Konu: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-  (Okunma sayısı 32709 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Easterling

  • Level 14
  • İleti: 6249
  • Evrenin gözünde sen nesin ki ?
Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
« Yanıtla #100 : 23 Mayıs 2014, 20:00:25 »
Turin Turambar



Túrin Turambar J. R. R. Tolkien'in kurgusal Orta Dünya evreninde bir karakter . İlk kez Silmarillion kitabında değinilen Túrin, Húrin'in Çocukları kitabının da ana karakteri ve trajik kahramanı (veya antikahramanı) olmuştur. Hador evine bağlıdır. Turin, Gondolin Kralı'nın dostu ve ölümlü insanların gelmiş geçmiş en kuvvetli savaşçısı olan Thalion Hurin oğludur. Annesi ise Eledhwen Morwen'dır.

Dor-lómin'de doğan Túrin, babası Húrin'in Nirnaeth Arnoediad(Sayısız Gözyaşı Savaşı'nda) esir düşmesi ve Hithlum bölgesinin işgal edilmesi nedeniyle Dor-lómin'den çıkar ve Beleriand'da trajik ve acı dolu bir hayata başlar. Yaşadığı yer 8 yaşında Doğudölleri'nin saldırısına uğrayınca Morwen'in aklına onu Doriath kralı Thingol'a yollamak gelir. Doriath kralı Thingol ve hanımı Maia Melian tarafından misafirliğe kabul edilir ve yardım alır. Savaşlardan sonra Edain hakkındaki fikirleri değişmiş olan Thingol, Turin'i evlatlığı olarak kabul eder. Turin, Doriath'da mutlu bir hayat sürer ta ki kralın danışmanı Saeros ona hakaret edinceye kadar...Turin onu istemeyerek de olsa öldürür ve Thingol'un affına rağmen Doriath'ı terkederek yasadışı olarak hayatını sürdürür.

Doriath'tan çıktıktan sonra bir haydut çetesine karışır ve bu çetenin lideri olur. Evini işgal ettikleri cüce Mím tarafından orklara ispiyonlanırlar ve çetenin sonu gelir. Túrin tutsak düşer, bunun üzerine ona yardım etmesi için, Thingol, Beleg'i yollar. Yakın dostu elf Beleg onu kurtarmak için orkların peşine düşer. Túrin'i bir ağaca bağlı olarak bulur ve bağları kestiği sırada kendine gelen Túrin, Beleg'i düşman zanneder ve kendisini kurtarmak için kilometrelerce yolu aşan dostunu oracıkta katleder. Saniyeler içinde hatasını anladığında omzunda taşıdığı kötü kaderden kurtulamayacağını da anlar. Túrin Beleg'in yanında gelen elf Gwindor ile Nargothrond'a gider. Burda kılıcı Anglachel nedeniyle Mormegil yani Kara Kılıç lakabını alır. Becerileri sayesinde Kral Orodreth tarafından divana kabul edilir. Túrin, Nargothrond tarzı vur-kaç savaş taktiklerini eleştirir ve orklara karşı açık meydan savaşını savunur. Ne yazık ki hırsı, kini, acıları yanlış karar vermesine neden olmuştur. Orklar başlarında ejderhaların babası Glaurung ile Nargothrond'a doğru ilerlemeye başladılar. Túrin düşmanı açık alanda karşılamaya çalışmış ancak Glaurung'un alevleri karşısında aciz kalmıştır. Túrin miğferi sayesinde alevlerden etkilenmiyordu ancak ejderhanın içine bakıldığı sürece insanı olduğu yerde donduran bakışları onu da yerinden kıpırdayamaz hale getirmişti. Nargothrond'un sonu da böyle gelmiş oldu.

Túrin Glaurung'un yönlendirmesi nedeniyle ailesini tekrar bulabilmek ümidiyle Dor-lómin'e döndü ancak burda ailesinden bir iz yoktu. Sadece eski hizmetlilerinden biri olan Sador ve akrabası Aerin Túrin'e annesinin ve kardeşinin gittiğini ve onları kurtarmak için yola çıkması gerektiğini söylediler. Túrin böylelikle Brethil'e vardı. Burdaki insanlar Nargothrond'u talan eden ork ordusu tarafından evlerinden edilmişler, ormana sığınmak zorunda bırakılmışlardı. Túrin burda kardeşi Nienor'u buldu lakin kendi kardeşi olduğunu bilmemekteydi. Ona Nîniel adını verdi, ona aşık oldu ve onunla evlendi. Brethil insanları arasında da kahraman olmuştu ve artık onları yönetmeye başlamıştı. Glaurung'un bölgede olduğunu öğrenen Túrin onun karşısına çıkmaya karar verir. Bir dere yatağında pusuya yatar ve ejderhanın yumuşak karnını Anglachel ile yararak ejdere ölümcül bir yara açar. Yaradan akan kapkara kan ve ejderhanın son bir bakışı nedeniyle Túrin olduğu yere yığılıp kalır, eli kapkara, nefesi farkedilemeyecek kadar azalmıştır, ay ışığı nedeniyle yüzü de bembeyaz görünmektedir.

Nienor, Túrin'in peşinden gelip de bu manzarayla karşılaşınca kahrolur ve ağlamaya başlar. O an ejderha Nienorla konuşmaya başlar ve yerde yatan adamın aslında ağabeyi Túrin olduğunu söyler, etkisi altında olduğu büyünün etkisinden kurtulan Nienor kendisini dere yatağındaki kayalıklara atarak intihar eder. Öldüğünde karnında Túrinin 2 aylık bebeğini taşımaktadır. O ana sadece Brethil halkından Brandir tanık olmuştu ve ejderhanın söylediklerini de duymuştu. Túrin kendine geldi ve Brethil insanlarının yanına döndü. Brandir oradaydı, gördüklerini ve duyduklarını anlattı. Túrin anlatılanları duyduğunda Brandir'i iftirayla suçladı, sinirden kendini kaybetti ve adamı oracıkta katletti. Anlatılanların imkânsız olduğunu düşünüyordu, annesi ve kardeşinin Doriath'da olduğunu duymuştu. Ancak Doriath'dan bir grup elf geldi, Túrin onlara annesini ve kardeşini sorunca elfler ikisinin de bir yıl önce Doriath'dan ayrıldığını söylediler. Kara Kılıcın Túrin olduğunu öğrendiklerinde onu bulmak için yabana atılmışlardı. Túrin, Brandir'in anlattıklarının doğru olduğunu o an anladı.

Ejderhanın leşinin olduğu yere giderek kılıcının kabzasını yere dayadı ve kendisini kılıcın üzerine bırakarak intihar etti. Kılıç parçalanmıştı, elfler ejderhanın leşini yaktılar, Túrin için bir höyük hazırladılar ve onu kılıcıyla birlikte gömdüler. Höyüğün üzerine büyük bir taş yerleştirildi ve Doriath rünleriyle üzerine şunlar kazındı:

TÚRIN TURAMBAR DAGNIR GLAURUNGA

NIENOR NÍNIEL

Daha sonra Morgoth kötülük dolu planlarına uygun olarak Hurin Thalion'u tutsaklıktan salıverdi. Dolana dolana Brethil'e varan Húrin, oğlu için yapılan höyüğün üzerindeki taşa geldiğinde yalnız olmadığını gördü, karısı Morwen bitkin bir halde taşın gölgesinde diz çökmüş durmaktaydı. Evlatlarının öldüğü yerde sabaha kadar oturdular, şafak sökerken Morwen de çocuklarının peşinden hayata gözlerini yummuştu.

Çevrimdışı Easterling

  • Level 14
  • İleti: 6249
  • Evrenin gözünde sen nesin ki ?
Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
« Yanıtla #101 : 23 Mayıs 2014, 20:01:25 »
Son Sıcak Yuva

Konum: Ayrıkvadi
Kullanılan Diğer İsimler: Deniz'in Doğusundaki Son Sıcak Yuva, Elrond'un Evi

Elrond'un Ayrıkvadi'deki evine verilen isimdir. Son Sıcak Yuva'nın tam olarak ne zaman inşa edildiği bilinmemektedir fakat Elrond, Ayrıkvadi'deki barınağını İkinci Çağ'ın 1697 yılında oluşturmuştur. Elrond ve ailesinin yanısıra, burada pekçok elf de oturmaktaydı. Aynı zamanda pek çok elfin ziyaret ettiği bir yerdi. Burada ikâmet eden elfler içerisinde Elf Beyi Glorfindel, Elrond'un danışmanı Erestor ve Lindir de bulunmaktaydı. Aragorn Üçüncü Çağ'ın 2933 ile 2951 yılları arasında burada yaşamış ve burada büyümüştür. Hobbit Bilbo Baggins 3002 yılında buraya taşınarak, 3021 yılına dek burada yaşamıştır. Elrond3021 yılında Ayrıkvadi'ye terkettiğinde, oğulları Elladan ve Elrohir ile Yüksek Elf halkından gelenler bir müddetliğine Son Sıcak Yuva'da yaşamışlardır.

Son Sıcak Yuva derin ve gizli bir vadinin içerisinde inşa edilmişti. Eve çıkan yalnızca tek bir yol vardı. Bu yol, oldukça hızlı akan dağ çağlayanlarının oluşturduğu Brunien Nehri'nin üzerindeki korkuluksuz taş köprüden geçmekteydi.

Oldukça büyük bir ev olan Son Sıcak Yuva'nın pek çok odası ve koridoru vardı. Sam Gamgee evi şu şekilde açıklamıştır:
"Çok büyük bir ev burası, çok da acayip. Hep bulup öğrenecek bir şeyler oluyor, köşeyi dönünce neylen karşılaşacağın belli değil."
Yüzük Kardeşliği - "Nice Buluşmalar" - Sf. 274-275

Evin ana salonu Ateş Salonu idi. Bu isim, iki yanında oymalı sütunlar yükselen muazzam bir şöminede yanan parlak ateşe yönelik verilmiştir. Ateş Salonu genellikle oturup düşünmek için son derece sessiz ve rahat bir yerdi fakat bayram günleri gibi önemli günlerde öyküler ve şarkılarla dolardı.

Ateş Salonu'ndan çıkan bir koridor, içerisinde uzunca bir yemek masası bulunan yemek salonuna bağlanırdı. Masanın bir ucunda, Elrond'un oturduğu, bir yükselti üzerinde konulmuş büyük bir koltuk, masanın orta bölümünde ise Elrond kızı Arwen'in kullandığı tenteli bir koltuk bulunurdu. Duvarlar ise kumaş gergiler ile kaplıydı.

Evde ayrıca pek çok yatak odası bulunmaktaydı. Bilbo'nun odası bahçelere açılıyor ve Brunien vadisi üzerinden güneye bakıyordu. 3018 sohbaharında yaralandıktan sonra Ayrıkvadi'de tedavi edilen Frodo Baggins'in yattığı odanın oymalarla bezenmiş koyu renkli kirişleri bulunmaktaydı. Evin doğu tarafında bir sundurma bulunmaktaydı ve 25 Ekim 3018'de gerçekleşen Elrond'un Divanı burada yapılmıştır. Son Sıcak Yuva aynı zamanda Orta Dünya ve Elfler üzerine yazılmış sayısız kitap ve el yazması bulundurması bakımından irfan dolu bir yerdi.

Bilbo Son Sıcak Yuva'yı şu şekilde tarif etmiştir:
"ister yemek yiyip uyumaktan, ister masallardan şarkılardan hoşlanın, ister oturup düşünmeyi yeğleyin, ister hepsinden biraz olsun deyin, burası mükemmel bir ev"

Çevrimdışı Easterling

  • Level 14
  • İleti: 6249
  • Evrenin gözünde sen nesin ki ?
Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
« Yanıtla #102 : 23 Mayıs 2014, 20:02:57 »
Orman Nehri

Konum: Kuyutorman'ın kuzey kısmında bulunur.

Kuyutorman'da bulunan bir nehre verilen isimdir. Orman Nehri, Gri Dağlar'da başlayarak güneydoğuya doğru Kuyutorman'ın içlerinden geçerek akardı ve sularını Uzun Göl'e boşaltırdı. Büyülü Nehir, Kuyutorman'ın ortalarında Orman Nehri'nden ayrılırdı. Nehir, ormandan çıktığında yaklaşık yüz kadar farklı noktaya kıvrılır ve bu bölgelerde genelde bataklıklar ve su birikintileri bulunurdu. Nehrin, Uzun Göl'e döküldüğü noktadaki ağzının her iki tarafında da kayalık uçurumlar bulunmaktaydı.

Cücelerin Smaug tarafından Yalnız Dağ'dan sürülmesinin ardından Yabaneller'de bulunan pek çok yol depremler, seller ve bataklıkların yayılması sebebiyle kullanışsız hale gelmeye başlamış, zarar görmüş ya da talan olmuştur. Orman Nehri, Kuyutorman'dan doğuya doğru yol katetmek için tek güvenli ve kullanışlı yol haline gelmiştir. Nehrin güvenliği, her ne kadar nehrin ve yakalarının bakımı konusunda Göl Halkı'nı oluşturan İnsanlarla anlaşmazlıkları olsa da Kuyutorman Elfleri tarafından sağlanmaktaydı.

Orman Nehri aynı zamanda Elf Kralı'nın Salonları ile Göl Kent arasındaki yük taşımacılığı için de kullanılmaktaydı. Taşınan yüklerin en önemlilerinden biri fıçıların içerisinde yollanan şaraplardı. Elf Kralı'nın Salonları'nın altından akan bir çay, Orman Nehri'ne karışmaktaydı. Orman Nehri'nin kuzey yakasında bulunan geniş koy, nehir yoluyla gelen fıçıların toplanıp, sallara bağlanması için kullanılırdı.

Bilbo Baggins, 2941 yılının Eylül ayında Cüceleri Elf Kralı'nın Zindanları'ndan kurtarmak için Orman Nehri'ni kullanmıştır. Amacına ulaşan Bilbo, cücelerin her biri fıçıların içerisine girmeye ikna etmiş, kendi de bir fıçıya girip akıntının yardımıyla Göl Kent'e ulaşmıştır.

Çevrimdışı Easterling

  • Level 14
  • İleti: 6249
  • Evrenin gözünde sen nesin ki ?
Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
« Yanıtla #103 : 23 Mayıs 2014, 20:05:08 »
Tarannon Falastur

Gondor'un 12. kralıdır. Tarannon 654 yılında doğmuştur. Kral Siriondil'in oğludur ve küçük kardeşi Tarciryan vardır.Tarannon Gondor'da komutan(yüzbaşı,kumandan,yönetici) olarak görev yapmıştır.Birçok zaferler kazanarak Gondor'u batı ve güney kıyıları boyunca Belfalas'a kadar genişletmiştir.

Tarannon 830 yılında Kral oldumuştur.Kendisine Falastur "Gemi-Kralı" lakabını almıştır.Gondor filoları ve deniz gücünü artmış ve bu lakabı alan dört Gemi-kralların ilkiydi. Tarannon Falastur denize verdiği önem,beslediği sevgi üzerine Gondor'un liman şehri Pelargir'de yaşamıştır.

Tarannon Falastur, Kara Numenor kökenli Beruthiel ile evlenmiştir. Kara Numenorlular Sauron tarafından kandırılmış ve kötülüğe hizmet eden kişiler olmuşlardır.Kara Numenorlular güneyde Harad kıyılarında belli bir süre Gondor'dan bağımsız yaşamışlardır.

Bu son derece alışılmamış bir evliliktir.Gondor'lu bir kralın Kara Numenor'lu bir kadınla evlenmesi normal karşılanmamıştır.Bu evliliğin nasıl olduğu hakkında bir malumat yoktur. Beruthiel kimliği hakkında Tarannon Falastur'u aldatmış olabilmekle beraber, bu evliliğin belki Kara Numenorlularla bir ittifak veya uzlaşma üzerine kurulmuş olmasıda muhtemeldir. Fakat bu evlilik bir ittifak üzerine kurulmuşsa başarısız olunduğu söylenebilir.

Tarannon Falastur'un ve Beruthiel'in mutsuz bir evlilikleri vardır. Beruthiel kocası Tarannon Falastur'un aksine denizden nefret eden bir kişiliktir ve bu yüzden kocasını terk edip yalnız başına Osgiliath'da yaşamaya karar vermiştir.Osgiliath'a gelişiyle tekrar kötü zamanlar başlamış ve kedileri yardımıyla halk arasında casusluk yapmıştır.Halkın bu durumu krala beyanından sonra, Tarannon Falastur çok kızarak Beruthiel'i bir gemiyle halkının yanına Harad'a göndermiştir.

Kötü evliliği yüzünden hiç çocuğu bulunmayan kral Tarannon Falastur Gemi-Krallarının ilki olarak anılması yanısıra çocuğu olmayan tek Gondor kralıdır.913 yılında ölmüş olan Tarannon Falastur'un hiç çocuğu bulunmadığından ölümünden sonra kardeşi Tarciryan'ın çocuğu olan Earnil tahta geçer.

Çevrimdışı Easterling

  • Level 14
  • İleti: 6249
  • Evrenin gözünde sen nesin ki ?
Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
« Yanıtla #104 : 23 Mayıs 2014, 20:06:30 »
Bard the Bowman

Smaug'un katili, Dale'nin kralı. Smaug Dale'yi harap edip, Yalnız Dağ'ı aldığında Bard karısı ve çcuklarıyla Göl Şehri'ne kaçmıştı. 2941 yılında Smaug Göl Şehrine saldırdığında Bard şehrin savunmasını üstlendi. Bard köprüleri yıktı ve okçularla Smaug'a saldırmak için hazırlandı.



Bard the Bowmen

Kendi büyük porsuk yayı ile Smaug'a bir çok ok attı. Son bir oku kaldığında bir ardıç kuşu gelip omzuna kondu. Çünkü Bard bir Dale insanıydı ve kuşların dilinden anlayabiliyordu. Kuş Bilbo Baggins'in keşfettiği Smaug'un zırhının zayıf noktasını söyledi. Bard son oku Black Arrow (Kara Ok)'u zayıf yerine isabet ettirince Smaug gökyüzünden göle düştü.

Smaug

Bard yüzerek kıyıya çıktığında insanlar ondan kral olmasını istediler ancak o Göl Şehri'nin Efendisi'ne hizmet edeceğini söyledi. Bard evsizlere ve mültecilere yardım etti ve Orman Elfleri'nin lideri Thranduil'e mektup gönderdi. Sonra ordularını birleştirip hazine bulmak amacıyla Yalnız Dağ'a doğru hareket ettiler.

Ancak onları Thorin Meşekalkan ve arkadaşları karşıladı. Bütün herkes onların hala hayatta olmalarına şaşırmıştı. Bard Smaug'u öldürdüklerini ve bunun şehre çok zararının dokunduğunu, şehrin hazineden bir pay hakettiğini ve buna çok ihtiyacı olduğunu savundu. Ama Thorin bütün önerileri reddetti. Bunun üzerine Yalnız Dağ'ın etrafında kamplar kuruldu ve Dağ kuşatıldı.

Ama Bilbo Bard'ın önerilerini kabul edilebilir buldu ve bir gece gizlice Göl İnsanlarının ve Elflerin kampna girdi. Bard'a önceden bulduğu Arkentaşı'nı sundu -ki bu taş Thorin tarafından çok arzu ediliyordu- ve Dain önderliğindeki 500 cücenin Demir Dağlar'dan buraya doğru geldiği haberini verdi.

Ertesi gün Bard Arkentaşı karşılığında hazineden pay istedi. Thorin ise gönülsüzce Bilbo'nun payını vermeyi kabul etti. Gün ışıyınca Dain ve ordusu çıkageldi ve Bard pazarlığın devamı için onların Yalnız Dağ'a girmemelerini sağlamaya çalıştı. Savaş yakındı ancak Gandalf geldi ve onları yaklaşan goblin ve kurtlara karşı uyardı. Dain, Bard ve Thranduil ortak düşmana karşı savalmak için ordularını birleştirip Beş Ordular Muharebesi'ne sürdüler.



Beş Ordular Savaşı

Thorin savaş sırasında Dağ'dan çıktı ve goblinlere saldırdı ama ölümcül bir şekilde yaralandı. Bard Arkentaşı'nı Thorin'in göğsünün üzerine koydu ve Dain söz verildiği gibi hazinenin 14'te birini Bard'a verdi. Thranduil'e zümrütleri veren Bard bu altınlarla Göl Şehri'ni tekrar refaha kavuşturdu.

Bard sonra da Yalnız Dağ'ın yakınındaki atalarının diyarı Dale'ye gitti. Bard şehri yeniden kurdu ve 2944 yılında Dale kralı oldu. Yalnız Dağ cüceleriyle iyi ilişkiler kuran Bard aralarındaki ticareti geliştirdi.

2977 yılında ölen Bard'dan sonra oğlu Bain kral oldu.

Çevrimdışı Easterling

  • Level 14
  • İleti: 6249
  • Evrenin gözünde sen nesin ki ?
Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
« Yanıtla #105 : 23 Mayıs 2014, 20:12:08 »
Athelas'a Dair

Athelas bitkisinin tatlı ve keskin bir güzel koku yayan uzun yaprakları vardır. Koku bir canlandırıcılığa sahiptir.
Athelas acıyı rahatlatırdı ve onun Nazgul tarafından yayılan siyah nefesin etkilerini gidermesi için gücü vardı. Elendil'in çizgisinin bir kralının ellerinde sadece athelasın dolu gücü bırakılabilirdi.


Athelas, Beleriand'da Brethil ormanında büyümüş bir bitkiydi.[quote"(Hurin'in Çocukları sayfa 269)"]İlk yaşın 466ı'nda bir ok ile vurulmuş olan Beren'e yardım etmek için Luthien Athelas Bitkisiyle Beren'i İyileştirdi.[/quote]Beleriand, ilk yaşın sonunda yok edildi.2.yaşın başlarında Athelas Numerian İnsanları için getirildi. O, Numenoreans'ın ve onların torunlarının yaşadığı yerlerde bulunabilirdi. Weathertop'un etrafında alan dahil ve Gondor'da Lossarnach ormanları Athelas'ın yetiştiği yerlerin başlıcalarıdır..


Athelas Frodo'nun Morgul-yarasının acısını rahatlatmıştı,(Nazgul'un lordu Weathertop'ta ona saldırdıktan sonra).Aragorn Athelas'ı kaynattı ve yaprakları ezdi ve Frodo'nun omuzunu yıkadı. Frodo, acıyı hissetti ama acısı azaldı.Athelas hala Elrond tarafından çıkarılmak zorunda olan onun vücudunda Morgul-bıçağın bir kıymığı olduğundan beri onu tedavi edemezdi. Frodo'nun ve Sam'ın, Moria'da muharebe esnasında yaralandığı zaman Aragorn, onu, Weathertop'ta onların yaralarının acısını azaltmak için Athelas'ı kullandı.

Er Tepesi

Konum: Erdiyarı, Brendibadesi Nehri'nin doğu yakası
Anlamı: Muhtemelen Yaşlıer ve Brandybuck isimlerinin etkisi ile oluşan bir isimdir.
Üzerinde Yaşayan Irk: Hobbit - Erdiyarlılar - Brandybuck ailesi

Erdiyarı'nda bulunan bir tepedir. Er Tepesi, Brendibadesi Nehri'nin doğu yakasında bulunan alçak bir tepeydi. Erşehir Şatı'ndan Er Tepesi'ne ulaşan bir yol mevcuttu. Brandybuck ailesinin atadan kalma evi olan Brendi Konağı, tepenin yükseltilerine oyulmuş, bol tünelli bir konaktı. Üç büyük ön kapısı, bir sürü yan kapısı ve yüz kadar penceresi vardı. Brendi Konağı'nın arkasındaki bayırlara ise Erşehir kümelenmişti.

Çevrimdışı Easterling

  • Level 14
  • İleti: 6249
  • Evrenin gözünde sen nesin ki ?
Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
« Yanıtla #106 : 24 Mayıs 2014, 14:26:22 »
Bozkır

Rohan'ın kuzeyindeki otlaklara verilen isimdir. Bozkır, Fangorn Ormanı ile Anduin'in derin vadileri arasında uzanır. Rohan'da bulunan Doğuemnet'in - ya da doğu yaylalarının - bir parçası olan Bozkır, kuzeyde Kireçışığı ile sınırlanır. Bozkır, oldukça rüzgar alan yüksek bir bölgedir. Buranın nüfusu oldukça seyrektir, burada yaşayan az sayıda insan da - Widfara gibi - at yetiştirmekteydiler.

Bozkır, daha önceleri Gondor'un bir vilayeti olan Calenardhon'un bir parçası idi. 2510 yılında Calenardhon, Sauron'un iradesi altındaki Balchoth adı verilen Rhûnlu insanlar tarafından işgal edildi. Gondor Vekilharcı Cirion, Kuzey Ordusu ile birlikte Bozkır'a geldi fakat Balchoth tarafından yolları kesilerek Kireçışığı boyunca Celebrant Çayırları'na sürüldüler. Balchoth, Celebrant Çayırları Savaşı'nda Eorl ve Éothéod halkının yardımıyla bozguna uğratıldı. Savaşın ardından Cirion Calenardhon'u Éothéod'a verdi ve buraya Rohan denmeye başlandı.

Doğudan gelen insanların, Anduin boyunca Bozkır'a yaptıkları akınlar daha sonraları da devam etti. 2545 yılında Eorl Bozkır'da Doğudölleri'ne karşı verilen mücadelede öldürüldü. Oğlu Brego ise Doğudölleri'ni Bozkır'dan sürmeyi başardı.

3018 yazında, Anduin vadilerinde Tek Yüzük'ü arayan Nazgûl, Bozkır'dan geçti. Eylül ayında ise Bozkır'a geri dönerek Mordorlu ulaklarla buluştu ve onlara Isengard'a gitmeleri emrini verdi.

3019 yılının Şubat ayında, Ugluk liderliğindeki Isengardlı Uruk-Hai birliği, Amon Hen'de Merry Brandybuck ve Pippin Took'u esir aldı. Birlik, esirleriyle birlikte Doğuemnet'ten geçti ve Bozkır'ın güney kısmına girdi. Fangorn'un dibine gelindiğinde Uruk-Hai birliği Éomer komutasındaki Rohirrim tarafından yokedildi ve hobbitler mücadele esnasında firar ettiler. Aragorn, Legolas ve Gimli, Uruk-Hai'nin izlerini takip ettiler ve Bozkır'ın kenarına geldiklerinde Éomer ile karşılaştılar. Grup Fangorn'a doğru arayışlarına devam etti fakat hobbitler bulunamadı.

11 Mart'ta Dol Guldur'dan gelen orklar Lothlórien'e saldırdılar fakat saldırı başarısız oldu, Rohan Bozkırı'na sürüldüler. 12 Mart'ta Bozkır'da bulunan orklar Ağaçsakal ve Fangorn'dan gelen entler tarafından yokedildiler.

Çevrimdışı Easterling

  • Level 14
  • İleti: 6249
  • Evrenin gözünde sen nesin ki ?
Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
« Yanıtla #107 : 24 Mayıs 2014, 14:28:29 »
Mandos'un Hükmü

Mandos'un Hükmü:

Mandos'un Laneti, Kuzeyin Kehaneti ve Noldor'un Kadersizliği diye de bilinir. Mandos'un Orta Dünya'ya geri dönen Sürgünler'in (Noldor), özellikle Fëanor Hanedanı'nın başna gelecek kötülükleri bildirdiği kehanet ve Akraba kıyımı yüzünden üzerlerine yaydığı lanet.

Beleriand'ın İk Savaşı:

Orklar ve Sindar arasındaki savaş Melian Kuşağı: Region, Neldoreth, Nivrim ve Aelin-uial'ın bir bölümünü kapsayan büyülü engel. Morgoth'un Orta Dünya'ya dönüşnün ardından Melian tarafından kötülüklerin Doriath girmesini engellemek için yaratıldı. Thingol'ün ölümünün ardından Melian'ın Deniz'in ardına gitmesiyle bozuldu. Ayakta durduğu yüzyıllar boyunca, sadece Beren ve Carcharoth (yuttuğ Silmaril'in kudretiyle) tarafından iki kez aşlabildi.

Yavannanın Uykusu

Orta Dünya sadece yıldızların ışğyla aydınlanıyor, canlıların çoğu ışığın dönüşnü bekleyerek uyuyordu. Sadece (Melian'ın kudretiyle) Doriath'ta ve (Morgoth'un canavarlarının çoğaldığı) Kuzey'de yaşam vardı; ama Elfler ve Cüceler etrafta dolaşıyordu.
Valar, Orta Dünya'dan ayrılarak yeni yurtları olarak dünya sınırlarının en batısındaki Aman'ı seçer ve orasını Melkor'dan korumak için Pelóri Dağarı'nı yükseltirler.
Valar, İi Ağaç'ı -yaratır ve onların ışmasıyla İk Gün
başlar.

Kral Eärendil

Gondor'un 5. kralıdır. Eärendil Üçüncü Çağ'ın 48. yılında doğmuş bulunmaktadır. Kral Cemendur'un oğlu olup. Babasının 238 yılında ölmesiyle tahta geçmiştir.Eärendil'in 324 yılındaki ölümüyle oğlu Anardil kral olmuştur.

Ostoher

Gondor'un 7. kralıdır. Ostoher Üçüncü Çağ'ın 222. yılında doğmuştur. Kral Anardil'in oğludur. Ostoher, 411 yılında kral olmuştur. 420 yılında 10 yıl süren bir inşa çalışması başlatmış ve Minas-Arnor'u bugünkü hale getirmiştir.(Resim:1)
490 yılında doğulular tarafından saldırıya uğradılar. Ostoher iki yıl sonra 492 yılında 270 yaşında öldü ve savaşı oğlu Tarostar'a (I.Romendacil) bıraktı. 500 yılında 10 yıllık savaşın sonunda doğulular yenildi. Ve krallık Tarostar'a geçti.

Çevrimdışı Easterling

  • Level 14
  • İleti: 6249
  • Evrenin gözünde sen nesin ki ?
Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
« Yanıtla #108 : 24 Mayıs 2014, 14:30:52 »
Küçük Bir Çağ Tarihçesi

İU 351 te kısaca, Yaratılışın İlk Çağ:

O Eä'nın [dünya, maddi evren) yaratılış. Ilúvatar'ın yarattığ meleksi varlıklar olan Valar ve Maiar, onun yarattığ görüntüyü tamamlamak için Eä'ya iniş.
o İk Savaş ve Arda'nın Bozuluş. Tulkas'ın Eä'ya giriş ve Melkor'un geri çekilişi. Arda'nın tamamlanışı.
En güçlü Valar sayılan Melkor, yaratılan dünyayı kendi düşncelerine göre şekillendirmek isteyince Valar ile arasında çekişmeler doğar ve sonucunda İlk Savaş başar. Kendisi yeni şeyler yaratmaktansa diğerlerinin yaptıklarını bozmayı seçen Melkor'un kötülüklerinin sonucunda 'Arda'nın Bozuluş" gerçekleşr. Yani Ainur'un Müziğ'nde tanımlanan kusursuz Dünya [Arda], Melkor'un hırsından kaynaklanan kötülükleriyle farklı biçimlenir. Bu biçime BozulmuşArda [var olan Dünya] adı verilir. Arda tamamen şekillenmeden, dünyada daha hiçbir şey yetişeden ya da yürümeden önce başamış olan İlk Savaş sırasında hakimiyet uzun süre Melkor'da kaldı. Ama Güçlü Tulkas'ın yardım için göklerden inişyle Melkor korkup kaçarak Arda'yı terk etti ve uzun süre boyunca barış hüküm sürdü. O zaman Arda Baharı başlar. Valar, Lambaları yaratır ve Almaren'e yerleşir. Tulkas, Nessa'yla evlenir.
Melkor'un kaçışıyla Valar, düzeni yeniden oluşturdu ve tohumlar ekildi. Orta Dünya'nın aydınlanması, yaşmın filizlenmesi için Illuin ve Ormal adında iki kudretli lamba yapıldı. Bitkiler ve canlılar yeşrirken Valar, yurtlarını Almaren Adası'na kurdu. Bir bahar şöleni düzenlendi ve bu şölende Tulkas, Nessa'yla evlendi.
Bu şüreç sırasında Valar'ın yorgunluğndan yararlanan Melkor, gizlice döner, Orta Dünya'nın kuzeyine geçerek güçlü kalesi Utumno'yu ve buzla kaplı Ered Engrin'i (Demir Dağar) yükseltir.
Melkor'un kini yüzünden yaşam bozulmaya başayınca Valar onun , karanlığ geridöndüğnü anlar ve Melkor getirmek için Lambalar'ı yok eder. Bu saldırı sonucunda, dünya geri döndürülmeyecek zararlar görür, Arda Baharı sona erer, Almaren yıkılır ve Yavanna'nın Uykusu başlar.

Çevrimdışı Easterling

  • Level 14
  • İleti: 6249
  • Evrenin gözünde sen nesin ki ?
Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
« Yanıtla #109 : 24 Mayıs 2014, 14:32:39 »
Estolad'a Dair



Beleriand Haritası

Estolad,Beleriand'ın Doğusunda bulunan bir bölgedir.
Estolad'ın Batısı Celon Nehri tarafından sınırlanmıştır.Nan Elmoth ormanları,Estolad'ın Kuzey sınırını oluşturmuştur.Estolad,yeşil ve verimli topraklardan oluşmuştur.
Feanor'un oğulları,İlk Çağ'ın 7. yılında Doğu Beleriand'a yerleştiler.Amrod ve Amras Estolad'da yaşadılar.

Amrod ve Amras
310'da,Beor evinin adamları mavi dağları geçti ve kuzey Ossiriand'da bir dağ vadisinde yaşadılar.Onlar,orada bölgeyi ziyaret etmekte olan Nargothrond'un Kralı Finrod Felagund tarafından keşfedildi.Daha sonra kuşkulanan Beor evinin adamları,nehri geçti ve Estolad'a yerleşti.

Finrod

311'de Beor,Nargothrond'a dönmekte olan Finrod'a eşlik etti ve bir daha asla Estolad'a dönmedi.Onun oğlu Baran,Beor Evinin İnsanlarının yeni Lideri oldu. 313'te,Marach'ın insanları olarak bilinen bir grup insan Estolad'a geldiler.Burada Beor Evinin adamlarıyla arkadaş ve müttefik oldular.

Beorn

Finrod sık sık Estolad'ı ziyaret etti.Finrod yanında bazı Elf Topluluklarını da Estolad'a getirdi.Elfler Estolad'a kendilerine yardımcı olmaları için ve beraber yaşamak için Bazı İnsan Gruplarını Estolad'a davet etti.Bazı İnsanlarda Estolad'da ki Elf Lord'larının hizmetine girdiler.
330'dan 380'e Kadar Binlerce İnsan Estolad'da yaşadı.Ancak daha sonra Beleriand'da başka bir yere yerleşmek için Estolad'ı bıraktı.Beor evinin adamları da Dorthonion'a yerleştiler.Marach,ölene kadar Estolad'da yaşadı.Ama onun insanlarının birçoğu Estolad'ın Batısına yerleşti.Bazıları, Hithlum'a gitti,Bazılarını da Marach'ın erkek torunu Magor, Ered Wethrin'in Vadilerinde yaşamak için götürdü.

Dorthonion

Ama az sayıda insan Estolad'da kaldı.Liderleri Marach'ı bırakmak istemediler.Gitmeme nedenleri sadece bu değildi.Estolad'da kalan bu insanlar Elf'lerden korkuyorlardı.Marach İnsanları mutsuzdular.Çünkü onlar Beleriand'a barışı bulmak için gelmişti ama barış yerine,kendilerini Elfler ile Morgoth arasında geçen savaşın ortasında buldular.Marach'ın Ölümünden sonra Bu insanların yeni lideri Amlach oldu.

369'da,Estolad'da bir konsey toplandı.Morgoth Amlach'ı kontrolüne aldı ve Diğer insanlardan ve Elfler'den gizli onu kendi adına konseye göndermişti.Ancak Elfler ve Diğer insanlar Amlach'ın Marach'lı insanları temsil etmek için konseye geldiğini sanıyordu.Ancak Konsey'de Amlach'ın Morgoth'un kontrolünde olduğu anlaşıldı.Elfler ve İnsanlar Morgoth'un gazabından korunmak için Konsey'i terkettiler.Bereg,Beleriand'ın Kuzeyine 1000 adamdan oluşan Beor'lu insanları götürdü. Amlach pişmandı ve Himring'de Maedhros'a katıldı ama Marach'lı insanlar yeni liderlerini seçtiler ve Eriador'a gittiler.

Maedhros

376'da,Başka bir İnsan Grubu Haleth tarafından Estolad'a geldiler.Onlar önceden Thargelion'da yaşamaktaydı ta ki Morgoth,onlara saldırması için Okları yollayıncaya kadar.Haleth'in insanları, 390'a kadar Estolad'da kaldılar.

Haleth

Doğuda Beleriand,Morgoth'un kuvvetleri tarafından Ani Alev'in Muharebesinde istila edildi ve Beleriand yok oldu.Bu savaş sırasında da Haleth İnsanları Estolad'dan ayrılıp Brethil Ormanlarına kaçtılar.

Çevrimdışı Easterling

  • Level 14
  • İleti: 6249
  • Evrenin gözünde sen nesin ki ?
Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
« Yanıtla #110 : 24 Mayıs 2014, 14:35:55 »
Brandir

Güneşin Birinci Çağı?nda, Brethil Ormanı?nda yaşayan orman insanlarının son kralıdır. Halkının pek çoğu, babası Handir ve dedesi Haldir, Morgoth ile yapılan savaşlarda ölmüşlerdir. Turambar Turin ormanına geldikten sonra ormanın ve kendisinin üzerine Turin?in lakabı Turambar?ın da belirttiği üzere karanlık çökmüştür. Turin geldikten sonra halkı ondan uzaklaşıp Turin?e taraf olmaya başlamış, Turin?in gitmesini isteyen ve topal olan zavallı Brandir?e acımamışlardır. Daha sonra Nienor?un Turin?i terketmesinin kabahati Turin tarafından yalan soylediği gerekçesiyle Brandir?e çıkarılmış ve Turin tarafından meşhur kılıcıyla kafası uçurulmuştur. Turin sonradan Brandir?in yalan söylemediğini anlasa da zavallı topal kral, halkı tarafından terkedilmiş bir biçimde ölmüştür. O son kraldı. Sonradan Morgoth ormanı işgal etmişti.

Anardil


Gondor'un 6. kralıdır. Anardil Üçüncü Çağ'ın 136. yılında doğmuştur. Kral Eärendil'in oğludur. Anardil 324 yılında Kral olarak babasının yerine geçmiştir ve krallığı 411 yılındaki ölümüyle oğlu Ostoher'e geçmiştir.

Çevrimdışı Easterling

  • Level 14
  • İleti: 6249
  • Evrenin gözünde sen nesin ki ?
Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
« Yanıtla #111 : 24 Mayıs 2014, 14:37:15 »
Aragorn ve Gandalf'ın Tanışmaları

Tepenin sırtlarında beliren bir adamın hareketleri aşağıda kamp kurmuş olan büyük bir Ork grubunun dikkatini çekmişti. Orklar silahlı yedi adam gönderdiler. Bir müddet beklemelerine rağmen geri gelmeyen adamlarını aramak için yola koyuldular. Tepenin doruğuna geldiği zaman üç büyük süvari gördüler. Elladan, Elrohir ve Aragorn...

Hemen çığlıklar atarak saldırdılar üzerlerine. Sayıları iki yüz üç yüz kadardı ve Mordor'un Kara Uruklarından da vardı aralarında. Süvariler, Orkların üzerine atıldı ve ilk saldırıları Orklara çok pahalıya *** oldu. Çünkü Aragorn savaş konusunda oldukça hünerlenmişti. Ayrıca yanındaki beyler de yeterince kudretliydi. otuz kadarı düşünce geriye çekildiler. Ama Elrohir omzuna aldığı bir okun etkisiyle yere yığılmıştı.

Düşüncede Elfler, beden yaralarına diğer ırklardan daha fazla dayanır ama Ork okları da hayli zehirliydi. Sonuçta bu durum Aragorn da geri çekilme düşüncesi oluşturdu. Ancak Yarmavadi'ye epey bir meafe vardı ayrıca Orklar da hemen peşlerinde olacaktı.

Aragorn bu karanlık düşünceler arasında gidip geldi ve Orkların arasına tek başına dalmayı, Elladan'ı da kardeşinin yanında bırakmayı düşündü. Bunu Elladan'a söyledi ve reddedildi ama Aragorn'un vazgeçmeye niyeti yoktu ve dedi ki:

Aragorn: Sizde Miruvor var ve sizin iyileştirme hüneriniz beden daha fazla Kardeşinizin yanında kalın ve ben onları oyalarken siz Ayrıkvadi'ye dönmeye çalışın.

Elladan: Onlara tek başınıza karşı koyamazsınız. Yok olabilirsiniz.

Aragorn: Bu benim zamanım. Cesaretimi sınama zamanım geldi ve gücümü. HAYDİ! GİDİN!

Böyle dedi ve elveda diyerek atına atladı ve habersizce Orkların arasına saman yığının arasındaki ateş gibi saldırdı. Orklar ilk anda oldukça afalladılar ve kayıpları çok oldu. Ancak Aragorn'un saldırısı yavaşlamaya başlayınca toparlandılar ve naralar atarak onu karşılamaya koştular. Mızraklarıyla yüklendiler ve Aragorn zor durumda kaldı. Sonra tepenin aksi yönüne sürdü atını.

Orkların çoğu yok olmamıştı ve takip etmeye başladılar. Aragorn bir mesafeden sonra atından inerek oku ve sadağını çıkardı. Sadağını boşalttı ve aralarına yaya olarak saldırdı. Ama baş etmesi imkansızdı. Etrafında yüz elli Ork vardı.

Aragorn sonunda kılcını kadıramayacak hale geldi ve orkların arasına yığılmadan kısa bir süre önce ak bir ışık gördüğünü sanıyordu. Sonraını hatırlayamadı.

Gözlerini açtığında Yarmavadi'deydi ve bir yatakta yatıyordu. Yanında yaşlı bir adamın oturduğunu gördü. Gri giyinmişti, saçı sakalı da öyleydi. Gözleri öyle bir parlıyordu ki sanki ışığın kendisiydi. Yüzündeki hatlardan insan ırkında olduğu anlaşılıyordu ama değlidi. Uzun gri bir cübbesi vardı ve yine gri uzun olan pelerini askıda görülüyordu.

Aragorn yatakta doğruldu ve adama kim olduğunu sordu. Şu cevabı aldı:

-" Bir çok ismim var. Gençliğimde, artık unutulmuş olan Batı'da Olorîn idim. Elfler Mitrandir der, kuzeyde Gandalf. Doğuya hiç gitmem"

Aragorn: Gandalf, şimdi hatırlıyorum. Beni Orklardan sen mi kurtardın?

Gandalf: Sen de büyük bir fedakarlıkla Elrohir'i kurtardın büyük savaşçı.

Aragorn: Orklar çok fazla idi ve o anda aklıma başka bir şey gelmedi.

Gandalf: Evet, epey uğraştırdılar. Sonra da bir miktar Wargla uğraşmak zorunda kaldım. Seni buraya getirmem kolay olmadı.

Aragorn. Sen kimsin ?

Gandalf: Sauron'un düşmanı ve hür halkların dostuyum. Valar'ın elçisiyim.Ve şimdi gitmem lazım.

Aragorn: Nereye, daha yeni gelmiştin. Seni bir daha görebilecek miyim?

Gandalf: Elbette görüşeceğiz İsildur'un Varisi, Arathorn oğlu. Şimdi gitmem lazım. Elveda.

Böylece ayrıldılar. Aragorn onu bir daha ancak yedi yıl sonra görebildi ve ondan sonra sürekli irtibat halinde oldular. Aragorn, Elrond'dan Gandalf hakkında çok şey öğrendi ve onun bir Istar olduğunu anladı. Bundan sonra seyahatlarını daha uzun süre ve daha uzaklara yapmaya başladı. Yazgıları ise Son'a kadar birleştirildi...

Çevrimdışı Easterling

  • Level 14
  • İleti: 6249
  • Evrenin gözünde sen nesin ki ?
Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
« Yanıtla #112 : 24 Mayıs 2014, 14:38:45 »
Hador'un Miğferi

Dor-lómin'in yöneticileri tarafından giyilmiş büyülü bir miğfer. Tasarımından dolayı, Ejderha miğferi de denilirdi. Tolkien, Unfinished Tales'de geçen Narn i Chîn Húrin efsanesinde miğferi ayrıntılı bir şekilde tasvir etmektedir.
Nogrodlu cüce Telchar tarafından Belegost Efendisi Azaghâl için dövülmüştü. Azaghâl orklar tarafından pusuya düşürüldü ve onu Fëanor oğlu Maedhros kurtardı. Azaghâl, buna bir karşılık olarak miğferini Maedhros'a hediye etti. Glaurung'u yenen Fingon'a bu miğferi hediye etti. Fingon'dan başka bu miğferi üzerinde taşıyabilecek hiçbir elf bulunamadı. Bunun üzerine Fingon, -Dor-lómin'e yönetimi kendisine verilen- Hador'a bu miğferi hediye etti. Hador, bu miğferi rahatlıkla giyebiliyordu ve savaşlarda bu miğferi kullandı. Hador, Dagor Bragollach'ta katledildi ve miğfer oğlu Uzun Galdor'a geçti. Galdor, miğferi kullandı, fakat miğferi giymediği bir günde Eithel Sirion'da katledildi. Galdor oğlu Húrin miğferi giyemedi, miğfer Húrin'e ağır geldi. Húrin, ataları kadar güçlü değildi. Húrin Sayısız Gözyaşı'na gitti ve Morgoth tarafından esir alındı. Húrin'in karısı Morwen miğferi Túrin'e yolladı. Túrin, miğferi çeşitli savaşlarda kullandı. Túrin'in ölümünden sonra miğfere ne olduğu bilinmiyor, muhtemelen Amon Rûdh'da kaldı.
The Lord of the Rings: The Third Age video oyununda, cüce ırkından Hadhod, Moria'nın derinliklerinden Ejderha Miğferi olarak bahsedilen çok etkili bir askeri alet buluyor, bu miğfer ile Hador'un Miğferi arasında benzerlik vardır.

Çevrimdışı Easterling

  • Level 14
  • İleti: 6249
  • Evrenin gözünde sen nesin ki ?
Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
« Yanıtla #113 : 24 Mayıs 2014, 14:41:00 »
Pırıltılı Mağralar

Konum: Miğfer Dibi'nin içi, Ak Dağlar, Rohan
Üzerinde Yaşayan Irk: Dördüncü Çağ'ın ilerleyen zamanlarında Erebor Cüceleri
Kullanılan Diğer İsimler: Aglarond, Glæmscrafu, Miğfer Dibi Mağaraları, Pırıldayan Mağaralar

Rohan'da bulunan mağaralara verilen isimdir. Pırıltılı Mağaralar, Ak Dağlar'ın kuzeybatı kolunda bulunan, Miğfer Dibi'nin gerisindeki Thrihyrne'nin üç zirvesinin altında bulunurdu. Gimli Pırıltılı Mağaralar'ı, Kuzey Dünyası'nın harikalarından biri olarak ifade etmiştir.

Pırıltılı Mağaralar birçok geçidi, merdiveni, salonu ve odası ile birlikte dağların derinliklerinde bulunurdu. Zemini kumluydu, çatısı ise yüksek bir kubbeye sahipti. Duvarları ise mücevherler, kristaller ve değerli maden damarları ile birlikte ışıl ışıl parlardı.

Mağaraların zemininin yükselen ve tavanından sarkan beyaz, safran rengi ve gül kurusu sütunlar vardı. Tavanındaki yarıklardan hava sirkülasyonu sağlardı. Mağaraların içindeki birçok göl ve karanlık su birikintisi vardı; Dip Deresi, kaynağını mağaraların girişinden alırdı.

3 ve 4 Mart 3019 tarihinde yapılan Miğfer Dibi Savaşı'nda, Batıağıl'da yaşayan kadınlar, çocuklar ve yaşlılar, Pırıltılı Mağaralar'a gönderilerek güvenli bir bölgeye sevkedilmişlerdir. Hayvanlar, hayvan yemleri ve erzaklar da bu mağaralar da tutulmaktaydı. Dip Suru'nun gerisinde bulunan dar koyaktaki mağaraların girişi, düşmanın saldırılarına karşı uzun müddet savunulmuştur.

Savaş sırasında bazı Orklar, Dip Suru'nda bulunan su yolundan sürünerek suru geçmiş fakat birçoğu Miğfer Dibi savunması tarafından burada öldürülmüş yahut geri püskürtülmüştür. Fakat bir müddet sonra patlayıcı bir savaş gereci vasıtasıyla Dip Suru'nda büyük bir gedik açılmış ve Düşman kuvvetleri Miğfer Dibi'ne girmişlerdir. İçlerinde Éomer'in de bulunduğu pekçok Rohirrim ve Cüce Gimli, surun aşılmasıya birlikte mağaraların girişine doğru geri çekilmek zorunda kalmışlardır.

Gimli burada korkuyla karışık bir hayranlık içinde Pırıltılı Mağaralar'ı görmüş ve savaşın ardından mağaralardaki harikaları Legolas'a tarif etmiştir. Elf Legolas da bunun üzerine Gimli'nin, kendisiyle birlikte Fangorn Ormanı'nı ziyaret etmesi şartıyla Pırıltılı Mağaralar'ı onunla birlikte gezip göreceğine dair söz vermiştir. Nitekim Yüzük Savaşları'nın bitmesinin ardından 19 Ağustos 3019'da Gimli'ye verdiği sözü tutarak, onunla birlikte Pırıltılı Mağaralar'a gelmiş ve mağaraların güzelliği karşısında söyleyecek söz bulamamıştır.

Gimli savaşların ardından, beraberinde Yalnız Dağ'dan getirdiği çok sayıda Cüce ile birlikte Pırıltılı Mağaralar'a taşınarak Pırıltılı Mağaralar Efendisi oldu. Cüceler burada dikkatlice taşlar çıkartmış, yeni yollar, bölümler oluşturmuş, mağaraları aydınlatmak için lambalarla donatmışlardır. Dördüncü Çağ'ın başlangıcında Pırıltılı Mağaralar, Orta Dünya'daki en önemli cüce krallıklarından biri haline gelmiştir.

Çevrimdışı Easterling

  • Level 14
  • İleti: 6249
  • Evrenin gözünde sen nesin ki ?
Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
« Yanıtla #114 : 24 Mayıs 2014, 14:44:19 »
Dor-Lomin

Dor-lómin, diğer adıyla "Yankı Ülkesi", Hithlum?un güneybatısına düşüyordu ve doğusunda "Mithrim Dağları" ve kuzeyde -Annon-in-Gelydh ya da "Noldor Kapısı" olarak bilinen- Gökkuşağı Yarığı?nı oluşturan nehir yer alıyordu.
Bölgeye ilk kez ?Orta Dünya?ya gelişlerinden hemen sonra- Noldor tarafından yerleşildi. Fingolfin?in oğlu Fingon, babasının öldürülmesinin ardından Yüksek Noldor Kralı olmasından önce bu bölgeyi uzun süre yönetti.
Aynı dönemde Hador Soyu olarak da bilinen Edain Beleriand?a girdi ve Fingon tarafından kendilerine Dor-lómin tahsis edildi.
Dor-lómin?in son Edain efendisi Galdor oğlu Húrin, Nen Lalaith nehrinin doğduğu Amon Darthir olarak bilinen dağın civarında, Dor-lómin?in güneybatı köşesinde yaşadı. Hador Soyu?nun bir kısmının öldürüldüğü ve bir kısmının da sürüldüğü Nírnaeth Arnoediad?dan sonra Dor-lómin?e Doğulular yerleşti ve ?Húrin?in yetim yeğeni- Tuor, Androthlu Elfler tarafından Mithrim Dağları civarında büyütüldü.
Hithlum?un diğer kısımları gibi Dor-lómin de Öfke Savaşı sırasında denize batırıldı.

Çevrimdışı Easterling

  • Level 14
  • İleti: 6249
  • Evrenin gözünde sen nesin ki ?
Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
« Yanıtla #115 : 24 Mayıs 2014, 14:46:10 »
Serpentia Efsaneleri

Sesler , sesler ve yine sesler...Kara sisler etrafında dans ederken o uyukluyor gibiydi , bir anlığına kafasını kaldırdı ve büyük bir salonda irice bir tahtın önünde oturduğunu fark etti...Tahtta daha önce hiç görmediği biri vardı. Kızıl saçları taze dökülmüş kanı andırıyor şirin yüzünün arkasında sakladığı karanlık onu korkutacak kadar çok etkiliyordu...Yinede bu silüetin kim olduğunu hala çözememiş , anlamsızca yüzüne bakıyordu...Bir süre sonra sesini de duydu , karanlık zindanlarda tamı tamına 5 yıl boyunca kırbaçın vücudunda şakırdamasından başka bir ses duymadan yaşadıktan sonra bu ses kulaklarına müzik gibi gelmiş yankılandıkça yankılanıyordu...

" Kalk ! " diye bir komut duyuldu.

Yavaşça ayağa kalktı fakat gözü yerdeki kara döşemelerdeydi. Ya gerçekten de karalardı ya da karanlıkta öyle gözüküyorlardı. Yinede birşey dikkatini çekmişti , tahtaki silüetin yüzünden başlayıp ayaklarının dibine kadar hafif bir ışık anlamadığı bir yerden geliyordu. Bu ışık sayesinde yerde bir simge keşfetmiş gibiydi , böyle birşey görmek onu ürkütmüştü. Yerde uzadıkça uzayan bir yılan şekli vardı ama gözleriyle takip etmeye çalışsada başaramıyordu çünkü kadının önü hariç her yer karanlıktı...

Bnları düşünürken aniden aklında bir şimşek çaktı , kadın simgeye baktığını görmüş olmalıydı , kafasını kaldırıp kadına baktı. Kızıl saçlarının birazı gözünün önüne düşmüş , bir tutam saçın arkasından hafifçe gülümsüyordu.

" Demek birşey keşfettin... " dedi karanlık silüet...

Oysa " Evet. " demek için ağzını açtı fakat hiçbirşey söyleyemeden geri kapattı. Birşey onu istediğini yapmaktan alıkoyuyordu. Aslında içinde bulunduğu mekanda pek rahat değildi. Salon sisle doluydu ve bunun nasıl olduğunu hala anlamaya çalışıyordu. Bir süre sonra adam sisten silüeti bile göremez oldu , sanki büyük bir alanda tek başına oturuyor gibiydi.

Bir süre sonra göremediği kadının sert sesini beyninde hissetti , aralarındaki sis perdesi dağıldı ve bu ona sağlam bir acı verdi. " Yüzüme bak ! "

Bu durumdan hiç hoşnut değildi ama sonunda çaresizce silüetin gözlerine baktı. Bir kadındı bu ! Kadın çılgınca bir kahkaha attı ve sesi tüm salonda yankılandı. Ardından ayağa kalkıp üstüne yürümeye başladı. Savunmasız adam kadının yaklaşan gölgesinin altında her adımda daha da küçülüyor , güçten düştüğünü hissediyordu. Acaba olabilir miydi ? Bu onun sonu muydu ? O korku dolu an zihninde canlandırabildiği şeylerin en iyisi ölümdü ve kulaklarına kurtuluşu çağrıştıyordu...Ardından kadın konuştu...

" Ahh..Zindanlarımdan birinde beş yıl boyunca çektiğin muhteşem acılardan sonra...Kurtulacağını düşünebiliyor musun ? "

O da düşünmüyordu aslında ama içten içe istiyordu. Buradan kurtulmayı , engin çayırların , puslu dağların ardındaki küçük kulubesine dönmeyi ve sonsuza dek sevdiğiyle yaşamayı...Her insan gibi onun da hayaliydi bu ve düşüncelere dalmıştı işte...Adorra'nın pamuktan yumuşak ve narin ellerini tutuyor , utançla yüzüne bakıyordu. Yıllar sonra evine döndüğünü sanmıştı ve yıllardır tatmadığı huzuru bir anısında bulmuştu lakin pek de uzun sürmedi. Kara bir ok Adorra'nın karnını deşti ve o gözlerinin önünde yere yığıldı. Şaşkınlıktan gözleri doldu ve etrafındaki her şey birden dağaldı. Yine karanlık salonda karanlığın kendisiyle başbaşaydı..Bu duygu yoğunluğuna daha fazla dayanamadı ve gözlerinden süzülen iki damla yaşı üzerindeki yıpranmış giysinin koluna sildi ve yine kadının tok sesini duydu.

" Ne yazık...Yeterince acı çektin Abaet , artık seninle olan işim bitti. Buna sevinmelisin , kurtuluyorsun... "

Ardından yavaşça yanına sokulup kılıcını çeken kadını izledi ve gözlerini kapatıp başına gelecek son şeyi beklerken dilinden dökülen birkaç kelimeyle Dünya'ya veda etti...

Namàrie! Mela en? coiamin..

Çevrimdışı Easterling

  • Level 14
  • İleti: 6249
  • Evrenin gözünde sen nesin ki ?
Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
« Yanıtla #116 : 24 Mayıs 2014, 14:47:25 »
Lossarnach

Gondor'un tımarıdır. Lossarnach, Mindolluin Dağı'nın güneyinde, Ak Dağlar'daki vadilerde bulunmaktaydı. Erui Nehri, dağlardan gelip Lossarnach'tan geçerek güneydoğuya doğru akmaktaydı. Nehir, Anduin Nehri'ne dökülmekteydi. Minas Tirith'den başlayan Güney Yolu, Lossarnach'tan geçerek Lebennin'e giderdi.

Lossarnach'ın ormanları ve çayırları bahar aylarında çiçeklerle bezenirdi. Imloth Melui adı verilen vadi gülleriyle vurgulanmıştır. Lossarnach'ın daha alçak kesimlerindeki vadilerinde ise meyve bahçeleri bulunurdu. Lossarnach'tan getirilen şifalı otlar, Minas Tirith'deki pazara getirilir ve Şifa Evleri'nde kullanılırdı. Şifa Evleri'nde çalışan arif kadın Ioreth, Lossarnach'daki ormanlarda athelas yetiştiğini daha önceden görmüştü fakat otun iyileştirici özelliklerini bilmemekteydi.

Lossarnach çok sayıda insanın yaşadığı bir bölgeydi. Mordor'dan gelen Urukların saldırılarından kaçmak için 2901 yılında bölgesini terkeden Ithilien yerlilerinin büyük kısmı Lossarnach'a göçmüştür. Rohan Kralı Thengel'in eşi Morwen bir Lossarnachlı idi. Morwen'in babası ise Dol Amroth Prensleri soyundan gelmekteydi ve çiçekli vadilerini çok sevdiğinden ötürü Belfalas'tan Lossarnach'a gelmiştir. Beregond oğlu Bergil'in dedesi de Lossarnach'da yaşamıştır.

Yüzük Savaşları sürecinde, Minas Tirith'deki yaşlı, kadın ve çocuklar Tumladen, Lossarnach ve Lebennin'e gönderilmiştir. Lossarnach Hükümdarı Furlong 9 Mart 3019'da, beraberinde 200 adamlık bir birlikle Minas Tirith savunmasına gelmiştir. Korsanların tehdidi sebebiyle, çok sayıda adamını Lossarnach'ta bırakmak zorunda kalmıştır. Furlong, 15 Mart'ta Pelennor Çayırları Savaşı'nda öldürüldü.

Gri Bölük ve Ölülerin Ordusu'nun 13 Mart'ta Korsanlar'ı yenmesinin ardından Aragorn, Güney'den 4000 adamı Lamedon Hükümdarı Angbor önderliğinde kuzeydeki Minas Tirith'e göndermiştir. Angbor ve ordusu Lossarnach'tan geçerek 18 Mart civarlarında Minas Tirith'e ulaşmışlardır.

Lossarnachlılar, Kara Kapı'ya yürüyen Batının Ordusu'nda da yer aldılar. Mordor'a yaklaştıkça korkusunun önüne geçemeyen Lossarnachlı bazı çiftçiler, Aragorn tarafından geri gönderilmiştir.

Çevrimdışı Easterling

  • Level 14
  • İleti: 6249
  • Evrenin gözünde sen nesin ki ?
Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
« Yanıtla #117 : 24 Mayıs 2014, 14:50:45 »
Durthang

Konum: Ephel Dúath'ın kuzeyi, Mordor
Köken: Gondorlular tarafından inşa edilmiştir.
Üzerinde Yaşayan Irk: Önceleri İnsanlar, daha sonraları Orklar

Mordor'da bulunan bir kaledir. Durthang, Kara Kapı'nın ardındaki Udûn'un vadisine yukarıdan bakan bir konuma inşa edilmişti. Gölge Dağları'nın yükseltilerinde bulunan kale, vadinin güneybatı yönüne düşmekteydi. Kalenin Gölge Dağları'nda bulunduğu konumda oluşan çıkıntı, ana dağ sırtından ayrılarak Kara Kapı'ya ulaşırdı.

Durthang Kalesi aslen Gondorlular tarafından, İkinci Çağ'ın sonundaki Son İttifak Savaşı'nda Sauron'un yenilgisinin ardından Mordor'a gözcülük etmek için inşa edilen yapılardan biridir. Fakat Gondor'un gücü zayıfladıkça, kaledeki dikkat azalmış ve zaman geçtikçe kale terkedilmişti. Mordor, Sauron'un hizmetkarlarıyla yeniden dolmaya başladığında, Durthang da bir Ork kalesi haline geldi.

18 Mart 3019'da Frodo Baggins ve Sam Gamgee Durthang kalesinden gelen bir Ork taburu tarafından yakalandıklarında, Durthang'dan gelip doğuya doğru uzanan yol üzerindeydiler. Hobbitler Ork kılığına bürünmüşlerdi ve Ork taburundan gizlice ayrılana dek belli bir mesafe boyunca taburun Kara Kapı'ya yaptığı yürüyüşe katılmak zorunda kalmışlardı.

Çevrimdışı Easterling

  • Level 14
  • İleti: 6249
  • Evrenin gözünde sen nesin ki ?
Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
« Yanıtla #118 : 24 Mayıs 2014, 14:54:19 »
Tenora Savunması

Tiren kalın zırhından bunalmaya başlamıştı ki gözcüler orduya doğru koşarak Tenora diye bağırdılar. Tiren öne çıktı ve İsen de ardından. Orduya ilk ulaşan haberci ye yaklaşarak. Durum ne dedi Tiren. Haberci mutlu gibiydi çünkü beklediğini görmemişti. Ve ? Efendim şu an hiçbir şey yok kalenin önü boş. Sanırım savaş başlamamış düşman henüz gelmemiş. ? bu çok iyi dedi İsen atılarak. Ve arkalarındaki beş yüzü atlı beş bin kişilik orduyla Tenora ya yol aldılar.
Tenora; Unhardian yarım adasının en batısındaki kara parçasıdır. Ve bir yarım adanın tamamı sınırlarında bulunun Hatur krallığına bağlı bir şehirdir. Denizin içlerine doğru uzanan kara parçası onlarca mil denizin içinde batıya doğru uzanır ve en son noktadan kıvrılarak onlarca mil daha kuzeye denizin içine doğru uzanır. Unhardian ve Tenora yarım adasının arasında kalan deniz sularına Minhelt körfezi denir ve büyük Nanfenik iç denizinde Ticaret yapan tüm gemiler oraya mutlaka uğrar.
Hatur krallığı son aylarda Siril adası krallığına bağlı korsanlarla çok fazla sorun yaşıyordu her zaman Hatur Krallığının ticaret gemilerine saldırır ve çok ağır ticari zararlara neden oluyorlardı. Hatur krallığı bu konuyu defalarca Siril krallığına iletmesine rağmen onlar korsanlarını koruyor ve Haturu kışkırtıyorlardı. En son bir ticari filoyu ele geçiren korsanlar Hatur kralını çileden çıkardı ve Sirile savaş ilan edildi. Korsanları yok etmek üzere gönderilen donanmalar karşılarında iç denizin en güçlü denizcilerinden olan Siril donanmasını buldu ve deniz savaşı kaybedildi. Siriller Ejderhaları evcilleştirip savaşlarda kullanan az sayıdaki ülkeden biridir. Ve bu savaş Hatur için Zorlu olacaktır. Gözcü gemileri Sirillerin büyük bir donanmayla iç denizin en hareketli limanına saldıracaklarını haber almıştı Tenora Limanları. Tenora Minhelt limanın en içinde kurulu büyük bir şehirdi ancak Tenora yarım adasının en uç kısmında bulunan kale orayı koruyordu ve her tür gemi o kalenin sahillerine uğramadan Tenora şehrine giremezdi. Ve bu da kaleyi şehirden daha kıymetli yapıyordu. Hatur kralı 2. Kresyos savaş için hazırlık yapmıştı kale onarılmış mancınıklar yerleştirilmiş ve asker takviyesi yapılmıştı. Ancak boğazların öbür yakası olan Mendelent topraklarında herkese kan kusturan Birleşik krallıklar tehlikesi olduğu için ordunun çoğu Mendelent kara sınırını koruyordu. Bu sıkıntılar karşısında Sirille baş etmek mümkün değildi. Ve otuz yıl antlaşması gereği tüm üye ülkelere yardım çağrısı gönderildi. Ancak bir çoğu başka bahaneler öne sürerek bu yardımı göndermedi. Sadece güneydeki ticari ortakları Eftentian krallığı beş yüz kişilik piyade birliği göndermişti. Bu yardıma kulak veren tek Krallık güçlü ve Ru Nanfenikte hemen her krallığın savaşmaktan çekindiği Fritonia krallığıydı ve beş bin kişilik bir ordu Hatura yardım için Tenoraya gönderilmişti. Bu orduya genç komutanlar Tiren ve İsen komuta ediyordu.
Bu büyük ordunun gelişini gören Nohar kalesi muhafızları yüksek sesle bağırdılar ve kapılar açıldı. İsen ve Tiren ordunun başında kaleye girdiler. Bu kale yüksek surlarla çevrili içinde bir köy alan ticari ve iyi bir savunma kalesiydi. Dörtgen planla yapılmıştı ve her köşesinde yüksek burçlar bulunuyordu kale duvarları o kadar genişti ki mancınıklar rahatlıkla sığıyordu. Denizden karanın içine doğru bin adımlık bir mesafedeydi. Sahil tek gemilik iskelelerle doluydu ve denize doğu üç yüz kulaçlık bir mesafede küçük bir ada bulunuyordu. Bu ada ve sahiller arasında bir bağlantı yoktu. Fritonia ordusu kale sakinleri tarafından coşkuyla karşılandı ve Kral Kresyos öne çıkarak Tiren ve İseni karşıladı. Bu yardım Fritonia ve Hatur arasındaki büyük dostluğu pekiştiriyordu. Fritonianın yeni kralı Armakin ilk savaşını yapıyordu.
Her şey hazırlanmış askerler yerleşmiş ve kaledekiler gözlerini denize dikmiş düşmanı bekliyordu. Hava kararmaya başlarken ufukta sönük ışık huzmeleri görünüyordu ve bu huzmeler gittikçe büyüyordu yaklaştıkça bunu yanan bir gemi olduğu görüldü bu Haturun gözcü gemilerinden biriydi. Bunu gören askerler surun önlerine doğu yürüdü. Tiren kale kapısının üstündeki surlarda okçularla duruyordu. İsen kalede değildi. Ve Fritonia askerlerinin bir kısmı kalede değildi. Kral Kresyos kale içinde atlılarıyla bekliyordu. Fritonia Generali Risen büyük kuzey burcunda diğer askerleri komuta ediyor ve Kale komutanı kalenin en arka kısmında iki yüz atlıyla bekliyordu. Yanan gemi sahile vurdu, tamamen yanmıştı ve içinde hiç canlı kalmamıştı. Sahilin yakınında bulunan küçük adaya Norn ismi verilmişti ve savaş öncesi İsenin Dâhice planı uygulanmıştı. Ada ve sahil arasında geniş ve sağlam bir iskele hızla inşa edilmişti ve İsen yanına bin piyade alarak o adada saklanmıştı savaşın ilerleyen saatlerinde ani ve beklenmeyen bir baskın yapacaklardı. Ufukta Sirillerin gemileri görülmeye başlandı o kadar fazlaydılar ki denizin ufku kapanmıştı. Ve en arkalarında beş tane diğerlerinden çok daha büyük gemiler vardı. Norn adasına hiç aldırış etmeden arada köprü vaziyeti gören iskeleye gemilerini yanaştırdılar askerler gemilerden sel gibi indiler ve naralarla sahilin içlerine doğu ilerlediler. Birkaç gemi karaya oturdu ve içinden çıkan askerler onları halatlarla yerlere bağladılar bu gemilerde mancınıklar bulunuyordu. Siril askerleri kalenin diplerine kadar gelmişlerdi ve mükemmel bir sıraya dizilmişlerdi. Komutanları atıyla ordu yararak geldi ve en öne geçti. Tiren olanları sakince izledi. Kaleden hiçbir ses yükselmiyordu göğü dolduran sesler Sirillerin ayak sesleriydi artık savaş başlamak üzereydi. General Risen o kaledeki en tecrübeli askerdi ve neler olacağını hep tahmin edebilirdi Tirene baktı Yüksek burçtan genç efendisinden bir komut bekliyordu. Zira ilk saldırıyı yüksek kuzey burcu yapacaktı. Tiren başını iki yana salladı. Risen selam verir gibi başını eğdi ve önüne baktı. Siril askerleri tamamen yerleşmişlerdi. Ve komutanları kendi dillerinde bir nara patlattı göğe o sessizlikte bu sesi kaledeki evlerine sığınmış olan savaşamayan yaşlılar bile duydu. Askerler hep bir ağızdan aynı şeyi tekrarladılar. Artık savaş başlamak üzereydi.

Çevrimdışı Easterling

  • Level 14
  • İleti: 6249
  • Evrenin gözünde sen nesin ki ?
Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
« Yanıtla #119 : 24 Mayıs 2014, 14:56:04 »
Baran

Beor'nun evinin ikinci lideri. Baran, 289 yılında doğmuştu. O,yaşlı Beor'un genç oğluydu ve Baran olarak bilinirdi. Onun, daha genç bir erkek kardeşi olan Beleni vardı. Baran'ın, iki oğlu vardı: Borak, 314 yılında ve Baranor'da , 317 yılında doğmuştu.
Beor, onların, Finrod Felagund'la karşılaştığı Beleriand'a mavi dağların üzerindeki insanlarını oraya götürdü, Nargothrond'un lordu. Beor'un insanları, Estolad bölgesinde yerleştirdi, ama Beor'a, Nargothrond'a Finrod'a arkada eşlik etmeyi kararlaştırdı. Baran, Beor'un evinin adamlarının lideri oldu.En yakın zaman yerleştiren Marach'ın insanlarına arkadaş oldu.
Baran, 380 yılında öldü, ve onun yerine oğlu borağı lider yaptılar.
« Son Düzenleme: 24 Mayıs 2014, 14:57:52 Gönderen: Easterlings »