip ve 3 yara sarıcı tâyin ve nasp eyledim (görevlendirdim). Bunlar ki, ayın belli günlerinde İstanbul’a çıkalar, bilâistisnâ (istisnasız) her kapıyı vuralar ve o evde hasta olup olmadığını soralar, var ise şifâsı ya da mümkünse şifâyap olalar (şifa vereler).
Değilse, kendilerinde hiçbir karşılık beklemeksizin Dârülaceze’ye (huzurevine) kaldırılarak, orada salâh (ferah) bulduralar... Ayrıca külliyemde inşâ eylediğim imârethânede (aşevi) şehit ve şühedânın harimleri (aileleri) ve Medine-i İstanbul fukarası yemek yiyeler. Ancak, yemek yemeye veya almaya bizâtihi kendileri gelmeyip, yemekleri güneşin loş bir karanlığında ve kimse görmeden kapalı kaplar içerisinde evlerine götürüle.”





II. Beyazıd’ın vasiyeti ve cihat tuğlası

Sultan II. Beyazıd’ın, diğer Osmanlı pâdişahları gibi çıktığı seferlerde muvaffak olmayı arzuladığı tek gayesi vardı: İ’lâ-yı Kelimetullâh (Allah’ın adını yüceltmek). Rivayete göre II. Beyazıd, çıktığı seferlerde üstüne bulaşan tozları yok etmeyip biriktirerek bir tuğla döktürmüştür. Bundaki maksadı, cihat emrine uyduğunu ispatlamaktır. Hattâ bu tuğlayı ömrünün sonuna kadar yanında taşıdığı ve üstelik kabrine konulmasını dâhi vasiyet ettiği nakledilir.

Böyle bir vasiyette bulunabileceği, Kırım Hanı Mengi Giray’a gönderdiği şu mektuptaki, şiddetli bir cihat arzusu ve hassasiyeti taşıyan ifadelerden de bellidir: “Cihat ve gazâ emri, İslâm Dini’nin en baş yoludur. Sultanlara düşen de bu yolda bulunmaktır. Fakat geniş topraklarımız üzerindeki reâyânın (halkın) hâllerinden yalnız ben sorumluyum. Yarın Allah’ın huzuruna vardığım zaman; “Bayezıd! Sana bunca iklimleri ihsân edip, cümle ibâddan (kullardan) seni seçtim ve birkaç günlük saltanatı ve hilâfeti sana lâyık gördüm. Kullarım arasında nice benim emrimi icrâ eyledin ve ne târik (yol) ile adâlet eyledin?” diye buyurduğunda hâlim ne ola ve ne hâl ile cevap vereyim diye düşünür dururum...”

Yavuz’un ölüm anı ve son sözleri süper selim uz*

Devlet işlerinde devrin icabı, son derece sert ve müsâmahasız olmasına rağmen, ilim adamları ile sohbetinde ve özel hayatında, tam aksine gayet yumuşak olan Yavuz Sultan Selim, gecelerini ibadet ve kitap okumakla geçiren, birçok kerâmetleri olan velî pâdişahlardandı.

Sırtında çıkan bir sivilcenin azıp kötüleşmesiyle gelişen “Şirpençe” denilen hastalıktan vefat ettiği söylense de; tarihî kaynaklara göre, dedesi Fâtih gibi doktorlar tarafından yarasına sürülen zehirle öldüğü kuvvetle muhtemeldir. Yavuz Selim, ölüm döşeğinde son dakikalarını yaşarken hizmetkârı Hasan Can’a, Yasin Suresi’ni okumasını söylemeden önce “Hasan Can bu ne hâldir?” diye sorar. Hasan Can da: “Allah ile beraber olma zamanıdır Sultanım!..” şeklinde karşılık verir. Bu söz üzerine Sultan Selim ise: “Bre bizi bu zamana kadar kiminle bilirdin sen!..” der. Ve Yasin Suresi okunurken, “selam” ayetine gelindiğinde, büyük sultan ruhunu Rahman’a teslim eder.


Kanuni’nin son vasiyeti ve kabirdeki sandık

Kanuni Sultan Süleyman, 72 yaşında 13. ve son seferi olan Zigetvar Kalesine 1566’da hareket etmeden önce, oğlu II. Selim’e şu vasiyette bulunmuştu:

“Benim canımdan sevgili, iki gözümün nuru Selim Hanım! Bu iki bâzubendi (kola takılan muska) ve bir mücevherli el sandığını vakfeylemişimdir (bağışlamışımdır). Fahr-i Cihan (alemin övüncü) olan Muhammed Mustafa’nın pâk ruhu içindir. Bunları satıp Cidde-i Mamureye su getirtesin. Oğulluk edip bu vasiyeti yerine getiresin. Saraydaki cümle ağalar ve cümle oda oğlanları şahittir. Sen benim el yazım bilirsin. Bu esbab (elbise) Fahr-i Âlemindir benim değildir. Göreyim nice yerine koyarsınız. Dünya kimseye pâyidar (kalıcı) değildir. Umud edilir ki, bahâsıyla (değerinde) satarsınız. Hak Teâlâ bu seferi mübârek edip gönül hoşluğuyla gelmek müyesser (kısmet) ede, Habibi (Sevgilisi Hz. Muhammed) hürmetine aleyhisselam.”

Cihan Sultanı, Zigetvar’da ruhunu teslim etmeden az evvel de şu anlam ve ibret yüklü veciz duayı yapmıştır: “Bütün ömrümce, yeryüzünü zaferlerime eşik ettin. Yerine gelmedik ricam ve gerçekleşmedik arzum kalmadı. Şimdi, artık sevgili Peygamberinin yüzü suyu hürmetine, şehitlik saadetini nasip eyle ve sonra bana mübarek yüzünü göster!..”

Rivayete göre, vefat ettiğinde, vasiyeti gereği kabrine defnedilmek üzere cenazesiyle birlikte bir de çekmece getirilir. (Hastalığı esnasında bu sandukayı Şeyhülislam Ebussuud’a bizzat kendi eliyle teslim ve vasiyet etmişti.) Alimler bunun kabre konulup konulamayacağını tartışırken, çekmece birden bire yere düşer ve açılıverir. İçinden çıkan bir sürü tomar tomar kağıtlar etrafa saçılır. Bunlar, Kanuni’nin hükümdarlığı boyunca yaptığı bütün işlerde Şeyhülislâm Ebusuud Efendi’den aldığı fetvalardır. Fetvaları gören Şeyhülislâm, üzerindeki mesuliyetin ne denli ağır olduğunu bir kere daha anlar, hatâ yapma korkusu içinde iliklerine kadar titreyerek şunu söyler: “Ah Süleyman, sen kendini kurtardın, ya biz ne yapacağız?”



Yavuz Sultan Selim Han zamanında, İran Şahı kıymetli mücevherlerle süslü bir sandık hediye gönderiyor. Sandık açiliyor. İçinden çeşit çeşit değerli taşlar, kıymetli atlas, kadife kumaşlar çıkıyor. Fakat bir de pis bir koku yayılıyor. Dehşet bir koku, herkes burnunu tıkıyor. Neyse en alttaki bohçadan insan pisliği çıkıyor.. Yani Osmanlıya acayip bir hakaret!

Cihan padişahı emir veriyor, herkes düşünsün, buna ince bir şekilde cevap vermemiz gerekir. Ve cihan padişahı yine çözümü kendisi buluyor. Aynı şekilde değerli mücevher ve kumaşlarla süslü bir sandık hazırlatıyor. İçine o zamanın Osmanlı İstanbul'unda imal edilen gül kokulu en nadide lokumlardan bir kutu hazırlatıyor, en altına da küçük bir pusula ve bir satır yazı gönderiyor. Şah sandığı açıyor. Açtıkça güzel bir koku ve en altta bir kutu lokum. Anlam veremiyorlar tabii. Bizim elçi yiyor önce, sonra oradakilere ikram ediyor. Kutunun içindeki pusulayı Şah okuyor:

Herkes yediğinden ikram eder.  yardir*  hastayım bu yavuza hhaaa pff*

neyse aramanızada gerek kalmadı buldum okuyun diye umarım eylenirsiniz tbr*

kimileri her ne kadar osmanlıyı beğenmesede elin gavuru bile  hayra nkalmış demi
« Son Düzenleme: 12 Eylül 2009, 19:51:24 Gönderen: medevalcı »

Çevrimdışı realottoman

  • Level 10
  • İleti: 1694
  • Forumu Özledim ve geri döndüm :D
Ynt: Dönem Osmanlı Devlet Adamlarının Özlü Sözleri
« Yanıtla #9 : 18 Eylül 2009, 13:40:08 »
Deniz ne kadar dalgalı olsa sonunda durulur. GOETHE
Tarih,hükümdarların en iyi danışmanıdır. T. CARLYL
İhanetin küçüğü büyüğü olmaz. HZ. İSA
Herkez iki yüzlüdür. IV. FREDERICK
Büyük ihtiraslar büyük ruhlar içindir. OSCAR WILDE
Can sıkıntısı, dünyaya tembellikle birlikte gelmiştir. LA BRUYERE
İhtiyaç, icatların anasıdır. WILLIAM WYCERLEY
İnsan, insanın kurdudur. PLAUTUS
Tehlite öğrenilmez. GOETHE
İnanmayan bir gönül, içinde kuş bulunmayan bir kafese benzer. ABDÜLKADİR GEYLANİ
Üç türlü yalan vardır; basit yalan, kuyruklu yalan ve istatistik. BENJAMIN DISRAELI
Arkadaşlık kuvvetli bir bağdır. Paraya ihtiyaç olunca başvurulmazsa, ömür boyu sürer. MARK TWAIN
Yaşlılık, ölümden çok daha korkunçtur. JUVENAL
Yenile yenile yenmeği öğreneceğim. DEMİRBAŞ CHARLES
Terbiye sınırlarından dışarıya çıkan, bir daha içeri giremez. BOILEAU
Bir insan toprak sahibiyse, toprakta o insanın sahibidir. EMERSON
Başkalarının ıstırabını unutmak kolaydır. GRAHAM GREENE
İnsanlar, ana babalarının ölümlerini unuturlar da, topraklarının elden gidişini unutmazlar. MACHIAVELLI
En değerli kişiler alçak gönüllü olanlardır. ALBERT EINSTEIN
Hayat bir tabur vukuattır; kumandanı; tesadüf. CENAP ŞEHABETTİN
İhane, iyi başlar; ama sonunda kendine ihanet eder. LIUY
İftira, kılıçtan daha zalim bir silahtır, çünkü iftiranın açtığı yaralar hiçbir zaman kapanmaz. HENRY FIELDING
Bazı insanlar içkiye dokunmazlar ama içki onlara hemen dokunur. TENESSEE WILLIAMS
İnsanoğlu yaradılışta ahlaklıdır, onun ahlakını toplum bozar. THEODOR FONTANE
Gurur, kıskançlık ve hırs insanların kalplerini ateşleyen üç ateştir. DANTE
Kendisini idare edemeyen, başkasının emri altında yaşamaya mahkumdur. VICTOR HUGO
Öğle insanlar vardır ki, ancak başkalarını üzdükleri zaman sevinirler. ANDRE MAUROIS
Bana hatalarımı gösterenden Allah razı olsun. HZ. ÖMER
Ya hür bir millet olarak yaşayalım, ya da ölelim. ABRAHAM LINCOLN
Kanla sulanan toprak mahsul vermez. VICTOR HUGO
Yenilmesi gereken ilk düşmanlar öfke ile umutsuzluktur. ALAIN
Adalet mülkün temelidir. HZ. ÖMER
Toplumsal hayatta en yararlı erdem hoşgörüdür. DALE CARNEGIE
Adalet, evrenin ruhudur. ÖMER HAYYAM
İnsanların hırsı ve tamahı, mesut olmamalarının tek sebebidir. FENELON
Ne söylediğini, kime söylediğini ve ne zaman söylediğini unutma. HZ. EBUBEKİR
Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım etmez. MONTAIGNE
Utanç yoksullarda, pervazlık zenginlerde bulunur. HESIODOS
Bütün kapıları açan paradır. MOLTKE
At, sahibine göre kişner. CERVANTES
En kısa yol, sarp yollarıdır. HENRIK IBSEN
Az ye, az söyle, az incit. NİZAMİ
Güç yıkılır; mutlak güç, mutlaka yıkılır. LORD ACTON
Herkes yanlış yapar, ancak ahmaklar yanlışlarında direnirler. CICERO
Kapanmayan tek yara vicdan yarasıdır. PUBLILIUS SYRUS
Umut yoksulun ekmeğidir. THALES
Hayal gücü ne ilahi bir armağandır. GOETHE
Düşünüyorum, öyleyse varım. DESCARTES
Eğer vatan tehlikede ise, her şey vatana aittir. DANTON
Kadınlarla filler unutkan değildirler. DOROTHY PARKER
Hatadan korkan bir insan hiçbir şey yapamaz. ABRAHAM LINCOLN
Hastalık dediğin şey atla gelir. yaya gider. PAUL HEYSE
İnsanın hakiki asaleti faziletten gelir, doğuştan değil. EPIKTETOS
Zar atıldı. JULIUS CAESAR
Fikirler, cebir ve şiddetle, top ve tüfekle asla öldürülmez.
Zafer, "Zafer benimdir" diyebilenlerindir.Atatürk
Ayni dili konuşan değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilirler.Mevlana
 
•  Zor is, zamaninda yapmamiz gereken fakat yapmadigimiz kolay islerin birikmesiyle meydana gelir. (J.J.Rousseou)

•  Nankör insan, herseyin fiyatini bilen, fakat hiçbir seyin degerini bilmeyen insandir. (Oscar Wilde)

•  Atalarindan sana kalani haketmeye bak! Yoksa senin olmazlar. (Goethe)

•  Kıskançlıkda gururun payı aşktan fazladır. (La Rochefoucauld)

•  Erkekler kadınların ilk aşkı, kadınlar erkeklerin son aşkı olmak ister. (Oscar Wilde)

•  Akıllı olmak da bir şey degil, mühim olan o aklı yerinde kullanmaktır. (Descartes)

•  Ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim. (Yilmaz Erdogan)

•  Baskalarını sık sık affedin, ama kendinizi asla... (Publilius Syrus)

•  Gerçek aşkta ne vefa vardır ne cefa.... (Mevlana)

•  Insan ne kadar büyük ruhlu olursa, aşkı o kadar derin bir şekilde duyar. (Leonardo da Vinci)

•  Insanları iyi tanıyın, her insani fena bilip kötülemeyin, her insanı da iyi bilip övmeyin (Mevlânâ)

•  Olgun insan güzel söz söyleyen değil, söylediğini yapan ve yapabileceklerini söyleyen adamdır. (Confucius)

•  Yemine gerek görmeyecek kadar sözlerine sadık ol. (Dale Carnegie)

•  En çok hoşumuza giden insan kendimize benzettiğimiz insandır. (Moliere)

•  Insanları yükselten iki büyük vasıf vardır; erkeğin mert, kadının namuslu olması. (Napoleon)

•  Aşk, eşeğe bile dansettirir (Fransız atasözü)
 
 
•  Beklemesini bilenin her şey ayağına gelir. (Balzac)

•  Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla, ışığından bir şey kaybetmez. (Mevlana)

•  Sevdiğini elde edemezsen, elde ettiğini sevmeye çalış. (Corneille)

•  Başa kakılan bir iyilik daima hakaret yerini tutar. (Racine)

•  Yaptığın iyiliği hatırlama, gördüğünü unutma. (C.Chillon)

•  Hile, oyunu kazandırsa da, kaderi değistirmez. (La edri)

•  Sevgi insanlıgın, şiddet hayvanlıgın kanunudur. (Gandi)

•  Dostuna da düşmanına da yardım et. Çünkü o zaman,dostunla daha yakın dost, Düşmanınla da dost olursun. (Cledbul)

•  Eğer bir kimseyi kimse sevmiyorsa, bunun sebebini araştırmalıdır. Eğer bir kimseyi herkes seviyorsa bunun sebebini de araştırmalıdır. (King Dse)

•  Ne söyleyeyim diye başta düşünmek, niçin söyledim diye sonunda pisman olmaktan iyidir! (Sadi)

•  Çiçeğin dikeni var diye üzüleceğimize, dikenin çiçeği var diye sevinelim. (Goethe)

•  Yemine gerek görmeyecek kadar sözlerine sadık ol. (Dale Carnegie)

•  Hiçbir zaman çıktığın kapıyı hızla çarpma, geri dönmek isteyebilirsin. (Don Herold)

•  Sevgi birliğe, bencillik yalnızlığa götürür. (Schiller)

•  Yalnız seni sevenleri sevmek sevgi değil, değiş tokuştur. (Cenap Şahabettin)

•  Karanlığı lanetlemektense, bir mum yakın. (Konfüçyus)

•  Yüzünü güneşe çeviren insan, gölge görmez. (Helen Keller)

•  İyimser kişi, yaranın üstünde artık kabuk, kötümser kişi ise kabuğun altında yine yara görür. (Shakespeare)

•  İki şeyin elden gitmeden değerini takdir etmek zordur; sağlık ve gençlik. (Hz. Ali)
  Isterseniz yanlıs düşünün, ama her durumda kendi kafanızla düsünün. (Doris Lessing)

•  Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsın. (Confucius)

•  Insanların mutlulukları yada mutsuzlukları,talihin olduğu kadar Kendi karakterlerinin de eseridir.!! (La Rochefoucauld)

•  Mutlu olduğunuz zaman, size bu mutluluğu veren faziletleri sonradan kaybetmeyiniz! (A.Maurois)

•  Mal kaybeden, bir şey kaybetmistir, onurunu kaybeden birçok şey kaybetmiştir. Fakat cesaretini kaybeden her şeyini kaybetmistir. (Goethe)

•  Herşeyi bildiğini sanma! gerçekte çok bilgili olsanda kendine Cahilim diyebilecek cesaretin olmalı. (Ivan Pavlov)

•  Gül sunan bir elde daima bir miktar gül kokusu kalır. (Çin atasözü)

•  Devler gibi eserler bırakmak için, karıncalar gibi çalışmak lazım. (Necip Fazıl Kısakürek)

•  Sözün en güzeli, söyleyenin doğru olarak söylediği, dinleyenin de yararlandığı sözdür. (Aristo)

•  Yazı yazmayi öğrenmek, herşeyden önce düşünmeyi öğrenmektir. (Amie Suche)

•  Düşmanlarınızı affedin bu bir büyüklüktür. Ama onları unutmak büyük bir aptallıktır. (J.f kennedy)

•  Üç kişinin bildiğini, bütün köy biliyor demektir! (Alman atasözü)

•  Kötü bir cemiyetin bozamadığı insanı, Kötü bir arkadaş bozar (La Edri)

•  Sanssizliga katlanabiliriz, çünkü disaridan gelir ve tümüyle rastlantisaldir. Oysa yasamda bizi asil yaralayan, yaptigimiz hatalara hayiflanmaktir. (Oscar Wilde)

•  Iyi agaç kolay yetismez;rüzgar ne denli güçlü eserse,agaç da o denli saglam olur. (J.Willard Marriot)
"Fikirlerini ve söylediklerini asla kabul edemem..Ama onları söyleme hakkını ölünceye kadar savunurum.."
Voltaire

 
Açlıktan ölmek üzere bulunan bir köpeği kurtarınız, sizi ısırmayacaktır. İnsan ile köpek arasındaki başlıca fark budur"
Mark Twain

 
Adalet topaldır, ağır ağır yürür, fakat gideceği yere er geç varır.
Mirabeau

 
Akıllı adam aklını kullanır. Daha akıllı adam başkalarının da aklını kullanır.
Bernard Shaw

 
Akıllı görünme çabası, çoğu zaman akıllı olmayı engeller.
La Rochefoucauld

 
Akıllı kimsenin lisanı kalbindedir. Düşünerek söyler.
Hz.Ali (r.a.)

 
Akıllı konuşur, çünkü onun söylemek istedikleri var; aptal konuşur, zira kendinin bir şeyler söylemek mecburiyetinde olduğunu sanır.
Plato

 
Aklın güzelliği dil ile, dilin güzelliği söz ile, kişinin güzelliği yüz ile, yüzün güzelliği göz ile belli olur.
Yusuf Has Hacip

 
Alkış zayıfların amacı ve sonudur.
C.Colton

 
Alkışı en sessiz karşılayan,alkışı haketmiş demektir.
Emerson

 
Anı yazmak, ölümün elinden bir şey kurtarmaktır.
Andre Gide

 
Aptalın sevgisi, ayının sevgisidir; kini sevgidir, sevgisi kindir.
Mevlana

 
Ayakta ölmek, diz üstü yaşamaktan daha iyidir.
G.Washington

 
Bana "Seni anlamıyorum" demen hak etmediğim bir övgü, fakat senin de hak etmediğin bir sövgüdür.
Halil Cibran

 
Bana arkadaşını söyle,sana kim olduğunu söyleyeyim.
Cervantes

 
Bana bir harf öğretenin kölesi olurum.
Hz.Ali (r.a.)

 
Başarılarını gizlemek, en büyük başarıdır.
La Rochefoucauld

 
Başarının sırrı , uğraşılan konuya hakim olmaktır.
Benjamin Disraeli

 
Başkalarını hep bağışla, kendini hiç bağışlama.
Syrus

 
Başkalarının bilgisi ile bilgin olsak bile ancak kendi aklımızla akıllı olabiliriz.
Montaigne

 
Başkalarının kusurlarını tartarken, parmağıyla terazinin kefesine bastırmayan insan pek enderdir.
Baron Langenfauld

 
Başkası düştü mü "çürük tahtaya basmasaydı" deriz.Kendimiz düşünce,bastığımız tahtanın çürük olmasından şikayet ederiz.
Cenab Şahabettin

 
Başkasından üstün olmamız önemli değildir. Asıl önemli olan şey, dünkü halimizden üstün olmamızdır.
Hint Atasözü

 
Bende 1 yumurta var, sende 1 yumurta var. Ben sana 1 yumurta versem, sen bana bir yumurta versen, bende 1 yumurta sende 1 yumurta olur.Bende 1 bilgi var, sende 1 bilgi var. Ben sana 1 bilgi versem, sen bana 1 bilgi versen, bende 2 bilgi, sende de 2 bilgi olur.
Konfüçyüs

 
Bilgi bir ışık gibidir. Onu kullanırsanız daha parlak olur, kullanmazsanız söner.
Alexander Everett

 
Bilgi büyük adamı alçak gönüllü yapar, normal adamı şaşırtır, küçük adamı ise kibirlendirir.
Brigitte

 
Bilgi cesaret verir, cehalet küstahlık.
Terry

 
Bilgi insanı kuşkudan,iyilik acı çekmekten,kararlı olmak da korkudan kurtarır.
Konfüçyüs

 
Bilginin efendisi olmak için çalışmanın uşağı olmak gerekir.
Honore De Balzac

 
Bilginin olduğu yerde bilenler, aklın olduğu yerde düşünenler vardır.
Yusuf Has Hacip

 
Bilgisiz bir kimse savaş davuluna benzer, sesi çok, içi boştur.
Sadi

 
Bilgisizlik kolay ve rahat elde edildiği için çoğunluk bilgisizdir.
La Bruyere

 
Bilgiyi elde ettikten sonra halka söylemeyen, belletmeyen kişi,zengin olup da yoksul doyurmayan kimseye benzer.
Hz.Muhammet (S.A.V.)

 
Bilgiyle dirilenler ölmez.
Hz. Ali (r.a.)

 
Bir çivi yüzünden bir nal,bir nal yüzünden bir at,bir at yüzünden de bir atlı gidiverir.
Franklin

 
Bir dert atlatıldıktan sonra,insana bir kazanç olur.
Goethe

 
Bir devlet adamının kalbi kafasında olmalıdır.
Napoleon

 
Bir güzel söz söyleme sanatı varsa, bir de güzel anlama ve dinleme sanatı vardır.
Epiktetos

 
Bir insan hayranlık duyup sevebildiği sürece sonsuza kadar genç demektir.
Pablo Casals

 
Bir insan köprü kurar, bin insan geçer.
Özbek Atasözü

 
Bir insan parmağını başkasına uzatınca, üç parmağın da kendisine uzatıldığını unutmamalıdır.
Louis Nizer

 
Bir kapının kapalı olduğunu anlamak için o kapıyı itmek gerekir.
Montaigne

 
Bir miktar eğlence olmadıkça; hiçbirşeyi başaramazsınız.
Charles Knight

 
Bir millet irfan ordusuna malik olmadıkça, savaş meydanlarında ne kadar parlar zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin yaşayacak neticeleri vermesi, ancak irfan ordusuyla kaimdir.
Atatürk

 
Bir öğretmen ebediyete hükmeden insandır. Tesirlerinin nerede biteceği asla bilinemez.
Henry Adams

 
Bir problemin güç olduğunu söyleme; eğer o güç olmasaydı, zaten problem olmazdı.
F. Foch

 
Bir şeye ait her şeyi öğrenin; her şeye dair bir şeyler bilin.
Var Dyke

 
Bir şeyi ezberlemek, bilmek demek değildir.
Montaigne

 
Bir şeyi gerçekten bilmek, onu anlatmakla olur.
Sokrates

 
Bir ülkede okumaya karşı istek artmadıkça, gaflet ve bundan doğacak felaket azalmaz.
B. Franklin

 
Birini taklit etmek, onu övmenin en samimi şeklidir.
Colton

 
Bizi güçlü yapan yediklerimiz değil, hazmettiklerimizdir. Bizi zengin yapan kazandıklarımız değil, muhafaza ettiklerimizdir. Bizi bilgili yapan okuduklarımız değil, kafamıza yerleştirdiklerimizdir.
Francis Bacon

 
Boş bir çuvalın dik durması zordur.
Benjamin Franklin

 
Boşuna kendinizi kandırmayın; sürekli yaptığınız şey neyse siz osunuz...
Aristo

 
Bu dünyada insanlar bir kere aldatılınca gerçekten bile şüphe duyarlar.
Hitopadesa

 
Bu dünyaya istediğimiz gibi gelmedik,Bu Dünya'dan istediğimiz gibi gidemeyiz
Ömer Hayyam

 
Büyük adamların hatası, güneş tutulmasına benzer, onları herkes görür.
Cu Kong

 
Büyük işler sanki hiç ölmeyecekmiş gibi çalışmakla başarılabilir.
Vanvenarues

 
Büyük ve yüksek şeyleri görebilmemiz için onlara göre bir ruhumuz olması gerekir; yoksa kendi çamurumuzu görürüz onlarda.
Montaigne

 
Cahil kimsenin yanında kitap gibi sessiz ol!
Mevlana

 
Cahilliğin eyleme geçişinden daha korkunç bir şey yoktur.
Goethe

 
Camdan evde oturanlar başkalarına taş atmamalıdırlar.
George Herbert

 
Can sıkıntısı Dünya'ya tembellikle beraber gelmiştir.
La Bruyere

 
Cehalet her zaman kendisine hayran olmaya hazırdır.
Santra Guitry

 
Çevrendekileri alçaltarak değil,kendini gerçekten yücelterek büyüyebilirsin.
Reich

 
Çiçeği küçümseyen, Tanrı yı da küçümser.
A.Dumas

 
Çok ziyaret usandırır,az ziyaret dostluğa zarar verir.
Hz Ömer (r.a.)

 
Daha iyi olmaya çalışmayan iyi olarak ta kalamaz.
Oliver Cromwell

 
Daima ara, bugün altın ararken bakır bulursun, yarın bakır ararken altın.
Cenap Şahabettin

 
Deniz gibi mal kazan, fakat sen üzerinde gemi ol.
Mevlana

 
Devletleri yıkan tüm hatanın altında nice gururun gafleti yatar.
Yavuz Sultan Selim

 
Dili ve sözü bir olmayan kimsenin yüz dili bile olsa o, yine dilsiz sayılır.
Mevlana

 
Dinlemesini bilenler,ülkeleri fethetmesini bilenlerden daha büyüktürler.
Franklin

 
Dostlarımızdan şüphelenmek, onların ihanetinden çok daha utanç vericidir.
La Rochefoucauld

 
Dostlarımla beraber olduğum zaman yalnız değilim. O dakikadan sonra da iki kişi değiliz.
Pisagor

 
Dostlarınıza bir gün düşmanınız olabileceklermiş gibi, düşmanlarınıza ise bir gün dostunuz olabileceklermiş gibi davranın.
Bernard Shaw

 
Dostluk, mantar yemeği gibidir. Zehirli veya zehirsiz olup olmadığı ancak yendikten sonra belli olur.
Uzakdoğu Atasözü

 
Dün yaptığınız şey size hala çok iyi görünüyorsa ,bugün yeterli değilsiniz demektir.
Earle Wilson

 
Dünya düşüncesi kalpte karanlıktır, ahiret düşüncesi ise kalpte nurdur.
Hz. Osman (r.a.)

 
Dünya, sonsuzluk içinde küçük bir parantezdir.
Thomas Browne

 
Dürüst insan her zaman gerçeği söyler, akıllı insan ise yalnız zamanında.
Bernard Shaw

 
Düşmanının yoksa, dost bakımından da aynı durumda olmalısınız.
E.Hubbard

 
Düşünce dilden dil düşünceden doğar.
Platon

 
Düşünceler güçle,top ve tüfekle asla öldürülemez.
M.Kemal ATATÜRK

 
Düşüncelerden vergi alınmaz.
Martin Luther

 
Düşüncelerle karşılaşınca,zayıflar korkar,aptallar karşı gelir,akıllılar karar verir,ustalar da yönetir.
Mme Jeanne Roland

 
Düşünme zihnin işi, hayal ise zevkidir. Düşünme yerine hayal etmek, zehiri besinden ayırt edememektir.
Victor Hugo

 
Düşünmeden öğrenmek faydasız, öğrenmeden düşünmek tehlikelidir.
Konfüçyüs

 
Düşünmeden öğrenmek faydasız,öğrenmeden düşünmek tehlikelidir.
Konfüçyüs

 
Eğer herkes,dost sandığı kimselerin kendi arkasından söylemiş olduklarını duymuş olsaydı, dünyada dost kalmazdı.
Pascal

 
Eğer ırmakta su kalmamışsa,bu kanalın değil ,kaynağın suçudur.
St Jerome

 
Eğitim,meyvenin kendisi değil,ilgi ağacından meyve toplamaya yarayan bir merdivendir.
Bernard Shaw

 
Eğitimin kökleri acı fakat meyveleri tatlıdır.
Aristotale

 
Elmas nasıl yontulmadan mükemmelleşmezse, insan da acı çekmeden olgunlaşmaz.
Konfüçyüs

 
En büyük mutluluk, hür düşünceli olmaktır.
Anatole France

 
En çok yaşamış olan, uzun seneler yaşamış olan değil, hayatın manalarını en fazla anlamış olan insandır
J. J. Rousseau

 
Erişmek istedikleri bir hedefi olmayanlar, çalışmaktan zevk almazlar.
Emile Raux

 
Eşek sahibinden eşekliği yüzünden kaçar, halbuki sahibi iyiliğinden dolayı onun peşinden koşar.
Mevlana

 
Evinizin eşiğini temizlemeden komşunuzun damındaki karlardan şikayet etmeyiniz.
Konfüçyüs

 
Evlilikte başarı yalnız aranan kişiyi bulmakta değil,aranan kişi olmaya da bağlıdır.
Foster Wood

 
Ey soğuk, hareketlen ki ısınasın, sertliğe alış ki yumuşayasın.
Mevlana

 
Ey yaşam senin bunca değerli oluşun ölüm sayesindedir.
Seneca

 
Fayda sağlamayan bilgi, harcanmayan, hiç kimseye hayrı dokunmayan define gibidir.
Hadis-i Şerif

 
Geciken adalet,adaletsizliktir.
Walter Savago Landor

 
Geleceği satın alabilecek tek şey,bugündür.
Samuel Johnson

 
Genç fikirler demek, gerçek fikirler demektir.
Atatürk

 
Gençken bilgi ağacını dikelim ki, yaşlandığımız zaman gölgesinde barınacak bir yerimiz olsun.
Chesterfield

 
Gerçek bilgi, yaparak ve denenerek öğrenilen bilgidir.
Descartes

 
Gerçek cesaret,yalnız ayıp ve hatadan korkmaktır.
Cenap Şehabettin

 
Gerçek doktor, her hasta ile yaşayıp ölendir.
Stefan Zweig

 
Gerilimle başa çıkmanın iki yolu vardır: Birincisi, küçük şeylere iltifat etmemektir. İkincisi, her şey küçüktür.
A.Robbins

 
Gevşemeyin,üzülmeyin,eğer hakikaten inanıyorsanız,muhakkak üstün olan sizsiniz.
Al-i İmran Süresi,139

 
Gideceğiniz yeri bilmiyorsanız, vardığınız yerin önemi yoktur.
Peter F.Drucker

 
Güçlükler, başarının değerini artıran süslerdir.
Moliere

 
Güller, laleler, bütün çiçekler solar. Çelik ve demir kırılır ama sağlam dostluk ne solar ne de kırılır.
Nietzsche

 
Güzel bir şey,her zaman iyi değildir; ama iyi bir şey her zaman güzeldir.
Ninpn De L'enclos

 
Güzel sözler petekten damla damla sızan bal'a benzer;insanın ruhuna tad verir.
Hz. Süleyman

 
Güzel yüz aynaya aşıktır.
Mevlana

 
Güzellik doğruluk,doğruluk güzelliktir.
Keats

 
Hakikaten insan için kendi çalıştığından başkası yoktur.
Necm:39

 
Haksızlığın karşısında susan dilsiz şeytandır. Hz.Muhammed (s.a.v)
Hadis-i Şerif

 
Haksızlık önünde eğilmeyiniz, o zaman hakkınızla birlikte şerefinizi de kaybedersiniz.
Hz.Ali (r.a)

 
Halk bir kimseden nefret ettiği zaman, bunu incelemek gerekir. Halk bir kimseyi seviyorsa, yine bunu da incelemek gerekir.
Konfüçyüs

 
Halkı bir tek insan, bir tek insanı bütün halk gibi gör.
Montaigne

 
Hatayı açıkça görmek insanı harekete geçirir. İnsan ancak düştüğünü fark ederse ayağa kalkabilir.
Alex Carrel

 
Hayat bir öyküye benzer, önemli olan yanı eserin uzun olması değil, iyi olmasıdır.
Seneca

 
Hayat geç kalanları hiç affetmez.
Gorbachov

 
Hayatta bir gayesi olmayan insanlar, bir nehir üzerinde akıp giden saman çöplerine benzerler; onlar gitmezler, ancak suyun akışına kapılırlar.
Seneca

 
Hayattan korkmayın çocuklar;iyi ve doğru bir şeyler yaptığınız zaman hayat öyle güzel ki
Dostoyevski

 
Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım edemez.
Montaigne

 
Hekimlerin yaptığı en büyük hata ruhu düşünmeden yalnız bedeni tedaviye teşebbüs etmeleridir.
Eflatun

 
Her başarı ilk başta bir hayaldi. En büyük çınar bir dalda, en güzel kuş bir yumurtada saklıdır. Hayaller de gerçeklerin tohumu ve yumurtasıdır.
D.Carnegie

 
Her bildiğini söyleme, her söylediğini bil.
Clavdius

 
Her kapıyı açmanın kestirme yolu habire anahtar aramak değil, anahtar adam olabilmektir.
R.Ş.Apuhan

 
Her kitaplık bir hapishaneyi kapatır.
Seneca

 
Her münakaşanın temelinde birisinin cahilliği yatar.
Louis D. Brandeis

 
Herkes aynı şeyi düşünüyorsa,hiç kimse fazla bir şey düşünmüyor demektir.
W.Lippmann

 
Herkes evinin önünü süpürürse sokaklar temiz olur.
Konfüçyüs

 
Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür. Ama kimse önce kendisini değiştirmeyi düşünmez.
V.Hugo

 
Herkesi bir defa, bazılarını her zaman aldatabilirsiniz.Ama herkesi her zaman aldatamazsınız.
Abraham Lincoln

 
Herşeyin anahtarı sabırdır. Civcivi,yumurtaları kuluçkaya yatırarak elde edersiniz, kırarak değil.
Arnold Closow

 
Hırs, bir sandalın yelkenini şişiren rüzgara benzer; fazlası gemiyi batırır, azı da gemiyi olduğu yerde tutar.
Woltaire

 
Hiç bir şey insan kadar yükselemez ve onun kadar alçalamaz.
Hölderlin

 
Hiç kimse başarı merdivenine elleri cebinde tırmanmamıştır.
J.Keth Moorhead

 
Hiç kimse duymak istemeyen biri kadar sağır olamaz.
W.Shakspeare

 
Hiç kimse, başarı merdivenine elleri cebinde tırmanmamıştır.
J.K.Moorhead

 
Hiçbir zaman çıktığın kapıyı hızlı çarpma. Geri dönmek isteyebilirsin.
Don Herold

 
İki nimet vardır ki,insanlar onların kıymetini hakkıyla takdir edemezler.Onlardan biri sıhhat,diğeri de boş vakittir.
Hadis-i Şerif

 
İki şey aklın eksikliğini gösterir: Konuşulacak yerde susmak, susulacak yerde konuşmak.
Sadi

 
İlim aşağıdakileri yükseltir,cahillik yüksektekileri alçaltır.
Sokrates

 
İnternetten buldum
« Son Düzenleme: 18 Eylül 2009, 13:52:03 Gönderen: realottoman »

Çevrimdışı fear34

  • Level 8
  • İleti: 479
  • İsmail Enver Paşa
Ynt: Dönem Osmanlı Devlet Adamlarının Özlü Sözleri
« Yanıtla #10 : 18 Eylül 2009, 14:08:20 »
Arkadaşlar paylaştığınız sözlerin kaçı napolyon zamanında söylenmiş?  srn*
Kilâb-ı zulme kaldı gezdiğin nâzende sahrâlar
Uyan ey yâreli şîr-i jiyân bu hâb-ı gafletten

Çevrimdışı annibal

  • Level 10
  • İleti: 1210
Ynt: Dönem Osmanlı Devlet Adamlarının Özlü Sözleri
« Yanıtla #11 : 18 Eylül 2009, 14:52:19 »
"•  Ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim. (Yilmaz Erdogan)"

bu nedir dostum  ehue*

Çevrimdışı realottoman

  • Level 10
  • İleti: 1694
  • Forumu Özledim ve geri döndüm :D
Ynt: Dönem Osmanlı Devlet Adamlarının Özlü Sözleri
« Yanıtla #12 : 18 Eylül 2009, 15:50:56 »
Hepsine bakmadım mesela bunu görmemiştim uzgun*.Zaten alıntıdır dedim tbr* ama o sözde nerdeyse herkez kullanıyor
« Son Düzenleme: 18 Eylül 2009, 18:34:11 Gönderen: realottoman »

Çevrimdışı fear34

  • Level 8
  • İleti: 479
  • İsmail Enver Paşa
Ynt: Dönem Osmanlı Devlet Adamlarının Özlü Sözleri
« Yanıtla #13 : 19 Eylül 2009, 06:50:14 »
O dönemle ilgili söz bulsanız daha iyi olur.
Kilâb-ı zulme kaldı gezdiğin nâzende sahrâlar
Uyan ey yâreli şîr-i jiyân bu hâb-ı gafletten

Çevrimdışı Ozanielplatinium

  • Level 10
  • İleti: 1044
    • www.sakaryaizcigrubu.org
Ynt: Dönem Osmanlı Devlet Adamlarının Özlü Sözleri
« Yanıtla #14 : 20 Eylül 2009, 22:22:59 »
Üsttekiler sayılıyorsa "Sakla samanı gelir zamanı" "Keskin sirke küpüne zarar" "Damlaya damlaya göl olur" falan da olur. :P Cidden bence padişahlar büyük bir söz söylemişlerse bile kaydı o kadar önemsenmemiştir gibi geliyor.

Çevrimdışı Silahtar Ağa

  • Level 9
  • İleti: 552
  • Her nefis ölümü tadacaktır...
Ynt: Dönem Osmanlı Devlet Adamlarının Özlü Sözleri
« Yanıtla #15 : 23 Eylül 2009, 11:21:39 »
 Kılıç kınından çıkmadıkça it sürüsü dağılmaz. (yeniçeri için) 2.Mahmud  döneminin devlet admı söylediği rivayet edilir

Ey bir aileyi yönetemeyen ilerici 3 kıta 7 iklimi yöneten ecdadın mı gerici ?

Çevrimdışı demir yumruk ömer

  • Level 9
  • İleti: 657
Ynt: Dönem Osmanlı Devlet Adamlarının Özlü Sözleri
« Yanıtla #16 : 23 Eylül 2009, 14:33:31 »
"•  Ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim. (Yilmaz Erdogan)"

bu nedir dostum  ehue*
bunu yazsınlar o oyunu orjinal alıcam.
isvahsam şunu ingilizceye çevirebilirmisin? yardir* yardir*

EDİT:
Google tranlate böyle çevirdi fena gözükmüyor helal olsun ilk kez bir şey düzgün çevirdi diyebiliriz.

I liked the likelihood of you can love me.
« Son Düzenleme: 25 Eylül 2009, 22:02:47 Gönderen: demir yumruk ömer »


"İnsanları yücelten iki büyük meziyet vardır: Erkeğin cesur kadının namuslu olması. Bu iki meziyetin yanında hem erkeği, hem kadını şereflendiren bir meziyet vardır. İcabında tereddütsüz canını feda edebilecek kadar vatanına bağlı olmak. İşte Türkler bu meziyetlere ve fazilete sahip kahramanlardır. Bundan dolayıdır ki Türkler öldürülebilir, lakin mağlup edilemezler"
 Napoléon Bonaparté

Çevrimdışı tolga

  • Level 5
  • İleti: 126
Ynt: Dönem Osmanlı Devlet Adamlarının Özlü Sözleri
« Yanıtla #17 : 28 Eylül 2009, 00:41:06 »


   Tarhuncu Ahmet Paşa IV. Murat'ın defterdarı değildir...
"Ey Ademoğulları yaptıklarınızdan ve yapmadıklarınızdan hesaba çekileceksiniz"...

Çevrimdışı KHAN

  • Level 7
  • İleti: 225
Ynt: Dönem Osmanlı Devlet Adamlarının Özlü Sözleri
« Yanıtla #18 : 28 Eylül 2009, 01:36:22 »
Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe(2. Mahmud) Yeniçerilerin yok edilmesinden önce söylemiştir