Total War Türkiye

Total War Türkiye Tarih Forumu => Fantezi Evrenler ve Alternatif Tarih => The Lord of the Rings (Orta Dünya) => Konuyu başlatan: Mouth Of Sauron - 12 Ağustos 2012, 10:56:51

Başlık: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Mouth Of Sauron - 12 Ağustos 2012, 10:56:51
Verdiğim konunun linki spoilerin içinde olacaktır ve yeni yararlı konular açılırsa bu konunun altına linkini verin ben eklerim :)



Thorin Meşekalkan (Mouth Of Sauron)

Spoiler
[close]

Altın Smaug (Mouth Of Sauron),

Spoiler
[close]

Angbad'ın Karanlık Kurt Adamı Draugluin (Mouth Of Sauron)

Spoiler
[close]

Ateşin Efendileri Balroglar (Mouth Of Sauron)

Spoiler
[close]

Smaug'un Katili Okçu Bard (Mouth Of Sauron)

Spoiler
[close]

Deri Değiştirici Beorn (Mouth Of Sauron)

Spoiler
[close]

Lord Elrond (Mouth Of Sauron)

Spoiler
[close]

Maia Irkı (kiami)

Spoiler
[close]

Beş Ordular Savaşı (kiami)

Spoiler
[close]


Rohan Kraliyet Hanedanı (kpzfth)

Spoiler
[close]

Dunedain'in Kuzey Kolu : Arnor (kpzfth)

Spoiler
[close]

Erebor (kpzfth)

Spoiler
[close]

Rhûn ve Harad (kpzfth)

Spoiler
[close]



İyi forumlar.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Holy Roman - 12 Ağustos 2012, 11:07:07
 Teşekkürler.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Hashasim the MERCİLESS - 12 Ağustos 2012, 11:09:23
2012 versiyon mu bunlar ?
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Mouth Of Sauron - 12 Ağustos 2012, 11:10:37
2012 de yazılanlar
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Hashasim the MERCİLESS - 12 Ağustos 2012, 11:13:34
İyiymiş o zamaan
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Mouth Of Sauron - 12 Ağustos 2012, 11:23:46
sağol :D
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Holy Roman - 12 Ağustos 2012, 11:27:12
sağol.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Mouth Of Sauron - 12 Ağustos 2012, 11:33:26
?
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Holy Roman - 12 Ağustos 2012, 11:39:31
 Özür 2 kere yazmışım :)
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Mouth Of Sauron - 12 Ağustos 2012, 11:39:58
Hı tamam problem değil :D
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 12 Ağustos 2013, 21:12:06
Spoiler
[close]

Not: Çoğu kişi karıştırır. Easterling ordusu Harad değil, Rhun devletine bağlı. Mordor'un doğusunda yer almaktadır.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 12 Ağustos 2013, 21:14:36
İlgili bir video.

Başlık: Rhun Askerleri
Gönderen: Easterling - 13 Ağustos 2013, 01:25:59
Spoiler
[close]

Bazı arkadaşlar karıştırıyor, "Easterling" ordusu Rhun devletine aittir, Harad'a değil.

Rhun, Mordor'un doğusunda yer alır.

Easterling March
[close]
Başlık: Ynt: Rhun Askerleri
Gönderen: Easterling - 13 Ağustos 2013, 01:34:13
Sağ tarafa bakarsanız görürsünüz. Iron Hılls taraflarından aşağı Harad'a kadar iner. Eskiden Dale ile savaşları olduğu söylenir.  tbr*

HARİTA
[close]
Başlık: Ynt: Rhun Askerleri
Gönderen: SaykorHan - 13 Ağustos 2013, 01:38:58
Bu sene kpss ye hazırlanırken coğrafya bilgim bayağı arttı. Ayrıca haritaya bakınca direk dağların uzanışı kıvrımlı mı yoksa kırıklı mı gibi şeyler aklıma gelmeye başladı.

Third age oynamayan pek bilmez bence Rhun ü.
Başlık: Ynt: Rhun Askerleri
Gönderen: Easterling - 13 Ağustos 2013, 01:40:29
Rhun ordusu sağlamdır.  tbr*
Başlık: Lothlorien
Gönderen: Easterling - 13 Ağustos 2013, 01:41:04
J. R. R. Tolkien?in hayalî Orta Dünya evreninde, Orta Dünya?da yaşayan elflerin en sihirli orman ülkesi.

Ülke Yüzüklerin Efendisi?nde, elflerin Sauron?a karşı direniş merkezi olarak önemli bir yer tutar. Ayrıca ülke, burada yaşayan ve burayı ziyaret eden kişiler için ??zamanın asılı kaldığı? bir dinlenme imkânı sunan bir çeşit savunma sihriyle büyülenmiştir

Lórinand ismi Quenya?ya Laurenandë, Sindarin?e Glornan ve Nan Laur olarak geçmiştir, hepsi de aynı anlama gelir. Çok sonraları Rohirric dilinde Dwimordene (??hayalet?? anlamına gelen ??dwimor?? sözcüğünden, elflerde gördükleri büyücülüğe kinaye olarak), Ortak Lisan?da ise Altın Orman olarak adlandırıldı.


Tarih İlkçağ?ın başlarında Eldar?dan bazıları Büyük Yürüyüş?ten ayrıldı ve Dumanlı Dağlar?ın doğusuna yerleşti. Bu elfler önceleri Nandor, daha sonraları ise Silvan Elfleri olarak bilindi. İkinci Çağ 1200?de Galadriel, Lindórinand olarak bilinen ?ve daha sonraları Lothlórien ismini alacak olan- bir Nandorin krallığı ile irtibata geçti ve bu ülkeye -Tar Aldarion?un Gil-galad?a hediye ettiği- mallorn ağaçlarından dikti.

Silvan elflerinin kültürü ve ilmi Sindarin elflerinin dağların batısından doğuya gelmesi ile belirgin bir şekilde zenginleşti ve hatta Silvan dilinin yerini aşama aşama Sindarin dili almaya başladı. Ülkeye gelenler arasında -topluluğun ilk kralı olacak olan- Amdír ve kendisi ile birlikte ?Elfler ve Sauron Savaşı sonunda harap olan Eregion?dan göçerek- güneydeki Nandorine katılmak için Anduin?den karşıya geçen Celeborn ile Galadriel de vardı. Sonraları Amdír İnsanların ve Elflerin Son İttifakı?na katılmak üzere ?kuzeydeki Silvan elflerinin kralı Oropher?in de katıldığı ve Sauron?un yenildiği savaşa- ordusunu bizzat sevketti. Sonrasında kuzey ve güney orman krallıklarının varlığı güçlendi

Sauron?un kötülüğünün nüfûzu Yeşil Orman?ın güneyinde aşama aşama arttıkça, kuzeydeki kral Oropher oğlu Thranduil daha da kuzeye çekilerek halkını kötülükten korumaya çalıştı. Aynı zamanda, ormanın güneyindeki kral Amdír oğlu Amroth halkı ile beraber tamamen Anduin?in batısına çekilerek kendisini doğudaki kötülükten korumaya çalıştı. Daha sonra Amroth, sevgilisi Nimrodel?i aramak üzere Ak Dağlar?a gitti ve geri dönmedi.

Daha sonraları, Galadriel?in parmağındaki güç yüzüğünün tesiri ile ülkenin bitki örtüsü bozulma ve ölmeye karşı korundu ve kullandığı güç yüzüğü ile Galadriel bütün ormanı her türlü kötü yaratıktan koruyan bir sihirle büyüledi, öyle ki Mordor?un ormanı fethetmesinin tek yolu Yüzüklerin Efendisi Sauron tarafından yönetilen bir ordunun bizzat gelerek bu büyülü korumayı yıkmasıydı.

Dördüncü Çağ başında Galadriel?in Valinor?a yelken açmak üzere ormanı terk etmesiyle beraber ormanın tek yöneticisi olarak Celeborn bir süre daha Lothlórien?in halkını idare etti. Celeborn, Amon Lanc merkezli yeni ve batıdakinden daha geniş bir ülke (Doğu Lórien?i) kurmak üzere halkını Anduin?den karşıya geçirdi. Celeborn ve Galadriel?in torunu Kraliçe Arwen?in ölümünden sonra Lothlórien ıssız hale geldi.


Coğrafya Lothlórien, Moria?nın doğusunda Dumanlı Dağlar ile Anduin arasında yer alır. Ülkenin merkezi Şerit halinde uzanan ormanlık bir bölgeyi güneyde bırakarak Anduin ile Gümüşdamarı ırmakları arasında kalır. Ülkenin bu kısmına elfler tarafından Naith denir (S. mızrak ucu), Ortak Lisan?daki adı ise Üçgen?dir. Caras Galdhon şehri Naith?in en dar kısmında, iki nehrin bir araya geldiği, Egladil ya da Köşe denilen yerde inşa edilmiştir.
Başlık: Ynt: Rhun Askerleri
Gönderen: SaykorHan - 13 Ağustos 2013, 01:42:36
Aynen öyle. Ama piyade olarak cüceleri tek geçerim. Atlılarda da Dol Amroth  pacoz*
Başlık: Ynt: Rhun Askerleri
Gönderen: Easterling - 13 Ağustos 2013, 01:44:01
Dol Amroth for ever zaten.  yardir*
Başlık: Glorfindel
Gönderen: Easterling - 13 Ağustos 2013, 01:44:59
Gondolin?in ve İmladris?in(ayrıkvadi,yarmavadi,rivendell) elf efendisidir.

Glorfindel, Altın Çiçek hanedanın reisidir. Glorfindel?de Morgoth?un(melkor) çaldığı Silmaril?lerin peşinden ölümsüz karaları terk eden elflerdendir. Orta dünyada, Glorfindel ve onun takipçileri saklı elf şehri Gondolin?e yerleşti. 472 yılında Sayısız Gözyaşı savaşına katıldı. 510 yılında saklı elf şehri Gondolin Morgoth?un kuvvetleri tarafından saldırıya uğradı. Turgon?un kızı olan Idrili?n yaptırdığı gizli geçitten kaçarken onlara öncülük yaptı.

Gizli geçitte yollarını kesen Balrog ile dövüşür. Kavgalarının sonu çok acıklıdır, Glorfindel peşinden gelen elflerin hayatlarını kurtarmak için kendi canını feda ederek Balrog ile uçurumdan aşağı düşerek can verir. Büyük Kartal Thorondor Glorfindel?in cansız bedenini geri alır. Onu geçidin yanına koyup üzerine taştan tepecik oluşturdular; orada yemyeşil otlar bitti, dünya değiştirilene dek, sarıçiçekler taşların kıraçlığı ortasında onun üzerinde açacaktır.

Glorfindel?in geri dönüşüne dair;

Elfler ölümsüzlerdi ve böylece doğal nedenlerden dolayı ölmezlerdi ama elfler fiziksel darbeler ile öldürülebilirlerdi. Bu olduğu zaman onların ruhları Mandos?un salonlarına yargılanmak için gider ve bir zamandan sonra onların ruhları, fiziksel formlarına yaşamaları için yeniden geri verilirdi. İsyan eden elfler için ölümsüz topraklara geri dönüşleri yasaktı ama Glorfindel Gondolin?in halkını kurtarmak için soyluca davrandığından dolayı yeniden doğuşuna izin verildiği düşünülür. Glorfindel yeniden dünyaya gelmiş oldu ve ölmez karalarda bir süre yaşadı. Olorin(Gandalf) ile olan arkadaşlığının ölümsüz topraklarda başladığı sanılır.

Glorfindel orta dünya üzerine Sauron?un gölgesinin düşmeye başladığı bir dönemde dönmüş olabilir. Bu yöndeki başka bir fikirde istariler ile birlikte geri dönmüş olabileceğidir. Ama daha erken gelmiş olması muhtemeldir, Sauron?un yüzüğü dövdüğü döneme rast gelebilir çünkü Sauron?un büyüyen gücüne karşı koyabilmeleri için elfler arasına geri gönderilmiş olması olasılığı ağır basmaktadır.

Orta dünyaya geri dönüşünden sonra Efendi Elrond?un evinde yaşadı. Üçüncü çağın 1974 senesinde Angmar?ın cadı kralı kuzey Arnor?u istila etti. İmladris?ten bir orduya bu savaşta kumandanlık yaptı. Savaş meydanında cadı kralın Glorfindel?i görünce korkup kaçtığıda Glorfindel?in ne kadar kudretli bir Elf Beyi olduğunun göstergelerinden biridir.

Glorfindel 3018 Ekiminde Shire?dan yola çıkan yüzük taşıyıcısını karşılamak için beyaz atı Asfaloth ile yollara düşer. Dokuz kara süvarininde yüzük taşıyıcısını aradıkları Efendi Elrond?un kulağına gelmiştir. Bu yüzden Yüzük tayflarını karşılamak için kudretli Elflerin yola çıkması gerekiyordu. İmladris?te bile onlar ile başa çıkabilecek çok az Elf kalmıştı. Arwen yolu üzerindeki birçok Nazgul?u sürer nehrin geçişini açar ve buraya güvenli olduğunu belirtmek için yeşil bir elf taşı bırakır. Bu taşa denk gelen Aragorn yolun güvenli olduğuna ikna olur ve devam eder. Aragorn ve yanındakiler İmladris yolunu tutarlarken, arkalarından gelen at sesi ile önce korkarlar ama sonra bu korku yerine umuda ve sevince bırakır çünkü Arwen ile karşılaşmıştırlar. Arwen Frodo?yu atı Asfaloth?a bindirir ve kendilerinden önce yola düşürmeye çalışır ama yüzük taşıyıcısı buna karşı bir isteksizlik duyar. Oysa kaybedicek zaman yoktur Nazguller çoktan peşlerine düşmüş her geçen dakika yaklaşmaktadırlar. Bunun üzerine Arwen Asfaloth?a elf dilinde seslenir? noro lim, noro lim, Asfaloth!? bunun üzerine beyaz at yıldırım gibi fırlayarak ilerler. Asfaloth Frodo?yu nehrin karşına kadar getirir. Peşlerinden gelen nazguller nehri geçmekte tereddüt etselerde liderleri ve yanında iki kara süvari peşinden gelir. Bu sırada Efendi Elrond?un kontrolü altından olan nehir kabarır ve Gri büyücü Gandalf'ında ufak yardımları ile bir taşkın halinde üç nazgulü süpürür. Geri kalanların başına neler geldiğini Mithrandir Frodo?ya şu şekilde aktarır. ??sel taşkının başlaması ardından ileri atılan Glorfindel ve elinde yanan odunlar ile Aragorn peşinden geliyordu. Taşkının başlaması ile üç süvari süpürüldü. Geri kalanlar ise taşkın ile alevler arasında kaldılar. Birde karşılarında gazap içinde ayan beyan bir Elf Beyi görünce süvariler yılgınlığa düştü, atlarıda deliye döndü, kalan süvarilerde atları tarafından suya savrulup mağlup oldular.? Konuşmaları burada devam ederken tekrar Glorfindel?in bahsi açılır. ?Peki ya ayrıkvadi ve elfler? Ayrıkvadi emniyette mi?? diye sorar Frodo. Gri büyücünün cevabı ise şu şekildedir: ?Evet geri kalan her yer fethedilinceye kadar. Elfler karanlık efendisinden korkabilirler, ondan kaçabilirler ama bir daha onu ne dinleyecek ne de ona hizmet edecekler. Ve onun can düşmanlarından bir kısmı hala burada, Ayrıkvadi?de yaşamakta: Elf bilgeleri, en uzaktaki denizden gelen Eldar Beyleri. Onlar yüzük tayflarından korkmazlar, çünkü Kutlu Diyar?dan gelenler her iki dünyada birden yaşar ve hem görünen hem de görünmeyen?e karşı büyük kudretleri vardır.?. Konuşma Frodo tarafından şu şekilde devam ettirilir: "Parlayan ve diğerleri gibi solmayan beyaz bir siluet görür gibi olmuştum. Demek, Glorfindel miydi o?" ?Büyücünün cevabı ise şu şekildedir: ?Evet onu bir an için öbür taraftaki haliyle görmüşsün: İlk doğanların en güçlülerindendir. Bir Elf Beyi?dir Glorfindel, prensler yetiştiren bir soydan gelir.? der.

Glorfindel, 25 Ekim?de Efendi Elrond?un konseyinede katılır. Konseyde tek yüzüğün kesinlikle yok edilmesi gerektiğine dikkat çeker. Efendi Elrond Sauron?un dokuz kara süvarisine karşı yüzük kardeşliğine dokuz piyade seçmek istemektedir. Bunlar; Gandalf(olorin,mithrandir,gri büyücü,incanus), Gloin oğlu Gimli, Legolas, Boromir, Aragorn, Sam ve Frodo?dur ama iki kişi eksiktir. Elrond kendi halkından münasip birilerini seçmeyi düşünmektedir. Tam o anda Pippin ?Ama o zaman bize yer kalmaz!? diye bağırır. Efendi Elrond'un bu hobbitlerin gitmesinden yana gönlü olmasada Gri büyücü onları desteklemektedir ve şöyle der: ?Hiçbirimiz ileriyi açıkca görüyor değiliz. Doğru, bu hobbitler tehlikeyi anlıyabilselerdi gitmeye korkarlardı. Ama yine de gitmediklerine, cesaret gösteremediklerine yanar, utanıp mutsuz olurlardı. Elrond, sanırım bu konuda derin bir irfan aramaktansa onların dostluklarına güvenmek daha yerinde olacak. Bizim için Glorfindel gibi bir Elf Beyi bile seçsen, kudretiyle ne Karanlık Kule?ye saldırabilir, ne de Ateş?e giden yolu açabilir nasıl olsa.? Glorfindel, Arwen ve Aragorn?un düğünü için Minas Tirith'e; gelir. Glorfindel'in hayatı ile ilgili daha fazla şey bilinmez ama kutlu diyara geri döndüğü muhtemeldir.
Başlık: Isengard Tarihi
Gönderen: Easterling - 13 Ağustos 2013, 01:47:33
İkinci Çağ?ın sonlarında, Gondor?un ilk zamanlarında Gondurlular kırılmaz taştan Orthanc Kulesi?ni inşa ettiler ve dağların yaşayan kayalarından oluşmuş Isengard Halkası?nı düzleştirip şekillendirdiler. Bu istihkâm Dumanlı Dağlar ile Ak Dağlar arasında bulunan ve Gondor?un batı savunmasında stratejik bir konuma sahip olan Geçit?i korumak için inşa edilmişti. Isengard, Geçit?in kuzey kısmına koruma sağlarken, Aglarond - daha sonraki ismi ile Miğfer Dibi- Geçit?in güney kısmına koruma sağlamaktaydı.

Bir müddetliğine Isengard, batı sınırlarını denetimini elinde tutan Gondorlu efendilerin yerleştiği bir bölge oldu. Isengard?da ayrıca Orthanc?ın boynuzları arasına çıkıp yıldızlar üzerinde araştırma yapan kültürlü insanlar ve arifler de konaklamaktaydı. Orthanc Taşı denilen ve krallığın diğer bölgeleriyle iletişim kurmaya yarayan palantír Kule?de tutulmaktaydı. Orthanc, Minas Anor ve Minas Ithil ile birlikte Gondor?un Üç Kulesi olarak sayılmaktaydı.

Fakat zaman geçtikçe, Gondor?un batı sınırlarındaki gözcülüğü azaldı.1636?da gelen Büyük Veba?da Calenardhon -Isengard?ın yanı, Gondor?un batı bölgesi- nüfusu oldukça azaldı. Sağ kalan yerlilerin çoğu doğuya göç etmek durumunda kaldı. Gondor üzerindeki ana tehdit Doğu?daki düşmanlar olduğundan Gondor savunma açısından dikkatini bu yöne verdi.

Aradan geçen yıllardan sonra Isengard yerel reislerin soyuna bırakıldı. Reisler Gondorluydu fakat Isengard?ın içerisinde yahut çevresinde ikâmet eden tebaaları zamanla Bozdiyarlılarla ilişkiler kurdu, kanları karıştı. Bozdiyarlılar Dumanlı Dağlar?ın batısından göç eden topluluğa denmekteydi.

2510?da Calenardhon, Doğulular ve orklar tarafından istilâ edildi. İstilâ sırasında Isengard kuşatıldı. Lakin düşman kuvvetleri Celebrant Meydan Savaşı?nda kuzeyden gelen Genç Eorl komutasındaki Éotheod'e mağlub oldu. Zamanın Gondor Vekilharcı Cirion, Éotheod'e Calenardhon topraklarını ödül olarak bıraktı ve bu bölgeye Rohan denmeye başlandı.

Isengard Gondor?un bir istihkâmı olarak kalmaya devam etti. Fakat Isengard ile Gondor arasındaki bölge Rohan tarafından ayrılmış duruma gelmişti. Reis ve halkı Isengard Halkası?nda yaşamaya devam etti fakat Orthanc Kulesi kilitlenerek anahtarı Minas Tirith?e getirildi. Minas Tirith ile Isengard arasındaki bağ gün geçtikçe zayıfladı, en sonunda tamamen koptu. Isengard bağımsız bir kale durumuna geldi.

Kral Brego ve Kral Aldor dönemlerinde, Bozdiyarlılar Rohan?dan sürüldü. Bozdiyar halkı Rohirrim?e nefret beslemeye başladı ve iki halk zamanla birbirlerine düşman oldu.

Isengard?da ikâmet eden Gondorlu reislerin soyu kuruduğunda, istihkâmın kontrolü yine o bölgede ikâmet eden karışık kanlı ve Bozdiyar halkı ile iyi anlaşan bir aileye geçti. Kral Aldor?un ölümünün ardından Bozdiyarlılar Rohan Geçidi?ne doğru göç etmeye başladılar. Isengardlı yerlilerden de yardım alan halk, dağların yamaçlarına yerleşim yeri kurdular.

2710 yılında Bozdiyarlılar Isengard?ın kontrolünü eline aldı. Isengardlı yerlilerin pek çoğu yeni gelenleri hoş karşıladı. Gondor?a sadık kalanlar ise öldürüldü. Zamanla Bozdiyarlılar, Batıağıl?daki at çiftliklerine baskınlar düzenlemeye başladı. Bunun üzerine zamanın Rohan Kralı Deor akıncıları durdurmak üzere Rohirrim?in önünde at sürdü. Deor akıncıları yenmişti fakat Isengard?da Dunlandlilerin yaşadığını görmek onu şaşırtmıştı. Rohirrim kaleyi almak istedi fakat başaramadı. Bunun üzerine Deor, Gondor Vekilharcı Egalmoth?dan yardım istedi fakat Egalmoth herhangi bir destek kuvveti gönderemedi. Isengard 2758-2759 yıllarındaki Uzun Kış?a kadar Dunlandlilerin hakimiyetinde kaldı. Bu yıllarda Bozdiyarlılar açlık sıkıntısı çekmeye başladılar ve sonunda Rohan Kralı Fréalaf?a teslim oldular.

2759 yılında Ak Saruman -Büyücüler diye bilinen topluluğun reisi ve Ak Divan?ın başı ? Isengard?a yerleşmeyi talep etti. Gondor, bu bölgede askeri güç bulunduramadığından Gondor Vekilharcı Beren bu teklifi kabul etti ve Orthanc?ın anahtarlarını Saruman?a verdi. Bu değişimden memnun bir başka taraf ise Rohirrim idi. Zira Bozdiyar ile aralarındaki sınır bölgesinde artık güçlü bir Büyücü ikâmet etmekteydi. Saruman ise Isengard?ın konum ve savunma yönünden cazibesine kapılmıştı. Saruman?ın bu bölgeye yerleşme sebeplerinden biri de palantíri kullanabilme olanağıydı ve bu bölgeye yerleşerek bu imkâna da sahip olmuş oldu.

Gondor Vekilharcı, Saruman?a eski amaçları doğrultusunda Orthanc?ı ve Isengard?ı emanet etmişti, batı sınırlarının korunmasında denetleyici olması için. Fakat Büyücü?nün, gücünü artırmak için yaptığı planlar vardı. 2953 yılında Isengard?ın, surları içerisinde kendisine ait izole bir bölge olduğunu ilân etti. Kalesini güçlendirip, orklardan, Dunlandlı adamlardan ve görünüş itibariyle bu iki ırkın karışımından oluştuğu belli olan bir ordu oluşturmaya başladı.

Saruman?ın ordusu Isengard Halkası?nın duvarları içerisinde ikâmet etmekteydi. Kurtlar ise duvarların altlarındaki mağaralarda tutulmaktaydı. Isengard?da yetişmekte olan birçok meyve ağacını ve bahçeyi yok eden Saruman, ordusuna silah sağlamak üzere atölyelerden oluşan bir yer altı ağı oluşturdu. Saruman oluşan gücünü, İnsan ırkına hükmetmek üzere kullanmayı planlıyordu. Bu aşamada ilk adım ise Rohan?ın fethiydi.

10 Temmuz 3018?de Gri Gandalf Isengard?a geldi ve Saruman onu kendisine katılması için iknâ etmeye çalıştı. Gandalf Saruman?ın kuvvetlerine katılmayı reddetti akabinde Saruman onu Orthanc?ın en üstüne, boynuzlu çatıya çıkartarak esir olarak aldı. 18 Eylül?de Yel Efendisi Gwaihir gelip Gandalf?ı esaretten kurtardı.

3019 yılında Saruman Rohan?a karşı savaşını başlattı. 25 Şubat?ta yapılan Birinci Isen Geçitleri Savaşı?nda Kral Théoden?in oğlu Théodred öldürüldü. 2 Mart?ta Saruman Isengard?daki tüm askeri gücünü dışarı çıkarttı. Günün akşamında yapılan İkinci Isen Geçitleri Savaşı?nda Rohan?ın bölgedeki savunma gücü yokedildi. Gece yarısı ise ork, insan ve kurtlardan oluşan 10000 kişilik Isengard ordusu bir saat içerisinde geçitlerin kontrolünü tamamiyle ele geçirdi. Ordu Rohirrim?i kuşatmak üzere Miğfer Dibi?ne yürüdü fakat kuşatma kaldırıldı ve Isengard ordusu tamamiyle yokedildi.

Isengard ordusu yola çıkıp da kapıların tekrar kapanmasının ardından Ağaçsakal ve entler Isengard?a saldırdılar. Entler giriş kapılarını menteşelerinden sökerek Isengard?a girdiler ve Isengard Halkası?nı oluşturan duvarları parçalamaya koyuldular. Kapıları yıkılmış kemerli tünel ve muhafız odası dışında güney surlarının tamamı yokedildi. Kuzey yönündeki duvarlarda da oldukça geniş yarıklar oluşturuldu.

Bu olayların ardından Saruman kendini Orthanc?a kilitledi. Entler Orthanc?a zarar vermek istediyse de kulenin pürüzsüz ve sert yüzeyi buna engel oldu. Birkaç çentik ve çizik dışında Orthanc saldırıdan zarar görmedi.

Saldırı sırasında Saruman da boş durmadı. Isengard?ın zeminine inşa edilmiş çarklardan ve yarıklardan yükselen sıvı alevler ve dumanlar kısmen entlere zarar vermişti. Bunun üzerine entler Isen Nehri?nin sularını bölgede toplamaya karar verdi ve nehrin yönünü değiştirdi. Kuzey duvarındaki geçitten Isengard Halkası?na giren sular Saruman?ın atölyelerindeki ve fırınlarındaki ateşleri söndürdü.

Entlerle birlikte Isengard?a gelen hobbitler Peregrin Took ve Meriadoc Brandybuck Isengard?ın zeminini araştırmaya başladılar. Araştırma sırasında erzak dolu birçok kilerle karşılaştılar ki bunlardan bir tanesinde içinde Uzundip Yaprağı ? Saruman?ın Shire?dan gizlice getirttiği bir çeşit pipo otu - bulunan fıçılara rastladılar.

5 Mart?ta Gandalf ile Kral Théoden, Saruman ile müzakere yapmak üzere Isengard?a geldiler. Lakin Saruman makul bir davranış göstermedi. Bunun üzerine Gandalf, Saruman?ın asasını kırarak onu Büyücüler Divanı?ndan attı. Gandalf ile diğerleri Isengard?dan ayrılmak üzereyken, Saruman?ın hizmetkârı Gríma Solucandil palantíri Orthanc?dan aşağı fırlattı.

Saruman ve Gríma Yüzük Savaşları boyunca Ağaçsakal?ın ve diğer entlerin gözetiminde Orthanc?da kilitli kaldılar. Entler, Saruman?ın gizli tünellerinden kaçışını engellemek için Orthanc?ın çevresinde bir göl oluşturdular. Isengard Halkası?nın kalan duvarlarını da yıkan entler, tüm moloz ve yıkıntıları bölgeden temizlediler, Orthanc?ın çevresine yeni bahçeler oluşturup yeni ağaçlar diktiler ve buraya Gözcüormanı dediler.

Saruman, güçlü Ses?ini kafesleri ve esareti sevmeyen Ağaçsakal üzerinde kullandı ve 15 Ağustos?ta Gríma ile bilikte Orthanc?ı terketti.

Aragorn, birleşmiş Gondor Kralı Elessar 22 Ağustos?ta Isengard?a geldi. Aragorn entlere bu vadide yaşamaları için izin verdi ve entlerden Orthanc?a gözcülük etmelerini istedi. Ağaçsakal, Orthanc?ın Anahtarı?nı Aragorn?a verdi ve Orthanc Kulesi bir kez daha Kral?ın otoritesi altına alındı. Aragorn?un Orthanc?ın restore edilmesi emrini vermesinin ardından kulede Saruman tarafından çalınmış, içlerinde Elendilmir'in de bulunduğu pekçok önemli eşya bulundu. Orthanc Taşı tekrar kuleye taşındı ve zaman zaman krallığını denetlemek üzere buraya gelen Aragorn tarafından kullanıldı.
Başlık: Balin
Gönderen: Easterling - 13 Ağustos 2013, 01:49:42
Balin,Dwalin'in kardeşidir.Ayrıca Oin ve Gloin onun kuzenleridir.Yüzük Kardeşliğine katılan Gimli,Balin'in yeğenidir. Balin Fundin'in oğludur ve bilge,iyi yürekli,yaşlı diye de anılır. Balin üçüncü çağın 2763. yılında doğmuştur...

Balin, Yalnız Dağ(Erebor) Smaug tarafından alınmadan önce orada doğmuştu. Ordaki kral Thror'un egemenliği altında çocukluğunu geçirmiştir. Daha çok genç yaşındayken Smaug yüzünden halkı katledilirken ordan kaçmayı başaran sayılı kişilerdendir. Smaug dağı yıkarken Balin, Dwalin ile babası Fundin ordaki yan kapıdan kaçmışlardır.

Gençliğinde Kral Thror'un ölümü yüzünden oluşan cüce-ork savaşlarına katılmıştır ve Azunulbizar Muharebesi'nde savaşmıştır. Bu savaşta babasını kaybetmiştir. Aynı zamanda babasının ölümüne sebep olan orduların lideri ve Thror'u da öldüren adam olan Azog, Demir Tepeler Kralı Nain'i de savaşta öldürmüş ama aynı yerde Nain oğlu Dain tarafından öldürülmüştür.

Azunulbizar Savaşı'ndan sonra savaşta gözünü kaybeden ve cüce soyunun kralı olan Thror oğlu Thrain'e kısa yolculuğunda eşlik eden bir kaç kişiden biri olan Balin, Thrain Sauron tarafından kaçırılınca Thrain'i bırakmak zorunda kalır. Thrain'e yolculuğunda kardeşi Dwalin ve kuzenleri Oin ve Gloin'le eşlik etmiştir ve kaçırılnca kaçmışlardır. Balin kısa süre sonra Thrain'in oğlu Thorin ve kafilesine katılır.... J.R.R.Tolkien'in Hobbit adlı eseri,Thorin ve kafilesinin yolculuğunu anlatır.

Balin bu kafilede gözcülük yapmıştır. Kafilede Thorin'den sonra en yaşlı kişi Balin'dir. Onun için Thorin'in olmadığı zamanlarda Balin kafilenin liderliğini yapmıştır. Balin,soylu bir cücedir. Ayrıca kralların soyundan gelir.Balin,kendi zamanlarında yaşayan cücelerin neredeyse hepsinden yaşlıdır.Bunun için yaşlı Balin de denir.Ayrıca çok bilgedir ve Bilbo Baggins ile büyük dostluğu olan çok saygı gören bir kişidir.

Thorin ve kafilesi zamanlarında Erebor(Yalnız Dağ); Soyu tükenmiş olan ejderlerin son varislerinden biri olan Yaşlı Smaug'un esareti altındadır uzun zamandır... Thorin ve Kafilesi'nin amacı bu hazineyi Smaug'tan geri almaktır. Babası Thrain'in kurduğu kafilenin amacını Thorin gerçekleştirmek istemektedir. Kafile bin bir macera ve zorlukla amaçlarını gerçekleştirirler ve Smaug'un ölümünü ve Yalnız Dağ'daki krallığın yeniden kurulmasını sağlarlar. Puslu Dağlar'ın orkları ve wargları ile Beş Ordular Muharebesi'ni gerçekleştirerek bu dağın özgürlüğünü sağlarlar.

Balin elli yıl kadar Yalnız Dağ'da huzur içinde zengin bir şekilde yaşar. Bundan kısa bir süre sonra Balin, geçen seferki kafilenin de üyeleri olan Oin'i ve Ori'yi yanına alır ve Moria'ya krallık kurmaya gider. Balin ve kolonisi burda çoğalırlar ve Balin buranın kralı olur.

Beş yıl sonra goblinler, Moria şehrinin önünde Balin'e pusu kurup öldürürler. Buradaki cüce kolonisine saldıran goblinler cücelerin kralını öldürmüş oldukları için bir anlık kargaşa yaratırlar. Oin ise Moria Kapısı'nın önünde Puslu Dağlar'ın orklarına adamlarıyla direnirken, Göldeki Bekçi onu kapar. Ori ise batı kapısından gelen saldırılara dayanamaz ve halkı ile birlikte Mazarbul Odasına sıkışır kalır. Ori sadece kısa bir süre, gelen Mağara Trolleri'ne ve Puslu Dağlar'da yaşayan kuzeyli orklara dayanabilir. Burada, cesurca savaşırlar ama hepsi öldürülür. Öldürülmeden önce Balin'e harika bir mezar yaptırılmıştır. Balin öldürüldüğünde üçüncü çağın 2994. yılıdır.

Yıllar sonra yüzük kardeşliği buraya Balin'e sığınmaya geldiğinde Balin'in mezarını ve Ori'nin güzel el yazısıyla olanları yazdığı günlüğünü görürler.Ayrıca her yerde cüce iskeletleri vardır ve burası ele geçirilmiştir. Buradaki mağara trollerini ve Puslu Daplar'ın orklarını komuta eden şey ise Balrog'dur. Balin'in mezarına her zaman bir ay ışığı vurmaktadır ve şunlar yazmaktadır:

...FUNDİN'İN OĞLU BALİN BURADA YATIYOR...

Balin'in Mezarı
Başlık: Ynt: Isengard Tarihi
Gönderen: Faramir - 13 Ağustos 2013, 01:50:12
Ellerine sağlık bu arada yüzüklerin efendisi merakı nereden gelme?
Başlık: Haldir
Gönderen: Easterling - 13 Ağustos 2013, 01:51:06
Lothlorien elflerinin 3. Çağın sonlarındaki, Yüzük Kardeşliği zamanlarındaki ordularının komutanıdır.Rumil ve Orophin adlı iki tane kardeşi vardır.Kardeşleri ortak lisan dilinden biraz anlamaktadır.Yüzük Kardeşliği,Lothlorien'e Aragorn'un liderliğinde geldiklerinde, onları Haldir karşılamıştı ve onların peşindeki Moria'dan gelen Goblin ordusundan Kardeşlik'i, o ve kardeşlerinin emrindeki elf taburu kurtarmıştı.Diğer Lothlorien elfleri gibi Haldir de Lothlorien'deki Mallorn ağaçlarının tepesinde yaşarlardı.Kardeşlik onlardan yardım istediğinde,hobbitleri gizli ağaç evlerde saklayıp dinlendirmişler ve Aragorn,Boromir,Legolas ve Gimli ile birlikte Moria'dan gelen ork taburlarını pusuya düşürmüşlerdi.Kardeşliği sağ salim Galadriel'e ulaştırarak büyük bir görev gerçekleştirmiş oldu.Kardeşliğe lembas vererek onlara büyük bir ayrıcalık tanımıştı ve onları Galadriel'e götürürken , Gimli bir cüce diye Gimli'nin gözlerini kumaş ile kapatmak zorunda kalmıştı.Bunun nedeni,uzun zaman önceki cüce ve elf anlaşmazlıklarıydı.Galadriel bundan dolayı Gimli'den özür dileyip ödül olarak saçının bir tutamını Gimli'ye uğur getirmesi için hediye etmişti.Ama Haldir'e doğrusunu yaptığını söyleyerek,geleneklere uyduğu için ona teşekkür etmişti.Haldir;orkların,lothlorien nehrine ayak basmalarına çok öfkelenmişti ve nehir pislendiği için çok üzülmüştü.Normalde Yüzüklerin Efendisi'nin yazarı J.R.R. Tolkien,Haldir karakterine bu kadar rol vererek ölümü ve geleceği hakkında daha fazla bilgi vermemişti.Ama filme çekilirken yönetmen Peter Jackson Haldir'e ikinci kitabından çevrilen filmde de rol verdi.Ordaki rolü şöyleydi:Rohan'lılar Miğfer Dibi Kalesi'ne sığındıklarında,100 kadar elf askeri ile Haldir yardıma geldi.Durum kötüye gitmeye başladığında Aragorn herkese çekilme emrini verdi.Kaladeki elfleri Haldir yönetiyordu ve elfleri geriye çekerken bir yandan da savaşıyordu.Bir an için bir ork onun bileğine kesik attı ve kesik, Haldir'i tek elle savaşmaya mecbur bıraktı.Üstüne üstüne orkları devirirken,arkadan sırtına gelen bir darbe Haldir'in ölmesine yol açtı.Haldir,Aragorn için çok iyi bir arkadaştı.
Başlık: Ynt: Isengard Tarihi
Gönderen: Easterling - 13 Ağustos 2013, 01:52:16
Küçüklüğümden beri izlerim, bilgiler edinirim ve bu bölümün önceden moderatörüydüm.
Başlık: Angmar'ın Cadı Kral'ı (Witch King)
Gönderen: Easterling - 13 Ağustos 2013, 01:58:48
İkinci Çağ'da ve Üçüncü Çağ'da Sauron'un en şeytani ve en güçlü hizmetkarıdır. Dokuz süvarilerin (Kara Süvariler) lideridir. Sauron'un yardımıyla Minas İthil'i alıp adını Minas Morgul olarak değiştirdi. Yüzük Savaşı'nın en önemli dönüm noktalarından birisi olan Pelennor Çayırları Savaşı'nda Sauron'un ordularının başkumandanlığını yaptı ve bu savaşta öldürüldü.

Tayf olduktan sonra İkinci Çağ'da Angmar ülkesinin kralı oldu. Bu ülke, Ayrıkvadi'nin yer aldığı Dumanlı Dağlar dağ sırasının kuzey ucunda yer alan ayrı bir dağ sırasına da adını verir.

Yüzüktayflarının en güçlüsüdür.Angmar'ın Büyücü Kralı,Nazgul Efendisi,Ümitsizlik Efendisi olarak da bilinir. Sauron'un sağ koludur. Minas İthil'i alıp adını Minas Morgul yapmıştır ve civardaki her cisme karanlığını bulaştırmıştır. Üçüncü Çağ?ın sonunda tekrar Gondorluların eline geçene kadar şehir, Mordor?un kötülüğünü yaymakta kullandığı en önemli karargahlarından biri oldu.Bu önemli şehirde ikamet eden Cadı Kral planlarını bu şehirde yaptı ve senelerce Gondor?a saldırdı.

Cadı Kral ve diğer Nazgûller yüzük takıldığında bunu hisseder. Cadı Kral, silah olarak, diğer yüzük tayflarından farklı olarak bir de döven kullanır.

Aynı zamanda Cadı Kral, Frodo'yu Fırtınabaşı'nda zehirli Morgul bıçağı ile yaralayan Nazgûl'dür. Fellbeast ya da kara at kullanır.

Cadı Kral, Pelennor Çayırları Savaşı sırasında Minas Tirith'in surlarında Gandalf ile karşılaşmış ve Gandalf´la savaşacağı sırada Rohanlıların (Rohirrimin) gelmesi ile savaş alanına dönmek zorunda kalmıştır. Çok güçlü bir büyücü olan Cadı Kral çok güçlü bir kişi olduğundan dolayı herkes tarafından korku ile anılırdı. Rohan Kralı Théoden'e öldürücü bir darbe vurmuş ve kısa bir süre sonra ölümüne sebep olmuştur; fakat daha sonra olaya tanık olan Éowyn, (Théoden'in evlatlık aldığı yeğeni) Meriadoc Brandybuck'ın da yardımıyla Cadı Kral'ı kılıçlayarak ölümüne sebep oldu. Böylece Glorfindel'in "Angmar'ın Cadı Kralı'nın sonunun bir erkek eliyle olmayacağına" dair kehaneti gerçekleşmiş oldu.
Başlık: Ynt: Angmar'ın Cadı Kral'ı (Witch King)
Gönderen: Faramir - 13 Ağustos 2013, 02:01:43
(http://img03.blogcu.com/images/t/h/e/thegodfatherrr/witchking.6.30.06_1239185809.jpg)
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: The Enemy - 13 Ağustos 2013, 22:47:42
TheWhiteTowerGuardians, fotoğraf paylaşma yeri değil burası.  pol*
Başlık: Üçüncü Çağ Krallıkları
Gönderen: Easterling - 14 Ağustos 2013, 04:57:57
İnsan Krallıkları

Rhûn

Rhûn Krallığı, ilk başlarda Mordor'la ittifak kuran fakat dördüncü çağ ile birlikte batılı halklarla (Gondor ve Rohan) barış imzalayan bir krallıktır. Krallık, üçüncü çağda Mordor, Harad ve Khand krallıklarıyla ittifak kurarak Gondor'a saldırmıştır.

İlk Doğuluların çoğu Elflerin müttefikiydi. Nirnaeth Arnoediad'da Bór, elflerin tarafında sonuna kadar savaşıp can vermişken, Ulfang ve kabilesinin taraf değiştirip Morgoth'a katılması elflere çok büyük bir darbe indirmişti.

Krallık genel olarak doğulu insanların kontrolündedir. Ancak bölgede doğuluların dışında birçok elf ve cücenin de bulunduğu bilinmektedir. Çünkü Dorwinion adlı bir bölge, Rhûn'un kurak çölünden farklı olarak, verimli bir şarap merkezidir ve bölgede çok sayıda elf yaşamaktadır.

Arnor

İkinci Çağ'ın son yıllarında Elendil tarafından kuruldu. Arnor Orta Dünya'nın kuzeyindeki en görkemli insan krallığı idi. Arnor diyarı, doğuda Dumanlı Dağlar'dan batıda Mavi Dağlar'ın ucunda bulunan Lindon'a kadar uzanmaktaydı. Yıllar sonra keşfedilecek olan Shire bölgesi, Arnor sınırları içerisinde bulunmaktaydı. Başkenti, krallarının tahtının bulunduğu Nenuial gölündeki Annúminas'tı.

Elendil, İkinci Çağ'ın 3441 yılında Barad-dûr kuşatmasında düştü ve en büyük oğlu Isildur, Arnor Hükümdarı oldu. Aradan iki yıl geçmeden, Isildur güney diyarından dönerken üç oğlu ile birlikte öldürüldü. Bu olaya Ferah Çayırlar Felaketi denir. Fakat Isildur'un en küçük oğlu Valandil, savaşa gitmemiş Ayrıkvadi'de güvende tutulmuştu. Valandil yaşını aldığında, Isildur'un hiç taç giyememiş olmasına rağmen üçüncü Arnor Kralı olmuştu.

Arnor'un onuncu ve son kralı Eärendur'dur. Eärendur'un, Üçüncü Çağ'ın 861 yılında ölüşünün ardından üç oğlu aralarında taht mücadelesi yaptı. Bu durum Arnor'un üç ayrı fakat bağlantılı krallık olmasına neden oldu. Bu krallıklar Arthedain, Cardolan ve Rhudaur'dur. Eärendur'un en büyük oğlu Fornostlu Amlaith, Arthedain Kralı oldu. Amlaith, Isildur'un soyunun asıl varisi olarak kabul edildi.

Arthedain

Arthedain, üç krallığa bölünen Arnor'un batısındaki krallıktır. Arnor'un 10. ve son kralı Eärendur'un en büyük oğlu Fornost'lu Amlaith bu krallığın kralı oldu. Arnor'da en son ele geçirilen krallık bu krallıktır. Arthedain ele geçirilip Fornost'ta çökünce Gondor ve elf orduları Arnor'u yeniden alıp, Angmar'ı fethetmişlerdir.

Cardolan

Cardolan üç krallığa bölünen Arnor'un güneyindeki krallıktır. Arnor'un 10. ve son kralı Eärendur'un ortanca oğlu bu krallığın hükümdarı olmuştur. Cardolan büyük bir salgın yaşayıp, Dunland'daki çoğu insan ve birçok kolcu ile hobbit ölmüştür. Cardolan Rhudaur ve Angmar orduları tarafında ele geçirilip, tekrar Arnor krallığının olmuştur. Cardolan Barrow-Down mezarlığına ev sahipliği yapmaktadır.

Dale

Dale, Celduin Nehri ile Yalnız Dağ arasındaki insan şehri/krallığıdır. Üçüncü Çağ 2770'de Ejderha Smaug'un saldırısıyla harebeye dönmüş, ancak Erebor cücelerinin yardımıyla tekrar kurulmuştur. Bu sayede insanlar Dale'ye geri dönmüştür.

Yüzük Savaşı sırasında, Mordor ve Doğuluların güçlerini birleştirerek Dale saldırmasıyla Erebor cüceleri-Dale İnsanları ve Mordor-Doğulular (Rhûn) arasında Dale Savaşı çıkmıştır (Battle Of Dale). Savaşta cüce Kral Dáin II. Demirayak ve insan Kral Brand, katledilmiştir. Saldırılar devam ederken Sauron'un düşüşüyle, savaş bitmiştir. Tekrar harabeye dönen Dale, Dördüncü Çağ'da Yeni Birleşik Krallık tarafından tekrar kurulmuştur ama hiçbir zaman eskisi kadar parlak bir şehir olamamıştır.

Dol Amroth
Bozdiyar
Éothéod
Esgaroth

Gondor

İkinci Çağ'ın 3320 yılında kuruldu ve Dördüncü Çağ başladığında varlığını hala sürdürmekteydi. Konumu, Mordor'un batısında, Belfalas Körfezi'ndedir. Gondor isminin anlamı "taş ülkesi"dir. Gondor ülkesi ayrıca Güney Krallığı, Taş Ülke olarak da bilinirdi.

Númenor'un Yıkılışı'nın ardından Elendil tarafından Orta Dünya'da kurulan iki görkemli insan krallığından biridir. Diğeri kuzeyde bulunan Arnor'dur. Gondor, ilk kurulduğu yıllarda Elendil'in oğulları Isildur ve Anárion tarafından yönetilmekteydi. Elendil ve Anárion'un Barad-dûr Kuşatması'nda yaşamını yitirmesinden ve, kısa süre sonra Isildur'un Ferah Çayırlar'da öldürülmesinin ardından Gondor krallığı Anárion oğlu Meneldil'e geçti. Bu bakımdan Gondor kralları, Anárion'un soyundan gelmektedir ve Eärnur dönemine kadar babadan oğula geçmiştir.

III. Çağ'ın 2050 yılında Eärnur'un yitirilişinin ardından Gondor'un hükümdarlığı Kral'ın vekilharcı Mardil Voronwë'ye geçmiştir. Eärnur'un ölümü kesin bir ölüm değildi; bu sebepten ötürü Mardil ve ardından gelen vekilharçlar "kral geri dönene kadar" hükümdarlık yapma kuralına uydular. Bu süre yaklaşık olarak bin yıl boyunca devam etti. Ta ki III. Çağ'ın 3019 yılında Anárion'un büyük kardeşi Isildur'un soyundan gelen Aragorn II - Elessar, ortaya çıkıp Gondor tahtındaki hakkını iddia edene dek.

Harad

arad, Mordor'un güneyinde, Gondor'un güneydoğusundaki yarı-çölleşmiş, büyük bir bölge. Uzak, orta ve yakın Harad olarak üçe ayrılır. Krallık ilk olarak Üçüncü Çağ'da kendini belli etmiştir.

Harad, kendisine Haradrim adını veren Mordor'un hizmetkarlarından oluşa bir insan krallığına ev sahipliği yapar. Buradaki insanlar koyu tenli, başınabuyruk ve vahşidirler. Birçoğu ok ve mızrak kullanma konusunda ustadır. Ancak bazıları da kılıç kullanırlar. Bölgelerinde yaşayan Mûmak denen fil benzeri hayvanları savaşlarda kullanmaktadırlar. (Çoğulu Mûmakil)

Haradrim'ler en çok Pelennor Çayırları Savaşında etki göstermiş ancak yine de kazanamamışlardır. Harad, yarı-çölleşmiş olduğundan çayırlaşmış denebilir. Seyrek ağaçları, sıcak iklimi ve bozkır topraklarıyla Harad, orta dünyanın gizemli topraklarındandır. Harad bölgesinden sonra Umbar krallığının bulunduğu bölge olduğu için, Harad Umbar korsanlarının bölgesini koruyan bir geçittir.

Dördüncü çağa kadar ayakta kalmıştır. Ardından Yeni Birleşik Krallık'la olan düşmanlıkları son bulmuştur. Bazı Haradrim'ler krallığa katılmıştır.

Khand
Rhovanion

Rhudaur

Rhudaur üç krallığa bölünen Arnor'un doğusundaki üç krallıktan biridir.Arnor'un onuncu ve son kralı Eärendur'un üç oğlu yüzünden üçe bölünen krallıktan biri olan Rhudaur Eärendur'un en küçük oğluna verilmiştir.Rhudaur'un ve Cardolan'ın başkenti Amon Sûl'dur.Rhudaur kendi çıkarlarını korumak için Angmar'la işbirliği yapıp Cardolan ve Arthedain'i ele geçirdiler.Ancak Gondor ve elf orduları Fornost'a yardıma gelip Arnor'u geri alıp,üstünede Angmar'ı ele geçirmişlerdir.Witch King içinden intikam yeminleri ederek Ettenavlakları'na kadar kovalanmıştır.

Rohan

J. R. R. Tolkien'in kurgusal Orta Dünya evreninde bir ülke. Orta Dünya kıtasındadır. Başlarda Gondor'un sınırları içerisinde kalan Ak Dağlar'ın kuzeyinde bulunan Calenardhon bölgesi Üçüncü Çağ'ın 2510 yılında Vekilharç Cirion tarafından Kuzeyli Eorl ve halkına armağan edildi. Kuzeyin engin diyarından adamlarına önderlik ederek Gondor'un yardımına gelen Eorl, halkı ile birlikte kendilerine hediye edilmiş topraklara yerleşti. Eski Gondor ile yeni Rohan arasındaki yıllar sürecek müttefikliğin yemini bu olayla birlikte edildi.

Rohan tarihi karmaşa ve savaş ile doludur. Ak Dağlar'dan gelen orklar, batıda bulunan Bozdiyarlılar ve son olarak kuzeydeki Orthanc'da bulunan Saruman ile mücadele, Rohan tarihinin önemli bölümlerini oluşturur.

Yine de Rohan Kralları'nın soyu Eorl'ün zamanından Yüzük Savaşları'na ve ötesine uzanır. Rohan Kralları Eorl oğlu Brego'nun inşa ettirdiği Edoras'taki Altın Konak (Tekev)'ta ikamet ederlerdi. Rohan halkı Gondor'un en büyük zaruret anında Eorl'ün Yemini'ni yerine getirerek kadim müttefiklerine yardım etmek üzere atlarını Pelennor Çayırları Savaşı'na sürmüşlerdir.

Umbar

Umbar, Harandor'un güneyinde bulunan Orta dünya'nın korsanları olan Umbar Korsanlarına ev sahipliği yapan bölgedir.

Umbar halkı, ilk geldiklerinde Numenor'a bağlı iyi bir kavimdi. Denizlerde iyi amaçlarla yüzerlerdi. Umbar bölgesine gelip yerleştiler ama zamanla karanlık tarafa meilleri arttı. Daha sonra korsan olan bu kavim Umbar Korsanları olarak anılırlar. Bu nedenle onlara Kara Numenor'lular da denir.

Elf Krallıkları

Lindon

Lindon, Orta Dünya kuzeybatısında, en önemli ticaret ve yolculuk limanlarının bulunduğu bölgeye ve Elfler tarafından yönetilen krallığa verilen addır. Harlond ve Forlond bunlar arasında en önemlileridir.

Lindon Shire'ın batısında bulunan ve orta dünyanın batı denizine doğru açılmasına en eleverişli liman şehridir. Harlond (Güney Liman) ve Forlond (Kuzey Liman) bölgenin en önemli limanlarıdır. Ayrıca içlere doğru açılan Gri Limanlar adı verilen bir bölge de vardır. Ölümsüz topraklara buralardan açılınır.

Yüzük Savaşı ve önceki savaşlarda, elflerin Savaş ve Taşıma gemileri bu bölgede yapımıştır. Cirdan'ın yaşadığı bölgedir. Ayrıca Elfleri tümünün Batı'ya açılmasyıla son kalan Elf Cirdan'dır. O son gemiye binip açılmıştır.

Lothlorien

J. R. R. Tolkien?in hayalî Orta Dünya evreninde, Orta Dünya?da yaşayan elflerin en sihirli orman ülkesi.

Ülke Yüzüklerin Efendisi?nde, elflerin Sauron?a karşı direniş merkezi olarak önemli bir yer tutar. Ayrıca ülke, burada yaşayan ve burayı ziyaret eden kişiler için ??zamanın asılı kaldığı? bir dinlenme imkânı sunan bir çeşit savunma sihriyle büyülenmiştir.

Kuyutorman

Kuyutorman, Tolkien'in Orta Dünyası'nda bir yerdir. (İng: Mirkwood) Elflerin ve Entlerin bazılarının yaşadığı bölgedir. Kuzeyindeki Kuyutorman Krallığının lideri olan Thranduil ve ünlü Kuyutorman okçularının anavatanıdır.

Ayrıkvadi

Ayrıkvadi, J. R. R. Tolkien'in kurgusal Orta Dünya evreninde bir vadi ve bu vadide kurulan aynı isimdeki krallık.

Ayrıkvadi, Elrond'un hükümdarlığında varlık gösteren ve Üçüncü Çağ'da Orta Dünya elflerinin hüküm sürdüğü sayılı bölgelerden biriydi. Pekçok tarihi bilginin ve ırksal bilgilerin bulunduğu Ayrıkvadi, barışın ve güzelliğin hat safhada olduğu bir bölgeydi.

Cüce Krallıkları

Erebor

Erebor Grey Mountains?in (Gri dağlar) güneyinde, Iron Hills (Demir Tepeler) ile Mirkwood (Kuyutorman) arasında bulunan Cüce krallığıdır. Diğer bir ismi ile Lonely Mountain?de (Yalnız Dağ) bulunan bu krallık; Kıngdom Under The Mountain olarak da bilinir. Güneşin 3. Çağı?nın 1999. yılında Thrain I tarafından kurulan bu krallık 7 yüzyıl boyunca bölgeye hükmetti ve zenginleşti. Yakınlarda bulunan Dale insanları ile iyi ilişkiler içinde bulunan krallık 2770 yılında Smaug isimli bir ejderha tarafından yerle bir edildi. Cüceleri dağdan kovan ejderha iki yüzyıl boyunca bölgeyi elinde tuttu. 2941 yılında Gandalf?ın da yardımı ile Thorin Oakenshield ile 12 cüce ve Hobbit Bilbo Baggins, Smaug?un Bard the Bowman tarafından öldürülmesi ile sonuçlanan yolculuklarını yaptılar. Smaug?un ölümünden sonra yapılan Beş Ordu Savaşı?nda Thorin öldü, fakat bölgedeki ork birliklerinin büyük bir kısmı da yok edildi. Savaş sonucunda Dain II öncerliğinde Dağın Altındaki Krallık tekrar kuruldu. Yüzük Savaşları sırasından Sauron?un birlikleri tarafından saldırıya uğrasa da Tek Yüzük?ün yok edilmesi ile cüceler ve Dale insanları Sauron?un ordularını bir kez daha yenilgiye uğrattılar. Güneşin 4. Çağı?nda Erebor, Kral Elessar ile dostluğunu sürdürdü.

Moria

Moria ya da Khazad-dûm, J. R. R. Tolkien'in kurgusal Orta Dünya evreninde bir yeraltı şehri.

"Cüce Konağı" anlamını taşıyan Khazad-dûm, cüce krallıkları arasında en ünlüsü ve Cücelerin Yedi Atalarından en büyüğü olan Ölümsüz Durin'in efsanevi konağıdır. Azanulbizar vadisi üzerinde ve Dumanlı Dağlar'ın doğu yamacında doğal mağaralar bulan Durin, Khazad-dûm'u kazarak inşa etmeye başladı.

Belegost
Ered Mithrin

Hobbit Krallıkları

Shire

J. R. R. Tolkien'in kurgusal Orta Dünya evreninde Orta Dünya'nın kuzeybatısında Eriador'da bulunan bir bölge. Çoğunluğu kırlıktır, en büyük ormanı Tom Bombadil'in yaşadığı Yaşlı Orman'dır. En büyük şehri şüphesiz ki aynı adı taşıyan Shire kentidir. Shire nüfusunun en büyük kısmını Hobbitler oluşturur. En bilinen Hobbitleri Bilbo, Frodo, Sam, Merry ve Pippin'dir.

Ferah Çayırlar

Ferah Çayırlar, Anduin nehri ve Dumanlı dağların arasında, Lothlorien'in kuzeyindeki çayırlık bölgedir. Tarihsel olarak Ferah Çayırlar Felaketi olarak anılan bir olaya ev sahipliği yapar.

Ferah Çayırlar'ın kuzeyinde Anduin'in bir kolu olan Ferah Nehir bulunur. Kızılboru Geçişi( Moria )'den sonra çıkılan ilk düzlüktür. Ayrıca Yüksek Geçitten güneye gelen biri, ilk olarak Ferah Çayırları görür.

Tarihsel olarak bir felaket olarak tanımlanan Ferah Çayırlar Felaketi, Isildur, üç oğlu ve orduların Ferah çayırlarda bir grup ork tarafından bozguna uğramasıdır. Tüm orduların ve oğulların katledilip, Isildur'un ise önceden kaçmayı başarıp daha sonra yine de öldürülmesiyle olmuştur. Bu felaketin ardından Tek Yüzük, belirli bir zaman ortalarda gözükmemiştir. Isildur'un bedeni de bir daha hiç bulunamamıştır.

Üçüncü çağdan itibaren Ferah Çayırlar Hobbit'lerin bulunduğu bir arazi olmuştur.

Bree

Güneşin İkinci Çağında Bozdiyar'dan gelen insanlar tarafından kurulan Bree, Bree eli'nin başköyü idi; diğer köyler ise Koyak, Tokay ve Staddle adını taşıyordu. Shire'ın doğusunda ve bir zamanlar Arnor krallığının merkezini oluşturan topraklarda Büyük Doğu Yolu ile Kuzey Yolunun kavşak noktasında bulunan köyde sayısı yüze yaklaşan Hobbit ve İnsan yaşıyordu. Yüzük Savaşı dönemine gelindiğinde Bree oldukça küçülmüş ve Arnor krallığının güçlü döneminde sahip olduğu önemi fazlasıyla yitirmişti. Fakat, Angmarlı Cadı Kral'ın Arnor'a vermiş olduğu zararın büyüklüğü gözönüne alındığında, Bree'nin tamamen yokolmaması epey şaşırtıcıdır. Yokolmayışının nedenlerinden en önemli iki tanesi kuşkusuz, Kuzeyli Kolcuların sağladığı koruma ile iki ana ticaret yolunun kavşak noktasında bulunmasıdır. Bu yollarda seyahat edenler için Bree'nin ünlü olmasının nedeni, bölgenin en eski hanı ve hem yakın hem uzak bölgelerden gelen haber ve dedikoduların duyulabileceği tek yer olan, Sıçrayan Midilli Hanı idi.

Ent Krallıkları

Fangorn

Fangorn, Orta Dünya'nın en geniş ve en yeşil ormanlarındandır. Isengard'ın doğusu ve Rohan çayırlarının kuzeyinde bulunur.

Fangorn ormanının en önemli özelliği içinde soyu çok az olan ve Orta Dünya'nın sadece iki bölgesinde bulunan Entleri barındırmasıdır. Bu ormanda Entlerin lideri Ağaçsakal da yaşamaktadır.

Ayrıca orman çıkmaz bir sokak gibidir. Tamamiyle karmaşıktır. Entlerin dışında yolunu bilen kişilerin sayısı çok azdır. Bu nedenle bu ormanda çok fazla kişi kaybolmuştur. Eskiden çok daha büyük olan orman, Orclar tarafından büyük oranda kesilmiştir. Ancak küçük bir bölgesi kalmıştır. Ancak yine de dünyanın en geniş ormanlarındandır. Bu nedenle Entlerin büyük yürüyüşü adı verilen olay gerçekleşmiştir. Isengard tehtidi de bu sayede son bulmuştur.

Düşman Krallıkları

Angmar

Angmar, Angmarlı Cadı Kral olarak bilinen, Nazgûl efendisi tarafından Dumanlı Dağlar'ın kuzeyinde Üçüncü çağ 1300'de kuruldu. Cadı Kral'ın Sauron'un sağ kolu olduğundan bu yana, Arnor ve halefi krallığa karşı yapılan Angmar savaşlarında Sauron'un teklif olarak Gondorun önemli bir müttefiki yok etmek için yapıldığı var sayılır. , Güç Yüzüğü'nü krallık hatırası yapmak için Arnor'a gittiği, onu kullanmaya yeltendiği ve bu yüzden Isildur'un ölüdürüldüğü de varsayılabilir.

Angmar'ın başkenti kötü adamların yarış yaşadığı Carn Dûm'dur. Carn Dûm Gundabad Dağı yakınlarında bilinmeyen bir tarihte kuruldu. Elrond ve Glorfindel'in önderliğinde, Gondor ve elf orduları buraya saldırmışlardır.Saldırıda o kadar çok mancınık kullanılmıştır ki sayısı Shire'ın Hobbitköy'ündeki Hobbitler kadardır, ancak saldırı geri püskürtülmüştür. Sonraları Angmar'ın fethinden sonra Carn Dûm yeniden işgal edilmiştir ve Carn Dûm yıkılmıştı.


Dol Guldur

Üçüncü Çağ'da Kuyutorman'ın güneyinde inşa edilen ve Sauron tarafından kullanılıp kötü güçlerin yayıldığı kaleye verilen addır. İkinci Çağ'da Isildur'un parmağından Tek Yüzük'ü kesmesiyle bir süre ortadan yiten Sauron tekrar Dol-Guldur'da ortaya çıkmıştır. Uzun süre bu bölgede güçlenmiş ve Mordor'un gelişi için hazırlanmasını yönetmiştir. 2063 yılında Gandalf bölgeye gelmiş ve buradaki kötü gücü araştırmıştır. Gandalf Dol-Guldur'da ki gücün Sauron olduğunu tahmin etse de yeterli kanıtları bulamamıştır. Gandalf 2850 yılında tekrar Dol-Guldur'a gitmiş ve bu kez kötü gücün Sauron olduğundan emin olarak dönmüştür. Sauron, Ak Divan'ın yönettiği saldırı sonucunda kaçarak Doğu'ya saklanmış, ardından Mordor'da kendini açığa çıkarmıştır. Ama Dol-Guldur'u tamamen boşaltmamış ve Dol Guldur'un komutasını nazgûllere bırakmıştır. Yüzük Savaşları sırasında Dol Guldur orduları Lothlorien ve Ormanlık Diyar topraklarına saldırdılar ancak yenilgiye uğratıldılar. Sauron'un yok edilişinin ardından Celeborn, Dol Guldur'u ele geçirdi ve içindeki tüm kötülükleri temizledi.


Isengard

İlk başlarda sadece Korunan orthanc(kırılmaz taş)tan yapılmıştı ama sonradan entler Isengard kulesinin üstüne nehrin sularını yönlendirdi.Kule Kırılmaz taştan olduğu için yıkılmadı.Bundan dolayı saruman kulede hapis kaldı.Gandalf buraya gelerek sarumanın asasını kırdı aklığını elinden aldı.Gandalfta bilmeden onu aldı ve bunu karşıdakinin aleyhine kullanmayı öğrendi.İkinci Çağ?ın sonlarında, Gondor?un ilk zamanlarında Gondurlular kırılmaz taştan Orthanc Kulesi?ni inşa ettiler ve dağların yaşayan kayalarından oluşmuş Isengard Halkası?nı düzleştirip şekillendirdiler. Bu istihkâm Dumanlı Dağlar ile Ak Dağlar arasında bulunan ve Gondor?un batı savunmasında stratejik bir konuma sahip olan Geçit?i korumak için inşa edilmişti. Isengard, Geçit?in kuzey kısmına koruma sağlarken, Aglarond - daha sonraki ismi ile Miğfer Dibi- Geçit?in güney kısmına koruma sağlamaktaydı.

Bir müddetliğine Isengard, batı sınırlarını denetimini elinde tutan Gondorlu efendilerin yerleştiği bir bölge oldu. Isengard?da ayrıca Orthanc?ın boynuzları arasına çıkıp yıldızlar üzerinde araştırma yapan kültürlü insanlar ve arifler de konaklamaktaydı. Orthanc Taşı denilen ve krallığın diğer bölgeleriyle iletişim kurmaya yarayan palantír Kule?de tutulmaktaydı. Orthanc, Minas Anor ve Minas Ithil ile birlikte Gondor?un Üç Kulesi olarak sayılmaktaydı.

Fakat zaman geçtikçe, Gondor?un batı sınırlarındaki gözcülüğü azaldı.1636?da gelen Büyük Veba?da Calenardhon -Isengard?ın yanı, Gondor?un batı bölgesi- nüfusu oldukça azaldı. Sağ kalan yerlilerin çoğu doğuya göç etmek durumunda kaldı. Gondor üzerindeki ana tehdit Doğu?daki düşmanlar olduğundan Gondor savunma açısından dikkatini bu yöne verdi.

Aradan geçen yıllardan sonra Isengard yerel reislerin soyuna bırakıldı. Reisler Gondorluydu fakat Isengard?ın içerisinde yahut çevresinde ikâmet eden tebaaları zamanla Bozdiyarlılarla ilişkiler kurdu, kanları karıştı. Bozdiyarlılar Dumanlı Dağlar?ın batısından göç eden topluluğa denmekteydi.

2510?da Calenardhon, Doğulular ve orklar tarafından istilâ edildi. İstilâ sırasında Isengard kuşatıldı. Lakin düşman kuvvetleri Celebrant Meydan Savaşı?nda kuzeyden gelen Genç Eorl komutasındaki Éotheod'e mağlub oldu. Zamanın Gondor Vekilharcı Cirion, Éotheod'e Calenardhon topraklarını ödül olarak bıraktı ve bu bölgeye Rohan denmeye başlandı.

Isengard Gondor?un bir istihkâmı olarak kalmaya devam etti. Fakat Isengard ile Gondor arasındaki bölge Rohan tarafından ayrılmış duruma gelmişti. Reis ve halkı Isengard Halkası?nda yaşamaya devam etti fakat Orthanc Kulesi kilitlenerek anahtarı Minas Tirith?e getirildi. Minas Tirith ile Isengard arasındaki bağ gün geçtikçe zayıfladı, en sonunda tamamen koptu. Isengard bağımsız bir kale durumuna geldi. Kral Brego ve Kral Aldor dönemlerinde, Bozdiyarlılar Rohan?dan sürüldü. Bozdiyar halkı Rohirrim?e nefret beslemeye başladı ve iki halk zamanla birbirlerine düşman oldu.

Isengard?da ikâmet eden Gondorlu reislerin soyu kuruduğunda, istihkâmın kontrolü yine o bölgede ikâmet eden karışık kanlı ve Bozdiyar halkı ile iyi anlaşan bir aileye geçti. Kral Aldor?un ölümünün ardından Bozdiyarlılar Rohan Geçidi?ne doğru göç etmeye başladılar. Isengardlı yerlilerden de yardım alan halk, dağların yamaçlarına yerleşim yeri kurdular.

2710 yılında Bozdiyarlılar Isengard?ın kontrolünü eline aldı. Isengardlı yerlilerin pek çoğu yeni gelenleri hoş karşıladı. Gondor?a sadık kalanlar ise öldürüldü. Zamanla Bozdiyarlılar, Batıağıl?daki at çiftliklerine baskınlar düzenlemeye başladı. Bunun üzerine zamanın Rohan Kralı Deor akıncıları durdurmak üzere Rohirrim?in önünde at sürdü. Deor akıncıları yenmişti fakat Isengard?da Dunlandlilerin yaşadığını görmek onu şaşırtmıştı. Rohirrim kaleyi almak istedi fakat başaramadı. Bunun üzerine Deor, Gondor Vekilharcı Egalmoth?dan yardım istedi fakat Egalmoth herhangi bir destek kuvveti gönderemedi. Isengard 2758-2759 yıllarındaki Uzun Kış?a kadar Dunlandlilerin hakimiyetinde kaldı. Bu yıllarda Bozdiyarlılar açlık sıkıntısı çekmeye başladılar ve sonunda Rohan Kralı Fréalaf?a teslim oldular. 2759 yılında Ak Saruman -Büyücüler diye bilinen topluluğun reisi ve Ak Divan?ın başı ? Isengard?a yerleşmeyi talep etti. Gondor, bu bölgede askeri güç bulunduramadığından Gondor Vekilharcı Beren bu teklifi kabul etti ve Orthanc?ın anahtarlarını Saruman?a verdi. Bu değişimden memnun bir başka taraf ise Rohirrim idi. Zira Bozdiyar ile aralarındaki sınır bölgesinde artık güçlü bir Büyücü ikâmet etmekteydi. Saruman ise Isengard?ın konum ve savunma yönünden cazibesine kapılmıştı. Saruman?ın bu bölgeye yerleşme sebeplerinden biri de palantíri kullanabilme olanağıydı ve bu bölgeye yerleşerek bu imkâna da sahip olmuş oldu.

Gondor Vekilharcı, Saruman?a eski amaçları doğrultusunda Orthanc?ı ve Isengard?ı emanet etmişti, batı sınırlarının korunmasında denetleyici olması için. Fakat Büyücü?nün, gücünü artırmak için yaptığı planlar vardı. 2953 yılında Isengard?ın, surları içerisinde kendisine ait izole bir bölge olduğunu ilân etti. Kalesini güçlendirip, orklardan, Dunlandlı adamlardan ve görünüş itibariyle bu iki ırkın karışımından oluştuğu belli olan bir ordu oluşturmaya başladı. Saruman?ın ordusu Isengard Halkası?nın duvarları içerisinde ikâmet etmekteydi. Kurtlar ise duvarların altlarındaki mağaralarda tutulmaktaydı. Isengard?da yetişmekte olan birçok meyve ağacını ve bahçeyi yok eden Saruman, ordusuna silah sağlamak üzere atölyelerden oluşan bir yer altı ağı oluşturdu. Saruman oluşan gücünü, İnsan ırkına hükmetmek üzere kullanmayı planlıyordu. Bu aşamada ilk adım ise Rohan?ın fethiydi.

10 Temmuz 3018?de Gri Gandalf Isengard?a geldi ve Saruman onu kendisine katılması için iknâ etmeye çalıştı. Gandalf Saruman?ın kuvvetlerine katılmayı reddetti akabinde Saruman onu Orthanc?ın en üstüne, boynuzlu çatıya çıkartarak esir olarak aldı. 18 Eylül?de Yel Efendisi Gwaihir gelip Gandalf?ı esaretten kurtardı.

3019 yılında Saruman Rohan?a karşı savaşını başlattı. 25 Şubat?ta yapılan Birinci Isen Geçitleri Savaşı?nda Kral Théoden?in oğlu Théodred öldürüldü. 2 Mart?ta Saruman Isengard?daki tüm askeri gücünü dışarı çıkarttı. Günün akşamında yapılan İkinci Isen Geçitleri Savaşı?nda Rohan?ın bölgedeki savunma gücü yokedildi. Gece yarısı ise ork, insan ve kurtlardan oluşan 10000 kişilik Isengard ordusu bir saat içerisinde geçitlerin kontrolünü tamamiyle ele geçirdi. Ordu Rohirrim?i kuşatmak üzere Miğfer Dibi?ne yürüdü fakat kuşatma kaldırıldı ve Isengard ordusu tamamiyle yokedildi.

Isengard ordusu yola çıkıp da kapıların tekrar kapanmasının ardından Ağaçsakal ve entler Isengard?a saldırdılar. Entler giriş kapılarını menteşelerinden sökerek Isengard?a girdiler ve Isengard Halkası?nı oluşturan duvarları parçalamaya koyuldular. Kapıları yıkılmış kemerli tünel ve muhafız odası dışında güney surlarının tamamı yokedildi. Kuzey yönündeki duvarlarda da oldukça geniş yarıklar oluşturuldu.

Bu olayların ardından Saruman kendini Orthanc?a kilitledi. Entler Orthanc?a zarar vermek istediyse de kulenin pürüzsüz ve sert yüzeyi buna engel oldu. Birkaç çentik ve çizik dışında Orthanc saldırıdan zarar görmedi.

Saldırı sırasında Saruman da boş durmadı. Isengard?ın zeminine inşa edilmiş çarklardan ve yarıklardan yükselen sıvı alevler ve dumanlar kısmen entlere zarar vermişti. Bunun üzerine entler Isen Nehri?nin sularını bölgede toplamaya karar verdi ve nehrin yönünü değiştirdi. Kuzey duvarındaki geçitten Isengard Halkası?na giren sular Saruman?ın atölyelerindeki ve fırınlarındaki ateşleri söndürdü.

Entlerle birlikte Isengard?a gelen hobbitler Peregrin Took ve Meriadoc Brandybuck Isengard?ın zeminini araştırmaya başladılar. Araştırma sırasında erzak dolu birçok kilerle karşılaştılar ki bunlardan bir tanesinde içinde Uzundip Yaprağı ? Saruman?ın Shire?dan gizlice getirttiği bir çeşit pipo otu - bulunan fıçılara rastladılar.

5 Mart?ta Gandalf ile Kral Théoden, Saruman ile müzakere yapmak üzere Isengard?a geldiler. Lakin Saruman makul bir davranış göstermedi. Bunun üzerine Gandalf, Saruman?ın asasını kırarak onu Büyücüler Divanı?ndan attı. Gandalf ile diğerleri Isengard?dan ayrılmak üzereyken, Saruman?ın hizmetkârı Gríma Solucandil palantíri Orthanc?dan aşağı fırlattı.

Saruman ve Gríma Yüzük Savaşları boyunca Ağaçsakal?ın ve diğer entlerin gözetiminde Orthanc?da kilitli kaldılar. Entler, Saruman?ın gizli tünellerinden kaçışını engellemek için Orthanc?ın çevresinde bir göl oluşturdular. Isengard Halkası?nın kalan duvarlarını da yıkan entler, tüm moloz ve yıkıntıları bölgeden temizlediler, Orthanc?ın çevresine yeni bahçeler oluşturup yeni ağaçlar diktiler ve buraya Gözcüormanı dediler.

Saruman, güçlü Ses?ini kafesleri ve esareti sevmeyen Ağaçsakal üzerinde kullandı ve 15 Ağustos?ta Gríma ile bilikte Orthanc?ı terketti.

Aragorn, birleşmiş Gondor Kralı Elessar 22 Ağustos?ta Isengard?a geldi. Aragorn entlere bu vadide yaşamaları için izin verdi ve entlerden Orthanc?a gözcülük etmelerini istedi. Ağaçsakal, Orthanc?ın Anahtarı?nı Aragorn?a verdi ve Orthanc Kulesi bir kez daha Kral?ın otoritesi altına alındı. Aragorn?un Orthanc?ın restore edilmesi emrini vermesinin ardından kulede Saruman tarafından çalınmış, içlerinde Elendilmir'in de bulunduğu pekçok önemli eşya bulundu. Orthanc Taşı tekrar kuleye taşındı ve zaman zaman krallığını denetlemek üzere buraya gelen Aragorn tarafından kullanıldı.


Mordor

kinci Çağ'ın 1000'li yıllarında bulundu. İkinci Çağ'ın 3441 ve Üçüncü Çağ'ın 1980 yılları arasında Gondorluların denetimine girdi. Üçüncü Çağ'ın 3119 yılında Sauron'un hükümdarlığına son verildi. Gondor'un doğusunda yer alır.
Başlık: Ynt: Üçüncü Çağ Krallıkları
Gönderen: Faramir - 14 Ağustos 2013, 05:05:16
Yararlı bir konu bide Resim konulursa bence sabitlenebilir bile :D
Başlık: Ynt: Üçüncü Çağ Krallıkları
Gönderen: Easterling - 14 Ağustos 2013, 05:08:02
Bazılarının resimi var, bazılarının yok. Googleye yazıp bakabilirler nerede olduklarını.
Başlık: Ynt: Üçüncü Çağ Krallıkları
Gönderen: Eminnn - 14 Ağustos 2013, 10:10:23
Yararlı bir kknou tebrik.
Başlık: Ynt: Üçüncü Çağ Krallıkları
Gönderen: Faramir - 14 Ağustos 2013, 10:48:17
Bende çoğu var şahsen :D Ararsan bulursun ama konu senin bir şey diyemem o  yüzden :D Yararlı bir konu.
Başlık: Ynt: Üçüncü Çağ Krallıkları
Gönderen: The Enemy - 14 Ağustos 2013, 12:52:52
Arkadaşlar çok güzel ve yararlı bilgiler paylaşıyorsunuz tebrik ve teşekkür ederim ancak bu bilgileri tek bir konu altında topluyoruz. Lütfen yararlı bir bilgi paylaşacağınız zaman şuraya ileti olarak gönderin zaten hazır konu var. Buyrun: http://www.totalwar-turkiye.com/twforum/index.php?topic=89170.0
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 14 Ağustos 2013, 17:19:59
Kardeş yanlış yapıyorsun ama bak. Koca konuyu buraya yorum olarak yapıştırıyorsun, konuyu siliyorsun, böyle olmaz. Şöyle yapacaksın;

Yararlı Bilgiler

Silmarillion (http://www.totalwar-turkiye.com/twforum/index.php?topic=100635.0)
...
...
..
.

Böyle ilk mesajını güncelle konuları silip durma.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: The Enemy - 14 Ağustos 2013, 18:54:21
Taşınılan konu benim olmadığı için ilk iletiyi düzenleyecek kadar yetkim yok. Konu sahibi online olduğunda onları ilk mesajda spoiler içerisine koyacaktır, ona haber verdim.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Faramir - 14 Ağustos 2013, 19:03:07
Tek konu altında toplamak çok saçma şöyle olursa farklı Bütün Irklar Bir Arada Bütün Mekanlar Bir Arada Bütün Tarhiçe Gibi olursa olur ama tek bir başlık altında toplamak kötü olur...
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: The Enemy - 14 Ağustos 2013, 19:07:39
Pekala konularınızı spoiler içerisinde linklerini veririz. Bu yöntemi istemiyorsanız uygulamam. Moderatör olduğum için kral gibi yönetecek değilim, beğenmediğiniz sistem olursa özel mesajlada iletebilirsiniz. Teşekkür ederim öneriniz için.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 14 Ağustos 2013, 19:17:13
Böyle bir sisteme gerek yoktu. Sonuçta burası Orta Dünya bölümü her açılan konu burada toplanırsa, hiç konu açılmasın. İlk defa böyle birşey görüyorum. Ben de o kadar moderatörlük yaptım burada, diğer yüzüklerin efendisi forumlarında da böyle birşey görmedim. Demek istediğim, "Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi" gereksiz bir konu, burada paylaşılan her bilgi yararlı zaten, sonuçta hayali bir dünya.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: The Enemy - 14 Ağustos 2013, 19:21:31
Verilen bilgilerden bazıları çok kapsamlı olmuyor, mesela TheWhiteTowerGuardians' ın açtığı her konuyu çok beğeniyorum, adam kapsamlı bilgiler paylaşıyor. Ama 3-5 satırlık her bilgi için yeni konu açılacaksa karman çorman olur bölüm. Mekanları-fotoğrafları ve ırkları bu konuda toplamıyoruz zaten istisna olan bilgiler burada.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 14 Ağustos 2013, 19:30:01
Benim açtığım konu 3-5 satırlık mı kardeş? Koca konuyu koymuşsunuz buraya.

3-5 satır dediğin bu olsa gerek. http://www.totalwar-turkiye.com/twforum/index.php?topic=100634.0

Bu burda değil de koca konu burda.

Şunların uzunluğuna bak: http://www.totalwar-turkiye.com/twforum/index.php?topic=89170.20
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: The Enemy - 14 Ağustos 2013, 19:34:22
Bunlar düzenlenecek diyorum, buradaki mesajlarınız silinir, konuların sadece linklerini vereceğiz, üyeler için derli toplu olsun diye linklerini veriyoruz.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 14 Ağustos 2013, 19:35:03
Tamam.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Mouth Of Sauron - 18 Ağustos 2013, 16:36:08
Bunlar düzenlenecek diyorum, buradaki mesajlarınız silinir, konuların sadece linklerini vereceğiz, üyeler için derli toplu olsun diye linklerini veriyoruz.
Aynen beyler burası bilgi paylaşma konusu değil o bilgili konuların ekleneceği konu o yüzden burda bilgi paylaşmanıza gerek yok yanlış anlaşılmış olay
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: The Enemy - 18 Ağustos 2013, 19:20:18
M.O.S, sen uzun süre online olmayınca konular derli toplu olsun diye birleştirmesini istedim tiginden. Baktık böyle olmuyor konu iyice dağıldı bölüm yönetici seçim sonuçlarını bekleyelim, yönetici olan en son atılan mesajları siler ilk iletide açılan başlığının linki paylaşılır dedik.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Mouth Of Sauron - 18 Ağustos 2013, 19:53:47
Umarım yine 4 tane mod olmaz eğer öyle olursa başvurumu iptal edeceğim bende neyse konusu değil hadi iyi forumlar
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: The Enemy - 18 Ağustos 2013, 19:55:18
Bu sefer öyle olmaz. Hak eden seçilecektir.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Mouth Of Sauron - 18 Ağustos 2013, 19:56:00
İnşallah kardeşim inşallah :)
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 18 Mayıs 2014, 19:18:02
Gil - Galad'ın Düşüşü

Gil-Galad Gil-Galad tüm heybetiyle parlar,
Göğe doğru parlayan nedir,
Ölümcül mızrağın mı,
Yoksa yıldızlarla taçlanmış saçlarınmı,

Yıllardır yüzünü böyle gösteren,
Kederdir gözlerinden okunan,
Dostudur Elendil her zaman,
Karanlığa karşı parlayan Narsil ile,

Özgür halk için kanlandı Aeglos,
Yılların acısı vardı her kalkışında,
Onu kullanan yüce noldor,
Son defa parlıyordu,gökteki yıldızlar gibi,

Gölgenin kendisi geldi sonunda meydana,
Narsilin şimşeklerini, Aeglos'ın çığlıklarını,
Duyan hangi yaşayan irade görmedi ve duymadı,
Hangi yaratık karşısında durabildi..

Kaderi duruyordu karşısında şimdi,
Dev kara bir kule gibi,
Kimse duramadı karşısında bu karanlığın,
Ölümlüler ve elfler herkes kapaklandılar yerlere,

Şimdi Gil-Galad vardı karanlığın karşısında,
Gecenin koyuluğunda parlamaya çalışan bir yıldız gibi,
Koca bir kılıç vardı yanında,
Onu taşıyan birde Dünedain,

Her yıldızlı akşamda,
Atalarının şarkılarını söylerdi,
Şimdi sessiz bir ezgiydi dudaklarında,
Sonu gören bir bilge gibi,

O şarkılarda çekilen bir kılıç vardı,
Yedi kere kalkıp inen bir kılıç,
Kötülüklerin en büğüne karşı gelen,
Şanlı bir elf vardı hep şarkılarında,

Aeglos son defa parladı o gece,
Bir yıldız göçüp gitti bu diyarlardan,
Gecelerin güneşi yitti bu diyarlardan,
Dostu ile birlikte şanlar içinde,

Yerde devrilen bir karanlık,
Boylu boyunca parlayan bir elf,
Tüm umutların devamıydı bu devriliş,
Boşa değildi onca söylenen ezgi,

Devrilen karanlık bir daha doğrulmadı,
Dostunun varisleri yüce Dünedain
Boşa çıkarmadı tüm umutları,
Kesip alındı özgür halkın hakkı,
Karanlıklar efendisinin ellerinden,

Bir yıldız kaydı o gece,
Ama yerden göğe doğruydu be sefer,
Şarkılarda anlatılır artık,
Gil-Galad Gil-Galad,şanlı Gil-Galad
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 18 Mayıs 2014, 19:19:24
Witch King'in Öyküsü

Cadı Kral (Angmar'ın Cadı Kralı, İng. Witch-King), J. R. R. Tolkien'in kurgusal Orta Dünya evreninde, İkinci Çağ'da ve Üçüncü Çağ'da Sauron'un en şeytani ve en güçlü hizmetkarıdır. Dokuz süvarilerin (Kara Süvariler) lideridir. Sauron'un yardımıyla Minas İthil'i alıp adını Minas Morgul olarak değiştirdi. Yüzük Savaşı'nın en önemli dönüm noktalarından birisi olan Pelennor Çayırları Savaşı'nda Sauron'un ordularının başkumandanlığını yaptı ve bu savaşta Eomund'un kızı Eowyn tarafından öldürüldü.

Tayf olduktan sonra İkinci Çağ'da Angmar ülkesinin kralı oldu. Bu ülke, Ayrıkvadi'nin yer aldığı Dumanlı Dağlar dağ sırasının kuzey ucunda yer alan ayrı bir dağ sırasına da adını verir.

Yüzüktayflarının en güçlüsüdür. Angmar'ın Büyücü Kralı, Nazgûl Efendisi, Ümitsizlik Efendisi olarak da bilinir. Sauron'un sağ koludur. Minas İthil'i alıp adını Minas Morgul yapmıştır ve civardaki her cisme karanlığını bulaştırmıştır. Üçüncü Çağ?ın sonunda tekrar Gondorluların eline geçene kadar şehir, Mordor?un kötülüğünü yaymakta kullandığı en önemli karargahlarından biri oldu. Bu önemli şehirde ikamet eden Cadı Kral planlarını bu şehirde yaptı ve senelerce Gondor?a saldırdı.

Cadı Kral ve diğer Nazgûller yüzük takıldığında bunu hisseder. Cadı Kral, silah olarak, diğer yüzük tayflarından farklı olarak bir de topuz kullanır.

Aynı zamanda Cadı Kral, Frodo'yu Fırtınabaşı'nda zehirli Morgul bıçağı ile yaralayan Nazgûl'dür. Fellbeast ya da kara at kullanır.

Cadı Kral, Minas Trith'in cümle kapısını kırarak istilanın yolunu açmıştır. Bu esnada Faramir'i canlı canlı yakılmaktan kurtarmakla meşgul olan Gandalf, Cadı Kral'ın karşısına çıkamamış ve Cümle Kapısı'nın yıkılmasını engelleyememiştir. Çok güçlü bir büyücü olan Cadı Kral çok güçlü bir kişi olduğundan dolayı herkes tarafından korku ile anılırdı. Rohan Kralı Théoden'e öldürücü bir darbe vurmuş ve kısa bir süre sonra ölümüne sebep olmuştur; fakat daha sonra olaya tanık olan -Théoden'in yeğeni- Éowyn Meriadoc Brandybuck'ın da yardımıyla Cadı Kral'ı kılıçlayarak ölümüne sebep oldu. Böylece Glorfindel'in "Angmar'ın Cadı Kralı'nın sonunun bir erkek eliyle olmayacağına" dair kehaneti gerçekleşmiş oldu.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 18 Mayıs 2014, 19:21:22
Erendis

Diğer isimleri: Tar-Elestirnë
Unvan: Númenor kraliçesi
Doğum tarihi: 771-İkinci çağ
Tahta çıkış tarihi: 885
Ölüm tarihi: 985
Eşi: Tar-Aldarion

Erendis, Númenor kralı Tar-Aldarion?un mutsuz yaşayan ve sonradan ayrıldığı eşiydi.

Erendis?in ailesi Beregar ve Núneth, Númenorean soyunun ikinci kolu olan Bëor?un Evi?nden geliyorlardı ki bu soy Kraliyet ailesinin daha alt statüsünde bulunuyordu.

Erendis ve ailesi, Númenorean topraklarından ve çok sevdiği bir bölge olan Emerië de yaşadılar.

Erendis ve Aldarion evlenmeden önce, uzun süren bir aşk yaşadılar. 873 yılında evlendiler ve 873 yılının sonbaharında Ancalimë isimli bir kız evlada kavuştular. Gelecekte Tar-Ancalimë ismiyle Númenor kraliçesi olacak olan bir evlada..

Erendis, Aldarion?un kendine daima uzak durduğunu düşünüyordu, onunla vakit geçiremiyordu bir türlü.. Sürekli deniz yolculuklarına çıkıyordu Aldarion ve çoğu kez geç dönüyordu bu seferlerden?



Sahilde, eşinin dönmesini beklerken..

Sonunda Erendis onunla daha fazla mutlu yaşayamayacağını düşünüp ayrı yaşamaya karar verdi. Kızını da alıp çok sevdiği Emerië kırlarına yerleşti. Aldarion yolculuğundan döndüğünde, kızını kendisiyle beraber yaşaması için Armenelos?a çağırdı. Erendis?i de çağırmıştı fakat o gururuna yediremeyeceğinden dolayı asla dönmedi Aldarion?a.. 882 yılında boşandılar.. 985 yılında, Rómenna koyunda canına kıydı Erendis. Boğularak öldü?
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 18 Mayıs 2014, 19:22:48
Ak Gandalf'ın Yaşamı


Gandalf Durin'in Köprüsünün yanında uzanan uçurumdan Balrog ile birlikte düşüyordu. Sonra derin bir yeraltı gölüne daldılar. Burada Balrog ateşi sönmesine rağmen savaşmaya devam ediyordu. Zamanın hesabının tutulmadığı yerde, yaşayan toprağın çok altında dövüştüler. Durmadan Balrog Gandalf'a kenetleniyordu Gandalf'ta durmadan onu biçiyordu. Taa ki Balrog tünellerden kaçana kadar. O çaresizlik anında düşmanı tek çaresiydi bu yüzden onu izlemeye devam etti. Böylece onu Khazad-dûm'un gizli yollarına getirdi ve yolların hepsini çok iyi biliyordu. Durmadan yukarıya çıktılar ta ki Sonsuz Merdiven'lere kadar. "Orada, Celebdü'de yalnız bir pencere vardı karlar içinde; tam önünde de dar bir aralık, dünyanın pusları üzerinde baş döndüren bir kartal yuvası vardı. Güneş burada şiddetle parlıyordu ama altındaki her şey buluta sarınmıştı. Buradan Balrog dışarı fırladı ve Gandalf tam arkasından giderken yepyeni bir alevle parladı. Etraflarında koca bir duman yükseldi, buhar. Buz, yağmur gibi düşüyordu. Gandalf uzun bir boğuşmadan sonra Balrog'u aşağıya attı; bu yüksek yerden düşerken dağın bir yanına çarptı ve ölürken düştüğü yeri de parçaladı. Sonra Gandalf karanlığa gömüldü düşünceden ve zamandan ayrıldı. Gandalf Gri olarak ölmüştü.

(http://img185.imageshack.us/img185/3149/ttt0355bn0.jpg)

Eru, onu Orta-Dünya'daki görevini tamamlamak için geri gönderdi. Ve Gandalf beyaz hale geldi. Artık daha güçlü ve akıllıydı. Orta-Dünya'da artık beyaz olmayan Saruman'ın yerini almıştı.

(http://img104.imageshack.us/img104/8414/ttt0356iu8.jpg)

Gandalf dağın zirvesinde çırılçıplak uyandıktan sonra Gwaihir'in yardımıyla Lothorien'e gitti. Ve orada Galadriel tarafından yapılan yeni beyaz giysisiyle kuzeye geri döndü.

Gandalf 1'Mart'ta Aragorn, Legolas ve Gimli'yle Fangorn'da karşılaştı ve Üç Avcıyı rahatlattı. Onlara Merry ve Pippin'in Ağaçsakal'ın yanında ve güvende olduğu haberini verdi. Ve Rohan'a saldırmayı planlayan Saruman'a karşı Kral Theoden'i uyarmak için at sürdü. Theoden Saruman'ın ajanı olan Grima Solucandil'in etkisi altındaydı. Gandalf artık ak olmasının kendisine verdiği kudretle Theoden'i Saruman'ın boyunduruğu altından kurtardı. Bu sefer Theoden Gandalf'ın öğüdünü dinleyerek Saruman'a karşı savaşmayı kabul etti. İsen nehrindeki bir gözcüden Saruman'ın ordusunun saldırıya geçmeye hazırlandığı haberini aldılar. Bunun üzerine Gandalf İsen Nehri boyunca at sürerek İsen Nehri Muharebelerinden kurtulan Rohirrim'ler ve Batıağıl piyadelerini toplayacaktı. Gandalf Gölgeyele'nin yardımıyla uzun mesafeyi çabuk katetti. Ve İsen Nehri Muharebelerinden kurtulan askerleri topladı. Ölü askerleri gömmek isteyen Erkenbrand bir süreliğine İsen Nehri'nde kaldı. Elfmiğferi ve adamları Edoras'a doğru at sürdü. Burada Ağaçsakal ve Pippin ile karşılaştı. Ama Gandalf'ın fazla zamanı yoktu. Çünkü Saruman'ın 10.000 kişilik Uruk-Hai ordusu Miğferdibi'ne yaklaşıyordu. Ve Ağaçsakal'da Miğferdibi'ne yardım yollayacağını söyledi.

Gandalf ve Erkenbrand 1.000 adamı ile birlikte 4 Mart'ta Miğferdibi Muharebesine yetişip savaşı Rohan lehine çevirdiler. Gandalf'ın sayesinde tüm Uruk-Hai'ler yokedilmişti. Dağlı adamlar ise bir daha Rohan'a karşı savaşmayacaklarına yemin ettiler ve serbest bırakıldılar.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 18 Mayıs 2014, 19:25:39
Melkor ve Hurin'in Sözleri

Nirnaeth Arnoediad, yani Sayısız Gözyaşları Savaşı hakkında Elfler tarafından pek çok şarkı söylenir ve pek çok öykü anlatılır, ki bu savaşta Fingon düşmüş ve Eldar?ın çiçeği solmuştur. Şayet olanlar yeniden anlatılsaydı, bir insanın ömrü hepsini duymaya yetmezdi; 2 fakat şimdi yalnızca Dor-lómin?in Efendisi, Galdor oğlu Húrin?in başına gelenler anlatılacaktır, Rivil yanıbaşında akarken o hayatta kalan son kişi olarak Morgoth?un emriyle alıkoyulmuş ve Angband?a taşınmıştı.

Húrin, Morgoth?un huzuruna getirildi, çünkü Morgoth kendi sanatları ve casusları sayesinde biliyordu ki, Húrin Gondolin Kralı?nın dostluğuna sahipti; ve gözleriyle onun cesaretini kırmak için uğraştı. Lakin Húrin yılmadığı gibi bir de Morgoth?a kafa tuttu. Bu yüzden Morgoth onu zincirletti ve yavaş bir işkenceye maruz bıraktı; fakat bir süre sonra ona gitti, ve ona serbestçe nereye gitmek isterse gidebileceğini söyledi, ya da Morgoth?un komutanlarının en büyüğü olarak görev alabileceğini önerdi, tabii Turgon?un kalesinin yerini söylemesi şartıyla, ve Kral?ın planlarını bilen diğerlerinin yerini. Lakin Metin Húrin onunla alay etti ve dedi ki: "Körsün Morgoth Bauglir, ve hep kör kalacaksın, yalnızca karanlığı görüyorsun. İnsanlar?ın yüreklerine ne hükmeder bilmiyorsun, ve eğer bilseydin bunu vermezdin. Fakat Morgoth?un sunduklarını kabul eden biri ahmaktır. İlk ödül alan sen olacaksın ve o zaman sözünü tutacaksın; ve ben yalnızca ölümü tadacağım, eğer istediklerini söylersem."



O zaman Morgoth güldü, ve dedi ki: "Sana ölümü vermem için can atacaksın, ancak bu benden sana bir iyilik olur.? Sonra Húrin?i Haudh-en-Nirnaeth?e taşıdı, orası yeni inşa edilmişti ve ölümün kötü kokusu üzerindeydi; ve Morgoth Húrin?i en tepeye koydu, oradan Hithlum?a doğru batıya bakmasını buyurdu, karısı ile oğlunu ve diğer soyunu düşünmesini istedi. "Çünkü onlar şu an benim topraklarımda yaşıyorlar," dedi Morgoth, "ve hepsi benim insafıma kaldı."



"Hiçbirine sahip değilsin," diye yanıtladı Húrin. "Fakat onları kullanarak Turgon?a ulaşamazsın, çünkü hiçbiri onun sırlarını bilmiyor."

O zaman öfke Morgoth?a hakim oldu, ve dedi ki: "Lakin seni kullanabilirim, ve tüm lanetlenmiş hanedanını; benim irademin altında kırılacaksınız, hepiniz çelikten yapılmış olsanız dahi." Ve yerde yatan uzun bir kılıcı alarak Húrin?in gözleri önünde kırdı, bir parçası onun yüzünü yaraladı; fakat Húrin irkilmedi bile. O zaman Morgoth uzun kolunu Dor-lómin?e doğru uzattı, Húrin?i, Morwen?i ve onların tüm soyunu lanetledi, ve şöyle dedi: "İşte! Düşüncemin gölgesi, nereye giderlerse gitsinler onların üzerinde olacak, ve nefretim onları dünyanın sonuna kadar izleyecek."


Fakat Húrin dedi ki: "Bunlar boş laflar. Çünkü onları göremiyorsun, ne de bu kadar uzaktan onları yönetebilirsin: bu şeklinle kaldığın ve yeryüzünde görünür bir Kral olma arzusunu sahip olduğun sürece olmaz."


O zaman Morgoth Húrin?e döndü, ve şöyle dedi; "Ahmak, İnsanlar arasında çok azı, ve onlar konuşanların çok az bir kısmını oluşturuyor! Valar?ı gördün mü, ya da Manwë ve Varda?nın gücünü ölçtün mü? Düşünceleri nerelere ulaşır bilir misin? Ya da belki de düşünceleri senin üzerinde, ve bu kadar uzaktan sana bir kalkan oluştururlar, böyle olacağını zannediyor musun?"


"Bilmiyorum," dedi Húrin. "Lakin öyle olabilir, eğer isterlerse. Çünkü Büyük Kral, Arda varolduğu sürece tahtından indirilemeyecek."

"Böyle söylüyorsun," dedi Morgoth. "Büyük Kral benim: Melkor, tüm Valar içinde ilk ve en güçlü olan, ki dünya yaratılmadan önce vardım, ve yapımında çalıştım. Amacımın gölgesi Arda üzerinde uzanıyor, içindeki herşey yavaşça ve mutlaka irademe boyun eğecek. Fakat sevdiğin herkesin üzerine düşüncem bir Felaket bulutu gibi çökecek, onları karanlığa ve umutsuzluğa sürükleyecek. Nereye giderlerse, kötülük baş gösterecek. Ne zaman konuşurlarsa, sözleri kötü bir tavsiye olacak. Ne yaparlarsa kendilerine geri dönecek. Umutsuzluk içinde ölüp gidecekler, hem hayatta hem de ölümde lanetlenmiş bir halde."



Fakat Húrin şöyle yanıtladı: "Kiminle konuştuğunu unutuyor musun? Böyle şeyleri çok uzun zaman önce atalarımıza da söylemiştin; fakat senin gölgenden kaçtık Ve şimdi senin hakkında bilgimiz var, çünkü Işık?ı gören yüzlere baktık, ve Manwe ile konuşmuş olan sesleri dinledik. Arda?dan önce sen vardın, lakin başkaları da vardı; ve onu sen yapmadın. Ne de en güçlü olan sensin; çünkü sen gücünü kendi üzerinde harcadın ve onu kendi boşluğun için tükettin. Sen Valar?ın kaçmış bir tutsağından başka biri değilsin, ve zincirleri hala seni bekliyor."


"Üstadlarının derslerini iyi ezberlemişsin," dedi Morgoth. "Fakat bu çocukça irfan sana yardım edemeyecek, şimdi hepsi uzaklara kaçıyor."


"Sana söyleyecek son bir sözüm var, tutsak Morgoth," dedi Húrin, "ve bu Eldar?ın irfanından alıntı değil, lakin tam şu an yüreğimde belirdi. Sen İnsanlar?ın Efendisi değilsin, ve olamayacaksın, tüm Arda ve Menel senin egemenliğin altına girse dahi. Sana karşı koyanları Dünya?nın Çemberleri?nin ötesinde izleyemeyeceksin."


"Dünya?nın Çemberleri?nin ötesinde onları izlemeyeceğim," dedi Morgoth. "Çünkü Dünya?nın Çemberleri?nin ötesi Hiçlik?tir. Fakat içinde benden kaçamayacaklar, Hiçlik?e girene kadar."


"Yalan konuşuyorsun," dedi Húrin.

"Yalan söylemediğimi görecek ve itiraf edeceksin," dedi Morgoth. Ve Húrin?i yeniden Angband?a taşıyarak Thangorodrim?in zirvesinde taştan bir koltuğa oturttu, buradan batıdaki Hithlum diyarını ve güneydeki Beleriand diyarlarını görebilecekti. Orada Morgoth?un gücü ile bağlandı; ve Morgoth başucunda durarak onu yeniden lanetledi ve gücünü üzerine yaydı, öyle ki oradan asla kımıldayamadı, ne de orada ölebildi, Morgoth onu serbest bırakana kadar.



"Artık burada oturacaksın," dedi Morgoth, "ve bana teslim ettiklerinin üzerine kötülük ve umutsuzluk çökerken o toprakların perişanlığını seyredeceksin. Çünkü sen benimle alay etme cüretini gösterdin, ve Melkor?un, Arda?nın yazgılarının Efendisi?nin, gücünü sorguladın. Bu yüzden benim gözlerimle görecek, ve benim kulaklarımla duyacaksın, ve hiçbir şey senden gizli kalmayacak."
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 18 Mayıs 2014, 19:28:04
Elrond ve Elros'un Annesi Elwing'e Dair

Elrond ve Elros'un Annesidir.Elwing İlk Çağ'ın 503 yılında Orta Dünya'da yıldızlı bir gecede doğdu.Onun İki Abisi Elured ve Elurin'di.Babası Dior ve annesi Nimloth'dur.

Nimloth bir elf ama Dior Hem Yarı Elf,Hem de Yarı İnsandı.Dior'un,Babası Beren(Bir İnsan),Annesi de Yüce Doriath Kralı Thingol'un Kızı Luthien'dir.(Bir Elf)Bu Evlilik Nedeniyle Dior,Yarı Elf ve Yarı İnsan Olarak Doğmuştur.
Thingol'un Tek Veliaht'ıdır.Elwing'de Yarı Elf olarak kabul edildi.Elwing doğduğunda anne ve babası,Doğu Beleriand'ın Ossiriand bölgesinde ki Adurant nehrinin Lanthir Lamath şelalerinin bulunduğu bir evde yaşıyorlardı.

Doğumundan kısa bir süre sonra, onlar Doriath'a Menegroth salonlarına taşındılar. Thingol ise o zamanlar Cüceler Tarafından öldürülmüştü. Thingol'un Tek torunu olarak Dior Thingol varisi oldu ve o Doriath Kralı oldu.

Luthien'in Silmaril'i bir süre Luthien'de kaldı.Ama o öldü ve Silmaril Doriath'a,Dior 'agetirildi.Feanor'un oğulları, babaları tarafından yapılan Silmaril'i geri almak için yemin etmiş ve Yule'nin 506 ve 507'sinde Doriath'a bir saldırı başlattı.Dior ile Nimloth öldü ve oğulları Elured ve Elurin ormanda yakalandılar ve bilinmeyen bir kadere terkedildiler.


Ama Elwing akrabası ile birlikte kurtuldu.Silmaril'i de yanına aldı ve Sirion Limanlarına yerleşti. Kısa bir süre sonra başka bir grup mülteci Gondolin'den geldiler.Yeni gelenler Tuor,Idrıl ve Earendil ile birliktelerdi. Tuor ve Idril 525'te Deniz üzerinde ayrıldı ve Eärendil Sirion Limanlarında yaşayan insanların efendisi oldu.

Aynı dönemde,Eärendil Elwing evlendi.532 yılında Elrond ve Elros adında ikizleri oldu.Earendil bir denizciydi ve Ailesinden uzak kalıyordu.Amacı Ölümsüz Diyarlara Gitmek İçin Yol Bulmaktı.Bu yüzden denizlerde çok zaman harcadı.

538 yılındaEärendil Denizde iken,Feanor'un geriye kalan oğulları Elwing'den Silmarili istediler.Elwing onları geri çevirdiğinde Feanor'un oğulları Sirion Limanlarına saldırdı.Birçok Elf öldürüldü ve Elrond ile Elros ele geçirildi.Elwing Silmaril ile birlikte Ulmo'nun sırtına bindi.Ulmo(Denizlerin Vaları) beyaz bir kuş içine döndü ve o Eärendil'in gemisi, Vingilot'u bulmak için uçtu.


Elwing yorucu yolculuktan sonra geminin güvertesinde çöküp kaldı.Ama kendi formunda Ertesi sabah uyandı.Elwing ve Eärendil oğullarının, aslında hayatlarını Feanor'un oğlu Maglor tarafından bağışlanmış olsa bile öldürüleceklerine inanıyordu.

Vingilot nihayet 542 yılında Ölümsüz Topraklar'a ulaştı.O Elwing'i Swans Limanlarına götürdü ve Teleri Elfleriyle birlikte yaşadı.Earendil Valar'ı aramak için tek başına gitti.

Aslında Ölümsüz Topraklara İnsanların gelmesine İzin verilmiyordu.Elwing ve Eärendil'de İnsan kanı vardı ama Manwe Onlara İzin vermişti.

Yarı Elf Elwing ve Earendil'e ölümlü Erkekler ya da ölümsüz Elfler arasında sseçilebilecek bir seçim verildi.Elwing bir Ölümsüz Elf'i seçti.
Valar Gazap Savaşında Morgoth'a yenildi.

Elwing yaptığı seferlerde Eärendi'el eşlik etmedi.O kuzey kıyılarda beyaz bir kule yaşadı.Deniz kuşu kuleye geldi ve Elwing kendi dillerini öğrendi ve o da beyaz ve gümüş-gri kanatları kullanarak uçmayı öğrendi. Bazen Ölümsüz Topraklar'a döndüğünde Eärendil'i karşılamak için uçtu.

Elrond ve Elros'a da aynı seçim verildi. Elros İnsanlığı seçti ve o Numenor'un ilk kral oldu ve İkinci Çağ'ın yıl 442 yılında öldü.Elrond Ölümsüz Elfleri seçti ve Üçüncü Çağın Sonunda Ölümsüz Topraklara Dönene Dek Orta Dünyada Kaldı.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 18 Mayıs 2014, 19:29:59
Ak Ağaç'ın Tarihi

Gondor'un sembolüdür. Ak Ağaç İsildur'un Numenor'dan getirdiği bir fidandan büyümüştü , ve Numenor'da ki de Ölümsüz Topraklar'dan getirilmişti. Kralların Soyu sona erdikten sonra Ak Ağaç da kurudu ve öldü. Ölü ağaç Kaynak Avlusu'nda durdu , ta ki Aragorn , Kral Elessar bir fide bulup dikene kadar. Böylece Minas Tirith'te Ak Ağaç tekrar çiçek açtı.

Ak Ağaç'ın , Yavanna tarafından yaratılan bir ağaç olan Galathilion'unsoyundan geldiği söylenmektedir. Yavanna , Galathilion'u Telperion'un suretinde yaratmıştı , Valinor'un İki Ağacı'ndan biri. Adı Celeborn olan Galathilion'un fidelerinden biri Tol Eressea adasına dikildi , ve bu ağaçtan da Elfler bir fide alarak Numenor'un İnsanlarına hediye etti. Bu fideden büyüyen ağaca da Nimloth denildi.

Sauron esir olmayı kabul edip Numenor'a geldikten sonra Kral Ar-Pharazon 'a öğütler vermeye başladı , ve Nimloth'u kesmekte bunlar arasındaydı. Kral önceleri razı olmadı fakat sonra kabul etti. Bu üzücü haberi duyan İsildur , kılık değiştirerek ağacın bulunduğu Kral'ın Bahçeleri'ne girdi. Ve ağacın bir meyvasını almayı başardı. Fakat nöbetçiler tarafından görüldü ve kaçmak için dövüşmek zorunda kaldı. Derin yaralar alarak kaçmayı başardı ve babasıyla kardeşinin yanına döndü. Meyva dikildikten ve ilk kez yaprak açtıktan sonra ölüm döşeğindeki İsildur iyileşerek ayağa kalktı.

Bu meyvadan büyüyen fide , 2. Çağ'ın 3319 yılında Numenor'un Yıkılışı'ndan kurtuldu. İsildur onu Minas İthil kalesine dikti ve böylece bu fide Gondor'un Ak Ağaçları'nın ilki oldu. Sauron Minas İthil'i 3429 yılında işgal etti ve Ak Ağaç'ı yaktı , fakat İsildur bir fide ile kaçmayı başardı. 3. Çağ'ın 2. yılında , İsildur fideyi Minas Anor'a , Son İttifak'ın Savaşında ölen kardeşi Anorion'un anısına dikti.

Ak Ağaç , daha sonra Minas Tirith adını alan Minas Anor'un en üst seviyesinde ki Kaynak Avlusu'nda büyüdü. Ağacın uzun yaprakları vardı , üstleri koyu yeşil ve altları gümüş rengi olan , ve çiçekleri beyaz açardı. Kralların Amblemi siyah bir zemin üzerinde Ak Ağaç'tı ve Elendil'in Varisleri'nin nişanları olan 7 yıldız ve bir tacın altında Gondor'u sembolize ediyordu.

1636 yılında Büyük Veba güney doğudan Gondor'a geldi ve Kral Telemnar öldü. Ak Ağaç'ta kurudu ve öldü , fakat Telemnar'ın yeğeni Tarandor ağacın bir fidesini kalenin içine dikti. Kralların Soyu 2050 yılında yok oldu ve Ak Ağaç bundan sonra daha az meyva vermeye , daha az çiçek açmaya ve yaşlanmaya başladı.

2872 yılında Gondor Vekilharçı II. Belecthor öldü ve Ak Ağaç'ta kurudu ve öldü. Bu sefer hiçbir meyvası yada fidesi bulunamadı ve kurumuş ağaç Kaynak Avlusu'nda öylece bırakıldı.

Aragorn 15 Mart 3019'da Minas Tirith'e geldi ve Arwen tarafından yapılmış bayrağını açtı. Bayrağın üstünde Gondor'un Ak Ağaç'ı , 7 yıldız ve taç işliydi. Yüzük Savaşı'ndan sonra Aragorn Gondor ve Arnor Birleşik Krallık'ının Kralı oldu.

25 Haziran'da Aragorn ve Gandalf Minas Tirith'in ardında ki Mindolluin Dağları'na tırmandılar ve Aragorn orada Ak Ağaç'ın , yaklaşık 1 metre boylarında ve 7 yaşından küçük bir fidesini buldu. Büyük bir ihtimalle uzun yıllar önce ekilmişti ve kendi başına uzun yıllarca beklemişti.

Kurumuş ağaç hürmet edilerek yerinden söküldü ve Krallar'la Vekilharç'ların yattığı Rath Dinen'e dinlenmesi için bırakıldı. Yeni fide Kaynak Avlusu'na dikildi ; büyük bir hızla ve memnuniyetle büyümeye başladı. Gondor Krallığı'nın yeniden doğmasının bir işareti sayıldı.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 18 Mayıs 2014, 19:31:45
Elrond'a Dair

Elrond 2. ve 3. çağlarda Orta Dünya'da yaşayan en bilge ve güçlü elflerden biriydi.Sauron'a karşı savaşmıştı ve Güç yüzüğü'nün yok edilip Sauron'u yok etme kararı Elrond'un topladığı divanda alınmıştı.Elrond elflere özgü olan ölümsüz hayatı seçmiştive 3.çağın sonunda Orta Dünya'dan ayrıldı.Ama arkasında sevgili kızı Arwen'i bıraktı(Arwen bunu kendi seçmişti)Elrond ve kardeşi Elros 1.çağın bitişinden 58 yıl önce doğmuştu.1.çağa ait sağlam ve kesin bir kronoloji bulunmamaktadır.Ancak Yılların öyküsü'nün bir versiyonun da 532 yılında doğdukları yazar.
Elrond ve Elros'un babası denizci Earendil ve anneleri Elwingti.Earendil yarı elfti.Annesi Idril bir elf, babası Tuor bir insandı.Elwing'in annesi Nimloth bir elf babası Dior ise Beren ile Luthien'in oğluydu.

Elrond ve Elros Orta Dünya'da doğdu.Aileleri Beleriand'ın güneybatı kıyısında Sirion nehri'nin kenarında yaşıyordu.Earendil uzakta denizlerdeyken Feanor'un oğulları Elwing'te bulunan Silmaril'i aramak için Sirion Limanları'na saldırdı.Elrond ve Elros esir alındı.Feanor'un oğlu Maglor onlara acıdı ve hayatlarını bağışladı.

Elwing Silmarille birlikte kaçtı ve Earendil'in gemisini buldu.Çocuklarının kaybı yüzünden ümitsizliğe kapıldılar ve bir daha Orta Dünya'ya dönmediler.Birlikte ölümsüz diyara doğru yelken açtılar.Earendil Morgoth'a karşı Valardan yardım istedi.1.çağın sonunda Vaların ordusu Morgoth'u gazap savaşı'nda alt etti.



Vala Manwe , Earendil ve Elwing?in,Elrond ve Elros?un ve onların soyundan gelenlerin Elf yada insan ırkına ait olmalarını seçebileceklerine karar verdi.Earendil ve Elwing Elf ırkını seçtiler ve ölmeyen diyarda kaldılar.

Elrond ve Elros da aileleri gibi aynı seçimle yüzleşti.Elros insanların kaderi olan ölümlü hayatı seçti ve Numenor?un ilk kralı oldu.Elros 500 yıl yaşadı ve 2.çağın 442.yılında öldü.

Elrond ise elflerin kaderini seçti.ölümsüzdü ve ölümsüz diyara yelken açabilirdi ama Elrond Orta Dünya?da kral Gil-galad ile kalmaya karar verdi.Lindon?da ikamet ettiler.Burası Mavi Dağların batısında kalıyordu.Gazap Savaşında harabeye dönmeden önce Beleriand?ın parçasıydı.

Gil-galad ve Elrond?un uyarılarına rağmen Sauron Elf demircilerine güç yüzüklerini yaptırtmaya ikna etti.1500 yılı civarında güç yüzüklerinin yapımı başladı.1600 yılı civarında Sauron hepsine hükmedecek Tek yüzüğü dövdü.Ve Celemrimbor kandırıldıklarını fark etti ve elfler çin yapılan 3 yüzüğü Sauron?dan sakladı.Vilya yani hava yüzüğü Gil-galad?a verildi.Sauron 1695 yılında Eregion?a saldırdı.Elrond onu durdurmak için destek güçlerini yolladı.Ama çok geç kalmıştı.Eregion yok edildi.Elrond hayatta kalanları toparlayıp kuzeye doğru geri çekildi.1697 yılında Ayrıkvadi?yi buldu.

1701 yılında elfler bir divan topladı ve Ayrıkvadi?nin doğu Eriadordaki sığınakları olmasına karar verdi.Bu sıralarda Gil-galad Vilya?yı Elrond?a vermiş olabilir ya da son ittifak savaşı?ndan sonra Vilya Elrond?a geçmiş olabilir.

Elrond Dagorlad savaşı?nda savaştı.Elrond Hüküm dağının eteklerinde savaşırken Gil-galad ve Elendil öldürülmüştü.Elendil?in oğlu İsildur Tek yüzüğü Sauron?dan almıştı.Elrond yüzüğü ateşe atması için İsildur?u dağın kalbine götürdü.Ama İsildur yüzüğü kendine sakladı.

İsildur orklar tarafından öldürüldü.Ancak genç oğlu Valandil Ayrıkvadi?de kaldı.3.çağ sürerken Elrond İsildur?un varislerine yardım edip sığınacak yer vermeyi sürdürdü.Elrond bir gün İsildur?un soyundan gelen birinin Orta Dünya?nın kaderinde çok önemli bir rol oynayacağını biliyordu.

3.çağın 109. yılında Elrond, Galadriel ve Celeborn?un kızı Celebrian ile evlendi.Oğulları Eladan ve Elrohir 130 yılında doğdu.Kızları Arwen ise 241 yılında doğdu.Elrond?un çocukları da İnsan mı Elf mi seçimiyle karşılaştılar.Ama seçimlerini uzun süre ertelediler.

1409 yılında Angmar güçleri 3 Dunedain krallığına saldırdı.Elrond Ayrıkvadi?den ve Lothlorien?den yardım getirdi.Gri limanlarda Cirdan?ın güçlerine katıldılar.1975 teki Fornost savaşından sonra sonunda Nazgul efendisi Eriador?dan sürüldü.Elrond Ayrıkvadi?de gençliklerinde Dunedain resilerinin oğullarına baktı.

Elrond ak divan?ın bir üyesiydi.Bu divan Galadriel,Cirdan,Gri Gandalf ve daha sonradan başkanları olacak Ak Saruman?ı kapsıyordu.

2509 yılında Elrond?un eşi Celebrian Lothlorien?e giderken orklar tarafından esir alındı.Oğulları Eladan ve Elrohir onu bulup kurtardı.Ama Celebrian 2510 yılında ölmeyen diyara doğru yelken açtı.

2851 yılında Ak divan tekrar toplandı.Gandalf Dol Guldur?da Sauron?un yeniden güçlendiğini söyledi.Ama Saruman Tek yüzüğün sular altında kaldığının ve tekrar bulunamayacağını söyledi.Ve divan beklemeyi kabul etti.Ama Elrond kuşkuluydu.

2933 yılında Elrond babası orklar tarafından öldürülen 2 yaşındaki Aragorn?u evine getirdi.Onu kendi oğlu gibi sevdi.

Aragorn 20 yaşına geldiğinde Elrond ona İsildur?un varisi olduğunu söyledi.Ona Barahir yüzüğünü ve Narsil?in parçalarını verdi.Tabi Aragorn daha kral olmaya hazır değildi.

Elrond?un kızı Arwen o sıralarda babasını ziyaret ediyordu.Aragorn onu ilk gördüğünde aşık oldu.Elrond bunu fark etti.Bunun bir sorun olacağını biliyordu.Çünkü Aragorn Arwen ile evlenirse Arwen insanların kaderini seçmiş olacak ve ölümsüzlüğünden vazgeçecekti.Aragorn ve Arwen 2980 yılında evleneceklerine karar verdiler(bir nevi nişanlandılar).Elrond bunu duyunca üzüntüye düştü.Ve Aragorn?la konuştu.

3002yılında Bilbo Baggins Elrond?un misafiri olarak Ayrıkvadi?ye geldi.3009 yılında Elrond Arwen?in Lothlorien?den eve dönmesi için çağrıda bulundu.


3018 yılında Ekimin 18?inde Frodo?nun Nazguller tarafından izlendiği haberi Elrond?a ulaştı.Ertesi gün Glorfindel onu bulmak için gönderildi.Elrond Frodo?yu kurtarmak için nehirdeki suları yükselterek Nazgulleri eli boş Mordor?a gönderdi.Frodo zehirli Morgul bıçağı yüzünden ciddi bir şekilde yaralanmıştı.Ama Elrond?un hüneri sayesinde iyileşti.

25 Ekimde Elrond?un divanı toplandı.Legolas,Aragorn,Gimli,Frodo,Gandalf,Boromir,Glorfindel ve birkaç kişi daha katılmıştı.Divanda Orta Dünya?nın kaderini değiştirecek Tek yüzüğün Hobbit Frodo tarafından taşınmasına karar verildi.Ve Elrond 9 kişiden oluşan Yüzük kardeşliğini topladı.Bu kişiler arasında Frodo?nun en sadık hizmetkarı ve en iyi dostu Samwise Gamgee,Aragorn,Gandalf,Gimli,Legolas,Boromir ile Merriadoc Brandybuck ve Peregrin Took adında iki hobbit te vardı.Yüzük yok edilmeye gönderildi.

Frodo?ya zaman kazandırmak amacıyla Kara kapılara ordular gönderildi.Bu esnada yüzük yok edildi ve Sauron sonsuza dek ortadan kalktı.

Aragorn Mayısın birinde taç giydi.Aragorn ve Arwen yılortası gününde evlendiler.Elrond elflerle birlikte Orta Dünya?dan ayrılıp ölmeyen diyara yelken açacaktı.Ama Arwen insanların kaderini seçtiği için ölene dek Orta Dünya?da kalacaktı.Elledan ve Elrohir?in kararları bilinmiyor.Ancak 4.çağın bir kısmında Orta Dünya?da kaldıkları söylenir.3021 yılında 22 Ekim de Frodo Gri limanlara doğru yola çıktı.

Elrond Orta Dünya?da 6520 yıl yaşadı.29 ekimde Elrond eşi Celebrian?a kavuşacağı ölmeyen diyara yelken açtı.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 18 Mayıs 2014, 19:33:14
Parıldayan Mağaralar (Aglarond)'a Dair

Aglarond, Boru Şehir ile beraber Miğfer Dibi'nin arkasındaki Parıldayan Mağaralar'a verilen isimdir.

Aglarond, Isen Sığlıkları'nı korumak için Gondor tarafından yapılan iki kaleden biridir. Kuzeydeki Angrenost(daha sonra Isengard) gibi iyi korunuyordu; ama Calenardhon'daki(daha sonra Rohan) nüfus azalınca, küçük bir muhafız grubunun Dunlandlılar ile ilişkiye girmesine kadar, az destek verildi ve önemli bir kale olarak görünmedi.

Gondor Vekilharcı Cirion tarafından Calenardhon Atçanlar'a verilince Aglarond Rohirrim'e geçti ve adı Suthburg(kendi dillerinde Güney'deki Şehir) olarak değiştirildi. Gondorlu Muhafızlar hala Gondor'un yönetimindeki Angrenost'a yönlendirildiler ve böylece Isen Sığlıkları'nı savunma görevi Rohan ve Gondor arasında paylaşıldı; fakat sonra tamamen Rohan'a geçti.

Miğfer Tokmakel'in döneminde Rohan, Isen Nehri'ni geçen Dunlandlılar tarafından Isengard'dan saldırıya uğradı. Edoras fethedildi ve Miğfer ile beraber halkının büyük bölümü Suthburg'a çekildiler.
Kendisini çevreleyen Dunlandlılar üzerine at sürmeden önce Miğfer büyük bir boru üflediği için kale bundan sonra Boruşehir olarak anıldı. Yüzük Savaşları sırasında Boruşehir, Rohirrimler'in savaştan kaçan köylüleri için Miğfer Dibi ile beraber bir sığınak görevi görüyordu.Cüce Gimli, savaşta güçlü bir şekilde çarpıştı ve büyük, harika bir mağara sisteminin güzelliği karşısında büyülendi. Bu onun için karşı konulamazdı.

Gimli, Durin'in Halkı'nın bir bölümünü oraya yerleştirdi. Akrabası ve tüm Durin Halkı'nın varisi III. Thorin Taşmiğfer'in emri altında olmak kaydıyla Parıldayan Mağaraların Efendisi oldu.

Aglarond Cüceleri, Yüzük Savaşları?nda hasar görmüş olan Boruşehir'i eski haline getirdiler ve orası Rohan ile beraber kullandıkları ortak bir kale haline geldi. Gondor ve Rohan için 4. Çağ'da Minas Tirith'in yeni Cümlekapısı gibi harika işler yaptılar.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 19 Mayıs 2014, 01:41:07
Rohan'ın Sığınağı Dunharrow

Rohan'ın bir dağ sığınağı; Ölüler Yolu'nun girişindeki konum. Dunharrow Ak Dağlar'da bulunan Tapanvadi'de bulunur. Vadinin doğu tarafında, yüzlerce fit yüksekliklerdedir. Dunharrow 3 dağın birleşme noktasındadır. Kuzeydeki İrensaga, güneydeki Starkhorn ve merkezdeki Dwimorberg. Bu yüksek bölge, Firienfeld olarak anılan bir çimenlik alan tarafından örtülmüştü. Bir yol her 2 tarafada ulaşıcak şekilde zikzak çizerek tepeye doğru gidiyor. Dimholt adı verilen küçük bir koru var, Ölüler Yolu'nun Karanlık Kapısı. Vadi zeminine(Dunharrow'un tepesi), ulaşmak için sadece bir yol vardır, Stair of the Hold(Tutunma(Dayanma)'nın merdivenleri). Bu yol sığınağı düşman saldırılarına karşı daha güvenli hale getiriyor. Her zigzak başında taştan yapılmış insana benziyen bir heykel bulunur. Bunlar Pukel-men(Pukel insanı) olarak bilinir. Pukel-Men'ler Druedain insanlarını, İlk Çağ'da Ak Dağlar'da yaşayan insan ırkına benzetilmektedir. Druedain'ler taşları kendilerine benziycek şekilde yontar ve bu heykellere izleme-taşları derler. Dunharrow Pukel-Men'ler tarafından yapılmış gibi görünüyor. Druedain, Ak Dağlar'dan doğudan geldiği bilinen bir takım kötü insan tarafından kovuldu, bu insanlar Dağ İnsanları olarak biliniyordu. Dunharrow Dağ İnsanlarının gizli bir bölgesi olarak kaldı. 2. Çağda, Dağ İnsanları İsildur'un Sauron'la olan savaşında, İsildur'a yardım etmekten çekindi. Kara Kapı'nın gerilerine kaçtılar ve Ölüler Yolunun hayaletleri oldular. Onlara Dunharrow'un Ölü İnsanları denmeye başladı.Duharrow, Rohan'ın İkinci Kralı Brego tarafından keşfedildi. Brego ve oğlu Baldor Tapanvadi'yi keşfe çıkmışken, insanların sığınabileceği bir yer arıyorlardı. Ölüler Yolu'nun girişinde yaşlı bir adamla karşılaştılar, adam onlara kapının yaşama açılmadığını söyledi. Baldor Karanlık Kapıdan geçti ve bir daha asla geri dönmedi. 2758'de Rohan Dunlend insanları tarafından işgal edildiğinde Frealaf'ın önderliğinde bir grup rohirrim Dunharrow'a sığındı ve uzun kışı burada geçirdi. 2759 baharında, Frealaf Dunlendlilere karşı saldırıya geçti ve Edoras'ı onlardan geri aldı. Yüzük Savaşı sırasında Dunharrow Rohirrim tarafından tekrar sığınak olarak kullanıldı. Eowyn, Kral Theoden ve birçok insan Edoras'tan Dunharrow'a geldi, 9 Mart 3019. Sonraki günlerde Rohirrim ordusu toplandı ve Minas Tirith'e doğru yola çıktı. Geride kalan kadınlar, çoçuklar ve yaşlı erkeklerse Sauron yenilene kadar Dunharrow'da kaldı.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 19 Mayıs 2014, 01:44:10
Narsil'in Kurtarıcısı Ohtar'a Dair

Ohtar Isildur'un silahtarıdır.Efendisinin emriyle Narsil'in kırık parçalarını kurtarmıştır.Ohtar Isildur'un akrabasıdır ve ona karşı çok büyük bir sevgi duyar.Onun gerçek ismi bilinmez.Ohtar, eğitimli bir savaşçıydı ama henüz "roquen" (?) veya şövalye olamamıştı.Ohtar'ın Numenor'un son yıllarında doğduğu tahmin ediliyor. O dönemde Sauron dönemin kralı Ar-Pharazon tarafından esir alınmasına rağmen Ar-Pharazon onun sözlerine kanmış ve en sonunda ölümsüzlüğü elde etmek için Valinor'u fethederek ele geçirebileceğine inanmıştır. Bunun için Ar-Pharazon çok büyük bir donanma hazırlarken bu savaşın Numenor için çok kötü sonuçlar doğuracağını bilen İsildur'un büyükbabası Amandil Valinor'a af dilemek için yelken açmış ve gitmeden önce oğlu Elendil'e kaçış için gemiler hazırlamasını öğütlemiştir.Bir ara Sauron' un Ölümsüz Diyarlardan getirilen Ak Ağaç Nimloth' u kesmek istediğini dedesi Amandil' den öğrenen Isildur kılık değiştirip gizlice Kralın Sarayına girdi. Nimloth' dan bir meyvesini aldı fakat gardiyanlar onu fark ettiler ve saldırdılar. Isildur ağır yaralandı ama kaçıp meyveyi dedesine götürmeyi başardı. Aylarca ölüm döşeğinde kaldı ama Ak Ağaç' ın meyvesi filizlenmeye başlayınca Isildur uyandı ve yaraları da iyileşti. Daha sonra bu meyve Minas Anor' a dikildi.

Sauron' un gittikçe artan etkisi karşısında kendilerini İnançlı olarak adlandıran bir grup Numenor' lu, adayı terk etmek için hazırlandılar.Büyük bir rüzgarla Orta-Dünya kıyılarına gönderildiler. Elendil kuzeye çıktı. Isildur ile Anarion da Güneye, Anduin Nehri' nin ağzına geldi. Elendil ve oğulları 3320 de, Kuzey Krallığı Arnor ile Güney Krallığı Gondor' u kurdular.Elendil her iki krallığında Yüce Kralı oldu ama Arnor' da yaşadı ve Gondor' u da oğullarının yönetimine bıraktı.Isildur ve Anarion, Anduin üzerinde kurdukları Osgiliath' ın her iki tarafında yan yana bulunan tahtlara sahip oldular. Anarion, nehrin batı kıyısında, Minas Anor' da yaşadı. Isildur ise evi olarak, nehrin doğusundaki Ithilien' i seçti. Ve Gölge Dağlarının bir vadisinde sonradan Minas Morgul olarak bilinecek Minas Ithil' i kurdu.Minas Ithil, güzel, beyaz bir şehirdi. Ayrıca Mordor' daki kötülüklere karşı bir kale olarak kullanıldı. Başta Sauron' un Mordor' a geri dönüp gücünü tekrar oluşturmaya başladığı fark edilmedi. Aynı zamanda Minas Ithil ile Minas Anor' un ortasında olan Osgiliath' ı ise başkentleri yaptılar.3429 da Sauron Minas Ithil' e saldırdı ve ardından şehri ele geçirdi. Isildur ailesi ve yanında bir başka Ak Ağaç fidanı ile kaçtı. Ailesi ile birlikte Anduin ağzından bir gemiye bindiler ve Orta-Dünya kıyılarında, babasının bulunduğu, Arnor' a doğru ilerlediler. Elendil, Arnor' un batısında, Lindon'da yaşayan Elflerin Kralı Gill-Galad' a başvurdu. İki Kral 3340 da Sauron' a karşı Elflerin ve İnsanların Son İttifakını oluşturdular. Aynı sene Isildur'un en küçük çocuğu Valandil, Rivendell' da dünyaya geldi.
Son İttifak Savaşı, 3434 te başladı. Sauron' un orduları Dagorlad Savaşı' nda mağlup edildi. Ve İttifak Ordusu Mordor' a girip Barad-dûr' u kuşattı. Bu kuşatma yedi sene sürdü, birçok elf ve içlerinde Anarion' un da olduğu (Ki 3440 da ölmüştür) insan katledildi.En sonunda Sauron, 3441 de kulesinden çıkıp savaş alanına geldi. Gill-Galad ve Elendil ile Kıyamet Çatlağı eteklerinde bizzat savaştı. Ama iki Yüce Kral bu mücadelede yenik düştüler. Elendil' in ölümüyle birlikte kılıcı da düşüp kırıldı.Isildur o sırada kırık kılıcı kullanıp Sauron' un parmağından Yüzük' ü kesip aldı. Böylece Sauron' un ruhu bedenini terk etti. Ama Yüzük yok edilmediği sürece ruhu da tamamen yok olamazdı. Elrond ve Cirdan, Isildur' a Yüzük' ü bir an önce Kıyamet Çatlağına atmasını öğütlediler.Ama Yüzük onu baştan çıkardı, tamahkârlığı ona savaşı unutturdu. Isildur Yüzük' ü atmayı reddetti.Sauron?un düşüşünün ardından, Isildur Gondor?a geri döndü. Orada,kendini Arnor?un kralı Elendilmir olarak ilan etti. Onurlu ve güçlü biri olmasından ötürü kuzey ve güneydeki tüm Dunedain üzerinde hükümdarlığını başlattı. Hükümlerini bildirmek ve krallığını toparlamak için Gondor?da bir yıl süreyle kaldı, fakat Arnor Ordusu?nun büyük bir bölümü Isen Sığlıkları?nın oluşturduğu Numenorean Yolu?ndan Erdiyarı?na geri döndü.Sonunda geri dönüş yolculuğu için güvenli hissetmesiyle, telaş içine girdi. Eşiyle en küçük oğlunu Ayrıkvadi?de bırakmıştı ve ilk olarak oraya gitmeyi arzuladı. Ayrıca Elrond?un Divanı?ndan acil bir yardıma ihtiyacı vardı. Bu yüzden, Osgiliath?tan Ayrıkvadi?ye gitmek için Cirith Forn?a oradan da Anduin Vadileri?nden (kuzeyin yüksek geçitleri)geçmeyi planladı. Toprakları iyi biliyordu çünkü Son İttifak Savaşı?ndan önce buralarda gezinmiş ve Elrond?un eşliğinde Doğu Arnorlu adamlarla savaşa yürümüştü.Isildur üç oğlu Elendur, Aratan ve Ciryon komutasındaki Arnor'un sert, mağrur askerleri ile beraber yolculuğuna devam etti.Ohtar'da Isildur'un yolculuğunda ona eşlik etti. Dagorlad üzerinden geçişlerine ve kuzeye, Kuyutorman'ın güneyindeki boş topraklara kadar olan yolculukları hakkında hiçbir şey söylenmez.

Öğle vakti yolculuklarının otuzuncu günü sona ererken onlar da Thranduil?in krallığına giden bir yol üzerinde Ferah Çayırlar?ın kuzey sınırlarını geçiyorlardı. Hava bozmaya başlamış ve ırak dağların tepesini bulutlar örtmüştü. Puslu güneş, dağların doruklarını kızıl bir pırıltıyla aydınlatıyordu fakat vadinin derinlikleri çoktan gri gölgelere bürünmüştü. Dunedain yolculuklarının yakında sona ereceği ve Ayrıkvadi?den gelen yolu arkalarında bırakacakları için şarkı söylemeye başladılar. Orman yukardan daha korkunç gözüküyordu fakat şanslarına aşağılara inince zeminin yumuşak olduğu fark ediliyordu.

Güneşin bulutların arasına girmesiyle aniden vahşi çığlıklar duyuldu. Yamaçtan aşağı orklar sürü halinde iniyorlardı ve ormandan çıkmaya başlamışlardı. O loş ışıkta sayıları ancak tahmin edilebilirdi fakat Dunedain`den sayıca en az on kat daha fazlaydı. Isildur kılıçlarını çekip saflar dağılsa bile bir halka oluşturana kadar iki taraftan toplanabilecek şekilde Thangail?e dizilmelerini emretti. Zemin düz ve eğim istediği gibi olsaydı bölüğünü dirnaith? e göre dizebilir ve Dunedain?in gücüyle orkları yararak dağılmalarını sağlayabilirdi. Fakat şimdi bu yapılamazdı. İç sıkıcı bir gölge kalbine düştü.Orklar gittikçe yakınlaşıyorlardı. Isildur silahtarına döndü:?Ohtar,? ?Bunu şimdilik sana emanet ediyorum.? dedi büyük bir kın içinde Elendil?in kılıcı, Narsil?in parçalarını uzatarak.?Ne pahasına olursa olsun koru onu.Arkadaşını al ve kaç buradan! Git.? Ohtar diz çöktü ve elinden öptü ve iki genç karanlıkta kayboldu.Boruların sesi aniden yükseldi ve orklar her taraftan saldırıya başladılar kendilerini Dunedain?in üzerine pervasız bir korkuyla atarak. Gecenin çökmesiyle tüm umutlar da çökmüştü. İnsanlar düşüyordu. Bazı iri orklar ağırlıklarıyla bir Dunedain?in üzerine çullanıyordu ölü ya da diri. Böylece diğer güçlü pençeler cesedi sürükleyip parçalıyordu. Orklar bire karşı beş adam ödüyorlardı fakat bu, onlar için çok ucuzdu. Ciryon da bu şekilde katledilmişti ve Aryaton da onu kurtarmaya çalışırken ağır bir yara almıştı.

Elendur,henüz daha zarar görmemişti, Isildur?u aramaya başladı. Doğu yakasındaki adamlarla savaşıyordu. Çatışmanın orklar için en şiddetli olduğu yerdi. Hala Elendilmir?den korkuyorlar ve ondan kaçıyorlardı. Elendur omzuna dokundu ve korkuyla geri döndü, sinsi bir orkun arkasından yaklaştığını düşünerek.

?Efendim,Ciryon öldü ve Aratan da ölmek üzere. Son danışmanınız olarak size savaşmamayı öğütlerim tıpkı Ohtar?a söylediğiniz gibi. Yükünüzü alın ve ne pahasına olursa olsun onu Taşıyıcılar?a götürün. Beni ve adamlarınızı kaybedecek olsanız bile...?
Sonunda birlikten Ohtar ve Estelmo'dan başka kimse kalmadı.

Ohtar Ayrıkvadi'ye ulaştı ve Narsil'in parçalarını Isildur'un en genç oğlu Valandil'e verdi. Narsil'in parçaları Isildur'u n varislerinden Aragorn'a ultaştığında bir elf demircisi parçaları yeniden döverek Anduril'i yaptı.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 19 Mayıs 2014, 01:47:19
Voronwe'ya Dair

Voronwe

Gondolin'li Tuor'un rehberidir.Voronwe,Orta Dünya'nın batı kıyısında Nevrast'ta doğdu.Babası Fingolfin'in halkından olan Aranwe idi.Bu yüzden Voronwe'de Noldorlu Bir Elf olarak dünyaya geldi.Fingolfin ve Noldor Orta Dünyaya yelken açtıklarında Fingolfin'in oğlu Turgon,Nevrast'a Vinyamar salonlarını inşa etmişti.
Aranwe Falas'ta Sindar'lı bir elf ile evlendi. ve Gemi yapımcısı Cirdan ile akraba oldu.Oğulları Voronwe'nin delici gri gözleri vardı,bu gözleri Annesinin insanlarından ona bir mirastı.

İlk Çağın 116'sında,Turgon Gondolin'i kurdu ve Voronwe'da dahil olmak üzere elfler oraya yerleştiler.Gondolin, birkaç yüzyıl boyunca Morgoth'tan gizli kaldı. Ama Turgon,Sayısız Göz Yaşı Muharebesinden ve Brithombar ve Eglarest Havens'ın düşman eline geçmesinden sonra ilk Valar'a,yardım için elçiler göndermeye çalıştı.

Voronwe,Brithombar ve Eglarest'de diğer elflerin yaşadığı Balar'a 473'te Cirdan ile birlikte gönderilen elçilerden biriydi. Voronwe,Cirdan'a olan arkabalığı nedeniyle bu göreve seçilmişti.Seyahat edeceği için çok mutluydu çünkü seçilmese Nevrast ve Gondolin dışında seyahat edebileceği başka yer yoktu.


Muhtemelen,Voronwe'nın Elçi seçilmesini Turgon önermişti.Ulmo,Voronwe'ye özel söğüt dallarından bir sal yaptı.Bu sal ile görevini unuttu ve denizlerde gezmeye başladı.Sonra Ulmo ona görevini hatırlattı ve Balar adasına doğru sal ile yola çıktı.Oraya varan en son elçiydi.Geldiğinde Cirdan seyahat için 6 adet geminin inşasını tamamlamıştı.O 6 Gemi Valinor'u aramak için yola çoktan çıkmıştı ancak o gemilerden haber alınamadı.

Yedinci ve en büyük gemi tamamlandığı sırada Voronwe,gemicilik hakkında çok şey öğrenmişti.Tayfasıyla beraber488 yılında Ölümsüz Diyarlara doğru yelken açtılar.Valar'ın emriyle Batı yolu gizlenmişti bu yüzden yolda çok büyük sıkıntılar yaşadılar.

Yedi yıl boyunca gemi denizde dolaştı durdu.İnanılmaz Deniz Felaketleri yaşadılar ve yiyecek depolarıda azalmaya başlamıştı.Sonunda Orta Dünya'ya geri dönmeye karar verdiler.495 yılının sonbaharında Nevras'ta ki Taras Dağlarınn görüş alanı içine girdileri, ama daha sonra korkunç bir fırtına ortaya çıktı.Büyük Dalgalar içinde Gemiler parçalandı.Voronwe dışında tüm mürettabat öldü.

Voronwe'yi hafif bir dalga karaya getirdi.Onu Ulmo kurtarmıştı.Önceden yaşamış olduğu Nevrast kıyılarındaydı.Sonra onu Tuor adında bir adam karşıladı.

(http://img263.imageshack.us/img263/2132/nv05211.jpg)

Ulmo ve Tuor

Tuor Gondolin'i aramaktadır ve bunun için bir rehbere ihtiyacı vardır.Voronwe'nin Ulmo tarafından kurtarılmasının nedeni budur.Ulmo Turgon'a Nevrast'tan ayrılacağı zaman geride bir silah ve zırh bırakmasını söyler.Böylece Turgon Ulmo'nun kendisine gönderdiği elçiyi tanıyabilecektir.Ulmo daha önce Tuor'a da görünmüş ve ona Gondolin'i aramasını emretmiş,ayrıca ona kendisini her türlü gözden saklayacak bir pelerin vermiştir.Böylece Tuor Turgon'un ona bıraktığı silahları kuşanır ve Gondolin'i aramaya koyulur.

Voronwe aslında Cirdan'ın İnsanlarıyla birlikte yaşamak istiyordu.Ancak Halkının felaketinin geleceğini hissetmekteydi.Bu yüzden teklfii kabul etti.Ekim ayı ortalarında 495'te yola çıktı.Ered Wethrin'in yanından doğuya doğru gece boyunca gittiler.Kış kasım aylarında gelmişti ve havada çok soğuktu.

Onlar Eithel Ivrin' geldiklerinde derenin kurumuş olduğunu gördüler.Voronwe Dragon Glaurung'un parçalarını tanıdı ve bu şeytanlığı onun yaptığını anladı.Bu sırada yanlarından kara bir kılıç taşıyan Turin geçti.Tuor kuzeni Turin'i tanıyamadı.

(http://images.elfwood.com/art/l/a/lana965/voronwe_tuor.jpg)

Voronwe ve Tuor

Voronwe ve Tuor kar ve buzla dolu yollarda yollarına devam ettiler.Siiron nehrine geldiklerinde yolun karşısında bir ork kampıyla karşılaştılar. Tuor kendisine Ulmo tarafından verilen görünmez pelerini Voronwe ile birlikte üstlerine geçirdi,orklar onların kokularını alıyorlardı ama onları göremediler.Voronwe ve Tuor oradan görünmeden geçebildiler.

Kartallar onlara rehberlik etmek için havalandılar ve onlara yol gösterdiler. Onlar 37 gün süren bir yolculuktan sonra 18 Kasım Kuşatan Dağlarının eteklerinde geldiler.



Tuor ve Voronwe'nın Gondolin'e varışları

Şafak söktüğünde Gizli Yol'un başındaki tünele girerler ve sınır gözcüleri tarafından yakalanırlar.Gözcülerin komutanı Elemmakil Voronwe'nin eski bir arkadaşıdır.Onu gördüğüne çok sevinmesine rağmen ortada bir gerçek vardır:Voronwe bir yabancıya özellikle de bir İnsan'a,Gondolin'e giden yolu göstererek yasaları çiğnemiştir.Elemmakil onu ve Tuor'u Kral Turgon'a götürmeye,haklarındaki hükmü de ona bırakmaya karar verir.Turgon Tuor'un Ulmo'nun elçisi olduğunu anlar ve onu kabul eder.Ama Ulmo'nun Gondolin'in çöküşünün yaklaştığı ve şehri terk etmeleri gerektiği konusundaki uyarılarını dikkate almaz.Çünkü Gondolin en ihtişamlı günlerini yaşamaktadır ve Turgon kimsenin şehri bulamayacağı konusunda fazlasıyla emindir.Ne yazık ki bu durum fazla uzun sürmez ve Gondolin'in yeri,kralın öz oğlu gibi sevdiği,kız kardeşi Aredhel'in oğlu Maeglin'in ihanetiyle düşmana belli edilir.510 yılında Morgoth'un orduları Gondolin'e saldırır ve şehri yerle bir eder.Kral Turgon bu savaşta katledilir.Voronwe savaşın kaybedileceği anlaşılınca Idril ve kaçabilen diğer Elfleri Sirion'daki sığınaklara götürüp kurtulmalarına yardımcı olur.


Gondolin düşmüş olsa da,Tuor'un Rehberliği altında Voronwe'ye şehre kadar eşlik etmesi boşuna değildi..Tuor,Turgon'un kızı Idrıl ile evlendi ve oğulları Earendil Ölümsüz topraklara başarıyla ulaştı ve Valar'ın Morgoth'u yenmesini sağladı.

Voronwe'nin ise kaderi belirsiz. Bir kaynağa göre Tuor ve ailesi ile birlikte Sirion Limanına yerleşmişti.


525 civarında, Tuor ve Idril Orta Dünya'da Batıya Doğru yelken açtılar., Kaynakta onlara Voronwe'nin eşlik etmiş olabileceği yer almıştır.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 19 Mayıs 2014, 01:49:49
Cüceler ve Elfler Arasındaki Husumet

YÜZÜK KARDEŞLİĞİ
Sayfa:416

''Anlaştığımız gibi,burada Cüce Gimli'nin gözlerini bağlayacağım.Diğerleri Egladil'de, sular arasındaki Açı'da bulunan yerleşim merkezimize yaklaşıncaya kadar daha bir süre serbestçe gidebilirler.'' Bu Gimli'nin hiç de hoşuna gitmemişti.'' Anlaşma benim rızam dışında yapılmış.'' dedi. ''Dilenci veya dizlerim bağlanarak yürümem.Ben casus değilim.Halkımın hiç bir zaman düşmanın uşaklarıyla bir alışverişi olmamıştır.Elflerede hiç kötülüğümüz dokunmamıştır.Legolas veya gruptaki diğer arkadaşlarımın size hıyanet ihtimali ne kadarsa,benimki de o kadardır ancak.''
Sizden kuşkumyok.''dedi Haldir.''Ama bu bizim kanunumuz.Kanunların uzmanı ben değilim ve kanunları bir yana bırakamam.Sizi Celebrant'ın bu yanına geçirmekle yeterince bir iş yapmış oldum zaten.''
Gimlinin dediği dedikti.Ayaklarını açıp sıkı sıkı bastı yere ve elini baltasının sapına koydu. ''Ya hür olarak ilerlerim,'' dedi, ''yada tek başıma kurda kuşa yem olma pahasına geri döner, sözüme güvenilen kendi topraklarımı ararım.''
''Geriye gidemessiniz.'' dedi Haldir sert bir biçimde. ''Bu kadar İleriye kadar geldikten sonra Bey ile Hanım'ın huzuruna çıkmanız lazım gelir.Sizi değerlendirip,alıkoymak ya da salıvermek hususunda irade bildiricekler.Nehirleri bir daha geçemezsiniz, arkanızda artık aralarından geçmeniz mümkün olmayan gizli gözcüler var. Daha onları görmeden öldürülürsünüz.''
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 19 Mayıs 2014, 01:52:30
Melkorun Zincirlenişi , Büyük Yolculuk , Ve daha Fazlası

Melkorun Zincirlenişi
Büyük Yolculuk
Melkor'un Zincirlenişi'nin birinci çağı
Valinor'un Doruk Dönemi
Melkor'un Zincirleniş'nin ikinci çağ
Melkor'un Zincirleniş'nin üçüncü çağ

Melkor'un Zincirleniş:
Yenilen Melkor'un Angainor ile zincirlenip Mandos'un salonlarında üç çağ boyunca kalması. Bu dönem kabaca Valinor un Doruk Dönemi'ni oluşurur.

Büyük Yolculuk:
Onları korumak ve daha iyi bir yaşam sağamak isteyen Valar'ın çağrısına uyan Elflerin [Eldar) Orome'nin rehberliğnde batıya doğu yola çıkışı. Vanyar, Noldor ve Teleri diye isimlendirilen üç Elf grubunun katıldığ yolculuk uzun yıllar boyunca sürecekti.

Melkor'un Zincirleniş'nin birinci çağı:
Elflerin Ayrılış ve bir bölüm Elfin Aman'a varışı. Valinor'un Doruk Dönemi başlar. Sindar'ın Beleriand'a yerleşip gelişmesi. Bu çağın sonuna doğu Thingol ve Melian'ın kızları Lúthien doğar.

Valinor'un Doruk Dönemi:
Valinor'un en görkemli mutluluk dönemi. Melkor'un Zincirlenişi ve Üç Akraba'nın Eldamar'a varışıyla başlar. İlk Ağaç'ın zehirlenişnin ardından Noldor isyanıyla son bulur. Üç çağa bölünür.
Elflerin Ayrılışı: Büyük Yolculuk boyunca çekilen zorluklara rağmen Üç Akraba diye adlandırılan Elf toplulukları Puslu Dağlar'ı aşrak Beleriand'a girer ve Deniz'e ulaşırlar. Ulmo'nun yardımıyla Vanyar, Noldor ve Telerilerin bir grubu Eldamar'a ulaşır. Ama Telerilerin büyük bölümü kaybettikleri kralları Thingol'ü aramak için Beleriand'ta kalır ve onlara zaman içinde Sindar adı verilir.

Melkor'un Zincirlenişi'nin ikinci çağı:
Cüceler Beleriand'a girer ve Ered Luin'e (Mavi Dağar) yerleşirler. Bu çağın sonlarına doğu Thingol ve Melian, Doriath'daki gizli sarayları olan Menegroth'u inşa ederler.

Melkor'un Zincirleniş'nin üçüncü çağı:
Şeytani yaratıkların Orta Dünya'da harekete geçişi. Laiquendi'nin Beleriand'a girişi. Daeron'un Cirth'i keşfedişi. Fëanor'un, Silmarilleri yaratışı. Laiquendi Denethor'un ölümünün ardından Ossiriand'da dağnıık bir şekilde ve efendisiz olarak gizlenerek yaşmayı sürdüren Nandor halkından geride kalanlar. Yeşilleri giyinir ve ağaç işerinden çok iyi anlarlardı. En sevdikleri silah oktur. Yeşil Elfler de denir.

Valinor'un Kararışı Doruk Dönemi'nin bitişi:
Melkor ve Ungoliant, İlk Ağacı zehirleyerek öldürdüler ve Finwë"yi öldürüp Silmarilleri çaldılar.

Valinor'un Kararış: İi Ağç'ın zehirlenerek öldürülüş.
Ungoliant: Dev ölümcül örümcek; Kötülük ruhlu; bir Maia.

Uzun Gece'nin başayışı. Melkor ve Ungoliant arasında Lammoth'da geçen kavga. Melkor, yıkılan kalesi Angband'ı tekrar inşa etti. Silmarilleri yeniden ele geçirmek isteyen Noldor'un isyanı, Akraba kıyımı ve Mandos'un Hükmü. Melkor'un Beleriand'ı istilaya başaması; Beleriand Savaşarı'nın ilki gerçekleşmesi. Melian Kuşağı oluşturuldu.

Uzun Gece:
İlk Ağç'ın zehirlenişiyle başayıp Güneş ve Ay'ın ilk yükseliş arasında, Valinoar'un karanlığ boğulduğu dönem.

Noldor isyanı:
Feanor'un, Valar'ın emirlerine karşı çıkarak, Silmarilleri geri almak üzere Melkor'un peşinden Beleriand'a gitmek için kendisini dinleyen Noldor halkıyla birlikte Valinor'dan ayrılışı.
Akraba kıyımı:
Noldor'un gemilerini ele geçirmek için Alqualonde"de yaşayan Teleri Birliklerini katletmesi.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 19 Mayıs 2014, 01:55:37
Kayıp Elf Ordusu

Günler değişmeye başlamıştı. Karanlık Mordor'dan taşmaya başladığında Lindon'daki Gil-Galad'ın endişeleri artıyordu. Eregion'dan bir haberci geldi. Hırpalanmış bir zırhı, çentik bir kılıcı yarılmış bir miğferi vardı. Kent düşmüştü ve orklar her yeri yağ***ıyordu. Celebrimbor, Sauron tarafından öldürülmüştü. Elçinin elinde bir paket vardı. Ölümünden önce Celebrimbor'un verdiği bu paketin ne pahasına olursa olsun Krala gitmesini istemişti.

Haberci gittiğinde bu haberler kralı düşündürüyordu. Moria kapıları kapatılmıştı. Durin'in bahadır halkı dahi cesaretle direnemişti. Birden boru sesleri duymaya başladı. Kulenin penceresinden baktığında Limana koca bir donanmanın geldiğini gördü. Hayretle ve sevinçle Numenore ordusunu karşılamaya koştu. Ordu gelip geçti. Çok kalablıklardı ve Elflerin gelmesine gerek olmadığını söyleyen Tar-Palantir tarafından doğuya götürüldü.

Gil-Galad'a Sauron'un yenildiğini ve esir edildiği haberleri ulaştığında o derin düşüncelere daldı. Bu bir kurnazlık olabilirdi. Sauron daha önce de onun halkını kandırmıştı. Ona hiç mi hiç güvenmemişti ama şimdi insanlığın kalbine, Armağan Edilen Ülkeye götürülüyordu. Yeni bir alevle tutuşan Numenoreanlar Gil-Galad'ın öğütlerine kulak vermediler. En sonunda bu kendi felaketleri oldu.

Numenore adası yıklmış, Elendil ve oğulları kaçıp Orta Dünya'ya yerleşmişti. Krallıklarını kurdular ve büyüdüler, büyüdüler ve büyüdüler. Ordularının görkemi, yıkılışndan önceki Numenore'yi andırıyordu. Ama Sauron da harekete geçmişti. Durmadı, uyumadı, izledi,çalıştı. Barad-Dûr'a ordularını biriktirdi. Orklar sinekler gibi ürediler.

Tehlikeyi hisseden Gil-Galad orduya toplanma emri verdi. Henüz saldırmayacaklardı. İkl hamleyi Sauron'un yapması gerekiyordu. Çünkü onun gücünü tahmin edemiyorlardı.

Herşeyin sonunda Gondor Kralı İsildur, bozguna uğrayarak kuzeye kaçti. Son İttifak oluşturuldu ve hazırlıkların sonunda yola çıkti.

Hithaeglir'in(Dumanlı Dağlar) batısına geldiler. Sauron bu topraklardan sökülüp atılmıştı. Yeniden harekete geçtiler.

Gil-Galad'ın çok sevdiği bir komutanı vardı. Mareldar'dı ismi. Başlangıçta Aule'nin maialarından biriydi. Sonradan İlkdoğanların arasına katıldı ve gücünün bir kısmı kendisinden alındı. Arda'ya ilk geldiğinde Valar'a yakın bir güce hükmediyordu. Sonraları Melkor ve Sauron ile olan savaşlrında elflere dost oldu. Bilgelği ve irfanı fazlaydı ama asla Olorin kadar değil.

Ordu ilerlerken Mereldar ve ordusu Hithaeglir'in pusları içinde kayboldu ve bir daha halklarının arasına dönmedi. Gil-Galad bu kayba çok üzüldü. Çünkü halkı çok bahadırdı Mereldar'ın. Kendisi de büyük bir güce sahipti. Denir ki Barad-Dûr kuşatmasının gecikmesinin nedeni de bu kayıp ordunun savaşmamasıydı.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 19 Mayıs 2014, 02:01:00
Morannon Savaşı

J.R.R. Tolkien'in hayali Orta Dünya'sında Üçüncü Çağ'da yapılan savaş.
18 Mart'ta Aragorn, Gondor ve Rohan'ın askerlerinden oluşan Batı Ordusu'nu Kara Kapı'ya doğru yola çıkarttı. Amacı, Sauron'un dikkatini kendi üzerine çekerek Mordor'un içinden geçip Hüküm Dağı'na ilerlemekte olan Yüzük Taşıyıcısı'na yardım edebilmekti. 22 Mart'ta Lothlórien'e üçüncü saldırı geldi.
25 Mart'ta Kara Kapı önünde Morannon Savaşı yapıldı. 6000 kişiden oluşan Batı Ordusu, yaklaşık 60000 kişiden oluşan düşman güçlerince kuşatma altına alındı.
Sauron tamamiyle savaşa odaklanmıştı ve Frodo'nun Tek Yüzük'ü Kıyamet Çatlakları'na getirdiğini zamanında göremedi. Gollum burada Frodo'dan yüzüğü aldı fakat bulunduğu yükseltiden düşerek Hüküm Dağı'nın alevlerinde can verdi. Tek Yüzük yok edildi.
Yüzük yok edildiğinde Sauron da yok edilmiş oldu. Geriye kalan sekiz Nazgûl, Hüküm Dağı'nın patlamalarında oluşan alevlere boğuldu. Sauron'un güçleri kararsızlığa, korkuya ve dehşete kapıldı. Kimileri kaçtı, kimileri teslim oldu, kimileri ise umutsuzca savaşmaya devam etti.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 19 Mayıs 2014, 02:02:34
Felagund Finrod

J. R. R. Tolkien'in kurgusal Orta Dünya evreninde Noldor soyundan bir elf beyi. Finwë oğlu Finarfin'in oğludur. Galadriel'in ağabeyidir. Doğum adı Finrod'dur. Nargothrond'a yerlesip mağaralar oyduğu icin cüceler tarafindan Felagund (Mağara Oyucusu) adi verildi, bilgeliğinden dolayı insanlar tarafından Nom adı verildi. Nargothrond'da krallıını kurmadan önce Sirion nehri üzerindeki bir adacıkta ilk Minas Tirith'i kurmuştu.
Fëanor ile birlikte Orta Dünya'ya geldi. Nargothrond'da kendi krallığını kurdu. Orta Dünya'da "Edain"i (Batı'ya göçen ilk insanlar) ilk gören kişidir. İnsanlar onun bilgeliğine hayran kaldılar ve ona kendi dillerinde "Nom" (bilge) adını verdiler.
İnsanlara verdiği bir yemin nedeniyle, Morgoth'un çaldığı Silmarilleri geri almaya giden Beren yardım istediğinde geri çeviremedi ve onunla birlikte Angband'a doğru yola cıktılar. Amaçları Melkor'dan Silmarillerin en az birini kesip almaktı, Beren'in bunu Thingol kızı Luthien için yapması gerekiyordu ve hiçbir insanın Melkor'dan o Silmarilleri alamayacağını biliyordu; fakat Luthien hapis tutulduğu yerden kaçtı ve Oromë'nin köpeği Huan ile birlikte Beren ve Finrod'un peşlerine düştü. Bu sırada Finrod, Beren ve diğer yoldaşlar Sauron'un eline düştü, zindana atıldılar ve Sauron kimliklerini söyleyene kadar hepsini tek tek öldürmekle tehdit etti ve öldürdü de. Sonunda sadece Finrod ve Beren kalmışken Finrod zincirlerini kırdı ve karşısına çıkan bir kurtla savaştı ve kurt tarafından öldürüldü. Elfler Finrod için ağıtlar yakıp yas tuttular ve şiirler yazdılar.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 19 Mayıs 2014, 02:06:26
Elf Mitolojisi

Elf'ler nedir?

Kimilerine göre elif ismiyle aynı anlama gelen ( ki zaten elif=Kibar, narin yapılı, ince-uzun boylu demektir..) orta dünyada yada bu dünyada eskiden yaşadığı farzedilen, kadim bir ırktır..

Arapça 1000 demektir..

Almanca 11 demektir...


Elf sözcüğünün kökeni hint avrupa dil ailesi kokenli bir sozcuk olan albho- onekidir, beyaz anlamina gelir. beyaz, sadece renk ifade etmez; saf, temiz, iyi, guzel anlami da icerir dolayisi ile bu kokenden antik almancaya oradan da ingilizceye bu anlami ile gecmistir. cermen dillerinde bu onekten tureyen baska sozcukler isim olarak kullanilmaktadir.

alvin (aelfwine -> elf'lerin arkadasi anlaminda)
eldridge (aelfric -> elf'lere hukmeden anlaminda)
alfred (aelfraed -> elf'lere danisan anlaminda)



esasen elf,iskandinav mitolojisinden gelir..gercek adi alftir (uzayli olan degil ama karistirmayin ).


Elflerin Cin yada Peri olduğunu söylenenen bir mittir.. İslam'a göre Allah yeryüzünü İnsanlardan önce
Melek'lere vermiştir.. Meleklerden önce Perilere, onlardan öncede Cinlere, Onlardan önce de Cann kavmi denen cin benzeri yaratıklara vermiştir..


Norveç mitlojisine göre dev "ymir"in cesedinde türeyen kurtçuklar biçiminde ortaya çıkmışlardır. "ışık elfleri" ve "karanlık elfleri" diye ikiye ayrılırlar. birinciler havada yaşayan iyi ruhlu, ikinciler ise yer altında yaşayan ve haliyle kötü ruhlu yaratıklardır.


Birtanya adalarindaki kelt topluluklarına göre shi irki. Bunlar faerie yani peri kavraminin geldigi efsanevi ırktir. yasamayi ve savasmayi seven guzel gorunuslu bir irktir.


Çesitli mitlere göre elfler insanlardan biraz daha kısa ve ince yapılıdır.dış görünüşlerinin zayıf olmasına ragmen çevik ve güçlüdürler,epey hızlı yürürler, zekidirler,duyuları çok gelişmiştir,sivri kulakları vardır,güzellikleriyle ünlüdürler,hastalık veya ölüme yakalanmazlar,kendilerine güvenleri çoktur,vücut ve yüzlerinde hiç kılları yoktur,çok kolay arkadaş olmazlar ama bir dostu veya düşmanı kolay kolay unutmazlar,tercihen insanlardan uzak yaşamayı severler,büyü ve ok ustasıdırlar...


elflerin genel olarak 5 çeşidi vardır:aquatic elf,gray elf,high elf,wood elf,dark elf...
high elfler en çok rastlanan elflerdir,wood elfleri ise biraz vahşidir.dark elfler ise kötüdür ve uzun zamandır elf kaviminden sayılmazlar.


Elfler Tarihte ilk olarak karsimiza beowulf'da cikan bir irktir. ormanda yasayan, bir sekilde kotulugu/iyiliği sembolize eden bir irk olarak tasvir edildikleri gibi, isimleri aslinda ogreler ile birlikte anilir.beowulf'daki tanim, daha cok bildigimiz "peri masallarinda" gecen periler ile birdirler. ancak yaratilislari itibariylen, ruhani birtakim oyunlar ile insanlari bastan cikaran, kotu bir irk olarak tasvir edilmislerdir. ellerinde mevcut olan buyu yetenekleri -ki her zaman buyu ile ic ice olduklari soylenmistir, insanlara bedenen hukmetme gibi kotu emellerde de kullanilabilecegi gibi, aslinda bazi durumlarda insanlara iyilik yapmak icin de kullanilabilmektedir. nitekim bazi durumlarda incubus ve succubuslar'a benzetilseler bile, her zaman kotu degildirler.


Orta Dünya hikayelerine göre ilkdoğanlar, iluvatar ın ilk çocukları. orta dünya daki ırkların en eskisi ve en soylusudur. ilk çağ da iki gruba ayrılmışlardır: eldar ve avari. üçüncü çağ ın sonuyla birlikte insanların egemenliği başlamış ve elfler gizli halk konumuna gelmişlerdir. kendilerini "quendi" diye isimlendirirler.
bir dwarf atasozu der ki ; arkadaslik ile dostluk arasinda yuz yil vardir.


Ejderha Mızrağı serisinde ve Warcraft evreninde de isimleri sıkça geçen bu ütopik topluluk role playin gamelerin en gözde karakterlerinden oldu. Wow(World of Warcraft)' de Night Elf ler olarak Alliance' ın arasında dünyayı kurtarmakla uğraşan bir topluluk iken, aynı oyunun The Burning Crusade versionunda Blood Elf ler ismiyle Horde klanında yer almışlardır. Shadowmeld ve doğuştan 1 doğa bonusu, oyundaki Night Elf lerin bazı özellikleridir. Hunter(Avcı), Druid(doğa savaşçısı), Warrior(savaşçı) ve Priest (Rahip) klasmanlarını oynayabililer.



Elf, aslen İskandinavya ve İngiltere mitolojisinde yer alan ve doğan peri halkı. J.R.R. Tolkien tarafından modern edebiyata kazandırılmış ve fantastik kurgunun en popüler öğelerinden biri haline gelmişlerdir. Özellikleri; katledilmedikçe veya kederden solmadıkça ölmezler, hiç bir hastalığa yakalanmaz ve uzun yolculuklarda lembas adını verdikleri yolazığını kullanırlar.Ateş yakmaz ve ağaç kesmezler yani insanların tam aksi yöndedirler.

Yaşayış tarzları olarak da, genelde doğa ile iç içe ve gelişimini doğa ile bir bütün olarak sağlayan bir halktır. Büyücülükle uğraşanları da vardır(galadriel; feanor). Asil ve alçak gönüllülerdir, asla satış yapmazlar. Mükemmel güzellik gibi bir sembol oluşturabildikleri kadar(Orta Dünya), sıradan ırk olarak da değerlendirilebilir(Unutulmuş Diyarlar).

J.R.R. Tolkien'in yazmış olduğu notlardan derlenerek hazırlanan Silmarillion isimli kitapta elflerin yaratılışları ve Arda'nın birinci çağında Melkor'a karşı yapmış oldukları savaşlar anlatılır. Bu savaşlarda birçok elf, Angband'ın köleleri tarafından katledilir. Bunlar arasında ölene kadar Yüce Noldor Kralı olarak Beleriand'daki sürgünlerin efendisi olan Fingolfin de vardır.Fingolfin karanlık kuzey krallığın hemen güneyinde ülkesi Hithlum'da yaşıyordu.


Bir ElfEärendil'in Valinor'a yapacağı yolculuğa kadar elfler Morgoth'a karşı tam bir zafer kazanamadılar.Valinor Eärendil'in isteğini kabul etti ve Düşman'ı zamandışı boşluğa yolladı ve Melkor bir daha ebediyen oraya hapsoldu, boş boş gezinip durdu. Eärendil ise bir daha geriye dönmedi ve elflerin Eärendil Yıldızı, bugünkü insanların çoğunun Venüs, Türklerin Zühre dediği ve Anadolu'da hem Sabah Yıldızı, hem Çobanyıldızı hem de Akşamyıldızı olarak bilinen Dünya'ya en yakın gezegene dönüştü. Daha sonra Númenórean diye bilinen geçmiş insanların en bilge kavmi olarak kabul edilen Batılı insanların Büyük Deniz'in ortasındaki kıtaları Númenor'a giderlerken rehberleri Eärendil olmuştur. Gökte onun ışığını takip ederek kendilerine "Valar" tarafından armağan edilen kıtaya vardılar.


J.R.R Tolkien' in, bütün orta dünya için yazmış olduğu hikayelerin kısaca tarihi niteliğindeki Silmarillion da geçtiği üzere elfler, Ağaç Yıllarında dünyaya gelmişlerdir. 7 Valardan avcı olarak bilinen ve suyun üzerinde dahi koşabilen, olağanüstü bir ata sahip Vala Orome, O'nların doğuşuna şahitlik eden, dolayısıyla elfleri ilk gören tanrı olmuştur. Daha sonra bu durumu, Valar' ın en kudretlisi olan Manwe' ye anlatmış ve O'nların Orta Dünya' dan mutluluk ve sonsuzluk diyarı olan Valinor' a yerleşmelerini talep etmiştir. Böylece üç büyük elf beyi, Orome' nin rehberliği ve suların tanrısı Ulmo' nun yardımıyla Valinor' a geçerek, yaşayacakları yere göz atmışlardır tabiri caizse. Bu dönem elflerin, kendi aralarında sınıflandırılma dönemi olarakta bilinir. Zira, Valinor' u keşfe çıkan üç büyük elf beyi İngwe, Finwe ve daha sonradan Thingol olarak bilinecek olan Beleriand' ın efendisi Elwe' dir. İngwe, güzellik ve tam manasıyla kusursuzluğun simgesi olan, geneli sarışın ve doğa üstü bir biçimde zarif, Vanyar Elflerinin beyi; Finwe, en becerikli ve çalışkan, aynı zamanda sivri olan Noldor Elflerinin beyi; Elwe(Thingol) ise deniz elfleri olarak bilinen ve yarısı orta dünya' da kalan, öteki yarısı da Valinor' a giden Teleri elflerinin efendisi olmuştu.

Yolculuk sırasında bazı Teleri Elfleri, orta dünya' nın batı kıyısında kalmak istemişlerdi, bir kısmı ise, geri dönüş yolculuğunda, Telerilerin başı Thingol' ün, Doriath ormanlarında görüp aşık olduğu Maia Melian' ın peşinden giderek kaybolmasıyla, efendilerini aramak için orta dünya' da kalmışlardı. Noldorların bir kısmı ile Vanyarların bütünü ise Valinor' a gitmişlerdi. Böylece Orta dünya' nın batısındaki toprakların efendisi, Telerilerin başı Thingol olmuş ve Doriath krallığını karısı Melian ile kurmuştur.

Valinor' da Noldor Elflerinin başı olan Finwe' nin en büyük oğlu, Feanor çalışkanlığı ile sivrilmiş ve elfler içinde bile en beceriklisi, en yeteneklisi ve aynı zamanda en hırçını haline gelmişti. El sanatlarında bir uzman olan Feanor, Arda tarihinde hiçbir nefes alan varlığın bir daha eşini yapamadığı Silmarillionları yaratmıştı. Bunlar, inanılmaz değerdeki 3 kıymetli taştı. Taşlar, Manwe' nin karısı, Işığın Valie' si Varda' nın nuru ile dolmuştu. Feanor, zamanla bu Silmarillionların etkisi ile bencilleşmiş ve Valar' a ufak başkaldırılar düzenlemişti. O sıralarda Kötülüğün Valası, büyük kara Lord Melkor, Mandos' un zindanlarından serbest bırakılmıştı ve Finwe' yi öldürerek Silmarillionları çaldı. Bundan sonra Arda' nın üzerine kocaman kara bir gökyüzü çöktü. Feanor ise Melkor' u lanetleyerek O' na Morgoth diye seslenilmesini buyurdu ve oğulları ile kendisine inanan Noldorları etkileyerek, Valar' a başkaldırıp, acıların köprüsü gıcırdayan buz Helcaraxe' den bütün bir Noldor klanını geçmeye zorladı ancak bu arada, Teleri elflerinin katlederek O'nların gemilerini aldığından, Arda üzerindeki ilk elf cinayetini de işlemiş oldu ve akraba kıyımı yapan elf olarak Valar tarafından lanetlendi. Sonunda yüksek elf Feanor, Galadriel, Feanor' un büyük oğlu Maedhros, Fingolfin ve Finrod gibi yüce elflerle Orta Dünyaya geçip Morgoth ile savaştı. Bu savaş, büyük kaos olarakda adlandırılır. Büyük kaos sonrasında Feanor katledilerek öldürüldü ve ölürken 7 oğluna bir yemin ettirdi. Bu yemin doğrultusunda Silmarillionlar Noldor Elflerinin hakkıydı ve hiçbiri bu değerli mücevherlkeri almadan Orta Dünya' yı terk etmeyecekti. Böylece Arda' daki hazin olaylar başladı. Beleriand Fingolfin, O' nun oğlu Finrod, Feanor' un oğlu Maedhros, Teleri kralı Thingol, Ossiriand' lı yeşil elfler ve liman kıyısında yaşayan Gri elfler tarafından paylaşıldı. Elfler ile Morgoth ve O' nun sadık hizmetkarı Maia Sauron ile onlarca savaş yaptılar.

Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit kitaplarında isimleri çokca geçmesine karşın aslında tarihleri tam olarak Silmarillion' da yazmaktadır. Dendiğine Göre Valie Yavanna' nın kocası Aule' nin çocukları cücelere karşı yarattığı Entlere de elfler konuşmayı öğretmişti.

Güneş çağlarının birinci döneminde Vanyar Elfleri' nin de yardımıyla Morgoth yenildi ve en kudretli Vala Manwe tarafından Mandos' un zindanlarına hapsedildi, Elf yurdu Beleriand sular altına gömüldü ve popüler kültürün en rağbet gören kitaplarından olan Yüzüklerin Efendisi, Aslında Belriand' ın doğusunda ve Büyük kötü Morgoth' un hizmetkarı Sauron ile olan savaşları anlatan bir eser haline geldi.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 19 Mayıs 2014, 02:08:20
Miğfer Dibi Savaşı

Miğfer Dibi (Borukent), Miğfer Dibi Vadisi
Thrihyrne'ün yüksek zirvelerinin birkaç mil ilerisinde, Batıağıl Vadisi'nin öte kısmında, yeşil bir koyak, dağlar arasında büyük bir girinti uzanıyor, bu girintiden de tepelere doğru bir vadi açılıyordu. Bu yörenin insanları, buraya sığınan eski savaşçıların bir cengaveri anısına buraya Miğfer Dibi diyorlardı. Bu vadi, Thrihyrne'ün gölgesi altında, kargaların uğrak yeri olan zirveler her iki tarafta da muazzam birer kule gibi yükselip ışığı kesinceye kadar, kuzeyden içeri doğru gitgide daha da daralarak ve dikleşerek dolanıyordu. Miğfer Dibi'nin ağzındaki Miğfer Kapısı'nda, kuzey yönündeki uçurumdan dışarı doğru fırlamış, topuk şeklinde bir kaya vardı. Burada, bu mahmuzun üzerinde, kadim taşlardan yüksek surlar bulunuyordu; surların içinde de yüksek bir kule. İnsanlar, Gondor'un ihtişamının yaşandığ çok eski günlerde, deniz krallarının bu kaleyi buraya devlerin elleriyle yaptırmış olduklarını söylüyorlardı. Buraya Boruşehir denirdi çünkü kulede çalınan bir boru, gerisindeki Miğfer Dibi'nde sanki çoktan unutulmuş ordular, tepelerin altındaki mağaralardan savaşa çıkıyorlarmış gibi yankılanırdı. Ayrıca insanların yapmış olduğu, Boruşehir'den güneydeki uçuruma doğru uzanan başka bir sur, vadinin girişini koruyordu. Bunun altından geçen bir su yolu ile de, Dip Deresi dışarı çıkıyordu. Dere yatağı, Borukaya diplerinde bir yerde dönüyor, sonra geniş ve yeşil, üçgen şeklindeki toprak parçasının tam ortasından geçip Miğfer Kapısı'ndan hafifçe aşağı doğru meylederek Miğfer Hendeği'ne doğru gidiyordu. Orada Dip Vadisi'ne dökülerek Batıağıl Vadisi'ne çıkıyordu. Miğfer Dibi'nin Dip Surları yirmi ayak yüksekliğindeydi. Surlar o kadar kalındı ki; ancak çok uzun boylu bir kişinin üzerinden bakabileceği yükseklikte bir siper ile korunan surların üzerinde, dört adam yan yana yürüyebilirdi. Çeşitli yerlerde, içlerinden ok atılabilecek gedikler vardı. Bu mazgallı siperlere Miğfer Dibi'nin dış avlularındaki bir kapıya inen bir merdivenle ulaşılabiliyordu; gerideki Miğfer Dibi'nin surlarına da üç kat merdivenle girilebiliyordu; fakat ön yüzü dümdüzdü ve surlardaki koca taşlar öyle büyük bir hünerle yerleştirilmişti ki; birleşme yerlerinde ayak basacak yer bulunmuyordu; surun en tepesi, denizin oymuş olduğu bir uçurum gibi havada asılı kalmıştı. Miğfer Dibi kalesinin içinde ahırlar bulunuyordu. Bu ahırlarda büyük bir rahatlıkla atlar, büyükbaş hayvanlar ve küçükbaş hayvanlar barınabilirdi.
Miğfer Dibi Savaşı (Borukent Savaşı) Öncesi
Barınağı Isengard olan Saruman, Sauron ile müttefik olarak Orta Dünya'yı gölge, karanlık ve kötülükle kaplama hazırlığı içerisine girdi. Ama Saruman'ın amacı herkese hükmedecek Tek Yüzük'e sahip olmaktı. Isengard'da bulunan bütün ağaçlar, bütün bitkiler ve bütün yeşillik Saruman'ın emrindeki orklar tarafından kesilerek, yakılarak ortadan kaldırılmıştı. Isengard büyük bir hızla gölgeyle, karanlıkla dolmuştu; Isengard'ın derinliklerinde birçok mağara inşa edilmişti. Bu mağaralarda Saruman tarafından türetilen, yeni bir ork türü olan Uruklar hızla çoğalıyor, sayıları her geçen gün artıyordu. Uruklar çekik gözlü, esmer, iri bir vücuda ve kalın bacaklara sahip, bir insan kadar uzun boylu bir yapıya sahipti. Uruklar diğer orkların aksine Güneş ışığından etkilenmeyerek gündüz de yol alabiliyorlardı. Dayanıklı ve güçlülerdi. Boyunları ve kollarının altı hariç zırhları kalın, kalkanları ise genişti. Uruklar o kadar kalabalıktılar ki; silahlanmaları ve zırh kuşanmaları için yeteri kadar malzeme kalmamıştı. Bunun üzerine Fangorn ormanının büyük bir bölümü, Saruman'ın emrindeki orklar tarafından kesilerek, yakılarak Isengard Urukları'nın silahlanmaları ve zırh kuşanmaları için kullanılmıştı. Saruman, vahşi Dunland Çobanları'nı da silahlandırmış; Rohan ahalisine karşı kışkırtmıştı. Vahşi Dunland Çobanları, Rohan'ın çiftlik evlerini, köylerini ve küçük yerleşim yerlerini harabeye çevirmiş, mahsullerini de ateşe vermişti.
Saruman'ın casusu olan Grima Solucandil, Saruman tarafından zehirlenmiş olan Kral Theoden'i etkisi altına alarak Kral Theoden'in, Atçanyurt ve Rohan'ın başkenti Altın Konak Edoras aleyhinde kararlar almasını sağlıyordu. Artık Isengardlı orklar ile Isengardlı uruklar, Atçanyurt'ta rahat ve serbest bir şekilde dolaşıyordu. Rohan'ın yüksek rütbeli komutanları Eomer ve Theodred, birkaç bölük Rohan atlısı Rohirrim ile, Atçanyurt ve Rohan'ın başkenti olan Edoras'ın çevresinde bulunan orkları temizlemek için onlarla çatışmaya girerek onları avlıyorlardı. Rohan'ın kralı Theoden'in oğlu Theodred bir grup orkun gizlice ve haince saldırısında öldürülmüştü. Theodred'in ölümü Rohan'da büyük bir moral bozukluğuna ve büyük bir üzüntüye neden olmuştu. Theodred'in ölümünün hemen ardından Ak Gandalf, Aragorn, Gimli ve Legolas, Altın Konak Edoras'a geldi. Geldikleri gün Gandalf, Saruman tarafından zehirlenerek Saruman'ın hakimiyetinde olan Kral Theoden'i içinde bulunduğu durumdan kurtardı. Kral Theoden içinde bulunduğu durumdan kurtulduktan hemen sonra kendisini etkisi altına alan Grima Solucandil'i görevinden azad edip, Rohan'dan uzaklaştırdı. Theodred'in öldürüldüğünü öğrenen Kral Theoden çok büyük bir üzüntü içerisine girerek ciddi derecede yıprandı. Lakin büyük bir savaş kapıdaydı. Kral Theoden'in bir an önce yas tutmayı bırakması ve Rohan'ı ve Rohan ahalisini bekleyen büyük savaşa karşı hazırlıklar yapıp, önlemler alması gerekiyordu. Rohan halkından çocuklar, kadınlar, siviller ve yaşlılar Altın Konak Edoras'ta kaldı. Süvariler ise Borukent'e (Miğfer Dibi'ne) doğru yola koyuldu. Edoras'ta bulunan Süvarilerin sayısı oldukça azdı. Rohirrimlerin sayısı, Isengard ordusunu yenmek için yeterli değildi.
Miğfer Dibi Savaşı (Borukent Savaşı)
Isengard'dan Saruman tarafından silahlandırılmış vahşi Dunland Çobanları ile dev bir Uruk ordusu çıkarak Miğfer Dibi'ne doğru yol alıyordu. Önlerine çıkan her şeyi katlediyorlar, yollarının üstünde bulunan yerleşim yerlerini de harabeye çeviriyorlardı. Ak Gandalf, Süvarilerin sayısının yetersiz olduğunu bildiği için destek, takviye ve yardım ordusu çağırmaya gitti. Altın Konak Edoras'tan çıkan Süvariler, Isengard'dan çıkan vahşi Dunland Çobanları ile dev bir Uruk ordusunun ilerisinde tehlikeli bir yolculuk yaparak Miğfer Dibi kalesine varmayı başarmışlardı. Miğfer Dibi'nde bekleyen Batıağıl'ın komutanı Erkenbrand tarafından görevlendirilmiş çok sayıda adam vardı. Ama sayıları yine de Isengard ordusu karşısında azdı; Isengard ordusu, Miğfer Dibi'nde duran Rohan ordusundan kat be kat daha kalabalıktı. Rohan ordusu, Kale'nin (Miğfer Dibi'nin) kapılarını daha da sağlamlaştırmış, surlarda bulunan kırık dökük yerleri de onararak suru daha da güçlendirmişti. Rohan ordusu, Miğfer Dibi'ne gelmeden önce Batıağıl'ın komutanı Erkenbrand, Kale'yi tamamen onararak, tamamen tamir ederek daha da güçlendirmiş ve daha da sağlamlaştırmıştı.
Rohan ordusu, Miğfer Dibi surlarında Saruman tarafından yollanan en az on bin (10.000) kişilik orduyu bekliyordu. Hava alabildiğine karanlık olup, gece etkisini göstermeye başladığında Isengard ordusu, Miğfer Dibi kalesinin surlarında belirdi. O gece alabildiğine karanlık, alabildiğine soğuktu. Bir de çok şiddetli bir yağmur yağmaya başlayınca savaş, ağır hava koşulları altında gerçekleşti. Isengard ordusu çeşitli savaş aletleri kullanıyordu: Ballistalar, mayın, merdivenler. Ballistalar ile Miğfer Dibi'nin surlarında bulunan Rohan askerlerini öldürüyorlardı. Merdivenler ile Miğfer Dibi'nin surlarına adam çıkartıyorlardı. Isengard ordusu, Kale'yi ele geçiremiyordu. En sonunda Saruman'ın Isengard'da icat ettiği mayın ile, Miğfer Dibi'nin dış surlarında gedik açmayı başardılar. Isengard ordusu açılan gedikten Kale'nin içerisine doğru akın etti. Önlerine çıkan her canlıyı katlettiler. Rohan ordusu kendilerinden sayıca kat be kat daha üstün olan Isengard ordusu'nun ısrarlı saldırıları karşısında daha fazla direnemedi. Rohan askerlerinin sayısı çok azalmıştı. Kalan birkaç asker, Miğfer Dibi kalesinin en içine sığınmıştı. Miğfer Dibi'nin en iç kapısı hariç bütün kapılar kırılmıştı. Umutların, ümitlerin bitip tükendiği anda Aragorn, Eomer, Gimli, Legolas, Theoden ile birkaç asker o anda yapılması gereken şeyi yapmıştı: Borukent'in üflenen boruları eşliğinde, ahırlarda bulunan atlarının üstüne binerek Isengard ordusunu karşılamıştılar. Şafak sökmüş, sabahın ilk ışıkları yeryüzüne varmıştı. Hiç beklenmedik bir anda Batıağıl'ın yüksek rütbeli komutanlarından Erkenbrand ve beraberinde Ak Gandalf ile binden fazla atlı asker, Kral Theoden'e desteğe, yardıma gelmişti. Isengard ordusu ağlaşarak, büyük bir korku ile kılıçlarını ve mızraklarını fırlatıp atarak kaçmıştı. Kaçtıkları yönde bulunan, aniden ortaya çıkan ormanlık alandan ise hiçbiri sağ olarak çıkmayı başaramadı.
Miğfer Dibi surlarının önünde Rohan ordusu zaferi kutlarken Isengard'da çatışma vardı: Elliden (50) fazla ent, Ağaçsakal'ın önderliğinde Isengard'a saldırı düzenlemişti. Ağaçsakal ile elliden fazla enti harekete geçiren Merry ile Pippin idi. Saruman neredeyse bütün birliklerini Miğfer Dibi kalesine saldırıya yolladığından Isengard'da çok az, çok az ork vardı. Entler, orkları büyük bir rahatlıkla yoketmişler, Isengard'ı harabeye çevirmişlerdi. Böylelikle Saruman hem Borukent'te hem de Isengard'da yenilgiye uğramıştı.
Miğfer Dibi Savaşı'nın (Borukent Savaşı'nın) Sonuçları
- Miğfer Dibi kalesi, Isengard ordusu tarafından harabeye çevrildi: Borukent'in en iç kapısı hariç bütün kapıları kırılmış; surlarda ise gedikler açılmıştı.
- Gimli kırk iki (42), Legolas ise kırk bir (41) ork/vahşi adam öldürdü.
- Hama öldürüldü.
- Isengard ordusu, Rohan ordusu tarafından mağlup edildi.
- Miğfer Dibi'ne saldırı düzenlemiş olan Isengard ordusundan hiçkimse sağ çıkamadı.
- Isengard, Ağaçsakal'ın önderliğinde elliden fazla ent tarafından harabeye çevrildi.
- Saruman, Orthanc'ta hapise mahkûm edildi.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 19 Mayıs 2014, 02:10:04
Tolkienin Irkları - Mitolojide Yolculuk

Tolkien'in Orta Dünya ve efsanelerini yaratırken üç ana kaynaktan yararlandığı söylenebilir: Bir dilbilimci olarak yıllarca yaptığı çalışmalara ek bağlamında yeni diller ve bunları konuşan farklı halklar yaratma düşüncesi, torununu eğlendirmek için anlattığı masalsı öyküler ve çalışmaları sırasında bir hayli haşır neşir olduğu değişik kültürlerin mitolojileri.

Tolkien, Orta Dünya'nın, kıtalar henüz bugünkü şeklini almadan, büyü yok olmadan, elfler dünyayı terk etmeden çok önce var olmuş bir dünya olduğunu söyler, yani Orta Dünya mitolojisi, bilinen mitlerden daha önceki çağlara dair bir öyküdür. Dolayısıyla, Orta Dünya tarihi ile bildiğimiz dünya mitolojileri arasında bulunabilecek benzerliklerin esas sebebi, bilinen tüm efsanelerin kökeninde bu çok eski dünya ve tarihin olduğunu varsaymasıdır.

Çoktanrılı sistemler arasındaki benzerlik, Yunan ve Roma mitolojileri ile Orta Dünya arasında kurulabilecek en önemli paralellik olarak karşımıza çıkıyor. Orta Dünya Tanrıları sayılan Valar, dişi ve erkeklerden oluşan, her biri kendi etki alanına sahip ve kendi aralarındaki ilişkilerle dünyadaki olaylara yön veren Olympos tanrıları benzeri bir grup. Yüzüklerin Efendisi'nde Aragorn'un kısaca değindiği, Silmarillion'da ayrıntılı bir şeklide bahsedilen elf Luthien ile insan Beren'in hüzünlü aşk hikâyesi, Yunan kökenli Orpheus efsanesini andırıyor. Bu efsaneye göre, Orpheus, karısı nympha (su perisi) Eurydike'yi kurtarmak için yeraltı dünyasına iner, ancak yeraltını terk etmeden önce karısına bakması yasaktır. Orpheus dayanamaz ve bakar, bu yüzden Eurydike sonsuza dek lanetlenir.

Tolkien'in yararlandığı bir diğer kaynak da İskandinav mitolojisi... Orta Dünya (Middle Earth) adı, İskandinav mitolojisindeki dokuz dünyadan insanlara ait olan Midgard'dan esinlenilerek yaratılmış. Cüceleri yaratan Äule, demirciler tanrısı balta kullanan Thor'la önemli benzerlikler taşıyor. Tolkien'in kullandığı çoğu cüce adı ve bunların yanında Gandalf da İskandinav mitolojisi kökenli. Ayrıca Gandalf'ın tanrı Odin ile kimi benzerlikler taşıdığı görülüyor. Odin de Gandalf gibi uzun sakallı, asa taşıyan yaşlı bir adam olarak anlatılır. Runik alfabeyi insanlara hediye eden kişi, Orta Dünya'da Gandalf, İskandinav mitolojisinde ise Odin'dir. Her ikisi de sıradan insanların anlayamadığı görevler uğruna tek başlarına seyahat ederler. Gandalf'ın atı Shadowfax Orta Dünya'nın en hızlı atıdır, Odin'in sekiz bacaklı atı Sleipnir gibi. Ancak Odin, İskandinav mitolojisinin en üstün tanrısıyken, Gandalf kendisinden üstün güçlerin emirlerine uyar. Ayrıca Odin Gandalf'a göre daha zalimdir ve kişisel hırslara sahiptir.

Tolkien'in eserlerinde, çok iyi bildiği Anglo-Sakson efsanelerinden izler bulmak da mümkün. Savaşlar, silahlar, giyim kuşam, mimari, Kral Arthur efsanelerini andırıyor. Arthur efsanesinin ünlü kılıcı Excalibur'un olağanüstü güçlere sahip olması gibi, Frodo'nun Sting'i ve Aragorn'un Anduril'i de sıradan silahlar değil. Aynı zamanda, bu özel kılıçların kendilerini kullanacak kişi tarafından hak edilmeleri gerekiyor. Aragorn'un athelas yaprağı kullanarak yaralıları çok hızlı iyileştirme yeteneği gibi, Kral Arthur da tanrı vergisi bir iyileştirme gücüne sahipti. Büyücü Gandalf'ın da bu efsanede adı geçen büyücü Merlin ile benzerlikler taşıdığı söylenebilir.

Eski İngilizce ile yazılmış Anglo-Sakson destanı Beowulf, yüzük taşıyıcısı Frodo'nun adının kaynağı... Burada Frodo, bir İskandinav kralının adı olarak geçiyor. Frodo'nun anlamı ise"Yüzük Taşıyıcısı" için oldukça önemli: Bilge kişi... Karanlık efendi Sauron'un ülkesi Mordor, eski İngilizce'de ölümcül günah ya da cinayet anlamına gelen morthor sözcüğünden geliyor.

Orta Dünya'da yaşayan halklar, temelde Tolkien'in yarattığı dilleri konuşan ırklar kurgulaması sonucu ortaya çıktı. Tüm mitolojilerden izler taşıyan bu ırklar, Tolkien tarafından Orta Dünya tarihine uyarlanarak, bu dünya içindeki formlarını buldular.

?Gelin de öğrenin Canlı Yaratıklar irfanını! Önce ilk dördünü sayın, yani hür halkları: Hepsinin en yaşlısı, elf çocukları; cüceler hep kazar, karanlıktır evleri; topraktan doğma entler, dağlar kadar ihtiyar; atlara hükmedenler, ölümlü insanlar? (İki Kule, s.72)

Tolkien'in yazdığı Orta Dünya tarihine göre ilk yaratılan ırk elfler... Onları ikinci yaratılanlardan, yani insanlardan, ayıran en önemli özellikleri kendilerine özgü ölümsüzlükleri. Tolkien'in elfleri hastalık ve yaşlanma sonucu ölmüyorlar, ancak savaşta, ateş veya kılıçla ya da derin bir umutsuzluk yüzünden hayatlarını kaybediyorlar. Bazıları da Batı Denizinin ötesindeki Ölümsüz Topraklara göçüp Orta Dünya'yı terk ediyor. Efsaneler ve masallarda kullanılan ufak elflerin aksine Tolkien elfleri insan boyutundalar. Bunun sebebi ise Tolkien'in elfleri yaratırken onları muzip ve şakacı ufak periler olarak değil, insanlardan çok daha gelişmiş, üstün güzellikte ve bilgelikte bir halk olarak anlatması.

Tolkien, elfleri ve cüceleri birbirlerini pek sevmeyen halklar olarak anlatıyor. İki ırk arasındaki düşmanlığın bir benzerine İskandinav mitolojisinde de rastlıyoruz: Kuzey efsanelerinde de cüceler, ışığın ve havanın yaratıkları olan elfleri kıskanıyorlar. Tolkien'in cücelerinin, elflerden ve insanlardan farkları Tanrı İlùvatar tarafından değil, demirci Aulë tarafından yaratılmış olmaları. Orta Dünya'da cüceler, Aulë gibi demircilikte ve taş işçiliğinde usta, kısa boylu, fakat dayanıklı ve cesur savaşçılar.

Yüzükler Efendisi'nde karşılaştığımız çok ilginç bir halk da entler. Bu halk, boyu dört buçuk metreyi bulan dev ağaçadamlardan oluşuyor. Ent sözcüğünün kökünde ve Eski İngilizce'de dev anlamına gelen enta sözcüğü olduğu söylenebilir. Yürüyen ve savaşan ağaçlardan oluşan bir orman daha önce de Shakespeare tarafından Macbeth'de kullanılmıştı. Fakat bu, ağaç kılığına girmiş askerlerden oluşan sahte bir ormandı. Tolkien belki de bu yürüyen orman fikrinin gerçek olması gerektiğini düşündüğünden entlerin öyküsünü anlattı. Yüzüklerin Efendisi'nde önemli rol oynayan hobbitler ise kovuklarda yaşayan, barışçı, neşeli ve sürekli aç dolaşan bir halk.

Tüm iyi halkların ortak düşmanları orklar/goblinler ve troller ise Orta Dünya'nın kötülüğe hizmet eden ırkları. Tolkien, orkların Melkor'un zindanlarında tutsak ettiği ve sonsuz işkencelerle özlerini bozarak hizmetine aldığı elfler olduğu söylüyor. Melkor'un işkenceleriyle kararan yürekleri yüzünden efendilerinin emirlerini isteksizce, korkuya dayanan bir bağlılıkla yerine getiriyorlar. Tolkien'in orkları/goblinleri İskandinav efsanelerinin büyüyle yaratılan kötücül canavarlarına benziyorlar.

Elfler

İskandinav ve Kelt mitolojileri kaynaklı periler... "Alfar" sözcüğü günümüzdeki Elf kavramına benzer yaratıkların bilinen en eski karşılığı. Alfar'ın tanrısal varlıklarla ilişkisi vardır. Tanrı Frey tarafından yönetilen Alfheim'de (Cennet) yaşar ve tanrıların emrinde hareket ederler. İskandinav Elfleri, yüce ruhlu ve ahlaklıdır. Kelt masallarında aynı tür karşımıza Elf ya da peri olarak çıkıyor. Ölümlülerle ilişkileri, binlerce Kelt masalının konusunu oluşturuyor. Hıristiyanlık sonrası inanışlar Elfleri şeytani yaratıklar gibi görüp, iblisler ve Trollerle karıştırmıştı. Elflere rastlanan en çarpıcı yerlerden biri de Shakespeare'in eserleri: Bir Yaz Gecesi Rüyası'nda periler kralı Oberon, periler kraliçesi Titania, Puck, Pearlbosom, Cobweb, Moth ve Mustardseed, Elflere benzer yaratıklar. Grimm masallarında da Elfler, muhtaçlara yardım eden yabanarısı boyutunda ruhlardır.

Cüceler (Dwarf)

Kökenini eski efsaneler ve peri masallarından alan bir tür. Kuzey efsanelerinde geçen "Alfar" aslında dört ana cüce grubundan biri. Kelt mitolojisinde Elfler, ışığın ve havanın yaratıkları, cücelerse karanlık ve yeryüzüne ait yaratıklardır. Genelde mucit ve zanaatkâr bir halk olarak anılırlar. Madenlerde çalışırlar ve paragözdürler. Kısa boylarına rağmen yapıları sağlam ve güçlüdür. Öne çıkan bir diğer özellikleri de savaşçılıklarıdır. Cüce figürü Volsunga ve Nibelungen destanlarına dayanır. En ünlü cüce Nibelungen Hazinesi'ni koruyan Alberich ya da Andvari'dir. Madame d'Aulnoy tarafından yazılan "Sarı Cüce", ilk cüce masallarındandır. Kötülüğe eğilimli cüce karakteri Alman romantikleri tarafından da kullanılır, Grimm Kardeşler de popüler masallarında kötücül cüceler anlatırlar. Masallardaki cücelerin en ünlüleri ise, kötülükle ilgisi olmayan, Pamuk Prenses'in sadık ve yardımsever Yedi Cüceleridir.

Goblinler

Kötücül ruhlar ve zararlı yaratıklar... Sözcük, halk masallarında 14. yüzyılda kullanılmaya başladı. Goblin'in kökeni Yunanca "kobalos"tur. Aynı sözcük Almanca'da da "kobold" olarak yer alır. Halk masallarında Goblinler özellikle çocuklara eziyet eden kötü kalpli yaratıklardır. Gulyabani, cin ve canavar şekillerinde anlatılırlar. Günümüzde fantezi türündeki Goblin kullanımı, pek çok ırk gibi Tolkien'in anlattığı Goblin/Ork ırkı kökenlidir. Goblinlere Tolkien tarafından verilen bir diğer isim de "ork"tur.

Trolller

İskandinav mitolojisi kökenli canavarlar... Antikçağ efsanelerinde söz edilen devlerle, büyüklük, kötü yaratılış ve insan eti yeme merakları gibi yönlerden benzerlik gösterirler. Genelde dağlarda ve soğuk iklimlerde yaşarlar, gün ışığına maruz kaldıklarında taşa dönüşürler. Tolkien'in Hobbit'inde de böyle bir taşlaşma hikâyesi anlatılır. Edebiyatta diğer ünlü Troller, Henrik Ibsen'in Peer Gynt (1867) ve T.H. White'ın "Troll" adlı eserlerinde karşımıza çıkıyor. Kötü yaratılışlı Troll kavramının aksine sevimli Trol anlatımları da var. Örneğin, Tad Williams'ın Hobbite benzeyen Trolleri ve Terry Pretchett'in Diskdünyası'ndaki komik karakterler...
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 19 Mayıs 2014, 02:12:10
Ilúvatar'ın Çocukları'nın Çağları

J. R. R. Tolkien?in hayalî Orta Dünya evreninde Ilúvatar?ın Çocukları?nın Çağları, Eruhíni tarihinin önemli olaylarını kronolojik olarak sıralamaktadır.
Ilúvatar?ın Çocukları?nın İlk Çağı, elflerin Cuiviénen?de Ağaçlar Çağı?nda uyanışı ile başlamıştır. Bu olay, Ilúvatar?ın Çocukları?nın Orta Dünya?da faaliyete geçtikleri yılların başlangıcıdır. Birinci Çağ?ın sonlarına doğru ikinci akraba halk İnsanlar ve Ilúvatar?ın evlat edindiği halk Cüceler uyandı.
Tolkien, bundan sonraki her çağın yaklaşık 3000 sene sürdüğünü, bununla birlikte bu sürenin mutlak olmadığını ve sözkonusu çağın uzayabildiğini söylemiştir. Her bir çağ, Ilúvatar?ın Çocukları?nın tarihindeki çok mühim bir olayla sona ermiştir.
Orta Dünya tarihinin diğer versiyonları

Bazı yazılarında Tolkien, ?Ilúvatar?ın Çocukları?nın Birinci Çağı? yerine ?Dünyanın Birinci Çağı? ya da ?Orta Dünya?nın Birinci Çağı? versiyonlarını kullanmıştır. Bu değişik versiyonların başlangıçları Arda?nın yaratılışına kadar uzatılmaktadır. Fakat hepsi kesin bir şekilde Morgoth?un Beleriand?da yenilmesi ile biter. ?Güneş?in Birinci Çağı? ve ?Güneş?in Çağları? tabirleri Tolkien?in yazılarında hiç yer almamasına rağmen hayranları tarafından sıklıkla kullanılmaktadır. Bu versiyonlarda Birinci Çağ?ın ilk senesi güneşin ilk kez doğması ile başlar ve Morgoth?un yenilmesine kadar yaklaşık 600 sene sürer. Tolkien?in ifadesi ile Birinci Çağ büyük farkla en büyük çağdır. Yazarın hayranları tarafından hatalı bir şekilde ?Güneş?in Birinci Çağı? ifadesinin kullanılmasının sebebi, sonraki bütün çağların Güneş Yıllarında gerçekleşmesi olabilir.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 19 Mayıs 2014, 12:07:36
Elendil'in Kılıcı Narsil

Narsil

J.R.R. Tolkien evreninde hayali nesne

Eski Gondor kralı Elendil'in kılıcı. Isildur bu kılıçla Sauron'un parmağını kesip tek yüzüğü almıştır. Elf lisanında anar (güneş) ve isil (ay) kelimelerinden türetilmiştir. Bu kılıcın en büyük özelliği savaşta kullanıldığında karanlık güçleri korkutması ve müttefik kuvvetlere cesaret vermesidir. Narsil, Sauron tarafından son ittifak savaşında kırılmıştır ve kehanete göre tek yüzük yine ortaya çıkana kadar tekrar dövülmemiştir. Tek yüzük ortaya çıkdığında Elrond'un adamları tarafından Arwen'in isteğiyle dövülüp Gondorun varisi Aragorn'a verilmiştir.Aragorn bu kılıca Anduril yani batının alevi adını vermişttir.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 19 Mayıs 2014, 12:09:58
Ağaçların Çağı

Büyük Lambalar ile Almaren Krallığı yok edildikten sonra Valar, batıdaki Aman kıtasına giderek Valinor yani Valar Ülkesi adını verdikleri yeni bir krallık kurdular. Bu topraklarda kendilerine yer seçerek, saraylar inşa ettiler, bahçeler yaptılar. Bu arada Valimar yani Vaların Evi adı verilen surlarla çevrilmiş, altın ve gümüş kubbe ve kuleler ile çan sesleriyle dolu bir şehir de inşa ettiler.

Valimar'ın batıdaki altın kapıları önündeki yeşil bir tepede Valar, iki sihirli ve büyük ağaç yetiştirdiler. Bunlar dünyada yetişen en büyük iki ağaçtı ve Altın Laurelin ve Beyaz Telperion olarak adlandırılmışlardı. Vaların büyük lambaları ile neredeyse eş büyüklükte olan Valinor Ağaçları, altın ve gümüş renkli ışıkla parlamaktaydı. Herbir Ağacın çiçek açma ve çiçeklerinin bitmesi döngüsü bir günlük sürede meydana gelmekteydi ve ışık tüm canlılara hayat, mutluluk ve bilgelik vermekteydi.

Tolkien'in Valinor Yıllıklarından öğrendiğimize göre, Ağaçların Çağları Arda'nın yaradılışından bin Valarian yılı sonra, yani 10. Valarian Çağında ya da Arda'nın yaradılışından on bin ölümlü yılı sonra başladı. Yien aynı belgelerden Ağaçların Çağlarının yirmi Valarian Çağı yani yirmi bin ölümlü yılı sürdüğünü öğrenmekteyiz.

Fakat Tolkien'in kronolojisinde kafa karıştırıcı bir nokta bulunmaktadır çünkü Ağaçların Çağları yalnızca Ölümsüz Topraklar için geçerlidir. Anlatılıdğına göre, Valar Aman'a varır varmaz Morgoth ve emrindekileri uzak tutmak amacıyla Pelóri Dağları adı verilen bir duvar yaratmışlardır. Dünyadaki en yüksek dağlar olan bu duvar, gerçekten de Valinor'u işgalden korumuş fakat Ağaçların Işığına geçit vermeyerek Arda'nın geri kalan kısımlarını karanlıkta bırakmıştır.

Bu nedenler Ağaçların Çağlarından bahsederken aslında paralel zaman sitemleri söz konusu hale gelmektedir. Ölümsüz Topraklar ağaçların ışığında mutlulukla dolarken, Orta Dünya, her biri on bin ölümlü yılı süren iki dönem geçirmiştir: Karanlık Çağlar ve Yıldızların Çağları.

Ölümsüz Topraklarda Ağaçların Çağları da iki döneme ayrılmıştır. Bunlardan on Valarian Çağı ya da 10.000 ölümlü yılı süren ilki, Valinor'un mutluluk çağı olarak bilinmektedir. Bu dönemde Valar ve Maiar rahatlık içinde yaşamışlar ve sarayları ile evleri gittikçe büyümüş ve güzelleşmiştir. Manwë Kartalları, Yavanna Entleri ve Aulë Cüceleri (Dwarves) yaratmıştır. Gerçekten de Valinor da mutluk dolu olan bu dönemde, Pelóri Dağlarının oluşturduğu duvarın diğer tarafında kalan Orta Dünyada ise Melkor'un korkusu ve kötülüğünün hüküm sürdüğü Karanlık Çağlar yaşanmıştır.

Bunu izleyen on Valarian Çağı için, hem Valinor hem de Orta Dünyada meydana gelen olaylarla ilgili olarak daha fazla bilgi bulunmaktadır. Kutsanmışların Öğle-üzeri olarak bilinen Ağaçların Çağlarının bu ikinci dönemi, Orta Dünyada ise Yıldızların Çağları olarak adlandırılmaktadır. Bu dönemde Gökyüzünün Kraliçesi Varda, Orta Dünyada üzerindeki yıldızlara yeniden ışık vererek Elflerin Uyanmasını sağlamıştır.

Yine bu dönemde, Elflerin uyandığı ve Melkor'un Elfler arasında karışarak onları kölesi halinde getirmeye, öldürmeye veya kötülüğe çekmeye çalıştığı haberi Ölümsüz Topraklara ulaştığında, Valar bir savaş kurulu topladılar. Valar ve Maiar, şiddetle, intikam melekleri gibi Orta Dünyaya geldiler ve Melkor'un ordularını önlerine kattılar.

Güçlerin Savaşı olarak bilinen olayda, pek çok çatışma ve düello yapıldı ve Valar Utumno'yu tamamen yok ederek zalim Melkor'u kuyularından çekip çıkardılar. Bu olaydan sonra Melkor, Valinor'da tutsak olarak tutuldu ve kırılmaz zincirlerle bağlandı. Arda Barışı olarak bilinen bu dönem, Valinor'da Ağaçların Çağları ile Orta Dünyada Yıldızların Çağının kalan kısmının büyük bölümü süresince devam etti.

Bunlar Elf soyunun, Melkor'un kötü öfkesinde uzak geçen güzel yılları idi ve bu seçilmiş insanlar rahatlık içinde yaşayarak gittikçe güçlendiler. Güçlerin Savaşının ardından Valar, Elfleri gelerek kendi Işıklı Dünyalarında yaşamaya davet ettiler. Bu göç, Valar'ın çağrısına uyan Elfler yani Eldar'ın Büyük Yolculuğu olarak bilinir.

Büyük Yolculuk pek çok Elf şarkısının ana temasını oluşturur çünkü bu yolculuğu gerçekleştirmek için büyük çaba sarfetmişler ve değişik zamanlarda Eldar pek çok farklı soy ve kabileye bölünmüştür. Ölümsüz Topraklara ulaşarak Ağaçların Işığınca kutsanan Eldar, üç değişik soydandır: Vanyar, Noldor ve Teleri. Valar, bu seçilmiş insanlara Ölümsüz Toprakların Eldamar yani Elflerin Evi olarak bilinen bölümünü ayırmışlardır; bu toprakların güzelliği anlatılagelmiştir. Pek çok konak ve kule içinde en güzelleri Vanyar'da, Noldor başkenti Tirion'da ve Teleri şehirleri Eldamar kıyısındaki Alqualondë ile Tol Eressëa Adasındaki Avallónë'deydi.

Zincirlendiği Çağların ardından Melkor, Valar'ın önüne çıkarak yargılandı. Değişmiş göründü ve pişmanlığını dile getirdi; bunun üzerine Valar'ın Efendisi Manwë, zincirlerinin çözülmesini emretti. Fakat Valar kandırılmıştı. Melkor gizlice, onları yenilgiye uğratmayı amaçlıyordu. Önce Elfler arasında düşmenlık tohumları serpti ve sonra Büyük Örümcek Ungoliant ile birlikte savaş açtı.

Ungoliant ile birlikte Valar'ın ağaçlarına ulaşarak onları büyük bir mızrak ile yaraladı ve Örümcek Ağaçların Işığı ve Hayatını emerek kuruyup ölmelerine neden oldu. Ungoliant'ın ışıksızlığı ile tüm Valinor korkunç bir karanlığa gömüldü ve Melkor ikinci bir kez Dünyanın büyük Işıklarını yok ettiği için kötülükle güldü.

Yaptığı bu büyük kötülükle yetinmeyen Melkor, Elf kalesi Fermenos'a giderek Yüksek Noldor Kralını öldürdü ve Silmariller olarak bilinen sihirli mücevherleri çaldı. Bunlar, tüm çağların en değerli mücevherleri idi. Elf mücevherciliğinin en büyük başarısını simgeledikleri için onları yapmış olan Noldor için kutsaldılar. Valinor'un karanlığa gömülmesi ile değerleri daha da arttı çünkü bu üç mücevher Valar Ağaçlarının yaşayan ışığı ile parlamaktaydı.

Fakat güzelliklerine karşın Silmariller korkunç bir lanet taşıyordu. Onlara sahip olan herkese umutsuzluk ve yıkım getirdiler. Melkor onları alarak Orta Dünyaya kaçtığında, Noldor kanları üzerine bir intikam yemini ederek Silmarilleri yaratan Fëanor'un liderliğinde Melkor'u izlediler. Bu, Güneşin İlk Çağının tamamı boyunca süren ve Tolkien'in Silmarillion'unda anlatılan Büyük Mücevherler Savaşının başlangıcıydı.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 19 Mayıs 2014, 12:12:29
Kamp Savaşı

Kamp savaşı Arabasürücüleri yenilgi neticesinde. Earnil tarafından savaşmış, 13 Temmuz gecesi Ithilien üzerinde, Ordu 1944 arasında Arabasürücüleri ve Güney başkanlığındaki Gondora. Arabasürücüleri grubunun ve Doğulular dan gelen arabaların kullanımı için tanınan savaşta Rhun vardı - ya da vagonları . Sauron ile Arabasürücüleri ilk 1851 yılında Gondor a saldırdı ve yüzyıla kadar devam etmiştir sonraki sorun Gondor üzerinde.


1944 yılında Arabasürücüleri Harad Khand ve Erkekler müttefikleri planladığı ile cephelerde iki kere saldırı ve mağlup edildi.Ordu Kuzeye bölünmüş ve Güney Haradrim de hazırlanan Ithilien den gelen işgalciler ve Arabasürücüleri , güney kuvvetleri Gondorlu insanlar saldırını nereden olduğunu belirlemek için kuzeydoğu ve Güney Ordusu Earnilin önderliğinde Pelargire dayanıyordu. Zaman yaklaşıyor Haradrim 9 Temmuz tarihinde Pelargire ulaştı haberi geldi ve Earnil zaten 40 kadar asker ile bir pozisyonu almıştı.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 19 Mayıs 2014, 12:17:15
Erebor Macerası

Bu yazı Frodo'nun ağzından yazılmıştır.

O gün başka bir şey anlatmadı. Konuyu tekrar açtığımızda ise bize, Erebor?a yolculuğu nasıl ayarladığını, neden Bilbo?yu seçtiğini ve Thorin'i nasıl ikna ettiğini anlattı. Bütün hikayeyi şimdi hatırlayamıyorum, ama hepimiz Gandalf'ın hikayeye sadece Batı'nın Gölge'ye karşı yapacağı savunmayı düşündüğü zamanlardan başlamasına karar verdik.

Gandalf sözüne " O zamanlar çok sıkıntılıydım." diyerek başladı. "Saruman bütün planlarıma mani oluyordu. Sauron?un döndüğünü ve büyük bir savaş için hazırlandığını biliyordum. İlk hamlesi ne olacaktı? Önce Mordor'u geri almayı mı deneyecekti yoksa düşmanlarının merkezlerine mi saldıracakti? O zamanlar gücünü toparladığı anda Lorien ve Rivendell'e saldıracağını düşünmüştüm, ki şimdi fırsatı olsaydı öyle yapacağından eminim. Eğer bu plan tutsaydı bizim için çok kötü bir durum olurdu.Eli Rivendell'e kadar uzanamazdı diye düşünebilirsiniz, ama ben öyle sanmıyordum. Kuzey'in durumu gerçekten kötüydü. Dağaltı Krallığı ve Dale'in güçlü insanları yok olmuşlardı. Sauron'un kuzey geçitlerini ve Angmar'ın eski topraklarını ele geçirmek için yollayacağı ordulara karşı direnebilecek tek kuvvet Demir Dağlar'daki cücelerdi ve onların arkasında bir harabe ve bir ejderha vardı. Sauron ejderhayı kullanabilirdi. Sıklıkla "Smaug'u devre dışı bırakmanın bir yolunu bulmalıyım, ama Dol Guldur'a karşı direkt bir saldırı hala gerekli. Sauron'un planlarını bozmamız gerek. Konseyin bunu görmesini sağlamalıyım." diye düşünüyordum.Bunlar benim kara düşüncelerimdi. Yorulmuştum. 20 yıldır gitmediğim Shire'a gidip dinlenmek istiyordum. Eğer bu kara düşünceleri kafamdan atabilirsem bir çözüm bulabileceğimi düşündüm ve buldum da, ama bu düşünceleri kafamdan çıkarmama izin verilmedi.


Bree yakınlarındayken Thorin Meşekalkan ile karşılaştım. Şaşırtıcı bir şekilde benle konuştu ve o andan itibaren talih dönmeye başladı.


O kadar sıkınıtlıydı ki, sıkıntıları konusunda benden yardım istedi. Böylece Thorin'in Mavi Dağlar'daki salonlarına gidip hikayesini uzun uzun dinledim. Kısa süre sonra kalbinin yaptığı yanlışlarla, atalarının kayıp hazinesini bulma isteğiyle ve Smaug'dan intikam alma isteğiyle yanıp tutuştuğunu gördüm.
Ona elimden geleni yapacağıma dair söz verdim. Onun kadar ben de Smaug'un sonunu görmek istiyordum, ama onun planları muharabeler üzerineydi, kendini Kral Thorin II gibi görüyordu. Yanından ayrıldım ve Shire?a doğru yola çıktım.


Garip bir şekilde daha çocukken ve genç bir hobbitken Bilbo'ya bağlanmıştım. Canlılığıyla, parlak gözleriyle ve Shire'ın dışında olup bitenle ilgili sorduğu tüm sorularıyla aklımdan hiç çıkmamıştı. Shire'a girer girmez onun hakkında dedikodular duymaya başladım. Görünüşe göre kendinden söz ettirmeye başlamıştı. Ailesi Shire halkı için genç bir yaşta ölmüştü ve hiç evlenmemişti. Biraz garipleşmeye başladığı, günlerce ortadan kaybolduğu söyleniyordu. Yabancılarla hatta cücelerle bile konuştuğu olurmuş.


"Cücelerle!" Aniden aklımda üç şey yanyana geldi: hassas duyma ve koku alma duyusu ve tutkusuyla güçlü bir ejderha, dayanıklı ağır ayaklarıyla kin dolu cüceler, dış dünyayı görmek için yanıp tutuşan hafif ayaklı bir hobbit. Kendime güldüm, ama 20 yılın neler getirdiğini görmek ve dedikoduların aslı var mı öğrenmek için Bilbo'yu görmeye gittim. Ama evde değildi. Nerede olduğunu sorduğumda "Yine uzakta" cevabını aldım. Sanırım bahçıvan Holman'dı cevap veren. "Nereye gittiğini ve ne zaman döneceğini sordum ve "Bilmiyorum" diye cevap verdi ve garip garip suratıma baktı. Biriyle tanışmama bağlı, yarın elflerin yeni yılı! diye ekledi.

"Çok iyi! Sanırım bu riski alacağım" diye düşündüm. Zaman kısalıyordu. En geç Ağustos'ta Ak Konsey'de olmalıydım yoksa Saruman yine planlarımı bozacaktı. Ve bu büyük sorunların yanında Dol Guldur'daki güç Erebor'a yapılacak bir hamleye, uğraşacak daha büyük bir derdi olmadığı sürece, tepkisiz kalmazdı.

Böylece hızlıca Thorin'nin yanına döndüm. Onu bütün görkemli planlarını bir kenara bırakıp Bilbo ile birlikte gizlice gitmeye ikna etmem gerekiyordu ve bu son derece zor bir görevdi. Thorin'in yanına Bilbo'yu görmeden gitmiştim. Bu bir hataydı ve nerdeyse bir felakete dönüşüyordu. Bilbo değişmişti, oburlaşmaya ve doğal olarak şişmanlamaya başlamıştı ve eski arzuları giderek yerini hayallere bırakıyordu

Ama siz Bilbo onları gördükten sonra hikayenin nasıl geliştiğini biliyorsunuz. Benim anlatacağım hikaye daha farklı olurdu. Bilbo'nun farketmediği şey cücelerin onun ahmak sanması ve bana karşı olan öfkeleriydi. Thorin çok öfkeliydi ve benim tüm olayı onunla alay etmek için planladığımı düşünüyordu. Durumu kurtaransa harita ve anahtar oldu.

Shire'da Thorin'in hikayesini gözden geçirecek zamanım olmuştu. Aniden Dol Guldur'a 91 yıl önce yaptığım ziyaret ve orada çukurların birinde ölmek üzere olan pek mutsuz bir cüce aklıma geldi. Kim olduğuna dair en ufak bir fikrim yoktu. Yanında Moria'daki Durin halkına ait bir harita ve bir anahtar vardı, ama ne olduklarını açıklayamayacak kadar kötü durumdaydı. Bir zamanlar bir yüzüğü olduğunu da söyledi.

"Yedilerin sonuncusu" diye sayıklayıp durdu. Ama yüzüğe sahip olmasının birçok yolu var. Kaçmaya çalışırken yakalanmış bir elçi olabilir veya daha büyük bir hırsız tarafından yakalanmış bir hırsız da olabilir. Haritayı ve anahtarı bana verdi. "Oğlum için" dedi ve öldü. Verdiklerini her zaman yanımda taşıdım. Yüreğim bana böyle yapmamı söylemişti. Ama kısa süre sonra aklımdan çıktılar çünkü Dol Guldur'da, Erebor'daki tüm hazinelerden daha önemli bir işim vardı Bütün bunları tekrar hatırladığımda Thrain II'nin son sözlerini duyduğumu anlamıştım. Kendi veya oğlunun adını verememişti ve Thorin babasına neler olduğunu bilmiyordu ve Yedilerin sonuncusundan da bahsetmemişti. Erebor'a açılan gizli kapının anahtarı ve haritası elimdeydi ve onları en çok ihtiyaç duyuldukları ana kadar korudum.

Thorin harita ve anahtarı gördüğü anda benim planımı kabul etti. Ama Thorin hala Bilbo'yu yanına almak istemiyordu. Sadece cüceler tarafından bulunabilecek bu gizli kapı sayesinde ejdarhanın içeride ne işler çevirdiğine bakabilir hatta gönüllerini ferahlatmak için birkaç aile yadigarı alabilirlerdi.Ama bu benim için yeterli değildi. Yüreğim bana Bilbo'nun da onlarla gitmesini yoksa bu maceranın tam bir fiyasko olacağını söylüyordu. Thorin'i hala Bilbo'yu yanında alması için ikna etmeliydim. Tüm yolculuk boyunca bana göre en zorlu kısım buydu. Bilbo odasına çekildikten sonra onunla tartıştım ve sabahın erken saatlerine kadar sürdü bu tartışma.

Thorin şüpheliydi. "Çok hassas" diye söylendi " Shire'daki çamur kadar hassas ve ahmak. Annesi çok genç öldü. Kendince bir oyun oynuyorsun Efendi Gandalf. Eminim bana yardım etmekten başka planların da var."

"Kesinlikle haklısın. Eğer başka bir amacım olmasaydı sana kesinlikle yardım etmezdim. Davan sana büyük ve haklı olarak gözükebilir, ama büyük bir kayanın yanında ufacık bir toz parçası ve ben büyük olanla ilgileniyorum." Hiddetle "Beni dinle, Thorin Meşekalkan" dedim. "Eğer bu hobbit seninle gelirse başarıya ulaşacaksın, gelmeze baraşızlığa. Bu benim öngörüm ve seni uyarıyorum."

"Şanını biliyorum" diye cevapladı Thorin " Umarım bu şanı hakediyorsundur. Ama hobbitinin yaptığı saçma işler, beni öngörün hakkında şüpheye düşürüyor. Düşünecek çok fazla şeyin var ve bunlar yüzünden aklını yitirmiş olabilirsin."

"Kesinlikle aklımı yitirmeye yeterecek kadar sıkıntılı düşüncelerim var. Ve tüm bu sıkıntılarımın arasında kibirli bir cüce benden yardım isteyip, yaptığı saygısızlıklarla beni ödüllendiriyor. Kendi yoluna git Thorin Meşekalkan, eğer gideceksen. Ama tavsiyemi dinlemezsen bir felakete gideceksin. Ve Gölge üzerine çökene kadar bir daha benden ne tavsiye ne de yardım alabileceksin. Kibrinle açgözlüğünü dizginle yoksa avuçların altın dolu olsa bile yolun sonunda düşeceksin."

Bu laflar üzerine biraz irkilmişti, ama gözleri ateş püskürüyordu. "Beni tehdit etme! Beni ilgilendirecek kararlarda her zaman olduğu gibi kararı ben vereceğim."

"Öyle yap o zaman! Bunun dışında bir şey söylemeyeceğim: Sevgimi ve güvenimi kolay kolay vermem birine, ama bu hobbite karşı inancım var. Ona iyi davranırsan günlerinin sonuna kadar benim arkadaşlığımı kazanırsın"

Bunları söylerken Thorin'i ikna etme umudum yoktu, ama bundan daha iyi bir şey söylenemezdi. Cüceler arkadaşlarına bağlı olmalarını ve onlara yardım edenlere minnet duymaları gerektiğini anladılar. "Pekala" dedi Thorin "Kafilemle birlikte yol alacak, eğer cesareti varsa. Ama onun gelmesinde ısrarlıysan sen de bizimle gelip ona göz kulak olmalısın"

"Çok iyi. Sizinle geleceğim ve Bilbo'nun değerini anlayana kadar sizle kalacağım." Onlarla kısa bir süre olsa da kalmam gerçekten işe yaradı, ama o zamanlar bu beni sıkıntıya düşürmüştü, çünkü Ak Konsey'de söyleyecek önemli şeylerim vardı.

Böylece Erebor Macerası başlamış oldu. Macera başladığında Thorin'in Smaug'u yok etmek gibi bir umudu olduğunu sanmıyorum. Hiç umut yoktu, ama yine de gerçekleşti. Heyhat! Thorin zaferinin ve hazinesinin tadını çıkaracak kadar yaşamadı. Kibrine ve açgözlülüğüne yenildi."

Gandalf hikayesini bitirdiğinde "Ama yine de savaşırken ölebilirdi. Thorin ne kadar cömert olursa olsun yine de bir ork saldırısı olabilirdi." dedim

"Bu doğru" dedi Gandalf "Zavallı Thorin! Ulu bir hanedanın güçlü bir üyesiydi ve ölmesine rağmen Dağaltı Krallığının yeniden kurulması onun sayesinde oldu. Ama Dain Demirayak ona layık bir varis oldu. Ve biz burada savaşırken onun Erebor kapıları önünde düştüğü haberini aldık.

Herşey çok farklı gelişebilirdi. Eğer Dale Kralı Brand ve Dağaltı'nın Kralı Dain Sauron'un karşısında durmasaydı, biz Gondor'u savunurken Sauron kuzeyde çok büyük zararlar verebilirdi. Pelennor Savaşı'nı düşündüğünüzde, Dale Savaşı'nı unutmayın. Ne olabileceğini düşünün. Eriador'da ejderha alevi ve zalim kılıçlar. Gondor'da bir Kraliçe olmayabilirdi. Ve bizim burada kazandığımız zafer sadece sonumuzu ertelerdi. Ama bunlar olmadı, çünkü ben bir akşam, Bree?ye yakın bir nehrin başında, Thorin Meşekalkan ile karşılaştım.Orta Dünya?da dediğimiz gibi şans eseri bir karşılaşma."
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 19 Mayıs 2014, 12:22:11
Fingolfin

Finwe'nin ikinci oğlu ve Feanor'un baba tarafından kardeşidir. Feanor'un ölümünden sonra, oğlu Maedhros Akrabakıyımında yaptığı hatayı kabul etmiş ve Yüce Noldor Kralı olma hakkını Fingolfin'e bırakmıştır.

Oğulları Fingon ve Turgon ile Kuzeybatı Beleriand toprklarını yönetmiş ve Angband Kuşatması sırasında Hithlum dağlarının koruması altında yaşamıştır.

Morgoth Ani Alev Savaşı ile kuşatmayı yıkınca Fingolfin diğer Noldor prenslerine bu vahşi saldırı sırasında yardım gönderemedi. Yenilgi kesinleşince ise atı Rochallor ile Angband kapılarına gitti ve Morgoth'u teke tek bir dövüşe çağırdı. Kılıcı Ringil ile Vala'yı tam 7 kez yaraladı ama Grond'un darbeleriyle can verdi. Cesedi Kartalların Efendisi Thorondor tarafından alındı ve Kuşatan Dağlar'a götürüldü. Burada Turgon babasının cesedi üzerine büyük bir kurgan dikti.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 19 Mayıs 2014, 12:24:42
Angmar

Tarihler: Buradaki krallığın kuruluşu Üçüncü Çağ'ın yaklaşık 1300 yılındadır. 1975 yılında yıkılmıştır.
Konum: Dumanlı Dağlar'ın kuzey ucu, Carn Dûm dolayları
Köken: Nazgûl Efendisi
Anlamı: Kesinlik taşımamak ile birlikte "Demir Ülke", "Demir Ülkesi" anlamına gelmektedir. "Baskı Ülkesi", "Zulüm Diyarı" gibi anlamlara gelme ihtimali de bulunmaktadır.

Nazgûl Efendisi'nin, Orta Dünya'nın kuzeyinde kurduğu krallıktı. Angmar, Dumanlı Dağlar'ın en kuzey ucunda bulunan Angmar Dağları'nın etrafında bulunmaktaydı. Krallık, dağların doğusunu ve batısını içerisine almaktaydı. Carn Dûm istihkamı en kuzeydeki tepede konuşlanmıştı.

Angmar, Nazgûl Efendisi tarafından Üçüncü Çağ'ın yaklaşık 1300 yılında kuruldu. Nazgûl Efendisi, Sauron'un İkinci Çağ'ın sonundaki Son İttifak Savaşı'nda aldığı yenilgiden beri gizlilik halindeydi. Başlarda, gerçek kimliği bilinmemekteydi ve kuzeyde Angmar'ın Büyücü (Cadı) Kralı olarak nam saldı. Niyeti ise, Angmar'ın batısında kalan Dúnedain'in Kuzey Krallığı Arnor'u yok etmekti.

Varlığında pek çok ork, insan ve çeşitli yaratıklar Angmar'da yaşamıştır. Angmar'ı çevreleyen bölgeler tehlikeli bir hale gelmiş ve buraya yakın bölgelerde yaşayan hobbitler, bölgelerinden göç etmiştir. Hobbitlerin bir kısmı daha Eriador'da daha batıya ilerlemiş ve Bree dolaylarına yerleşmiş, Ülkenler adı verilen hobbit soyu ise Dumanlı Dağlar'ı aşarak Anduin'in yanıbaşına yerleşmiştir.

Arnor üç krallığa bölünmüştü; bunlar Arthedain, Cardolan ve Rhudaur idi. Angmar'ın Büyücü Kralı, gücü Rhudaurlu Dúnedain'den ele geçiren Tepe insanları hükümdarı ile bir ittifak oluşturdu. 1356 yılında Angmar ve Rhudaur güçleri Arthedain'e karşı birleşti. Arthedain Kralı I. Argeleb yapılan savaşta öldürüldü fakat oğlu I. Arveleg, Angmar ve Rhudaur güçlerini Fırtına Tepeleri'nin, Büyük Yol'un ve Buzlupınar'ın doğusuna sürmeyi başardı. Bu süreç içerisinde Ayrıkvadi de Angmar güçlerince kuşatma altındaydı.

1409 yılında Angmar güçleri Cardolan'ı istila etti. Fırtınabaşı kuşatıldı ve Amon Sûl Kulesi yıkıldı. Direnmeye devam eden bir grup Dúnedain yine de mevcut olsa da; Cardolan yakılıp, yıkılarak harap edildi. Rhudaur tamamen Angmar'a bağlı bir yer haline geldi. Arthedain Kralı I. Arveleg öldürüldü. Oğlu Araphor - elflerin yardımı ile - Arthedain'in başkenti Fornost'un düşmesine mani oldu ve bir süreliğine Angmar'ın güçleri geri püskürtüldü.

1636 yılındaki Büyük Veba, Cardolan'daki saldırılardan hayatta kalmayı başarabilmiş Dúnedain'in büyük kısmını öldürdü ve şeytani ruhlar Angmar ve Rhudaur'dan çıkagelerek Höyük Yaylaları'ndaki mezarları ele geçirdi. Bu şeytani ruhlar, bu zamandan sonra Höyüklü Kişiler olarak anılmaya başladı.

Angmar 1974 yılında gücünü yeniden topladığında, Büyücü Kral bu defa Arthedainli Dúnedain'e karşı bir saldırı başlattı. Fornost ele geçirildi ve bölgedeki Dúnedain kaçmak zorunda kaldı. Arthedain Kralı Arvedui bir müddet direniş gösterse de geri çekilmek zorunda kaldı ve sonraları denizde yaşamını yitirdi.

1975 yılında hayatta kalan Dúnedain Elfler ve Eärnur komutasında yardıma gelen Gondor güçleri ile birleşti. Yapılan Fornost Savaşı'nda Angmar'ın güçleri bozguna uğratıldı. Eärnur, Nazgûl Efendisi'ne meydan okumayı denediyse de, Eärnur'un atı Nazgûl'un kötücül irade ve varlığının karşısında duramadı.

Muharebenin ardından Büyücü Kral Angmar'dan vazgeçerek Mordor'a geri döndü. Angmar'da bulunan orklar ve vahşi insanlar öldürüldü ya da Eriador'dan sürüldü. Dağların doğu taraflarında bulunan Angmar'ın geriye kalan güçleri ise Rohirrim'in ataları olan Eóthéod tarafından avlandı.

SÖZCÜK BİLGİSİ

Angmar sözcüğü "demir" anlamına gelen ang ve bar sözcüğünden türeyip "ikamet yerleri", "yerleşim yeri" anlamına gelen mar elementlerinin birleşimiyle oluşmuştur. Angmar'a "Angmar'ın Büyücü Diyarı" ya da "Angmar'ın Cadı Diyarı" da denmektedir.
Başa Dön

KAYNAKÇA

Yüzük Kardeşliği: "Höyük Yaylalarında Sis", "Karanlıkta Bir Bıçak", "Nehir Geçidine Kaçış"
Kralın Dönüşü: "Gondor Kuşatması", "Pelennor Çayırları Savaşı"
Yüzüklerin Efendisi - Ek A: "Kuzey Krallığı ve Dúnedain", "Gondor ve Anárion'un Varisleri", "Eorl Hanedanı"
Güç Yüzüklerine Dair: "Ekler - Yılların Öyküsü"
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 19 Mayıs 2014, 12:29:20
Orta Dünya Rüyası

Ey gezgin! Yolun düşerse Orta Dünya'ya,
Sakın kaçırma!
Kaçış yolumuzdur orası bizim,
Sakın korkma!

Yoluna Hobbitköy'den başla,
o minik oburların ülkesinden!
Ye,gez,eğlen,dolaş,
Huzur dolu bu minik diyarda!

Sonra geç Bree'ye,
Arpadamla konuş.
Gecele Sıçrayan Midilli'de,
Ertesi gün yolun uzun.


Oradan ver elini Yarmavadi,
Elrond'un vatanı.
Yaralarını iyileştir, yorgunluğunu at,
Neşeli elflerde beraber.

Sonra uzun Eregion yolu,
Hüzünlü,ıssız ülkeden.
Ya Moria ya Caradras,
Seç birini!

Caradras sevmez canlıları,kaç ordan!
Moria da beterdir ama
Yolun sonundaki Lorien'de
Unutursun tüm yorgunluğu.

Ah Lorien!Altın yapraklar ormanı!
Elfler izin verirse geçmene,
Ziyaret etmeden gitme,
Ölümsüz aşkın tepesini.

Sonra gidersin Güney'e,
Ya Mordor ya Rohan!
Geçme doğuya gel Batı'ya,
Uzun çimler vatanı Rohan'a.

Rohan'da uğra Altın Konak'a,
Sonra Miğferdibi..
Yürü taş merdivenlerden,
Eski yiğitlerin geçtiği yerlerden..

Sonra geç Gondor'a,
Ama önce İthilien,
Periler diyarı,güzel orman,
Şelaleler ecesi orda!

Minas Tirith'e geç ordan,
Taş Ev, Muhafız Kalesi.
Gez Pelennor Çayırlarında,
Anduin kıyılarında.

Geç sonra liman Belfalas'a,
Kuzeye yürü durmadan.
Issız yerlerden,insansız vatanlardan
Sonra ulaş Gri Limanlar'a.

Hüzün dolar içine denizi seyrederken,
Uyanır deniz aşkı içinde elfler gibi.
Bin orada Batı'ya giden gemiye,
Valinor yolu kapalı sana,dön dünyamıza.

Artık sen de gezdin Orta Dünya'yı,
Gördün güzelim kaçış dünyamızı.
Vazgeçemezsin bu rüyadan,
Hoşgeldin aramıza,hoşgeldin kardeşliğe!.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 19 Mayıs 2014, 12:34:55
Mordor

Tarihler: İkinci Çağ'ın 1000li yıllarında bulundu. İkinci Çağ'ın 3441 ve Üçüncü Çağ'ın 1980 yılları arasında Gondorluların kontrolüne girdi. Üçüncü Çağ'ın 3119 yılında Sauron'un hükümdarlığına son verildi.
Konum: Gondor'un doğusu
Anlamı: Kara (karanlık) diyar
Kullanılan Diğer İsimler: Kara Diyar, Kara Ülke, Karanlık Diyar
Özet: Birinci Çağ'ın sonlarında Orta Dünya'nın kuzeylerindeki şer yuvalarının yıkımının ardından Sauron, güneye ilerleyerek kendisine yeni topraklar aramaya başladı. İkinci Çağ'ın ilk milenyumunun sonlarında kendisine dağlarla çevrili, doğal koruma sağlayan bir yer seçen Sauron, buraya muazzam kalesi Barad-dûr'u inşa etti. Sauron'un bu bölgeye yerleşmesinin ardından buraya Mordor (Kara Diyar) denmeye başlandı. Bölgenin Sauron'un gelişinden öncesindeki geçmişine dair herhangi bir kayıt bulunmamaktadır.

Son İttifak Savaşı'nda Sauron'un aldığı yenilginin akabinde bölge Gondor'un kontrolüne geçti. Gondorlular şer varlıklarının ülkeye geri dönmesini engellemek adına burada istihkâmlar inşa ettiler; bu istihkâmların en büyük ve görkemlisi, Gölge Dağları'nın çıkıntısına inşa edilen Minal Ithil (daha sonraları Minas Morgul olarak anılacaktır) idi. Gondor'un gücünün zayıflamasıyla birlikte bölge bir kez daha Düşman'ın eline geçti; iki bin yıllık Dikkatli Huzur Dönemi'nin ardından Nazgûl bölgeye geri dönerek Sauron adına bölgeyi ele geçirdi. Sauron'un kendisi ise o dönemde Kuyutorman'daki Dol Guldur'da bulunmaktaydı ve Yüzük Savaşları'ndan yaklaşık yetmiş yıl öncesine kadar kendini açığa vurmaktan kaçındı.

Bu savaşta, Yüzük'ün Kıyamet Çatlakları'na atılmasıyla birlikte Sauron'un gücü mağlup edildi ve Mordor Diyarı bir kez daha Güney Krallığı'nın komutasına girdi.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 19 Mayıs 2014, 12:38:53
Kraliçe Beruthiel

Bu yazıda kedileriyle ünlü Kraliçe Beruthiel anlatılmaktadır.Beruthiel?in hikayesini daha iyi anlamanız amacı ile öncelikle Gondor?un on ikinci kralı Falastur Tarannon?dan bahsedeceğim:

Tarannon; Üçüncü Çağ?ın 654?üncü yılında, Gondor?da Orta-Dünya?ya gözlerini açmıştır.Babası, Gondor?un on birinci kralı olan Siriondil, kardeşi ise Tarciryan?dır.Babası krallığı Tarannon?a teslim etmeden önce(1) ordulara komutanlık etmiştir.Bu komutanlığı sırasında Gondor?un sınırlarını Belfalas Körfezi?ne kadar genişletmiştir.




Gondor?un ayrıntılı bir haritası

Hem bu yüzden hem de denizlerde kazandığı zaferlerden dolayı Tarannon, kral olduktan sonra kendine Falastur(Kıyı Efendisi)demiştir ve Gondor?un dört Gemi Kralı?nın(2) ilkidir.830 ile 913 yılları arasında Gondor?a hükmetmiştir.Denize olan ilgisi ve sevgisi yüzünden, ihtişamlı başkent Osgiliath?ı bırakıp, Gondor?un en büyük limanı olan Pelargir?e yerleşmiştir.



Bir Pelargir tasviri

Beruthiel?in ne zaman doğduğuna dair hiç bir kayıt yoktur.Adı ilk olarak Bitmemiş Öyküler?de geçer.Beruthiel isminin kesin olmamakla beraber ?kraliçe? anlamına gelen ?bereth? ve Elfçe?nin dişilik takısı olan ?-iel? den Berethiel olduğu; fakat tehditkar tavırları nedeni ile ufak bir kelime oyunu ile ?reth? olan kısım, ?nefret? anlamına gelen ?ruth? ile değiştirildiği söylenir; ancak daha önce söylediğim gibi bu tez kesin değildir ve Patrick Wynne adlı biri tarafından ortaya atılmıştır.

Beruthiel?in ne zaman doğduğuna dair kesin bir kayıt bulunmasa da doğduğu yerin Harad olduğu ve bir Kara Numenor?lu soyundan geldiği kesin olarak bilinmektedir.Tarannon ile Beruthiel nasıl ve nerede tanıştı bilinmez ama mutsuz ve ayrı geçen evliliklerinden anlıyoruz ki aralarında yeşillenen bir aşk olmamıştır.(3) Öyle ki; Tarannon, Gondor Kralları arasında çocuğu olmayan ilk kral olarak da bilinir.Evliliğin politik nedenlerle gerçekleştiği söylenir.




Kraliçe Beruthiel?i betimleyen bir resim


Evlilikleri birbirinden ayrı geçmiştir; çünkü Beruthiel, Deniz?den ve O?nun sesinden nefret etmektedir.Taronnon ise tam tersi olarak Deniz?e aşıktır.Bu yüzdendir ki Tarannon; Beruthiel?i görkemli payitaht Osgiliath?a göndermiştir.Tarannon?un bu fiili Beruthiel?i yine memnun etmez; çünkü Beruthiel renklerden ve süslerden de nefret etmektedir.Sadece siyah ve gümüş renk giyinir.Güzel görünen her şeye olan nefreti yüzünden kendi bahçesindeki ağaçları bile tahrip eder.

Beruthiel, Osgiliath?ta evinde oturmak yerine, ortalıkta dolanıp, casusluk yapmayı tercih eder.Bu casusluk eylemini gerçekleştirirken en büyük desteği ise kedilerinden alır.


Biri beyaz, dokuzu siyah on tane kediye sahiptir.Siyah kediler casusluk yaparken, beyaz olanı diğer kedileri denetler.Bu kedilerin yollarını bulma konusunda uzman olduğunu; Yüzük Kardeşliği kitabının 375?inci sayfasında, Aragorn, Gandalf hakkında konuşurken görüyoruz;

Aragorn demiş ki:
Korkmayın! Gerçi hiçbiri bu kadar karanlık değildi, ama O?nunla çok yolculuk yaptım ben; Ayrıkvadi?de benim gördüklerimden çok daha büyük kahramanlıkların hikayeleri anlatılır hep.Bulunacak bir yol varsa mutlaka bulur.Tüm korkularımıza rağmen bizi buraya soktu ama tekrar çıkmamızı sağlayacaktır-kendisi için bedeli ne olursa olsun hem de.Zifiri karanlık bir gecede evinin yolunu bulma konusunda Kraliçe Beruthiel?in kedileri bile O?nunla boy ölçüşemez


Aragorn?un bu konuşması pek çoğununzun bildiği üzere Moria?da geçer ve yine pek çoğunuzun bildiği gibi Gandalf, Kardeşlik?i oradan çıkartmak için canını ortaya koyar.

Beruthiel bu kedilere işkence etmesine rağmen Osgiliath?taki en iyi arkadaşları onlardır.Onlarla sohbet eder, akıllarını okur ve öğrendikleri her şeyi bilirdi.Bu kediler sayesinde Gondor?un pek çok sırrını öğrenir.İnsanların özel hayatına balıklama atlayıp, onlara şantaj yapacak kadar ileri gider.İnsanlar kedileri her gördüklerinde onlara lanet edip, onlardan kaçmaya çalışırlar.Kedilere zarar vermeye de Kraliçe?nin tehditkar tavırları yüzünden cesaret edemezler.

Başkent?teki bu karışıklık en sonunda Pelargir?deki Tarannon?a ulaşır.En sonunda Tarannon, Beruthiel?i kedileriyle beraber, nefret ettiği Deniz?e sürgüne gönderir.Beruthiel, Pelargir?den bindirildiği gemiyle güneye yollanır.Denir ki; hilalli bir gecede, pruvasında kedi olan bir gemi ile Umbar?dan güneye doğru giderken görülmüş.Kesin olmamakla beraber tekrar Kara Numenor?lu akrabalarının yanına döndüğü söylenir.



Alan Lee?nin fırçasından Osgiliath


Notlar:

(1): Gondor adetlerince kral ölmeden önce tahtı varisine bırakıp inzivaya çekilirdi.Bu adete sonuna kadar sadık kalınsa da Gondor?un 33. Kral?ı Earnil ile 34. Kral?ı Elessar arasında bu adet vuku bulmadı zira Earnur hiç varis bırakmadan ortadan kaybolunca 976 yıl sonra Elessar, Elendil?in hayatta kalan son varisi olmanın verdiği hakla önce iğne olup olmadığını kontrol etti, güvenli olduğunu görünce de Gondor tahtına oturdu.

(2): Diğer ?Gemi Kralları? ise sırasıyla

2)Tarannon?un yeğeni 1.Earnil
3)Earnil?in oğlu Ciryandil
4)Ciryandil?in oğlu, babasının intikamını almak amacıyla Harad?ı fethedip, Gondor?a altın çağını yaşatan 1)Hyarmendacil(bu ad Güney Fatihi anlamına gelir)

(3): Numenor tarihini hatırlarsak Numenor halkı ?Sadıklar? ve ?Kral?ın Adamları? olarak ikiye ayrılmıştı.Kara Numenorlu olan kesim aynı zamanda Kara Numenorlular olarak da bilinir.Numenor?un Yıkılması?ndan çok önce bunların bir kısmı, Numenor Limanları olan Pelargir ve Umbar?a yerleştiler. Beruthiel işte onların soyundan gelmektedir.Tarannon ise Kara Numenorlular tarafından ezilen ve sindirilmeye çalışılan ?Sadıklar? soyundan gelmektedir.Dolayısıyla aralarında sevgi olmaması doğaldır.Hatta her şeye karşı olan nefreti de belki böylece açıklanabilir.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 19 Mayıs 2014, 12:40:40
Dümen Çekiçel

Güneşin Üçüncü Çağı?nda 2961 yılında doğan Helm Rohan?ın 9. Kralı idi. Onun krallığı sırasında Dunlending tarafından istilaya uğrayan Rohan topraklarını başarı ile savunmuştur. 2758 yılında savaşlar sürerken Hornburg?a çekilmiş ve burada bütün bir kış boyunca savaşmaya devam etmiştir. Karda gece sessiz bir biçimde çıplak elleri ile düşmanını öldüren Helm bu yüzden Hammerhand lakabını almıştır. Yine düşmanlarını avlamaya çıktığı bir gecede donarak ölmüştür. Rohan?ın bu büyük kralının ardından Hornburg Helm?s Deep olarak anılmaya başlanmıştır.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 19 Mayıs 2014, 12:43:46
Isen Irmağı Savaşı'na Dair

Savaş Uruklar ve Rohan arasında geçmiştir.
Isen'in ırmağının ilk muharebesi:
İlk muharebe 25 Şubat'ta başladı(3019). Bu muharebede Saruman'ın niyeti,Rohan Kralı Theoden'in oğlu ve onun varisi olan Theodred'i öldürmekti ve [CENSORED] başarılı oldu.


Gözcüler Saruman'ın, askerlerini çoğunlukla nehir Isen'in batı bölümünde toplamakta olduğunu Theodred'e bildirdi. Theodred, doğu bölgede binicilerin üç bölümünü bıraktı, ve Isen'in ırmağın sığ yerlerinin her iki kenarını koruması için Batıağıl'dan piyadeleri koydu. O sonra, süvarinin sekiz bölümüyle batı ırmak boyunca Isengard'a doğru devam etti.

Irmağın sığ yerlerinden kuzeyde, Rohirrim Saruman'ın kuvvetlerinin öncü kuvvetiyle karşılaştı, ve onları yendi.Fakat diğer taraftan Rohirrim, mızraklı birlikler tarafından savunuluyor olan hendeklere çok daha büyük bir kuvvetinin üzerinde geldi. Isengard'dan daha çok asker, batıdan Rohirrim'i yandan kuşattı. Theodred sonra onu fark etti,lakin Isengard'dan başka bir kuvvet nehrin Doğu tarafında, Isen'in ırmağın sığ yerlerine doğru ilerliyordu.


Theodred kuvvetlerine Isen ırmağının sığ yerlerine çekilmeyi emretti. Grimbold ve kuvvetleri,takip eden düşmanı savuşturmak için saldırdı. Rohirrim, geç ikindide ırmağın sığ yerlerine uzandı.


Theodred, ırmağın sığ yerlerini savunması için onun askerlerini düzenledi. Grimbold, batı ırmakta piyadelerin emrini aldı, 50 atlı tarafından kuvvetlendirdi.Birliklerin kalanı, nehrin doğu bankasında şimdiden üç birliğe katılmak için yollandı.


Doğu bankada Rohirrim'in, onların savunmalarını düzenlemesi için zamanı olmadan, Saruman'ın doğu kuvveti saldırdı.Dunland'lılar atlıları kapsadı, birçok Ork kurtlara bindi.Rohirrim sert kavga etti ama Uruk hainin bir bölümü tarafından downriverden uzağa sürüldü, ve düşman kuvvetleri, ırmağın sığ yerlerinin doğu kenarını yakaladı.

Orklar, ırmağın sığ yerlerinin ortasında adaya geçtiği ve her iki kenardan Theodred'in konumuna saldırdığı parça olmakta gözüken balta kullanan adamların bir bölümü Batı bankada Grimbold'un konumuna saldırdı,aynı zamanda Saruman'ın batı kuvveti tarafından da saldırıldı. Ama Grimbold Theodred'in umutsuz durumunu gördü, ve onun yardımına koştu. Grimbold geç vardı. Theodred, bir balta ile yere yıkıldı, ve Grimbold'un, onun saldırganını öldürmesine rağmen Theodred feci şekilde yaralanmıştı ve kısa bir süre zarfında hayata gözlerini yumdu.

Günbatımında, Elfhelm,dört taburla Edoras'tan vardı, Elfhelm'in adamları, doğu bankada Saruman'ın kuvvetlerinden en çok Isengard'a kuzey yönünde geriden uzağa sürdü. Elfhelm, takipte iki birliği yolladı ve sonra adaya onun kendi birliğini götürdü. Bir arada Elfhelm'in kuvvetleri ve Grimbold, adada Isengard'lıların hepsini öldürdü.


Nehrin batı kenarında Isengard'lılar,onların saldırısını bitirdi ve çekildi.Rohirrim downriverin bir kısmını sürmüş olan Uruk hainin taburu hem de, boynuzdan yapılmış bir sinyale yanıt olarak çekti. Saruman'ın Theodred'i öldürme planı gerçekleşmişti. Kısmen bu sebep için ve kısmen Grimbold ve Elfhelm tarafından direncin kuvvetinden dolayı, Saruman, hemen onun planıyla Rohan'ı istila etmek için devam etmedi. Bu gecikmeden dolayı, Gandalf, Edoras'a uzanabildi, ve savaş için kral Theoden'i ikna etmeye çalıştı.

Isen ırmağının ikinci muharebesi:

İkinci muharebe 2 Mart'ta başladı(3019). Saruman 10,000 kişilik ordusuyla Rohan istilasını başlattı. Düşman kuvvetlerinin muazzam boyutundan habersiz, Grimbold ve Elfhelm, ırmağın sığ yerlerini savunmayı denedi ama başarılı olamadılar.

Grimbold, Batıağıl'dan savunucuların nezaretindeydi, Elfhelm,birlikleri yönetirken,o Edoras'tan getirmişti. İki kumandan, onların stratejisinde ayrıldı. Elfhelm, onların, Saruman'ın kuvvetlerinin, Isen'in her iki kenarı gelebildiğinden beri ırmağın sığ yerlerini bırakacak olduğunu düşündü. O, doğu bankada savunan bir konumu ırmağın sığ yerlerinin kuzeyini almayı istedi. Grimbold, ırmağın sığ yerlerini savunmayı istedi, korkmak ki eğer konumlu onlar kendileri Elfhelm olarak, akla getirseydi, Saruman'ın kuvvetleri, onların arkasında Isen'i geçecekti ve onlara saldırdı.

Sonunda onlar uzlaştı. Elfhelm, Isen'in Doğu tarafında ırmağın sığ yerlerinden onun şirketlerini kuzeyde düzenledi,Grimbold ırmağın sığ yerlerini savunurken. Grimbold, onun piyadelerinden ırmağın sığ yerlerinin batı kenarına yaklaşımı koruyor olan iki kaleyi savunmak için en çok yolladı. Grimbold ve onun adamlarının kalanı, ırmağın sığ yerlerinin doğu kenarını korudu.

Saruman'ın ordusunun öncü kuvveti, en iyi dövüşçülerin birçoğu öldürmek için öğleden önce ırmağın sığ yerlerinin batı kenarına saldırdı. Grimbold'un adamları, kalelerden azgın bir dirence başladı. Uruk hainin bir sürüsü nehrin karşısında göründü, ama Grimbold, doğu kenardan karşıda onun adamlarına getirdi, ve onları arkada sürdü. Fakat diğer taraftan düşman kuvvetlerinin başka bir taburu kavgaya girdi, ve Grimbold, günbatımında ırmağın sığ yerlerinin Doğu tarafına onun adamlarıyla arkada çekilmek için zorlandı.

Rohirrim birçok yaralıyı çekmişti.Düşman kuvvetlerinin daha ağır kayıpları vardı, ama onlar, sadece Saruman'ın ordusunun küçük bir parçasıydı. Gece yarısının etrafında, Saruman'ın ordusunun dolu kuvveti, Isengard'dan ileri geldi. Kısmen nehrin doğu kenarı geldiğinden daha çok. Elfhelm ve onun adamları, Rohirrim'i dağıtan ve doğuya giden çekilmesi için onlar zorlanan sessiz kurt-binicilerin bir öncü kuvveti tarafından şaşırdı.

Saruman'ın ordusunun kalanı nehrin batı kenarı geldi, ve Isen'in ırmağın sığ yerlerine geçti. Grimbold'un adamları bir kalkan duvarını oluşturdu. Onlar, kuşatıldı, ve saldırıldı(yanan odunlarla ilk ve sonra Dunland'dan hillmen tarafından),ama kalkan duvarı geçit vermedi.
Grimbold,ırmağın sığ yerlerini öyle bırakmalı olduğunu fark etti ki onun adamları, Westfold'un savunmasına devam etmekten kurtulabilirdi. O, dışarı kalkan duvarının doğu kenarı boyunca Dunhere ve binicilerin yarım şirketine yolladı. Biniciler, böldü, ve kuzey ve güneyden Saruman'ın kuvvetlerine arkada saldırmak için ikiye katlanan o takviye kuvvetlerini düşünmesinde düşmanı aldatmak vardı. Kargaşada Grimbold ve kuvvetleri çekildi.

Saruman'ın kuvvetleri, onları takip etmedi. Onlar onun yerine dümenini güneye doğru çevirdi.Kral Theoden, onun insanlarının birçoğuyla Miğfer Dibi'ni almıştı.Miğfer Dibi 3 Mart'ta başladı ve gece boyunca devam etti.

Birçok Rohirrim Isen'in ırmağın sığ yerlerinin muharebelerinde ölmüştü, ve onlar Isen'de adada Theodred'le gömüldü. Ama Rohirrim'in çoğu, kurtulmuştu, onların dağıtılmasına rağmen.Gandalf vardı ve onun yapabildiği gibi Rohirrim'den o kadar çok topladı. Elfhelm,Edoras'ı savunmak için yollandı. Grimbold, Erkenbrand'la kuvvetlere katıldı, ve onlar, onların, yenilgiye 4 Mart'ta şafakta Saruman'ın kuvvetlerini yardım ettiği dümenin derin 1,000 Rohirrim'in bir kuvvetine getirdi.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 19 Mayıs 2014, 12:45:47
Osgiliath

Osgiliath, Gondor?un ilk başkentidir ve Güneşin İkinci Çağı?nın sonlarına doğru kurulmuştur. Osgiliath?a aynı zamanda Yıldız Kalesi de denirdi. Minas Anor ve Minas Ithil şehirleri arasında Anduin Nehri üzerinde kurulmuştu. Uzun yıllar boyunca Gondor?un başkenti oldu. Fakat sonra Mordor?dan çıkan Cadı Kral komutasındaki orduların ısrarlı saldırıları sonucunda yıldan yıla zayıfladı. 1636 yılındaki büyük salgından sonra kraliyet ailesi sonradan Minas Tirith adını alacak Minas Anor?a taşındılar burası yeni başkent oldu. Sonraki yıllar Osgiliath için çok parlak değildir. Her ne kadar artık boşaltılmaya yüz tutmuş da olsa Osgilaith stratejik önemi olan bir şehirdi ve Yüzük Savaşı?na kadar savunulmaya devam etti. Fakat bu en sonunda şehrin düşmesini engelleyemedi. Sauron?un yok edilmesinden sonra Osgiliath tekrar ele geçirildi fakat bundan sonra burada kimse yaşamadı.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 19 Mayıs 2014, 12:50:07
Hobbit Türleri

Kılayaklar: Kılayak türü diğer türlerine göre daha esmer ve kısalardır. Sakalsız ve çizmesiz türlerdir. Elleri çok yeteneklidir. Yüksek yamaçlarda yaşarlar.

Samanpostlular: Samanpostlular tüyleri ve ciltleri normallerinden daha açıktır. Uzun, incedirler ve ağaçlık ormanlık bölgeler onların yaşamayı sevdikleri bölgelerdir.

Ülkenler: Ülken hobbitler şişmandır ve el ve ayakları diğerlerine oranla daha büyüktür. Düzlükleri ve nehirlerin kıyılarını severler.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 19 Mayıs 2014, 12:55:18
Oromë

Valar'ın avcısı, Ormanların efendisi, Vana'nın eşi, Nessa'nın kardeşi ve sekiz Aratar'dan biri. Adı Quenya'da boru üfleme veya boruların sesi anlamına gelir.
Kadim günlerde, daha güneş yılları başlamadan ağaç yılları zamanında, Valar'ın Orta Dünya'dan çekildiği zamanlarda Orta Dünya ormanlarında dolaşırdı ve Melkor'un yaratıklarını avlardı. Nahar isimli bir ata binerdi ve Valaróma isimli yüce bir boru taşırdı.
İlk doğan elfleri Cuivienen'de yıldızların altında ilk gören odur ve "Yıldızların Halkı" anlamında Eldar ismini vermiştir.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 19 Mayıs 2014, 13:12:22
Thorondor

Yüzüklerin Efendisi dünyasında yaşayan kurgusal yaratık. İlk çağda yaşayan kartalların efendisi ve en güçlüsü, Manwe'nin kulu. Eldar ve Edain'e ilk çağ boyunca birçok yardımda bulundu. Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit adlı hikâyelerde yer alan Gwahir (Yel Efendisi) Thorondor'un torunlarındandır.

Estë

Irmo'nun eşiydi.Estë yaraların ve yorgunluğun şifacısıydı.Giysileri griydi.Huzur bahşedilmişti.Gündüzleri dolaşmazdı.Lόrellin Gölü'nde ağaçların gölgelediği bir yerde uykusuna dalardı.Valinor'un tüm sakinlerinin bitkin bedenleri Irmo ile Estë'nin pınarlarından içtikleri su ile canlanırdı ve Valar bizzat burayı ziyaret ederek,istirahat ederlerdi ve Arda'nın ağır yükünden biraz olsun kurtulurlardı.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 21 Mayıs 2014, 00:08:21
Prens İmrahil'e Dair

Imrahil,Yüzük Savaşları Esnasında Dol Amroth'un prensiydi.Belfalas'ın Dol Amroth Şehri Imrahil'in Kontrolündeydi.Belfalas'ta Ondan Başka 2 Prens Daha bulunmaktaydı.(Mithrellas,Nimrodel)Daha sonraları Dol Amroth'un prensleri,bağımsız olarak Belfalas'ı yönettiler.

(http://www.councilofelrond.com/modules/Encyclopedia/pictures/4544.jpg)

Dol Amroth Şehri

Ayrıntılı biyografi:
Adrahil'in oğlu olan Imrahil,Üçüncü Çağ'ın 2955'inde doğmuştu.Onun soylu bir yönü vardı ve karanlık saçları ile deniz mavisi gözleri vardı.Imrahil'in, iki ablası vardı;
Gondor'un vekilharcıyla(Denethor)evlenen ve ona iki oğul Boromir ve Faramir'i veren Ivriniel ve Finduilas'tı.Imrahil'in Karısının İsmi Bilinmiyordu.Imrahil'in 4 Çocuğu vardı;
Elphir, Erchirion & Amrothos ve Lothiriel'di.Imrahil 3010'da Babasının(Adrahil) ölümünde Dol Amroth'un yirmi sene prensi oldu.
9 Mart'ta Yüzük Savaşları esnasında PrensImrahil, şehri savunmaya yardım etmesi için Minas Tirith'e 700 Adamını Götürdü.Sauron'un kuvvetlerinin,13 Mart'ta Pelennor alanlarını istila ettiği zaman,Prens Imrahil, Osgiliath'tan çekiliyor olan Faramir ve kolcularının yardımına gitti.Faramir, bir ok ile vuruldu ama Dol Amroth'un savaşçıları düşmanı uzağa sürdü.Imrahil, Faramir'in vücudundan oku çekti ve yarayı durdurdu.O sonra,kendi atında Minas Tirith'e Faramir'i taşıdı. Denethor Faramir ilebeyaz kuleye çekildi.Bundan dolayı Gandalf, sıkıştırılan şehrin emrini aldı ve prens Imrahil ona yardım etti.

Imrahil ve Savaşçıları Minas Tirith'te savaşırken Şafakta Theoden ve Süvarileri Gözüktü.
Rohirrimler ile birlikte şehirden Orkların büyük bir kısmı sürüldü.Düşman Ordusu Umbar Korsanlarının yardımını beklerken Gemiden Aragorn çıktı ve arkasındaki Ölü orduyla Kalan düşman ordularını temizlemek için taarruza geçti.Hiçbir düşman Pelennor Çayırlarında Sağ Bırakılmadı.

16 Mart'ta, prens Imrahil Aragorn,Legolas,Gimli,Gandalf ve diğer arkadaşlarıyla bir tartışmaya katıldı.Gandalf, zaferin sadece yüzüğün yok edilmesiyle olabileceğini söyledi.Ve Frodo yüzüğü Hüküm Dağı'na atarken Sauron ve ordularını oyalamak için Kara Kapılara Gitmemizin gerektiğini bildirdi.Imrahil binlerce Mordor ordusuna karşı 7,000 askerle başa çıkmanın imkansız olduğunu belirterek bu durumu kabullenmediğini gösterdi.Ancak Tartışmada Kara Kapılara gidilmesi gerektiği sonucuna varıldı.(İmrahil istemese de)
"Bu şüphesiz,bütün Gondor tarihinde en büyük şakadır: Bizim,7.000 kişilik ordumuzla Mordor'a Kara Kapılara Saldırmak!Kesinlikle çocukça bir fikir!Hepimizin Orada Ölmekten başka çaresi yok!
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 21 Mayıs 2014, 00:09:52
Thangorodrim

Thangorodrim, Melkor?un Beleriand ın kuzeyinde demir dağlar üzerindeki kalesi Angband?ın kapılarının üzerinde yükselttiği üç kulenin adıdır. Güneşin İlk Çağı?nın başlarında Angband a tekrar dönen Melkor buraya Thangorodrim in üç kuleli zirvelerini yerleştirdi. Thangorodrim Son savaş sırasında ?Kara Ancalagon? un kuleler üzerine düşmesiyle parçalanmıştır.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 21 Mayıs 2014, 00:11:16
Orta Dünya'daki Ork Komutanları

Azog

Azog,Moria'nın Ork Lideridir.Azog büyük,kuvvetli ve çeviktir.O Yalnızca Moria değil,Puslu Dağların'da liderlerindendir.
Azog,Üçüncü Çağın 2790'ında Smaug tarafından yalnız dağdan sürülmüştü.Birkaç gün sonra Azog, Thror'un vücuduyla ortaya çıktı.Azog, Thror'un alnına cüce işaretlerinde onun ismini kesip kendi ismini yazıp Moria'ada Cücelerin kontrolünü sağlamıştır.

Thror'un oğlu Thraini,bir cüce ordusu topladı ve 2793'te puslu dağların Orklarına karşı bir savaş başlattı.2799'da Azanulbizar Muharebesi Dimrill vadisinde başladı.Nain,Moria'nın doğu kapısında durdu ve Azog'u Karşısına çağırdı.Azog ve Nain Moria'nın Doğu Kapısında savaştılar.Azog Nain'in bu savaşta boynunu kırdı ve zafer kazandı.Ama Azog'un zaferi kısa ömürlüydü.O, vadide Cücelerin Orkları kovaladığını ve Moria'ya girmekte olduklarını gördü.Ve Moria'nın arkasından kaçmayı denedi fakat Nain'in oğlu Dain Babasının baltasını alarak kaçmaya çalışan Azog'a Baltasını fırlattı.


Azog'un başı kesildi ve bir kazığa atıldı.Ama Cüceler Azanulbizar savaşını kazanmasına rağmen Moria'yı ele geçiremediler.Ve Bu Savaştan Sonra Balrog Moria'da Pusuya yatmak için Moria'ya gitti.

Bolg

Beş Ordular Muharebesinde Orkların Lideridir.Yüce Goblin Kralı Azog'un da oğludur.Azog'un Azanulbizar Muharebesinde Dain tarafından öldürüldükten sonra, Dain'e ve Cücelere büyük kin ve nefret beslemektedir.Ve Cücelere saldırmak için Orklardan ve Warglardan oluşan büyük bir ordu kurma hazırlığı içindedir.Ve Oldukça büyük bir orduyla Cücelere savaş açar.Beyaz Dağlara yakın bir bölgede Cüceler ile Orklar karşı karşıya gelir.Cücelerin yanında müttefik olarak Elfler ve Göl İnsanlarıda Orklara karşı durur.Ve Bolg bu savaşta Thorin Oakenshield tarafından mağlup edilir ve ölür.Yardıma gelen Kartallar ve Beorn'da kalan ork ve Wargları öldürür ve Beş Ordular Savaşında Önemli bir zafer kazanılır.


Golfimbul

Puslu Dağlardaki Ork Lideridir.Üçüncü Çağın 2747i'nde, Golfimbul,Puslu Dağlardaki Gram Dağına Orklardan oluşan bir ordu götürdü.Orklar Bir Hobbit Gurubu tarafından yenilgiye uğratıldı.Bu savaşta Hobbit Lideri Bandobras Took Golfimbul'un kafasını uçurdu ve bu Golfimbul'un sonu oldu.

Bandobras ve Golfimbul

Gorbag

Minas Morgul'daki Orkların Komutanıdır.Gorbag bir Uruktur ve Nazgul'a hizmet ederdi.Görüntüsü Tüyler ürperticidir.Gorbag,savaştan sonra Nazgul hizmetkarlığını bırakmayı düşündü ve Cirith Ungol kulesinin komutanı Shagrat ile bağımsız bir ork ordusu kurmayı düşündü.

Gorbag Ve Shagrat

Ama Gorbag,Muhtemelen işlerin onun planladığı gibi gitmeyeceğini düşündü.Cirith Ungol'un merdiveninde casusların raporları vardı ve Gorbag yanında 80 Ork ile araştırmak için yollandı.13 Mart'ta(Üçüncü Çağın3019u), Gorbag Shagrat'ın ordusuyla karşılaştı ve onlar, Shelob'un ininin dışında Frodo Baggins'i buldu.Büyük örümcek Shelob,ağında Frodo'yu sarmıştı.Gorbag onun ölü olduğunu düşündü ama Shagrat Frodo'nun bilincinin yerinde olmadığını ve yaşıyor olduğunu söyledi.Gorbag,başka birisinin Shelob'u bıçaklamış olduğunu ve o kişinin Shelob'dan kurtulduğunu söyledi.Bu Shelob'u öldüren kişinin de Elf savaşçısı olabildiğini düşündüğü için Shagrat'ı uyardı.Ama Shagrat Gorbag'ın bu sözüne inanmadı.

Frodo'yu Cirith Ungol Kulesine taşıdılar.Ve Frodo'yu soydular.Frodo'nun Mithril gömleğini buldular ve Gorbag Mithril'e göz dikti.O,Shagrat'la kavga etti ve bir bıçakla onu yaraladı.Sonra Shagrat,Gorbag'ı boğdu ve öldüğünü düşünüp Gorbag'ı bıraktı.Ama Gorbag, hala canlıydı ve o,kırık bir mızrağı Shagrat'a sapladı ve ondan mithril gömleğini almayı denedi.Ama Shagrat, Gorbag'ın boğazını bıçakladı ve onu öldürdü.




Ulu Goblin
Goblinlerin En büyük lideriydi.Ulu Goblin çok ürkütücü kafası ve vücüdu vardı.O,Yüksek Geçit'in yakınında Goblin Şehrinde yaşayan Orkların şefiydi.3.Çağın Thorin ve Cüce Dostları Bilbo Baggins ile birlikte Dağda ilerlerken Goblinlerin saldırısına uğradı.Goblinler Cüceler ve Bilbo'yu ellerinden zincirleyerek Ulu Goblin'in Huzuruna çıkardılar.

Hobbit Kitabı;

Orada Gölgelerin arasındaki iri,düz bir taşın üzerinde,dev bir kafası olan kocaman bir goblin oturuyordu ve silahlı goblinler etrafını sarmış,kullandıkları baltalar ve kıvrık kılıçları taşıyarak bekliyordu.Goblinler zalim,hain ve kötü yüreklidir.Güzel olan hiçbir şey yapmazlar,ama zekice pek çok şey yaparlar.
''Kimdir bu sefil kimseler ? dedi Ulu Goblin.
''Cüceler ve bu!'' dedi tutsakları güden goblinlerden biri,Bilbonun zincirini çekip dizüstü düşmesine neden olarak.
''Onları Ön Sundurmamıza sığınmış halde bulduk''
''Bunu yapmaktaki niyetiniz neydi ?'' dedi Ulu Goblin,Thorin'e dönerek.''Hayırlı bir şey olmadığına kalıbımı basarım!Halkımın özel meselelerini öğrenmek amacıyla casusluk ediyordunuz herhalde!Hırsız iseniz hiç şaşırmam!Katil ve Elf Dostu olmanızda muhtemel!Gelin!Ne söyleyeceksiniz ?
Thorin,''Cüce Thorin Hizmetinizde!'' diye cevap verdi.''Kuşkularınız ve hayalinizde canlandırdıklarınız konusunda hiçbir fikrimiz yok.Fırtınadan kaçıp,kullanılmıyor gibi görünen elverişli mağaraya sığındık;aklımızdan geçen son şey goblinlere herhangi bir rahatsızlık vermekti.''(Bu tamamen doğruydu)
''Hm''dedi Ulu Goblin.''Siz öyle diyorsunuz!Dağlarda ne işiniz olduğunu,nereden geldiğinizi ve nereye gittiğiniz sorabilirmiyim ?Aslında hakkınızdaki herşeyi öğrenmek isterim.
''Akrabalarımızı,yeğenlerimizi,birinci,ikinci,üçüncü göbekten kuzenlerimizi ve büyük babalarımızın bu hoşluğu su götürmez dağların doğusunda yaşayan diğer torunlarını ziyaret etmek amacıyla yola çıkmıştık.''(Gerçeği söylemenin doğru olmayacağını düşündüğü için böyle bir yalan uydurdu Thorin)
''O bir yalancı,ey hakikaten muazzam kişi!'' dedi tutsakları güdenlerden biri.''Bu yaratıkları aşağı davet ettiğimizde halkımızın birkaçı mağara yıldırım çarpmasına uğradı ve taşlar kadar cansızlar.Hem bunu da açıklamadı!''Thorin'in taşıdığı,trollerin ininden gelen kılıcı gösterdi.
Ulu Goblin kılıca baktığında feci bir öfke çığlığı kopardı ve bütün askerleri dişlerini gıcırdattılar,kalkanlarını birbirine çarpıp ayaklarını yere vurdular.Kılıcı anında tanımışlardı.Bu Silah Elfler tarafından Tepelerde goblinlerle savaşırken bir çok goblinin canını almıştı.Ona Goblin Doğrayan anlamına gelen OrcRist adı verilmişti.
Ulu Goblin,''Katiller ve elf dostları'' diye bağırdı.''Kesin onları!Dövün Onları!Isırın Onları! Gıcırdatın Onları!
Öyle bir gazaba uğramıştıki koltuğundan fırlayıp apzını açarak Thorin'e doğru atıldı.
Aniden bir Kılıç kendi ışığıyla aydınlandı.Bilbo kılıcın,öfkesiyle afallamış bir halde kalakalan Ulu Goblin'in kalbine sapladı.Diğer goblinler Çığlıklar içinde kaçtılar


Grishnak


Grishnak Karanlık Kule'deki Orkların Lideridir. Grishnakh,kısa ve genişti.Eğri Bacak ve Kolları vardı.
Grishnakh,18 Ocak'ta Mordor'u bıraktı.(Üçüncü Çağın 3019u)O, 26 Ocak'ta Sarn Gebir'in yakınındaki Anduin'e geçti ve Yüzük Kardeşliğiniin seyahatinin haberleriyle Isengard'a yolculuk yapıyor olan habercilerle karşılaştı. Grishnakh sonra,Anduin'in doğu kenarına döndü ve Nazgul'a Yüzük Kardeşliğinin seyahatini anlattı.
2 Şubat'ta Grishnakh,Isengard'ın Uruk haisiyle işbirliği yapması için emirler aldı.Grishnakh, Sarn Gebir'den 10 Şubat'ta Isengard'ın Ugluku'yla işbirliği yaptı.Ork Grishnakh ve sürüsü, Anduin'in doğu Bölümüne geçti.22 Şubat'ta,onun gözcüleri,kardeşliğin Argonath'a gittiklerini bildirdi.
23 Şubat'ta, onlar,Kardeşliğe saldırdılar.Kardeşlik Sahilin batısına kurtuldu.
Grishnakh, batı bölüme Kardeşliği izlemek için geçti. O,25 Şubat'ta Emyn Muil'de Ugluk ve onun Uruk haisini karşıladı. Onlar, sonraki gün 26 Şubat'ta Amon Hen'de Yüzük Kardeşliğini buldu.Onlar Boromir'i öldürdü ve Merry ile Pippin'i yakaladı.

Grishnakh,Isengard'lılardan ve Sarumandan şüpheciydi. Grishnakh,Hobbitlerin Mordor'a alınması gerektiğini düşündü ve o, ona karşı çıkan iki diğer Orkun başlarını kesen Ugluk'la tartıştı.Grishnakh sonra grubu bıraktı ve 27 Şubat'ta Nazgul'a buluştu.Nazgul, Ugluk ve Hobbit'i takip etmesi için Grishnakh'a bilgi verdi.
Grishnakh,Mordor'dan bir bölük Orkla Ugluk'un ve Hobbit'lerin peşine düştü.Ama o gün , Eomer tarafından götürülen Rohan'ın binicilerinin bir Gurubu onları Fangorn Ormanında yakaladı.

Rohirrim saldırdığı zaman Grishnak,Hobbitlerin peşine düştü ve ormana daldı.Sonra Hobbitler tarafından öldürüldü.



Lagduf

Lagduf Cirith Ungol Kulesinin Ork kaptanıdır.Lagduf, Shagrat'ın Birliğinin bir üyesiydi.Shagrat Ve Gorbag'ın dövüştüğü esnada Kuleden kaçmıştır.Ve Kaçarken Sam Gamgee Tarafından Öldürülmüştür.

Lugdush

Lugdush Isengard'da Uruk Hai Kaptanlarından biridir. Lugdush,Ugluk'un Birliğinin üyesiydi.Üçüncü Çağ'ın 3019 Şubatı'nda onlar, Saruman tarafından Yüzüğü taşıyor olan bir Hobbit'i yakalamak için yollandı.Amon Hen'de, Uruk hai yanlışlıkla,Merry ve Pippin'i ele geçirdi. Lugdush Isengard'a giden birliğin yine başındaydı.

Fangorn ormanın kenarında onlar,Eomer tarafından götürülen Rohirrim birliği tarafından kuşatıldı.Ugluk,iki hobbit'i yakalaması için Lugdush'a emretti.Hobbitlerin peşinden giderken Grishnak tarafından durduruldu ve öldürüldü.Fangorn ormanında hiçbir Uruk Hai sağ çıkamadı.

Mauhur

Mauhur Isengard'ın Ork Kaptanlarındandır.Ancak bazı kaynaklarda Mauhur'un bir Uruk hai olabildiği de geçmektedir.Üçüncü Çağın 28 Şubat 3019'un gecesinde, Mauhur Ugluk'un yardımına gelmesi için Fangorn ormanınına Bir Takviye Birliği Götürdü.Ugluk'un Birliği Eomer tarafından götürülen Rohirrim'in bir grubu tarafından kuşatılmıştı.
Mauhur'un Birliğinin saldırdığı zaman Ugluk'un birliğinden çok az kişi kalmıştı ve Eomer ile Süvarileri Mauhur'un birliğinide öldürdü ve Cesetlerini yaktı.


Muzgash

Muzgash Cirith Ungol kulesinin Ork kaptanıdır.Muzgash Shagrat'ın birliğinin bir üyesiydi.Lagduf ile birlikte Gorbag ile Shagrat'ın dövüşü esnasında kuleden kaçtı, ama onlar Sam Gamgee Tarafından öldürüldü.

Shagrat

Shagrat Cirith Ungol Kulesinin Komutanıdır.Shagrat, kötü bir yüz ve dışarı çıkma azıdişleri ile uzun kolları olan Bir Uruk'tu.
Üçüncü Çağın 3017'sinde,Shagrat yaratığın, karanlık kuleden bırakıldığı zaman kurtulmak için Gollum'a izin vermek için emredildi.Shagrat'ın bekçileri, yeniden 3019'un Martı'nda Gollum'u gördü ve onlar onun, geçişin yakınında bir tünelde yaşayan büyük örümcek Shelob için ava getirilmiş olduğunu tahmin etti.

13 Mart'ta Shagrat, gözlemcilerinden bir mesaj aldı,Cirit Ungol kulesine gitti.O,araştırması için 40 Ork civarı bir birliğini götürdü.Aynı anda Gorbag'da Minas Morgul'dan 80 Orkla Cırıth Ungol'a Hareket etti. Sonra Shagrat,Shelob tarafından ısırılmış olan Frodo Baggins'i gördü.Shagrat, Frodo'nun, ölü olmadığını anladı sadece bilinci yerinde değildi.
Shagrat'ın emirleri, canlı ve zarar görmemiş olan herhangi bir mahkumu tutmaktı ve onu soyup Karanlık Kuleye Frodo'dan çıkan eşyaları götürmekti.Frodo'yu Cirith Ungol'un Tepesine çıkardı.Frodo'nun giysilerinin, çıkarıldığı zaman,onun mithril gömleği keşfedildi ve Gorbagona göz dikti.Gorbag Shagrat'ı bıçakladı ama Shagrat'ta Gorbag'ı boğdu.Ve öldüğünü düşünüp onu bıraktı.Ancak Gorbag ölmemişti ve Shagrat'a mızrak sapladı.Sonrada Shagrat Gorbag'ı Öldürdü.

Shagrat Gözlemcisi Radbug'un ona ihanet ettiğini düşündü ve onu öldürdü.Sonra ona haberler getirmesi için Snaga'yı çağırdı.Ama Snaga, merdivende Sam Gamgee'yle karşılaştı ve Onun büyük bir elf savaşçısı olduğunu düşündü ve kaçtı.Shagrat, Snaga'yı takip etti ama o, kaçtı.Sonra Sam Gamgee tarafından öldürüldü.



Snaga

Isengard'ın Uruk Kaptanlarındandır.Miğfer Dibi'ne gitmekte olan Rohirrim Konvoyuna da Warglar ile saldıran bir birlikte bulunuyordu.Legolas Tarafından öldürülmüştür.


Ugluk

Ugluk Isengard'ın Uruk hai Komutanıdır.Ugluk diğer Orklardan daha uzun ve daha kuvvetli ve güneş ışığı ile rahatsız edilmeyen büyük Siyah Bir Orktu.Ugluk Saruman'ın en güvendiği komutanlardandı.Ve Ugluk'u İnsan etiyle besliyordu.

18 Ocak'ta(3.Çağın 3019'u)Moria'dan haberciler, Isengard'a vardı.Saruman,Kardeşliğin Moria boyunca gittiklerini öğrendi.Saruman, Ugluk ve birliğini yolladı.Ugluk, bir yüzükten haberdar değildi,Ama hobbit'te Savaş için bir silahın olduğuna inandı
22 Ocak'ta Ugluk, Moria'ya uzandı ve Dağ orklarının bir gurubunu topladı.24 Ocak'ta,onlar Gollum'u yakaladı. Gollum sonra kurtuldu.Ugluk, Isengard'a haberciler yolladı ve Saruman ona takviye kuvvetlerini yolladı.Ugluk'un gurubunda 80 Uruk vardı ve Puslu Dağlardan 100 Ork ile beraber.Saruman Ugluk'a şöyle bir mesaj yolladı;
''Hobbitleri Asla öldürme.Onları Canlı Olarak Bana Getir''
6 Şubat'ta Ugluk'un şirketi,Kardeşliği bulmak için kuzey Rohan'ı aradı. 10 Şubat'ta, Ugluk,Mordor'dan bir Grishnak'ın Sarn Gebir'den Oraya Doğru yola çıktığını öğrendi.Grishnakh ve askerleri, Anduin'in doğu kenarında Kardeşlik için tuzak kurdu.Ugluk'un askerleri,nehrin batı kenarını izlemek için yola koyuldu ama onlar Rohirrim tarafından uzakta sürüldü, ve Emyn Muil'e çekildi.

Ugluk ve Grishnakh, yeniden Batı Emyn Muil'de 25 Şubat'ta buluştu.26 Şubat'ta, onlar Amon Hen'e daldı. Boromir'i öldürdü ve Merry ile Pippin'i tutsak aldı.Grishnakh Hobbitlerin Mordor'a alınması gerektiğini söyledi ama Ugluk reddetti.Fangorn Ormanında Rohirrimler tarafından katledildiler ve Hobbitlerde Ormana doğru kaçtı.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 21 Mayıs 2014, 00:13:36
Höyük Kılıçları

Üçüncü Çağ'ın ortalarında Dúnedain tarafından Arnor'da dövülmüş kamalar."Parlak, çok sağlam tuhaf bir metalden yapılma ve birçok parlak mücevherle süslü kın" içerisinde "uzun, yaprak şekilli, üzerinde kırmızı ve altın renkli kıvrımları bulunan" ve üzerinde sahibinin adı işlenmiş kamalar olarak bilinirler.Bir höyüğün içinde yüzyıllarca kalmış olmalarına rağmen -üzerindeki kabartma yazılarının biraz bozulması ve kınındaki bazı küçük tahribat dışında- yepyeni görünüyorlardı.Höyük kılıçları, Höyük Yaylalarındaki bir höyükte dört hobbit (Frodo, Sam, Merry, Pippin) tarafından bulunmuş ve Tom Bombadil tarafından kendilerine verilmiştir. Tom Bombadil, kamaları hobbitlere verirken, kamaların hobbitler için kısa kılıçlar olduğunu söyler.
Frodo'nun kılıcı, Ayrıkvadi sığlıklarında Angmar'ın Cadı Kralı'yla yaptıkları çatışmada kırılır. Daha sonra kendisine, Ayrıkvadi'de Bilbo tarafından Sting verilir. Sam, Merry ve Pippin kılıçları sağlam kaldı.
Sam'in kılıcı, Frodo Cirith Ungol'de orklar tarafından yakalandığında Frodo'nun diğer bütün eşyalarıyla birlikte Kara Kule'ye yollandı. Frodo'nun yakalandığının işareti olan eşyalar (mithril gömlek, Sam'in kılıcı ve elf pelerini) Sauron'un Ağzı tarafından alındı. Daha sonra Cormallen Kırları'nda Gandalf kılıcı Sam'e iade etti.
Pelennor Çayırları Savaşı'nda Merry, kılıcını Angmar'ın Cadı Kralı'nın dizine arkadan sapladı ve o sırada Cadı Kral'ın karşısında yenilmek üzere olan Éowyn'e üstünlük elde etmesi için fırsat verdi. Éowyn, bu avantajı değerlendirerek Cadı Kralı öldürdü.[28] The blade of Merry's weapon was consumed by this encounter.Aynen Frodo'nun kılıcının başına gelen şey, bu sefer Merry'nin kılıcının başına geldi ve Merry'nin kılıcı yanıp tükendi.
Pippin, Gondor vekilharcı Denethor'a bağlılık yemini ederken kılıcını kullandı.Morannon Savaşı'nda Pippin, bir Troll komutanını devirerek arkadaşı Beregond'un hayatını kurtardı.

Tolkien, Höyük kılıçlarının adlarını vermedi. Shire Temizliği sırasında Pippin, kılıcı hakkında "trollün felaketi" tabirini kullansa da, bu bir isim değil, daha çok bir unvandır.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 21 Mayıs 2014, 00:15:39
Mavi Kurt (Draugluin)'e Dair

Draugluin; Orta Dünya da bilinen ilk kurtadamdır. Adı; Sindarin dilinde ''Mavi Kurt'' demektir. Carcaroth'un babası, Sauron'un hizmetkârıdır.

Mavi Kurt(Draugluin), büyü ile kaplanmış sarı gözleri, karanlığın içinde dolaşan kara bedeni, keskin kulakları, büyük pençeleri, iri yarı kolları, simit şeklide kuyruğu ile etrafa korku saçmaktaydı.

Draugluin, Sauron'un en büyük, en güçlü, en kudretli ve en muazzam kurtadamıydı. Irkı Maiadır.
Beleriand'ın bütün kurt adamları'nın efendisiydi. Çok çevik, çok zeki, çok akıllı ve çok kurnazdı. Hem Kara Lisan hem de Ortak Lisan konuşabiliyordu. Tol-in Gaurhoth'ta Sauron'un emri hükmünde yaşadı. Düşmanları'nın korkulu rüyası olarak Orta Dünya'da iyilik istemiyordu. Beleriand savaşlarında Melkor'un gücüne güç katmış savaşlarda büyük rol oynamıştır. Melkor ve Sauron'a her koşullarda hizmet veren Draugluin, Ölümsüz Diyarlar'dan gelen güçlü,hızlı ve çevik olan kurt olan Valinorlu Kurt Huan tarafından 1.Çağ'ın 465 yılında Tol-in Gaurhoth'ta öldürüldü.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 21 Mayıs 2014, 00:16:48
Güneşin Üçüncü Çağı

Tolkien tarihinde Güneşin Üçüncü Çağı ile ilgili en önemli iki konu, Gondor ve Arnor Krallıklarının varlıklarını sürdürebilmiş olması ve Yüzüklerin Efendisi Sauron?un Tek Yüzüğünün kaderidir.

İkinci Çağın sonunda Yüzüklerin Efendisi Sauron yenilgiye uğratıldığında, parmağından Tek Yüzük?ü kesip alan Birleşik Gondor ve Arnor Krallıklarının Yüksek Kralı Isildur idi.

O dönemde bu, doğru bir hareket ve Karanlıkların Efendisinin gücünü ortadan kaldırmanın tek yolu olarak görülmüştü; fakat, Isildur Tek Yüzük?ü ele geçirdiğinde, Yüzüğün kötü gücünden etkilendi. Güçlü ve onurlu olmasına rağmen güce yenik düştü.

Isildur o sırada Yüzüğün ateşlerinde yapılmış olduğu ve yine yalnızca ateşlerinde yokedilebileceği Kıyamet Dağı?nın volkanik yamaçlarında bulunmasına rağmen, Yüzüğü yoketmedi. Isildur bu kötülük çağrısına yenik düşerek, Tek Yüzüğü sahiplendi ve böylece lanetinden etkilenmiş oldu. Üçüncü Çağın 2. yılında Isildur ve üç büyük oğlu Anduin Vadilerinden kuzeye doğru giderlerken, bir Ork çetesi tarafından tuzağa düşürüldüler.


Gladden Otlakları Savaşı adı verilen bu çatışmada Isildur ile üç oğlu öldürüldü ve Tek Yüzük Anduin Irmağının sularında kayboldu. Gladden Otlaklarında başlayan olayların doğurduğu kötü sonuçların üstesinden gelinmesi 3000 yıl sürdü. Tek Yüzüğün kayboluşu, Yüzük bulunup yok edilene kadar Sauron?un kötülük dolu ruhunun huzura kavuşamayacağı anlamına geliyordu; bu arada Dúnedain Birleşik Krallığının Yüksek Kralının ölümü ise ülkenin Arnor ve Gondor olarak iki ayrı krallığa bölünmesine yol açtı.

Sonuçta, Isildur bu kötülük çağrısına yenik düştüğü için, Yüzüğün laneti tüm Dúnedain halkı üzerinde etki kazandı. Yüzüğün laneti, Üçüncü Çağın tamamını sardı, çünkü Tek Yüzük yokedilene dek Birleşik Krallığın gücünü yeniden kazanarak birleşmesi ve tüm Dúnedain halkınca tanıtan (Yüzüğün gücüne kanmayacak) tek bir veliahtın ortaya çıkması mümkün değildi. Ancak Yüzük yokedildiğinde yeni bir Yüksek Kral Dúnedain?in Birleşik Krallığını yönetebilecekti.

Sınırlarında sürekli çatışmalar olmasına ve beşinci ve altıncı yüzyıllarda gerçekleşen Doğulu istilalarına rağmen Gondor?un Güney Krallığı yine de, Üçüncü Çağın ilk binyılında güçlenmeye devam etti. Dokuzuncu yüzyıla gelindiğinde Gondor, güçlü ordusuna ek olarak bir de büyük donanma kurmayı başarmıştı. Onbirinci yüzyılda Gondor gücünün doruğuna erişti; Doğulular Rhûn Denizi?nin ardına dek çekilmeye zorlandı, Umbar bir Gondor kalesi haline getirildi ve Harad halkı boyundurluğu alındı.

Kuzey Krallığı Andor hiç bir zaman sınırlarını Eriador dışına dek genişletemediyse de, halkı dokuzuncu yüzyıla kadar refah içinde yaşamaya devam etti. Bu dönemde meydana gelen iç çatışmalar, krallığın üç bağımsız bölgeye ayrılmasına neden oldu ve bunlar bir süre sonra aralarında anlaşmazlığa düştüler.

Onikinci yüzyıla gelindiğinde Sauron?un ruhu, alevlerle taçlandırılmış kötülük dolu tek bir göz biçimini alarak gizlice Orta Dünyaya dönerek, Karanlık Ormanın güneyindeki Dol Guldur kalesine sığınmıştı. Bu dönemden itibaren karanlığın güçleri Orta Dünya topraklarında sürekli olarak büyüdü.

Onüçüncü yüzyıldan itibaren Arnor, doğal felaketler ve iç anlaşmazlıklar nedeniyle sürekli olarak güç kaybetmeye başladı. Fakat Arnor?un asıl laneti, Sauron?un baş hizmetkarı, Angmar?ın Cadı Kralı ünvanını alan ve Arnor kralları ile beş yüz yıldan uzun bir süre savaşan Yüzük Ruhlarının Efendisi idi. Sonunda 1974 yılında Cadı Kral, son Arnor kalesi Fornost?u ele geçirdi ve Arnor Krallığı da böylece ortadan kalkmış oldu. Arnor?un yirmiüçüncü kralının ölümün ardından kraliyet soyu, Dúnedain Kabile Şeflerince sürdürüldü.

Güney Krallığı Gondor?un Üçüncü Çağın ikinci binyılı içindeki çöküşü ise, üç büyük lanetle ilişkilendirilmektedir. Bunların ilki, onbeşinci yüzyılda meydana gelen Akraba Savaşları?dır. Kanlı bir iç savaş olan bu olay, binlerce kişinin ölümü, pek çok şehrin yokedilmesi, Gondor donanmasının çoğunun ortadan kaldırılması ve Umbar ile Harad üzerindeki egemenliğinin sona ermesi ile sonuçlanmıştır.

İkinci lanet ise, 1636 yılında Sauron?un Andor ve Gondor üzerine yolladığı Büyük Salgın?dır. Dúnedain, bu kötülükten hiç bir zaman tam olarak kurtulamamıştır çünkü halkın büyük bölümünün ölümü ülkenin bazı kesimlerinin sonsuza dek terkedilmesine neden olmuştur. Üçüncü lanet ise, ondokuzuncu ve yirminci yüzyıllarda gerçekleşen Araba Sürücüleri İstilalarıdır. İyi silahlanmış bir Doğulu halklar konfederasyonu tarafından düzenlenen bu saldırılar, neredeyse yüz yıl boyunca devam etmiştir. Doğulular sonunda geri püskürtülerek yenilgiye uğratılmışlarsa da, Gondor?un zaten azalmakta olan gücünü kritik bir biçimde azaltmışlardır.

Bunların ardından 2000 yılında, Kuzey Krallığı Arnor?u yokeden Cadı Kral bu kez Mordor?da ortaya çıkmıştır. Korkunç birlikleri ile doğrudan Gondor?a saldırarak, Minas Ithil kulesini ele geçirmiş ve adını Minas Morgul olarak değiştirmiştir. 2050 yılında Cadı Kral, Gondor?un otuzbirinci ve son kralını öldürmüştür. Bu dönemden itibaren Gondor veliahtsız kalmış ve Vekil Krallar tarafından yönetilmiştir. Kısacası, Arnor?un kralı topraksız, Gondor?un toprakları ise kralsız kalmıştır. Dahası Dúnedain ile bağdaşıklarına karşı Sauron?un kötülüğünden esinlenen Doğulular, Balclothlar, Güneyliler, Siyah Númenóreanlar, Korsanlar, Esmer İnsanlar ve Tepe İnsanlarının istila ile saldırıları da sürmekteydi. Bütün bunlara ek olarak, Balroglar uyanmış, Ejderhalar yeniden güçlenmiş, Kurt ve Warg saldırıları başlamış ve Uruk-hai?nin yeni kötü türleri olan Olog-hai ile Yarı-Orklar ortaya çıkmıştı. Bütün bu canavarlar, sayıları gittikçe kalabalıklaşan Sauron?un kumandasındaki Ork ve Troll ordularına katılmaktaydı.

Bunu izleyen binyıl boyunca, Sauron?un gücü artarken Dúnedain?in gücü azaldı. Üçüncü Çağın tüm olayları, 3019 yılında başlayan Yüzük Savaşında, Yüzük Efendisi Sauron Dúnedain?den geriye kalanları yoketmek ve Orta Dünya topraklarının tamamına hükmetmek için büyü ve askeri güçleri üzerine bir kumar oynadığında bir araya geldi. J.R.R. Tolkien?in başyapıtı üç ciltlik bir epik esir olan Yüzüklerin Efendisi?nin sahnesini oluşturan dönem de budur.

Üç bin yıllık tarihin tüm ağırlığının, üçlemenin konusunu oluşturan 3018 ve 3019 yıllarına nasıl odaklandığını izlemek çok ilgi çekicidir. Yüzük Arayışı ve Savaşını oluşturan olaylar büyük tarihi önem taşımaktadır çünkü okuyucu, esas karakterlerin her hareketinin tüm çağın sonunu nasıl etkilediğinin farkına varmaktadır.

Üçüncü Çağ, Tek Yüzüğün yokedilişi ile sona erer: Sauron?un kötü imparatorluğu yıkılır, diğer güç yüzükleri huzura kavuşur ve iki krallığın tahtının son tanınmış varisi Yeniden Birleşen Dúnedain Krallığının Yüksek Kralı olarak taç giyer. Bu olaylar dizisi yalnızca romanın değil Üçüncü Çağın da sonunu belirler. Gerçekten de, Arda?nın 37.063 yılının çatışmalarının sonuçlandığı duygusu hakimdir.

Yüzük Savaşının bitişi ile Orta Dünya yeniden barış ve refaha kavuşur. Fakat aynı zamanda büyük Elf güçlerinden geriye kalanların da ölümlü toprakları terk etmesi kararlaştırılmıştır. Bu iyi ve yüce kişilerden geriye kalanlar ile Yüzük Kardeşliğinin bir kaç seçilmiş üyesi, Düz Yol üzerinde seyahat eden Elf gemilerine binerek batıdaki Ölümsüz Topraklar?a doğru yola çıkarlar.

Böylece Üçüncü Çağ biter ve İnsanların Hükümdarlık Çağı olarak bilinen Dördüncü Çağın başlar; bu çağda Elf etkilerinden geriye kalanlar tamamen yokolur ve bu büyük güçler bizim algılayışımızın dışına çıkar.

Bunun ardından Ölümsüz Topraklar, insanların varolduğu kürelerin dışına çıkarak Tanrılar ile Elfleri de beraberlerinde bizim anlayışımızın dışına götürürler; böylece şüphesiz, dünya fiziksel açıdan bugünkü zaman ve mekan anlayışımıza uygun hale gelir ve Yerküre güneşin etrafında dönmeye başlar.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 21 Mayıs 2014, 00:18:19
Goblin Kralı Gorkil

Gorkil, sadece "Lord of the Rings: Battle for Middle-earth II" ve ek paketi olan "The Rise Of The Witch - King" oyunlarında tasvir edilmiştir ve oyun içindeki adıyla "Gorkil the Goblin King" yani Goblin kralı Gorkil olarak bilinir. Oyun yapımcıları tarafından oluşturulmuştur ve diğer hiçbir kaynak ve eserde bulunmaz. Oyuncular Gorkil'i "Great Goblin" olarak bilinen "Ulu Goblin" ile karıştırırlar fakat bu doğru değildir çünkü Ulu Goblin, Yüzük Savaşları'ndan ve Beş Ordular Savaşı'ndan önce Gandalf tarafından öldürülmüştür. Gorkil ise Yüzük Savaşları zamanında yaşamıştır. Gorkil ismi ise, oyun yapımcıları tarafınca, ingilizcedeki "Goblin" kelimesinin "go" harfleri ve "kral" anlamına gelen "king" kelimesini "ki" harflerinin türetilmesi ile oluşturulmuştur.

Goblin kralı Gorkil, Yüzük Savaşları sırasındaki Goblin Kralı'dır. Ulu Goblin'in vekili sanılır ve ondan sonraki goblin kralıdır. Gorkil, tüm goblin ve goblin aşiretlerinin kralıdır. Nadir bulunan devasa bir akrebe biner. Yüzük Savaşları'na katılarak, Elflere ve Cücelere karşı savaşmıştır. Yüzük Savaşları sırasında Ordusuyla beraber Angmar Diyarındaki Ettenmoors bölgesinin, resmi olarak Angmar'ın Cadı Kralı'na ait olan, terk edilmiş karargahının konrolünü eline almıştır. Gorkil, Sauron tarafından, Goblinleri kontrolüne almak ve onların kendisine hizmet etmelerini sağlamak amacıyla kullanılmıştır. Gorkil, Ettenmoors'ta, Ayrıkvadi'li Glorfindel, Lothlorien'li Haldir ve Erebor'lu Gloin ve birlikleri ile girilen bir savaşta öldürülmüştür. Gorkil öldüğünde, ordusu şaşkına dönerek dağıldı ve Sauron'un üzerlerindeki kontolü kırıldı.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 23 Mayıs 2014, 19:40:56
Atanatar

Gondor'un 10. kralıdır. Atanatar Üçüncü Çağ'ın 480 yılında doğmuştur. Kral Turambar'ın oğludur.Büyükbabası 541 yılında Gondor ve Doğulular arasındaki savaşta öldürülmüştür. Atanatar'ın babası Turambar Doğuluları yaptığı savaşta yenmiştir ve Gondor için Doğu'da toprak kazanmıştır. Atanatar 667 kralı babasının yerine geçmiştir. 748 yılındaki ölümüyle yerini oğlu Siriondil'e bırakmıştır.Anatar zamanında Doğulular ve Gondor arasında savaş olmamıştır.

Siriondil

Gondor 11. kralıdır. Siriondil Üçüncü Çağ'ın 570. yılında doğmuştur. Kral Atanatar oğludur.Evliliğinde iki oğlu olmuştur ve Gondor kralları arasında iki oğula sahip olmasıyla hatırlanabilir. Büyük oğlu Tarannon ve küçük oğlu Tarciryan'dır.Siriondil'in saltanatı sırasında, oğlu Tarannon batıya ve güneye doğru kıyılar boyunca Gondor'un toprakları genişletti. Siriondil 830 yılında öldü. Tarannon Kral oldu ama kendi hiç çocukları olmadı ve onu bu yüzden Tarciryan oğlu I. Earnil izledi.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 23 Mayıs 2014, 19:42:48
Rhosgobel

Tarihler: Üçüncü Çağ'ın 1000 yılı ile 3000 yılı arasındaki herhangi bir tarihten itibaren yerleşim yeri olarak kullanılmaya başlamıştır.
Konum: Kuyutorman'ın batı kenarı
Anlamı: Boz çitle çevrili arazi
Üzerinde Yaşayan Irk: Ainur - Maiar - Istari

Boz Radagast'ın ikâmet ettiği yerin ismidir. Rhosgobel, Kuyutorman'ın batı kenarında bulunmaktaydı. Matematiksel konumu ise tam olarak bilinmemektedir. Gandalf Kocoğlan'a, Radagast'ın Kuyutorman'ın güney sınırlarına yakın bir yerde yaşadığını söylemiştir. Elrond'un Divanı'ndan sonra Nazgûl'un izlerinin peşine düşen kolcular Ferah Nehir'e inmişler ve Ferah Çayırlar'dan Rhosgobel'e ulaşmışlardır. J.R.R. Tolkien'in, Orta Dünya'yı yaratırken oluşturduğu ilk iş görür haritada Rhosgobel, tam Kuyutorman'ın kenarında, Ferah Çayırlar'ın güneyinde kalmaktadır. Fakat Unfinished Tales isimli kitabın Istari üzerine yazılmış bir denemeye içeren bölümde Rhosgobel'in daha kuzeyde, Eski Orman Yolu ile Carrock arasında olduğu belirtilmiştir.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 23 Mayıs 2014, 19:44:47
Hennet Anun

Tarihler: Şelalenin ardına Üçüncü Çağ'ın 2901 yılında bir sığınak inşa edildi.
Konum: Ithilien, Gondor
Köken: Gondor Vekilharcı II. Túrin zamanında inşa edildi.
Anlamı: "Gurup Penceresi"
Kullanılan Diğer İsimler: Gurup Penceresi, Batı'daki Pencere, Pencere Perde, Perde

Ithilien'deki bulunan bir şelalenin ardına inşa edilmiş sığınağa verilen isimdir. Henneth Annûn hem bu şelalenin, hem de ardındaki sığınağın ismidir. Ithilien Kolcuları Henneth Annûn'u, Mordor'a karşı bir ileri karakol olarak kullanmaktaydılar.

Henneth Annûn şelalasi Kuzey Ithilien boyunca batıya akıp, Anduin'e katılan bir nehirden oluşur. Şelalenin suları bir dizi taştan taraçaya iner ve buradaki sarp bir kayalıktan Yasak Havuz'a dökülür.

Şelalenin döküldüğü yerdeki sarp kayalıklarda geniş bir mağara bulunur. Mağaranın duvarları pürüzlü, tavanı ise alçak ve eğri büğrüydü. Mağaranın gerisinde bulunan bir oyuğun önü ise perdeyle kapatılarak özel bir oda haline getirilmişti.

Mağara batıya doğru bakar ve şelalenin suları mağaranın girişinde bir perde oluşturur. Özellikle gündoğumunda bu perde oldukça güzel bir görüntü oluşturur.


"Batmakta olan güneşin aynı seviyedeki ışık huzmeleri suları dövüyor; kırmızı ışık devamlı değişen renklerde, kırpışan bir sürü ışın halinde kırılıyordu. Sanki hepsi tükenmez bir ateşle tutuşturulmuş iplik iplik altın ve gümüşten, yakut, safir ve ametistten mücevherlerle örtülmüş bir elf kulesinin penceresinde duruyorlardı."
(İki Kule - "Batı'daki Pencere", Sf. 323)

Mağaraya giriş yalnızca, taştan basamakların oluşturduğu bir merdivene ulaşan dar bir geçitten sağlanmaktaydı. Mağaraya ulaşan bu geçit bir noktada iki kola ayrılmaktaydı. Bir tanesi dolanarak şelalenin üzerine doğru çıkıntı oluştururken, bi diğeri ise nehrin güney yakasından çağlayanın üzerindeki gizli bir açıklığa çıkmaktaydı.

Henneth Annûn sığınağı 2901 yılında, Gondor Vekilharcı II. Túrin döneminde oluşturulmuştur. O zamanlarda Mordor'dan gelen Uruklar Ithilien'e akınlar düzenlemekteydi, bu nedenle Ithilien yerlilerinin pekçoğu bölgeyi terketmiştir. Henneth Annûn ve buna benzer gizli sığınaklar, yıllar geçse de tetikte olmaya devam eden Kolcuların kullanımı için oluşturulmuştur.

Henneth Annûn şelalesi, sığınağın inşasından önce mağaranın tavanından kemerli bir yolla akmaktaydı. Sonraları ise zanaatkarlar tavandaki bu açıklığı kapatmış, nehrin yatağının yönünü değiştirerek suyun mağaradaki kemerli yolun önünden akmasını sağlamışlardır. Buradaki amaç, sığınağın girişini gizlemekti.

Henneth Annûn, Ithilien'deki sığınaklar arasındaki en genişi ve en iyi güçlendirilmişiydi. Yüzük Savaşları sürecinde Ithilien Kolcuları Komutanı Faramir, yaptıkları birçok askeri operasyonda Henneth Annûn'u bir üs olarak kullanmıştır. Faramir 7 Mart 3019'da Frodo Baggins ve Samwise Gamgee'yi Henneth Annûn'a getirmiştir.

Faramir, Henneth Annûn'da Frodo'nun Tek Yüzük'ü taşımakta olduğunu öğrenmiş fakat Tek Yüzük'ün cazibesine ve kendi adına onu Frodo'dan zorla alma içgüdüsüne başarıyla karşı koymuş, Yüzük'ü almak için herhangi bir girişimde bulunmamıştır. Geceleyin Gollum Yasak Havuz'da gizlenirken bulundu ve gizli sığınağın yakınlarına izinsiz gelmenin cezasının ölüm olmasına rağmen Frodo'nun ricası üzerinde Faramir Gollum'un hayatını bağışladı.

Bir sonraki gün, 8 Mart sabahında Hobbitler Faramir ile yollarını ayırarak Mordor'a yaptıkları yolculuğa devam ettiler. Faramir ise 9 Mart'ta Minas Tirith'e gitmek üzere Henneth Annûn'dan ayrıldı.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 23 Mayıs 2014, 19:46:48
Belgilidelik

Konum: Kuzeydirhem'in doğusu, Shire

Shire'daki Korkutan Tepeleri'ne ait mağara ve tünel ağına verilen isimdir. Fredegar Toluk ve beraberindeki bir grup isyankâr, Yüzük Savaşları sırasında Belgilidelik'te saklanmışlardır.

Imloth Melui

Konum: Lossarnach, Gondor

Gondor'un Lossarnach tımarında bulunan vadiye verilen isimdir. Imloth Melui çiçekleriyle, özellikle gülleriyle bilinen bir yerdir. Minas Tirithli insanlar sıklıkla Lossarnach'a, bu çiçekleri görmeye gitmekteydiler.

Arif kadın Ioreth, Şifa Evleri'nde ilk defa athelasın kokusunu duyduğunda, kokunun ona Imloth Melui'nin güllerini hatırlattığını söylemiştir. Ioreth'in kendisi de aslen Imloth Melui'den gelmiş olabilir. Aragorn, Kral Elessar'ın taç giyme törenine de vadiden gelen bayan bir akrabası ile birlikte katılmıştır.

Rauros Şelaleleri

Konum: Nen Hithoel'in aşağısı, Anduin Nehri

Anduin Nehri üzerindeki muazzam şelaleye verilen isimdir. Rauros Şelaleleri, Anduin'in sularından oluşan ve Emyn Muil'e doğru uzanan Nen Hithoel gölünün güney bitiminde bulunmaktaydı. Şelaleler yüksek basamaklardan oluşan sarp kayalıklardan, Rauros-eteği denen bir havuza dökülmekteydi. Bu havuzun etrafında suların düşerken oluşturduğu gümbürtüleri duyuruldu ve etrafta su serpintilerinden oluşan bir sis görülürdü. Şelalelerin alt kesimlerindeki Entsuyu Ağzı dolaylarında Islakçene adı verilen bataklık alanlar mevcuttu. Kuzey Basamakları, Rauos Şelalaleri'nin batı yakası boyunca suların döküldüğü uçuruma oyulmuştu ve burayı kullanarak Nehir üzerindeki botları şelalenin aşağısına taşımak mümkündü.

26 Şubat 3019'da Boromir'in ölümünün ardından bedeni Lothlórien'den gelen Elf botuna konmuş ve Rauros Şelaleleri'ne taşınmıştır. Bot şelaleden aşağı inip, oradan da Deniz'e ulaşmıştır.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 23 Mayıs 2014, 19:47:49
Ormanlık Uç

Shire'ın Doğudirhem'inde bulunan ormanlara verilen isimdir. Ormanlık Uç, Yeşil Tepe Yurdu'nun doğu ucunda bulunmaktadır. Kütük Çayı kuzeydoğudan gelerek, Ormanlık Uç boyunca akar ve sularını Brendibadesi Nehri'ne bırakır. Tıkışkazası'ndan Kütük'e uzanan Kütük Yolu Ormanlık Uç'un kuzey kenarından geçer. Bu yol dar bir şerit halinde Ormanlık Uç'un kuzeydoğu köşesindeki Ormansaray köyüne doğru ayrılır.

Frodo Baggins, Samwise Gamgee ve Peregrin Took; 24 Eylül 3018'de Çukurçay'a yaptıkları yolculuk esnasında Kütük Yolu'nu izleyerek Ormanlık Uç'a geldiler. Günbatımına doğru yoldan bir atın gelmekte olduğunu duydular ve Frodo aniden endişelenerek yol arkadaşlarına ağaçların ardına saklanmalarını söyledi. Bir Kara Süvari yol üzerinde belirdi, hobbitler Süvari'nin etrafı koklayarak bir şeyi ya da birini aradığını farkettiler. Kara Süvari Khamûl isimli Nazgûl idi. Khâmul günışığından ötürü tereddütlüydü ve Hobbitleri farkedemeden bulunduğu yerden ayrıldı.

Hobbitler, Kütük Yolu'ndan Ormansaray'a ayrılan dar yoldan yolculuklarına devam ettiler. Nazgûl bir kez daha ortalıkta göründü fakat bu sefer şarkı söyleyerek yoldan geçen Elflerin varlığı sebebiyle oradan uzaklaştı. Elflerin lideri Gildor Inglorion, Hobbitleri Ormansaray yakınlarındaki yeşil çimler üzerindeki kamplarına davet etti.

Bir sonraki günün sabahında Hobbitler, Elflerin kampı terkettiklerini gördüler ve Frodo yola dönmek yerine Erşehir Salı'na çıkacak bir kestirme yolu kullanmaya karar verdi. Pippin Frodo'yu "Kestirme yollar zaman kaybettirir." (Yüzük Kardeşliği - "Mantarlara Çıkan Kestirme Yol, Sf. 117) diyerek uyarsa da Frodo sözünü geçiren taraf oldu. Nazgûl'a kendilerini farkettirmeden, tam zamanında sarp bir yamacı tırmandılar. Pippin Kütükçayı'na ulaştıklarını farketti ve çayı geçip sağa dönmeleri gerektiğini belirtti fakat Hobbitler gereğinden fazla güneye giderek kendilerini ormanlık bir alanda buldular. Çiftçi Tırtıl'ın Batak'taki tarlalarına vararak Ormanlık Uç'tan çıktılar.

Yüzük Savaşları'nın ardından Frodo, 22 Eylül 3021'de Gandalf, Bilbo Baggins, Elrond ve Galadriel ile Ormanlık Uç'ta buluştular. Frodo Yüzük Koruyucuları'nın Son Yolculuğu'na katılarak Gri Limanlar'a gelerek buradan Deniz'in ötesine yelken açan gemiye bindi.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 23 Mayıs 2014, 19:49:19
Oromet

Konum: Andustar, Númenor
Üzerinde Yaşayan Irk: İnsan - Edain - Númenorlular

Númenor'daki bir tepeye verilen isimdi. Oromet, Númenor'un batı kıyısında bulunan Andúnië limanının yakınlarında bulunmaktaydı. Númenor'un 11. Hükümdarı Tar-Minastir, Oromet'e yüksek bir kule yaptırmış ve bu kuleden batıdaki Ölümsüz Topraklar'a bakmıştır. 24. Hükümdar Tar-Palantir, Númenorlular'ın gittikçe yabancılaştığı Elfler'in batıdan gelişini izleyebilme umuduyla Oromet'in kulesine çıkarak Batı'yı gözlemiştir lakin Elfler gelmemiştir.

Esgaroth

Üçüncü Çağda, Mirkwood'un (Karanlık Ormanın) hemen kuzeydoğusunda ve Erebor yani Lonely Mountain'in (Yalnız Dağın) güneyinde, insanların bir şehri vardı. Bu Long Lake'de (Uzun Gölde) yaşayan İnsanların şehri Esgaroth'du. Şehir Uzun Göle çakılmış kazıklar üzerine inşa edilmiş ve ahşap iri köprü ile karaya bağlanmıştı. Esgaroth, Erebor'daki Cüce krallığının hemen güneyinde ve Woodland Elflerine (Orman Elfleri)göre nehrin biraz aşağısında bulunduğundan, Göl İnsanları zengin tüccarlar haline gelmişti. Şehir sakinleri arasından seçilen bir Efendi tarafından yönetiliyordu. 2770 yılında, Altın Ejderha Smaug dağı ele geçirince, Göl İnsanları ile Erebor Cüceleri arasındaki ticaret sona erdi. Komşu şehir Dale'in yok edilmesine rağmen Esgaroth varlığını devam ettirebildi. 2941 yılında Altın Smaug alevli bir öfke ile dağdan inerek Esgaroth'a saldırdı. Ejderha öldürüldüyse de, Esgaroth yandı. Fakat şehir için henüz her şey sonra ermemişti, çünkü Ejderhanın hazinesinin sınırsız zenginlikleri, şehrin yeniden yapılmasına ve eski zenginliğine kavuşmasına imkan tanıdı.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 23 Mayıs 2014, 19:52:05
Karanlıkların Gölgesi

4.çağda Mordor yıkıldı ve aklını çeldiği ırkların hepsinin üstünde gücünü kaybetti. Elfler bu Dünya'yı terk etti. Yeniden Birleşmiş Krallık ise Eriador''dan Mordor'a kadar uzanan bir krallık kurdu ve Orta Dünya kötülükten arınmış bir hale geldi. Fakat yüzüktayflarının yüzükleri hala bilinmeyen diyarlarda kayıptı ve bulunamamıştı. Bu yüzükler yıllar sonra, 4.çağda 7 asır geçtikten sonra bulundu. Yüzüklerin 2 tanesi Harad'lı insanlara, 3 tanesi Doğulu (Rhun) insanlara ve 4 tanesi de Adunic insanlarının eline geçti.
Savaş yoktu ama 2.Eldarion ve onun kardeşleri arasında taht kavgası vardı, bu taht kavgalarının üzerine 2.Eldarion, kardeşi Addrunyc'e kendisine bir krallık kurmasını ve diğerlerini de yanına almasını söyledi. Addrunyc bunu kabul etti ve Mordor'da kendi krallığı olan Eûnbar krallığını kurdu, bu krallık, Birleşmiş Krallığın kendi ırklarına olan saygısını kaybettiğini düşündü ve krallığın insanları kibirle büyüdü.
Yıllar geçtikten sonra Melkor, yüzüktayflarının yüzüklerinin insanların elinde olduğunu gördü ve onların aklını çelerek yüzükleri takmasını ve kötü tarafa hizmet eden Nazgûllar olmasını sağladı.
Nazgûllar, Birleşmiş Krallığın insanlarının bir kısmını kendi taraflarına çekti, gizlice planlar yaptı ve kendi taraflarına çektikleri insanları kullanarak isyanlar çıkarttı. Bu isyanlar ile Birleşmiş Krallığın bölgelerinden bazıları Nazgûlların eline geçti ve kötülük bu bölgelerde büyümeye devam etti.
Nazgûllar Birleşmiş Krallığı yıkmak için, Eûnbar'ın kralı olan Addrunyc'in yanına giderek onun aklını çeldi, ona daha fazla yerde hakimiyet sağlayacağını söyleyerek kral Addrunyc'i kışkırttı, kendi öz kardeşine karşı bir düşmanlık beslemesini sağladı.
"Efendimis, Eûnbar sadece Mordor topraklarıyla mı kalacak? Batıdaki krallığın topraklarını almayacak? Hayır, bu yanlışş olur, saldıralım, ele geçirmeli o toprakları."
Bu sözlere kral Addrunyc kandı ve kendi ordularını topladı, Nazgûlların ordusu ile beraber Birleşmiş Krallık bölgelerinden bir tanesi olan Kuzey Ithilien'e saldırdı ve bu saldırı ile Kuzey Ithilien bölgesini ele geçirdi. Böylece Eûnbar, Birleşmiş Krallığa resmen savaş ilan etmiş oldu.
Elendil'in soyu, kötülüğün gücüne bir kere daha kanmış oldu. Yıllar önce kendi soyundan olan kardeşi 2.Eldarion'un verdiği toprakları büyütmek isteyen Addrunyc'in krallığı Eûnbar ile Birleşmiş Krallık arasında bir savaş başladı, bu kardeş krallıkların birbirlerine olan nefretin, dışa vurması, savaşa dönüşmesiydi.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 23 Mayıs 2014, 19:54:18
Helm Hammerhand

Rohan'ın efsanevi dokuzuncu kralıdır.Miğfer büyük yiğitliğe ve kuvvete sahip bir insandı.2691 yılında doğdu.Babasının adı Kral Gram kızkardeşinin adı ise Hild'di.Miğfer'in isimleri Haleth ve Hama olan iki oğlu ve en az bir tane kızı vardı.
2741 senesinde babasının ölümünden sonra 50 yaşında kral oldu.Kral olduktan 13 yıl sonra Miğfer kızının,Eorl soyundan gelen ama Dunland kanı da taşıyan Wulf'un evlenmesini kabul etmedi.Wulf'un babası Freca'ydı ve güvenilmez bir adamdı.Freca güce büyük bir açlık duyuyor ve Rohan kralının hükmünü görmezden geliyordu.Miğfer'in kızını evlendirmeyi kabul etmemesiyle birlikte sinirlendi.Kral Miğfer'e hakaret etmesiyle beraber Miğfer'in demir elinin bir yumruğuyla hayatını kaybetti.Bu olaydan sonra Kral Miğfer'e Çekiçel denmeye başlandı.
Freca oğlu Wulf Rohan'a bu olaydan 4 sene sonra 2758'de saldırdı ve Edoras'ı ele geçirdi.Miğfer oğlu Haleth Kral Konağı'nı savunurken öldürüldü.İsen geçitlerinde büyük bir yenilgi yaşadıktan sonra da Miğfer ve onun insanları bundan sonra Miğfer Dibi olarak anılacak Numenor İnsanları tarafından yapılmış Aglarod'a saklandılar.Miğfer Dibi Dunland ordusu tarafından 5 ay süren Uzun Kış boyunca kuşatıldı.
Kışortası Bayramı'nda erzakları azaldı ve Rohan'ın insanları açlık çekmeye başladılar.Miğfer oğlu Hama kaleden dışarı yiyecek bulmak için çıktı ve geri dönmedi.İki oğlunun da kaybının ve halkının çaresiz durumunun etkisiyle Miğfer öfkesinden deliye döndü.
Kaleden dışarı bembeyaz giyinmiş olarak yalnız çıkmaya ve düşman kamplarına saldırarak karşılaştığı bütün Dunland'lıları öldürmeye başladı.Her defasında borusunu çalıyor ve tüm düşmanları korku içinde kaçıyordu.Dunland'lılar Miğfer'e silah işlemeyeceğini ve çıplak elleriyle düşmanlarını katlettiği için onun düşmanlarını yediğini düşünüyordu.
2759 yılının bir gününde kral Miğfer,kalesinden ayrıldı ve bir daha geri dönmedi.Şafakta Miğfer'in halkı onu Miğfer Suru'nda donmuş olarak buldular.Uzun kış sona erdiğinde,Miğfer'İn yeğeni Frealaf işgalcileri ülkeden püskürttü ve kral olarak taç giydi.
Miğfer gömüldü ve Rohan Kralı'nın ilk sırası sona erdi.Simbelmyne çiçeği onun mezarının üstünde çok fazla çıktı ve mezarı karla kaplıymış gibi kaplandı.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 23 Mayıs 2014, 19:56:52
Almaren

1) illuvatar ın çocukları doğmadan önce, orta dünya'nın yaratılmasından sonra, manwe'nin tüm valar için ziyafet verdiği yerdir

2) Ortadünyanın, ilk çağında ortasında bulunan dev göldeki ada
Melkorla savaşlarda yok oldu
Çünkü orta dünya şekillendirilmeye devam ediyordu
Melkorun yok ettiği güzelliklerdendir
Yüzük savaşlarının olduğu 3. çağdan önce yok olmuştu
O yüzden yüzüklerin efendisindeki coğrafyada yoktur
Valar ın Arda daki ilk yurdununda adıdır

3) Valinor'un iki ağacından önce, hatta valar valinor'a gelmeden önce, büyük göldeki yeşil adada, almaren'de hüküm sürüyorlardı. elfler ve insanlar uyanmadan çok önceleri, valar orta dünya'nın denizinin doğusunda yaşıyorlardı. işte bu zamana, arda'nın baharı denir.
(bu süre içerisinde, arda, illuin ve ormal adında iki devasa lambayla aydınlanıyordu Melkor, orta dünya'daki kalesinden gizlice gelerek iki lambayı yıkmış, almaren'i harabeye çevirmiştir)

almaren ile ilgili bilgilerimiz azdır, ancak tarihte tulkas'ın nessa ile evlendiği yerin burası olduğu bilinir.

daha da önemlisi, burasının valar'ın melkor ile ilk ciddi çatışmayı yaptığı yer olmasıdır. valar'ın ışıkları yokedilmiş ve almaren yıkılmıştır. tulkas'ın kovaladığı melkorsa utumno'nun zindanlarına kaçmıştır.

bundan sonra, valar orta dünya'yı terketti ve çok nadir döndü. batıda, aman'da yeni bir ülke kurdu, adına da valinor dediler, ve bu ülkeyi iki ağaç'ın ışığıyla aydınlattılar.

Tarostar (I. Romendacil)

Gondor'un 8. kralıdır. Romendacil esas adı Tarostar'dır. Üçüncü Çağ'ın 310 yılında doğdu. Babası kral Ostoher 490 yılında doğulular tarafından saldırıya uğramıştır.Tarostar babasının saldırıdan 2 yıl sonraki ölümünden sonra kral olmuştur.490 yılında başlayan saldırıda 500 yılında galibiyate erişmiş fakat babası bu zaferi görememiştir, Bu galibiyetten sonra Romendacil anlamına gelen Doğunun Fatihi (Doğunun galibi) ismini vermiştir. 40 yıl sonra doğulular Gondor'o tekrar saldırmışlardır. Geride kalmak istemeyen kral Tarostar, yerine bir vekilharç bırakarak savaşa gitmiş ve savaş alanında öldürülmüştür.Oğlu Turambar daha sonra doğuluları yenmiş babasının intikamını almıştır.Sınırları genişletmiştir.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 23 Mayıs 2014, 20:00:25
Turin Turambar

(http://www.estudiolibelula.com/lightmyway/uploaded_images/turin-733749.jpg)

Túrin Turambar J. R. R. Tolkien'in kurgusal Orta Dünya evreninde bir karakter . İlk kez Silmarillion kitabında değinilen Túrin, Húrin'in Çocukları kitabının da ana karakteri ve trajik kahramanı (veya antikahramanı) olmuştur. Hador evine bağlıdır. Turin, Gondolin Kralı'nın dostu ve ölümlü insanların gelmiş geçmiş en kuvvetli savaşçısı olan Thalion Hurin oğludur. Annesi ise Eledhwen Morwen'dır.

Dor-lómin'de doğan Túrin, babası Húrin'in Nirnaeth Arnoediad(Sayısız Gözyaşı Savaşı'nda) esir düşmesi ve Hithlum bölgesinin işgal edilmesi nedeniyle Dor-lómin'den çıkar ve Beleriand'da trajik ve acı dolu bir hayata başlar. Yaşadığı yer 8 yaşında Doğudölleri'nin saldırısına uğrayınca Morwen'in aklına onu Doriath kralı Thingol'a yollamak gelir. Doriath kralı Thingol ve hanımı Maia Melian tarafından misafirliğe kabul edilir ve yardım alır. Savaşlardan sonra Edain hakkındaki fikirleri değişmiş olan Thingol, Turin'i evlatlığı olarak kabul eder. Turin, Doriath'da mutlu bir hayat sürer ta ki kralın danışmanı Saeros ona hakaret edinceye kadar...Turin onu istemeyerek de olsa öldürür ve Thingol'un affına rağmen Doriath'ı terkederek yasadışı olarak hayatını sürdürür.

Doriath'tan çıktıktan sonra bir haydut çetesine karışır ve bu çetenin lideri olur. Evini işgal ettikleri cüce Mím tarafından orklara ispiyonlanırlar ve çetenin sonu gelir. Túrin tutsak düşer, bunun üzerine ona yardım etmesi için, Thingol, Beleg'i yollar. Yakın dostu elf Beleg onu kurtarmak için orkların peşine düşer. Túrin'i bir ağaca bağlı olarak bulur ve bağları kestiği sırada kendine gelen Túrin, Beleg'i düşman zanneder ve kendisini kurtarmak için kilometrelerce yolu aşan dostunu oracıkta katleder. Saniyeler içinde hatasını anladığında omzunda taşıdığı kötü kaderden kurtulamayacağını da anlar. Túrin Beleg'in yanında gelen elf Gwindor ile Nargothrond'a gider. Burda kılıcı Anglachel nedeniyle Mormegil yani Kara Kılıç lakabını alır. Becerileri sayesinde Kral Orodreth tarafından divana kabul edilir. Túrin, Nargothrond tarzı vur-kaç savaş taktiklerini eleştirir ve orklara karşı açık meydan savaşını savunur. Ne yazık ki hırsı, kini, acıları yanlış karar vermesine neden olmuştur. Orklar başlarında ejderhaların babası Glaurung ile Nargothrond'a doğru ilerlemeye başladılar. Túrin düşmanı açık alanda karşılamaya çalışmış ancak Glaurung'un alevleri karşısında aciz kalmıştır. Túrin miğferi sayesinde alevlerden etkilenmiyordu ancak ejderhanın içine bakıldığı sürece insanı olduğu yerde donduran bakışları onu da yerinden kıpırdayamaz hale getirmişti. Nargothrond'un sonu da böyle gelmiş oldu.

Túrin Glaurung'un yönlendirmesi nedeniyle ailesini tekrar bulabilmek ümidiyle Dor-lómin'e döndü ancak burda ailesinden bir iz yoktu. Sadece eski hizmetlilerinden biri olan Sador ve akrabası Aerin Túrin'e annesinin ve kardeşinin gittiğini ve onları kurtarmak için yola çıkması gerektiğini söylediler. Túrin böylelikle Brethil'e vardı. Burdaki insanlar Nargothrond'u talan eden ork ordusu tarafından evlerinden edilmişler, ormana sığınmak zorunda bırakılmışlardı. Túrin burda kardeşi Nienor'u buldu lakin kendi kardeşi olduğunu bilmemekteydi. Ona Nîniel adını verdi, ona aşık oldu ve onunla evlendi. Brethil insanları arasında da kahraman olmuştu ve artık onları yönetmeye başlamıştı. Glaurung'un bölgede olduğunu öğrenen Túrin onun karşısına çıkmaya karar verir. Bir dere yatağında pusuya yatar ve ejderhanın yumuşak karnını Anglachel ile yararak ejdere ölümcül bir yara açar. Yaradan akan kapkara kan ve ejderhanın son bir bakışı nedeniyle Túrin olduğu yere yığılıp kalır, eli kapkara, nefesi farkedilemeyecek kadar azalmıştır, ay ışığı nedeniyle yüzü de bembeyaz görünmektedir.

Nienor, Túrin'in peşinden gelip de bu manzarayla karşılaşınca kahrolur ve ağlamaya başlar. O an ejderha Nienorla konuşmaya başlar ve yerde yatan adamın aslında ağabeyi Túrin olduğunu söyler, etkisi altında olduğu büyünün etkisinden kurtulan Nienor kendisini dere yatağındaki kayalıklara atarak intihar eder. Öldüğünde karnında Túrinin 2 aylık bebeğini taşımaktadır. O ana sadece Brethil halkından Brandir tanık olmuştu ve ejderhanın söylediklerini de duymuştu. Túrin kendine geldi ve Brethil insanlarının yanına döndü. Brandir oradaydı, gördüklerini ve duyduklarını anlattı. Túrin anlatılanları duyduğunda Brandir'i iftirayla suçladı, sinirden kendini kaybetti ve adamı oracıkta katletti. Anlatılanların imkânsız olduğunu düşünüyordu, annesi ve kardeşinin Doriath'da olduğunu duymuştu. Ancak Doriath'dan bir grup elf geldi, Túrin onlara annesini ve kardeşini sorunca elfler ikisinin de bir yıl önce Doriath'dan ayrıldığını söylediler. Kara Kılıcın Túrin olduğunu öğrendiklerinde onu bulmak için yabana atılmışlardı. Túrin, Brandir'in anlattıklarının doğru olduğunu o an anladı.

Ejderhanın leşinin olduğu yere giderek kılıcının kabzasını yere dayadı ve kendisini kılıcın üzerine bırakarak intihar etti. Kılıç parçalanmıştı, elfler ejderhanın leşini yaktılar, Túrin için bir höyük hazırladılar ve onu kılıcıyla birlikte gömdüler. Höyüğün üzerine büyük bir taş yerleştirildi ve Doriath rünleriyle üzerine şunlar kazındı:

TÚRIN TURAMBAR DAGNIR GLAURUNGA

NIENOR NÍNIEL

Daha sonra Morgoth kötülük dolu planlarına uygun olarak Hurin Thalion'u tutsaklıktan salıverdi. Dolana dolana Brethil'e varan Húrin, oğlu için yapılan höyüğün üzerindeki taşa geldiğinde yalnız olmadığını gördü, karısı Morwen bitkin bir halde taşın gölgesinde diz çökmüş durmaktaydı. Evlatlarının öldüğü yerde sabaha kadar oturdular, şafak sökerken Morwen de çocuklarının peşinden hayata gözlerini yummuştu.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 23 Mayıs 2014, 20:01:25
Son Sıcak Yuva

Konum: Ayrıkvadi
Kullanılan Diğer İsimler: Deniz'in Doğusundaki Son Sıcak Yuva, Elrond'un Evi

Elrond'un Ayrıkvadi'deki evine verilen isimdir. Son Sıcak Yuva'nın tam olarak ne zaman inşa edildiği bilinmemektedir fakat Elrond, Ayrıkvadi'deki barınağını İkinci Çağ'ın 1697 yılında oluşturmuştur. Elrond ve ailesinin yanısıra, burada pekçok elf de oturmaktaydı. Aynı zamanda pek çok elfin ziyaret ettiği bir yerdi. Burada ikâmet eden elfler içerisinde Elf Beyi Glorfindel, Elrond'un danışmanı Erestor ve Lindir de bulunmaktaydı. Aragorn Üçüncü Çağ'ın 2933 ile 2951 yılları arasında burada yaşamış ve burada büyümüştür. Hobbit Bilbo Baggins 3002 yılında buraya taşınarak, 3021 yılına dek burada yaşamıştır. Elrond3021 yılında Ayrıkvadi'ye terkettiğinde, oğulları Elladan ve Elrohir ile Yüksek Elf halkından gelenler bir müddetliğine Son Sıcak Yuva'da yaşamışlardır.

Son Sıcak Yuva derin ve gizli bir vadinin içerisinde inşa edilmişti. Eve çıkan yalnızca tek bir yol vardı. Bu yol, oldukça hızlı akan dağ çağlayanlarının oluşturduğu Brunien Nehri'nin üzerindeki korkuluksuz taş köprüden geçmekteydi.

Oldukça büyük bir ev olan Son Sıcak Yuva'nın pek çok odası ve koridoru vardı. Sam Gamgee evi şu şekilde açıklamıştır:
"Çok büyük bir ev burası, çok da acayip. Hep bulup öğrenecek bir şeyler oluyor, köşeyi dönünce neylen karşılaşacağın belli değil."
Yüzük Kardeşliği - "Nice Buluşmalar" - Sf. 274-275

Evin ana salonu Ateş Salonu idi. Bu isim, iki yanında oymalı sütunlar yükselen muazzam bir şöminede yanan parlak ateşe yönelik verilmiştir. Ateş Salonu genellikle oturup düşünmek için son derece sessiz ve rahat bir yerdi fakat bayram günleri gibi önemli günlerde öyküler ve şarkılarla dolardı.

Ateş Salonu'ndan çıkan bir koridor, içerisinde uzunca bir yemek masası bulunan yemek salonuna bağlanırdı. Masanın bir ucunda, Elrond'un oturduğu, bir yükselti üzerinde konulmuş büyük bir koltuk, masanın orta bölümünde ise Elrond kızı Arwen'in kullandığı tenteli bir koltuk bulunurdu. Duvarlar ise kumaş gergiler ile kaplıydı.

Evde ayrıca pek çok yatak odası bulunmaktaydı. Bilbo'nun odası bahçelere açılıyor ve Brunien vadisi üzerinden güneye bakıyordu. 3018 sohbaharında yaralandıktan sonra Ayrıkvadi'de tedavi edilen Frodo Baggins'in yattığı odanın oymalarla bezenmiş koyu renkli kirişleri bulunmaktaydı. Evin doğu tarafında bir sundurma bulunmaktaydı ve 25 Ekim 3018'de gerçekleşen Elrond'un Divanı burada yapılmıştır. Son Sıcak Yuva aynı zamanda Orta Dünya ve Elfler üzerine yazılmış sayısız kitap ve el yazması bulundurması bakımından irfan dolu bir yerdi.

Bilbo Son Sıcak Yuva'yı şu şekilde tarif etmiştir:
"ister yemek yiyip uyumaktan, ister masallardan şarkılardan hoşlanın, ister oturup düşünmeyi yeğleyin, ister hepsinden biraz olsun deyin, burası mükemmel bir ev"
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 23 Mayıs 2014, 20:02:57
Orman Nehri

Konum: Kuyutorman'ın kuzey kısmında bulunur.

Kuyutorman'da bulunan bir nehre verilen isimdir. Orman Nehri, Gri Dağlar'da başlayarak güneydoğuya doğru Kuyutorman'ın içlerinden geçerek akardı ve sularını Uzun Göl'e boşaltırdı. Büyülü Nehir, Kuyutorman'ın ortalarında Orman Nehri'nden ayrılırdı. Nehir, ormandan çıktığında yaklaşık yüz kadar farklı noktaya kıvrılır ve bu bölgelerde genelde bataklıklar ve su birikintileri bulunurdu. Nehrin, Uzun Göl'e döküldüğü noktadaki ağzının her iki tarafında da kayalık uçurumlar bulunmaktaydı.

Cücelerin Smaug tarafından Yalnız Dağ'dan sürülmesinin ardından Yabaneller'de bulunan pek çok yol depremler, seller ve bataklıkların yayılması sebebiyle kullanışsız hale gelmeye başlamış, zarar görmüş ya da talan olmuştur. Orman Nehri, Kuyutorman'dan doğuya doğru yol katetmek için tek güvenli ve kullanışlı yol haline gelmiştir. Nehrin güvenliği, her ne kadar nehrin ve yakalarının bakımı konusunda Göl Halkı'nı oluşturan İnsanlarla anlaşmazlıkları olsa da Kuyutorman Elfleri tarafından sağlanmaktaydı.

Orman Nehri aynı zamanda Elf Kralı'nın Salonları ile Göl Kent arasındaki yük taşımacılığı için de kullanılmaktaydı. Taşınan yüklerin en önemlilerinden biri fıçıların içerisinde yollanan şaraplardı. Elf Kralı'nın Salonları'nın altından akan bir çay, Orman Nehri'ne karışmaktaydı. Orman Nehri'nin kuzey yakasında bulunan geniş koy, nehir yoluyla gelen fıçıların toplanıp, sallara bağlanması için kullanılırdı.

Bilbo Baggins, 2941 yılının Eylül ayında Cüceleri Elf Kralı'nın Zindanları'ndan kurtarmak için Orman Nehri'ni kullanmıştır. Amacına ulaşan Bilbo, cücelerin her biri fıçıların içerisine girmeye ikna etmiş, kendi de bir fıçıya girip akıntının yardımıyla Göl Kent'e ulaşmıştır.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 23 Mayıs 2014, 20:05:08
Tarannon Falastur

Gondor'un 12. kralıdır. Tarannon 654 yılında doğmuştur. Kral Siriondil'in oğludur ve küçük kardeşi Tarciryan vardır.Tarannon Gondor'da komutan(yüzbaşı,kumandan,yönetici) olarak görev yapmıştır.Birçok zaferler kazanarak Gondor'u batı ve güney kıyıları boyunca Belfalas'a kadar genişletmiştir.

Tarannon 830 yılında Kral oldumuştur.Kendisine Falastur "Gemi-Kralı" lakabını almıştır.Gondor filoları ve deniz gücünü artmış ve bu lakabı alan dört Gemi-kralların ilkiydi. Tarannon Falastur denize verdiği önem,beslediği sevgi üzerine Gondor'un liman şehri Pelargir'de yaşamıştır.

Tarannon Falastur, Kara Numenor kökenli Beruthiel ile evlenmiştir. Kara Numenorlular Sauron tarafından kandırılmış ve kötülüğe hizmet eden kişiler olmuşlardır.Kara Numenorlular güneyde Harad kıyılarında belli bir süre Gondor'dan bağımsız yaşamışlardır.

Bu son derece alışılmamış bir evliliktir.Gondor'lu bir kralın Kara Numenor'lu bir kadınla evlenmesi normal karşılanmamıştır.Bu evliliğin nasıl olduğu hakkında bir malumat yoktur. Beruthiel kimliği hakkında Tarannon Falastur'u aldatmış olabilmekle beraber, bu evliliğin belki Kara Numenorlularla bir ittifak veya uzlaşma üzerine kurulmuş olmasıda muhtemeldir. Fakat bu evlilik bir ittifak üzerine kurulmuşsa başarısız olunduğu söylenebilir.

Tarannon Falastur'un ve Beruthiel'in mutsuz bir evlilikleri vardır. Beruthiel kocası Tarannon Falastur'un aksine denizden nefret eden bir kişiliktir ve bu yüzden kocasını terk edip yalnız başına Osgiliath'da yaşamaya karar vermiştir.Osgiliath'a gelişiyle tekrar kötü zamanlar başlamış ve kedileri yardımıyla halk arasında casusluk yapmıştır.Halkın bu durumu krala beyanından sonra, Tarannon Falastur çok kızarak Beruthiel'i bir gemiyle halkının yanına Harad'a göndermiştir.

Kötü evliliği yüzünden hiç çocuğu bulunmayan kral Tarannon Falastur Gemi-Krallarının ilki olarak anılması yanısıra çocuğu olmayan tek Gondor kralıdır.913 yılında ölmüş olan Tarannon Falastur'un hiç çocuğu bulunmadığından ölümünden sonra kardeşi Tarciryan'ın çocuğu olan Earnil tahta geçer.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 23 Mayıs 2014, 20:06:30
Bard the Bowman

Smaug'un katili, Dale'nin kralı. Smaug Dale'yi harap edip, Yalnız Dağ'ı aldığında Bard karısı ve çcuklarıyla Göl Şehri'ne kaçmıştı. 2941 yılında Smaug Göl Şehrine saldırdığında Bard şehrin savunmasını üstlendi. Bard köprüleri yıktı ve okçularla Smaug'a saldırmak için hazırlandı.

(http://img801.imageshack.us/img801/4840/bardmontanini.jpg)

Bard the Bowmen

Kendi büyük porsuk yayı ile Smaug'a bir çok ok attı. Son bir oku kaldığında bir ardıç kuşu gelip omzuna kondu. Çünkü Bard bir Dale insanıydı ve kuşların dilinden anlayabiliyordu. Kuş Bilbo Baggins'in keşfettiği Smaug'un zırhının zayıf noktasını söyledi. Bard son oku Black Arrow (Kara Ok)'u zayıf yerine isabet ettirince Smaug gökyüzünden göle düştü.

Smaug

Bard yüzerek kıyıya çıktığında insanlar ondan kral olmasını istediler ancak o Göl Şehri'nin Efendisi'ne hizmet edeceğini söyledi. Bard evsizlere ve mültecilere yardım etti ve Orman Elfleri'nin lideri Thranduil'e mektup gönderdi. Sonra ordularını birleştirip hazine bulmak amacıyla Yalnız Dağ'a doğru hareket ettiler.

Ancak onları Thorin Meşekalkan ve arkadaşları karşıladı. Bütün herkes onların hala hayatta olmalarına şaşırmıştı. Bard Smaug'u öldürdüklerini ve bunun şehre çok zararının dokunduğunu, şehrin hazineden bir pay hakettiğini ve buna çok ihtiyacı olduğunu savundu. Ama Thorin bütün önerileri reddetti. Bunun üzerine Yalnız Dağ'ın etrafında kamplar kuruldu ve Dağ kuşatıldı.

Ama Bilbo Bard'ın önerilerini kabul edilebilir buldu ve bir gece gizlice Göl İnsanlarının ve Elflerin kampna girdi. Bard'a önceden bulduğu Arkentaşı'nı sundu -ki bu taş Thorin tarafından çok arzu ediliyordu- ve Dain önderliğindeki 500 cücenin Demir Dağlar'dan buraya doğru geldiği haberini verdi.

Ertesi gün Bard Arkentaşı karşılığında hazineden pay istedi. Thorin ise gönülsüzce Bilbo'nun payını vermeyi kabul etti. Gün ışıyınca Dain ve ordusu çıkageldi ve Bard pazarlığın devamı için onların Yalnız Dağ'a girmemelerini sağlamaya çalıştı. Savaş yakındı ancak Gandalf geldi ve onları yaklaşan goblin ve kurtlara karşı uyardı. Dain, Bard ve Thranduil ortak düşmana karşı savalmak için ordularını birleştirip Beş Ordular Muharebesi'ne sürdüler.

(http://img405.imageshack.us/img405/3239/fivearmieslee.jpg)

Beş Ordular Savaşı

Thorin savaş sırasında Dağ'dan çıktı ve goblinlere saldırdı ama ölümcül bir şekilde yaralandı. Bard Arkentaşı'nı Thorin'in göğsünün üzerine koydu ve Dain söz verildiği gibi hazinenin 14'te birini Bard'a verdi. Thranduil'e zümrütleri veren Bard bu altınlarla Göl Şehri'ni tekrar refaha kavuşturdu.

Bard sonra da Yalnız Dağ'ın yakınındaki atalarının diyarı Dale'ye gitti. Bard şehri yeniden kurdu ve 2944 yılında Dale kralı oldu. Yalnız Dağ cüceleriyle iyi ilişkiler kuran Bard aralarındaki ticareti geliştirdi.

2977 yılında ölen Bard'dan sonra oğlu Bain kral oldu.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 23 Mayıs 2014, 20:12:08
Athelas'a Dair

Athelas bitkisinin tatlı ve keskin bir güzel koku yayan uzun yaprakları vardır. Koku bir canlandırıcılığa sahiptir.
Athelas acıyı rahatlatırdı ve onun Nazgul tarafından yayılan siyah nefesin etkilerini gidermesi için gücü vardı. Elendil'in çizgisinin bir kralının ellerinde sadece athelasın dolu gücü bırakılabilirdi.


Athelas, Beleriand'da Brethil ormanında büyümüş bir bitkiydi.[quote"(Hurin'in Çocukları sayfa 269)"]İlk yaşın 466ı'nda bir ok ile vurulmuş olan Beren'e yardım etmek için Luthien Athelas Bitkisiyle Beren'i İyileştirdi.[/quote]Beleriand, ilk yaşın sonunda yok edildi.2.yaşın başlarında Athelas Numerian İnsanları için getirildi. O, Numenoreans'ın ve onların torunlarının yaşadığı yerlerde bulunabilirdi. Weathertop'un etrafında alan dahil ve Gondor'da Lossarnach ormanları Athelas'ın yetiştiği yerlerin başlıcalarıdır..


Athelas Frodo'nun Morgul-yarasının acısını rahatlatmıştı,(Nazgul'un lordu Weathertop'ta ona saldırdıktan sonra).Aragorn Athelas'ı kaynattı ve yaprakları ezdi ve Frodo'nun omuzunu yıkadı. Frodo, acıyı hissetti ama acısı azaldı.Athelas hala Elrond tarafından çıkarılmak zorunda olan onun vücudunda Morgul-bıçağın bir kıymığı olduğundan beri onu tedavi edemezdi. Frodo'nun ve Sam'ın, Moria'da muharebe esnasında yaralandığı zaman Aragorn, onu, Weathertop'ta onların yaralarının acısını azaltmak için Athelas'ı kullandı.

Er Tepesi

Konum: Erdiyarı, Brendibadesi Nehri'nin doğu yakası
Anlamı: Muhtemelen Yaşlıer ve Brandybuck isimlerinin etkisi ile oluşan bir isimdir.
Üzerinde Yaşayan Irk: Hobbit - Erdiyarlılar - Brandybuck ailesi

Erdiyarı'nda bulunan bir tepedir. Er Tepesi, Brendibadesi Nehri'nin doğu yakasında bulunan alçak bir tepeydi. Erşehir Şatı'ndan Er Tepesi'ne ulaşan bir yol mevcuttu. Brandybuck ailesinin atadan kalma evi olan Brendi Konağı, tepenin yükseltilerine oyulmuş, bol tünelli bir konaktı. Üç büyük ön kapısı, bir sürü yan kapısı ve yüz kadar penceresi vardı. Brendi Konağı'nın arkasındaki bayırlara ise Erşehir kümelenmişti.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 14:26:22
Bozkır

Rohan'ın kuzeyindeki otlaklara verilen isimdir. Bozkır, Fangorn Ormanı ile Anduin'in derin vadileri arasında uzanır. Rohan'da bulunan Doğuemnet'in - ya da doğu yaylalarının - bir parçası olan Bozkır, kuzeyde Kireçışığı ile sınırlanır. Bozkır, oldukça rüzgar alan yüksek bir bölgedir. Buranın nüfusu oldukça seyrektir, burada yaşayan az sayıda insan da - Widfara gibi - at yetiştirmekteydiler.

Bozkır, daha önceleri Gondor'un bir vilayeti olan Calenardhon'un bir parçası idi. 2510 yılında Calenardhon, Sauron'un iradesi altındaki Balchoth adı verilen Rhûnlu insanlar tarafından işgal edildi. Gondor Vekilharcı Cirion, Kuzey Ordusu ile birlikte Bozkır'a geldi fakat Balchoth tarafından yolları kesilerek Kireçışığı boyunca Celebrant Çayırları'na sürüldüler. Balchoth, Celebrant Çayırları Savaşı'nda Eorl ve Éothéod halkının yardımıyla bozguna uğratıldı. Savaşın ardından Cirion Calenardhon'u Éothéod'a verdi ve buraya Rohan denmeye başlandı.

Doğudan gelen insanların, Anduin boyunca Bozkır'a yaptıkları akınlar daha sonraları da devam etti. 2545 yılında Eorl Bozkır'da Doğudölleri'ne karşı verilen mücadelede öldürüldü. Oğlu Brego ise Doğudölleri'ni Bozkır'dan sürmeyi başardı.

3018 yazında, Anduin vadilerinde Tek Yüzük'ü arayan Nazgûl, Bozkır'dan geçti. Eylül ayında ise Bozkır'a geri dönerek Mordorlu ulaklarla buluştu ve onlara Isengard'a gitmeleri emrini verdi.

3019 yılının Şubat ayında, Ugluk liderliğindeki Isengardlı Uruk-Hai birliği, Amon Hen'de Merry Brandybuck ve Pippin Took'u esir aldı. Birlik, esirleriyle birlikte Doğuemnet'ten geçti ve Bozkır'ın güney kısmına girdi. Fangorn'un dibine gelindiğinde Uruk-Hai birliği Éomer komutasındaki Rohirrim tarafından yokedildi ve hobbitler mücadele esnasında firar ettiler. Aragorn, Legolas ve Gimli, Uruk-Hai'nin izlerini takip ettiler ve Bozkır'ın kenarına geldiklerinde Éomer ile karşılaştılar. Grup Fangorn'a doğru arayışlarına devam etti fakat hobbitler bulunamadı.

11 Mart'ta Dol Guldur'dan gelen orklar Lothlórien'e saldırdılar fakat saldırı başarısız oldu, Rohan Bozkırı'na sürüldüler. 12 Mart'ta Bozkır'da bulunan orklar Ağaçsakal ve Fangorn'dan gelen entler tarafından yokedildiler.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 14:28:29
Mandos'un Hükmü

Mandos'un Hükmü:

Mandos'un Laneti, Kuzeyin Kehaneti ve Noldor'un Kadersizliği diye de bilinir. Mandos'un Orta Dünya'ya geri dönen Sürgünler'in (Noldor), özellikle Fëanor Hanedanı'nın başna gelecek kötülükleri bildirdiği kehanet ve Akraba kıyımı yüzünden üzerlerine yaydığı lanet.

Beleriand'ın İk Savaşı:

Orklar ve Sindar arasındaki savaş Melian Kuşağı: Region, Neldoreth, Nivrim ve Aelin-uial'ın bir bölümünü kapsayan büyülü engel. Morgoth'un Orta Dünya'ya dönüşnün ardından Melian tarafından kötülüklerin Doriath girmesini engellemek için yaratıldı. Thingol'ün ölümünün ardından Melian'ın Deniz'in ardına gitmesiyle bozuldu. Ayakta durduğu yüzyıllar boyunca, sadece Beren ve Carcharoth (yuttuğ Silmaril'in kudretiyle) tarafından iki kez aşlabildi.

Yavannanın Uykusu

Orta Dünya sadece yıldızların ışğyla aydınlanıyor, canlıların çoğu ışığın dönüşnü bekleyerek uyuyordu. Sadece (Melian'ın kudretiyle) Doriath'ta ve (Morgoth'un canavarlarının çoğaldığı) Kuzey'de yaşam vardı; ama Elfler ve Cüceler etrafta dolaşıyordu.
Valar, Orta Dünya'dan ayrılarak yeni yurtları olarak dünya sınırlarının en batısındaki Aman'ı seçer ve orasını Melkor'dan korumak için Pelóri Dağarı'nı yükseltirler.
Valar, İi Ağaç'ı -yaratır ve onların ışmasıyla İk Gün
başlar.

Kral Eärendil

Gondor'un 5. kralıdır. Eärendil Üçüncü Çağ'ın 48. yılında doğmuş bulunmaktadır. Kral Cemendur'un oğlu olup. Babasının 238 yılında ölmesiyle tahta geçmiştir.Eärendil'in 324 yılındaki ölümüyle oğlu Anardil kral olmuştur.

Ostoher

Gondor'un 7. kralıdır. Ostoher Üçüncü Çağ'ın 222. yılında doğmuştur. Kral Anardil'in oğludur. Ostoher, 411 yılında kral olmuştur. 420 yılında 10 yıl süren bir inşa çalışması başlatmış ve Minas-Arnor'u bugünkü hale getirmiştir.(Resim:1)
490 yılında doğulular tarafından saldırıya uğradılar. Ostoher iki yıl sonra 492 yılında 270 yaşında öldü ve savaşı oğlu Tarostar'a (I.Romendacil) bıraktı. 500 yılında 10 yıllık savaşın sonunda doğulular yenildi. Ve krallık Tarostar'a geçti.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 14:30:52
Küçük Bir Çağ Tarihçesi

İU 351 te kısaca, Yaratılışın İlk Çağ:

O Eä'nın [dünya, maddi evren) yaratılış. Ilúvatar'ın yarattığ meleksi varlıklar olan Valar ve Maiar, onun yarattığ görüntüyü tamamlamak için Eä'ya iniş.
o İk Savaş ve Arda'nın Bozuluş. Tulkas'ın Eä'ya giriş ve Melkor'un geri çekilişi. Arda'nın tamamlanışı.
En güçlü Valar sayılan Melkor, yaratılan dünyayı kendi düşncelerine göre şekillendirmek isteyince Valar ile arasında çekişmeler doğar ve sonucunda İlk Savaş başar. Kendisi yeni şeyler yaratmaktansa diğerlerinin yaptıklarını bozmayı seçen Melkor'un kötülüklerinin sonucunda 'Arda'nın Bozuluş" gerçekleşr. Yani Ainur'un Müziğ'nde tanımlanan kusursuz Dünya [Arda], Melkor'un hırsından kaynaklanan kötülükleriyle farklı biçimlenir. Bu biçime BozulmuşArda [var olan Dünya] adı verilir. Arda tamamen şekillenmeden, dünyada daha hiçbir şey yetişeden ya da yürümeden önce başamış olan İlk Savaş sırasında hakimiyet uzun süre Melkor'da kaldı. Ama Güçlü Tulkas'ın yardım için göklerden inişyle Melkor korkup kaçarak Arda'yı terk etti ve uzun süre boyunca barış hüküm sürdü. O zaman Arda Baharı başlar. Valar, Lambaları yaratır ve Almaren'e yerleşir. Tulkas, Nessa'yla evlenir.
Melkor'un kaçışıyla Valar, düzeni yeniden oluşturdu ve tohumlar ekildi. Orta Dünya'nın aydınlanması, yaşmın filizlenmesi için Illuin ve Ormal adında iki kudretli lamba yapıldı. Bitkiler ve canlılar yeşrirken Valar, yurtlarını Almaren Adası'na kurdu. Bir bahar şöleni düzenlendi ve bu şölende Tulkas, Nessa'yla evlendi.
Bu şüreç sırasında Valar'ın yorgunluğndan yararlanan Melkor, gizlice döner, Orta Dünya'nın kuzeyine geçerek güçlü kalesi Utumno'yu ve buzla kaplı Ered Engrin'i (Demir Dağar) yükseltir.
Melkor'un kini yüzünden yaşam bozulmaya başayınca Valar onun , karanlığ geridöndüğnü anlar ve Melkor getirmek için Lambalar'ı yok eder. Bu saldırı sonucunda, dünya geri döndürülmeyecek zararlar görür, Arda Baharı sona erer, Almaren yıkılır ve Yavanna'nın Uykusu başlar.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 14:32:39
Estolad'a Dair

(http://www.glyphweb.com/arda/maps/beleriand2.gif)

Beleriand Haritası

Estolad,Beleriand'ın Doğusunda bulunan bir bölgedir.
Estolad'ın Batısı Celon Nehri tarafından sınırlanmıştır.Nan Elmoth ormanları,Estolad'ın Kuzey sınırını oluşturmuştur.Estolad,yeşil ve verimli topraklardan oluşmuştur.
Feanor'un oğulları,İlk Çağ'ın 7. yılında Doğu Beleriand'a yerleştiler.Amrod ve Amras Estolad'da yaşadılar.

Amrod ve Amras
310'da,Beor evinin adamları mavi dağları geçti ve kuzey Ossiriand'da bir dağ vadisinde yaşadılar.Onlar,orada bölgeyi ziyaret etmekte olan Nargothrond'un Kralı Finrod Felagund tarafından keşfedildi.Daha sonra kuşkulanan Beor evinin adamları,nehri geçti ve Estolad'a yerleşti.

Finrod

311'de Beor,Nargothrond'a dönmekte olan Finrod'a eşlik etti ve bir daha asla Estolad'a dönmedi.Onun oğlu Baran,Beor Evinin İnsanlarının yeni Lideri oldu. 313'te,Marach'ın insanları olarak bilinen bir grup insan Estolad'a geldiler.Burada Beor Evinin adamlarıyla arkadaş ve müttefik oldular.

Beorn

Finrod sık sık Estolad'ı ziyaret etti.Finrod yanında bazı Elf Topluluklarını da Estolad'a getirdi.Elfler Estolad'a kendilerine yardımcı olmaları için ve beraber yaşamak için Bazı İnsan Gruplarını Estolad'a davet etti.Bazı İnsanlarda Estolad'da ki Elf Lord'larının hizmetine girdiler.
330'dan 380'e Kadar Binlerce İnsan Estolad'da yaşadı.Ancak daha sonra Beleriand'da başka bir yere yerleşmek için Estolad'ı bıraktı.Beor evinin adamları da Dorthonion'a yerleştiler.Marach,ölene kadar Estolad'da yaşadı.Ama onun insanlarının birçoğu Estolad'ın Batısına yerleşti.Bazıları, Hithlum'a gitti,Bazılarını da Marach'ın erkek torunu Magor, Ered Wethrin'in Vadilerinde yaşamak için götürdü.

Dorthonion

Ama az sayıda insan Estolad'da kaldı.Liderleri Marach'ı bırakmak istemediler.Gitmeme nedenleri sadece bu değildi.Estolad'da kalan bu insanlar Elf'lerden korkuyorlardı.Marach İnsanları mutsuzdular.Çünkü onlar Beleriand'a barışı bulmak için gelmişti ama barış yerine,kendilerini Elfler ile Morgoth arasında geçen savaşın ortasında buldular.Marach'ın Ölümünden sonra Bu insanların yeni lideri Amlach oldu.

369'da,Estolad'da bir konsey toplandı.Morgoth Amlach'ı kontrolüne aldı ve Diğer insanlardan ve Elfler'den gizli onu kendi adına konseye göndermişti.Ancak Elfler ve Diğer insanlar Amlach'ın Marach'lı insanları temsil etmek için konseye geldiğini sanıyordu.Ancak Konsey'de Amlach'ın Morgoth'un kontrolünde olduğu anlaşıldı.Elfler ve İnsanlar Morgoth'un gazabından korunmak için Konsey'i terkettiler.Bereg,Beleriand'ın Kuzeyine 1000 adamdan oluşan Beor'lu insanları götürdü. Amlach pişmandı ve Himring'de Maedhros'a katıldı ama Marach'lı insanlar yeni liderlerini seçtiler ve Eriador'a gittiler.

Maedhros

376'da,Başka bir İnsan Grubu Haleth tarafından Estolad'a geldiler.Onlar önceden Thargelion'da yaşamaktaydı ta ki Morgoth,onlara saldırması için Okları yollayıncaya kadar.Haleth'in insanları, 390'a kadar Estolad'da kaldılar.

Haleth

Doğuda Beleriand,Morgoth'un kuvvetleri tarafından Ani Alev'in Muharebesinde istila edildi ve Beleriand yok oldu.Bu savaş sırasında da Haleth İnsanları Estolad'dan ayrılıp Brethil Ormanlarına kaçtılar.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 14:35:55
Brandir

Güneşin Birinci Çağı?nda, Brethil Ormanı?nda yaşayan orman insanlarının son kralıdır. Halkının pek çoğu, babası Handir ve dedesi Haldir, Morgoth ile yapılan savaşlarda ölmüşlerdir. Turambar Turin ormanına geldikten sonra ormanın ve kendisinin üzerine Turin?in lakabı Turambar?ın da belirttiği üzere karanlık çökmüştür. Turin geldikten sonra halkı ondan uzaklaşıp Turin?e taraf olmaya başlamış, Turin?in gitmesini isteyen ve topal olan zavallı Brandir?e acımamışlardır. Daha sonra Nienor?un Turin?i terketmesinin kabahati Turin tarafından yalan soylediği gerekçesiyle Brandir?e çıkarılmış ve Turin tarafından meşhur kılıcıyla kafası uçurulmuştur. Turin sonradan Brandir?in yalan söylemediğini anlasa da zavallı topal kral, halkı tarafından terkedilmiş bir biçimde ölmüştür. O son kraldı. Sonradan Morgoth ormanı işgal etmişti.

Anardil


Gondor'un 6. kralıdır. Anardil Üçüncü Çağ'ın 136. yılında doğmuştur. Kral Eärendil'in oğludur. Anardil 324 yılında Kral olarak babasının yerine geçmiştir ve krallığı 411 yılındaki ölümüyle oğlu Ostoher'e geçmiştir.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 14:37:15
Aragorn ve Gandalf'ın Tanışmaları

Tepenin sırtlarında beliren bir adamın hareketleri aşağıda kamp kurmuş olan büyük bir Ork grubunun dikkatini çekmişti. Orklar silahlı yedi adam gönderdiler. Bir müddet beklemelerine rağmen geri gelmeyen adamlarını aramak için yola koyuldular. Tepenin doruğuna geldiği zaman üç büyük süvari gördüler. Elladan, Elrohir ve Aragorn...

Hemen çığlıklar atarak saldırdılar üzerlerine. Sayıları iki yüz üç yüz kadardı ve Mordor'un Kara Uruklarından da vardı aralarında. Süvariler, Orkların üzerine atıldı ve ilk saldırıları Orklara çok pahalıya *** oldu. Çünkü Aragorn savaş konusunda oldukça hünerlenmişti. Ayrıca yanındaki beyler de yeterince kudretliydi. otuz kadarı düşünce geriye çekildiler. Ama Elrohir omzuna aldığı bir okun etkisiyle yere yığılmıştı.

Düşüncede Elfler, beden yaralarına diğer ırklardan daha fazla dayanır ama Ork okları da hayli zehirliydi. Sonuçta bu durum Aragorn da geri çekilme düşüncesi oluşturdu. Ancak Yarmavadi'ye epey bir meafe vardı ayrıca Orklar da hemen peşlerinde olacaktı.

Aragorn bu karanlık düşünceler arasında gidip geldi ve Orkların arasına tek başına dalmayı, Elladan'ı da kardeşinin yanında bırakmayı düşündü. Bunu Elladan'a söyledi ve reddedildi ama Aragorn'un vazgeçmeye niyeti yoktu ve dedi ki:

Aragorn: Sizde Miruvor var ve sizin iyileştirme hüneriniz beden daha fazla Kardeşinizin yanında kalın ve ben onları oyalarken siz Ayrıkvadi'ye dönmeye çalışın.

Elladan: Onlara tek başınıza karşı koyamazsınız. Yok olabilirsiniz.

Aragorn: Bu benim zamanım. Cesaretimi sınama zamanım geldi ve gücümü. HAYDİ! GİDİN!

Böyle dedi ve elveda diyerek atına atladı ve habersizce Orkların arasına saman yığının arasındaki ateş gibi saldırdı. Orklar ilk anda oldukça afalladılar ve kayıpları çok oldu. Ancak Aragorn'un saldırısı yavaşlamaya başlayınca toparlandılar ve naralar atarak onu karşılamaya koştular. Mızraklarıyla yüklendiler ve Aragorn zor durumda kaldı. Sonra tepenin aksi yönüne sürdü atını.

Orkların çoğu yok olmamıştı ve takip etmeye başladılar. Aragorn bir mesafeden sonra atından inerek oku ve sadağını çıkardı. Sadağını boşalttı ve aralarına yaya olarak saldırdı. Ama baş etmesi imkansızdı. Etrafında yüz elli Ork vardı.

Aragorn sonunda kılcını kadıramayacak hale geldi ve orkların arasına yığılmadan kısa bir süre önce ak bir ışık gördüğünü sanıyordu. Sonraını hatırlayamadı.

Gözlerini açtığında Yarmavadi'deydi ve bir yatakta yatıyordu. Yanında yaşlı bir adamın oturduğunu gördü. Gri giyinmişti, saçı sakalı da öyleydi. Gözleri öyle bir parlıyordu ki sanki ışığın kendisiydi. Yüzündeki hatlardan insan ırkında olduğu anlaşılıyordu ama değlidi. Uzun gri bir cübbesi vardı ve yine gri uzun olan pelerini askıda görülüyordu.

Aragorn yatakta doğruldu ve adama kim olduğunu sordu. Şu cevabı aldı:

-" Bir çok ismim var. Gençliğimde, artık unutulmuş olan Batı'da Olorîn idim. Elfler Mitrandir der, kuzeyde Gandalf. Doğuya hiç gitmem"

Aragorn: Gandalf, şimdi hatırlıyorum. Beni Orklardan sen mi kurtardın?

Gandalf: Sen de büyük bir fedakarlıkla Elrohir'i kurtardın büyük savaşçı.

Aragorn: Orklar çok fazla idi ve o anda aklıma başka bir şey gelmedi.

Gandalf: Evet, epey uğraştırdılar. Sonra da bir miktar Wargla uğraşmak zorunda kaldım. Seni buraya getirmem kolay olmadı.

Aragorn. Sen kimsin ?

Gandalf: Sauron'un düşmanı ve hür halkların dostuyum. Valar'ın elçisiyim.Ve şimdi gitmem lazım.

Aragorn: Nereye, daha yeni gelmiştin. Seni bir daha görebilecek miyim?

Gandalf: Elbette görüşeceğiz İsildur'un Varisi, Arathorn oğlu. Şimdi gitmem lazım. Elveda.

Böylece ayrıldılar. Aragorn onu bir daha ancak yedi yıl sonra görebildi ve ondan sonra sürekli irtibat halinde oldular. Aragorn, Elrond'dan Gandalf hakkında çok şey öğrendi ve onun bir Istar olduğunu anladı. Bundan sonra seyahatlarını daha uzun süre ve daha uzaklara yapmaya başladı. Yazgıları ise Son'a kadar birleştirildi...
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 14:38:45
Hador'un Miğferi

Dor-lómin'in yöneticileri tarafından giyilmiş büyülü bir miğfer. Tasarımından dolayı, Ejderha miğferi de denilirdi. Tolkien, Unfinished Tales'de geçen Narn i Chîn Húrin efsanesinde miğferi ayrıntılı bir şekilde tasvir etmektedir.
Nogrodlu cüce Telchar tarafından Belegost Efendisi Azaghâl için dövülmüştü. Azaghâl orklar tarafından pusuya düşürüldü ve onu Fëanor oğlu Maedhros kurtardı. Azaghâl, buna bir karşılık olarak miğferini Maedhros'a hediye etti. Glaurung'u yenen Fingon'a bu miğferi hediye etti. Fingon'dan başka bu miğferi üzerinde taşıyabilecek hiçbir elf bulunamadı. Bunun üzerine Fingon, -Dor-lómin'e yönetimi kendisine verilen- Hador'a bu miğferi hediye etti. Hador, bu miğferi rahatlıkla giyebiliyordu ve savaşlarda bu miğferi kullandı. Hador, Dagor Bragollach'ta katledildi ve miğfer oğlu Uzun Galdor'a geçti. Galdor, miğferi kullandı, fakat miğferi giymediği bir günde Eithel Sirion'da katledildi. Galdor oğlu Húrin miğferi giyemedi, miğfer Húrin'e ağır geldi. Húrin, ataları kadar güçlü değildi. Húrin Sayısız Gözyaşı'na gitti ve Morgoth tarafından esir alındı. Húrin'in karısı Morwen miğferi Túrin'e yolladı. Túrin, miğferi çeşitli savaşlarda kullandı. Túrin'in ölümünden sonra miğfere ne olduğu bilinmiyor, muhtemelen Amon Rûdh'da kaldı.
The Lord of the Rings: The Third Age video oyununda, cüce ırkından Hadhod, Moria'nın derinliklerinden Ejderha Miğferi olarak bahsedilen çok etkili bir askeri alet buluyor, bu miğfer ile Hador'un Miğferi arasında benzerlik vardır.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 14:41:00
Pırıltılı Mağralar

Konum: Miğfer Dibi'nin içi, Ak Dağlar, Rohan
Üzerinde Yaşayan Irk: Dördüncü Çağ'ın ilerleyen zamanlarında Erebor Cüceleri
Kullanılan Diğer İsimler: Aglarond, Glæmscrafu, Miğfer Dibi Mağaraları, Pırıldayan Mağaralar

Rohan'da bulunan mağaralara verilen isimdir. Pırıltılı Mağaralar, Ak Dağlar'ın kuzeybatı kolunda bulunan, Miğfer Dibi'nin gerisindeki Thrihyrne'nin üç zirvesinin altında bulunurdu. Gimli Pırıltılı Mağaralar'ı, Kuzey Dünyası'nın harikalarından biri olarak ifade etmiştir.

Pırıltılı Mağaralar birçok geçidi, merdiveni, salonu ve odası ile birlikte dağların derinliklerinde bulunurdu. Zemini kumluydu, çatısı ise yüksek bir kubbeye sahipti. Duvarları ise mücevherler, kristaller ve değerli maden damarları ile birlikte ışıl ışıl parlardı.

Mağaraların zemininin yükselen ve tavanından sarkan beyaz, safran rengi ve gül kurusu sütunlar vardı. Tavanındaki yarıklardan hava sirkülasyonu sağlardı. Mağaraların içindeki birçok göl ve karanlık su birikintisi vardı; Dip Deresi, kaynağını mağaraların girişinden alırdı.

3 ve 4 Mart 3019 tarihinde yapılan Miğfer Dibi Savaşı'nda, Batıağıl'da yaşayan kadınlar, çocuklar ve yaşlılar, Pırıltılı Mağaralar'a gönderilerek güvenli bir bölgeye sevkedilmişlerdir. Hayvanlar, hayvan yemleri ve erzaklar da bu mağaralar da tutulmaktaydı. Dip Suru'nun gerisinde bulunan dar koyaktaki mağaraların girişi, düşmanın saldırılarına karşı uzun müddet savunulmuştur.

Savaş sırasında bazı Orklar, Dip Suru'nda bulunan su yolundan sürünerek suru geçmiş fakat birçoğu Miğfer Dibi savunması tarafından burada öldürülmüş yahut geri püskürtülmüştür. Fakat bir müddet sonra patlayıcı bir savaş gereci vasıtasıyla Dip Suru'nda büyük bir gedik açılmış ve Düşman kuvvetleri Miğfer Dibi'ne girmişlerdir. İçlerinde Éomer'in de bulunduğu pekçok Rohirrim ve Cüce Gimli, surun aşılmasıya birlikte mağaraların girişine doğru geri çekilmek zorunda kalmışlardır.

Gimli burada korkuyla karışık bir hayranlık içinde Pırıltılı Mağaralar'ı görmüş ve savaşın ardından mağaralardaki harikaları Legolas'a tarif etmiştir. Elf Legolas da bunun üzerine Gimli'nin, kendisiyle birlikte Fangorn Ormanı'nı ziyaret etmesi şartıyla Pırıltılı Mağaralar'ı onunla birlikte gezip göreceğine dair söz vermiştir. Nitekim Yüzük Savaşları'nın bitmesinin ardından 19 Ağustos 3019'da Gimli'ye verdiği sözü tutarak, onunla birlikte Pırıltılı Mağaralar'a gelmiş ve mağaraların güzelliği karşısında söyleyecek söz bulamamıştır.

Gimli savaşların ardından, beraberinde Yalnız Dağ'dan getirdiği çok sayıda Cüce ile birlikte Pırıltılı Mağaralar'a taşınarak Pırıltılı Mağaralar Efendisi oldu. Cüceler burada dikkatlice taşlar çıkartmış, yeni yollar, bölümler oluşturmuş, mağaraları aydınlatmak için lambalarla donatmışlardır. Dördüncü Çağ'ın başlangıcında Pırıltılı Mağaralar, Orta Dünya'daki en önemli cüce krallıklarından biri haline gelmiştir.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 14:44:19
Dor-Lomin

Dor-lómin, diğer adıyla "Yankı Ülkesi", Hithlum?un güneybatısına düşüyordu ve doğusunda "Mithrim Dağları" ve kuzeyde -Annon-in-Gelydh ya da "Noldor Kapısı" olarak bilinen- Gökkuşağı Yarığı?nı oluşturan nehir yer alıyordu.
Bölgeye ilk kez ?Orta Dünya?ya gelişlerinden hemen sonra- Noldor tarafından yerleşildi. Fingolfin?in oğlu Fingon, babasının öldürülmesinin ardından Yüksek Noldor Kralı olmasından önce bu bölgeyi uzun süre yönetti.
Aynı dönemde Hador Soyu olarak da bilinen Edain Beleriand?a girdi ve Fingon tarafından kendilerine Dor-lómin tahsis edildi.
Dor-lómin?in son Edain efendisi Galdor oğlu Húrin, Nen Lalaith nehrinin doğduğu Amon Darthir olarak bilinen dağın civarında, Dor-lómin?in güneybatı köşesinde yaşadı. Hador Soyu?nun bir kısmının öldürüldüğü ve bir kısmının da sürüldüğü Nírnaeth Arnoediad?dan sonra Dor-lómin?e Doğulular yerleşti ve ?Húrin?in yetim yeğeni- Tuor, Androthlu Elfler tarafından Mithrim Dağları civarında büyütüldü.
Hithlum?un diğer kısımları gibi Dor-lómin de Öfke Savaşı sırasında denize batırıldı.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 14:46:10
Serpentia Efsaneleri

Sesler , sesler ve yine sesler...Kara sisler etrafında dans ederken o uyukluyor gibiydi , bir anlığına kafasını kaldırdı ve büyük bir salonda irice bir tahtın önünde oturduğunu fark etti...Tahtta daha önce hiç görmediği biri vardı. Kızıl saçları taze dökülmüş kanı andırıyor şirin yüzünün arkasında sakladığı karanlık onu korkutacak kadar çok etkiliyordu...Yinede bu silüetin kim olduğunu hala çözememiş , anlamsızca yüzüne bakıyordu...Bir süre sonra sesini de duydu , karanlık zindanlarda tamı tamına 5 yıl boyunca kırbaçın vücudunda şakırdamasından başka bir ses duymadan yaşadıktan sonra bu ses kulaklarına müzik gibi gelmiş yankılandıkça yankılanıyordu...

" Kalk ! " diye bir komut duyuldu.

Yavaşça ayağa kalktı fakat gözü yerdeki kara döşemelerdeydi. Ya gerçekten de karalardı ya da karanlıkta öyle gözüküyorlardı. Yinede birşey dikkatini çekmişti , tahtaki silüetin yüzünden başlayıp ayaklarının dibine kadar hafif bir ışık anlamadığı bir yerden geliyordu. Bu ışık sayesinde yerde bir simge keşfetmiş gibiydi , böyle birşey görmek onu ürkütmüştü. Yerde uzadıkça uzayan bir yılan şekli vardı ama gözleriyle takip etmeye çalışsada başaramıyordu çünkü kadının önü hariç her yer karanlıktı...

Bnları düşünürken aniden aklında bir şimşek çaktı , kadın simgeye baktığını görmüş olmalıydı , kafasını kaldırıp kadına baktı. Kızıl saçlarının birazı gözünün önüne düşmüş , bir tutam saçın arkasından hafifçe gülümsüyordu.

" Demek birşey keşfettin... " dedi karanlık silüet...

Oysa " Evet. " demek için ağzını açtı fakat hiçbirşey söyleyemeden geri kapattı. Birşey onu istediğini yapmaktan alıkoyuyordu. Aslında içinde bulunduğu mekanda pek rahat değildi. Salon sisle doluydu ve bunun nasıl olduğunu hala anlamaya çalışıyordu. Bir süre sonra adam sisten silüeti bile göremez oldu , sanki büyük bir alanda tek başına oturuyor gibiydi.

Bir süre sonra göremediği kadının sert sesini beyninde hissetti , aralarındaki sis perdesi dağıldı ve bu ona sağlam bir acı verdi. " Yüzüme bak ! "

Bu durumdan hiç hoşnut değildi ama sonunda çaresizce silüetin gözlerine baktı. Bir kadındı bu ! Kadın çılgınca bir kahkaha attı ve sesi tüm salonda yankılandı. Ardından ayağa kalkıp üstüne yürümeye başladı. Savunmasız adam kadının yaklaşan gölgesinin altında her adımda daha da küçülüyor , güçten düştüğünü hissediyordu. Acaba olabilir miydi ? Bu onun sonu muydu ? O korku dolu an zihninde canlandırabildiği şeylerin en iyisi ölümdü ve kulaklarına kurtuluşu çağrıştıyordu...Ardından kadın konuştu...

" Ahh..Zindanlarımdan birinde beş yıl boyunca çektiğin muhteşem acılardan sonra...Kurtulacağını düşünebiliyor musun ? "

O da düşünmüyordu aslında ama içten içe istiyordu. Buradan kurtulmayı , engin çayırların , puslu dağların ardındaki küçük kulubesine dönmeyi ve sonsuza dek sevdiğiyle yaşamayı...Her insan gibi onun da hayaliydi bu ve düşüncelere dalmıştı işte...Adorra'nın pamuktan yumuşak ve narin ellerini tutuyor , utançla yüzüne bakıyordu. Yıllar sonra evine döndüğünü sanmıştı ve yıllardır tatmadığı huzuru bir anısında bulmuştu lakin pek de uzun sürmedi. Kara bir ok Adorra'nın karnını deşti ve o gözlerinin önünde yere yığıldı. Şaşkınlıktan gözleri doldu ve etrafındaki her şey birden dağaldı. Yine karanlık salonda karanlığın kendisiyle başbaşaydı..Bu duygu yoğunluğuna daha fazla dayanamadı ve gözlerinden süzülen iki damla yaşı üzerindeki yıpranmış giysinin koluna sildi ve yine kadının tok sesini duydu.

" Ne yazık...Yeterince acı çektin Abaet , artık seninle olan işim bitti. Buna sevinmelisin , kurtuluyorsun... "

Ardından yavaşça yanına sokulup kılıcını çeken kadını izledi ve gözlerini kapatıp başına gelecek son şeyi beklerken dilinden dökülen birkaç kelimeyle Dünya'ya veda etti...

Namàrie! Mela en? coiamin..
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 14:47:25
Lossarnach

Gondor'un tımarıdır. Lossarnach, Mindolluin Dağı'nın güneyinde, Ak Dağlar'daki vadilerde bulunmaktaydı. Erui Nehri, dağlardan gelip Lossarnach'tan geçerek güneydoğuya doğru akmaktaydı. Nehir, Anduin Nehri'ne dökülmekteydi. Minas Tirith'den başlayan Güney Yolu, Lossarnach'tan geçerek Lebennin'e giderdi.

Lossarnach'ın ormanları ve çayırları bahar aylarında çiçeklerle bezenirdi. Imloth Melui adı verilen vadi gülleriyle vurgulanmıştır. Lossarnach'ın daha alçak kesimlerindeki vadilerinde ise meyve bahçeleri bulunurdu. Lossarnach'tan getirilen şifalı otlar, Minas Tirith'deki pazara getirilir ve Şifa Evleri'nde kullanılırdı. Şifa Evleri'nde çalışan arif kadın Ioreth, Lossarnach'daki ormanlarda athelas yetiştiğini daha önceden görmüştü fakat otun iyileştirici özelliklerini bilmemekteydi.

Lossarnach çok sayıda insanın yaşadığı bir bölgeydi. Mordor'dan gelen Urukların saldırılarından kaçmak için 2901 yılında bölgesini terkeden Ithilien yerlilerinin büyük kısmı Lossarnach'a göçmüştür. Rohan Kralı Thengel'in eşi Morwen bir Lossarnachlı idi. Morwen'in babası ise Dol Amroth Prensleri soyundan gelmekteydi ve çiçekli vadilerini çok sevdiğinden ötürü Belfalas'tan Lossarnach'a gelmiştir. Beregond oğlu Bergil'in dedesi de Lossarnach'da yaşamıştır.

Yüzük Savaşları sürecinde, Minas Tirith'deki yaşlı, kadın ve çocuklar Tumladen, Lossarnach ve Lebennin'e gönderilmiştir. Lossarnach Hükümdarı Furlong 9 Mart 3019'da, beraberinde 200 adamlık bir birlikle Minas Tirith savunmasına gelmiştir. Korsanların tehdidi sebebiyle, çok sayıda adamını Lossarnach'ta bırakmak zorunda kalmıştır. Furlong, 15 Mart'ta Pelennor Çayırları Savaşı'nda öldürüldü.

Gri Bölük ve Ölülerin Ordusu'nun 13 Mart'ta Korsanlar'ı yenmesinin ardından Aragorn, Güney'den 4000 adamı Lamedon Hükümdarı Angbor önderliğinde kuzeydeki Minas Tirith'e göndermiştir. Angbor ve ordusu Lossarnach'tan geçerek 18 Mart civarlarında Minas Tirith'e ulaşmışlardır.

Lossarnachlılar, Kara Kapı'ya yürüyen Batının Ordusu'nda da yer aldılar. Mordor'a yaklaştıkça korkusunun önüne geçemeyen Lossarnachlı bazı çiftçiler, Aragorn tarafından geri gönderilmiştir.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 14:50:45
Durthang

Konum: Ephel Dúath'ın kuzeyi, Mordor
Köken: Gondorlular tarafından inşa edilmiştir.
Üzerinde Yaşayan Irk: Önceleri İnsanlar, daha sonraları Orklar

Mordor'da bulunan bir kaledir. Durthang, Kara Kapı'nın ardındaki Udûn'un vadisine yukarıdan bakan bir konuma inşa edilmişti. Gölge Dağları'nın yükseltilerinde bulunan kale, vadinin güneybatı yönüne düşmekteydi. Kalenin Gölge Dağları'nda bulunduğu konumda oluşan çıkıntı, ana dağ sırtından ayrılarak Kara Kapı'ya ulaşırdı.

Durthang Kalesi aslen Gondorlular tarafından, İkinci Çağ'ın sonundaki Son İttifak Savaşı'nda Sauron'un yenilgisinin ardından Mordor'a gözcülük etmek için inşa edilen yapılardan biridir. Fakat Gondor'un gücü zayıfladıkça, kaledeki dikkat azalmış ve zaman geçtikçe kale terkedilmişti. Mordor, Sauron'un hizmetkarlarıyla yeniden dolmaya başladığında, Durthang da bir Ork kalesi haline geldi.

18 Mart 3019'da Frodo Baggins ve Sam Gamgee Durthang kalesinden gelen bir Ork taburu tarafından yakalandıklarında, Durthang'dan gelip doğuya doğru uzanan yol üzerindeydiler. Hobbitler Ork kılığına bürünmüşlerdi ve Ork taburundan gizlice ayrılana dek belli bir mesafe boyunca taburun Kara Kapı'ya yaptığı yürüyüşe katılmak zorunda kalmışlardı.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 14:54:19
Tenora Savunması

Tiren kalın zırhından bunalmaya başlamıştı ki gözcüler orduya doğru koşarak Tenora diye bağırdılar. Tiren öne çıktı ve İsen de ardından. Orduya ilk ulaşan haberci ye yaklaşarak. Durum ne dedi Tiren. Haberci mutlu gibiydi çünkü beklediğini görmemişti. Ve ? Efendim şu an hiçbir şey yok kalenin önü boş. Sanırım savaş başlamamış düşman henüz gelmemiş. ? bu çok iyi dedi İsen atılarak. Ve arkalarındaki beş yüzü atlı beş bin kişilik orduyla Tenora ya yol aldılar.
Tenora; Unhardian yarım adasının en batısındaki kara parçasıdır. Ve bir yarım adanın tamamı sınırlarında bulunun Hatur krallığına bağlı bir şehirdir. Denizin içlerine doğru uzanan kara parçası onlarca mil denizin içinde batıya doğru uzanır ve en son noktadan kıvrılarak onlarca mil daha kuzeye denizin içine doğru uzanır. Unhardian ve Tenora yarım adasının arasında kalan deniz sularına Minhelt körfezi denir ve büyük Nanfenik iç denizinde Ticaret yapan tüm gemiler oraya mutlaka uğrar.
Hatur krallığı son aylarda Siril adası krallığına bağlı korsanlarla çok fazla sorun yaşıyordu her zaman Hatur Krallığının ticaret gemilerine saldırır ve çok ağır ticari zararlara neden oluyorlardı. Hatur krallığı bu konuyu defalarca Siril krallığına iletmesine rağmen onlar korsanlarını koruyor ve Haturu kışkırtıyorlardı. En son bir ticari filoyu ele geçiren korsanlar Hatur kralını çileden çıkardı ve Sirile savaş ilan edildi. Korsanları yok etmek üzere gönderilen donanmalar karşılarında iç denizin en güçlü denizcilerinden olan Siril donanmasını buldu ve deniz savaşı kaybedildi. Siriller Ejderhaları evcilleştirip savaşlarda kullanan az sayıdaki ülkeden biridir. Ve bu savaş Hatur için Zorlu olacaktır. Gözcü gemileri Sirillerin büyük bir donanmayla iç denizin en hareketli limanına saldıracaklarını haber almıştı Tenora Limanları. Tenora Minhelt limanın en içinde kurulu büyük bir şehirdi ancak Tenora yarım adasının en uç kısmında bulunan kale orayı koruyordu ve her tür gemi o kalenin sahillerine uğramadan Tenora şehrine giremezdi. Ve bu da kaleyi şehirden daha kıymetli yapıyordu. Hatur kralı 2. Kresyos savaş için hazırlık yapmıştı kale onarılmış mancınıklar yerleştirilmiş ve asker takviyesi yapılmıştı. Ancak boğazların öbür yakası olan Mendelent topraklarında herkese kan kusturan Birleşik krallıklar tehlikesi olduğu için ordunun çoğu Mendelent kara sınırını koruyordu. Bu sıkıntılar karşısında Sirille baş etmek mümkün değildi. Ve otuz yıl antlaşması gereği tüm üye ülkelere yardım çağrısı gönderildi. Ancak bir çoğu başka bahaneler öne sürerek bu yardımı göndermedi. Sadece güneydeki ticari ortakları Eftentian krallığı beş yüz kişilik piyade birliği göndermişti. Bu yardıma kulak veren tek Krallık güçlü ve Ru Nanfenikte hemen her krallığın savaşmaktan çekindiği Fritonia krallığıydı ve beş bin kişilik bir ordu Hatura yardım için Tenoraya gönderilmişti. Bu orduya genç komutanlar Tiren ve İsen komuta ediyordu.
Bu büyük ordunun gelişini gören Nohar kalesi muhafızları yüksek sesle bağırdılar ve kapılar açıldı. İsen ve Tiren ordunun başında kaleye girdiler. Bu kale yüksek surlarla çevrili içinde bir köy alan ticari ve iyi bir savunma kalesiydi. Dörtgen planla yapılmıştı ve her köşesinde yüksek burçlar bulunuyordu kale duvarları o kadar genişti ki mancınıklar rahatlıkla sığıyordu. Denizden karanın içine doğru bin adımlık bir mesafedeydi. Sahil tek gemilik iskelelerle doluydu ve denize doğu üç yüz kulaçlık bir mesafede küçük bir ada bulunuyordu. Bu ada ve sahiller arasında bir bağlantı yoktu. Fritonia ordusu kale sakinleri tarafından coşkuyla karşılandı ve Kral Kresyos öne çıkarak Tiren ve İseni karşıladı. Bu yardım Fritonia ve Hatur arasındaki büyük dostluğu pekiştiriyordu. Fritonianın yeni kralı Armakin ilk savaşını yapıyordu.
Her şey hazırlanmış askerler yerleşmiş ve kaledekiler gözlerini denize dikmiş düşmanı bekliyordu. Hava kararmaya başlarken ufukta sönük ışık huzmeleri görünüyordu ve bu huzmeler gittikçe büyüyordu yaklaştıkça bunu yanan bir gemi olduğu görüldü bu Haturun gözcü gemilerinden biriydi. Bunu gören askerler surun önlerine doğu yürüdü. Tiren kale kapısının üstündeki surlarda okçularla duruyordu. İsen kalede değildi. Ve Fritonia askerlerinin bir kısmı kalede değildi. Kral Kresyos kale içinde atlılarıyla bekliyordu. Fritonia Generali Risen büyük kuzey burcunda diğer askerleri komuta ediyor ve Kale komutanı kalenin en arka kısmında iki yüz atlıyla bekliyordu. Yanan gemi sahile vurdu, tamamen yanmıştı ve içinde hiç canlı kalmamıştı. Sahilin yakınında bulunan küçük adaya Norn ismi verilmişti ve savaş öncesi İsenin Dâhice planı uygulanmıştı. Ada ve sahil arasında geniş ve sağlam bir iskele hızla inşa edilmişti ve İsen yanına bin piyade alarak o adada saklanmıştı savaşın ilerleyen saatlerinde ani ve beklenmeyen bir baskın yapacaklardı. Ufukta Sirillerin gemileri görülmeye başlandı o kadar fazlaydılar ki denizin ufku kapanmıştı. Ve en arkalarında beş tane diğerlerinden çok daha büyük gemiler vardı. Norn adasına hiç aldırış etmeden arada köprü vaziyeti gören iskeleye gemilerini yanaştırdılar askerler gemilerden sel gibi indiler ve naralarla sahilin içlerine doğu ilerlediler. Birkaç gemi karaya oturdu ve içinden çıkan askerler onları halatlarla yerlere bağladılar bu gemilerde mancınıklar bulunuyordu. Siril askerleri kalenin diplerine kadar gelmişlerdi ve mükemmel bir sıraya dizilmişlerdi. Komutanları atıyla ordu yararak geldi ve en öne geçti. Tiren olanları sakince izledi. Kaleden hiçbir ses yükselmiyordu göğü dolduran sesler Sirillerin ayak sesleriydi artık savaş başlamak üzereydi. General Risen o kaledeki en tecrübeli askerdi ve neler olacağını hep tahmin edebilirdi Tirene baktı Yüksek burçtan genç efendisinden bir komut bekliyordu. Zira ilk saldırıyı yüksek kuzey burcu yapacaktı. Tiren başını iki yana salladı. Risen selam verir gibi başını eğdi ve önüne baktı. Siril askerleri tamamen yerleşmişlerdi. Ve komutanları kendi dillerinde bir nara patlattı göğe o sessizlikte bu sesi kaledeki evlerine sığınmış olan savaşamayan yaşlılar bile duydu. Askerler hep bir ağızdan aynı şeyi tekrarladılar. Artık savaş başlamak üzereydi.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 14:56:04
Baran

Beor'nun evinin ikinci lideri. Baran, 289 yılında doğmuştu. O,yaşlı Beor'un genç oğluydu ve Baran olarak bilinirdi. Onun, daha genç bir erkek kardeşi olan Beleni vardı. Baran'ın, iki oğlu vardı: Borak, 314 yılında ve Baranor'da , 317 yılında doğmuştu.
Beor, onların, Finrod Felagund'la karşılaştığı Beleriand'a mavi dağların üzerindeki insanlarını oraya götürdü, Nargothrond'un lordu. Beor'un insanları, Estolad bölgesinde yerleştirdi, ama Beor'a, Nargothrond'a Finrod'a arkada eşlik etmeyi kararlaştırdı. Baran, Beor'un evinin adamlarının lideri oldu.En yakın zaman yerleştiren Marach'ın insanlarına arkadaş oldu.
Baran, 380 yılında öldü, ve onun yerine oğlu borağı lider yaptılar.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 14:57:28
Hisar Muhafızı Beregorn

Mordor?un koca ordusu şarkılar söyleyerek, davullar çalarak yaklaşıyordu insanların en güçlü kalesi Minas Tirith?e. Mordor'un üzerine çökmüş kara bulutları da peşlerine almış, zafer kazanmadan zaferi kutlarcasına ezip geçiyorlardı Pelennor çimenlerini?

Böyle korkunç bir ordunun,gökyüzüne yükselen gürültüsüyle inleyen surların üzerinde, böylesine kem bir günü daha önce hiç yaşamamış bir hisar muhafızı duruyordu; yüreğindeki korku ve umutsuzlukla gözleri dolan Beregorn.

Korkudan uyuşan dudaklarından dökülen sözleri sadece kendi duyabiliyordu.?Bu nasıl bir gün, heyhat! Bu ne kem bir gün!?dedi ve bir an hayatı boyunca yaşadığı herşey aklından geçiverdi hisar muhafızının. Son kez bunları düşündüğünü hissediyordu umutsuzca. Şehir?den duyulan çocuk sesleri ve kadınların çığlıkları bir bıçak gibi saplanıyordu yüreğine. İnsanlığın yok oluşunun başlangıcıydı bu yaşananlar sanki,şehri derin bir korku salmıştı.Gondor?un askerleri bile kendi aralarında umutsuzca bağrışıyor,ne yapacaklarını bilmez halde bir o yana, bir bu yana koşuşturuyorlardı. Korku umutsuzluğu,umutsuzluk ise çaresizliği sürüklemişti yüreklerine?

Derken; şehre yürüyen kara bulutun zafer şarkılarını kesen bir aydınlık doğdu birden surların tepesinde, Bu gelen Ak Süvari?ydi yani Gondor halkının deyişiyle Mithrandir?Gölgeyele?nin üstünde surların üzerinde hızla koşarken, umutsuz yüreklerine cesaret veriyordu Gondor ordusunun. Beregorn?un yanına kadar sürdü atını Gandalf ve Pelennor çayırlarında yürüyen ork ve troll sürüsüne bakıp, öfkeyle dolu yüreğinden çığlık atarcasına bağırdı o güçlü sesiyle,

?Gömün şu iğrenç yaratıkları cehenneme!...?.

Gandalf?ın sözü yeni bitmişti ki, birden,o umudunu kaybetmiş ordunun toparlandığını ve ölümü göze alan bir cesaretle bağrıştıklarını gördü Beregorn. Hemen mancınıkların başına birkaç asker çağırdı heyecanla, askerler büyükçe bir taşı mancınığa yerleştirirken, Mordor ordusunun mancınıkları üzerlerine salınıvermişti bile.. Düşmanın parça parça cisimler fırlattığını gördü Beregorn, bu cisimler surların gerisine düşüyorlardı fakat hiçbir zarar vermiyorlardı. Bu tepelerinde uçuşan cisimlerin insan kellesi olduklarını fark ettiler derin bir öfkeyle. Sauron?un iğrenç yaratıkları, Osgiliath?ta ve diğer cephelerden ölenlerin başlarını fırlatıyordu şehre. Yüzlerinde korkunç bir ifade çökmüş insan başlarını görenler, çığlıklar atıp ağlamaya başladılar şehrin sokaklarında. Beregorn intikam dolu gözlerle seyretti bu haykırışları ve askerlere dönüp seslendi.

?Kardeşlerim!.. Bizler Gondor?un askerleriysek eğer,bu iğrenç yaratıklar güneşin doğuşunu göremeyecekler!!!...?

Surda Beregorn?un sesini duyan tüm askerlerin gözleri doldu ve içlerindeki cesareti göstermenin zamanı gelmişti.?İşte savaş şimdi başlıyor? dedi hisar muhafızı ve savaş gerçekten şimdi başlıyordu."
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 14:59:03
Baştokay

Tarihler: Kesinlik taşımamakla birlikte, diğer veriler ile kıyaslanarak Üçüncü Çağ'ın 1300 yılından önce kurulmuş olduğu söylenebilir.
Konum: Tokay Ormanı'nın kenarı, Bree'nin doğusu
Üzerinde Yaşayan Irk: İnsan ve Hobbit - Breeliler

Bree'nin dışındaki bulunan bir köydür. Baştokay Bree Eli'nde, Tokay Ormanı'nın güneybatı kenarındaki saçakları altında bulunmaktaydı. Yolgezer, Hobbitleri Bree'nin dışına çıkarırken Baştokay'a gidermiş gibi bir yol takip etmiş, daha sonra ise sağa yönelerek Baştokay'ın doğu tarafından geçmişlerdir. Yüzük Savaşları sürecinde, hırsızlar Baştokay'ın ötesindeki ormanlarda gizlenmekte ve Breeliler'e ve yolculara sıkıntı vermekteydiler. Kral'ın habercilerinin Kuzey'e gelmesiyle birlikte hırsızlar yöreden sürülmüştür.

Aldburg

Konum: Ak Dağlar'ın yakınları, Toprak, Rohan
Üzerinde Yaşayan Irk: İnsan - Rohirrim

Éomer'in Rohan'daki evine ve çevresine verilen isimdir. Aldburg Ak Dağlar'ın yakınlarında, Karçayı'nın güneyinde, Toprak denilen bölgede bulunmaktaydı. Burayı ilk olarak yerleşim yeri olarak kullanan kişi Genç Eorl idi. Eorl oğlu Brego, Edoras'a taşındığı zaman ev, Brego'nun üçüncü oğlu olan Eofor'a bırakılmıştır. Eofor'un soyundan da Éomer'in babası Éomund'a ulaşmıştır. Éomer Yurt'un Başkumandanı sıfatını taşıyan üçüncü kişi olarak Doğu Yurt'daki göreve atandığında Aldburg, Éomer'in işlerini yürüttüğü üs olarak kullanıldı; Éomer ve hane halkının süvarilari burada ikamet etti.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 15:01:31
Armenelos

Númenor'un kraliyet şehridir. Armenelos, İç Kesim'in Arandor denilen doğu tarafında bulunmaktaydı. Meneltarma, Armenelos'un batı yönünde kalmaktaydı ve şehre oldukça yakındı. Doğu yönünde Rómenna Koyu ve aynı isimli bulunmaktaydı. Númenor'daki ana yol Rómenna'dan çıkarak Armenelos'tan geçer, Meneltarma'nın dibindeki Kabir Koyağı'na* ulaşıp oradan da Númenor'un batı kıyısındaki Andúnië'de son bulurdu.

Armenelos şehri bir tepe üzerinde kurulmuştur. Kralın meydanında bir hisar ve yüksek bir kule bulunmaktaydı. Kulenin zirvesinde Vala Manwë'nin iki kutsal kartalının yaşadığı bir kartal yuvası vardı. Elfler tarafından Númenorlu İnsanlar'a verilmiş olan Ak Ağaç, Nimloth, Kralın meydanında boy vermekteydi.

Armenelos şehri, İkinci Çağ'ın 32 yılında Elros Tar-Minyatur tarafından, Edain Númenor'a ulaştıktan sonra kurulmuştur. Zamanla görkemli ve gelişmiş bir görüntü kazanmıştır. Fakat zamanla Númenorlu İnsanların Valar ve Elfler'e yabancılaşmasının işaretleri Armenelos'ta belirgin bir hal kazanmıştır. Kralın meydanındaki kulede yaşayan Kartallar, Tar-Ancalimon (2251 - 2386) döneminde yuvalarını terketmişlerdir.

Ar-Pharazôn'un hükümdarlığında (3255 - 3319) Númenor'a tutsak olarak getirilen Sauron, kısa zamanda Kral'ın gözüne girmeyi başarmış ve tavsiyeleriyle Kral'ın bir numaralı danışmanı hale gelmiştir. Sauron'un telkinleriyle Nimloth kesilmiştir. Sauron bir süre sonra Armenelos'a görkemli bir tapınak inşa ettirmiştir. Zemini ve duvarları dairesel olan tapınağın duvarları yaklaşık 15 metre kalınlığındaydı. Zemin dairesinin çapı 300 metre, zeminden kubbenin tavanına olan yükseklik ise 150 metre idi. Nimloth, Sauron yaptırdığı bu tapınakta yakılmış, kısa süre sonra da tapınağa, insanların Morgoth'a kurban edildiği bir sunak oluşturulmuştur.

3319 yılında gerçekleşen yıkımda Armenelos, tüm Númenor adası gibi sular altında kalmıştır.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 15:03:09
Landroval

Sisli tepelerin büyük kartalı. Gwaihir rüzgar lordunun kardeşi. Yaşamış en büyük kartal Thorondor'un soyundan gelen kardeşler emirlerindeki diğer kartallarla Sisli Tepeler'de yaşamışlardır. 25 mart 3019 da Gwaihir ve Landroval kara kapıdaki Morannon savaşına diğer kartallarla katılmışlar daha sonra Gwaihir ile Frodo ve Sam'i Hüküm Dağı'ndan kurtarmak için patlayan dağa uçmuştur.

Landroval ismi geniş manasına gelen ''landa'' ile büyük kanat anlamına gelen ''rhofal'' in birleşmesiyle oluşmuştur.

Hüküm Dağı

Mordor'da Gorgoroth yaylası üzerinde bulunan volkanik bir dağ. Sauron, onun alevleri üzerinde Tek Yüzük'ü dövdü ve Yüzük yine onun tepesindeki Kıyamet Çatlağı'na düşerek yok oldu. Sauron kendini gizlemediği sürece alev püskürtmeye devam eden dağın zirvesinde geniş bir krater bulunur. Dağ çok yüksek olmasada yaylada tek başına yükselir. Kıyamet Dağı, Ateş Dağı, Kızgın Dağ diye de anılır.Bu dağ orta dünyanın anlında yükselmekdedir.Orta dünya'ya alev püsküren bu dağın hükmü sauron yeniden toprağa karışıncaya kadar sürdü. Frodo ve arkadaşları yüzüğü yok edince Hüküm Dağı'nın kızgın ve hırçın lavları Sauron ile sonsuza dek söndü.

Gram Dağı

Konum: Dumanlı Dağlar
Üzerinde Yaşayan Irk: Orklar

Dumanlı Dağlar'da bulunan bir dağdır. 2747 yılında Golfimbul önderliğindeki bir grup ork Gram Dağı'ndan gelerek Shire'ın Kuzeydirhem'ini işgal etmiştir. Fakat Yeşiltarlalar Savaşı'nda Bandobras Took önderliğindeki Hobbitler tarafından bozguna uğratılmışlardır.

Üç Metelik Kayası

Konum: Batıdirhem, Doğudirhem ve Güneydirhem'in kesişim noktası, Shire

Shire'da bulunan bir yol işaretleyicisidir. Üç Metelik Kayası Büyük Doğu Yolu üzerinde, Batıdirhem, Doğudirhem ve Güneydirhem'in kesiştiği noktada bulunmaktaydı. İşaret, Brendibadesi Köprüsü'nden yaklaşık 36 mil uzakta bulunmaktaydı ve Shire'ın tam ortası kabul edilmekteydi. Yüzük Savaşları'nın ardından Shire'ın yeniden düzene sokulması sürecinde Sam Gamgee, Üç Metelik Kayası'nın hemen yanında durarak, Galadriel'in kendisine hediye ettiği toprağı rüzgarda savurmuştur.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 15:05:40
Elf Takvimi

Elf takvimi bazı açılardan insanların kullandığı takvime benzemekle birlikte bazı açılardan temel farklılıklara da sahiptir. Bunları kısaca şu şekilde açıklamamız mümkündür.

Bir elf günü: Kaç saate tekabül ettiği tam olarak bilinmemektedir. Gün içinde zamanlamalar için aşağıdaki ifadeler kullanılmaktadır :

arad (aurë) : gündüz
dû (lómë) : gece
rûn (anarórë) : gün doğuşu
aur (arin) : sabah
arie (arya) : öğleden önce
enedhór (peraurë ) : gün ortası
haid (sána) : öğleden sonra
nûn (anarúntë) : gün batımı
aduial (yúkalë) : alacakaranlık ( güneşin batması ile yıldızların görünmeye başlaması arasındaki süre
undomé (undomë) : yıldızların doğuşu
thin (andúnë) : akşam
loem (ló, perlómë) : gece yarısından önce
fuin (lómin) . gece yarısından sonra
tindomé (tindomë) . yıldızların solması
minuial (ára) : tan vakti

Bir hafta : Elflerde insanlardan farklı olarak bir hafta 7 değil 6 günden oluşmaktadır. bu günler :

1 Gün - Orgilion (Elenya) : yıldızlar günü
2 Gün - Oranor (Anarya) : güneş günü
3 Gün - Orithil (Isilya) : ay günü
4 Gün - Orgelaidh (Aldúya) Ağaçlar günü
5 Gün - Ormenel (Menelya) : Gökyüzü / Cennet günü
6 Gün - Orbelain (Valanya) : Valar günü

Aylar : Elflerde bir ay tam 30 günden ibarettir ve 5 haftadır. İnsanlarda olduğu gibi elflerde de bir yıl içinde 12 ay vardır. Bu 12 ay dışında her hangi bir aya dahil olmayan 5 özel gün bulunmaktadır. İnsanlar da 4 yılda bir şubat ayına eklenen bir fazla gün yerine elflerde farklı bir yöntem izlenir ve 12 yılda bir 3 bayram gününe birer gün eklenir ve Yazortası günü bu sayede 3 güne ulaşmış olur.

Yestaré : ilk gün , yılın başlangıcı

Ay 1 - Gwirith (Víressë)
Ay 2 - Lothron (Lótessë) : çiçeklenme
Ay 3 - Nórui (Nárië) : güneşli

Erulaitalé : Eruya övgü günü
Yazortası günü
Erulaitalé 2 Özel festival günü ( 12 yılda bir )

Ay 4 - Cerveth (Cermië)
Ay 5 - Urui (Úrimë) : yaz sıcağı
Ay 6 - Ivanneth (Yavannië) : Hasat zamanı

Eruhantalé . Eruya teşekkür sunma günü
Eruhantalé 2 Özel festival günü ( 12 yılda bir )

Ay 7 - Narbeleth (Narquelië) : solan güneş
Ay 8 - Hithui (Hísimë) : sis
Ay 9 - Girithron (Ringarë) : ürperme

Eruchermé : Eruya dua günü
Eruchermé 2 : Özel festival günü ( 12 yılda bir )

Ay 10 - Narwain (Narvinyë) : Kış güneşi ( yenilenen güneş )
Ay 11 - Nínui (Nénimë) : kar günleri
Ay 12 - Gwaeron (Súlimë) : büyük rüzgar

Mettaré : son gün

Mevsimler : Her ne kadar elflerde de bir yıl 12 aydan oluşmaktaysa da insanlardan farklı olarak elflerde bir yılda 6 mevsim bulunmaktadır.

Mevsim 1 - Ethuil (Tuilë) : İlkbahar ( havanın taze yağmurların bol ve bitkilerin henüz filizlendiği dönem
Gwirith?in başı ile Lothron?un sonu arasındaki dönemdir

Mevsim 2 - Laer (Lairë) : Yaz
Havanın sıcak bitkilerin kuru yağmurun az olduğu dönemdir
Nórui?nin başından Urui?nin sonuna dek sürer.

Mevsim 3 - Iavas (Yavië) Sonbahar
Havalar serinlemeye yapraklar dökülmeye başlar
Ivanneth?in başından Narbeleth?in sonuna kadar olan dönemi kapsar

Mevsim 4 - Firith (Quellë) : Soluş
hava tamamen serinlemiş yağmurlar başlamış ve ağaçlar hemen tüm yapraklarını dökmüştür.
Hithui?nin başıyla Girithron?un ortaları arasındadır

Mevsim 5 - Rhîw (Hrívë) : Kış
Hava soğumuştur kar yağışları başlar
Girithron?un ortalarıyla Nínui?nin ortaları arasındadır.

Mevsim 6 - Echuir (Coirë) : Uyanış
Karlar erimeye bitkiler filizlenmeye başlar
Nínui?nin ortalarından Gwaeron?un sonuna kadar ki dönemdir.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 15:07:23
Mordor Hakkına Kısa Bir Bilgi

Güneşin İkinci Çağı?nda Anduin Nehri?nin doğusunda Sauron tarafından mesken tutulan bir bölge vardı. İki çağ boyunca Sauron?un ve onun kötü güçlerinin merkezi olan bu bölgenin ismi Mordor yani ?Kara Diyar? dı. Mordor doğal bir kale gibiydi üç tarafı aşılması neredeyse imkansız dağ sıraları ile korunuyordu. Kuzeyde Ash Mountains ve batı ile güneyde Shadowy Mountains ile sınırlanan Mordor?a sadece iki giriş vardı: Kuzeybatıdaki Cirith Gorgor ve batıdaki Cirith Ungol. Cirith Gorgor girişi Mordor?un iki büyük yaylasına yani; Gorgoroth Yaylası ve kölelerin toplandığı Nurn Yaylasına açılırdı. Bu büyük yaylalar ayrıca ork (Orcs) ordularının da barındırıldığı yerdi. Mordor?un kalbinde Orodruin yani Mount Doom (Kıyamet çatlakları) bulunurdu. Onun hemen yanında Ash dağlarının kuzeydoğusunda Sauron?un kalesi Barad-dûr bulunuyordu.

1600 yılında Sauron, Tek Yüzük?ü yaptıktan sonra yüzüğün gücünden yararlanarak Barad-dûr?un yapımını bitirdi ve hemen sonrasında nefret ettiği düşmanı elflerle (Elves) savaşmaya başladı. 3434 yılında Elflerle İnsanlar (Men) arasında Son İttifak kuruldu, Sauron?un ordusu Dagorlad?de bozguna uğratıldı ve 7 senelik bir kuşatmanın arkasından Sauron?un parmağındaki Tek Yüzük Isildur tarafından alındı. Sauron bir kez daha bozguna uğratılmıştı. Bu zaferden sonra Sauron?un bütün güçleri Mordor?dan sürüldü ve Gondor?lu insanlar Mordor?da kötü güçlerin toplanmasını engellemek için batıdaki geçitlere Tower of Cirith Ungol?u kuzeydeki geçite ise Durthang kalesi ile birlikte Tower Of The Teeth?i kurdular. Bu gözleme yerleri 1636 yılındaki Büyük Salgın?a kadar kullanıldı fakat bu salgından sonra boşaltılarak kaderine terk edildi. 2942 yılında Sauron Mordor?a geri döndü ve Barad-dûr?u tekrar inşa etti. Fakat Yüzük Taşıyıcısı Frodo Baggins?in Tek Yüzük?ü yok etmesi ile birlikte Barad-Dûr bir daha inşa edilmemek üzere yıkıldı ve Mordor bir kez daha kötü güçlerden temizlendi.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 15:09:23
Eldarion Hakkında

Eldarion

Aragorn ve Arwen'in oğlu. Eldarion'un doğum tarihi bilinmez. Eldarion, Kral Elessar?ın tek oğlu ve varisidir. Eldarion'un, isimleri bilinmeyen birkaç kız kardeşi vardır.

Arwen ve Eldarion

Dördüncü çağın 120. yılında, Aragorn yaşamının sonuna geldiğini anlayınca Eldarion?u Gondor ve Arnor Krallığı?nın kralı yapmak için hazırlandı. Eldarion, babası ile Sessiz Caddede Kralların Evine gitti ve orada babası ona kanatlı Gondor tacını ve Annuminas'ın asasını verdi. Sonra Eldarion babasına ?Hoşça kal? dedi ve Aragorn öldü. Annesi Arwen, Eldarion?a veda edip bir yıl sonra ölüceği Lothlorien'e gitti.Krallığı döneminde Osgiliath?ın yapımını tamamladığı gibi burasını başkent yapıp buraya yerleşmiştir.

Eldarion, Yeniden Birleştirilen Gondor ve Arnor Krallığı?nın 2. kralıydı.Bir kaynağa göre Eldarion en az 4.Çağın 220. yılına kadar bu krallığı yönettiği ve Eldarion?un Krallığı?nın büyük olacağı söylenir.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 15:12:49
Beren Erchamion

Beren Barahir ve Emeldir'in oğluydu.Kraliyete ait Dorthonion'un Beör evinin adamı ve 1.Çağın en mükkemmel kahramanı ve avcısı olmuştur.O'nun gençliğinde başına gelen "Dagor Bragollach" savaşı krallığını çöküşünü hazırlamıştır.Genç Beren babası ve 10 sadık adamıyla Dorthonion'un tepelerinde yaşadılar ve Angband'ın kara lordu Morgoth'a karşı birçok harekatlarda bulundular.Dorthonion'daki haydutluk döneminden sonra Beren;Sauron ve Draugluin tarafından doğduğu topraklardan sürülmüştür.Topraklarından sürüldükten sonra yolu Doriath'a düştü ve orada Thingol ve Melian'ın kızları sindar prensesi Luthien'i gördü ve ona aşık oldumuştur.

Thingol,Luthien'i evlendirmeyi mağrurca reddetmiştir.O, Morgoth'un demir tacından bir Silmaril getirirse evlenmelerine izin verileceğini söylemiştiri.Görev imkansız olarak düşünülüyordu/görülüyordu.Ama beren ve Luthien,Finrod ve Huan'ın yardımıyla bir çok güçlüğe karşı gelerek(bunlara Morgoth'un en güçlü komutanı Sauron'u yenmekte dahil)bir silmaril elde etmişlerdir.Tam Angband'dan kaçacakları sırada Morgoth'un kişisel olarak beslediği devasa kurt Carcharoth uyanmıştır.Beren silmaril'i yaratığa doğru tutar.Onun parlaklığının yaratığı etkliyiceğini düşünmüştür,ama yanılmıştır.Beren'in elini ısırır ve silmarili yutar(bu olaydan sonra Beren'Erchamion(tek el)'olarak bilinir)ve Doriath'a doğru delirmişcesine koşmaya başlamıştır.Luthien ve baygın halde olan Beren'i Manwe kartalları kurtarmıştır.Beren daha sonra Carcharoth'u avlamaya gider ve orada yaratığı öldürüp silmaril'i geri alır.Görev tamamlanmıştır,ancak Beren ölümcül derecede yaralanmıştır.

Luthien'in Beren'e olan aşkı okadar büyüktür ki Beren'in öldüğünü duyduktan sonra buna dayanamayıp o da ölmüştür.O'nun ruhu Manros Konakları'na yani sevgilisinin tekrar diriltmesini istiğceği yere gitmiştir.O ve Beren tekrar hayata kavuşmuştur.Fakat ikiside insanların hayatı için ölürdü ve Arda duvarlarının arkasına bilinmeyen bir yere gitmişlerdir.Böylece ikisi tekrar yaşamış oldu ve Ossiriand'da Adurant nehrinin tam ortasında Tol Galen'de yaşamışlardır.Orada diğer ölümlülerden ayrı kaldılar;Beren Doriath'ı yıkan Nauglamir'i(beraberinde Silmaril'i)çalan cücelere pusu kurduğunda birinci çağın ileriye gitmesinde büyük rol oynamıştır.

Luthien Beren'e Dior adında bir çocuk vermiştir.Thingol'un varisi,Elf,insan ve Ainur'un kanını taşıdığı için yaşamış engüçlü,en dürüst varlık olmaya karar vermiştir.Soyundan gelenler boyunca Beren ve Luthien'in soyu Eldar ve Edain'e kadar uzanmıştır..
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 15:14:07
Gwaihir Rüzgar Lordu

Yüzük savaşları zamanındaki kartalların en büyüğü. Gwaihir keskin görüşü ile devasa kartalların en süratlisiydi. Yetişkin bir insanı taşıyabilecek kadar büyük ve güçlü olan Gwaihir'in konuşma yeteneği de bulunuyordu. Gwaihir gelmiş geçmiş kartalların en büyüğü olan Thorondorun soyundan geliyordu. Landroval adında bir kardeşi vardı. Kuzeydeki sisli dağlarda emrindeki diğer kartallarla birlikte yaşarlardı.

3018in yazında Gri Gandalf ,üçüncü çağda orta dünyaya gönderilmiş 5 büyücüden biri olan Radagast'dan arkadaşları olan kuşları(radagast hayvanlar ve doğa üzerine bilgiliydi) düşmanın planlarını öğrenmek için göndermesini istedi. Bunun üzerine büyük kartallar uzak mesafelere uçarak nazgulların eşliğinde bir araya gelen orc taburlarını ve gollumun mirkwooddan kaçış haberini getirdiler.

Gwaihir haberleri Gandalfa iletmek için Isengard'a gelmiş ancak Gandalf'ı Saruman tarafından Orthanc'ın tepesinde hapsedilmiş olarak bulmuştur. Gandalf'ı oradan almış ve uzaklara taşımıştır. Büyücünün ata ihtiyacı olduğunu söylemesi üzerine Gwaihir onu Rohan topraklarına bırakmıştır.

3019 şubatı 17'sinde , Gwaihir Galadriel'in isteği üzerine Gandalf'ı aramaya başlamış ve büyücüyü Silvertine tepesinde bulmuştur. Gandalf, Moria'nın balrogunu zirve savaşında hezimete uğratmış ancak sonsuz merdivenin girişi bloke olduğundan dağın zirvesinden kaçamamıştır. Gwaihir bir kez daha Gandalf'ı taşımıştır.

Kartal Gandalf'ı Lothlorien'e getirmiş ve büyücünün isteği üzerine yüzük kardeşliğinin akıbetini öğrenmesi için kanat çırpmıştır.Aragorn ve Legolas kartalı Emyn Muil üzerinde daireler çizerken görmüşler kartal ise Gandalf'a Merry ile Pippin'in Uruk Hai'ler tarafından esir edildiği haberini getirmiştir.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 15:15:25
Yıldızların Çağı

Pek çok Karanlık Çağın ardından Gökyüzünün Efendisi Varda, Valar'ın Gümüş Ağcından aldığı çiy taneleri ile gökyüzünü katederek Orta Dünya üzerinde parlayan yıldızlara yeniden ışık verdi; böylecek yıldızlar kadife gece içinde yeniden göz alıcı bir parlaklığa kavuştular. Melkor'un yaratıkları ışığa o kadar yabancıydı ki, yıldız ışığı huzmeleri karanlık ruhlarını delip geçtiğinde acı ile bağırdılar. Korkuyla kaçıp saklandılar.

Fakat her şeyden önce, Yıldızlara Yeniden Işık Verilmesi, Elflerin Uyanışını simgelemektedir. Çünkü Orta Dünya üzerinde yıldızlar parladığında Elfler, gözlerinde yıldız ışığı ile uyandılar ve bu sihirli ışığın izleri hep üstlerinde kaldı. Uyandıkları yer, Orocarni yani Kızıl Dağların eteğindeki iç deniz Helcar'ın kıyılarındaki Cuiviénen Gölü idi.

Yıldızların Çağları ayrıca iki başka konuşabilen türün de uyanışına sahne oldu: Demirci Aulë tarafından yaratılan Cüceler (Dwarves) ile Aulë'nin eşi Meyva Veren Yavanna taradından yaratılan Entler. Bu arada Utumno'nun kuyularında Melkor da iki ırk daha yarattı. Bunlar Orclar ve Troller idi ve eline düşen Elf ve Entlerden işkence ile dönüşmüş hayat biçimleriydiler.

Süvari Oromë, Eflerin Uyanışını keşfettiğinde ve Valar Melkor'un onlara yaptığı kötülükleri öğrendiğinde, Valar bir savaş kurulu topladı. Valar ve Maiar Orta Dünyaya gelerek, Melkor'a savaş açtılar.

Bu öfke savaşında Melkor'un kötü ordularını öldürdüler, Demir Dağlarından oluşan büyük duvarı yerlebir ettiler ve Utumno'yu tamamen yok ettiler. Melkor'un Orta Dünya üzerindeki hakimiyeti sona ermiş oldu. Zincirlenerek götürüldüğü Valinor'da çağlar boyunca tutsak edildi.

Arda Barışı olarak bilinen bu dönemde aynı zamanda Büyük Yolculuk yani Elflerin Ölümsüz Toprakların kıyısında bulunan Eldamar'a yaptığı kitlesel batı göçü gerçekleşmiştir. Bu dönem genel olarak hem Orta Dünyadaki hem de Ölümsüz Topraklardaki Elfler için mutluluk ve barış dolu yıllardı.

Büyük Yolculuğu tamamlayarak Eldamar'a yerleşen Yüksek Elfler, Tirion, Alqualondë ve Avallónë adı verilen muhteşem şehirleri inşa ettiler. Fakat pek çok Elf de, Orta Dünya topraklarına olan sevgi ve bağlılıkları nedeniyle burada kalmayı tercih etti. Bunlar ölümlü topraklarda krallıklarını kurarak mutluluk ve barış içinde yaşadılar.

Yıldızların Çağlarında, Orta Dünyanın kuzeybatısında bulunan Beleriand'da büyük bir Elf krallığı kurulmuştu. Bunlar Kral Thingol ile Kraliçe Maia Melian'ı izleyen Teleri Soyundan Elflerdi. Gri Elfler veya Sindar olarak biliniyorlardı ve krallıkları Doriath'ın uçsuz bucaksız ormanlarındaydı. Başkentleri Bin Mağaralı Menegroth idi ve kalelerinin mağara ve gelerileri, Orta Dünyanın harikalarından biriydi. Menegroth bir yeraltı kayın ağacı ormanına benzemek üzere dahiyane bir biçimde oyularak inşa edilmişti. Ağaçlar, kuşlar ve hayvanların tamamı taştan oyulmuş ve büyük odalar gümüş fıskiyeler ile doldurulmuş ve kristal lambalar ile aydınlatılmıştı.

Sindar lordları, Beleriand'ın efendileri ve Yıldızların Çağlarında Orta Dünyada yaşayan Elfler içinde en güçlü olanlar idi. Müttefikleri, Falas'daki Deniz Elfleri, Ossiriand'daki Laiquendi (ya da Yeşil Elfler) ve Belegost ile Mavi Dağlardaki Norgod'da yaşayan Cüceler (Dwarves) idi.

Nogrdo ve Belegost'taki Cüce (Dwarf) ülkeleri, Yıldızların Çağları boyunce Beleriand Elfleri ile yürüttükleri ticaret sayesinde kalkındı. Taş oyma ustaları Mavi Dağların altında değerli metaller bulmak için geniş galeriler açtılar ve Menegrtoth'un geniş salon ve odalaını oymak üzere Elfler tarafından görevlendirildiler. Orta Dünyanın en usta demircileri olarak kabul edilen Nogrod Cüceleri (Dwarves), en iyi çelikten kılıçlar ve mızraklar yaparken, Belegost Cüceleri (Dwarves) ise, zincirden örülmüş ve ejderhalara dayanıklı zırhlar yapımında ustalaşmışlardı.

Belerian Elflerinin müttefikleri bir dereceye kadar, doğuya Eriador'un geniş ilk çağ ormanlarına kadar da uzanmaktaydı. Çünkü burada Yıldızların Çağları boyunca, Entler olarak bilinen dev Ağaç Çobanları ırkı, ve Beleriand'ın Sindar Elfleri ile Silvan Elfleri ile dostluk içinde yaşıyordu.

Eriador'un ardında, Sisli (Misty) Dağlarda, Cüce (Dwarf) krallıklarının en görkemlisi Khazad-dûm bulunuyordu. Yıldızların Çağlarında bu krallık da zenginleşerek, dağların altındkai galerilerini büyüttüyse de, Beleriand tarihi ve kaderinde önemli bir rol oynamamıştır.

On bin ölümlü yılı süren Yıldızların Çağları, keşif ve merak ile zafer ve sihir çağları olmuşlardır. Fakat tüm bunlar, Melkor'un Valinor'daki tutsaklığı ile birlikte sona ermiştir. Kısa süreli bir pişmanlık görüntüsünün ardından, Melkor öfke ile hareket ederek Valar Ağaçlarını yok etmiştir. Bunun ardından Orta Dünyanın kuzeyine kaçarak, Demir Dağlarındaki Angband kalesine yerleşmiştir. Çatışmalar Beleriand'a doğru yayıldığında Arda Barışı ve bununla birlikte Yıldızların Çağları sona ermiştir.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 15:17:50
Fangorn Ormanı Hakkında Kısa Bir Bilgi

Orta dünyanın en yaşlı ormanıdır.Bu ormanda tıpkı orman gibi orta dünyanın en eski ırkı Entler yaşar.Uruk-hailer bu ormandaki ağaçları keserler ve ormana zarar verirler.29 Şubat 3019'da Fangorna iki hobbit gelir ve ağaçsakalla karşılaşırlar uzun süre konuşup bu iki hobbitin ork olmadığı kanısına varırlar ve hobbitlerle Isengarda saldırdılar bu onlar için çok rahat oldu çünkü Saruman tüm uruklarını miğfer dibine göndermişti ve savunmasızdı böylece Fangorn entleri ve hobbitler hem Isengard tehditini ortadan kaldırdı hem de Fangorna artık zarar verilemedi..
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 15:19:47
Orta Dünya Yanıyor

"Elessar'ın varisi II.Aranel'in dönemleri çok eskide kaldı...Ah ne yazık bizlere! Elf Işığımız sönüyor.Güzel Ireth'imiz bile bize yardımcı olamadan göçüp gitmedi mi? !Lakin,hiçbir şey bitmedi..."

Bu sözler yüce bir elfin ağzından dökülüyordu..Aranel ve Ireth çok özleniyorlardı ama geri dönemezlerdi..Lord Sethi'nin döndüğünü,Aranel'in 4.göbeğinin hain çıkacağını bilemezlerdi..


Aranel'in 4.göbeğindeydi yönetim..2 erkek çocuğu üstlenmişlerdi..Birbirine kuzendiler...Ama biri ruhunu tamamen Kara Lord'a sattı.Mordor'dan yayılan kötülük insanlara yeniden Elessar'ın ve Aranel'in hatta çok eskilere bile Elendil'in yazgısının geri döndüğünü söylediler..Fakat kötülük olabildiğince ilerlemişti, Khand'da yeniden başladı ve Kuzey'de Kuyutorman`ın güneyini, Minas Tirith'i ve daha bir çok Rohan ve Gondor toprakları alındı..Hain olan Kral I.Romandol kahkaha atıyordu. İyi olan Kral III.Hentoa odasına çekilmiş atalarına layık olamadığı için Numenore Göz Yaşını döküyordu..Acilen bir şey bulmalıydı..Ama yapabilecek en iyi stratejik hareketlerini yapmıştı..Tamamen Arnor'a çekilmişlerdi artık..Başka ne yapabilirdi ki? Ne? Bir şey bulmalıydı..

Atını 12 adamıyla beraber Arnor'da Annuminas'a sürdü. Çünkü atası II.Aranel'in kitabesi oradaydı..Atından indi..Orta Dünya'da sonbahardı ve doğudan ve güneyden gelen ateş kokusu her yanı sarmıştı..12 gün boyunca burada kaldı.Ama o zamana kadar ister Sethi olsun,ister ise Romandol olsun boş durmadılar.Artık Hentoa onun kötü olduğunu biliyordu ve en iyi Numenore Silahşörlerini onu yakalamak için yollamıştı..

Fakat kötülük Anfalas'a kadar ilerlemişti..Bir İmparatorluk kurmuşlardı artık.Ve geri dönüşü belki de yoktu.Güney'de ünlü bir Numenore Komutanı vardı..İsmi atalarından gelen adıyla IV.Wladamir'di..İlginçti ama şu ana kadar hiç savaş kaybetmemişti..Güney'de Anfalas'ı onlar savunuyordu.

Kral Hentoa kitabeyi okudu..Ve çağırabildiği kadar adam çağırdı..şimdi 25.000 olmuşlardı.. Düşman ise yaklaşık 300.000'di..Kitabeyi yolda çevirdi ve giderken ordusuyla Enedwaith'te bir İstari'nin mezarının baş ucuna koydu.Teğmen Hunter"efendim..ama..ne yapıyorsunuz??"diye karşı çıkıştı.Lakin Kral ona karşı sessizliğini korudu.

Anfalas'ta savaş devam ediyordu..Kral Hentoa'da katılmıştı ve 11.günüydü..12.günde...

Gökten bir ışık süzmesini takip eden binlerce insan geldi. Kafalarında taçları,pelerinleri..Onlar Numenore Kral ve Kraliçeleriydiler..Kılıçları parıldıyordu..En önde Elendil, Elessar ve Aranel at sürüyorlardı..Onları Güney Gondor'a boş topraklara kadar sürdüler..Ve orada çürümeye mahkum edildiler..

Kral Hentoa taç giydi..Kuzeninin'de Güney Gondor'da çürümesini izledi..Onun için üzülmüştü.Şimdi onu zor bir iş bekliyordu..Orta Dünya'yı toparlamak!!! "
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 15:29:42
Tol Eressëa


Binbir Çeşit Çiçeğin Adası

Ölümsüz Topraklar? da yer alan, Mallorn ağaçlarının yurdu büyük, geniş bir adadır. En önemli şehri ve merkezi, doğu kıyısındaki liman kenti Avallone? dur. İlk zamanlarda, Ayıran Denizlerin (Belegaer) ortasında, her türlü kara parçasından uzaktadır. Önceden Adanın doğu ucu, Vala Ulmo Adayı Elfleri Aman? a taşımak için kullanırken kopmuş ve Balar Koyu? nda kalarak Balar Adası? nı oluşturmuştur. Ana kısım ise Valinor? da Eldamar Koyu? nda kalarak Tol Eressea? yı meydana getirmiştir. Zamanla Aman? dan gelen Teleri Elfleri bölgeye yerleşmiştir, Alqualondë? ye gidene kadar da Adada kalmışlardır. Daha sonra Birinci Çağın bitiminde, sürgün edilmiş Orta-Dünya Elfleri olan Noldor ve Sindar Elflerinin evi olmuştur. Aynı zamanda, Frodo, Bilbo ve Sam? in, Ölümsüz Diyarlar? a seyahatleri izin verildiği zaman gelip yaşadıkları topraklardır.

J.R.R. Tolkien? in yarattığı evrenin ilk zamanlarında Tol Eressea, Anglosaksonların Büyük Britanya? ya gelişinin mitolojik temeli olarak, Elflerin yerlisi olduğu bir çeşit Kutsanmış Adadır. Büyük Britanya? nın ya da eski Gal dilindeki karşılığı Albion? un, İngilizlerin yerleşmesinden önceki mitolojik karşılığı olarak düşünülür. Adanın ana şehri Kortirion, günümüzde Büyük Britanya Adası? nın İngiltere kısmının merkezi olan Warwick gibi adanın tam olarak merkezinde yer alır.

Yine Tolkien? in ilk yazılarına göre ada, Aelfwine (ya da Eriol) adında Orta Çağda yaşayan İngiliz (Anglosakson) bir gezgin tarafından ziyaret edilir. Gezgin denizci Eriol, adaya geldiği zaman, Kortirion? daki Kayıp Oyunun Evi? ne uğrar. Elfler Eriol? a, bu eve geldiği zaman çeşitli öyküler anlatırlar. İşte bu öyküler Silmarillion? un alt yapısını oluşturur. İsmi Quenya dilinde ?Yalnız Ada? manasındadır. Tolkien? in Kayıp Öyküler Birinci Kitapta, ?Kortirion? olarak başlık atıp yazdığı bir şiiri de vardır. Sonradan Tolkien Tol Eressea? nın Albion ile ilişkilendirilen bu kimliğini, batıdan çok uzaklarda Valinor? da bir ada olarak tanımlamasıyla geçersiz kılmıştır.

Bir başka hikâyeye göre ise, Tol Eressea? nın sonradan yeri değişmiş ve İngitere? yi oluşturmuştur. İnsanların gelmesiyle de Elflerin nüfusu tükenmiştir. Bunun farklı bir hali olarak; Tol Eressea, İnsanların İngiltere? ye gelmesiyle ülkeden ayrılan Elflerin geldiği bir adadır ve yukarıda bahsettiğim Aelfwine da İngiltere? den onları izlemeye gelir.

Tol Eressëa, Quenya? da ?Yalnız Ada? manasında gelir. Tol kelimesi Ada, eressëa ise yalnızlık demektir. Kısaca Eressëa olarak da anılır. Ortak Lisan? da Yalnız Ada ve Kayıp Ada olarak bilinir.

Coğrafyası

Tol Eressea, Aman kıtasının doğu kıyısındaki Eldamar Koyu? nda yer alır. Valar diyarı olan Valinor, Aman? dadır ve Pelori olarak adlandırılan sıra dağlar, kıtanın tüm doğu kıyısı boyunca yükselir. Eldamar Koyu? nda, Pelor? nin ortasındaki bir boşluk olan Calacirya yani Işık Geçidi bulunur. Tirion şehri, Tol Eressea? ya bakacak şekilde Işık Geçidi? nin üzerinde kuruludur.

Geçit, Valinor? un İki Ağacı? nın yaydığı ışığın, Tol Eressea? nın batı tarafına gelmesine izin verir. Bu yüzden Adanın ışık gören tarafı zengin ve yeşildir. Pelori? nin doğusunda büyüyen bitkiler arasında, ilk çiçek açanlar burada olmuştur. Tol Eressea çiçekleri arasında, Lothlorien? da da yetişen Elanor ile Valinor çiçeği Lissuin de vardır.

Ada, topraklarında yetişen çeşitli birçok ağaç ile ünlüdür. İşte bu ağaçlardan bazıları;

? Oiolairë,
? Lairelossë,
? Nessamelda,
? Malinornë (Mallorn),
? Taniquelassë,
? Yavannamírë,
? Vardarianna,
? Lavaralda

Ak Ağaç Celeborn? un, Yavanna? nın İki Ağaçtan Telperion anısına yarattığı Galathilion? dan bir fide alıp büyütmesiyle oluşmuştur. Sonradan Elfler, Celeborn? un diktiği bu ağaçtan yine bir fide alıp Numenorlulara hediye etmişlerdir. Gondor? un Ak Ağacı buradan gelir. Belirttiğim bütün bu bitkiler hakkında bölümde bulunan bilgiye buradan ulaşabilirsiniz: Orta-Dünya' dan Bitkiler Yazı Dizisi Bölüm 1 ve Bölüm 2

Adanın güneyinde, Gölgeli Denizler ve Büyülü Adalar vardır. Tehlikeli sular, Ölümsüz Diyarlar? a ulaşmak isteyen yabancıların zihinlerini karıştırır ve allak bullak olan gezginler, Eldamar Koyu önündeki adalar zincirinde kaybolurlar. Büyülü Adalar? dan birine çıkabilen biri, artık tuzağa düşmüştür ve hemen derin bir uykuya dalar.

Avallone, Tol Eressea kıyısı üzerindeki güzel beyaz bir liman şehridir. Avallone Kulesi, Ölümsüz Diyarlar? a yaklaşan denizcilerce görülen ilk yapıdır ve Palantirlerin en güçlüsü olan ?Baş Taş? kulede tutulur.

Oluşumu ve Tarihi

Tol Eressea aslında, Aman ve Orta-Dünya kıyılarından uzakta, denizin ortasında duran bir adaydı. Ama Valar Yılları? nın 3450.Yılında, Morgoth? un Valar Lambaları? ndan biri olan Illuin? i yok etmesiyle ortaya çıkan karışıklık ortamında, bulunduğu coğrafya değişikliğe uğradı.

Ağaçların Yılları döneminin 1132.Yılında, Suların Efendisi Vala Ulmo, Adayı durduğu yerden kaldırdı ve Orta-Dünya? nın batı kıyısındaki Balar Koyu? na getirdi. Adayı, Elfleri Ölümsüz Diyarlar? a taşımak için kullandı. İlk olarak Vanyar ve Noldor, Ada üstünde Denizin batı yakasına taşınacaktı. Ada Balar Koyu? ndan ayrılırken doğu ucu koptu ve kopan kısım koyda kalarak Balar Adası' nı meydana getirdi.

Teleri Elfleri, Orta-Dünya kıyılarına ayak uyduramadılar ve Ulmo? nun hizmetindeki Maia Osse? dan deniz hakkında bilgiler öğrenmeye başladılar. Ama 1149da Ulmo Adayla birlikte Orta-Dünya? ya geri döndü ve birçok Teleri, akrabalarının peşinden gitmeyi tercih etti. Böylece 1150de Ölümsüz Diyarlar? a Ada üzerinde taşındılar, 1151de Eldamar Koyu? na vardılar ama Osse ile olan dostlukları ve Denize olan tutkuları yüzünden, kıyıya çıkmak yerine Ada üzerinde yaşamayı tercih ettiler.

Osse da Adayı, tamamen Eldamar Koyu? na bağladı ve o zamandan sonra Ada, Tol Eressea yani Yalnız Ada oldu. Teleri, 1161e (Adaya çıktıkları 1151den bu yana geçen 10 Valar yılı, 100 Güneş yılına eşit oluyor) kadar Adada yaşadı. Aradaki süre boyunca dilleri, Valinor? da yaşayan Vanyar ve Noldor? dan farklılaştı.

Ama Teleri zamanla akrabalarını özledi, İki Ağaç? ın ışığı onları kendisine çekiyordu ve sonunda kıyıya çıkmaya (Valinor? a yani) karar verdiler. Osse onlar nasıl gemi yapılacağını öğrettikten sonra kıtaya doğru yelken açtılar. Kıyıya çıktıktan sonra, Eldamar Koyu? nun kuzey kıyısında, Alqualonde Limanı? nı inşa ettiler.

Morgoth 1495 civarında, İki Ağaç? ı yok etti. Valar ise, Morgoth? un 1500 yılında Ay? a da saldırmasından sonra, daha fazla ileri gitmesini önlemek için Büyülü Adaları ve Gölgeli Denizler? i yarattı. Yine bu dönemlerde, birçok Noldor, Morgoth? un a çaldığı Silmarilleri yeniden elde edebilmek için Orta-Dünya? ya gitti. Valar Noldor? u Ölümsüz Diyarlar? dan sürgün etmişti.

Birinci Çağın sonunda Earendil, Orta-Dünya? dan yola çıkıp Gölgeli Denizler ile Büyülü Adalar? ı başarıyla geçerek Ölümsüz Diyarlar? a ulaşan ilk denizci oldu. Valar? a Orta-Dünya halklarına yardım etmesi için yalvardı ve Valar Morgoth? u Öfke Savaşı? nda yenilgiye uğrattı.

Ardından Valar, Noldor? u affetti ve Noldor? un birçoğu, Tol Eressea? da yaşamak üzere Ölümsüz Diyarlar? a geri döndü. Tol Eressea? ya göç eden Elfler arasında, Birinci Çağ hakkındaki bilgilerin büyük çoğunluğunun kaynağı olan Bilgin Pengolodh da vardı. Tol Eressea Elfleri, Orta-Dünya? da olduğu gibi Adada da Sindarin? i kullandı.

İkinci Çağın başlangıcında Valar, Morgoth? a karşı olan mücadelelerinde Elflere cesurca yardım eden İnsanlara bir hediye olarak Numenor Adası? nı yarattı. Ada Orta-Dünya ile Ölümsüz Diyarlar arasındaki denizde bulunuyordu. Ve bazen Numenor? dan, Tol Eressea? daki Avallone? u görülebiliyordu.

Avallone Kulesi

Tol Eressea Elfleri Numenor İnsanlarına, çok çeşitli kuşlar, çiçekler ve içerisinde, Celeborn? un Nimloth olarak isimlendirdiği Ak Ağaç? ın bir fidesinin de bulunduğu ağaçlar hediye ettiler. İlk başta Elfler ve Numenorlular arasında bir dostluk başladı, Tol Eressea? dan birçok gemi Numenor? a gitti. Ama İnsanların batıya, Ölümsüz Diyarlar? a doğru seyahat etmeleri yasaklanmıştı. Çünkü Valar, eğer buna izin verirlerse İnsanların içinde, hiçbir zaman elde edemeyecekleri ölümsüzlüğe karşı bir arzu doğacağından korkuyordu.

Ve Numenor halkının büyük bölümü ölümsüzlüğe gıpta etti ve onu şiddetle istedi, böylece Elflerle yabancılaştılar. Ama kendilerini İnançlı olarak nitelendiren bir grup, Elflerle dost kaldı. İnançlılar, Numenor? un batı kıyısındaki Andunie Limanı? nda yaşıyorlardı ve Tol Eressea Elfleri de onları ziyaret etmeye devam etti. 2899-2962 yılları arasında hüküm süren Ar-Adunakhor? un saltanatında ise bu eylemi gizlice sürdürdüler.

Tol Eressea Elfleri, Ar-Gimilzor? un kral olduğu dönemde (3102-3177) Valar? a casusluk yapmakla suçlandılar ve Numenor? a gelmeleri artık yasaklandı. Elflerle iletişime geçenler de cezalandırıldı. Ar-Pharazon 3319da Sauron? un etkisiyle, ölümsüzlüğü kazanabilmek için Ölümsüz Diyarlar? ı işgal etmeye kalkıştı. Saldırı filosu, Eldamar Koyu? nu doldurmuş ve Tol Eressea? yı çevrelemişti.

Valar? ın çağrısıyla Eru, olaya müdahale etti ve Ar-Pharazon? un filosuyla birlikte tüm Numenor? u sulara batırdı. Elendil? in başında olduğu İnançlı grup ise, Orta-Dünya? ya kaçtı ve Gondor ile Arnor Krallıklarını kurdu. Elfler Amandil? e yedi Palantir vermişlerdi, Amandil de onları Elendil? e ve kurduğu krallıklara emanet etti. Taşlardan Elendil Taşı olarak anılanı, Tol Eressea? daki Avallone Kulesi? nde bulunan en güçlü taşa bağlandı.

Eru Numenor? un Çöküşü? nden sonra dünyanın şeklini tamamen değiştirdi. Denizler büküldü ve dünya yuvarlak hale geldi, Aman ile Tol Eressea Dünya Küreleri? nin dışına çıkarıldı ve böylece İnsan gemilerinin ulaşabilmesi imkânsızlaştı. Ama Elf gemileri, limanlar üzerinde bir köprü görevi görerek Ölümsüz Diyarlar? a kadar ulaşan görünmez bir yol olan Düz Yol? u (the Straight Road) aşabilme yetkisine sahiplerdi. Üçüncü Çağ boyunca birçok Elf, çoğunlukla Gri Limanlar' ı kullanarak Orta-Dünya? yı terk etti.

Yüzük Savaşı? nın ardından, Tek Yüzük? ün taşınmasının getirdiği büyük sıkıntılardan dolayı, Frodo ve Bilbo Baggins? e Ölümsüz Diyarlar? a yelken açabilmeleri için özel bir izin verildi. Galadriel Frodo adına Valar? a dua etti ve Arwen de, aynı zamanda Valar? ın elçisi olan Gandalf? tan aracılık yapmasını istedi.

Frodo ile Bilbo, 29 Eylül 3021de Gri Limanlar? dan gemiye bindiler. Dördüncü Çağın 61.Yılında, Sam de onlara katıldı. Hepsi ölümsüzdü ve nihayetinde öldüler, ama Valar? ın ışığı altındaki Tol Eressea? da, kalan günlerini huzur içinde geçirdiklerine inanılır.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 15:31:44
Dört Gözle Beklenen Davet

Arwenerya göndermiş "Çıkın Çıkmazı'ndan Bay Bilbo Baggins kısa bir süre sonra yüz on birinci yaşgününü debdebeli bir davet ile kutlayacağını ilan ettiğinde Hobbitköy'de büyük bir heyecan yaşanmış ve söylentiler alıp yürümüştü.
Bilbo hem çok zengin hem de acayip biriydi; ayrıca tuhaf bir biçimde ortadan yokolup beklenmedik bir şekilde geri dönüşünden beri, yani altmış yıldır, Shire'ın merak konusuydu. Yolculuklarından alıp getirdiği servet yöresel bir efsane halini almıştı bile; yaşlılar ne derse desin hemen hemen herkes Çıkın Çıkmazı'ndaki Tepe'nin ağzına kadar define dolu tünellerle örülü olduğuna gerçekten inanıyordu. Ve bütün bunlar Bilbo'yu ünlü yapmaya yetmezmiş gibi, şayanı hayret bir özelliği daha vardı: Bitmek nedir bilmeyen dinçliği. Zaman, akıp gitse de Bay Baggins'e pek etki etmiyor gibiydi. Doksan yaşında, elli yaşındaki halinden pek farklı görünmüyordu. Doksan dokuz yaşında ona yaşını göstermiyor demeye başladılar; fakat yaşlanmıyor demek daha isabetli olurdu. Başlarını sallayıp böyle bir şeyin haddinden fazla iyi olduğunu söyleyenler de vardı; bir kişinin, hem (rivayete göre) bitmek tükenmek bilmeyen bir servete, hem de (görünüşte) ebedi bir gençliğe sahip olması haksızlıktı. "Bunun hesabını verecektir," diyorlardı. "Bu tabii bir şey değil, sonu selamet olmaz."


Fakat henüz bir bela gelmemişti Bay Baggins'in başına ve Bay Baggins paradan yana eli açık biri olduğu için hobbitlerin çoğu onun garipliklerini ve talihli olmasını hoş görmeye hazırdı. Akrabalarıyla ilişkisini karşılıklı ziyaretler seviyesinde tutmuştu (elbette ki Torbaköylü Bagginsler hariç), ayrıca yoksul ve önemsiz hobbit aileleri arasında da bir sürü sadık hayranı vardı. Ama genç kuzenlerinden bazıları yetişinceye kadar hiç yakın arkadaşı olmamıştı.
Bu kuzenlerin en büyüğü ve Bilbo'nun en gözde kuzeni genç Frodo Baggins idi. Bilbo doksan dokuz yaşına geldiğinde Frodo'yu evlat edinip onu varisi yapmış ve bundan sonra yaşamını sürdürmesi için Çıkın Çıkmazı'na getirmişti; böylelikle sonunda Torbaköylü Bagginsler bozguna uğramış oluyorlardı. Bilbo ile Frodo'nun yaşgünü aynı güne denk geliyordu: Eylülün yirmi ikisine. "Frodo, en iyisi sen de gel burada yaşa evlat," demişti Bilbo bir gün, "o vakit yaşgünlerimizi rahatlıkla birlikte kutlayabiliriz." O zamanlar Frodo daha ara yıllarındaydı; bu, hobbitlerin çocukluk yılları ile reşit oldukları otuz üç yaş arasında, başlarında kavak yellerinin estiği yirmili yaşlarıdır.

Aradan on iki yıl daha geçmiş, Bagginsler Çıkın Çıkmazı'nda her yıl son derece canlı geçen çifte yaşgünü davetleri vermişlerdi; fakat artık bu güz, oldukça beklenmedik bir şeylerin tasarlanmakta olduğu anlaşılıyordu. Bilbo yüz on bir yaşına basacaktı; 111, bu bir hayli ilginç bir sayı ve bir hobbit için son derece saygın bir yaştı (Yaşlı Took bile sadece 130 yaşına ulaşabilmişti) ve Frodo otuz üç, 33 yaşında olacaktı, bu da önemli bir sayıdır: "rüştüne erme" zamanı.
Hobbitköy ile Subaşı'nda, çeneler durmak nedir bilmeden çalışmaya ve yaklaşmakta olan davetin söylentileri tüm Shire'da gezinmeye başladı. Bay Bilbo Baggins'in geçmişi ve kişiliği bir kez daha muhabbetlerin baş konusu halini aldı ve yaşlılar aniden hatıralarının kıymete bindiğini fark ettiler.
Kimsenin, Babalık olarak bilinen ihtiyar Ham Gamgee kadar pür dikkat kesilmiş dinleyicileri olamazdı. Babalık, Subaşı yolunda küçük bir han olan Sarmaşık'ta, haklı bir salahiyetle konuşup duruyordu; çünkü tam kırk yıldır Çıkın Çıkmazı'ndaki bahçeye o bakıyordu ve daha önce de aynı işte çalışan yaşlı Holman'a yardım etmişti. Artık kendisi yaşlandığı ve mafsalları sertleşmeye başladığı için işin çoğunu en küçük oğlu Sam Gamgee üstlenmişti. Baba oğul, her ikisi de Bilbo ve Frodo'yla iyi dosttu. Onlar da Tepe'de, Çıkın Çıkmazı'nın hemen altındaki Çıkınsaçması Sıraoyukları, 3 Numara'da oturuyorlardı.
"Hep söylemişimdir; Bay Bilbo gayetlen kibar, pek de tatlı dilli bir beyhobbittir," diye beyan etti Babalık. Bu tamamiyle doğruydu: Çünkü Bilbo ona "Hamfast Efendi" diye hitap ederek ve sebze yetiştirmek konusunda her zaman fikrini alarak son derece terbiyeli davranırdı ? "kökler" ve özellikle de patates konusunda Babalık etraftaki en yetkili kişi diye bilinirdi (kendisi de bunun böyle olduğunu kabul ederdi).
"İyi de, onunla oturan şu Frodo neyin nesi?" diye sordu Subaşılı Yaşlı Noakes. "Tamam, ismi Baggins, ama dediklerine göre yarı yarıyadan çok Brandy-buck sayılırmış. Hobbitköylü bir Baggins neden ta orada, ahalinin o kadar garip olduğu o Erdiyarı'nda kendisine bir kız arar, hiç anlamam."
"O kadar garip olmalarına hayret etmemek lazım," diye söze karıştı Çift-ayak Baba (Babalıkların kapı komşusu), "Brendibadesi Nehri'nin yanlış yakasında, Yaşlı Orman'ın tam kenarcığında yaşarlarsa, tabii tuhaf olurlar. Anlatılanların yarısı bile doğru olsa, oranın karanlık, kötü bir yer olduğu çıkıyor ortaya zaten."
"Doğru dedin Baba," dedi Babalık. "Gerçi Erdiyarlı Brandybucklar Yaşlı Orman'ın içinde yaşıyor değiller; ama belli ki garip bir soyları var. O büyük nehirde kayıklarla avarelik ediyorlar ? bu hiç de normal bir şey değil. Bana soracak olursanız, böyle bir şeyden maraza çıkmasına şaşırmamak lazım. Fakat yine de, yani hal böyleyken bile, Bay Frodo görüp görebileceğiniz en iyi hobbitlerden biridir. Sırf şeklen değil, her bakımdan Bay Bilbo'ya çekmiş. Ne de olsa, babası bir Baggins idi. Son derece nezih, saygıdeğer bir hobbit idi Bay Drogo Baggins; ta ki booluncaya kadar onun hakkında söylenebilecek pek bir şey bulamazdınız."
"Booluncaya kadar mı?" dedi birkaç ses. Bunu ve biraz daha karanlık olan başka söylentileri de duymuşlardı daha önce elbette, ama hobbitlerin aile geçmişine karşı aşırı bir merakları vardır; bu olayı bir kez daha dinlemeye hazırdılar.
"Eh, öyle diyorlar," dedi Babalık. "Şimdi bakınız: Bay Drogo, fukara Bayan Primula Brandybuck ile evlenmişti. Primula bizim Bay Bilbo'nun anne tarafından birinci dereceden kuzeni olur (annesinin Yaşlı Took'un en küçük kızı olması dolayısıylan) ve Bay Drogo da ikinci dereceden kuzeni olur. Böylece Bay Frodo onun bir nesil alttan hem birinci, hem de ikinci dereceden kuzeni olmuş oluyor, bizde öyle denir ya, hesabı sizden. Bay Drogo iştahına pek düşkün olduğu, kayınpederi ihtiyar Gorbadoc'un Brendi Konağı'nda da hep mükellef sofralar kurulduğu için, evlendikten sonra sık sık kayınpederinin konağına yatılı misafir gidermiş; gene böyle bir misafirlikte Brendibadesi'nde kayığa binmiş; karısı da kendisi de boolup gitmişler, zavallı Bay Frodo da çocuk başıyla kalakalmış."
"Benim duyduğuma göre, akşam yemeğinden sonra, mehtapta suya açılmışlarmış," dedi yaşlı Noakes, "kayık da Drogo'nun ağırlığından batmış."
"Ben de kadının onu suya ittiğini, onun da kadını kendisiyle birlikte suya çektiğini duydum," dedi Hobbitköy'ün değirmencisi Kumlukişi.
"Her duyduğuna inanma Kumlukişi," dedi değirmenciden pek hoşlanmayan Babalık. "İtmekten, çekmekten konuşmanın âlemi yok. Sen bela aramadan yerli yerinde otursan da, kayık dediğin yeterince tehlikelidir zaten. Her neyse: Sonunda bizim Bay Frodo, hem öksüz hem de bütün o garip Erdiyarlılar arasında mahsur kalakalıp her nasılsa Brendi Konağı'nda büyümüş. Dediklerine göre Konak da handan betermiş hani. Yaşlı Efendi Gorbadoc'un orada hep birkaç yüzden fazla akrabası olurmuş. Bay Bilbo, delikanlıyı doğrudürüst bir halk arasına getirip gelivermekle yaptığı iyilik kadar büyüğünü yapmamıştır şimdiye kadar.
"Hem böylece o Torbaköylü Bagginsler de günlerini görmüş oldular. Vaktiyle Bay Bilbo burdan gidip öldü diye duyulduğunda, bunlar Çıkın Çıkmazı kendilerine kaldı diye heveslenmişlerdi. Sonra bizimki çıkageliyor ve onları kovuyor; üstelik yaşıyor babam yaşıyor; şu işe bakın, bir gıdım bile yaşlanmış görünmüyor! Sonra birdenbire bir de varis çıkartıyor ortaya, bütün kâğıtları da yoluyla yordamıyla hazırlatıyor. Artık Torbaköylü Bagginsler, Çıkın Çıkmazı' nı rüyalarında bile göremezler hayırlısıyla."
"Oraya, epey bir miktar para istiflenmiş diye duymuşluğum var," dedi Batıdirhem'deki Ulığ Kazın'dan bir iş için gelmiş olan bir yabancı. "Duyduğuma göre sizin şu tepenin üst kısmı tünellerle delik deşikmiş, hepsine de ağzına kadar altın, gümüş ve zıynatla dolu sandıklar istiflenmiş."
"O halde sen benim diyeceğimden fazlasını duymuşsun," diye cevap verdi Babalık. "Ben zıynat falan bilmem. Bay Bilbo'nun eli boldur; göründüğü kadar, paradan yana bir eksiği de yok; ama ben tünel kazıldığını duymadım. Bay Bilbo'yu geri döndüğü zaman görmüştüm; bu altmış yıl öncesinin, benim delikanlı olduğum zamanların hikâyesidir. Yaşlı Holman'ın yanına çırak olarak gireli pek olmadıydı (babamın kuzeni olması dolayısıyla çırak gittiydim) o da satış zamanı, elâlem bahçeden geçip orayı burayı çiğnemesin, etrafa bakarak olayım da ona yardım edeyim diye beni Çıkın Çıkmazı'na getirdiydi. Birdenbire ne görelim, bütün o kargaşanın tam ortasında Bay Bilbo bir midilli, dev gibi birkaç bohça, birkaç da sandık ile Tepe'den yukarı çıkagelmesin mi? Yükünün kısmı küllisi, dağları bile altındandır dedikleri o yabancı yerlerden toplanmış definelerle doluydu mutlak; ama öyle tüneller dolduracak kadar bir şey yoktu. Gerçi benim Sam bu konuları daha iyi bilir. Habire Çıkın Çıkmazı'na girip çıkıyor. Bayılıyor eski zamanların hikâyelerine, Bay Bilbo'nun da bütün hikâyelerini dinliyor. Bay Bilbo ona harfleri de gösterdi ? kötü bir niyetle değil ama, yanlış anlamayın. Umarım sonu da kötü gelmez.
"Elfler ile Ejderhalar mı!, diyorum ona. Lahanalarla patatesler, seninle bana daha çok yaraşır. Gidip burnunu senden daha büyüklerin işine sokma, yoksa boyundan çok büyük bir belaya bulaşırsın, diyorum. Başkaları da bu sözümden kendine hisse çıkarsa fena olmaz," diye ekledi, yabancı ile değirmenciye bir bakış atarak.
Fakat Babalık dinleyicilerini ikna edemezdi. Bilbo'nun servetinin efsanesi, genç hobbit neslinin aklına artık iyice nakşolunmuştu.
"İyi hoş da, herhalde getirdiği o ilk servete durmadan bir şeyler ekleyip duruyordur," diye savundu değirmenci, genel düşünceyi dile getirerek. "Sık sık evinden ayrılıyor. Sonra onu ziyaret edip duran şu yakışıksız tiplere bir bakın: Geceleri gelen cüceler, sonra o yaşlı gezgin hokkabaz Gandalf falan. Sen ne dersen de, Babalık, Çıkın Çıkmazı garip bir yer ve evin ahalisi evden de garip."
"Asıl sen ne dersen de, Bay Kumlukişi; kayıkları ne kadar bilirsen, bu konudan da o kadar anlarsın ancak," diye cevabı yapıştırdı Babalık. Değirmenciye artık iyice siniri kalkmıştı. "Eğer bu gariplikse, bizim buralara daha çok gariplik lazım gelir. Pek uzaklarda olmayan birileri var ki, duvarları altından yapılmış bir oyukta yaşasa bile arkadaşına bir bakraç bira ısmarlamak aklına gelmez. Ama Çıkın Çıkmazı'ndakiler hürmete layık şeyler yapıyorlar. Bizim Sam herkesin davete çağırılacağını ve gelen herkese armağanlar, dikkatinizi çekerim, armağanlar, verileceğini söylüyor ? bu içinde olduğumuz aydan bahsediyoruz."

Eylül ayındaydılar; öyle bir eylül ki eylüllerin en güzeli. Bir iki gün sonra, davette havai fişek gösterileri olacağı ve dahası, hemen hemen bir asırdır, hatta Yaşlı Took öldüğünden beri Shire'da böyle bir gösterinin görülmemiş olduğu hakkında bir söylenti (büyük bir ihtimalle olaylara vakıf Sam tarafından) yayıldı.
Günler geçti ve O Gün yaklaştı. Bir akşam, acayip denklerle dolu acayip görünüşlü bir yük arabası Hobbitköy'e girip Çıkın Çıkmazı'ndaki Tepe'yi zahmetle tırmanmaya başladı. Bu işe şaşıran hobbitler, ağızları bir karış açık, lambaların aydınlattığı kapılarından at arabasını seyre koyuldular. Arabada garip şarkılar söyleyen dışarlıklı kişiler vardı: Uzun sakallı, uzun kukuletalı cüceler. Bunlardan birkaçı Çıkın Çıkmazı'nda kaldı. Eylülün ikinci haftasında başka bir at arabası da günün ortasında, Brendibadesi tarafından, Subaşı'ndan geçerek geldi. Arabayı yaşlı bir adam tek başına kullanıyordu. Uzun gri bir cübbe giymiş, sivri uçlu yüksek mavi bir şapka ve gümüş rengi bir boyun atkısı takmıştı. Uzun beyaz bir sakalı ve şapkasının kenarından taşan orman gibi kaşları vardı. Küçük hobbitçocuklar bütün Hobbitköy boyunca, ta tepenin üstüne kadar at arabasının ardından koştular. Tahmin ettikleri gibi, arabanın yükü havai fişeklerdi. Yaşlı adam Bilbo'nun ön kapısında yüklerini boşaltmaya başladı: Her biri, iri kırmızı bir G harfi ve elf rünü ile işaretlenmiş, çeşit çeşit, boy boy havai fişek vardı arabada. Devamını siz biliyorsunuz zaten."
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 15:34:17
Gollum ve Kıymetlisi

Ne yapacağını bilmiyordu. Kıymetlisini kaybettiğindem beri kendini çıplak hissediyordu. Herşey o pis, şişko hobbitin yüzündendi. Eğer kıymetlisini ondan çalmasaydı şimdi herşey daha güzel olabilirdi. Keşke bilmecesini bilmediği halde onu bırakmasaydı. Ama artık çok geçti çünkü pis hobbit çoktan gitmişti. Sonunda onu -kıymetlisini- aramaya kararverdi, ama nerede olduğunu bilmiyordu. Kıymetlisi özeldi, onu takan kişiyi kimse göremiyodu. Bunu farketmesi çok işine yaramıştı, avlanırken o leziz balıklar onu göremiyolardı, ama artık kıymetli nerde bilmiyordu. Kıymetlisini aramaya sadece Sarıyüz ve Beyazyüz olmadığı zamanlarda çıkıyordu diğer zamanlarda farklı inlerde, mağaralarda uyuyordu.

Böyle gecelerce dolandı, azkalsın pis elflere yakalanıyordu. Ama onlardan orklar sayesinde kurtulmuştu. Elfler tam onu yakalarken birden bire orklar saldırmış ve elfler onlarla meşkulken ellerinden kurtulmuştu. En çok korktuğu da o yaşlı büyücüydü. Onun bakışlarından nefret ediyordu ama hayır en çok o pis hobbitten nefret ediyordu.

Sonunda olan olmuş yakalanmıştı,hemde iğrenç orklar tarafından. Aylarca Cirith Ungol'da ellerinden gelen bütün işkenceleri yaptılar ve ondan kıymetlisinin yerini söylemesini istediler. Ama o kıymetlisini elinden alacaklarını biliyordu, o yüzden hiçbirşey söylemek istemiyordu. Fakat ona kıymetlisinin yerini söylerse onu bulup geri getireceklerine dair söz vermişlerdi, -orkların sözüne ne kadar güvenilirse- oda ismi vermişti 'Bilbo Baggins' bunu duyunca onu serbest bıraktılar, ve o da tam özgürlüğe alışmışken ihtiyar büyücü onu yakalamıştı. Ona bildiği bütün şeyleri anlattı çünkü büyücünün gözleri onu korkutuyordu ve ona yalan söylerse ona orklardan daha fazla acı çektirebileceğinden emindi.

Daha sonra başka yerlerde kıymetlisini ararken sonunda onu buldu. Kıymetlisi başka bir hobbitin elindeydi daha doğrusu boynunda ama o burdan bile onun pırıltılı yüzeyini seçebiliyordu. Mutlaka onu ele geçirmesi gerekiyordu ama nasıl. Sonunda beklediği fırsat doğmuştu grup sonunda Amon Hen de dağılmıştı ve kıymetlisi bir sandalla kaçmıştı.Mutlaka onu takip etmeliydi, öyle de yaptı ama tam ele geçiriyorduki pis hobbit onu yakalamıştı. İyi ki hobbit Onu öldürmemişti. Sonunda hobbiti efendisi, kıymetlisinin efendisi olarak bir süreliğine kabul etmişti ve ona zarar vermiyeceğine dair söz vermişti hem de kıymetlisinin üzerine. Ama o kendisinin zarar vermicene dair söz vermişti. Bu işi Shelob yapabilirdi ve onla anlaştı hobbiti öldürecek ama kıymetliyi zavallı smegola verecekti.Nitekim öyle de olmak üzereydi ta ki Efendinin arkadaşı şişko hobbit ona ve Sheloba engel olmuştu ama Efendiyi ve kıymetliyi orklar Cirith Ungola götürmüşlerdi.

Bekledi, günlerce bekledi ve sonunda kıymetlisini buldu Mounth Dooma gidiyordu. Eyvah! Efendi kıymetlisini yok edecekti. Bu kadar uğraşın sonunda bunu Smegola yapamazdı. Zaten yapamadı da Efendi kıymetliyi atmaktan vaz geçip taktı işte aradığı fırsat. İzleri takip edip Efendisinin üstüne ayladı ve kıymetlisini bulunduğu parmağı ısırıp kopardı. Ama bu onu sondan kurtaramadı. Ayağı kaydı ve uçurumdan aşağı düştü. Yine de hiçbirşey umrunda değildi. Çünkü kıymetlisi yanındaydı. İşte Gollum Kıyamet Çatlaklarından aşağı düşerken bunları düşünüyordu. En çokta kıymetlisini...."
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 15:37:34
Zehirli Morgul Kılıcı

Nazgul Lordu'nun silahı.Morgul-bıçağının ağzı uzun,inceydi ve soluk bir ışıkla kor gibi parlardı.Kabzasında gizli şeytani yazılar bulunurdu.

6 Ekim 3018'de Nazgul Lordu,Frodo Baggins'i Morgul-bıçağıyla Fırtınabaşı'nda bıçakladı.Kılıcın ucu,Frodo'nun sol omzunda durdu ve kalbine doğru gitmeye başladı.Frodo ağır hasta oldu,omzu ve kolu soğudu ve uyuştu;gözleri karardı.Frodo zamanla Sauron'un egemenliği altında olan bir hayalet haline gelebilirdi.
Yara Frodo'nun vücudunda,Elrond 23 Ekim'de kıymığı alana dek 17 gün boyunca durdu.Frodo iyileşmek için kendini topladı;fakat yara onu Orta Dünya'da kaldığı sürece,özellikle de saldırının her yıldönümünde rahatsız etmeye devam ediyordu.Gandalf,Frodo'nun yaralanmış kolunun bir kısmında,bir saydamlık farketti.
Morgul bıçağının ağzı Frodo yaralandıktan sonraki gün sabah ışığında kırıldı.Aragorn kılıcın kabzası ile ilgili tuhaf bir dilde şarkı söylüyordu.Daha sonra Aragorn kılıcı Rivendell'e getirdi.Frodo'nun omzundaki temizlenen yara eridi gitti.

İsimler ve Etimoloji:


Morgul kelimesinin anlamı kara büyücü demektir.'Mor'>kara,'gûl'>'ngol' kelimesinin anlamı olan ilim,irfan,bilgi kelimelerinden gelen büyücü anlamındadır.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 15:41:03
Dokuzlar Üzerine

Onlar insandı.Her biri ulu bir kraldı. Ama aldatıcı Sauron onlara dokuz Güç Yüzüğü verdi. Tamahkarlıklarının kör ettiği bu krallar yüzükleri alıp birer birer karanlığa gömüldüler. Sonunda Sauron'un kölesi oldular. Onlar Nazgûl, Yüzüktayfları...


Filmde Aragorn böyle tanıtıyordu onları. Ancak onların dehşetini anlatmaya yetmez bu sözcükler. Onlar Kara Numenoreanlardandı. Belki daha da kötüsü. Ancak kendi zamanlarına göre oldukça büyük işler yaptıkları kesin. Korkunç, ama büyük işler. Evet, Liderleri koca Arnor'u yok edebilecek kadar güçlendi. Bunlar değişik yerlerde krallıklar kurdular ve kendileri için çalıştılar.

Krallıklarının nerede olduğu muamma olan sekizi, etrafa kötülük saçmaya başladıklarında Wicth-King Arnor'a göz dikerek Angmar diyarını kurdu. Diğer sekizi muamma dedim çünkü elimdeki kısıtlı kaynaklar onu söylüyor.


Her şeyin kaynağı, Sauron'un Numenore Adasında kazandığı insan dostları olmuştu. Bunlar adanın yıkımından önce Orta Dünya'ya sefere çıkıp bu yıkımdan kurtulan Kara Numenoreanlardı, Sadıklar değil. Ancak Sauron ile ittifak yapmaya yanaşmadılar. Çünkü yaşadıkları yerin yıkımından onu sorumlu tutuyorlardı.

Bu güçten mahrum olmak istemeyen Sauron bu adamları bir şekilde kendine bağlamak niyetindeydi. O sıralar Tek Yüzük üzerindeki çalışmaları son demine varmıştı. Onları aklına getirerek düşündü ve dokuz reisleri olduğunu hatırladı. Eğer onları ele geçirebilirse, emrindeki adamları da kendine bağlayabilmesi zor değldi. Sonunda yüzüğe verdiği son büyük gücünü de Elflerin yaptığı Dokuz Güç Yüzüğünü birbirine, onları da Hükmeden Yüzük'e bağlamaya harcadı. Izdıraplı bir aşama oldu ama üstesinden geldi. Sonunda Tek Yüzüğü tamamladı. Onu gizli tuttu. Cücelerde ki Yedileri ele geçirdi. Sonra Üçlere göz dikti. Onları bulamadı çünkü Celebrimbor onları saklamıştı. Dokuzları bulması kolay olmadı lakin ona karşı koyacak bir güç kalmamıştı sanki.

Dokuzları ele geçirmesi onun için bir dönüm noktası olmuştu. Artık insanları insanlara kırdırması daha kolay olacaktı. Sonunda, reisleri yanına çağırdı ve onlara verdiği yüzükler o zayıf iradeleri cezbetmeye yetti. Ama aralarında biri vardı ki çok kudretliydi ve ikna edilmesi gerçekten zor oldu. O Koca Reisti. Adamlarına hükmedebilme gücü çok fazlaydı. Sauron, ona Dokuzların en güçlüsünü bahşedeceğini söyledi. Bununla tüm insanlara hakim olabileceğini anlattı. Bunlara kanan reis boyun eğdi. İnsanlarının arasına döndüğünde sanki onu solmuş gördüler.

Bu krallar, yüzüklerin gücü sayesinde ölmediler. Halkları, Angmar'ın yıkımından sonra yok olmaya başlarken bile onlar ölmediler. Sonsuzlukla lanetlenmişlerdi. Ve bir kahin ölümün gözleri ile, sonradan büyücü-kral adını alacak olan Koca reisin hiç bir ADAMIN elinden düşmeyeceği kehanetinde bulundu.

Her şeyin sonunda, Angmar yok edildi. Son İttifak güçleri Efendilerini yendikten sonra bir müddet saklandılar. Ortaya çıkmaları, Gondor'un zayıflamaya başladığı zamanlara tekabül ediyordu. Sonrasında, bunu fırsat bilerek Minas İthil'i alarak buraya yerleştiler ve Yüzük Savaşı'na kadar ortaya çıkmadılar.

Bedenlerini, ancak canlılarla işleri olduğu zaman belli ettiler. Bunu da bir pelerin yada kıyafet ile yapmak zorunda idiler. Çünkü bedenleri onları sıradan gözler göremezdi. Gölge Aleminde yaşadıkları için dış dünyayı göremezler. Bu yüzden mutlaka bir bineğe ihtiyaç duyarlar. Silahları lanetlerle ve zehirlerle dolydu. Bedenlerine sıradan silahların bir etkisi yoktu. Ancak eski tılsımlarla dolu Elf silahları onlara zarar verebiliyordu. Binekleri olmadan sakat sayılan Dokuzların asıl silahı umutsuzluk ve kara düşler yaymalarıydı. Korkunun kendisiydiler aslında. Ruhları Tek olana bağlıydı. Onu takanları fersahlarca ötelerden görebilirlerdi. Yüzük Savaşı sonunda Tek'in yok olmasından sonra onlar da ortadan kalktı..
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 15:42:53
Fornost Savaşı ve Angmar Tarihi

Büyücü Kral, Sauron'un ruhunun ikinci çağın 1300 yılında Numenordan Dol Guldur'a kaçmış olduğunu öğrendikten sonra Morgomiri de yanına alarak kuzeye geçer. Gunabanddan çeşitli orc ve trollleri hizmetine almakla kalmayıp yaşayan Numenorluları da Kara Numenorlular olarak lanetleyerek hizmetine alır. Rhudar krallığını Angmara yardım etmeleri için tehtid ederek ordusuna güç katar ve son olarak yıkılan Carn Dum kalesini de tekrar inşa ederek Angmar Krallığını kurar ve Arnora saldırır. Böylece Fornost Savaşı başlar.

Şimdi ise kuzey krallıklarında büyük bir savaş hakimdir. Arnor ve Angmar birbirlerine girerler. Cardolon şehri düşer. Arnor Kralı öldürülür. Bunun üzerine Athedain Kralı Argeleb de ölür ve Angmar büyük bir üstünlük kazanırken Arnorda ise siyasi kavgalar başlar ancak buna rağmen Argeleb oğlu Arveleg Arnor kralı olduğunu duyurur ve orduları toparlayarak Angmara karşı, Cardolondaki son savunmasını oluşturarak Amon-Sul tepesine çekilir, oradaki savunmayı genişletir ve surları sağlamlaştırır.Büyücü Kral Amon Sul savunmasını çökertir, Arvalegi öldürür ve kuzey palantirini ele geçirir ancak orduları azaldığı için geri çekilir.

Arvalegden sonraki Arnor kralları 1964 yılına kadar, Büyücü Krala dayandı ancak en sonunda Angmar, Arnora veba bulaştırdı ve bu veba Shire'e kadar gitti. Angmarlı Büyücü Kral, zaman kazanmak için Arnora bir sürü terör olayı gerçekleştirir ve artık Arnorun son kalmış savunma noktası olan Fornosta saldırmaya hazırlanır ve ordularını tekrar toparladıktan sonra saldırıyı gerçekleştirir. Arnorun son kralı olan Arvedui ordularının başına geçer ve Gondordan yardım ister ancak o zamanlar Gondor Rhun istilaları altındadır ve Osgilliath, Haradrim ve Umbar Korsanları tarafından işgal edilmiştir ancak yinede ayrıkvadiden elfler yardıma gelir ancak bu yetersiz olur ve Fornost düşer.

Arvedui Lindona çekilir ve Dunedain halkı Gri Limanlara sığınır ancak Angmarlı Büyücü Kral gaddardır, Arveduiyi öldürmeyi kafasına koymuştur ve bununla birlikte Gri Limanlara saldırır ancak Gondor Doğu istilasından kurtulmuştur ve Osgilliathı geri almıştır bununla beraber Earnur 100 Gondor Askeriyle gri limanlara gelir ve arkadan büyük bir Gondor ordusunu yollar. Glorfindel ise Cirdan'ın ordularına komutanlık eder ve güçlerini Gondor ile birleştirir. Arkadan gelecek olan Gondor ordusu Umbar kuvvetlerini denizde devirir ve Gri Limanlara varırlar. Vebadan rahatsız olan Rhovanion ve Shire'den de yardım gelir. Angmar Kuvvetleri Evendime kadar çekildiler. Angmar Evendimde büyük kayıp verir, Gondor ve Elf orduları Carn-Dum Kalesine saldırır ve ele geçirirler.

Angmar Krallığı Yıkılır. Earnur öldükten sonra Arnor kralı topraksız kalır. Arvedui 2 palantir ile Gri Limanlardan Valinora yelken açar fakat gemisi buzula çarpar ve enkâz altında kalarak boğulur ondan sonra Arnor, dunedain şefleri tarafından yönetilir. Büyücü Kral Minas Ithili ele geçirir ve yeni krallığı olan Minas Morgul haline getirir. Büyücü Kral kaçarken Earnur onun peşinden gitmeye kalkar ancak Glorfindel onu durdurur ve şöyle der. "Onu izleme! Bu diyarlara tekrar dönemeyecek. Düşüşü ise henüz ondan uzak ve ölümü bir erkeğin elinden olmayacak."
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 15:46:37
Faramir'in Seçimi

Gece kara haberi yine ilk akrabalara ulaştırmış Boromir?in ölümü en acı bir şekilde öğrenilmişti. Mordor?da diğer ihanet edenlerle toplanmak için gelen Harad ordusunun bozguna uğratılıp düşmanın Osgiath?ta daha fazla ilerlemesinin nasıl durdurulabileceğinin akıllarını meşgul ettiği bir zamanda ellerine düşen çocuk benzeri bu iki yaratık da neyin nesi idi yoksa Sauron?un yeni bir numarası mı?
Boromir?in yitirilmesinin ardından bilgeliğine daha da çok ihtiyaç duyulan babası da sanki onun kaybının ardından biraz garipleşmiş eski bilge ve metanetli Denethor değildi. Ancak ne olursa olsun babasına konduramıyor, tüm bunları ağabeyinin ölümü ile bağlantılandırıyor ve babası hakkında başka bir şey düşünmeyi kendine yakıştıramıyor yediremiyordu. Bu konuda babasına danışmadıı mıydı?

Sonunda anlamıştı Boromir?i bir daha dönemeyeceği yolculuğa gönderen o rüyanın boş bir rüyadan öte bir kehanet olduğunu. İsildur?un felaketinin ve buçuklukların manasını da öğrenmişti ancak eksik kalan parçalar vardı ve eğer kehanetin bu kadarı doğru ise diğer kısmı da doğru olmalıydı ve demek hobbitelerin ona anlatmadığı birşeyler vardı. Ancak anlatılanlardan Aragorn?un Anarion?un varisi ve Gondor kralı, kırılan kılıcın da İsildur?un kılıcı Narsil olduğunu çıkarması uzun sürmedi. Ayrıca kendisine anlatılmayan şeyler ne olursa olsun Boromir?in gruba ihanet edip arkadaşları tarafından öldürülmediğinden adı kadar hatta kendinden olduğundan daha fazla emindi. Boromir ne kadar hırslı olursa olsun onun bu hırsı ülkesi ve karanlığa karşı insanlığı korumak adınaydı. Bunları yapanın yıllar yılı ortalıkta gözükmeyen Anarion veliahtı yerine kendisi olması için kendini öne çıkarmaya çalışmış olabilirdi fakat ihanet asla. Sebep ne olursa olsun Boromir?in sağlam kişiliğinden ve kararlılığından bir an bile şüphe etmediğinden daha fazla buçuklukları sorgulamaya gerek duymadı. Kehanet gün gibi karşısındaydı ve yapılması gereken yapılmalı buçukluklar herkesin kaderini bağlayan bu kehanetteki görevlerini yerine getirmeli, kendisi de kendine düşen görevi yani Gondor?un savunmasını üstlenmeli idi.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 15:53:29
Thengel

Theoden?in babası olan Thengel Rohan?ın 16.kralıdır.Thengel 2905 senesinde doğdu.Ondan daha büyük olan iki kız kardeşi vardı.

Babaları olan Kral Fengel hırslı,açgözlü ve halkı tarafından sevilmeyen bir kraldı.Thengel birçok konuda babası olan Kral Fengel ile görüş ayrılığı yaşadı ve aralarında sağlıklı bir baba-oğul ilişkisi kurulamadı bu yüzden de Thengel yetişkin olur olmaz Edoras?ı terk ederek Gondor ülkesine gitti.

Thengel Gondor?da birçok sene yaşayarak alışkanlıkları ve diliyle tanındı.Hükümdar Vekilharç Turgon?un hizmetinde büyük onur kazandı.2943 senesinde Thengel 38 yaşında Lossarnachlı Morwen ile evlendi.Morwen kocasından 17 yaş gençti ve Numenor soyundan gelmekle beraber ataları arasında bir Dol Amroth prensi de vardı.

Thengel ve Morwen?in 5 çocukları oldu.Bunlardan 3 tanesi Gondor?da doğmuştu.Gelecekte kral olacak olan Theoden Gondor?da doğdu ve 5 yaşına kadar orda yaşadı.2953 yılında Kral Fengel öldü ve krallığı alması için Thengel Rohan?a çağrıldı.

Thengel Gondor?dan ayrılmakta gönülsüz olsa da krallığını almak için Edoras?a gitti.Thengel bilge ve iyi bir hükümdar olduysa da Rohan halkından bazıları kralın kendi evinde Gondor dilinin kullanılmaya devam edilmesini hoş karşılamadılar.Kral Thengel?in hükümdarlığı süresince büyücü Saruman İsengard?ı güçlendirmeye başladıysa da büyücü tarafından Rohan?a yönelik oluşan tehlike onun zamanında fark edilemedi.

Aynı zamanda Kral Thengel?in hükümdarlığı sırasında Aragorn da Thorongil ismini taşıyarak Rohan ülkesine geldi ve bir süre için krala hizmet amacıyla at sürdü.Thengel?in en küçük çocuğu olan Theodwyn 2963 senesinde doğdu.Kral Thengel 2980 yılında 75 yaşında öldü ve yerine oğlu Theoden geçti.Thengel isminin anlamı eski İngilizcede hükmeden,kral,efendi anlamları taşır.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 15:54:51
Ugluk Hakkında

İsengard?ın Uruk-hai komutanıdır.Ugluk büyük ve güneşten etkilenmeyen ve öteki türlere göre daha güçlü ve uzun boylu olan Uruk-hai kanından kara bir orktu.Saruman İsengard?da büyük bir Uruk-hai ordusu oluşturmuş ve onları bizzat insan etiyle beslemiştir.İsengardlı Uruk-hai büyük bir ak el amblemi taşırlar.

Ugluk 18 Haziran 3019 günü Moria?dan gelen elçiler Saruman?a Kardeşliğin Moria?dan geçtiğini ve güneye ilerlediğini haber verdiğinde İsengard?da bir Uruk-hai komutanı olarak görev yapıyordu.

Saruman Ugluk önderliğinde bir grup Uruk-hai göndererek Hobbitleri ele geçirme şansını denedi.Ugluk?a Tek Yüzük?ten bahsedilmemişti ama Saruman?ın Hobbitlerin sahip oldukları bir silahı istediğinden haberdardı.

4.gün,22 Haziran 3019?da Ugluk komutasındaki Uruk-hai grubu Moria?ya
ulaştı ve Dağ Orklarından bir ordu toplamaya başladılar.24 Haziran günü Gollum?u yakaladılar ama Gollum tekrar kaçmayı başardı.Ugluk bu zamanlarda efendisinin bir büyülü silah istediğini anladı.

Ugluk Moria?dan İsengard?a haberciler gönderdi ve takviye istedi.Saruman Ugluk?un grubuna takviye yolladı.Artık sayıları iyice artmıştı; seksenden fazla İsengardlı Uruk ve yüzden fazla Dağ Orku vardı Ugluk?un emri altında.Ayrıca Saruman Ugluk?a kesin emirler yollamıştı.

?Buçukluklar dışında hepsini öldürün,onları olabilecek en kısa zamanda geri getirin,canlı ve yakalanmış ama ellenmemiş olarak.?

6 Şubat günü Ugluk ve grubu Kuzey Rohan?ı Kardeşliği bulmak için aradılar.10 Şubat günü Ugluk Sarn Gebir?in kuzeyinde Grisnakh isimli bir Mordor orku ile karşılaştı. Grisnakh ve emri altındaki orklar Anduin?in doğusunda konumlanmış olarak Kardeşliği takip ediyorlardı.Ugluk?un grubunun batı Anduin?i izlemeleri gerekiyordu ama Rohirrim tarafından sürüldüler ve Emyn Muil?e geri çekildiler.

Ugluk ve Grisnakh 25 Şubat günü batı Emyn Muil?de tekrar buluştular.26 Şubat günü Merry Brandybuck ve Peregrin Took?u Amon Hen yamaçlarındaki ağaçlıkta buldular. Buçuklukları savunmak için Boromir geldiyse de Ugluk?un iddiasına göre Uruk-hai tarafından katledildi ve buçukluklar esir alındı.

Boromir ölmeden önce en az 20 tane ork öldürmüştü bu yüzden Ugluk ve Grishnakh?ın grupları kayda değer derecede azalmıştı. Grishnakh buçuklukların Mordor?a götürülmesi için tartıştıysa da Ugluk?un dediği oldu.Ugluk iki Grishnakh?ı gruptan ayrılması için kışkırtan Orkun kafalarını kesti ama yine de Grisnakh grubu terk etti.

Ugluk ve birliği İsengard?a geri giderlerken Snaga isimli bir izci uzakta bir atlı gördü.Ugluk atlının kaçarak alarm vermesine izin verildiği için sinirlendi ve buçukluklara ork içeceği vererek hızlı koşmalarını sağladı. Dağ Orkları Rohirrim?den korktular ve Fangorn?a kaçmak istediler ama Uruk-hai onlara yetişti.Grishnakh bir grup Mordor orkuyla Ugluk?a tekrar katıldı ve ona niyetinin esirler ile ilgili emirlerin yerine getirildiğinden emin olmak olduğunu söyledi.

28 Şubat akşamı Rohan süvarileri bütün grubu Fangorn yakınlarındaki bir tepecikte kıstırdı.Ugluk İsengard?dan Mauhur öncülüğündeki takviyelerin geldiğine inandığı için saldırmadı.Buçuklukların korunmasını ve savunma hatları kırılmadan katledilmemelerini emretti. Grisnakh Ugluk?a itaat etmedi ve buçuklukları onlarda Yüzüğü aramak için uzağa taşıdı çünkü Yüzük?ten haberdardı.

Yüzüklerin Efendisi yazdı:
?Bulmak mı?? dedi Grisnakh:Parmakları dolanmayı bırakarak Pippin?in omzunu kavradı.?Neyi bulmak?Neden bahsediyorsun ufaklık??

Pippin bir an için sessiz kaldı.Sonra aniden karanlıkta gırtlağından bir ses çıkarttı:Gollum,gollum.?Hiç kıymetlim,? diye de ekledi.


Böylece hobbitler Grishnakh?ı kandırdılar ve ork ikisini de savunma hattından ve Ugluk?tan uzağa taşıdı.Fakat en sonunda kandırıldığını anlayarak iki hobbiti de kendine saklamaya karar verdi.İkisini birden koltuğunun altına alarak kaldırdı ve karanlıkta onları kaçırmaya çalıştı. O sırada Rohanlılar harekete geçtiler.Grisnakh katledildi.

Yüzüklerin Efendisi yazdı:
Karanlıktan bir ok ıslık çalarak geldi:Büyük bir ustalıkla nişan alınmış ya da kader tarafından yönlendirilmişti;ok Grishnakh?ın sağ elini parçaladı.Kılıcını düşürerek viyakladı Grisnakh.Hızla yaklaşan bir atın ayak sesi duyuldu;Grisnakh henüz ayağa fırlayıp koşmaya başlamıştı ki bir atlı tarafından yere serildi ve bir mızrak onu delip geçti.Tüyler ürperten bir çığlık atarak yığıldı kaldı.


Mauhur ve takviye kuvvetler yetiştiyse de Rohirrim tarafından mağlup edildiler ve Ugluk için durum kötüleşmeye başladı.Üstelik bu sırada buçuklukların da kaçtığını fark etti ve birkaç orku kendi elleriyle katletti. 29 Şubat şafağında Rohirrim Ugluk?un grubuna saldırdı.Ugluk bazı takipçileriyle sonuna kadar dayanmayı başardı ve Fangorn?a doğru kaçmaya çalıştı ama Rohirrim onları yakalayarak öldürdü.Eomer ve Ugluk kılıçlarıyla teke tek dövüştüler ve Rohirrim lideri Eomer Ugluk?u öldürdü.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 15:56:11
Ainur

Başlangıçta yalnızca Boşlukta yaşayan ve Elfce ismi Ilúvatar olan Tek Varlık Eru vardı. Ilúvatar, düşüncelerine Sönmez Ateşinin gücü ile sonsuz hayat verdi ve bu yarattıklarını Ainur, yani "kutsal varlıklar" olarak adlandırdı. İlk ırk olan Ainur, Ilúvatar'ın kendileri için yaratıığı Sonsuz Odalarda yaşadılar. Herbirinin, Ilúvatar'ın önünde şarkı söyleyerek onu eğlendirmesi için verilmiş güçlü bir sesi vardı. Hikayelerde Ainur'un Müziği olarak adlandırılan ve kendi doğalarına göre baskınlık veya uyum arayan tekil ruhların oluşturduğu büyük temalar bunlardır. Bir tek sözcük ve Sönmez Ateşi ile Ilúvatar, daha sonra Eä, yani "Bilinen Dünya"yı yarattı; Elfler ve İnsanlar daha sonra ona Arda, yani Yeryüzü adını verdiler. Ainur'un bir bölümü bu yeni yaratılmış Dünyaya indiler ve Arda'nın Güçleri haline geldiler. Arda'da kendi doğalarına ve sevdikleri güçlere göre farklı biçimlere büründüler; görünür biçimlerle bağlı olmamakla birlikte, genellikle bunları giysi gibi giydiler ve daha sonraki Çağlarda Elfler ve İnsanlar onları bu biçimleri ile tanıdılar.

Arda'da Elfler bu ırkı Valar ve Maiar olarak ikiye ayırır. Valar olarak kabul edilen Ainur'un arasında aşağıdakiler sayılabilir: Rüzgarların Kralı Manwë; Yıldızların Kraliçesi Varda; Suların Efendisi Ulmo; Ağlayan Nienna; Demirci Aulë; Meyva Veren Yavanna; Ormanların Efendisi Oromë; Genç Vána; Ölülerin Bekçisi Mandos; Dokumacı Vairë; Rüyaların Efendisi Lórien; İyileştirici Estë; Güreşçi Tulkas; Danscı Nessa; ve daha sonra Karanlık Düşman Morgoth olarak adlandırılacak olan Melkor.

Pek çok Ainur, Maiar arasında sayılmakla birlikte, İnsanların tarihçelerinde bunların pek azının adı geçer: Manwë'nin Sözcüsü Eönwë; Varda'nın Nedimesi Ilmarë; Dalgaların Ossë'si; Durgun Denizlerin Uinen'i; Sindar Kraliçesi Melian; Güneş Arien; Ay Tilion; Büyücü Sauron; Balrogların Efendisi Gothmog; ve Olórin (Gandalf), Aiwendil (Radagast), Curunír (Saruman), Alatar ve Pallandro - ya da Büyücüler. Orta Dünya tarihçelerinde adı geçen ve Maiar olabilecek başka karakterler de vardır: Vampir Thuringwethil; Örümcek Ungoliant; Kurtadam Dragluin; Irmağın Kızı Goldberry; ve Iarwain Ben-adar (Tom Bombadil).

Dünyanın Sonunda Valar ve Maiar Sonsuz Odalardaki ırkdaşlarına katılacaklar ve geriye dönenlerin arasında Arda'da ilk olarak ortaya çıkan Eruhíni yani Ilúvatar'ın Çocukları da bulunacaktır.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 16:04:18
Ölümsüz Topraklar

Orta Dünya?nın batısında bulunan adaya verilen isimdir. Arda yaratıldıktan sonra yeryüzüne inen Valar ve Maiar?ın evidir. Ayrıca Orta Dünya?dan ayrılıp zahmetli bir yolculuk yapan elflerinde yaşadığı yerdir. Valar?ın yaşadığı yere Valinor ismi verilmektedir ve en ünlü kenti aynı isimli kentdir.

Orta Dünya?dan ayrılıp bu adaya yerleşen elfler olan Teleri, Vanyar ve Noldor?un yaşadığı topraklara ise Eldamar ismi verilmişti. Eldemar?ın en büyük şehirleri Tirion ve Alqualonde idi.

Melkor?un etkisiz hale getirilip boşluğa hapsedilmesinden sonra Undying Lands, Valar tarafından Arda?dan ayrılıp Orta Dünya yaşayanlarının ulaşamayacağı dünya atmosferinin dışına taşındı. Orta Dünya?da kalan elfler sadece Grey Havens?da ki büyülü gemiler ile adaya ulaşıyorlardı.

Dimril Vadisi

Kuzeyli İnsanların dilinde Khazad-dûm?un doğusunda uzanan vadiye verilen ad. Vadi ayrıca, Sindarin dilinde Nanduhirion ve Khuzdul dilinde Azanulbizar olarak isimlendirilir. Üçüncü Çağ?ın 2779 senesinde bu vadide cücelerle Orklar arasında kanlı bir savaş gerçekleşti ve bu savaşta Orklar yenildi, liderleri Azog öldürüldü. Ü. Ç. 2989?da Balin ve beraberindekiler, bu vadi üzerinden Moria Madenleri?ne giden yol üzerinde Orklarla çarpıştılar. Bundan otuz yıl sonra Yüzük Kardeşliği ?Gandalf?ı kaybetmelerinden hemen sonra- Moria?dan kurtulduklarında burada konakladılar. Vadide Aynagöl isminda ?bir zamanlar Durin?in ilk kez yıldızların yansımasını gördüğü- kristal kadar berrak bir göl vardır. Gümüşdamar nehri, bu vadiden akarak Lórien?e doğru ilerler.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 16:06:48
Khand

Konum: Mordor'un güneydoğusuna düşer.
Anlamı: Kesin anlamı bilinmemektedir.

Khand" sözcüğünün anlamı Tolkien tarafından belirtilmemiştir. Fakat sözcüğün güney Asya'da konuşulan dillerde kullanılan bir kelimeye benzemesi yönünden "diyar", "ülke", "toprak" anlamına gelmesi olasıdır. Belki de bu kelimenin, bahsi geçen dillerde yukarıdaki anlamlarda kullanılan sözcüğe benzemesi bir tesadüftür. Yine de bölgenin Orta Dünya'nın uzak güneyindeki bir diyarı işaret etmesi ve Tolkien'in, eserlerindeki mekan isimlerinde sıklıkla gerçek dünya dillerinden yararlanması sözcüğün gelebileceği anlamı pekiştirmektedir.
Üzerinde Yaşayan Irk: Varyaglar adı verilen insanlar
Özet: Mordor'un tam doğusunda yer alan ve Mordor ile ittifakı dışında, hakkında detaylı bilgi bulunmayan bir diyardır.

Orta Dünya'nın güneydoğu toprakları idi. Mordor'un güneydoğusuna düşmekteydi. Khand'ın kuzeyinde Rhûn, güney batısında ise Harad toprakları yer alırdı. Khand'ın yerlileri Varyag denilen insanlardır.

1900lü yıllarda Khand insanları, güneye doğru toprak genişleten Rhûnlu Arabasürücüleri ile anlaşmazlık halindeydiler. Fakat Arabasürücüleri bir süre sonra, Khand ve Harad ile ittifak yaptı. Ortak düşmanları ise Gondor'du.

1944 yılında Gondor'a eş zamanlı saldırılar başlatıldı. Haradrim, güneyden Ithilien'i istila ederken; Arabasürücüleri ve Khandlı insanlar kuzeydoğudan saldırdılar. Rhûn Denizi'nin yakınlarında bir araya gelen ordular, Mordor'un Kara Kapısı'na gitmek üzere Kül Dağları'na doğru yürüyüşe geçmişlerdi. Burada Gondor'un Kuzey Ordusu tarafından şaşırtıcı biçimde bozguna uğratıldılar. Fakat Gondor Kralı Ondoher ve oğulları yapılan mücadelede öldürüldü.

Eärnil komutasındaki Gondor'un Güney Ordusu ise Haradrim'i bozguna uğrattıktan sonra Arabasürücüleri'ne saldırdı. Kuzeyde kazandıkları zaferi kutladığı kampa ani saldırı düzenleyen Eärnil, Arabasürücüleri'ni hazırlıksız yakaladı ve onların karşısında önemli bir zafer kazandı. Bu mücadele Kamp Savaşı olarak bilindi. Arabasürücüleri'nden, mücadeleden kaçarak Ölü Bataklıklar'a ulaşan pekçoğu ise burada helak oldu. Khandlı adamlara savaş sonrasında ne olduğu kayıtlarda geçmemektedir fakat bu durum muhtemelen sonlarının müttefikleri gibi olduğunu göstermektedir.

Yüzük Savaşları sürecinde, Khandlı Varyaglar Sauron'un emrindeydi ve 15 Mart 3019'da yapılan Pelennor Çayırları Savaşı'na katılmışlardır. Varyaglar, Osgiliath'da yedek güçler olarak tutulmaktaydı fakat Nazgûl Efendisi'nin ölümünün ardından Gothmog tarafından savaş alanına sürülmüşlerdir. Varyaglar, nihayetinde Dol Amroth Şovalyeleri tarafından sürülmüşlerdir. Günün sonunda Sauron'un güçleri, Gondor ve Rohan orduları tarafından bozguna uğratılmıştır.

Sözcük Bilgisi

Khand ve Varyag sözcüklerinin anlamları hakkında Orta Dünya kayıtlarında bir bilgi bulunmamaktadır. Bu isimler, Khand insanlarının konuştukları dile aittir.

İngiliz tarihinde ise Varyag sözcüğünün eş anlamlısı olarak varangian sözcüğü bulunmaktadır. Varangian, topraklarını İskandinavya'dan doğuya, Rusya'ya doğru genişleten Vikinglerin bir halkına mensup olan kişiye verilen isimdir. İsimlerinin Eski İskandinav dili olan Old Norse'deki Væringjar'dan türemesi ve "yeminli insanlar" anlamına gelmesi olasıdır. Bu dildeki várar sözcüğü "ant, yemin, sadakat" gibi anlamlara gelmektedir. Khand sözcü ise Hindu dilinde "diyar", "krallık" anlamlarına gelmektedir.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 16:12:44
Batı Sınırı

Shire'da bir bölgedir. Batısınırı Shire Hesabı'na göre 1452 yılında, Dördüncü Çağ'ın* 31. yılında Aragorn, Kral Elessar tarafından Shire topraklarına eklenmiştir. Batısınırı, Kule Tepeleri'nden Shire'ın önceki batısınırını oluşturan Irak Yaylalar'a kadar uzanmaktaydı. Bölge, Shire'ın Dört Dirhem'inin dışında kalmaktadır.

Batısınırı'nın Shire'a eklenmesinin ardından içlerinde Sam Gamgee'nin kızı Elanor ve eşi Fastred'de bulunmak üzere pek çok hobbit bu bölgeye taşınmıştır. Çift, evlerini Kule Tepeleri'ndeki Altkuleler'e inşa etti ve onların soyları nesiller boyu Kulelerin Fairbairn'leri olarak bilindiler. Fastred, Dördüncü Çağ'ın 34 yılında Reis I. Peregrin tarafından Batısınırı Vekilharcı ilan edildi. Fairbairnler, bu sıfatı nesiller boyu taşıdılar.

Bilbo Baggins, Frodo Baggins ve Sam Gamgee tarafından yazılan ve Tek Yüzük'ün bulunuş ve yok ediliş öyküsünü anlatan kitap, Altkuleler'de Fairbairn'ler tarafından korunmaktaydı. Bu sebeple kitaba Batısınırı Kırmızı Kitabı adı verilmiştir. Kitap, Bilbo'nun yazdığı üç bölümlük Elfçe'den Çeviriler ile birlikte saklanmaktaydı ve kitaba Batısınırı'nda yorumların, soyağaçlarının ve Kardeşlik'in diğer hobbit üyeleri hakkında bilgilerin yer aldığı beşinci bölüm eklenmiştir. Diğer tarih kitapları ve kayıtları Altkuleler'deki kütüphanede tutulmaktaydı.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 16:19:43
Lebennin

Gondor'un güneyinde bulunan tımarıdır. Lebennin Ak Dağlar'ın güneyinde bulunur. Anduin, bölgede geniş bir eğri oluşturarak tımarın güneyine sınır oluştururarak sularını Belfalas Koyu'nda boşaltır. Bu bölgeye Anduin Ağzı denir. Lebennin'in batı sınırını ise Gilrain Nehri oluşturur. Gilrain, Lebennin'den geçen beş nehirden biridir, diğerleri ise; Serni, Celos, Sirith ve Erui Nehirleridir.

Belfalas ve Lamedon, Lebennin'in batısında kalan yörelerdir. Sınırdaki Anduin'in doğusunda ise Güney Ithilien bölgesi bulunur. Kuzeydoğuda, Ak Dağlar'ın vadilerindeki Lossarnach bulunurken; biraz daha uzak kuzeyde de görkemli şehir Minas Tirith bulunur.

Lebennin, uzun yeşil çimenler ve nilüfer, alfirin ve mallos gibi çiçeklerle kaplı hoş bir yöredir. Linhir kenti, Gilrain ile Serni nehirlerinin kesiştiği bölgedeki geçitlerin yakınlarına kurulmuştur. Pelargir; Anduin üzerinde, Sirith Nehri'nin ağzında bulunan oldukça önemli bir limandır. Minas Tirith'den güneye doğru başlayan bir yol, Lebennin'den geçerek Pelargir'e ulaşır. Buradan da batıdaki Linhir'e ve ötesine uzanır.

Lebennin insanları zorlu bir halk idi. Genelde uzun ve adil Dúnedain ile hiddetli bir yiğitlikleri olan , Gondor kurulmadan önce yörede yaşayan ve nispeten kısa boylu insanların oluşturduğu karışık kana sahiptirler. Yöredeki balıkçılar genelde Anduin Ağzı'nda ikamet etmekteydiler. Lebennin aynı zamanda güzel sesli şarkıcılarıyla da ünlüydü.

1447 yılında Gondor tahtını ele geçiren Castamir'e karşı verilen Erui Geçitleri Savaşı, Lebennin'de yapılmıştır. Gondor'un en yiğit ve cesur adamları bu muharebe hayatını kaybetmiştir. Tahtın haklı sahibi Eldacar, Castamir'i öldürmüş ve isyankarlar Umbar'a kaçmadan önce Pelargir'e sığınmıştır.

Yüzük Savaşları sürecinde Lebennin, Umbar Korsanları'nın tehdidi altında bulunmaktaydı. 8 Mart 3019'da büyük bir filonun Anduin Ağzı'na yaklaşmakta olduğu haberi Lebennin'den Minas Tirith'e ulaşmıştır. Pelargir düşmüş ve Korsanlar Anduin üzerinden yelken açıp Minas Tirith'e varmak amacıyla burada toplanmıştı.

Lakin Aragorn bu tehditten haberdar oldu ve 11 Mart'ta Gri Bölük ve Ölülerin Ordusu'na önderlik ederek Linhir geçitlerini geçti. Topluluk, Lebennin'den geçerek 13 Mart'ta Pelargir'e ulaştı, burada Korsanlar'ı bozguna uğratarak filolarını ele geçirdi. Ardından Aragorn, Minas Tirith'in yardımına koşmak üzere, beraberinde pek çok cesur Lebenninli insan ile birlikte yelken açtı ve 15 Mart'taki Pelennor Çayırları Savaşı'na katıldı.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 16:32:00
Narsilin Kurtarıcısı Ohtor'a Dair

Ohtar Isildur'un silahtarıdır.Efendisinin emriyle Narsil'in kırık parçalarını kurtarmıştır.Ohtar Isildur'un akrabasıdır ve ona karşı çok büyük bir sevgi duyar.Onun gerçek ismi bilinmez.Ohtar, eğitimli bir savaşçıydı ama henüz "roquen" (?) veya şövalye olamamıştı.


Númenor Adası

Ohtar'ın Numenor'un son yıllarında doğduğu tahmin ediliyor. O dönemde Sauron dönemin kralı Ar-Pharazon tarafından esir alınmasına rağmen Ar-Pharazon onun sözlerine kanmış ve en sonunda ölümsüzlüğü elde etmek için Valinor'u fethederek ele geçirebileceğine inanmıştır. Bunun için Ar-Pharazon çok büyük bir donanma hazırlarken bu savaşın Numenor için çok kötü sonuçlar doğuracağını bilen İsildur'un büyükbabası Amandil Valinor'a af dilemek için yelken açmış ve gitmeden önce oğlu Elendil'e kaçış için gemiler hazırlamasını öğütlemiştir.


Númenor'un Çöküşü

Bir ara Sauron' un Ölümsüz Diyarlardan getirilen Ak Ağaç Nimloth' u kesmek istediğini dedesi Amandil' den öğrenen Isildur kılık değiştirip gizlice Kralın Sarayına girdi. Nimloth' dan bir meyvesini aldı fakat gardiyanlar onu fark ettiler ve saldırdılar. Isildur ağır yaralandı ama kaçıp meyveyi dedesine götürmeyi başardı. Aylarca ölüm döşeğinde kaldı ama Ak Ağaç' ın meyvesi filizlenmeye başlayınca Isildur uyandı ve yaraları da iyileşti. Daha sonra bu meyve Minas Anor' a dikildi.

Sauron' un gittikçe artan etkisi karşısında kendilerini İnançlı olarak adlandıran bir grup Numenor' lu, adayı terk etmek için hazırlandılar.Büyük bir rüzgarla Orta-Dünya kıyılarına gönderildiler. Elendil kuzeye çıktı. Isildur ile Anarion da Güneye, Anduin Nehri' nin ağzına geldi. Elendil ve oğulları 3320 de, Kuzey Krallığı Arnor ile Güney Krallığı Gondor' u kurdular.


Elendil

Elendil her iki krallığında Yüce Kralı oldu ama Arnor' da yaşadı ve Gondor' u da oğullarının yönetimine bıraktı.Isildur ve Anarion, Anduin üzerinde kurdukları Osgiliath' ın her iki tarafında yan yana bulunan tahtlara sahip oldular. Anarion, nehrin batı kıyısında, Minas Anor' da yaşadı. Isildur ise evi olarak, nehrin doğusundaki Ithilien' i seçti. Ve Gölge Dağlarının bir vadisinde sonradan Minas Morgul olarak bilinecek Minas Ithil' i kurdu.


Minas Ithil

Minas Ithil, güzel, beyaz bir şehirdi. Ayrıca Mordor' daki kötülüklere karşı bir kale olarak kullanıldı. Başta Sauron' un Mordor' a geri dönüp gücünü tekrar oluşturmaya başladığı fark edilmedi. Aynı zamanda Minas Ithil ile Minas Anor' un ortasında olan Osgiliath' ı ise başkentleri yaptılar.


Minas Anor(Tirith)

3429 da Sauron Minas Ithil' e saldırdı ve ardından şehri ele geçirdi. Isildur ailesi ve yanında bir başka Ak Ağaç fidanı ile kaçtı. Ailesi ile birlikte Anduin ağzından bir gemiye bindiler ve Orta-Dünya kıyılarında, babasının bulunduğu, Arnor' a doğru ilerlediler. Elendil, Arnor' un batısında, Lindon'da yaşayan Elflerin Kralı Gill-Galad' a başvurdu. İki Kral 3340 da Sauron' a karşı Elflerin ve İnsanların Son İttifakını oluşturdular. Aynı sene Isildur'un en küçük çocuğu Valandil, Rivendell' da dünyaya geldi.
Son İttifak Savaşı, 3434 te başladı. Sauron' un orduları Dagorlad Savaşı' nda mağlup edildi. Ve İttifak Ordusu Mordor' a girip Barad-dûr' u kuşattı. Bu kuşatma yedi sene sürdü, birçok elf ve içlerinde Anarion' un da olduğu (Ki 3440 da ölmüştür) insan katledildi.


Son İttifak Savaşı

En sonunda Sauron, 3441 de kulesinden çıkıp savaş alanına geldi. Gill-Galad ve Elendil ile Kıyamet Çatlağı eteklerinde bizzat savaştı. Ama iki Yüce Kral bu mücadelede yenik düştüler. Elendil' in ölümüyle birlikte kılıcı da düşüp kırıldı.


Son İttifak Savaşı

Isildur o sırada kırık kılıcı kullanıp Sauron' un parmağından Yüzük' ü kesip aldı. Böylece Sauron' un ruhu bedenini terk etti. Ama Yüzük yok edilmediği sürece ruhu da tamamen yok olamazdı. Elrond ve Cirdan, Isildur' a Yüzük' ü bir an önce Kıyamet Çatlağına atmasını öğütlediler.Ama Yüzük onu baştan çıkardı, tamahkârlığı ona savaşı unutturdu. Isildur Yüzük' ü atmayı reddetti.


Isildur

Sauron?un düşüşünün ardından, Isildur Gondor?a geri döndü. Orada,kendini Arnor?un kralı Elendilmir olarak ilan etti. Onurlu ve güçlü biri olmasından ötürü kuzey ve güneydeki tüm Dunedain üzerinde hükümdarlığını başlattı. Hükümlerini bildirmek ve krallığını toparlamak için Gondor?da bir yıl süreyle kaldı, fakat Arnor Ordusu?nun büyük bir bölümü Isen Sığlıkları?nın oluşturduğu Numenorean Yolu?ndan Erdiyarı?na geri döndü.


Sonunda geri dönüş yolculuğu için güvenli hissetmesiyle, telaş içine girdi. Eşiyle en küçük oğlunu Ayrıkvadi?de bırakmıştı ve ilk olarak oraya gitmeyi arzuladı. Ayrıca Elrond?un Divanı?ndan acil bir yardıma ihtiyacı vardı. Bu yüzden, Osgiliath?tan Ayrıkvadi?ye gitmek için Cirith Forn?a oradan da Anduin Vadileri?nden (kuzeyin yüksek geçitleri)geçmeyi planladı. Toprakları iyi biliyordu çünkü Son İttifak Savaşı?ndan önce buralarda gezinmiş ve Elrond?un eşliğinde Doğu Arnorlu adamlarla savaşa yürümüştü.Isildur üç oğlu Elendur, Aratan ve Ciryon komutasındaki Arnor'un sert, mağrur askerleri ile beraber yolculuğuna devam etti.Ohtar'da Isildur'un yolculuğunda ona eşlik etti. Dagorlad üzerinden geçişlerine ve kuzeye, Kuyutorman'ın güneyindeki boş topraklara kadar olan yolculukları hakkında hiçbir şey söylenmez.

Öğle vakti yolculuklarının otuzuncu günü sona ererken onlar da Thranduil?in krallığına giden bir yol üzerinde Ferah Çayırlar?ın kuzey sınırlarını geçiyorlardı. Hava bozmaya başlamış ve ırak dağların tepesini bulutlar örtmüştü. Puslu güneş, dağların doruklarını kızıl bir pırıltıyla aydınlatıyordu fakat vadinin derinlikleri çoktan gri gölgelere bürünmüştü. Dunedain yolculuklarının yakında sona ereceği ve Ayrıkvadi?den gelen yolu arkalarında bırakacakları için şarkı söylemeye başladılar. Orman yukardan daha korkunç gözüküyordu fakat şanslarına aşağılara inince zeminin yumuşak olduğu fark ediliyordu.

Güneşin bulutların arasına girmesiyle aniden vahşi çığlıklar duyuldu. Yamaçtan aşağı orklar sürü halinde iniyorlardı ve ormandan çıkmaya başlamışlardı. O loş ışıkta sayıları ancak tahmin edilebilirdi fakat Dunedain`den sayıca en az on kat daha fazlaydı. Isildur kılıçlarını çekip saflar dağılsa bile bir halka oluşturana kadar iki taraftan toplanabilecek şekilde Thangail?e dizilmelerini emretti. Zemin düz ve eğim istediği gibi olsaydı bölüğünü dirnaith? e göre dizebilir ve Dunedain?in gücüyle orkları yararak dağılmalarını sağlayabilirdi. Fakat şimdi bu yapılamazdı. İç sıkıcı bir gölge kalbine düştü.

Orklar gittikçe yakınlaşıyorlardı. Isildur silahtarına döndü:?Ohtar,? ?Bunu şimdilik sana emanet ediyorum.? dedi büyük bir kın içinde Elendil?in kılıcı, Narsil?in parçalarını uzatarak.?Ne pahasına olursa olsun koru onu.Arkadaşını al ve kaç buradan! Git.? Ohtar diz çöktü ve elinden öptü ve iki genç karanlıkta kayboldu.


Boruların sesi aniden yükseldi ve orklar her taraftan saldırıya başladılar kendilerini Dunedain?in üzerine pervasız bir korkuyla atarak. Gecenin çökmesiyle tüm umutlar da çökmüştü. İnsanlar düşüyordu. Bazı iri orklar ağırlıklarıyla bir Dunedain?in üzerine çullanıyordu ölü ya da diri. Böylece diğer güçlü pençeler cesedi sürükleyip parçalıyordu. Orklar bire karşı beş adam ödüyorlardı fakat bu, onlar için çok ucuzdu. Ciryon da bu şekilde katledilmişti ve Aryaton da onu kurtarmaya çalışırken ağır bir yara almıştı.

Elendur,henüz daha zarar görmemişti, Isildur?u aramaya başladı. Doğu yakasındaki adamlarla savaşıyordu. Çatışmanın orklar için en şiddetli olduğu yerdi. Hala Elendilmir?den korkuyorlar ve ondan kaçıyorlardı. Elendur omzuna dokundu ve korkuyla geri döndü, sinsi bir orkun arkasından yaklaştığını düşünerek.

?Efendim,Ciryon öldü ve Aratan da ölmek üzere. Son danışmanınız olarak size savaşmamayı öğütlerim tıpkı Ohtar?a söylediğiniz gibi. Yükünüzü alın ve ne pahasına olursa olsun onu Taşıyıcılar?a götürün. Beni ve adamlarınızı kaybedecek olsanız bile...?
Sonunda birlikten Ohtar ve Estelmo'dan başka kimse kalmadı.

Ohtar Ayrıkvadi'ye ulaştı ve Narsil'in parçalarını Isildur'un en genç oğlu Valandil'e verdi. Narsil'in parçaları Isildur'u n varislerinden Aragorn'a ultaştığında bir elf demircisi parçaları yeniden döverek Anduril'i yaptı.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 16:37:54
Eärendil'in Öyküsü

Eärendil'in öyküsünün asıl başladığı yer Lothlimler'in Sirion ağzı ve Elwing'in geldiği yer olsa gerek.Bu öykü hiç yazılmamıştır ve Kayıp Öykülerde öyle bir arap saçı şeklinde verilmiştir ki ben olay örgülerini birbirine bağlayıp açıklayarak sizlere sunacağım.

Eärendil, Tuor ve Idril ile beraber deniz kenarındaki Sirion ağzında yaşarlardı.Bir vakit sonra Artanorlu elflerden Elwing peşindeki elflerle birlikte kaçarken onların yanına vardılar ve orada mutlu, sakin bir yaşam kurdular.

Yaşlanan Tuor'u, Ulmo'nun deniz kabukları çok uzaklardaki batı denizinden çağırdı ve sonunda bir akşam Tuor zor seyahatlerle yıpranmış kayığı Swanwing(Alqarame) ile denize açıldı.Idrıl onu görmek için çok geç kalmıştı ve ardından yaktığı ağıt Sirion kumsalında yankılandı.


Geri dönmeyince Eärendil ve Idril kedere boğuldu.Eärendil Idrilinde verdiği cesaretle birlikte denize çıkmaya hatta onu Mandosta bile aramaya karar verdi.(Nauglafring'in laneti onun yolculuklarının üzerine de gelir:Düşmanı Osse'dir)
Denizkızları Fiyorduna varır ve orada bir kaza geçirir.Ulmo kaza sırasında ortaya çıkarıp onu kurtarır.Eärendil'e Kor'a gitmesi gerektiğini, bunun için kurtarıldığını söyledi.Elwing nasıl olduysa Ulmo'nun emrini duydu ve çok üzüliür zira hiçkimse Kor topraklarına bakıp Dıştaki Topraklar'da tekrar huzur içinde yaşayamaz.Ama Eärendil yolculuğuna devam eder ve osse yüzünden ikinci bir kaza geçirir.Kazada Oarniler(deniz kızları) onu kurtardı ve Eärendil'e gümüş gibi parıladayan, ıslanmayan bir palto verdiler.Osseye rağmen onu çok severler, beraber Sirion kıyılarında oynarken Eärendil'e kayık yapımının ve yüzmenin inceliklerini öğrettiler.Oradan Falasquil'e gittiler ve Eärendil, Voronwe ile birlikte karadan Siriona geri döner.Fakat Eärendil kedere boğulur çünkü Idril kaybolmuştur.Bunun üstüne Ulmoya yakardı ve deniz kabuklarını duydu.Ulmo ondan Falasquilde Tuor'un ağaçlarından yeni ve muhteşem bir gemi yapmasını istedi ve Eärendil Vingilot'un yapımına başladı.Bu gemi inciden bir kuğu şeklindedir.


Voronwe ve Eärendil Vingilot ile denize açıldılar Tuor'un Falasquildeki ilk yerleşim yerini araştırdılar.Mandos'a ve Buzlu Denizlere yolculuk yaptılar.Ardından güneye sürüklendiler:Karanlık bölgelere, Ateş dağlarına, üç adama, cücelere, yam yam orklara denk geldiler.Oradan batıya sürüklendiler.Ungolianta, Büyülü adalara, Alacakaranlık adasına rastgeldiler.Küçükyürek'in gongu Inci Kulesindeki uyuyanı sesiyle uyandırdı.(Inci Kulesindeki uykusundan uyanan kişi yıllar önce Kral Turgon'un gönderdiği, fakat büyüye kapılmış bir haberciydi.Başka bir görüş uyuyan kişinin Idril'in ta kendisi olduğunu belirtmekte)

Sonra Kor'a ulaşırlar fakat boştur.Eärendil öyküleri ve denizlerdeki kehanetleri okudu:Kor terk edilmiştir.Eärendil'in ayakkabıları o meskende elmas tozlarıyla kaplanmıştır ve etrafına ışık vermektedir.Eve dönerken çöllere, Güneşin bulunduğu kızıl saraylara doğru sürüklendiler.Sonunda Sirion'a vardılar,lakin orayı yağmalanmış ve kimsesiz buldular:Melkor burayı talan etmişti.Çılgına dönen Eärendil, Voronwe ile birlikte Gondolinin yıkıntılarına gelirler.Oradaki insanlar sefalet içindedirler, ayrıca hala kayıp mücevherleri arayan elflerde oradadırlar.Angband(Demir Salonları)'a giderek Elwing'i bulmayı umar ama büyük bir savaşa denk gelmişti.Orada Kara Ancalon'u yenip çabucak Tol Eressea'ya gider ama Elwingle Nauglafring'in içinde bulunduğu geminin battığını duyar.Elwing bir deniz kuşu olmuştur:Eärendil'in üzüntüsü çok büyüktür.Giysisi, yüzü ve elleri elmas gibi parladı ve yüzü çektiği acı yüzünden gümüşümsü bir alev halini aldı.


Voronwe ile denize açılırlar ve Denizkuşları Adasında yaşarlar zira Elwing'in bir gün denizkuşları arasında geri döneceği umuduyla bekledi.Fakat Elwing de onu uzun sahiller boyunca özellikle de enkazlar arasında arayıp durdu.
Üç, yedi yıl geçer ve Eärendil ile Voronwe Mandos'un Salonlarına doğru tekrar yola çıkarlar.Oraya vardığında hayal kırıklığına uğrar çünkü Tuor'un ne Valinorda ne de Erumani'de olduğunu öğrenir ve ne Elfler nede Ainur yerini bilmektedir(O Ulmo ileydi.)Hem Idril'e hem de Elwing'e ne olduğunu hala bilememektedir.
Dünyanın kenarına ulaşır ve yeryüzünün üzerinden dünyaya bakmak için gökteki okyanuslar üzerinde yol alır.Ay denizcisi parlaklığından dolayı onu takip eder.Eärendil gece kapısından dalar artık ya dünyaya geri dönemeyecektir ya da ölecektir.O vakit Elwing'i Yola Çıkış sırasında bulacaktır.Böylece yarı insan soyundan gelen Eärendil'in tekrar yeryüzüne basması yasaklandı ve Silmarillerin ışığıyla parlayan bir yıldıza dönüştü.

Bazılarının söylediğine göre Tuor ve Idril de şimdi Swamwing'te denizde yol alıyorlar.Şafakta ve karanlıkta rüzgarla birlikte hızla geçerken görülebilirler.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 18:45:05
Elessar(Elf Taşı)

1.Hikaye

Noldor da dönemimin en yetenekli kuyumcusu olan Enerdhil adında biri yaşarmış. Enerdhil güneşi ve yeşil olan her şeyi çok severmiş. Bir gün aklına güneş ışığını içinde tutacak bir mücevher yapma fikri gelmiş. Ve Noldoru hayrete düşüren bir şekilde kanatlarını açmış bir kartal gibi yontulmuş, büyük bir broş içine oturtulmuş berrak ve ağaç yaprakları kadar yeşil olan bir taş yapmış. Ve derler ki bu taşı kim eline alırsa iyileştirici özelliği kazanırmış.
Enerdhil bu mücevheri Kralın kızı İdrile vermiş. İdril yıllarca bu taşı göğsünün üstünde taşımış. İdril Gondolinin yıkımından sonra denizin ötesine giderken taşı oğlu Eearendile vermiş. Earendil taşın ona verdiği iyileştirici özelliği sayesinde Sirion Limanında elflerin, insanların hatta hayvanların yaralarını iyileştirmiş. Sonra annesini bulmak için ölümsüz topraklara yelken açmış. Taşta onunla beraber gitmiş. Earindil daha orta dünyaya dönmemiş.

Sonra Olorin(yani bizim Gandalf)taşı Orta Dünyaya getirmiş. Olorin taşı çiçeklerin hiç solmamasını, yaprakların hiç dökülmemesini, ölümsüz ağaçlar olmasını isteyen Galadriel vermiş. Ve verirken taşı zamanı gelince taşı sahibine insanların elessar olarak sesleneciği kişiye vermesini istemiş(bu da bizim Aragorn)

2.Hikaye

Earendir taşı ölümsüz topraklara götürünce Galadriel 3 yüzüğün de yapıcı olan Celebrimborun yanına gider ve ona mutsuz olduğunu çünkü etrafında çiçeklerin solduğunu, yaprakların döküldüğünü ve kendisinin ağaçların ölmemesini, yaprakların dökülmemesini istediğini söyler. Bu yüzden Celebrimbor Galadriele olan aşkından dolayı tıpkı arkadaşı Enerdhilin yaptığı gibi güneşi içinde tutan bir taş yapar. Ve taşı Galadriele verir. Daha sonra Celebrimbor 3 Yüzüğü yapar ve Nenya yüzüğünü Galadriele verir. Galadrielin daha elessara ihtiyacı kalmaz ve taşı kızı Celebrian'a verir. Celebrian da taşı kendi kızı olan Arwen'e verir. Sonra Arwende taşı Aragorna verir.


3.Hikaye

Bu hikayeye göre taş Celebrimbor tarafından yapılmış. Daha sonra taş İdril'e ve ardında da Earendil'e geçmiş. Taş Earendill'e birlikte ölümsüz topraklara gitmiş. Galadrielin isteği üzerine Celebrimbor taşı 2.kez yapmış. Ve taşı Galadriele vermiş
Bu 3 hikayede doğrudur. Elessar hakkındaki bilgiler 3 hikayeyide destekliyor. Bu yüzden bu gerçek hikaye deme gibi bir şansımız yok.

Yüzük Kardeşliği kitabında belirtildiği kadarıyla kardeşlik üyeleri Lothlorien'i terk ederken Galadriel taşı Aragorna verir. Verirkende şöyle der
Galadriel demiş ki
??Bu, eğer topraklardan geçerseniz size vermem için bana emanet edilmişti. Bu taşı ben kızım Celebrian'a vermiştim. O da kendi kızına vermişti; şimdi ümidin nişanı olarak size geçiyor. Şu saate sizin için öngörülmüş olan isim artık sizindir: Elessar yani Elendil hanedanının elf taşı.??


Böylece elessar sahibine geçer.
Ayrıca Kralın Dönüşü kitabında Aragorn elessardan aldığı iyileştirici özelliği sayesinde Eowyn, Merry ve Faramirin iyileşmesini sağlar. Ve bu yüzden insanlar ona ''Elessar'' adını verir. Böylece kehanet gerçekleşir.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 18:46:29
Dolunay'ın Lânetli Tinleri; Melkor'un Avcıları

Ölümsüz Topraklar, Ağaçlar'ın ışığında durulanır iken; Orta Acun, Utumno'dan yükselen duman ile karanlığa bulanıyordu. Yeraltında bir güç, görünmeyen karanlıkta çevreyi yoklayan pençeler gibi ilerliyordu. Orta Acun'u bir elmanın içini çürüten kurtlar gibi kemiriyordu. Kartallar ile yarışıp, otlar ile oynaşıp, saçları süpürüp esen yellerde kan kokuyordu. Gökyüzünün kurak denizinde yüzen bulutların kanatlarından ölüm damlıyordu. Melkor'un bilinmez derin karanlığının inceden akışları duyuluyordu.

Melkor, Orta Acun'un uçsuz bucaksız bir deniz gibi yırtıcı derinlerine Utumno'yu yaptırıyordu. Utumno, bir görkemli karanlık ile bezenip süslenmiş buzdan yeraltı sarayları, karışık yollar ve yeksel yapılar ile dolup taşmıştı. Görünmez oklar, içten yakmalı demirden araçlar, öldürmek için yapılmış pusatlar Utumno'da sıralanmıştı. Melkor; aç, devasa ve kana susamış yaratıkları, gövdesinde karanlığın raks ettiği hayâletleri, kan emicileri, uçan-sürünen ve yürüyen böcekleri Utumno'da bir araya topladı. Melkor, bitmez tükenmez bir heves ile, Utumno'nun saydam odalarında alev ve büyüyle yeni türler ortaya çıkardı. Değişik türlerin genlerini de çaprazlayıp kırma tinler yarattı. Bu tinlerin arasında en korkuncu; Dolunay'ın lânetli tinleri, Melkor'un avcılarıydı: Kurtadamlar.


Melkor, kurtadamları bir tek amaç için ortaya çıkarmıştı: Öldürmek. Kurtadamların ağızları, çeneleri ve dişleri avlarını boğazlayıp parçalamak için yaratılmıştı. Ağız ile çene kasları güçlüydü; bir iri boğayı sürükleyebilirler, ceylan ile geyik gibi andıkları ağızlarında taşıyarak tırmanabilirler ve kalın kemikleri rahatlık ile kırabilirler idi.
Dişleri keskin, sivri ve uzun idi; azı dişleri diğer dişlerinden daha sivri ve uzun idi; üst dişleri alt dişlerinden öne çıkık idi.
Bacakları bir kun bacağından daha uzun idi; yinlerinde bulunan en uzun kemiklerden oluşuyordu. Bacaklarında yer alan kemikler dayanıklı, iri ve kalın idi. Bacaklarını çeviklik ve tetiklik ile kullanıyorlardı.
Burunları bir börinin burnu gibiydi; hafif üçgen biçiminde, küçük ve uzun burunları var idi. Yüzlerce metre öteden avlarının; kanın ve ölümün kokusunu alabiliyorlardı.
Elleri ince ve uzun idi; ellerinde ince ve uzun kemikler bulunurdu. Ellerinde bulunan pençeler bir ayının pençelerinden daha keskin ve uzun idi. Pençeleri ölümcül idi; avlarının kafasını gövdesinden ayırabilirdi. Yırtıcı pençeleri kan ile ıslanmıştı; pençelerinden toprağa bir ağlayan buluttan dökülen gözyaşları gibi kan damlardı.
Göğüs bölgeleri düz, geniş ve öne çıkık idi. Yinlerinde bulunan en geniş bölge, göğüs bölgeleriydi. Göğüs kasları belirgin idi. Göğüs kemikleri, gövdelerinde yer alan en ince, en kırılgan ve nârin kemikler idi.
Gözleri öfkeden parlak denizlerde köpüren kasırgalar gibiydi. Gözlerinde, acımasız tinlerinin gölgesi var idi. Gözlerini kan bürümüştü. Gözbebekleri dışında gözleri renklerini kandan çalmıştı; kızıllıklar gözlerini sarıp sarmalıyordu. Kan gördüklerinde ya da kan kokusu aldıklarında, gözbebeklerinde uykuya dalmış karanlık büyüyor ve kan renkli gözlerin bir büyük bölümüne kara egemen oluyordu. Bir ölümlü bu gözleri gördüğünde, korkudan usunu yitirebilirdi. Kurtadamların gözleri yüzlerce metre öteden avlarını en ince ayrıntısıyla görebiliyordu ve yüzlerce metre öteden ispinoz ile serçeyi ayırabiliyorlardı.
Kolları dirseklerine değin inceydi; dirseklerinden yukarısı kalın ve kaslıydı. Kolları uzun idi; bacak kemiklerinden sonra en uzun kemikler, kol kemikleriydi. Kolları güçlüydü; besili, yetişkin bir avı kollarına alıp kaçabilirlerdi. Kollarını çabucak devindirebiliyorlardı.
Kulakları dik, ucu sivri ve üçgen biçimindeydi. En alçak bir ses duyduklarında, ilk tepki olarak kulaklarını dikerlerdi. Kulakları en sessiz yağılarının en hafif soluk alıp verişini duyabiliyordu.
Kürkleri bir börinin kürkü gibiydi; kalın ve solgun kürkleri var idi. Kürkleri kurtadamları gecenin ayaz soluğundan korurdu.


Kurtadamlar, iki buçuk metreden daha uzun, güçlü ve bir iri gövdeye iye andıklar idi. Bütün yinleri kıl ile kaplıydı. Hırıltıyla oynaşıp raks eden solukları var idi. Kurtadamların hırıltısını uyur iken soluk aldıklarında ciğerleri şişen bir durumda işitmek olasıydı. Ulumaları korkunç idi; ulumalarında Melkor'un bir gizli kin ile dolmuş öfkesi var idi. Kurtadamlar, pislik içinde sararmış dişlerinden elf ile kun kanı damlayan, kana olan susuzlukları bir türlü dinmek bilmeyen, ölmeye ve öldürmeye koşullanmış yaratıklar idi.



Kurtadamlar avlarını gördüklerinde, en alçak bir ses çıkarmadan, gizlilik ve sessizlik ırmaklarında yüzerek avlarına yaklaşırlardı. Kurtadamların karanlıklar ile bezenip süslenmiş gölgeleri avlarının karşısında korkunç biçimde yükselirdi; bu gölgelerin içinde iki tâne kin kusan göz belirirdi. Yüreği korkudan sol yanından fırlayıp çıkacakmışcasına atan av, can havliyle kaçardı. Ancak kurtadamlar çeviklik ve kolaylık ile davranıp, tetiklik ile bir uzun sıçrayıştan sonra avlarını yakalardı. Avlarını yakaladıklarında, avlarının boğazına ilk saldırırlardı. Çiğneyip parçalamak için yaratılmış dişlerini avlarının boğazlarına geçirirler ya da pençelerini avlarının boğazlarına indirirlerdi. Sonrasında, boğazından oluk oluk kan akan tâze avı kursağa indirirlerdi.



Melkor'un uşakları kurtadamları eziyet ve kıyınç ile eğitmişlerdi: Kurtadamları kasvetli, soğuk demir parmaklıklar içine koyup, uzun kargıları ile kurtadamların gövdelerine rastgele saplarlar, bir uzun süre aç-susuz bırakırlardı. Buzdağları denli soğuk parmaklıklar içinde bulunan andık, acınacak durumda olurdu: Bir deri bir kemik kalmışlardı; kemikleri gövdelerini delip, gövdelerinden fırlayacakmış gibi duruyordu ve yinlerinden tepeden tırnağa kan süzülüyordu. Ancak, bu kıyınçlar ile açlığa ve susuzluğa dayanmayı öğrenmişler, saldırganlaşıp yırtıcılaşmışlar ve soğuğa karşı daha dirençli olmuşlardı. Sonunda uysallaşan kurtadamlar ödüllendirilirdi: Diri ve tâze elf ve kun etlerinden yiyorlar, bir ölü gölün leş kokan sularından içiyorlardı. Tüm yaraları da iyileştiriliyordu. İstedikleri kadar içip yiyen kurtadamlar birbirleriyle ya da Utumno'nun köpekleriyle dövüştürülüyordu; böylece hem kurtadamların hem vargların becerileriyle yetenekleri artar ve savaşmaya hazır olurlardı.


Kurtadamların atası; solgun ve yaşlı ancak güçlü gökçe böri; Draugluin idi. Börilerin en büyüğü ve en güçlüsü Kızıl Ağız Carcaroth idi.

Kurtadamların yaşadıkları yerler; ölümün dört yana dörtnala koştuğu Angband, Tol in Gaurhoth ve Utumno'ydu. Kurtadamlar yüzyıllar boyunca Sindar Elfleri'nin başbelâları oldu. Sindarin'in ormanlarında başıboş gezip, kan ve ölüm kustular. Ormanları kötülüğün karanlık ile dolup taşmış gölgeleriyle bezediler, kan ile boyadılar.

Kurtadamlar, Orta Acun'un gelmiş geçmiş en büyük savaşından; Öfke Savaşı'ndan sonra bir daha görünmediler. Ancak oldukça çevik ve hız ile davranıp devinen andıklar oldukları için, birkaçı Öfke Savaşı'nın kin kusuklarından kaçıp kurtulmayı başarmış olabilir. Ve Orta Acun'un binlerce yıldır günyüzü görmemiş karanlık inlerinde yaşamlarını sürdürmüş olabilirler.
Kurtadamların soyu Güneş'in Üçüncü Çağı'nda da tükenmemiş olabilir; çünkü Gandalf bu konuya Frodo ile Ayrıkvâdi'de konuşur iken değinmiştir:

Not-"Ama bu atlar Mordor'daki Karanlıklar Efendisi'ne hizmet için üretilip yetiştiriliyorlar. Hizmetkârlarıyla kölelerinin hepsi hayâlet değil ki! Orklarla troller var, börülerle kurtadamlar var ve eskiden beridir olduğu gibi bu gün de, güneş altında kanlı canlı yaşayıp yine de onun emri altında olan, savaşçısıyla kralıyla bir sürü insan var. Her geçen gün de sayıları artmakta."
Yüzüklerin Efendisi - Yüzük Kardeşliği, Sayfa: 271

Gandalf'ın bu sözleri, kurtadamların Güneş'in Üçüncü Çağı'nda da yaşadıklarını ve Sauron'un egemenliği altında olduklarını kanıtlıyor.

*Tin - Ruh
*Yin - Beden, vücut
*Andık - Hayvan
*Kun - İnsan
*Pusat - Silâh
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 18:48:29
Dale Kraliyet Soyu

Girion:

Smaug saldırdığında Dale Lorduydu. Girion zamanında Dale neşeli ve refah içinde bir kasabaydı. Dale?nin insanları muhteşem oyuncaklar yapar ve Yalnız Dağ?ın cüceleriyle ticaret ve dostluk içinde bir yaşam sürüyorlardı. O zamanlar Yalnız Dağ?da Kral Thror hükmediyordu. Girion Yalnız Dağ?ın cüceleriyle mithril ve zümrüt takasıda yapmıştır.

2770?te Ejderha Smaug ansızın Yalnız Dağ?a geldi. Dale Smaug tarafından yağmaladı. Hazineler Smaug?a geçti, şehir harap oldu. Girion öldürüldü fakat karısı ve çoçuğu Göl Kasabası Esgaroth?a kaçabildi.

Girion?un soyundan gelen Okçu Bard Smaug?u 2941?de öldürdü ve Dale?yi tekrar inşa edip kralı oldu. Smaug tarafından el konulan zümrütleri Mirkwood kralı Thranduil?e verdi.

Okçu Bard:

Ok ! Kara Ok! Seni sona sakladım. Beni hiç yarı yolda bırakmadın ve seni her zaman geri alabildim. Sen bana babamdan kaldın, ona da eskilerden. Dağaltı?nın gerçek kralınıno ocaklarından geldiysen şayet, şimdi git ve yolun açık olsun.

Smaug?un katili ve Dale?nin kralı. Bard, Dale Lordu Girion?un soyundan gelmektedir. 2770?te Girion?un karısı ve çoçuğu Göl Kasabası?na kaçtıktan sonra Smaug Dale?yi harap bir hale getirdi. 2941?te Smaug Yalnız Dağ?dan çıkıp Göl Kasabası?na saldırdığında Bard kasabanın savunmasını üstlendi. Bir okçu birliğiyle ve kuşlarla Ejderha?ya karşı savaştı.

Bard porsuk ağacından yapılmış yayıyla, birçok ok attı. Son oku kaldığında bir ardıçkuşu geldi ve omzuna kondu. Bard Dale Irkına mensup olduğu için ardıçkuşunun sözlerini anladı, kuş ona Bilbo?nun fark ettiği, Smaug?un zayıf noktasını söyledi. Bard son oku olan Kara Ok?u Smaug?a attı ve Smaug son nefesini verdi. Gökyüzünden Göl-Kasabası?na düştü ve orayı harap etti.

Bard yüzerek kıyıya vardı. İnsanlar ondan kralları olmalarını istedi ama o Göl Kasabası?nın Efendisi?ne hizmet ediceğini söyledi. Bard Göl Kasabası insanları için barınaklar ve sığınaklar ayarladı. Aynı zamanda Mirkwood Kralı Thranduil?den yardım istedi. Ve böylelikle Bard ve Thranduil ordularını Yalnız Dağ?a hazineden pay almak götürdü.

Yalnız Dağ?a vardıklarında, orada Thorin Meşekalkan?ı ve arkadaşlarını hayatta görünce şaşırdılar. Bard Smaug?u öldürdüğü için hazineden pay istedi ve halkının yardıma muhtaç olduğunu belirtti. Ayrıca Göl-Kasabası yağmalandığı için tazminat talep etti. Ama Thorin yağmalanmanın onun sorumluluğu olmadığını söyledi. Bunun üzerine ordu kamp kurdu. Bard bir süre sonra bir haberci gönderip hazinenin %20?sini istedi ama Thorin yine reddetti.

Bilbo Bagins Bard?ın iddalarını mantıklı buldu ve bir gece gizlice Göl-İnsanı ve Elflerin kampına gitti. Yanında Thorin?in en çok istediği hazine olan Arkantaşı?da vardı. Bard?dan ve Thranduil?den bunu pazarlıkta kullanmasını istedi. Ayrıca Dain ve 500 cücenin Demir Tepelerden buraya gelmekte olduğunu söyledi.

Sonraki gün, Bard Arkentaşı karşılığında hazinedeki payını almayı talep etti. Thorin isteksizce ve kızgınca Bilbo?nun payını onlara verdi. Ertesi gün Dain ve ordusu Yalnız Dağ?a geldi. Savaşın eşiğine gelinen bir anda Gandalf çıkageldi ve orklarla, kurtların yaklaşmakta olduğunu söyledi. Bard, Thranduil ve Dain güçlerini birleştirdi ve omuzomuza Beş Ordular Muharabesini gerçekleştirdi.
Savaş sırasında Thorin Dağ?dan çıkageldi ve cücelere, elflere ve insanlarla birlikte savaşmaya başladı. Ama savaş kaybedilmek üzereydi. Ama Thorin ölümcül yara aldı. Bard Arkentaşıyla birlikte Thorin?i dağın derinliklerine gömdü. Dain hazinenin %14?ünü Bard?la paylaşmayı kabul etti. Bard zümrütleri Thranduil?e verdi ve Bilbo güçük bir hazineyi kabul etti. Bard ayrıca altınları Göl-Kasabası?nı iyileştirmek için kullandı. Göl-Kasabası?nın Efendisi kaçtı ama halkı şehri tekrar inşa etti ve halk tekrar neşeli yaşamına döndü.

Bard Dale?yi tekrar inşa etti ve 2944?te Dale Kralı oldu. Bard Yalnız Dağ?ın cüceleriyle dostane ilişkiler yaşadı. Şehir Smaug gelmeden önceki halinden daha görkemli oldu.

Bard 2977?de öldü ve oğlu Bain yeni Dale Kralı oldu.

Bain:

Okçu Bard?ın oğlu. Bain Dale?nin ve Esgaroth?un, kısaca Uzun Gölün kralı oldu. Yalnız Dağ?ın güneyine 30 yıl boyunca hükmetti. Soyunu oğlu Brand devam ettirdi.

Brand:

Yüzük Savaşı sırasındaki Dale Kralı. Brand Bain?in oğlu, Smaug?u öldüren Okçu Bard?ın torunuydu. Brand 3007?de Dale Kralı oldu. Brand Cücelerle iyi bir iletişim kurdu. Güneyde ve doğuda, hakimiyeti vardı, ayrıca Göl-Kasabası?da hakimiyetindeydi.

Yüzük Savaşı başlarken Mordor?lu haberciler, Dale?ye gelip Bilbo?nun yüzüğünü sordu. Bral soruları cevaplamadı ama Dale?nin doğudan bir saldırı alabileceğinden korkmaya başladı.

Saldırı 3019?un Martında geldi. Doğulular Kırmızısuyu geçti ve Brand Dale?den geri çekildi. Brand?ın hakimiyetindeki Dale İnsanları Yalnız Dağ?a çekildi. Brand ve Dain 3 gün boyunca Dale Savaşı?nı gerçekleştirdi. 17 Mart?ta Kral Brand öldü ve Dain onun vücudunun önünde ölene kadar baltasını savurdu. Cüceler ve insanlar Yalnız Dağ?a sığındı. Güneyde Mordor?un düştüğü haberi gelince, Doğulular bu topraklardan kovuldu ve 2. Bard Dale?nin yeni Kralı oldu.

2. Bard:

Dale Krallığı Dördüncü Çağ?a Brand?ın oğlu 2. Bard?ın krallığıyla başladı. 2. Bard?da babası gibi Doğulularla çarpışmış, onları yendikten sonra Dale?nin yeni kralı olmuştur. Bard Aragorn?un taç giyme törenine bir elçi göndermiştir. Bundan sonra Gondor ve Arnor?la dostane ilişkiler içine girilmiştir. Dale hep bağımsız olmuştur. Halk refah ve mutluluk içinde yaşamıştır.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 18:51:35
Valar ve Mair Hakkında:Tanrılar,Görevleri ve Lakapları

Valar:

- Eru: Tek Olan, Arda üzerinde Iluvatar diye adlandırılır.

Valar efendileri yedi tanedir; Valier, yani Valar Kraliçeliri de yedi tanedir.

- Valar: Manwe, Ulmo, Aule, Orome, Mandor, Lorien ve Tulkas'tır.
- Valier: Varda, Yavanna, Nienna, Este, Vaire, Vana ve Nessa'dır.

Not: Zamanla Melkor Valar arasında sayılmamıştır.

- Manwe: Arda diyarının efendisidir: Lakabı Sulimo (Arda Soluğunun Efendisi). Manwë rüzgârlara, göklere, kuşlara ve göğe ait herşeye; yani Arda'nın sınırları içerisindeki her şeye hükmeder...
- Varda: Manwe ile birlikte yaşar. Yıldızların Hanımı Varda diye anılır. Elfler arda üzerinde en çok Varda'ya hürmet ederler ona Elbereth diye seslenirler.
- Ulmo: Suların efendisidir. Tek başınadır.Kudrette Manwe'ye denktir. Dünyadaki tüm su akıntılarında özgürce dolaşır. Ulmo hem elfleri hem insanları severdi. Vaların öfkesine rağmen onları hiç terk etmemiştir.
- Aule: Egemenliği Arda'nın yapıldıgı tüm maddelerdedir. Ulmo'dan biraz daha az kudretlidir. Bir demircidir ve tüm zanaatlerin efendisidir. Melkor onu kıskanırdı çünkü düşüncede ve güçte ona denk gibiydi.
- Yavanna: Aule'nin karısıdır. Adının anlamı Dogurgan olandır. Yeryüzünde yetişen herşeye sevgi duyar ve onları aklında tutar. Yavanna saygınlıkta Varda'dan sonra gelir. Eldar dilinde ona Yeryüzünün Kraliçesi, Kementari, denir.
- Namo ve Irmo: Ruhların efendileridirler ve kardeştirler. Feanturi ve Lorien diye cağrılırlar fakat bunlar yaşadıkları yerlerin isimleridirler.
- Namo: Kardeşlerin daha büyüğü olan Namo, Valinor'un batısında ki Mandos'ta oturur. O, ölüler evinin koruyucusu ve katledilenlerin birleştiricisidir. Hiç birşeyi unutmaz. Iluvatarın özgürlügü dışında sessizce bekleyen herşeyi bilir. Vaların hüküm verenidir. Manwe'nin emir üzerine söyler.
- Vaire: Dokumacı olarak adlandırılır. Namo (Mandos'un) karısıdır. Zaman içinde olan herşeyi yani artık destanlaşmış olan ağları dokur ve çağlar boyunca genişleyen Mandos'un salonlarını süsler.
- Irmo: Görünün ve düşlerin efendisidir.Lorien'de yaşar.
- Este: Irmo'nun karısıdır. Nazik Este olarak bilinir. Yaraların ve yorgunlugun iyileştiricisidir. Lorellin gölünde bir adada uyur. Valinorda oturan herkes Irmo ve Este'nın ırmaklarında canlılık kazanır.
- Nienna: Esteden daha güçlüdür. Feanturi'nin kız kardeşidir tek başına yaşar. Kederi ve Melkorun bozması yüzünden Arda'nın acı çektigi her yara içi yas tutmasıyla bilinir. Ama kendisi için ağlamaz onu dinleyenler merhameti ve sabrı öğrenir.
- Tulkas: Güç ve cesaret işlerinde en görkemli olanıdır. Lakabı yiğit (Astaldo)dur. Melkorla yapılan ilk savaşta Valar'a yardım için Arda'ya girmiştir. Güreşten ve güç gerektiren şeylerden zevk alır. At binmez çünkü ayakları üztünde giden herşeyden daha iyi koşar ve o yorulmaz.
- Nessa: Tulkasın karısıdır.O'da kıvrak ve çabuk ayaklıdır. Geyikleri sever. Dans etmekten çok hoşlanır ve Valinor'un solmayan çayırlarında dans eder.
- Orome: Kudretli efendidir. Tulkastan biraz daha az güçlüyse bile kızgınlıgı daha korkunçtur; oysa Tulkas savaşta ve sporda daima güler. Orome Orta Dünya topraklarını cok severdi. Valinor'a en son dönen o oldu. O; canavar ve kötü hayvanların avcısıdır. Atlardan ve tazılardan zevk alır. Ormanların efendisi Aldaron diye cağrılır. Atının ismi Nahar'dır. Bulutları ayıran ve şimşek gibi sesi olan borusunun adı Valaroma dır.
Orome'nin karısı Yavanna'nın küçük kardeşi Ebedi-genç Vana dır.

Maiar:

Valar ile birlikte Dünyanın yaratılışından öncede yaşıyan başka ruhlar da Dünya'ya girdi.Daha düşük seviyeli ruhlardır.Onlar Maiar'dır.Vaların halkı onları hizmetkarı ve yardımcılarıdır.Sayıları elflerçe bilinmez cok azının ismi akıllardadır Aman'ın aksine çok azı insan suretine bürünmüştür.
Eski günlerden isimleri hatırlananlar: Vardanın hizmetcisi olan İlmare ve kollarındaki güçü sayesinde Manwe'nin sancaktarı ve habercisi olan Eönwe'dir. Ama Maiar arasında en cok bilineni Össe ve Uinen'dir.
Össe Ulmo'nun kuludur. Manwe'nin rüzgarlarını sever çünkü fırtınada mutlu olur.
Karısı Denizlerin Hanımı Uinen'dir. Bütün gemiciler ona yalvarır, çünkü Osse'nin vahşiliğini zaptederek dalgaların üzerine sükunet yayabilir. Numenor insanları onun korumasında uzun süre yaşadırlar bu yüzden onu Valar'a eşit tutarlar.
Melian hem Varda'ya hem de Este'ye hizmet eden bir Maia dır.
Maiar'ın en bilgesi Olorin'dir.

Düşmanlar:

Sauron Zalim Gorthaur diye bilinir. Sauron Eldar arasındaki ismidir. Başlangıcta Aule'nin bir maia'sı idi. Kurt adam, vampir ve yılan suretlerine bürünür.
Büyüklük günlerinde bir çok ruh Melkor'un ihtişamına kapılıp onun yanında yer almıştır. Bunların en korkunçları Valaraukar'dı, Ateşin Kırbaçlıları, Orta Dünya'da onlara Balrog denir.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 18:53:11
Dale Savaşı

Yüzük Savaşları sırasında kuzeyde gerçekleşen bir savaş. Dale Savaşı 15 Mart 3019?da başladı. Yalnız Dağın Cüceleri ve Dale?nin insanları Sauron?un ittifakına girmeyi reddetti. Sauron?un güney ordusu Gondor?u tehdit ederken, Sauron kuzeyde güçlü bir birlik oluşmasını istemediği için ordularını kuzeye gönderdi. Sauron?un emrinde olan Doğulu(Rhun) ordusu KırmızıSu(Nehir)?yu geçip Dale?ye saldırdı. Dale Kralı Brand, Cücelerin yanına Yalnız Dağa çekildi. Yalnız Dağ Cücelerinin lideri Dain Dale İnsanlarıyla birlikte savaşmaya karar verdi. Sauron Doğulu ordusunu Dale?ye yönlendirdi. Kral Brand ve Dale İnsanlarıyla, Dain Demirayak ve Erebor cüceleri Doğulu ordusuna karşı savaştı. Dale ve cüce ordusu, cüce yapımı silahların avantajına sahipti lakin Doğulu ordusuda sayıca çoktu. Zor geçen 3 gün sonunda birlikler Yalnız Dağa çekilmek zorunda kaldı. Birkaç sağlam savaşçı, Brand ve Dain cesurca Erebor Kapıları önünde savaştı. Ve düşmanın içeri girmesini engelledi, onların cesurca çarpışmaları sayesinde insanlar ve cüceler yalnız dağa sığınabildi. Cüceler ve insanlar Yalnız Dağ?da ve Dale?de omuz omuza çarpıştı ve öldü. Vücutları toprağa, suya karıştı ama isimleri hep hatırlandı. Savaş 3 gün sürdü, 3. gün gün battığında Dale ve Yalnız Dağ savaşı kazanmıştı. Savaş Dain Demirayak ve Dale?li Brand?ın hayatına ve daha nicesine olmuştu.


Dale Savaşı:

17 Mart günü Kral Brand çarpışma sırasında öldürüldü ve Dain ölene kadar Brand?ın ölü bedenin önünde baltasını savurdu ama düşmanını korku saçtıktan bir süre sonra onun ölü vücudu Brand?ın yanına uzandı. İkisi içinde onurlu bir ölümdü. Hep hatırlanacaklar. Doğulular kazanmıştı ama Yalnız Dağı ve orada sığınan Cüce ve İnsan halkını alamamış oradakileri öldürememişlerdi. Ve Doğulular Yalnız Dağ?ı 27 Mart?a kadar kuşattı, 27 Mart günü Sauron?un düştüğü haberi Doğulular tarafından duyulunca Brand?ın oğlu 2. Bard ve Dain?in oğlu Thorin Taşmiğfer birlikleriyle Yalnız Dağ?dan dışarı çıkageldiler ve Doğuluları Doğuya sürdüler. Savaş Dale ve Yalnız Dağ için oldukça zararlı olmuştu ama cüceler ve insanların gücünü artık herkes biliyordu.

Dale Savaşı oldukça önemli bir savaştır. Eğer cüceler ve Dale insanları yenilseydi, Doğulu güçler Dol Guldur ordularıyla birleşicek ve Mirkwood başta olmak üzere elf diyarları düşücekti . Ardından güneye ilerleyen birlikler Rohan?a varacak ve Özgür İnsanları 2 cephede savaşmaya zorlayacak ve savaşı kazanıcaklardı. Yani Dale Savaşı kaybedilseydi, Pelennor Çayırları savaşının hiçbir önemi kalmıyacaktı.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 19:10:26
Nienna

Nienna Estë'den daha güçlüydü.Fëanturi'nin kız kardeşiydi,yalnız yaşardı.Arda'nın Melkor'dan aldığı her zarar için yas tutardı.Ama kendisi için gözyaşı dökmezdi.Dinleyenler şefkatin ve umut ederek direnme kuvvetinin sırrına varırlardı.Evi batınında batısındaydı.Valimar şehrine pek seyrek giderdi.Daha çok Mandos'un evine gitmeyi tercih ederdi.Mandos'un evi kendi evinin hemen yanındaydı.
Valar ve Maiar,huzur bulmak için onun evine gelip onun ağıtlarını dinlerdi.

Cirdan

Teleri ırkındandır ve Falas bölgesinin kralıdır. İkinci çağ ve üçüncü çağ boyunca lhun körfezindeki Gri Limanlar'ın muhafızlığını yapmıştır. İstariler Orta Dünya'ya geldiğinde onların içlerinden en dirayetli olanın Gandalf olduğunu görmüş ve güç yüzüğü Narya'yı ona emanet etmiştir. Çok uzun boyludur ve üçüncü çağın sonunda uzun boylu, yaşlı ve sakallı olarak betimlenmiştir.Orta dünya'yı o kadar çok seviyordur ki ancak Orta Dünya'dan Valinor'a giden son gemiye binebilmiştir.

Irmo

Genç olan kardeş Irmo, yani Námo'nun kardeşi, hayallerin ve rüyaların efendisiydi. Yaşadığı yer Lόrien'deki bahçeler, dünya üzerindeki en güzel yerlerdi buralar. Pek çok ruh vardı. Eşi ise yaraların ve yorgunluğun şifacısı olan Estë'ydi.
Estë'nin elbiseleri griydi. Gündüzleri dolaşmazdı. Valinor'un bütün sakinleri Irmo ile Estë pınarlarından içtikleri sularla canlanırdı. Valar bizzat ziyaret ederdi burayı, Arda'nın ağır yükünden kurtulurlardı.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 19:12:57
Ossë

Ossë, Ulmo'nun tebaasındandı. Orta Dünya'nın kıyılarına vurup yıkayan denizlerin efendisiydi. Derinleri değil, kıyılar ve adacakları severdi.
Melkor Arda'nın inşası sırasında Ossë'yi müttefiki yapmak için çok dil dökmüş, Ulmo'nun bütün krallığını ve gücünü vaat etmiş. Eşi Uinen ise Aulë'nin önerisi üzerine Ossë'yi durdurup Ulmo'nun huzuruna getirdi. Ossë affedildi ve sadakatini yeniden sundu. Ossë bazen efendisinin buyruğu olmadan kasıp kavurur ve deniz kıyısını mesken tutanlar ile gemilerde seyehat edenler onu ne kadar sevselerde ona güvenemezler.

Eldar

Eldar, orta dünyadaki elflere verilen addır, ateş savaşçısı manasına da gelir. Vala Orome'nin elfleri Cuiviénen'de yıldız ışığı altında ilk kez gördüğünde verdiği ad olup başta bütün elflere verildi, ama Valar'ın çağrısından sonra, sadece Valar'ın çağrısını dinleyip gelenler için kullanılmaya başlandı.
Başlangıçta Quenya dilini konuşurlardı ama sonra orta dünyaya gelip burda Sindarin'i geliştiriler.

Uinen

Ossë'nin eşiydi.Denizlerin Hanımı.Saçları uçsuz bucaksız serilen denizler boyunca uzanırdı.Tuzlu sularda yaşayan tüm canlıları ve otları severdi.Denizciler Ossë'nin hiddetini dindirip,denizleri yatıştırması için ona yalvarırlardı.Nύmenor insanları uzun vakitler onun himayesinde yaşadılar ve Valar'a sundukları saygıyı ona da gösterdiler.

Estë

Irmo'nun eşiydi.Estë yaraların ve yorgunluğun şifacısıydı.Giysileri griydi.Huzur bahşedilmişti.Gündüzleri dolaşmazdı.Lόrellin Gölü'nde ağaçların gölgelediği bir yerde uykusuna dalardı.Valinor'un tüm sakinlerinin bitkin bedenleri Irmo ile Estë'nin pınarlarından içtikleri su ile canlanırdı ve Valar bizzat burayı ziyaret ederek,istirahat ederlerdi ve Arda'nın ağır yükünden biraz olsun kurtulurlardı.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 19:15:01
Manwë

Manwe, J.R.R. Tolkien'in kurgusal Orta Dünya evreninde kurgusal bir karakter. Ainur'un en soylusu, en bilgesi ve en kudretlisidir. İlim, irfan sahibi ve adaletlidir. Melkor'un kardeşi, Varda'nın kocasıdır. Eru'nun en sevdiği, en kıymetlisi ve düşüncelerini en iyi anlayan Vala'dır. Arda Kralı, Valar Efendisi olarak divanları ve Aratar'ı yönetir. Tahtı Taniquetil'in zirvesindeki Ilmarin'dedir. Oradan tüm Arda'yı izler. Işıkların ve yıldızların hanımı Varda yanında iken katlanır kuvveti, daha keskinleşir gözleri. Manwe çıkıp tahtına gözlerini çevirdiği vakit uzaklara, yanındaysa eğer Varda, diğer tüm gözlerden daha keskin olur gözleri; sislerin ve karanlığın ötesini ve denizlerde fersahlarca ötedekileri görür. Eldar arasında en çok Vanyar'ı sever, şiirlerinden ve şarkılarından zevk alır.
Melkor, Manwe'den korkar ve nefret ederdi. Yüce Ainulindale'de tain edilmiştir krallığı Manwe'nin. O andan itibaren çok arzulamıştı o makamı Melkor. Vaların yargıçı Mandos, Manwe'ye danışmadan hükümlerini vermezdi. Güvenirdi, kudretine adaletine.
Soyadı Sulimo'dur. Iluvatar vermiştir ona bu ismi. Anlamı "Arda'nın Nefesi"dir. Gökleri, kuşları, kartalları, kanatları olan her varlığı pek bir sever. Onlarda Manwe'ye itaat ederler. Her çağrısına koşarlar. Tahtının çeversinde ulu kartallar dolaşır. Manwe'nin uşağı, habercisidirler. Ayrıca kartalların efendisi Thorondor dostudur Manwe'nin.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 24 Mayıs 2014, 19:17:13
Eönwë

Eönwë, J.R.R. Tolkien efsanesinde yardımcı bir karakterdir. Eönwë karakteri 1977 yılında, orjinal basımından önce uzun zamandır var olmasına rağmen ilk kez J.R.R. Tolkien'in ölümünden sonra yayımlanan Silmarillion kitabında görülür.

Yaşamı

Eönwë bir sancaktardı aynı zamanda Manwë'nin habercisiydi. Ilmarë ile birlikte Maiar'ların başkanıdır. Christopher Tolkien, Silmarillion'da Eönwë'nin Arda'da en büyük silahlardan biri olduğunu ve savaşta en yetenekli Maiar olduğundan bahsetti.
Eärendil yardım istemek için Aman'a gittiğinde. Onu ilk selamlayan Eönwë'ydi. Manwë istenilen yardıma kulak verdi ve Eönwë tarafından yönetilen büyük bir ordu Orta Dünya'ya Öfke Savaşına katılmaya gitmişti.
Karanlık Vala Morgoth yenildiği zaman,Eönwë kalan 2 Silmaril'i aldı ve bunları sakladı. Feanor'un kalan 2 oğlu, Eönwë tarafından saklanılan Silmarilleri aldılar ve kaçtılar. Maedhros ile Maglor dehşet içinde Silmarillerin kendi ellerini yaktığını görür ve babasının yaptığı ve hanedanına ait büyüleyici güzellikteki Silmarilin kendine zarar vermesine dayanamayan Maglor Silmarille birlikte delicesine koşarak onu Büyük Deniz?in derinliklerine fırlatır.
Morgoth'un devrilmesinden sonra, Sauron Eönwë'ye yaklaştı. Karanlık Lord Melkor'un eski ikinci kumandanı (her ne kadar bu geçici de olsa) yaptıklarından büyük bir pişmanlık duyuyordu. Sauron görünüşte kendini güvence altına alıp bir çeşit af diledi Eönwë'den. Fakat Eönwë kendisi gibi bir Maia'yı affetmekte yetkili değildi. Bu yüzden Sauron'un Valinor'a dönmesi konusu Valar tarafından değerlendirilecekti. Sonuçta, Valar Sauron'u Orta Dünya'da sakladı, Eönwë ise Orta Dünya'dan ayrıldı.Eönwë bir sancaktardı aynı zamanda Manwë'nin habercisiydi. Ilmarë ile birlikte Maiar'ların başkanıdır. Christopher Tolkien, Silmarillion'da Eönwë'nin Arda'da en büyük silahlardan biri olduğunu ve savaşta en yetenekli Maiar olduğundan bahsetti.
Eärendil yardım istemek için Aman'a gittiğinde. Onu ilk selamlayan Eönwë'ydi. Manwë istenilen yardıma kulak verdi ve Eönwë tarafından yönetilen büyük bir ordu Orta Dünya'ya Öfke Savaşına katılmaya gitmişti.
Karanlık Vala Morgoth yenildiği zaman,Eönwë kalan 2 Silmaril'i aldı ve bunları sakladı. Feanor'un kalan 2 oğlu, Eönwë tarafından saklanılan Silmarilleri aldılar ve kaçtılar. Maedhros ile Maglor dehşet içinde Silmarillerin kendi ellerini yaktığını görür ve babasının yaptığı ve hanedanına ait büyüleyici güzellikteki Silmarilin kendine zarar vermesine dayanamayan Maglor Silmarille birlikte delicesine koşarak onu Büyük Deniz?in derinliklerine fırlatır.
Morgoth'un devrilmesinden sonra, Sauron Eönwë'ye yaklaştı. Karanlık Lord Melkor'un eski ikinci kumandanı (her ne kadar bu geçici de olsa) yaptıklarından büyük bir pişmanlık duyuyordu. Sauron görünüşte kendini güvence altına alıp bir çeşit af diledi Eönwë'den. Fakat Eönwë kendisi gibi bir Maia'yı affetmekte yetkili değildi. Bu yüzden Sauron'un Valinor'a dönmesi konusu Valar tarafından değerlendirilecekti. Sonuçta, Valar Sauron'u Orta Dünya'da sakladı, Eönwë ise Orta Dünya'dan ayrıldı.

Konsepti ve Yaratılışı

J.R.R. Tolkien Eönwë'yi Manwe'nin çocuğu olarak düşünmüş fakat oğlu Christopher Tolkien, Silmarillion'da Manwe'nin habercisi olarak göstermiştir. Çocuk Vala kavramı J.R.R. Tolkien'in kendi kurguladığı evrende vardı fakat oğlu Christopher Tolkien, Silmarillion'da bu kavramı yok etmiştir.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 28 Mayıs 2014, 20:04:00
Sting

Sting Bilbo Baggins?in kılıcıdır. Aslında çok uzun bir bıçaktır ama Hobbit?ler için kılıç gibidir. Bilbo kılıcı 2941?de,Bert?in Troll ininde, Glamdring ve Orcist kılıçları ile birlikte buldu. Bu 3 kılıç, Elfler tarafından Gondolin?de, 1.çağda yapılmıştır.

Alıntı
Duvarlarda asılı bir sürü kıyafet vardı. ?Trol?lere göre öyle küçüklerdi ki korkarım kurbanlarının giyisileriydi- ve aralarında bazı değişik marka, biçim ve büyüklükte kılıçlar vardı.Özellikle iki tanesi, güzel kınlarından ve mücevher süslü kabzalarından dolayı gözlerine çarpmıştı.
Gandalf ve Thorin bunlardan birer tane aldılar ve Bilbo?da deri kılıflı bir bıçak aldı. Bu bir Trol için ancak küçük bir cep çakısı olabilirdi, ama hobbit için neredeyse ufak bir kılıçdı.

Kılıçlar o kadar özeldi ki orclar yaklaştığında mavi mavi parlardı. Bilbo, Dumanlı Dağlar?da Gollum?la karşılaştı ve kılıcıyla onu öldürecekti ama merhameti onu durdurdu. Bilbo kılıcını ilk defa, Kuyutorman?da, onu ve arkadaşlarını esir alan büyük örümcekleri öldürmek için kullandı.Kılıcın adının sting olmasını istedi.

Alıntı
Bilbo,büyücüler ve cücelerin yardımı olmadan, karanlıkta, tek başına büyük örümcekleri öldürerek büyük bir fark yarattı.Kendisini başka bir kişi olarak hissetmişti, aç karnına rağmen çok şiddetli ve cesurdu.Çimenlerin üzerine kılıcını sildi ve kılıfına geri koydu ve şöyle dedi : ?Sana bir isim vereceğim ve sana Sting diyeceğim?

Bilbo eve geldi ve ocağın üzerine Sting?i astı. 25 kasım 3018?de, Bilbo, Frodo?ya yüzüğü yok etme görevinde yardımı olması için Sting?i verdi.

Alıntı
Sting'i ocağının üzerine asmıştı Bilbo; cücelerin Ejderha hazinesinden ona armağan olarak verdikleri harika zırhı da müzeye, daha doğrusu Ulığ Kazın'daki Belek Evi'ne geçici olarak vermişti.

Alıntı
Son günün sabahında Frodo Bilbo ile yalnız kalmıştı; yaşlı hobbit yatağının altından tahta bir kutu çıkardı. Kapağını kaldırarak içini karıştırdı. "işte kılıcın," dedi. "Fakat kırılmıştı, biliyorsun. Saklamak için alıkoymuştum ama demircilere tamir edip edemeyeceklerini sormayı unutmuşum. Artık zaman kalmadı. Ben de düşündüm ki belki bunu almak istersin, ne dersin?" Kutudan, eski püskü deri bir kının içinde küçük bir kılıç çıkarttı. Sonra kılıcı çekti, kılıcın parlak ve bakımlı ağzında aniden soğuk ve göz alıcı bir ışık çaktı. "Bu Sting," deyip hiç güç harcamadan kılıcı tahta bir direğe saplayıverdi. "Al bunu, eğer istersen. Artık bana lazım olmaz herhalde."
Frodo kılıcı minnetle kabul etti.

Frodo kılıcı ilk kez Moria?da, bir mağara Trol?ünün bacağına vurmak için kullandı. Gollum, Emyn Muil?de Sam Gamgee?ye saldırdığında, Frodo Sting?i Gollum?un boğazına dayadı. Ama Frodo?da, Bilbo gibi Gollum?un yaşamasına izin verdi.

Shelob?un bölgesinde, Frodo Sting?i ve Phial of Galadriel?i eline alarak Shelob?u geri çekilmeye zorladı.Frodo kılıcını, örümcek ağlarından kurtulmak için kullandı ama Shelob onu yakaladı ve zehirledi. Sam sol eline Sting?i aldı ve Shelobun pençelerini kesti ve kendı kılıcı ile gözlerine saldırdı. Sam, Sting ile Shelob?un karnına ölümcül darbeyi vurdu.

Sam Frodo?nun öldüğünü sandı ve Sting ile tek yüzüğü aldı. Sam Frodo?nun ölmediğini anladı ve Crith Ungol kalesinden onu kurtardı. Orklar yanlış anlayarak onu, elindeki Sting ile birlikte, büyük bir elf savaşçısı sandı. Frodo Sting?i Sam?e koruması için verdi. Sam ise Sting?i, Frodo Orta Dünya?dan ayrılırken geri iade etti.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 28 Mayıs 2014, 20:06:01
Glamdring

Bu Kılıcın ilk sahibi Turgon olsa da sonradan bu kılıç Gandaf?a geçmiştir.Gandalf bu kılıcı , ormanda ki üç devin inin de bulmuştur.Bu kılıç Turgon zamanın da çok ork öldürmüştür , bu yüzden orklar bu kılıçtan çok korkarlar.

Morgul Kılıcı

Yüzüktayfları tarafından kullanılan zehirli ve büyülü bir tür bıçak. Frodo, Ayrıkvadi'ye doğru yol alırken Fırtınabaşı'nda bir Nazgûl tarafından bir Morgul bıçağı ile yaralandı. Bıçak, arkadaşları tarafından vücudundan çıkarıldı fakat Frodo'nun içinde bıçaktan bir parça kaldı. Parçacıktaki büyülü zehir Frodo'nun kalbine doğru ilerlemeye başladı ve birşey yapılmadığı takdirde bıçağın parçası, Frodo'yu da bir tayf (yaşayan ölü) haline getirecekti ve Frodo, Yüzüktayfları'nın bir kölesi durumuna düşecek, Tek Yüzük'ü kendi isteğiyle onlara verecekti. Elrond parçayı temizledi ve yarayı iyileştirdi. Bununla birlikte yara hiçbir zaman tam olarak iyileşmedi ve Frodo, bıçaklandığı tarihin her yıldönümünde ağır şekilde hastalandı. Ancak Eldamar'a gitmek üzere son yolculuğuna çıktığında tam bir iyileşmeye erişti. Athelas (ya da kralfoyası) olarak bilinen bitki, Morgul bıçağının etkisini bir miktar azaltıyordu. Morgul bıçağının bir başka kurbanı, 11. Gondor Vekilharcı Boromirdir (Frodo'nun kafilesindeki Boromir değil). Boromir, bıçaklandıktan sonra bir yüzüktayfına dönüşmedi ve bir süre sonra hayata gözlerini yumdu.

Dramborleg

Tuor?un kullandığı devasa bir baltaydı.Tuor , Batı?ya gittikten sonra bu balta Numenorlularca bir ata yadigarı olarak saklandı.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 28 Mayıs 2014, 20:07:08
Hithlain

Elflerin halat yapmak için kullandıkları materyaldir. Hithlain gri renkli ve ipeksi bir dokuya sahiptir. Hithlainden yapılan halatlar çok sağlam olmalarının yanı sıra ince ve hafiftirler. Karanlıkta gümüşümsü bir ışıltıyla parlarlar.

(http://nsm01.casimages.com/img/2008/01/17/080117101220189811617498.jpg)

Lothlórien Elfleri 16 Şubat 3019?da Yüzük Kardeşliği'ne hithlainden yapılma halatlardan vermiştir. Her bir kangal halat yaklaşık 112 fit (33-34 metre) uzunluğundadır. Samwise Gamgee Ayrıkvadi'den ayrılırken halat almayı unuttuğu için özellikle bu hediyeye sevinmiştir. Ailesinde Tighfield?deki Andy Amcası'nın da dahil olduğu halat yapımcıları olan Sam özellikle Elf işi halatın işçiliği karşısında etkilenmiştir.


29 Şubat'ta Frodo Baggins Emyn Muil?de kayalardan kayıp düşerek bir çıkıntıda sıkışıp kaldığında Sam onu kurtarmak için bu ipi kullanmıştır. Frodo ancak o zifiri karanlıkta ışıldayan halatı görebildiği için geri tırmanabilmiştir. Daha sonra Hobbitler halatı bir kütüğe bağlayarak uçurumdan aşağı indikleri vakit Sam halatı geride bırakmak zorunda kalacaklarını düşünmüştür. Ancak halat çekildiğinde açılarak aşağıya gelmiştir. Frodo bunun Sam?in kötü düğümünden olduğunu söylemiş ama Sam Elf halatının kendi kendini bilerek çözdüğüne inanmıştır.
O gece Hobbitler Gollum?la dövüştüklerinde onu alıkoyabilmek için halatı kullanmışlardır. Ama Gollum Elflerin büktüğü halatın canını yaktığını söylediklerinde, halatı çıkartmışlardır.


Hithlain kelimesi ?sisten iplik? anlamına gelen Hith ?Sis? ve Lain ?İplik? kelimelerinden oluşmuştur.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 28 Mayıs 2014, 20:08:52
Mallorn

(http://images3.wikia.nocookie.net/__cb20120501211723/lotr/images/9/97/Lothlorien2.jpg)

Lothlorien?in altın ağacı. Büyük ve çok güzel bir ağaçtır. Kabuğu pürüzsüz ve gümüşi gridir. Mallorn?un yaprakları sonbaharda altın rengine döner. Kışın yaprakları ağaçta kaır ve İlkbaharda toprağı örtmek için düşer. Yeni yapraklar filizlenir.üste yeşil altta gümüş yapraklar.Ve dallarda altin çiçekler açar.Mallorn ağaci kökende Ölmeyen diyardaki Tol Eressea?da büyürdü.Ayrica Beleriand?daki Gondolin diyarinda da büyürdü.Elfler Mallorn ağaçlarini Numenor insanlarina getirdi ve ağaçlar Eldanna körfez i çevresinde deniz kiyisinda yetişti.
Numenor?un 6.krali Tar-Aldarion Orta Dünya?daki Lindon da Gil-galad?a hediye olarak Mallorn ağacinin gümüş meyvelerinden vermişti.Ama ağaçlar Lindon?da kök salmadi ve Galadriel onlari Lothlorien?e getirdi.Onun ilgisi altinda ağaçlar gelişti ve çiçek açti.Böylece Lothlorien Altin orman olarak bilindi.
Lothlorien?deki Caras Galadhon devasa Mallorn ağaçlarinin dallari üzerine inşa edildi.3019 yilinin ocak ayinda kardeşlik Lothlorien?e geldiğinde gecelerini bir Malllorn ağacinin üstünde geçirmiş.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 28 Mayıs 2014, 20:10:10
Elrond Divanı Yüzük'ün Öyküsü (Elrond'un Ağzından)

Yüzük'ün Öyküsü İlk Başından Bu Güne Kadar Anlatılacak Öyküye Ben Başlıyorum Fakat Sonunu Getiren Başkası Olacak
Bunun Üzerine Elrond Berrak Sesiyle Sauron'u Ve Kudret Yüzüklerini Bu Yüzüklerin taa Dünyanın İkinci
Çağında Nasıl Yapılmış Olduğunu Anlatmaya Başladı Herkes de Onu Dinledi Meclistekilerin Bazıları Anlattığı Öykünün Bir Kısmını Biliyorsada Tamamını Bilen Yoktu Elrond Eregionlu Demirci Elfleri Bu Elflerin Moria İle Olan Dostluklarını Ve Sauron`un Öğrenme Hevesleri Sonucunda Onları Nasıl Tuzağa Düşürdüğünü Anlattıkça Çoğunun Gözleri Korku Ve Hayretle Büyüdü O Zamanlar Sauron`un Kötülüğü Henüz Yüzüne Vurmamıştı Ve Elfler Onun Yardımını Kabul Ederek Zanaatlarında Güçlenmişlerdi Sauron`sa Elflerin Tüm Sırrını Öğrenip Hainlik Ederek Ateş Dağlarında Gizlice Onlara Hükmetmesini Sağlayacak Tek Yüzük`ü Yapmıştı Fakat Celebrimbor Ona Kanmayıp Kendi Yaptığı Üç Yüzük`ü Saklamış Sonra Savaş Çıkmış Her Yer Harap Olmuş Ve Moria`nın Kapısı Kapatılmıştı

Daha Sonra Uzun Elendil İle Kudretli Oğulları İsildur Ve Anarion Büyük Birer Hükümdar Olmuş Arnorda Kuzey Ülkesini Gondorda'da Anduin Nehrinin Üzerinde Güney Ülkesini Kurmuşlardı Fakat Mordorlu Sauron Onlara Hücum Edince Onlarda Elfler Ve İnsanlar Arasındaki Son İttifak'ı Yapmışlardı Gil-Galad Ve Elendil`in Orduları Arnorda Toplanmıştı Burada Elrond Bir Süre Ara Vererek İç Geçirdi Sancakların İhtişamını Gayet İyi Hatırlıyorum Bir Arada Onca Ulu Prens Ve Komutanların Kadim Günlerin Görkemini Ve Beleriand`ın Ordularını Aklıma Getiriyordu Yine De Thangorodrim`in Yıkıldığı Ve Elflerin De Kötülüğe İlelebet Son Verdikleri Yanılgısına Kapıldıkları Zamanki Kadar Kalabalık Ve Göz Alıcı Değillerdi Hatırlıyormusun Dedi Frodo Hayretinden Düşüncelerini Yüksek Sesle Söyleyerek Ama Ben Diye Kekeledi Ben Gil-Galad`ın Fi Tarihinden Önce Düştüğünü Zannediyordum Gerçektende Öyledir Dedi Elrond Lakin Benim Hatıralarım Taa Kadim Günlere Kadar Gidiyor Pederim Gondolin Düşmeden Önce Orada Doğmuş Olan Earendil Validem de Doriathlı Luthien in Kızı Elwing İdi
Dünyanın batısında bozgunlarıyla meyvasız galibiyetleriyle üç çağ gördüm geçirdim Gil-Galad'ın emir subayıydım onun ordusunda savaşa yürüdüm Mordor'un kara kapısı önündeki Dagorlad muharebesinde bulundum biz galip geldik çünkü Gil-Galad'ın mızrağı Aiglos ile Elendil'n kılıcı Narsil'in Önünde duracak hiç bir güç yoktu son çarpışmayı Orodruin yamaçlarından izledim Gil-Galad vefat etti Elendil düştü ve Narsil de kırıldı
fakat Sauron'un kendiside devrildi İsildur babasının kırık kılıcıyla yüzük'ü onun parmağından kesip aldı hazır Orodruin de yakınımızdayken hemen yapıldığı ateşe atılıp yok edilmesi gerekirdi fakat İsildur'un ne yaptığını çok az kişi fark etmişti o son ölümcül karşılaşmada babasının yanında bir tek o vardı fakat İsildur bizim nasihatlerimize hiç kulak asmadı ''bunu babamla kardeşimin kan pahası olarak alıyorum''dedi böylece bizler rıza göstersek te göstermesek te onu alıp bağrına bastı ve çok geçmeden de onun ihanetiyle hayatını kaybetti
Bu yüzden kuzeyde yüzük'e İsildur'un felaketi denir Yinede belki ölüm başına gelebilecek diğer şeylerden daha iyiydi Bu havadisler sadece Kuzey'e ve pek az kişiye ulaşmıştır İsildur'un can verdiği ferah çayırlar harabatından sadece üç adam uzun yollardan geçip geri dönmeyi başarabilmişti Bunlardan biride Elendil'in kılıcının kırık parçalarını taşıyan İsildur'un silahtarı ohtar idi bunları henüz çocuk olduğu için burada ayrıkvadi de kalmış olan İsildur'un varisi Valandil e verdi Lakin Narsil Kırılmış Işığı Sönmüştü ve halen de yeniden yapılmış değildir Son İttifak savaşı için meyvasız mı demiştim Bütünüyle meyvasız değildi aslında amma gayesinede erişemedi Sauron Zayıflatılmış Lakin Yıkılmamıştı Yüzük Kaybolmuş Lakin yok edilememişti Karanlık kule yıkılmış Lakin temelleri yerinde duruyordu çünkü bu temeller Yüzük'ün Gücüyle yapılmıştı ve Yüzük Varoldukça onlarda dayanacaktır Savaşta Nice elf Nice Kudretli İnsan ve bunların nice dostu telef oldu Anarion katledildi İsildur katledildi Gil-Galad ile Elendil toprak oldu
Elfler ile İnsanlar arasında böylesi ittifak bir daha asla görülmeyecektir insanlar çoğalıyor ilkdoğanlar azalıyor ve her iki soy birbirine yabancılaştı ve o günden sonra Numenor ırkı zayıfladı ömürleri kısaldı Kuzeyde savaştan Ve ferah çayırlar katliamından sonra batıil insanlar zayıfladı Ve Alacakaranlık gölü yanında kurmuş oldukları Annüminas şehri viran oldu Valandil in varisleri oradan çıkıp yüksek yüksek kuzey yaylalarındaki Fornost'a geçtiler ki şimdi orası dahi metruktur insanlar burayı ölü adamlar hendeği diye tesmiye ediyor ve buralara ayak basmaya çekiniyor çünkü Arnor halkı azaldı ve hasımları onları bitirdi böylece hükümranlıkları geçip gitti ardlarında yalnız çimenli tepelerde yeşil höyükler kaldı Güneyde Gondor ülkesi uzun süre dayandı ihtişamı bir vakit aldı yürüdü adeta Numenor un yıkılmazdan önceki kuvvetini andırır oldu Ahalisi yüksek kuleler müstahkem yerler nice gemi barındıran limanlar inşa etti İnsan krallarının kanatlı taçları değişik diller konuşan pek çok halkın hürmetini kazandı
Payitahtları tam ortasından nehir'in geçtiği Yıldızların hisarı Osgiliath idi Doğuya Gölge Dağlarının bir çıkıntısına Doğan Ay kulesini Minas İthil i inşa ettiler batıya ak dağların Eteğinede Batan Güneş kulesini Minas Arnor'u Yaptılar Kralın avlusunda ak bir ağaç vardı bu ağaç İsildur'un engin suların ötesinden getirdiği ağacın tohumundan yetişmişti onun tohumu ise Eressea'dan ve ondan evvel dünya henüz gençken günlerden önceki gün En batıdan gelmişti Lakin Orta Dünyanın akıp giden yıllarının yıpratmasıyla Ananenoğlu Meneldil'in soyu sona erdi Ağaç kurudu ve ve Numenorluların Kanı sıradan insanların kanıyla karıştı Derken Mordor'un surlarındaki nöbetçiler uyudu ve karanlık şeyler tekrar Gorgoroth'a sızdılar ve bir zaman sonra şer yaratıkları oradan akın edip Minas İthil'i aldılar yerleşip burayı korkunç bir yere dönüştürdüler böylece buraya Minas Morgul dendi bunun üzerine Minas Arnor'un da adı değiştirilip Minas Trith yani Muhafız Kulesi oldu Bu iki şehir bitmek bilmez bir savaşa tutuşdular Aralarında kalan Osgiliath ise terk edildi ve harabelerinde gölgeler yürür oldu.Nice insan ömrüdür bu böyle gitmekte Fakat Minas Trith'in efendileri hala düşmana boyun eğmeyip cenk ediyor ve Argonath'tan denize kadar nehir geçişini açık tutuyorlar
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 28 Mayıs 2014, 20:12:14
Gondor Rütbeleri ve Orta Dünya'nın Ünlü Kılıçları

(http://sphotos-e.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc7/486069_337233256388790_1841899177_n.jpg)
(http://sphotos-f.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-frc1/882400_337184623060320_802599436_o.jpg)
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 28 Mayıs 2014, 20:14:55
Aranruth

(http://web.tiscalinet.it/flaviopknife/Spade%20fantasy_file/galadriel1.jpg)

İlk Çağda , Elf Kralı Thingol?ün kılıcıydı.Kral Thingol?ün ölümünden sonra Kılıç el değiştirdi.İlk Numeron Kralı bu kılıca sahip olur , ardından Numeron?lu Elwing , ve böyle devam eder.Sonun da bu kılıç Numeron Atalarının kılıcı haline gelir.Numeron?un çöküşün de son kral Ar-Pharazon ile birlikte bu kılıç unutulur.

Anglachel

(http://s1308.hizliresim.com/1d/z/s406d.jpg)

Kara elf Eöl tarafından dövülmüş bir kılıç. Bu kılıç, Eöl'ün toprağa düşmüş kara bir meteoritten dövdüğü iki kılıçtan birisidir; diğeri kendisi için sakladığı Anguirel'dir. Eöl, Doriath ormanının hemen doğusundaki Nan Elmoth ormanında kalmasının bir bedeli olarak, Thingol'e vermiştir. Kral Thingol bu kılıcı, halkından Beleg'e verir. Beleg, Túrin Turambar'ın bağlarını çözerken yanlışlıkla bu kılıçla Túrin'i keser, Túrin o anda kendine gelerek, bilinçdışı bir refleksle kılıcı Beleg'den alır ve Beleg'in karnına sokar ve Beleg orada ölüverir. Daha sonra, bu kılıç Gwindor tarafından Túrin'e verilir. Kılıç yeniden dövülür ve Gurthang adını alır.

Gúthwinë: Savaş Dostu

(http://img228.imageshack.us/img228/8077/guthwine.jpg)

Éomer'in kullandığı bir kılıç. Éomer bu kılıcı Miğfer Dibi Savaşı'nda yanında taşıdı.(ve muhtemelen Pelennor Çayırları savaşındada)İsminin anlamı Savaş dostu dur.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 28 Mayıs 2014, 20:16:13
Höyük Kılıçları

Üçüncü Çağ'ın ortalarında Dúnedain tarafından Arnor'da dövülmüş kamalar."Parlak, çok sağlam tuhaf bir metalden yapılma ve birçok parlak mücevherle süslü kın" içerisinde "uzun, yaprak şekilli, üzerinde kırmızı ve altın renkli kıvrımları bulunan" ve üzerinde sahibinin adı işlenmiş kamalar olarak bilinirler.Bir höyüğün içinde yüzyıllarca kalmış olmalarına rağmen üzerindeki kabartma yazılarının biraz bozulması ve kınındaki bazı küçük tahribat dışında yepyeni görünüyorlardı.Höyük kılıçları, Höyük Yaylalarındaki bir höyükte dört hobbit (Frodo, Sam, Merry, Pippin) tarafından bulunmuş ve Tom Bombadil tarafından kendilerine verilmiştir.Tom Bombadil, kamaları hobbitlere verirken, kamaların hobbitler için kısa kılıçlar olduğunu söyler.

Frodo'nun kılıcı, Ayrıkvadi sığlıklarında Angmar'ın Cadı Kralı'yla yaptıkları çatışmada kırılır. Daha sonra kendisine, Ayrıkvadi'de Bilbo tarafından Sting verilir.

Sam'in kılıcı, Frodo Cirith Ungol'de orklar tarafından yakalandığında Frodo'nun diğer bütün eşyalarıyla birlikte Kara Kule'ye yollandı. Frodo'nun yakalandığının işareti olan eşyalar (mithril gömlek, Sam'in kılıcı ve elf pelerini) Sauron'un Ağzı tarafından alındı. Daha sonra Cormallen Kırları'nda Gandalf kılıcı Sam'e iade etti.

Pelennor Çayırları Savaşı'nda Merry, kılıcını Angmar'ın Cadı Kralı'nın dizine arkadan sapladı ve o sırada Cadı Kral'ın karşısında yenilmek üzere olan Éowyn'e üstünlük elde etmesi için fırsat verdi. Éowyn, bu avantajı değerlendirerek Cadı Kralı öldürdü.Aynen Frodo'nun kılıcının başına gelen şey, bu sefer Merry'nin kılıcının başına geldi ve Merry'nin kılıcı yanıp tükendi.

Pippin, Gondor vekilharcı Denethor'a bağlılık yemini ederken kılıcını kullandı.Morannon Savaşı'nda Pippin, bir Troll komutanını devirerek arkadaşı Beregond'un hayatını kurtardı.

Tolkien, Höyük kılıçlarının adlarını vermedi. Shire Temizliği sırasında Pippin, kılıcı hakkında "Trollün felaketi" tabirini kullansa da, bu bir isim değil, daha çok bir unvandır.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 28 Mayıs 2014, 20:17:52
Orcrist: Goblin Baltası

Hobbit kitabındaki cüce karakterlerden Thorin Meşekalkan'ın kılıcı. Sting ve Glamdring gibi bu kılıç da Gondolinli elfler tarafından, Goblin savaşlarında (Mücevherler Savaşı'nda) Morgoth'un adamlarına karşı kullanılmak üzere, dövülmüştü. Orklar yaklaştığında bu kılıç da diğer ikisi gibi mavi mavi parlar. Goblinler bu kılıca "Isıran" adını takmıştı.

Thorin'in Erebor Macerası kafilesi, Orcrist, Sting ve Glamdring'i bir troll ininde bulmuşlardı. Elrond, üzerine kazılı rünlerden yola çıkarak kılıcın "çok ünlü" olduğunu söyledi. Thorin'in kılıcı, Orman elfleri tarafından elinden alınmıştı. Thorin, bu yüzden Beş Ordular Savaşı'nda bir balta kullandı. Thorin, bu savaşta ölümcül bir yara aldı ve savaşın bitiminden kısa bir süre sonra da hayata gözlerini yumdu. Orman elflerinin kralı Thranduil, Thorin'in mezarı üzerine bu kılıcı yerleştirdi. Tolkien'in belirttiğine göre, lahtin üzerindeki kılıç, "Düşman yaklaştığında karanlıkta bile parlardı".

Ringil

Noldor'un Yüce Kralı Fingolfin'in kılıcı. Dondurucu soğuktur ve buz gibi parlar. Fingolfin bu kılıcı, Morgoth'a karşı ustalıkla kullandı. Morgoth'u yaptıkları düelloda bu kılıçla yedi kez yaraladı ve bir kez de kılıcı Morgoth'un sağ ayağına soktu. Fakat dövüşün galibi, Fingolfin'i katletmeyi başaran Morgoth oldu.

Herugrim

Herugrim kadim bir kılıçtır. Kını altınla kaplanmış ve yeşil zümrütlerle kopçalanmıştır.Théoden, Gríma Solucandil'e güvenerek kılıcı koruması ve bakım yapması için Gríma'ya verdi. Ama Gríma, kılıcı bir köşeye sakladı ve bozulmaya terk etti. Gandalf, Théoden'in üzerindeki efsunu dağıttığında kılıç onarılarak Rohan'ın kralına geri verildi.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 28 Mayıs 2014, 20:21:21
Lorien Pelerinleri

Ağaçların altındaki alacakaranlık rengi gibi bir griye
benzerler fakat kumaşlar kıpırdadığında veya ışığa tutulduğunda gölgelenmiş yapraklar gibi yeşil yada nadasa bırakılmış tarlaların gece göründükleri gibi kahverengi veya yıldızlar altındaki su gibi loş bir gümüştendirler. Her pelerinin yakasında, gümüşten damarları olan yeşil bir yaprağa benzeyen bir toka vardır.

Yaprak ve dal, su ve taş: Lörien'in alacakaranlığında elflerin sevdiği tüm şeylerin rengine ve güzelliğine sahiptirler; çünkü onlar yaptıkları her şeye sevdikleri her şeyin düşüncesini de katar. Yine de bunlar giysidir, zırh değil; ne oku, ne kılıcı geri çevirirler.Taşıması kolaydır ve ihtiyaca göre yeterince sıcak veya yeterince serin olurlar. Bir de, ister ağaçlar ister taşlar arasında olsun, düşman gözlerden çok iyi korurlar.Kullanan kişileri kem gözlerden saklarlar.

Grubun üzerindeki pelerinleri Galadriel'in bizzat kendisi ve kızları(nedimeleri) dokumuştur.Lorien pelerinleri görünmezlik pelerininin aksine sihirli değildir,sahip oldukları gri renk değişkendir ve etrafa uyum sağlarlar.

Sanılanın aksine elf pelerini değildir sadece lorien'e özgüdür.Katlanınca inanılmaz boyutta küçülebilir.

Kardeşlik üyeleri(Gandalf hariç[çünkü o Lorienden geçemediği için ona pelerin hediye edilememiştir]) elf pelerinlerini hayatları boyunca hep giymiş üzerilerinden eksik etmemişlerdir.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 28 Mayıs 2014, 20:23:20
Legolas'ın Uzun Bıçağı

(http://img228.imageshack.us/img228/3913/legolasknife.jpg)

Kuyutormanlı Legolas'ın sürekli yanında taşıdığı uzun bıçağı, yakın mesafede yay yerine bu bıçağı kullanırdı. Miğfer Dibi Savaşı'nda Legolas, kalenin surlarına tırmanan birkaç uruku bu bıçakla öldürdü. Legolas, Yüzüklerin Efendisi film üçlemesinde birbirinin tıpkısı iki bıçakla tasvir edilmiştir.

Elf Kılıçları

Orta Dünya'nın görünüşleriyle insanları andıran,doğuştan zarif ve büyülü olan asilzade varlıkları.Insanlara göre daha açık zihinleriyle herşeyi daha çabuk algılarlar.Gil-galad,Kral Noldor,Elendil,Gondor Kralı ve son olarak Sauron'un orclarına karşı kurulan Elf-Insan ittifağı.Bunları hepsi onların ne kadar yardımsever ve dost olduğunu gösteriyor.Son elf-insan ittifağı Dagorlad savaşını kazandırmıştı.Büyük kayıplara rahmen Orodruin Tepesinden orcları döktüler ve Sauron'un orclarını geri püskürttüler.Elflerin kılıçları Orta Dünya'nın en güçlü silahlarıydı.Büyük ve uzun sapları elfler tarafından geliştirildi savaş anında daha rahat ve hızlı dönerek ani rotasyonlar kurmak için.Elf kılıçları el yapımı olarak kusursuz çelikten hazırlanmıştır.Okçu özellikleriyle tanınan elfler yakın savaşlarda uzun kılıçlarını çeker ve organize halde savaşırlar.Çok yakın mesafe savaşlarda kılıç saplarının ortası tutulur ve düşmana altdan-yukarı veya yukarıdan-aşşağı olarak sallandırılır.Uzaktan gelen tehlikelerde (atlı birimler,kurtlar vs) kılıçlar en uç kısımlarından tutulur ve sağdan-sola ve soldan-sağa olarak 2 şekilde organize olarak sallanır.Kılıçlar tek yönlüdür.Ancak kaliteli hammaddelerinin sayesinde edindikleri darbe güçleri bu açığı kapatır.

Tam Uzunluğu: 49-3/4"
Kılıcın uzunluğu : 24-1/8"
Kılıcın Kalınlığı : 5/32"
Ellikleri : Elflere özel ele oturan özel derilerden yapılmıştır.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 28 Mayıs 2014, 20:25:02
Ak Ağaç

(http://awesomewallpapers.files.wordpress.com/2010/08/white-tree-of-gondor.jpg)

Gondor'un sembolüdür. Ak Ağaç İsildur'un Numenor'dan getirdiği bir fidandan büyümüştü , ve Numenor'da ki de Ölümsüz Topraklar'dan getirilmişti. Kralların Soyu sona erdikten sonra Ak Ağaç da kurudu ve öldü. Ölü ağaç Kaynak Avlusu'nda durdu , ta ki Aragorn , Kral Elessar bir fide bulup dikene kadar. Böylece Minas Tirith'te Ak Ağaç tekrar çiçek açtı.

Ak Ağaç'ın , Yavanna tarafından yaratılan bir ağaç olan Galathilion'unsoyundan geldiği söylenmektedir. Yavanna , Galathilion'u Telperion'un suretinde yaratmıştı , Valinor'un İki Ağacı'ndan biri. Adı Celeborn olan Galathilion'un fidelerinden biri Tol Eressea adasına dikildi , ve bu ağaçtan da Elfler bir fide alarak Numenor'un İnsanlarına hediye etti. Bu fideden büyüyen ağaca da Nimloth denildi.

Sauron esir olmayı kabul edip Numenor'a geldikten sonra Kral Ar-Pharazon 'a öğütler vermeye başladı , ve Nimloth'u kesmekte bunlar arasındaydı. Kral önceleri razı olmadı fakat sonra kabul etti. Bu üzücü haberi duyan İsildur , kılık değiştirerek ağacın bulunduğu Kral'ın Bahçeleri'ne girdi. Ve ağacın bir meyvasını almayı başardı. Fakat nöbetçiler tarafından görüldü ve kaçmak için dövüşmek zorunda kaldı. Derin yaralar alarak kaçmayı başardı ve babasıyla kardeşinin yanına döndü. Meyva dikildikten ve ilk kez yaprak açtıktan sonra ölüm döşeğindeki İsildur iyileşerek ayağa kalktı.

Bu meyvadan büyüyen fide , 2. Çağ'ın 3319 yılında Numenor'un Yıkılışı'ndan kurtuldu. İsildur onu Minas İthil kalesine dikti ve böylece bu fide Gondor'un Ak Ağaçları'nın ilki oldu. Sauron Minas İthil'i 3429 yılında işgal etti ve Ak Ağaç'ı yaktı , fakat İsildur bir fide ile kaçmayı başardı. 3. Çağ'ın 2. yılında , İsildur fideyi Minas Anor'a , Son İttifak'ın Savaşında ölen kardeşi Anorion'un anısına dikti.


Ak Ağaç , daha sonra Minas Tirith adını alan Minas Anor'un en üst seviyesinde ki Kaynak Avlusu'nda büyüdü. Ağacın uzun yaprakları vardı , üstleri koyu yeşil ve altları gümüş rengi olan , ve çiçekleri beyaz açardı. Kralların Amblemi siyah bir zemin üzerinde Ak Ağaç'tı ve Elendil'in Varisleri'nin nişanları olan 7 yıldız ve bir tacın altında Gondor'u sembolize ediyordu.

1636 yılında Büyük Veba güney doğudan Gondor'a geldi ve Kral Telemnar öldü. Ak Ağaç'ta kurudu ve öldü , fakat Telemnar'ın yeğeni Tarandor ağacın bir fidesini kalenin içine dikti. Kralların Soyu 2050 yılında yok oldu ve Ak Ağaç bundan sonra daha az meyva vermeye , daha az çiçek açmaya ve yaşlanmaya başladı.

2872 yılında Gondor Vekilharçı II. Belecthor öldü ve Ak Ağaç'ta kurudu ve öldü. Bu sefer hiçbir meyvası yada fidesi bulunamadı ve kurumuş ağaç Kaynak Avlusu'nda öylece bırakıldı.

Aragorn 15 Mart 3019'da Minas Tirith'e geldi ve Arwen tarafından yapılmış bayrağını açtı. Bayrağın üstünde Gondor'un Ak Ağaç'ı , 7 yıldız ve taç işliydi. Yüzük Savaşı'ndan sonra Aragorn Gondor ve Arnor Birleşik Krallık'ının Kralı oldu.

25 Haziran'da Aragorn ve Gandalf Minas Tirith'in ardında ki Mindolluin Dağları'na tırmandılar ve Aragorn orada Ak Ağaç'ın , yaklaşık 1 metre boylarında ve 7 yaşından küçük bir fidesini buldu. Büyük bir ihtimalle uzun yıllar önce ekilmişti ve kendi başına uzun yıllarca beklemişti.

Kurumuş ağaç hürmet edilerek yerinden söküldü ve Krallar'la Vekilharç'ların yattığı Rath Dinen'e dinlenmesi için bırakıldı. Yeni fide Kaynak Avlusu'na dikildi ; büyük bir hızla ve memnuniyetle büyümeye başladı. Gondor Krallığı'nın yeniden doğmasının bir işareti sayıldı.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 28 Mayıs 2014, 20:29:38
Güç Yüzüklerine Dair

(http://img2.blogcu.com/images/t/e/k/tekyuzuk/onering.jpg)

Kaç tane Güç Yüzüğü yapılmıştı?

Yüzüklerin Efendisindeki dizeler açıkça yirmi yüzüğe referans vermektedir: dokuz yüzük Ölümlü insanlar için, yedi yüzük Cücelerin krallarına, üç yüzük Elf krallarına, ve bir yüzük Karanlıklar Efendisine.Bunlar ikinci çağda yapılan ve üçüncü çağdaki olayların gelişimine sebep olan güç yüzükleridir.

Başka yüzükler de yapılmış mıydı?

Başka yüzüklerin de yapıldığı söylenmiştir ama bunlar Güç Yüzükleri?nden daha az kudretliydiler.Gandalf Güç Yüzüklerinin tarihini Frodo?ya anlatırken bunu ileri sürmektedir:

?Çok uzun zaman önce Eregion?da Elf Yüzükleri yapılmıştı, sizin tabirinizle sihirli yüzükler.Ve bu yüzükler, elbette ki, çeşit çeşitti: Bazıları daha etkili, bazıları daha zayıf.Zayıf olan yüzükler , Elflerin daha bu hünerleri tam olarak olgunlaşmadan önce yaptıkları denemelerdi ve Demirci Elfler için bunlar sadece oyuncaklardı ? yine de ölümlüler için tehlikeliydiler bence. Fakat Âli Yüzükler, Kudret Yüzükleri, işte onlar korkunçtu.?

Bu daha zayıf olan yüzüklerden kaç tane yapıldığına ya da onların ne gibi güçleri olduğuna dair bir bilgimiz yok. Onların herhangi bir şekilde kullanıldıklarına dair Orta Dünya tarihinde de bir kayda rastlanmamıştır.

Yüzük Kardeşliği kitabında Elrond?un Divanı sırasında Gandalf?ın İsangard?da nasıl tutsak edildiğini anlatırken de ileri sürmüş olduğu gibi, Saruman?ın da bir yüzük yapmış olması olasıdır:

?Yine de Orthanc?ın dibine kadar sürdüm atımı ve Saruman?ın merdivenlerine ulaştım; orada Saruman beni karşılayıp yukarıdaki odasına götürdü.Parmağında bir yüzük vardı.?

Aynı bölümde Saruman şöyle diyor: ?Çünkü ben Arif Saruman?ım, Yüzük yapıcısı Saruman , Rengarenk Saruman!?

Birçok kısımda Güç Yüzüklerin irfanı ile ilgili çalışmaların Saruman?ın alanına girdiğini öğreniyoruz.Bu nokta da Saruman?ın ordusunu kontrol altında tutmak için kendi güç yüzüğünü üretmiş olması mümkün ve mantıklı görünmektedir. Sonuçta O bir Maia idi (eskiden Aule?ye ?zanaatkarların efendisi?ne hizmet etmiş) ve büyük bir güce sahipti.

Güç Yüzüklerini kim yaptı?

Sauron?un Cehennem Dağları?nda bizzat kendisinin yaptığı tek yüzük dışındaki tüm yüzükler Eregion Elfleri tarafından yapılmıştı.

Morgoth?un İlk Çağ sonundaki mağlubiyetinden sonra, Orta Dünya?da kalan Noldorlu Elf?lerin bir kısmı İkinci Çağda 750 yılı dolaylarında Cüce Krallığı Moria?nın batı kapılarına yakın olan Eregion?a geldiler ve Ost-in-Edhil denen şehri kurdular.1200 yılı dolaylarında Sauron, Annatar (Hediyeler Efendisi) ismini kullanarak, aldatıcı bir kılıkta ve aklında onları köleleştirmek için karanlık bir planla elflerin arasına geldi. Sauron şunu çok istiyordu:

?Elfleri hizmeti altına almak, çünkü İlkdoğanlar ondan daha büyük bir kudrete sahipti.?

Onlara gizli irfanı öğretti , ve onun bilgisiyle zanaatkarları(Gwaith-i-Mirdain denen bir lonca ) Yedileri ve Üçleri de kapsayan Güç Yüzüklerini ürettiler.

Fakat Sauron bu yüzüklerin yapımında bizzat rol aldı ve Elf?leri onları yaparken yönlendirdi. Yine de Üç Elf Yüzüğü büyük bir Elf demircisi olan Celebrimbor tarafından gizlice tasarlanmış ve yapılmıştı, ve bu yüzden Sauron üçlere hiç dokunamadı.

Güç yüzükleri ne amaçla yapılmıştı?

Güç Yüzüklerinin yapılmasının sebebi Elflerin zaman içinde duydukları pişmanlığa bağlanmaktadır. Elfler ölümsüzdüler ve Orta Dünya varolduğu sürece yaşamaya mahkumdular.Böylece Elfler zaman geçtikçe dünyanın değiştiğini , pek çok güzel şeyin kötülük tarafından yok edilip gittiğini gördüler. Sauron , bir yönlendirici olarak, Elflerin yüreğinde doğanın yaralarını sarabilecek ve dünyanın bu kısmında Valinor?a rakip olabilecek bir cennet yaratmayı ? ve Valinor?daki akrabaları Valar?ın egemenliği altında yaşarken kendi yarattıkları dünyanın yöneticileri olmayı - amaçlayan bir istek uyandırıldı. Güç Yüzükleri asıl olarak zamanın yıpratıcı etkisini azaltmak ve dünyanın güzelliklerini korumak için yapılmıştı. Yine de daha başka güçlere de sahiptiler.

Tolkien kendi mektuplarından birinde Güç Yüzüklerinin doğası ve güçleriyle ilgili söyle bir açıklama yapmaktadır:

?Temel güç (tüm benzer yüzüklerin taşıdığı) yıpranışın engellenmesi yada yavaşlatılması, sevilen ve arzulanan şeylerin korunması, yada yansıtılmasıdır ki bu daha çok Elflere ait bir yöntemdir. Fakat ayrıca onları kullananların doğal yeteneklerini de güçlendirirlerdi, bu açıdan kolayca kötülüğe dönüşebilen, bir egemenlik arzusu olan, ?büyü? gibi. Ve son olarak daha çok bizzat Sauron?dan gelen güçlere sahiptiler?materyal bedeni görünmez kılmak ve görünmeyen dünyanın varlıklarını görünür hale getirmek gibi.?

Yüzükler savaş veya egemenlik araçları olarak yapılmamışlardı; şimşekler çaktırıp fırtınalar koparamazlardı. Yine de sahiplerinin güçleriyle doğru orantılı olan güçler verirlerdi; daha zayıf bir kimseni elinde bulunan bir Kudret Yüzüğü daha bilge ve büyük bir kimsede göstereceği etkileri göstermez. Galadriel?in Lothlorien?de Frodo?ya söylediklerine dikkat edin:

?Gandalf size yüzüklerin her takana kendilerine denk bir kudret verdiğini söylememişmiydi?O kudreti kullanabilmeniz için önce çok daha güçlenmeniz ve iradenizi başkalarına hükmetmeye çalıştırmanız gerekiyor.?

Elfler Üç Yüzüğü zamansız güzellikte adalar yaratmakta ve onları kötülüğe karşı korumakta kullandılar. Onların kullanımlarının etkisi değişik noktalarda görülebilir:

Elrond yüzüğü Vilya?nın gücünü, Nazgul?ler Frodo?yu yakalamaya çalışırken Bruinen nehrinin taşmasını sağlamak için kullandı.

Galadriel yüzüğü Nenya?yı izni olmadan hiçkimsenin girememesini sağlayarak Lothlorien üzerinde bir savunma kuşağı oluşturmak için kullandı.

Gandalf yüzüğü Narya?yı Sauronun düşmanlarının zaferler kazanabilmeleri için yüreklerinde ve ruhlarında bir ateş yakmakta kullandı.

Fakat Elf Yüzüklerinin kullanımı muhtemelen Sauronun ikinci çağda mağlup edilmesi ve yüzüğünün ondan alınıp kaybolmasından sonra olmuştur. Eğer Sauron Tek Yüzüğü tekrar ele geçirseydi, Elflerin tüm çalışmaları ve yüzüklerinin kudretleri Sauronun karanlık egemenliği altına girecekti.

Yediler?in ve Dokuz?ların güçleri nelerdi?

Anlatıldığı gibi Yediler ve Dokuz?lar aslında Elfler tarafından yapılmışlardı ve Sauron Tek Yüzüğü üretip diğerlerini de savaşta ele geçirinceye kadar kötü değillerdi. Temel amaçları zamanın akışını yavaşlatmak ve güzellikleri korumaktı fakat Sauron onların yapımında rol almış olduğu için lanetlenmişlerdi ve karanlık güçlere sahiptiler.Yüzükleri onları köleleştirmek ve böylece kontrol etmek için Orta Dünyanın farklı ırklarına vermişti. Sauron Yedileri hükmedilmesi daha zor olan Cücelere vermişti.

?Cüceler daha sert ve ehlileştirilmesi daha zor görünüyordu; başkalarının egemenliğine katlanamayacak gibiydiler, ne kalplerindeki düşüncelerin içyüzünü anlamak ne de gölgeye dönüp dönmeyeceklerini anlamak kolaydı.Cüceler yüzükleri sadece servet elde etmek için kullandı; öfke ve kontrolsüz servet edinme hırsı yüreklerini tutuşturdu.?

Bu satırlar cücelerin yüzüklerinin de başka güçleri olduğunu fakat muhtemelen kullanıcısının üzerine tüm dikkatleri çekebileceği ya da tüm yaptıklarını açığa vurabileceği için kullanılmadıklarını anlatır.



Sauron dokuzları köleleştirilmesi kolay olan ölümlü insanlara verdi. Denir ki:

??Dokuz Yüzüğü kullananlar giderek güçlendiler,eskinin kralları, büyücüleri ve savaşçıları oldular.Zaferler ve büyük servetler kazandılar ama yüzükler omların felaketleri oldu. Sahip oldukları sonsuz yaşam sonunda onlara dayanılmaz gözükmeye başladı.Eğer isterlerse , güneşin altındaki bu dünyada , bütün gözlere görünmeden yürüyebilir ve ölümlü insanoğluna görünmez olan her şeyi görebilirlerdi??

Mektup #131 ye göre yediler ve dokuzlar sahiplerine ölümsüzlüğün yanında görünmezlik yeteneği de verirler.Ayrıca bu görünmezlik yeteneği devamlı aktif olan değil ama kontrol edilebilen , sadece yüzük taşıyıcısının istediği zaman kullandığı bir özellik olarak görünür. Yine de kullanıcıları zamanla Karanlık Efendi Sauronun egemenliği altında solup bir hayalete dönüşeceklerdi. Üç elf yüzüğü görünmezlik yeteneği taşımazlardı çünkü bu yetenek Sauron dan gelen bir yetenekti ve Sauron üçlerin yapımında rol almadığı gibi onlara asla dokunamamıştır.

Sauron neden tek yüzüğü yaptı?

Bu Sauron diğer yüzüklerin sahiplerine hükmetmek ve onları köleleştirmek ve böylece orta dünyanın Noldor halkını control altına alabilmek için tasarladığı planın bir parçasıydı.

Sauron Orta Dünyanın tümüne hükmetmeyi arzuluyordu ve bunu yapabilmek için Elflere ihtiyacı vardı. Tek yüzüğün yapılmasının sebebi buydu. Sauron hükmeden yüzüğü yaratmak için Cehennem Dağı ,Orodruine gitti ve kendi sahip olduğu gücün büyük bir kısmını yüzüğe aktararak diğer tüm yüzüklere hükmedecek olan aracı meydana getirdi.

?Ve Sauron?un gücünün ve arzusunun büyük bölümü Tek Yüzüğe geçti; çünkü Elf Yüzüklerinin gücü çok yüksekti ve onlara hükmedecek olan şeyin çok büyük bir potansiyeli olmalıydı; ve Sauron onu Gölgeler Diyarında?ki Cehennem Dağlarında oluşturdu. Ve Tek Yüzüğü parmağına geçirdiği zaman diğer yüzüklerin yoluyla yapılan şeylerden haberdar olurdu ve onları kullananların en derin düşüncelerini okuyup onlara hükmedebilirdi.?

Sauron kendi gücünün büyük bir kısmını kendisinden alınabilecek bir cisme yüklemekle büyük bir risk almıştı. Ve bu ikinci çağın sonunda Elfler ve insanların son ittifakı Sauronu yenilgiye uğrattığı zaman Isildurun Sauronun elinden tek yüzüğü kesmesiyle gerçekleşmiştir. Kudretinden yoksun kalan Sauron zayıflamış ve orta dünyadan yokolup gitmiştir. Tolkien?in bu gücün kullanımı hakkındaki görüşleri onun bir başka mektubunda şöyle dile getirilmektedir.

?Sauron?un Yüzüğü bir kimsenin yaşamını yada gücünü ele geçirilme ve yok edilme gibi çok tehlikeli sonuçlar doğurabilecek bir nesneye geçirdiği tek efsanevi örnektir. Eğer bu efsaneyi yada en azından Sauron?un Yüzüğü?nü yorumlarsam şunu söylemeliyim ki ,bu potansiyelin (gücün) ,eğer kullanılacak ve bazı sonuçlar doğuracaksa, bir kimsenin tam hakimiyeti dışında dışarı vurularak ve böylece daha yüksek yada daha düşük bir seviyeye gelmesinin efsanevi bir yoludur.?

Yine de Sauron tek yüzüğü kullandığı müddetçe dünyadaki güçleri artmıştır. Onun temel güçleri kontrol ve egemenlik üzerineydi. O yüzüğü onu Tanrı-Kral gibi gören insanların tümüne hükmetmek için kullanıyordu. Bu yolla Orkları, Trolleri, Harradrimleri, Wargları ve hizmetkarlarının en korkulanları olan Yüzüktayflarını kontrol ediyordu. Sauron zaten Cehennem dağlarının havasına ve alevlerine hükmedebildiği için , eğer tek yüzüğü tekrar ele geçirebilirse bu yeteneği de gerçekten çok korkunç boyutlara ulaşacaktı. Tek yüzük sayesinde Orta dünya da olan her şeyi bilecek her düşünceyi okuyabilecekti: hiçbir sır ondan saklanamayacak hiç kimse ona karşı duramayacaktı. Ve tek yüzük sayesinde Sauron üçlere hükmedebilecek ve onları kullanarak Orta Dünya da tek yüzüğün hakimiyetinde sonsuz kötülükler meydana getirecekti.

Yüzüklere ne oldu ve onları kim sakladı?

Kısa bir süre için tüm Güç Yüzükleri Sauronun yüzükler yapıldıktan sonra Elfleri terk etmesi (1590 SA) ve tek yüzüğü meydana getirmesi(1600 SA) arasında kalan zaman dilimi içinde Eregionda tutuldu ve kullanıldı. Fakat Sauron Hükmeden yüzüğü kullanmaya başladıktan sonra Elfler Sauronun yüzükler üzerindeki karanlık gücünü gördüler ve yüzüklerinin Sauronun kötü emellerine yardım etmekten başka bir işe yaramayacağını anlayarak kullanmaktan vazgeçtiler:

?Elfler bu kadar kolayca yakalanamazlardı.Sauron, Tek Yüzüğü parmağına taktığı anda farkına vardılar; onu tanıyorlardı , kendilerinin ve tüm yaptıklarının efendisi olacağını biliyorlardı.Kızgınlık ve korku içinde yüzüklerini çıkardılar.?

Bazıları Yüzüklerin yok edilmesi gerektiğini savunuyorlardı fakat Elfler Yüzükleri yok etmeyi kabul etmediler ve yüzükler saklandı. Dokuzlar ve Yediler dağıtıldı. Celebrimbor üçlerden Nenyayı Galadriele diğer ikisini , Vilya ve Naryayı Gil-galad a verdi. Gil-galad Vilya yı sakladı ve Narya yı Gri Limanların efendisi Cirdan a verdi. Son ittifakla katıldığı savaşa giderken Vilya yı Elrond a verdi.

Planın anlaşılması ve başarısızlığa uğraması yüzünden öfkelenen Sauron , Elflere saldırdı. Eregion?u harabeye çevirdi ve Elf şehri Osd-in-edhil?i kontrolü altına aldı.Daha sonra Celebrimbor?u yakaladı ve yüzüklerin nereye gizlendiğini açıklaması için ona işkence etti.

?Sauron orada Dokuzları ve Mirdain?in eski eserlerini ele geçirdi; ama Yedileri ve Üçleri bulamamıştı.Celebrimbor?a işkence edildi ve ondan Yedilerin nerede olduğunu öğrendi.Celebrimbor bunu açıklamıştı çünkü ne Yedilere ne de Dokuzlara Üçler kadar değer vermyordu: Yediler ve Dokuzlar Sauron?un yardımıyla yapılmıştı, fakat Üçleri Celebrimbor tek başına yapmıştı, farklı bir güç ve amaçla.?

Celebrimbor?un vücudunu bir direğin üzerinde savaş sancağı olarak kullanan Sauron savaşla döndü ve tüm Eriador üzerinde Üç Elf Yüzüğünü aradı. Fakat onları asla bulamadı, sadece nerede saklandıklarından şüphelendi. Numenorluların yardımıyla Sauron sonunda Eriador?un dışına atıldı (c. 1071 ikinci çağ) ve sonunda uzunca bir dönem için barış varoldu.

Daha sonra Sauron gücünü Numenorlulara karşı kullandı ve esir düştüğü zaman Numenorluları tek yüzüğü kullanarak köleler haline getirip Valar a karşı ayaklanmalarını sağladı. O zaman Iluvatar çağrıldı, dünya değişti ve Numenor okyanusta kayboldu. Sauron da sulara karıştı fakat ruhu hükmeden yüzükle birlikte Orta Dünyaya geri dödü. Tekrar bedene büründüğü zaman Numenorluların yeniden yükselen krallıklarında ne kadar güçlenmiş olduklarını gördü. Daha fazla güçlenmelerine izin vermeden onlarla savaşmaya ve saf dışı bırakmaya karar verdi. Bunun üzerine Sauron?a karşı savaşmak için insanlar ve Elfler arasındaki son ittifak oluşturuldu. Orada Kara Kule Barad-dûr den önce Sauron yenildi ve yok oldu. (ikinci çağ 3441)

Fakat kısa bir dönemden sonra Sauronun ruhu üçüncü çağda tekrar ortaya çıktı ve Orta Dünya?nın özgür insanlarını tehdit etti. Üçüncü çağda 1000 yılları dolayında İstari (yada Büyücüler) Saurona karşı verilen savaşta yardımcı olmak için Orta Dünyaya geldi. En son gelen Gandalf?tı ve Cırdan Naryayı daha etkili bir şekilde kullanılacağını düşünerek Gandalf a Verdi:

?Simdi bu yüzüğü alın demişti; çünkü sizing uğraşınız ve görevleriniz çok zorlu olacak; ama bu yüzük , tüm bunların içinde sizi destekleyecek ve yorgunluktan esirgeyecektir.Bu Ateş Yüzüğüdür , bununla birlikte , belki, giderek soğuyan bir dünyadaki yürekleri yeniden eskinin yiğitliğiyle tutuşturabilirsiniz.?

Böylece Yüzüklerin Efendisi nin hikayesinin geçtiği dönemde üç elf yüzüğü bilgelerin elindeydi; Gandalf, Elrond, ve Galadriel, Dokuzlarıda yedilerden üçünü elinde tutan (diğer dördü ejderhalar tarafından yok edilmişti) Sauron tutuyordu ve Tek Yüzük Hobbit Frodo?nun elindeydi.

Yüzükler neye benziyordu?

Saruman?ın yüzükler üzerine yaptığı çalışmalar bize onların görünüşleri hakkında önemli bilgiler verir. Gandalf Elrond?un divanında Sarumanın sözlerini hatırlatarak Tek Yüzüğün geçmişini şöyle anlatır:

? ?Dokuzlar, Yediler ve Üçlerin? demişti, ?hepsinin kendine has taşları vardır.Fakat tek yüzük öyle değildir.Sanki daha önemsiz yüzüklerden biriymiş gibi, yuvarlak ve süssüzdür; fakat yapımcısı yüzüğün üzerine öyle işaretler koyuştur ki, ustalar belki hala bunları görüp okuyabilir.??

Bu harfler Yüzük ısıtıldığı zaman görülebilir, aynen Gandalfın Frodo?nun ocağı önünde şüphelerini doğrulamak için yaptığı deneyde Yüzük üzerinde Karanlık dilde yazılmış Elf rünlerinin belirdiği gibi.Ayrıca Üç elf yüzüğünün yapımında kullanılan taşları da bilmekteyiz:Narya bir yakutla süslenmiştiNenya bir serttaşıyla süslenmişti

Vilya bir safirle süslenmişti.Gri Limanlarda geçen tariften Nenya nın mithril den yapılmış olduğunu biliyoruz:

?Onun parmağında da Nenya, mithril?den yapılan yüzük vardı ve bu yüzükte bir buz gibi parlayan tek bir taş bulunuyordu.?

Diğer Elf yüzüklerinin neden yapılmış olduğu bilinmiyor.Belki de , herbiri Celebrimbor?un kendi tasarımı olduğu ve tabiatıyla diğer yüzüklerden farklı olduğu için hepsi mithril?den yapılmış olabilir. Fakat yukarıdaki tanımlamada öyle görünüyor ki Tolkien ?mithril?den yapılmış yüzük? diyerek nenya?yı diğer yüzüklerden farklı kılıyor ve diğer yüzüklerin altın benzeri farklı bir materyalden yapılmış olduğunu ima ediyor.Yedi Cüce yüzüklerinin , aşağıda söylenenden, altından yapılmış olduğunu biliyoruz

?Denir ki, eskinin Cüce Kralları?nın Yedi Yığını?nın her birinin oluşumunda bir altın yüzük vardır??

Yine de onların üzerinde hangi tür taşların kullanılmış olduğun bilemiyoruz.Dokuzlar içinse onların hangi maddeden yapılmış olduğunu ve ne tür taşlar kullanıldığını belirten hiç bir tanımlama yok. Yine de onların da altından yapılmış olduğunu varsayabiliriz.

Yüzüklerin İsimleri varmıydı?

Sadece üç Elf yüzüğünün kendilerine ait özel isimleri olduğunu biliyoruz:NARYA(Ateş); ayrıca ateş yüzüğü ve kızıl yüzük olarak da bilinirNENYA(Su); Serttaşı yüzüğü ve Beyaz yüzük olarak da bilinir, Tamamlanmamış Hikayeler de üçlerin ana yüzüğü olarak anılır.VILYA (Hava); Safir yüzük ve Hava yüzüğü olarak da bilinir, ayrıca Kralın Dönüşünde üçlerin en kudretlisi diye anılır.Sauron?un Yüzüğünün özel bir ismi yok fakat pekçok şekilde tabir edilir: tek yüzük, hükmeden yüzük, Sauron?un yüzüğü, ya da Büyük Güç Yüzüğü , Âli Yüzük.

Cücelerin ve Nazgul?un yüzükleri topluca Yediler ve Dokuzlar diye anılır, ve eğer her birinin özel bir ismi varsa da bilinmemektedir.

Nazgul kendi yüzüklerini takıyor muydu?

Bu oldukça tartışmalı bir konudur. Bazılarına göre Nazgul yüzüklerini kullanıyordu ve yüzükleri yoluyla köleleştirilip Sauron tarafından kontrol ediliyorlardı. Bu taraf aynı zamanda Nazgul?un Yüzüktayfı olarak güçlerini kendi yüzüklerini takarak elde ettiklerine inanıyor. Bu görüş için tek açık kanıt Elrond?un Divanında Gandalf?in sölediğidir ?dokuzlar Nazgul?un elinde?. Bu duruma ters düşen şeyler var;

1) neden Sauron?un Yüzüğü ,Gil-galad ve Elendil tarafından alt edildiğinde yerde duruyorken Nazgul-Kral ,Eowyn ve Merry tarafından yok edildiğinde yerde bir yüzük yoktu ve

2)neden Frodo Yüzük Taşıyıcısı olarak Weathertop?da Bruinen Nehrinde Yüzüktayflarının kılıçlarını, soluk yüzlerini , gözlerini ve taçlarını görürken yüzüklerini göremedi? Bunu onun Lothloriende iken Sam göremediği halde Galadriel?in yüzüğünü , Nenya?yı, onun parmağında gördüğü gerçeği ile karşılaştırın.Çoğu ipucu Sauron?un yüzükleri tuttuğu fikrine işaret ediyor. Gandalf yüzüklerin tarihini Bag End de Frodo?ya anlatıyor ve ona şöyle diyor:?Şimdi durum şöyle: Dokuzlar?ı geri aldı; Yediler?inde kimini aldı kimi yok oldu; Üçler hala gizli.?Bu ifade açıkça yüzüklerin kendisi ile ilgili ,onların iradeleriyle değil çünkü burada Yedilerin tanımı yapılıyor.
Yedilerden geriye kalanları kullanan tayflardan yada uşaklardan haberimiz yok. Bu yüzden Dokuzları ve Yedileri geri almaktan kastedilen tam olarak şudur ? Sauron Dokuzların ve Yedilerden geri kalanların maddi varlıklarına (yani onların kendilerine) sahipti.Galadriel de ayrıca bunu Lothloriende Frodoya şunu söyleyerek onaylıyor:?Yedileri ve Dokuzları elinde tutan onun gözünü gördünüz.?Tamamlanmamış Hikayeler?deki Yüzük Arayışı?ından elimizde şunlar var:?Sonunda o (Sauron) bu konuda ona ,kendi iradeleri olmayan ama onun iradesiyle, Sauron?un elinde tuttuğu yüzüğe tamamen bağlı olan irade ile ona bağlı olan en güçlü hizmetkarlarından , Yüzüktayfların?dan başka hiç kimsenin hizmet edemeyeceğine karar verdi.??Onlar onun en güçlü hizmetkarlarıydı ve böyle bir göreve en uygun olanlardı çünkü onlar şimdi onun (Sauron?un) elinde tuttuğu dokuz yüzüğe tamamen esir olmuşlardı.?Bu konuda en açıklayıcı ifade onun Frodo?nun Cehennnem Yarıklarındaki durumunu tanımlayan bir mektubunda galir ve Tek Yüzüğün doğası ile ilgili olarak son derece bilgilendiricidir:

?Sauron ilk önce Yüzüktayflarını gönderdi. Doğal olarak tam anlamıyla bilgilendirilmişlerdi ve hiçbir şekilde Tek Yüzüğe sahip olma aldanışına düşmezlerdi?Fakat bu durum şimdi Fırtınatepesi?nde , Frodo tamamen korkudan dolayı yüzüğün görünmezlik sağlama gücünü kullanmaktan başka bir şey düşünmediği durumdan farklıdır. O zamandan beri büyüdü. Eğer yüzüğü bir hükmetme ve egemenlik aracı olarak kullansaydı onun gücüne karşı koyabilirler miydi?Tamamen değil. Ona vahşice saldırabileceklerini sanmıyorum, ne de onu esir alabilirlerdi; onun ? onların (elinde tuttuğu)Dokuz Yüzüğü yolu ile asıl iradelerine sahip olan Sauron tarafından verilen görevlerle çakışmayan ? diğer emirlerine itaat eder yada itaat eder görünürlerdi??

Yukarıdaki ipuçlarının genelinden ortaya o çıkıyor ki Sauron ilk önce Dokuzlara sahip oldu ve sonra Dokuzları onları egemenlik ve güç için kullanan Ölümlü insanlara verdi. Sonunda onlar soldular ve Tayflar oldular ? ki bu noktada Sauron onları saklamak ve böylece en çok korkulan hizmetkarlarına hükmetmek için yüzüklerini geri aldı.

Hükmeden Yüzük yokedilince ne oldu?

Genel kanı o ki , Tek Yüzüğün yokedilmesiyle tüm diğer güç yüzükleride (üç elf Yüzüğü de dahil) güçlerini yitirdiler ve yapımlarındaki asıl amaç olan zamanın yıpratıcılığını engellemede etkisiz hale geldiler. Bunun arkasındaki mantık şudur: Tek yüzük TÜM diğer güç yüzüklerini biraraya getirecek ve onlara hükmedecek güçle meydana getirilmiş olduğu için Tek?in gücü yokolduğunda diğerlerininki de yokolmuştur. Üç yüzüğü taşıyanlar; Gandalf, Elrond ve Galadriel, denizin üzerinden batıya gittiler ve yüzükleri de yanlarında götürdüler. Bunun açıklaması birkaç yerde şöyle bulunur:

?Ama Elfler arasında konuşulan kötü şeylerin oluşacağına dair bir çok kehanet vardı, şöyle ki eğer Sauron dönerse, kaybolmuş Hükmeden Yüzüğü bulabilirdi, ya da en iyisi onun düşmanları yüzüğü keşfedip yoketmeliydi; bu olmazsa Üç?ün güçleri başarısız olur ve onlar tarafından korunan herşey güçsüzleşirdi, böylece Elfler alacakaranlığa düştü ve İnsanların Egemenliği başladı?

?Ama bütün bu şeyler yapıldığında, Isildur?un varisi, insanoğlunun hükümdarlığını eline geçirdiğinde, Batı?nın egemenliği ona geçtiğinde, Üç Yüzüğün kudreti de sona ermiş, dünya İlkdoğanlar için yaşlanmış ve grileşmişti.?

??O zaman, nasihat ettiğiniz gibi Hükmeden Yüzük yok edilirse ne olur? diye sordu Gloin. ?Tam olarak bilmiyoruz diye cevap verdi Elrond üzüntüyle. ?Bir kısmımız Sauron?un hiç ellememiş olduğu Üç Yüzüklerin o zaman serbest kalacağını ve onları kullananların Sauron?un dünyaya verdiği zararları iyileştirebileceğini umuyor. Lakin belki Tek Yüzük gittiğinde Üçler de yitecekler ve birçok güzel şey solup unutulacak. Benim inancım bu??

Bunun en hüzünlü kanıtı lady Galadriel Frodo?ya mecaranın sonunda Elfleri bekleyen kaderi açıklarken görülür:

?Şimdi sizin gelişinizin bizim için nasıl da kıyametin ayak sesleri olduğunu anlıyorsunuz değil mi?Çünkü eğer siz başaramazsanız, biz bütün çıplaklığıyla düşmanın önünde kalacağız.Yok başarırsanız, o zaman bizim gücümüz azalacak, Lothlorien solacak ve Zamanın gelgitleri onu süpürüp gidecek?

Üç yüzüğün temel gücü zamanın yıpratıcı etkisini yavaşlatmak olduğuna göre , Galadriel?in sözleri açıkça Tek yüzüğün yok olmasıyla beraber diğerlerinin de gücünün kaybolacağı anlamına geliyor.

Sauron Numnor?da Tek Yüzüğü kullanmışmıydı?

Evet, Sauron gönüllü olarak Numenor?a sürgüne gittiğinde Tek Yüzük?ü de yanında götürmüştü. Kötülüğünü Numenorda cezasını çeker görünümü altında gerçekleştirmekten çok hoşlanmıştı; ve yüzüğü Ar-Pharazon?un düşüncelerine hükmetmek ve Numenor insanlarının Morgoth?a tapınmalarını sağlamak için kullandı.Valinorun onun olduğuna dair telkinleri ve Ar-Pharazon?un kulağına fısıldadıkları Numenorluların isyan etmesine sebep oldu. Fakat Sauron?un kendisi bile bu günahın cezasının büyüklüğü karşısında şaşırmış ve dehşete kapılmıştı: Valar yaratıcıyı çağırdı, Iluvatar?ı , ve o denizleri açtı ve Numenor?u yuttu:

??Edain?den sonsuza dek kurtulduğunu artık dünyada neler yapabileceğini düşünerek üçüncü kez güldü, neşesinin tam ortasındayken koltuğu ve tapınağı dipsiz derinliğe gömüldü. Ama Sauron , içinde büyük bir kötülüğü geliştirdiği ve bir daha asla insanoğlunun gözüne hoş görünmeyeceği bu biçime bürünmüş olsa da ölümlü bir beden değildi; ruhu derinliklerden yükseldi, bir gölge, kara bir rüzgar olarak denizin üzerinden geçerek, Orta Dünya?ya , Mordor?a , evine döndü.?

Bazılarını kafası Sauron?un yenilip bir ruha dönüştükten sonra yüzüğü kendisiyle beraber nasıl Mordor?a geri götürebildiği sorusuna takılıyor. Tolkien?in bir mektubu bu konuya değinir:

??Karanlık bir rüzgara taşınmış bir garez ruhuna? dönüşmesine rağmen, şimdi egemenlik gücünün büyük bölümünün bağımlı olduğu yüzüğü taşıyan bu ruhdan birisinin çekineceğini sanmıyorum.?

Tolkien?in bu konudaki görüşüne katılmak gerekir, çünkü vücutsuz bir ruh olarak , Mordor?a Tek Yüzük ile beraber Sauron?un geri dönüşünü açıklayacak akla yatkın başka bir yol yoktur.

Tek Yüzük neden Bombadil?i kontrol altına alamadı?

Tom Bombadil Orta-Dünya?da bir bilmecedir; onun ne olduğunu bilmiyoruz ve onun nereden geldiği asla ortaya çıkmadı. Tolkien mektuplarından birinde Tom Bombadil?i Yüzüklerin Efendisi?ni yazmayı planlamadan çok önce yarattığını ve onu Hobbitlerin Rivendel?e giderken bir macera yaşamalarını istediği için öyküye dahil ettiğini söyler. Tolkien Tom?u gücün ve egemenliğin doğasını ortaya koymak için kullandı. Tom temel arzusu SADECE ?anlamak? olan bir varlığı temsil etmektedir. Bu ?anlama?yı herhangi bir amaç uğruna kullanmakla ilgilenmez. Bu tür bir güç ve egemenlik onun için tamamen gereksizdir ve onun için ne bir anlamı vardır ne de üzerinde bir etkisi vardır:?O farklı bir şekilde kudretlidir: onun hiç korkusu yoktur ve güç yada egemenlik için de hiç arzusu yoktur. O bu gibi şeylerden ancak onun küçük dünyasında onu etkilediği derece anlar. O başka şeylerin bilgisini, onların tarihini ve doğasını, arzulayan bir ruhu simgeler?ve bu bilgiyi herhangi bir şeyde kullanmakla tamamen alakasız bir ruhu??

Ve Elrond?un Divanı?nda:?

? ?Gene de haber yollayıp yardımını isteyemez miyiz?? diye sordu Erestor. ?anlaşılan Yüzüğe bile hükmü geçiyor.? ?Hayır, tam öyle denemez,? dedi Gandalf. ?Yüzüğün onun üzerinde hükmü yok demek daha doğru olur.O kendi kendisinin efendisidir. Fakat Yüzüğü ne değiştirebilir , ne de diğerleri üzerindeki gücünü kırabilir???

Yüzük Tom Bombadil?i etkileyemez çünkü o Güç ve Egemenlik konularının tamamen dışındadır; Tolkien Tom?u bir sembol olarak kullanıyor öyle ki ?iyi ile kötü? arasındaki bu büyük mücadele bile varlığın tam resminin sadece bir parçasıdır.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 28 Mayıs 2014, 20:58:31
Shire Takvimi

1422-)Bu yılın başında,Shire hesabıyla Dördüncü Çağ başladı,fakat yılların sayılmasında Shire hesabı devam etti.
1427-)Will Nebzeayak istifa eder.Yerine Samwise Gamgee Shire belediye başkanı seçilir.Peregrin Took,Uzunayrık'lı Elmas ile evlenir.Kral Elessar insanların Shire'a girmesini yasaklayan bir kanun çıkarır ve Shire'ı kuzey asasının koruması altında bir Özgür Ülke ilan eder.
1430-)Peregrin oğlu Faramir doğar.
1431-)Samwise'ın kızı Altınbukle doğar
1432-)"Muhteşem" Meriadoc,Erdiyarı Hükümdarı olur.Kral Eomer ve İthilien Hanımı Eowyn,Meriadoca hediyeler yollarlar.
1434-)Peregrin reis olur.Kral Elessar reisi,hükümdarı ve Belediye başkanını Kuzey Krallığının Danışmanlığına getirir.Efendi Samwise ikinci kez Belediye Başkanı seçilir.
1436-)Kral Elessar kuzeye gider ve bir süre Evendim Gölü kıyısında kalır.Brendibadesi köprüsüne gelerek dostlarıyla buluşur.Dunedain yıldızı'nı Efendi Samwise'a verir ve Elanor Kraliçe Arwen'İn şeref nedimesi olur.
1441-)Efendi Samwise 3.kez belediye başkanı seçilir
1442-)Efendi Samwise,karısı ve Elanor Gondor'a giderek bir yıl orada kalırlar.Yokluğunda Samwise'a Tolman Pamuk vekalet eder.
1448-)Efendi Samwise 4.kez belediye başkanı seçilir
1451-)Elanor,Irak Yaylalarda Greengolm'lü Fastred ile evlenir.
1452-)Irak Yaylalardan Kule Tepelrine kadar olan batı sınırı kral tarafından Shire'a hediye edilir.Birçok hobbit bu bölgeye yerleşir.
1454-)Elanor ile Fastred oğlu Elfstan Fairbairn doğar.
1455-)Efendi Samwise beşinci kez belediye başkanı seçilir.Fastred'i batı sınır vekilharcı yapar.Fastred ve Elanor Kule Tepelerindeki Altkulelere yerleşirler.Çocukları ve torunları kulelelerin Fairbairni olarak nesiller boyu burda yaşarlar.
1462-)Efendi Samwise 6.kez belediye başkanı seçilir.
1463-)Faramir Took,Samwise kızı Altınbukle ile evlenir.
1469-)Efendi Samwise yedinci ve son kez belediye başkanı seçilir.Görev süresi 1476'da 96 yaşındayken sona erer.
1482-)Yılortası gününde,Efendi Samwise karısı Gül Pamuk ölür.22 Eylül'de Efendi Samwise Çıkın Çıkmazından ayrılarak Kule Dağlarına gider.Onu son kez gören Elanor olur.Elanor'un anlattığına göre Samwise kuleleri geçerek Gri Limanlara gider;son yüzük taşıyıcısı da böylece denize açılır.
1484-)Baharda Rohan 'dan Erdiyarına Kral Eomerin efendi Holdwine ile görüşmek istediği haberi gelir.Meriadoc o sırada yaşlı(102)fakat hala sağlıklıydı.Dostu Reis ile görüştükten sonra,görevlerini ve mallarını oğullarına devreder,Sarn Sığlığına doğru uzaklaşırlar;Shire'da onları bir daha gören olmaz.Daha sonra Efendi Meriadoc'un Edoras'a gittiği ve o sonbahar Kral Eomer ölürken yanında olduğu duyurulur.Sonra o ve Reis Peregrin Gondor'a giderekn son yıllarını orada geçirirler;öldüklerinde Gondor'un ulularının yanına,Rath Diinen'e gömülürler.
1541-)Bu yılın 1 Mart günü(4.çağ Gondor takvimiyle 120).Kral Elessar göçüp gider.Denir ki,Meriadoc ve Peregrinni mezarları büyük kralın mezarının yanına getirilmiş,Sonra Legolas İthiliende Gri bir gemi yapmış Anduinden aşağı,Deniz'İn ötesine yelken açmış;denir ki,cüce Gimli de yanındaymış.Ve o gemi de gittiğinde,Orta Dünya'da Yüzük Kardeşliğinden kimse kalmamış.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 28 Mayıs 2014, 20:59:56
Yıldızların Çağı

ek çok Karanlık Çağın ardından Gökyüzünün Efendisi Varda, Valar'ın Gümüş Ağcından aldığı çiy taneleri ile gökyüzünü katederek Orta Dünya üzerinde parlayan yıldızlara yeniden ışık verdi; böylecek yıldızlar kadife gece içinde yeniden göz alıcı bir parlaklığa kavuştular. Melkor'un yaratıkları ışığa o kadar yabancıydı ki, yıldız ışığı huzmeleri karanlık ruhlarını delip geçtiğinde acı ile bağırdılar. Korkuyla kaçıp saklandılar.

Fakat her şeyden önce, Yıldızlara Yeniden Işık Verilmesi, Elflerin Uyanışını simgelemektedir. Çünkü Orta Dünya üzerinde yıldızlar parladığında Elfler, gözlerinde yıldız ışığı ile uyandılar ve bu sihirli ışığın izleri hep üstlerinde kaldı. Uyandıkları yer, Orocarni yani Kızıl Dağların eteğindeki iç deniz Helcar'ın kıyılarındaki Cuiviénen Gölü idi.

Yıldızların Çağları ayrıca iki başka konuşabilen türün de uyanışına sahne oldu: Demirci Aulë tarafından yaratılan Cüceler (Dwarves) ile Aulë'nin eşi Meyva Veren Yavanna taradından yaratılan Entler. Bu arada Utumno'nun kuyularında Melkor da iki ırk daha yarattı. Bunlar Orclar ve Troller idi ve eline düşen Elf ve Entlerden işkence ile dönüşmüş hayat biçimleriydiler.

Süvari Oromë, Eflerin Uyanışını keşfettiğinde ve Valar Melkor'un onlara yaptığı kötülükleri öğrendiğinde, Valar bir savaş kurulu topladı. Valar ve Maiar Orta Dünyaya gelerek, Melkor'a savaş açtılar.

Bu öfke savaşında Melkor'un kötü ordularını öldürdüler, Demir Dağlarından oluşan büyük duvarı yerlebir ettiler ve Utumno'yu tamamen yok ettiler. Melkor'un Orta Dünya üzerindeki hakimiyeti sona ermiş oldu. Zincirlenerek götürüldüğü Valinor'da çağlar boyunca tutsak edildi.

Arda Barışı olarak bilinen bu dönemde aynı zamanda Büyük Yolculuk yani Elflerin Ölümsüz Toprakların kıyısında bulunan Eldamar'a yaptığı kitlesel batı göçü gerçekleşmiştir. Bu dönem genel olarak hem Orta Dünyadaki hem de Ölümsüz Topraklardaki Elfler için mutluluk ve barış dolu yıllardı.

Büyük Yolculuğu tamamlayarak Eldamar'a yerleşen Yüksek Elfler, Tirion, Alqualondë ve Avallónë adı verilen muhteşem şehirleri inşa ettiler. Fakat pek çok Elf de, Orta Dünya topraklarına olan sevgi ve bağlılıkları nedeniyle burada kalmayı tercih etti. Bunlar ölümlü topraklarda krallıklarını kurarak mutluluk ve barış içinde yaşadılar.

Yıldızların Çağlarında, Orta Dünyanın kuzeybatısında bulunan Beleriand'da büyük bir Elf krallığı kurulmuştu. Bunlar Kral Thingol ile Kraliçe Maia Melian'ı izleyen Teleri Soyundan Elflerdi. Gri Elfler veya Sindar olarak biliniyorlardı ve krallıkları Doriath'ın uçsuz bucaksız ormanlarındaydı. Başkentleri Bin Mağaralı Menegroth idi ve kalelerinin mağara ve gelerileri, Orta Dünyanın harikalarından biriydi. Menegroth bir yeraltı kayın ağacı ormanına benzemek üzere dahiyane bir biçimde oyularak inşa edilmişti. Ağaçlar, kuşlar ve hayvanların tamamı taştan oyulmuş ve büyük odalar gümüş fıskiyeler ile doldurulmuş ve kristal lambalar ile aydınlatılmıştı.

Sindar lordları, Beleriand'ın efendileri ve Yıldızların Çağlarında Orta Dünyada yaşayan Elfler içinde en güçlü olanlar idi. Müttefikleri, Falas'daki Deniz Elfleri, Ossiriand'daki Laiquendi (ya da Yeşil Elfler) ve Belegost ile Mavi Dağlardaki Norgod'da yaşayan Cüceler (Dwarves) idi.

Nogrdo ve Belegost'taki Cüce (Dwarf) ülkeleri, Yıldızların Çağları boyunce Beleriand Elfleri ile yürüttükleri ticaret sayesinde kalkındı. Taş oyma ustaları Mavi Dağların altında değerli metaller bulmak için geniş galeriler açtılar ve Menegrtoth'un geniş salon ve odalaını oymak üzere Elfler tarafından görevlendirildiler. Orta Dünyanın en usta demircileri olarak kabul edilen Nogrod Cüceleri (Dwarves), en iyi çelikten kılıçlar ve mızraklar yaparken, Belegost Cüceleri (Dwarves) ise, zincirden örülmüş ve ejderhalara dayanıklı zırhlar yapımında ustalaşmışlardı.

Belerian Elflerinin müttefikleri bir dereceye kadar, doğuya Eriador'un geniş ilk çağ ormanlarına kadar da uzanmaktaydı. Çünkü burada Yıldızların Çağları boyunca, Entler olarak bilinen dev Ağaç Çobanları ırkı, ve Beleriand'ın Sindar Elfleri ile Silvan Elfleri ile dostluk içinde yaşıyordu.

Eriador'un ardında, Sisli (Misty) Dağlarda, Cüce (Dwarf) krallıklarının en görkemlisi Khazad-dûm bulunuyordu. Yıldızların Çağlarında bu krallık da zenginleşerek, dağların altındkai galerilerini büyüttüyse de, Beleriand tarihi ve kaderinde önemli bir rol oynamamıştır.

On bin ölümlü yılı süren Yıldızların Çağları, keşif ve merak ile zafer ve sihir çağları olmuşlardır. Fakat tüm bunlar, Melkor'un Valinor'daki tutsaklığı ile birlikte sona ermiştir. Kısa süreli bir pişmanlık görüntüsünün ardından, Melkor öfke ile hareket ederek Valar Ağaçlarını yok etmiştir. Bunun ardından Orta Dünyanın kuzeyine kaçarak, Demir Dağlarındaki Angband kalesine yerleşmiştir. Çatışmalar Beleriand'a doğru yayıldığında Arda Barışı ve bununla birlikte Yıldızların Çağları sona ermiştir.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 28 Mayıs 2014, 21:01:37
İlk Beleriand Savaşı

Morgoth Valar?ın ağaçlarını yok ettikten sonra kalesi Angband?a döndü ve yeni baştan inşa etti burayı;kapılarının tepesine ise pis kokulu dumanlar tüten Thangorodrim kulelerini dikti.
Artık toprağın karanlığından çoğaldıkça çoğalan Orklar güçlendi ve insafsız,merhametsiz oldular;karanlık efendileri onları yıkım ve ölüm iştahıyla terbiye etti;Morgoth?un üstlerini örtmesi için salıverdiği bulutların altında gizli saklı ilerlediler ve sessiz sedasız kuzeyin dağlık bölgelerine geçtiler.Ondan sonra işte ansızın koskoca bir ordu saldırdı Kral Thingol?e.Thingol?ün ülkesinin dört bir yanında Elfler ormanlarda özgürcü dolaşıyor ya da uzak köşelerde küçük köşelerde yaşayıp gidiyorlardı .Fakat Orklar,doğuda Celon ile Gelion arasındaki arazilere ve batıda Sirion ile Narog arasında denk gelen ovalara kurulu kamplarından çıkıp,Menegroth?un dört bir yanından sökün ederek,önlerine çıkan her şeyi yağmaladılar.Thingol?ün,Eglarest?teki Cirdan?a ulaşmaması için yolu kesildi.Bunun üzerine o da Denethor?a haber saldı;Elfler Aros?un ötesindeki Region?dan ve Ossiriand?dan yollara düşüp akın akın geldiler ve Beleriand savaşlarının ilki böyle patlak verdi.Ork ordusunun doğu kanadı,Andram?ın kuzeyinde Aros?la Gelion arasındaki yolun ortasında bir yerde Eldar?ın birliklerince çepeçevre sarıldı ve bozguna uğratıldı,katliamdan kaçıp kuzeye doğru sapanların yolunu ise Dolmed Dağından çıkan Naugrim?in baltaları kesti:çok azı Angband?a dönebildi.
Ama Elflerin zaferi pahalıya patladı.Çünkü hafif silahlar taşıyan Ossiriandlılar demire büründüler;demire kalkanları kuşanmış koca koca mızraklarla kılıçlar taşıyan Orkların dengi değillerdi;Denethor ise Amon Ereb tepesinde çepeçevre kıstırıldı.Thingol koşup da yardımına yetişmeden ,en yakın akrabalarıyla beraber orada can verdi.Thingol,Ork birliklerinin arkasından yaklaşıp onları yığınlar halinde kılıçtan geçirdi, ama Denethor?un halkı onun ardından tuttuğu yası sonsuza dek sürdürdü ve başka kral tanımadı
Ve Thingol yeniden Menegroth?a gelidiğinde batıdaki Ork birliklerinin Elfleri alt ettiğini ve Cirdan?ı deniz kıyısına doğru sürdüğünü öğrendi.Bunun üzerine çağrılarının erişebildiği tüm insanlarının,Neldoreth ve Region içindeki korunaklı bölgeye doğru çekilmeleri emrini verdi;Melian tüm ülkenin etrafını gölgeler ve sanrılardan ördüğü bir duvarla çevirdi;Melian kuşağı dedikleri bu duvarın ardına Kral Thingol?ün ya da kendisinin izni olmaksızın kimseler adım atmazdı;girmeye çalışanın Maia soyundan gelen Melian?ınkinden büyük bir güce sahip olması lazımdı Uzunca vakit Eglador denilen bu topraklara sonradan sonraya korunaklı hükümdarlık Kuşak Ülkesi,Doriath denir oldu.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 28 Mayıs 2014, 21:03:52
Celebrant Düzlükleri Savaşı (Rohan'ın Doğduğu Savaş)

Rohirrim Atalarının, Gondor safında yer aldığı ilk savaş olan olan Celebrant Düzlükleri Savaşı, Üçüncü Çağın sonlarına doğru Sauron? un etkisi altındaki Balchoth Ordularına (bir Rhûn kabilesi) karşı yapıldı. (15 Nisan 2510)

2510 yılında, dehşet saçan Rhûn orduları, özellikle de Balchoth kabilesi, o devirlerde hayli zayıflamış olan Gondor? a karşı açıkça savaş halindeydi. Ve Rhovanion? un büyük bölümünü istila etmişlerdi. Balchot birlikleri Anduin? in doğusundaki şehirleri sıkça yağıyordu ki bölgenin yerlileri de zamanla kasabaları terk etti. Anduin? in doğusunda hiçbir müttefiki kalmamış olan Gondor? un Vekilharcı Cirion, casuslarından, Balchoth? un sonraki hedefinin nehrin batı kıyısındaki Calenardhon bölgesi olduğunu ve işgal için büyük bir ordu topladığını öğrendi. Ayrıca Calenardhon savunması da herhangi bir saldırıya karşı çok zayıftı. Bu yüzden son bir umutla Kırmızı Ok, kuzeydeki Eotheod? a yollandı.

Cirion savaş için bir ordu hazırladıktan sonra, Gondor? un eski dostu Eotheod? u yardıma çağırmak için altı atlı haberciyi kuzeye yolladı. Haberciler Eotheod yurduna ulaşabilmek için, Balchoth? un kontrolündeki bir yerden geçmek zorunda kaldılar, bu yüzden beş atlı öldü ve sadece Borondir on beş gün süren yolculuğundan sonra Balchoth? un takibinden kurtulabildi. 25 Martta Eotheod? a girerek Kırmızı Ok? u Eorl? a iletti.

İsmini ise ucundaki kırmızı işaretten alır, kan bulunması durumun ciddiyetini gösterir. Alt kısımları Ork oklarına benzer.

Kırmızı Ok ilk olarak Gondor? un, Easterling? in istilasına yardım istemek amacıyla eski dostu Eotheod? a Borondir ile diğer beş haberciyi 2509da kuzeye Anduin üzerine yollamasıyla ortaya çıkar. Habercilerden sadece Borondir, kurtulup Eotheod Kralı Genç Eorl? a Kırmızı Ok? u ulaştırır.

Daha sonra ise Rohirrim? i çağırmak için kullanılmıştır. Yüzük Savaşı? nda Gondor Elçisi Hirgon, Kırmızı Ok? u Rohan? a getirir ve Kral Theoden de ordusuyla Pelenor Çayırları? na yetişir.

Eotheod? un lideri Genç Eorl, Gondor yenildiği takdirde kendi halkının da tehlikeye gireceğini düşünüyordu. Ve birkaç yüz atlı okçu dışında tamamı süvarilerden oluşan yedi bin kişilik bir orduyla 6 Nisan? da beş yüz mil sürecek güney yolculuğuna çıktı.

Balchoth ise Anduin? in doğu kıyısına, tekneler ve sallar inşa etmişti. Sonunda tüm birlikler, Anduin üzerindeki sayısız geçitten Calenardhon? un kuzeyindeki Wold içlerine geçti. Burada direniş azdı ki zaten uzun zamandır bölgenin büyük çoğunluğu Balchoth? un elindeydi. Balchoth zayıf donatılmıştı ama sayısal üstünlüğü bunu göz ardı edecek kadar fazlaydı. Bu sırada Isengard, Aglarond ve Ak Dağlar? daki diğer kalelerden toplanmış Kuzey Gondor Ordusu, Cirion komutasında savaşa girdi, ama Balchoth Cirion? un önünü kesip onu, ordusuyla birlikte Limlight nehrine doğru sürdü. Böylece savaş, Celebrant Düzlüklerine kaydı. Gondor? un cevabı ise karşı saldırı oldu ama ordular Wold içlerine çekilmeye zorlandı ve takviye birliklerin yardımı da Balchoth tarafından kesildi. Çekilişle birlikte Güney Ordusu savaşa dâhil oldu. Cirion ise bu sırada batıdan, dağlardan çıkıp gelen büyük bir Ork taburunun saldırısına uğradı. Ordular daha fazla dayanamayıp Anduin karşısına sürüldüler ve artık Gondor için ümitler azaldı.

O anda başlarını Genç Eorl? un çektiği Eotheod süvarileri, düşman mı dost mu anlaşılmaz şekilde alana akın etti. Eorl? un atlıları, Anduin düğümlerinden Calenardhon? a girdi ve Balchoth? un savunmasını hemen bozdu, böylece Balchoth tamamen mağlup edilerek Gondor orduları kurtarıldı. Borondir ise, Cirion? a ulaşmak için düşman birliklerini yarmak üzere harekete geçti ama efendisini savunurken katledildi.

Gondor, Eotheod sayesinde zafere ulaştı. Eorl Balchot? u Limlight ötesine sürdü ve Calenardhon? u, istilacılardan temizleyene kadar süvarileriyle dolaştı. Savaştan üç ay sonra Cirion, Calenardhon? u Eorl ile Halkına hediye etti ve Eotheod burada Rohan Krallığı? nı kurdu.

Eorl, Gondor? un müttefiki olacağına ve ihtiyaç olduğunda yardıma koşacağına dair yemin etti. Eorl? un Yemini, ondan sonra gelen nesiller boyunca etkisini hep korudu ve özellikle Pelenor Çayırları Savaşı? nda açıkça yerine getirildi. Yüzük Savaşı? ndan sonra, Aragorn - Kral Elassar Cirion? un Hediyesini, Rohan Kralı Eomer de Eorl? un Yemini? ni tekrarladı.

Savaş alanının, Celebrant Düzlükleri olarak adlandırılmasının sebebi, güneyinden geçen Celebrant nehridir. Sindarin dilinde olan Celebrant, Ortak Lisan? da Gümüş Damar manâsındadır.

Duyun sesimi Doğu'nun Gölgesine Efendi demeyen özgür halklar!! Bugünden itibaren Mundburg'un efendisinin deyimiyle Calenardhon olan topraklarda ikamet edecek ve Batı'nın Ulu İnsanlarına ilelebet dostluk ve sadakatimizi sunacağız.Bundan sonra onların düşmanı bizim düşmanımız, sıkıntıları bizim sıkıntılarımız olacak ve düşman ne güçte olursa olsun durumumuz ne kadar kötü olursa olsun kanımızın ve gücümüzün son damlasına kadar olsun Gondor'a hizmet ve yardım etmekten gurur duyacağız.Bu yemin tum soyum ve arkamdan gelenler için geçerli olacak bu yemine uymayanlar Düşmanla işbirliği yapmış sayılacaklardır..
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Mouth Of Sauron - 29 Mayıs 2014, 18:20:37
wut da?
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 29 Mayıs 2014, 19:40:38
Anlamadım?
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 30 Mayıs 2014, 20:11:05
Gondorun Kale Muhafızı Beregonda Dair

Beregond, Baranor?un oğluydu.Beregond ve onun soyundaki insanlar beyaz dagların vadilerinden geldiler.Bu soydan önce gelenler Lossarnach'dan ve İthilien?den gelmişlerdi.Yüzük Savaşları sırasında Beregond'un Bergil adında bir oğlu oldu.Minas Tirith kuşatıldığında Bergil on yaşındaydı.Beregond'un birde Borlas adında küçük bir oğlu vardı.Beregond Üçüncü Birlik'te bulunuyordu.Beregond Komutan Faramir'i çok seviyor ve takdir ediyordu.Ona göre Faramir büyük bir komutan ve iyi bir liderdi.Aynı zamanda Beregond Orta Dünya'daki savaşlar hakkında çok şey biliyordu.9 Mart'ta Beregond'a Pippin'i karşılamak ve bilgilendirmek için görev verildi .Beregond ilk defa bir hobbit görüyordu ve onu Gondorlu küçük çocuklara benzetti.10 Mart'ta Faramir ve askerler Nazgul yüzünden Minas Tirith'e çekildiler.Ama Denethor Osgiliath'ın yeniden alınması için onlara emir verdi.Beregond Faramir ve askerler için çok endişeleniyordu.13 Mart?da Faramir ağır yaralı halde Minas Tirith'in önünde bulundu.O gece Beregond kulede garip ışıklar gördü.Denethor'un Sauron'a karşı mücadele verdiğini düşünüyordu ve haklıydı çünkü gördüğü ışık Palantir'in ışığıydı.

15 Mart'ın erken saatlerinde, Beregond, hisarın kapısında gözcüydü. Pippin?nin Denethor'un Faramir'i canlı yakmayı planladıgını ona söylemeye geldiği zaman vazifedeydi.Beregond vazifesini mi yapmalıydı.? Yoksa onurlu ve çok sevdigi faramir?in ölmesini engellemek mi.? Aralarında bir şeçim yapmalıydı.Beregond kararını çok hızlı vermişti.Onurlu bir kaptanı kurtarmak ona daha mantıklı geliyordu.Hızlıca sessiz ve görünmeyecek bir yoldan Kaptan Faramir?e yardım etmek için koştu. Onun, kapalı kapıya geldiği zaman, kapıcı geçmesi için ona izin vermeyecekti.Beregond kapıcıyı öldürdü.Lakin bu durum üzüldügü bir iş.Vekilharçların evine girişte cenaze odunlarını gördü.Denethor?un bu durumu durdurmasını istedi.Lakin dogru bir yolu olmuyunca hizmetkarlarını durdurdu.Gandalf?ın gelmesini bekliyordu.Odunlar ateşe verilmişti.Gandalf geldiginde, odun yığınından Faramir'i kurtardı.Denethor ona engel olmak istedi.Lakin başarısız olunca kendini alevlerin içinde buldu.Beregond, Faramiri iyileştirme evine gitmesi için ona yardım etti. Gandalf, kapalı kapıyı anahtarla beregond?a emanet etti. Beregond, bekçinin şefine onun hareketlerini anlattı.Gandalf beregond?un faramiri koruması için iyileştirme evinde muhafızlık yapmasını istedi. Beregond, Faramir'i, uyandırdığı zaman neşe doluydu.18 Mart'da Beregond birçok batılıyla kara kapıya yürüdü. 25 Mart'da Morannonun muharebesinde Beregond pippin ile ön sırada durdu.Büyük bir troll şefi beregond?a güçlü bir darbe vurarak onu sersemletti ve nerdeyse onu öldürdü.Lakin pippin trol?ün dikkatini çekerek arkadaşının hayatını kurtardı. Aragorn'un taç giyme töreninden sonra, Mayıs 1'de kral Elessar beregond?a bir kale muhafızını ve hizmetkarları yaralamak suçunu tespit etti. Bu işler için ceza, ölümdü.Bu şuç beregond?un kale muhafızlıgı vazifesinin kaldırılması ile hükümlüydü.Lakin Kral Elessar merhametli ve iyi bir kral oldugundan beregond?u cezalandırmadı.Beregond?un gondor kaptanı faramir için bunu yaptını biliyordu ve bu merhameti bu durumdan olsa gerek. Beregond, beyaz hisara görev için çağırılan Faramir'in bekçisinin kaptanı oldu.Beregond lordu faramir'e hizmet etmek için onunla İthilien ve Emyn Arnen?e gitti.Hayatının devamını ise Faramir?e hizmet ederek geçirdi.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 30 Mayıs 2014, 20:13:00
Ejder Lordu Dragoth

Dragoth, sadece "Lord of the Rings: Battle for Middle-earth II" ve ek paketi olan "The Rise Of The Witch - King" oyunlarında tasvir edilmiştir ve oyun içindeki adıyla "Dragoth the Dragon Lord" yani Ejder Lordu Dragoth olarak bilinir. Oyun yapımcıları tarafından oluşturulmuştur ve diğer hiçbir kaynak ve eserde bulunmaz. Oyuncular Dragoth'u "Smaug" olarak bilinen ejderha ile karıştırırlar fakat bu doğru değildir çünkü Smaug, Yüzük Savaşları'ndan önce, Beş Ordular Savaşı'nda okçu Brand (Ozan) tarafından öldürülmüştür. Dragoth ise Yüzük Savaşları zamanında yaşamıştır. Dragoth ismi ise, oyun yapımcıları tarafınca, ingilizcedeki ejder anlamına gelen "Dragon" kelimesinin türetilmesi ile oluşturulmuştur.

Ejder Lordu Dragoth, Yüzük Savaşları sırasındaki Ejderha lordu'dur. Smaug'dan sonraki ejder lordu olduğu düşünülür. Dragoth, Orta-dünya'da kalan son ejderhadır. Dragoth, bir ateş sunası olan ateş püskürtme gücüne sahip bir ejderhaydı. Bir Goblin şehri olan Gundabad'da yaşardı. Sauron'la dostluk kurarak Yüzük Savaşları'na katılarak Elflere ve Cücelere karşı savaştı. Yüzük Savaşları sırasındaki bir savaşta Mavi Dağlar'da öldürüldü.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 30 Mayıs 2014, 20:14:27
Son Yüce Noldor Kralı Gil-Galad'a Dair

Gil-Galad Fingon'un oğluydu. İlk Çağın 400'lü yıllarının ortasında Orta-Dünya'ya gelmişti. Doğduğunda ona Erenion ismi verilmişti lakin adı sonra ''Parlak Yıldız'' anlamına gelen Gil-Galad diye anıldı. Gil-Galad başlarda Beleriand'da Hithlum topraklarında yaşadı. Gil-Galad aynı zamanda Yüce Noldor Kralı Fingolfin'in torunudur.İlk Çağın 455 yılında ''Dagor Bragollach'' Ani Alev Muharebesi diye anılan savaşta Morgoth Beleriand'a saldırmıştı. Bu savaşta Yüce Noldor Kralı Fingolfin Morgoth tarafından öldürülmüş ve Gil-Galad'ın babası Fingon Yüce Kral olmuştu. Fingon Yüce Noldor Kralı olduğunda Gil-Galad hala küçük bir çocuktu ve Fingon onu akrabalarıyla yaşaması için Cirdan'ın yanına Falas Sığınaklarına yolladı.Fingon 472 yılında ''Nirnaeth Arnoediad'' Sayısız Gözyaşı Savaşında Balrog Lordu Gothmog tarafından öldürülmüştü. Gil-Galad henüz çok genç olduğu için Yüce Noldor Kralı ünvanı ona geçmemiş amcası Gondolin Kralı Turgon Yüce Kral olmuştu.473 yılında yani Sayısız Gözyaşı Savaşından bir yıl sonra Morgoth'un ordusu Falas Sığınaklarına saldırmıştı. Bu saldırıda birçok elf ölmüş ve esir alınmıştı. Ama Cirdan Gil-Galad ve bir grup elf kurtulup güneye Balar Adasına kaçtılar.

510 yılında Saklı Krallık Gondolin'in yıkımında Yüce Noldor Kralı Turgon ölmüş Gil-Galad Yüce Noldor Kralı olmuştu. 538 yılında Feanor'un çocukları Silmarillerin birisine sahip olan Elwing'ten yeminlerinin buyurduğu üzere Silmarili almak için saldırdı. Gil-Galad ve Cirdan yardım için gemilerini Sirion'a yolladı ama artık çok geçti. Lakin saldırıdan kurtulan elfler kaçmış ve Gil-Galad ile Cirdan'ın yönetiminde olan Balar Adasına sığınmışlardı.

Morgoth Öfke Savaşında yenilmiş ve dünyanın dışına atılmıştı. Beleriand yıkılmış ve sular altında kalmıştı. Birçok elfte Ölümsüz Topraklara dönmüştü. Ama bazıları Orta-Dünya'da kalmıştı ve onların liderleri artık Yüce Noldor Kralı olan Gil-Galad olmuştu.

Gil-Galad ve halkı Beleriand'dan kalan topraklarda Mavi Dağların kıyıya bakan tarafında yer alan Lindon'da yaşıyordu. Aynı zamanda Elrond ve Cirdan'da Lindon'da yaşayan halk arasındaydı. Lindon'un kuzey tarafında Forlindon diye anılan bölgede Gil-Galad yaşıyordu. Lindon'un güney kısmının ismi Harlindon'du ve bir süre Celeborn tarafından yönetildi. Cirdan ise Gri Limanlarda yaşıyordu. Gri Limanlardan kalkan gemiler Ölümsüz Topraklara gitmek isteyen elfler için yelken açıyordu.İkinci Çağın 600. yıllarında Numenor gemileri Gri Limanlara gelmeye başlamıştı. Gil-Galad orada Kaptan Veantur ile dostluk kurdu bu olay Lindon Elfleri ile Numenor halkı arasında dostluğun başlangıcı olacaktı. 725 yılında Veantur Aldarion'u Gri Limanlara getirmişti. Ve Aldarion orada Gil-Galad ve Cirdan ile dostluk kurdu. Ve yıllar içinde Aldarion Gil-Galad ile pek çok seyahate katılacaktı. Aldarion Gil-Galad'a hediye olarak Numenor'da yetişen Mallorn Ağaçlarından getirdi. Ama bunlar Lindon'da büyümeyecek ve Gil-Galad ağacın tohumlarını Galadriel'e verecekti. Gil-Galad danışman olarak Aldarion'u seçmişti. Aldarion ona İnsanlar'la ilgili bilgiler vermiş lisanlarını öğretmişti.

Gil-Galad Morgoth'un bir hizmetkarının Orta-Dünya'nın doğusunda kuvvet kazandığı haberini almıştı. Bu bilgiyi Aldarion'la paylaşmamış ama Aldarion aracılığıyla Kral Tar-Meneldur'a bir mektup göndermişti. Gil-Galad mektu [CENSORED] Orta-Dünya'nın doğusunda tehlike olduğunu yazmış savaşa hazırlanılmasını söylemişti. Aldarion başa geçtiğinde zaman ise kötülük meyvelerini vermeye hazırlanıyordu.

Orta-Dünya'da büyüyen kötülük Morgoth en önemli hizmetkarı Sauron'du. Sauron İkinci Çağın 1200. yılında Lindon'a Hediyelerin Lordu Annatar ve Valar'ın temsilcisi olarak girmeye çalıştı. Ama Gil-Galad ve Elrond onun Sauron olduğunu bilmesede ona güvenemedi ve şehre girmesini yasakladı. Gil-Galad aynı zamanda diğer şehirlere de Sauron'u kabul etmemeleri için haber yollamıştı ama umursanmayacaktı. Sauron'un öğütleri en çok Eregion'da karşılık bulmuştu. Noldor'da Batı'ya dönmeyi reddettikleri için yüreklerinde huzur yoktu ve aslında hem sevdikleri Orta Dünya'da kalmak hem de geride bıraktıkları şeylerin mutluluğunu yaşmak istiyorlardı. Böylece Sauron'a kulak verdiler ve bilgisi engin olduğu için ondan çok şey öğendiler. Ve yine Eregion'da Sauron'un talimatıyla Celebrimbor ve Elf demirciler 1500 yılında, daha sonra Cüceler'e ve Numenor'lulara Sauron tarafından verilecek güç yüzüklerini yaptılar.1600 yılında Sauron Mordor'a dönüp tek yüzüğü yaptı. Tüm diğer yüzüklerde bu tek yüzüğe bağlıydı. Hatta yapıldığından haberi bile olmayan üç Elf yüzüğünün bile. Ama Sauron tek yüzüğü dövdüğünde diğer üç yüzükten de haberdar oldu ve Celebrimbor'un onu kandırdığını anladı. Ama Elflerde Tek Yüzükten haberdar olmuşlardı. Tek Yüzük'ü taktığında daha küçük yüzüklerin yaptıkları şeylerin anlamını kavrayabiliyor, onları takanların bütün düşüncelerini görüp yönetebiliyordu. 1693 yılında Celebrimbor Nenya'yı Galadriel'e Narya ve Vilya'yı Gil-Galad'a gönderdi. Gil-Galad ise Narya'yı Cirdan'a verdi bir sürede Vilya'yı kendi hükmünde tuttu daha sonra bu yüzük Yarı-Elf Elrond'a geçecektir.

Sauron öfkelenmiş ve Elflere karşı savaş açmıştı. İlk savaşın olduğu yer Eregion'du Gil-Galad Elrond'un önderliğinde oraya kuvvetlerini göndermiş ama yinede Eregion'un yıkılmasına engel olunamamıştı. Celebrimbor Mirdain'in evinin merdivenlerinde Sauron tarafından yakalanmış ve katledilmiş Sauron Mirdain'in evinde diğer dokuz güç yüzüğünü ve diğer hazinelerini ele geçirmişti. Sadece Celebrimbor'un dövdüğü Üçler gizli kalmıştı.Gil-Galad Numenor Kralı Minastir'den yardım istemişti. Tar-Minastir bu isteği reddetmemiş Numenor'dan erzak ve adam yollamıştı. Ama Sauron'un kuvvetleri Numenor ordusundan daha önce Lindon'a varmıştı. Lakin Gil-Galad Numenorean ordusu yardıma gelene kadar Lune Nehri'ni tutmayı başarmıştı. Sauron'un ana ordusu Numenorean ordusununda büyük yardımıyla Gwathlo Muharebesinde yenilmişti. Bu sırada Elrond'un ordusu Sauron'un başka bir ordusu tarafından Rivendell'de kuşatılmıştı. Ama Gil-Galad ve ordusu Elrond'un yardımına gelmiş Sauron'un ordusu İmladris'te de yenilgiye uğratılmıştı.

Savaştan sonra Konsey oluşturulmuş çeşitli kararlar alınmıştı. Gil-Galad'ın ordusunun komutanı Elrond doğu Eriador'da yer alan Rivendell'de yaşamaya gitmiş Gil-Galad ise Lindon'da kalmıştı. Sauron'un yenilgisinden sonra Gil-Galad'ın gücü artmış ve sınırlarını Orta-Dünya'nın kuzeyine doğru genişletmişti.

Numenor insanları artık elflerle yabancılaşmaya başlamıştı. Numenor insanlarının birçoğu Elflere kıskanır olmuştu; çünkü elfler ölümsüzdü ve istedikleri zaman Ölümsüz Topraklara gitme şansları vardı. Numenor halkının çoğu Lindon'a seyahat etmeyi kesmiş ticaret ilişkileri zayıflamıştı. Numenor insanları Gil-Galad'ın yönettiği Kuzey limanları yerine güneye ve doğuya seyahat etmeye başlamıştı. Sadece Sadıklar olarak bilinen küçük bir grup Elf-dostu olarak kalmış ve Gil-Galad ile bağlarını koparmamışlardı.

3319 yılında Sauron Ar-Pharazon'u Valar'ın emrini çiğneyip Ölümsüz Topraklara ele geçirmeye ikna etmişti. Bunun üzerine Eru bu olaya direk müdaheleci olup Numenor'u sular altında bırakmıştı. Sadece Elendil tarafından yönetilen Elf-dostu Sadıklar kurtulmuştu.Elendil'in gemisi Lindon'a gelmiş ve Gil-Galad tarafından kabul edilmişlerdi. Elendil Arnor Krallığını doğuda kurmuş İsildur ve Anarion ise güneyde Gondor Krallığını kurmuştu. Gil-Galad Elendil için Ak Kuleleri inşa etmişti. En yüksek kuleye Elendil denizin batısına bakan, palantiri koymuştu.3429 yılında Sauron Gondor'a saldırmıştı. Bunun üzerine 3430 yılında Gil-Galad ve Elendil Sauron'a karşı Son İttifak'ı oluşturmuşlardı.

Gil-Galad'ın ordusu Lindon'dan doğuya doğru yola çıkmıştı. Ordusunun komutanı Elrond ve Gemiyapımcısı Cirdan'da yanlarındaydı. Gil-Galad parlak miğferini giymiş ve mızrağı Aeglos'u son kez eline almıştı. Elendil ve Gil-Galad'ın ordusu Imladris'de birleşti ve yollarına devam ettiler. Denir ki, orada birleşen bu ordu, o ana kadar Orta Dünya'da görülen diğer tüm ordulardan daha gösterişli ve güzeldi, Thangorodrim'e yürüyen Valar ordusundan beri daha büyüğü toplanmamıştı.

Son İttifak ordusu Dumanlı Dağlar'ı geçmiş Anduin Nehri boyunca güneye doğru yürüdü. Ormanlarda yaşayan Elflerde onlara katılmıştı. Son İttifağa aynı zamanda Lothorien'in ordusu ve Oropher önderliğinde Yeşilorman'ın ordusu katılmıştı.3434'te Son İttifak'ın ordusu Kara Kapılar'a dayanmıştı ve burada yapıldı Dagorlad Muharebesi. Muharebede büyük kayıplar yaşanmış lakin sonunda Sauron'un kuvvetleri yenilmişti. Gil-galad ve Elendil, Mordor'un içlerine ilerleyerek Sauron'un kalesini kuşattılar; kuşatma yedi yıl boyunca sürdü, kuşatmayı yarmak için Sauron sayısız saldırılar düzenledi, Düşman'ın fırlattığı oklar, kargılar ve ateş yüzünden keder verici kayıplar yaşandı. Ama sonunda kuşatma öylesine daraltıldı ki Sauron'un kendisi öne çıkarak saldırdı; Gil-galad ve Elendil'le boğuştu, ikisini de öldürdü, Elendil'in kılıcı yere düşen bedeninin altında kalarak kırıldı. Ama Sauron da yere yıkılmıştı ve Isildur, kırılmış Narsil'in kabza parçasıyla Hükmeden Yüzük'ü Sauron'un elinden keserek aldı. Ama Isildur Yüzüğü Orodruin'e atmayı reddetmiş, Sauron güçsüz kalmasına rağmen yokolmamıştı.

Gil-Galad son Yüce Noldor Kralı işte böyle Orta-Dünya'dan göçüp gitti. Ve onun gidişinin ardından Gil-Galad'ın Düşüşü denilen bir ağıt yakıldı bir kısmı şöyledir;

Gil-galad bir elf kralıydı
Ozanlar hüzünle söyler olanları
Son kraldı o dağ ve deniz arasında
Hükmederdi özgür ve adil bir krallığa

Uzundu kılıcı, mızrağı sivri
Uzaklardan seçilirdi parlayan miğferi
Sayısız yıldız, göklerdeki tarlasında
Görünürdü gümüş kalkanının aynasında

Ama ayrıldı gitti uzun zaman önce,
Kimse bilmez şimdi nerede;
Çünkü düştü yıldızı karanlıklara
Gölgelerin hükmettiği Mordor'a.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 30 Mayıs 2014, 20:15:55
Fangorn'un Bekçileri Entlere Dair

Entler ilk çağda yaratılmış ağaç kökenli insan görünümünde ırktır.Boyları 5 metreyi ağırlıklarıda 1 tonu bulur.Genelde normal ağaçlar gibi köklerinde durarak fotosentez yaparlar.Besin ihtiyaçlarınıda topraktan karşılarlar.Canları sıkıldığında köklerini terkedip fangornda gezdikleri ve yiyecek içecek olarakta bitki ve su yiyip içtikleri bilinir.Elleri ve ayakları tıpkı insanlar gibi 5 parmaklıdır.Ama el parmakları boylarına oranla çok uzundur.Bu yüzden bir nesneyi tuttuklarında ahtapot gibi parmaklarıyla sarmak zorunda kalırlar.Entler ağaç kökenli oldukları için canlı oldukları halde duyguları yoktur.İyide değildirler kötüde değildirler.Aşık olmazlar.Üremek için çiftleşirler.Dişi ent insanlar gibi 9 aylık hamilelikten sonra 1 yavru ent dünyaya getirir.Yavru ent doğduğunda henüz insan boyunda olsada 5 yaşında tam boyuna ulaşır.Entlerin kaç yıl yaşadıkları bilinmemektedir.Ama en uzun yaşayan ent ağaçsakalın ilk çağdan beri yaşıyor olmasından dolayı uzun ömürlü oldukları tahmin edilmektedir.Entler ağaç kökenli oldukları için vücut yapıları bozuktur.Örneğin bir entin vücudu insan vücudu şeklinde olsada diğer entin vücudu daha bozuktur.Bir entin gözleri aynı hizada olsada diğer entin gözlerinin biri aşağıda diğeri yukarıda olabilir.Entler fangorn ormanından başka yerde yaşamazlar.Yani fangorn ormanı dışında başka yerde yaşayan entler yoktur.Bunun sebebi entlerin fangorn ormanını çok sevmesi ve kendileri için yaşamaya ideal bir yer olduğunu düşünmeleridir.Entler fangorn ormanından dışarıya çıkmazlar.Hep fangorn ormanında gezerler.Sosyal aktivite olarak hobbitler gibi bilmece oyunu oynarlar.Entler kendi aralarında entçe konuşurlar.Entçe çok uzun bir dildir ve bir kelimesini söylemek günlerce sürebilir.Örnek olarak ağaçsakalın ent toplantısında günaydın demeye sabah başlaması ve akşam bitirmesi gösterilebilir.Entler fiziksel güç olarak orta dünyanın en güçlü canlılarıdır.Bir trollü bile tek tokatla öldürebilirler.Boyları normal ağaçlar gibi uzun olduğu için düşmanlarını ezerek tekmeleyerek ve tokatlayarak öldürürler.Aynı zamanda entler orta dünyanın en zeki canlılarıdır.En zeki ve en bilge ent olan ağaçsakalın gandalftan bile daha zeki ve daha bilge olduğu bilinmektedir.Bu yüzden ağaçsakal merry ve pippine sürekli nasihat vermiştir.Entlerin liderleri ve en güçlüleri ağaçsakaldır.Adını diğer entlerin sakallarından bile uzun sakallarından dolayı alır.Entler ağaçsakalın emri olmadan hiçbirşey yapmazlar.Entlerin ten renkleri ise genelde kahverengi ve siyahtır.Nadirende olsa diğer renklere sahip entlerde görülür.Entler çok sakin canlılardır.Hiç koştukları görülmemiştir.Yürüdüklerinde bile ahyeste ahyeste yürürler.Savaştıkları zamanda çok yavaş hareket ederler.Entlerin orta dünya tarihinde yaptıkları tek savaş isengard savaşıdır.Bu savaşta entler isengard'daki bütün orkları öldürmüşler ve hiç kayıp vermeden savaşı açık ara farkla kazanmışlardır.Bu savaşta entler 100 kişiydiler ve savaş sonunda isengardın yönetimini ağaçsakal devralmış sarumanı kulesine hapsetmiştir.Savaşın sebebi ise isengard orklarının fangorna saldırmalarıdır.Entlerin tek zayıf noktaları ateştir.Çünkü ateş entlerin gövdelerini tutuşturur ve ateşin şiddetine göre ent hayatını kaybedebilir.Bunun dışında neredeyse hiçbirşeyden etkilenmezler.Canları ateş dışında hiçbirşeyde acımaz.Çünkü bir çeşit ağaç oldukları için gövdelerinde sinir hücreleri yoktur.Yüzük ve sauron yokedildikten sonra entler eskisi gibi fangorn ormanında mutlu bir şekilde yaşadılarsada dişi entlerin nesilleri tükendiği için erkek entler soylarını daha fazla devam ettiremediler ve 4. çağda entlerin soyları tükendi.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 30 Mayıs 2014, 20:17:39
Şafaksız Gün

Yüzük Savaşları süreci içerisindeki 10 Mart 3019 günüdür. 9 Mart'ı 10 Mart'a bağlayan gece Mordor'dan bir Karanlık yayılmaya başlamış ve 10 Mart sabahı geldiğinde şafak sökmemişti. Koca bir bulut Gondor ve Rohan'ın üzerindeki gökyüzünü kapatmıştı ve gün karanlık ve loş geçmişti. Karanlık, Sauron tarafından Hüküm Dağı'nın pis kokulu gazlarından ve dumanlarından oluşturulmuştu. Bu karanlık Sauron'un, düşmanlarında korku ve kararsızlık yaratmak, gün ışığındansa karanlığı tercih eden Ork ordularına ve karanlıkta güçleri artan Nazgûl'a destek sağlamak için oluşturduğu bir durumdu.

Şafaksız Gün'de Kral Théoden, Dunharrow'da Rohan'ın Toplanışı'na öncülük etmiş, Gandalf ise Faramir ve adamlarını Minas Tirith surları önünde Kanatlı Nazgûl'un elinden kurtarmıştır. Frodo Baggins Kavşak'a ulaştığında Karanlık, Ithilien üzerinde oldukça ağır biçimde duruyordu. Fakat günbatımında Batı'dan gelen bir güneş ışını Kral'ın görkemli heykelinin düşmüş başına vurdu. O gece Frodo, Nazgûl Efendisi'nin Morgul Ordusu'nu Minas Morgul'dan çıkarttığını gördü.

Karanlık, Mordor ordularının Minas Tirith'i kuşatması sürecinde birkaç gün boyunca devam etti. En sonunda 15 Mart'ta Rohirrim'in gelişiyle birlikte şafak söktü ve Aragorn Anduin üzerinden Minas Tirith'e doğru yol aldı. Frodo ve Sam Gamgee de Mordor'daki Gölge Dağları'ndan bu şafağı bir anlığına da olsa gördüler.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 30 Mayıs 2014, 20:18:53
Óin (Gróin'in Oğlu)

Oin üçüncü çağın 2774. yılında doğmuştu. Babasının ismi Groin'di. Yıllar sonra Thorin ve Kafilesi'ne küçük kardeşi Gloin ile birlikte katıldı ve büyük maceralar sonunda kafilenin amacına ulaşmasına yardımcı oldu. Bu kafilede kardeşi Gloin ile birlikte odun toplama ve ateş yakma görevi onlarındı ve en iyi kafilede onlar yakıyorlardı. Oin Durin'in soyundan gelirdi ve kafile için seçilmiş yetenekli bir kişiydi. Erebor'da elli yıl kadar yaşadı. Burada zengin bir hale geldi.

Elli yıl sonra kuzeni yaşlı ve bilge Balin'in Ori ile gittiği Moria kolonisine katıldı. Oraya yerleşti ve kral Balin'den sonra en yetkili kişi haline geldi.Orada huzurla bir süre yaşadı.5 yıl sonra Goblinler Moria Şehrinin önünde Balin'e pusu kurarak öldürmelerinin ardından o da kısa bir süre sonra Moria Kapısı'nın önündeki gölün bekçisi ile savaşırken öldürüldü.

Oin'in adı tarihe altın harflerle yazıldı ve hep cüce kahramanlarından sayıldı. Oin'in hiçbir çocuğu yoktu ve Oin öldürüldüğünde üçüncü çağın 2994. yılıydı.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 30 Mayıs 2014, 20:21:05
Mandos'un Hükmü

Mandos'un Hükmü, aynı zamanda Noldor'un Laneti, Mandos'un Laneti veya Kuzeyin Kehaneti olarak da bilinir, Elflerin kendi soylarını öldürmesi üzerine Valar'ın, Mandos aracılığıyla bildirdiği bir Lanettir. Mandos söyle der;

Sayısız gözyaşı dökeceksiniz. Valar Valinor'u kapatacak ve sizi dışarıda bırakacak, böylece ağıtınızın yankısı bile dağları aşamayacak. Valar'ın Gazabı Batı'dan Doğunun en ucuna dek Fëanor Hanedanının üzerinde olacak, onları izleyenlerin ant içtikleri hazineler asla ele geçirilemeyecek. İyi başlayan her şey kötü bitecek; Akrabanın akrabaya ihanetiyle, ihanete uğrama korkusu doğacak. Onlar sonsuza dek Mahrum edilenler olacak.

Siz haksız bir şekilde akrabalarınızın kanını döktünüz. Aman topraklarını lekelediniz. Kana karşı kan vereceksiniz ve Aman'ın ötesinde Ölüm'ün gölgesinde yaşayacaksınız. Bunu için Eru sizin Eâ'da ölmenize karar verdi; ve hiçbir hastalık sizi ele geçiremeyecek ama katledilebilirsiniz ve katledileceksiniz: silahla, işkenceyle ve kederle; sonra yurtsuz ruhlarınız Mandos'a gelecek. Orada bedenlerinizi özleyerek bekleyeceksiniz ve katlettikleriniz gelip sizin için yalvarırsa biraz merhamet bulabileceksiniz. Orta Dünya'da kalıp Mandos'a dönmeyenler, büyük bir yük taşıyormuşcasına bitkinleşecekler, gittikçe solacaklar ve arkalarından gelecek daha genç ırkın önünde pişmanlık gölgeleri olacaklar. Valar konuştu.

Bu lanetin bildirilmesi sonrasında Finarfin ve onun takipçilerinin anında Valinor'a dönmesine sebep oldu. Af dilediler ve Valar onlara bu affı verdi.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 30 Mayıs 2014, 20:23:01
Sauron'un Ağzı

Sauron'un Ağzı(Mouth of Sauron), Yüzük Savaşı'nın son çarpışması olan Morannon Savaşı'nda, Kara Kapı'dan çıkarak Aragorn ve Gandalf ile konuşan elçidir. Karanlık Kule Barad-dur'un sözcüsü, Karanlıkların Efendisi Sauron'un naibidir.

Soyunun Kara Numenorlar'dan geldiği söylenir. Kara Numenorlar, Numenor soyundan gelen, Doğu'ya ilerleyen ve Karanlıklar Efendisi Sauron'un şeytani gücünün cazibesine kapılan bir insan topluluğudur. Sauron'un Ağzı, Sauron tekrar güçlenip Mordor'a dönünce Sauron'un hizmetine girmiş, Karanlık Kule'de görev almış ve Sauron'un gözünde hızla yükselmişti. Bütün orklardan, hatta Uruk-Hai'lerden bile daha zalimdir.

Ona Sauron'un Ağzı denmesinin sebebi Sauron'un diğer ordu kumandanlarıyla iletişim kurmak için onu görevlendirmesidir.Asıl adı hiçbir hikâyede anlatılmaz çünkü kendide adını unutmuştur.Peter Jackson'ın filminde gösterilene göre Sauron'un Ağzı Arogorn tarafından öldürülmüştür.Gerçek hikâye ise farklıdır.Sauron'un Ağızı'nın ölümü kitapta da anlatılmaz ama konuşma bittikten sonra geri dönmüş ve Mordor ordusunu savaşa göndermiştir.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 30 Mayıs 2014, 20:24:43
İzleyiciler

Mordor?a girmenin sadece iki yolu vardı. Bunlardan biri de batı Mordor?da bulunan ve Shelob tarafından korunan Cirith Ungol?du. Yüzyıllardır bu geçitte bulunan örümcek Shelob, Mordor?a izinsiz girmeye çalışanların yolculuğunu sona erdiriyordu. Fakat yinede Shelob?un geçebilen olursa diye girişin Mordor tarafına bir gözcü kulesi yapılmıştı. Bu kulenin girişinde iki büyük heykel bulunuyordu. Watchers adı verilen bu iki korkunç heykelin izni olmadan giriş imkansızdı. Sadece gözcülerden daha kudretliler zorla içeri girebilirdi. O zaman bile gözcüler keskin bir ses çıkarırlar ve Ork birliklerini uyarırlardı. Her bir heykel birbirine sırtını vermiş üç yüzlü, üç vucutlu korkunç görünümlü heykellerden oluşuyordu. Bu heykeller tamamen kötülük dolu idiler. Gözleri canlıymış gibi parıldar ve kapılardan içeri girmek isteyen ?ister görünür olsun ister görünmez- her türlü yaratığı görürlerdi.

Yüzük Savaşı sırasında efendisi Frodo?yu arayan Sam Gamgee bu kapıdan zorla girmiş ve Tek Yüzük?ün taşıyıcısı Frodo Baggins?i hapis olduğu kuleden çıkarmıştır.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 30 Mayıs 2014, 20:26:13
Gardolan

Elendil, İkinci Çağ'ın 3441 yılında Barad-dûr kuşatmasında düştü ve en büyük oğlu Isildur, Arnor Hükümdarı oldu. Aradan iki yıl geçmeden, Isildur güney diyarından dönerken üç oğlu ile birlikte öldürüldü. Bu olaya Ferah Çayırlar Felaketi denir. Fakat Isildur'un en küçük oğlu Valandil, savaşa gitmemiş Ayrıkvadi'de güvende tutulmuştu. Valandil yaşını aldığında, Isildur'un hiç taç giyememiş olmasına rağmen üçüncü Arnor Kralı olmuştu.

Arnor'un onuncu ve son kralı Eärendur'dur. Eärendur'un, Üçüncü Çağ'ın 861 yılında ölüşünün ardından üç oğlu aralarında taht mücadelesi yaptı. Bu durum Arnor'un üç ayrı fakat bağlantılı krallık olmasına neden oldu. Bu krallıklar Arthedain, Cardolan ve Rhudaur'dur. Eärendur'un en büyük oğlu Fornostlu Amlaith, Arthedain Kralı oldu. Amlaith, Isildur'un soyunun asıl varisi olarak kabul edildi.

Arnor Orta Dünya'nın kuzeybatısında, Eriador olarak bilinen bölgede bulunur. Arnor ile Eriador'un sınırları benzerlik gösterse de tam manasıyla aynı yerler değildir. Eriador, Dumanlı Dağlar ile Mavi Dağlar arasında kalan tüm bölgeleri güneyde Glanduin ve Grisel nehirlerine kadar içine alırken; Arnor'un sınırları Lune Nehri'nin batısındaki Lindon adı verilen elf diyarından, Bruinen'e ve Buzlupınar'a kadar uzanır. Eregion ve Ayrıkvadi; Arnor sınırları içerisine girmez.

Arnor'un ilk başkenti Evendim Gölü kıyılarındaki Annúminas'tır. Başkent daha sonraları ise Kuzey Yaylaları'ndaki Fornost'a taşınmıştır. Arnor'daki diğer önemli kentler ise Bree ve Tharbad'dır.

Gri Limanlar'dan Ayrıkvadi'ye uzanan kadim Doğu-Batı Yolu, Arnor'dan geçer. Kuzey-Güney yolu ise Gondor'dan Arnor'a ulaşımı sağlar. Yol, Tharbad'da Grisel Nehri'ni dolanarak kuzeye doğru ilerler; Bree'den geçerek Fornost'a ulaşır. Arnor'un çöküşünün ardından, yol kullanılmamaya başlandı ve üzerinde biten otlar sebebiyle yola Yeşilyol dendi.

861 yılında, Arnor üç ayrı krallığa bölündü; Arthedain, Cardolan ve Rhudaur. Arthedain Arnor'un batısında; Lune ile Brendibadesi Nehirleri arasında kalmaktaydı. Arthedain aynı zamanda Brendibadesi ile Doğu-Batı Yolu'nun kuzeyinde kalan Fırtına Tepeleri arasındaki toprakları da kapsamaktaydı. Annúminas ile Fornost şehirleri ve Shire yöresi de Arthedain'in sınırları içerisinde kalmaktaydı.

Cardolan, Doğu-Batı Yolu'nun güneyinde kalmaktaydı. Brendibadesi'nin doğusu ile Grisel ve Buzlupınar nehirlerinin arasında kalan bölgeleri içerisine almaktaydı. Yaşlı Orman ve Höyük Yaylaları Cardolan sınırları içerisindeydi. Cardolan aynı zamanda Brendibadesi ile Grisel arasında Deniz'e kıyısı bulunan Minhiriath bölgesini de kapsamaktaydı. Tharbad şehri Grisel'in üzerinde Cardolan'da bulunmaktaydı.

Rhudaur ise Arnor'un doğusunda Fırtına Tepeleri ile Dumanlı Dağlar arasında kalan bölgeyi kapsamaktaydı. Aslen Doğu-Batı Yolu'nun kuzeyini kapsasa da Buzlupınar ve Grisel arasında kalan Açı'ya uzantı yapmıştı. Rhudaur'un kuzey sınırını Ettenavlakları oluşturmaktaydı. Trolbükü Rhudaur'un içerisine düşmekteydi. Ayrıkvadi ise Rhudaur'un hemen doğusunda, Bruinen'in doğu yakasında kalmaktaydı.

İkinci Çağ'ın 3319 yılında, ada krallığı Númenor yıkıldı. Kral Ar-Pharazôn ve halkının büyük kısmı Sauron tarafından yozlaştırılmış, kandırılmıştı. Ölümsüzlük kazanmak için Valar'ın Yasağı'nı çiğneyerek Ölümsüz Topraklar'a yelken açtılar. Eru, bu eylemin cezası olarak Númenor adasını dalgalar altında bıraktı, ortadan kaldırdı.

Fakat sayıları az da olsa, hala Valar'a sadık olan Númenorlular da vardı. Sadıklar, Elendil ve oğulları Isildur ve Anárion'un önderliğinde dokuz gemilik bir filoyla Númenor'un yıkımından kaçmayı başardılar. Esen engin rüzgar onları Orta Dünya'nın doğusuna getirdi. Sadıklar ve onların soyundan gelenlere Dúnedain, Batı İnsanları, Batılılar dendi.

Isildur ve Anárion'un beş gemisi güneyde kıyıya vururken, Elendil'in dört gemisi kuzeyde karaya ulaştı. Elendil, Lindon elflerinin kralı Gil-Galad ile dosttu. Halkını Lune'dan geçiren Elendil; nehrin doğusuna, Eriador'un engin diyarına yerleşti. Zamanla Elendil ve halkı, Annúminas ve Fornost şehirlerini inşa etti ve Lune, Brendibadesi ve Cardolan ve Rhudaur bölgeleri boyunca yayıldılar.

3320 yılında Gondor ve Arnor Krallıkları kuruldu. Isildur ile Anárion Gondor'u birlikte yönetirken, Elendil Arnor'u yönetmekteydi. Fakat Elendil aynı zamanda, her iki krallığın Yüce Kralı idi.

Elendil Annúminas'ı Arnor'un başkenti yaptı. Kuzey Krallığı'nın asalet sembolü olarak Annúminas Asası'nı kullandı. Asa, tamamı gümüşten yapılmış olan bir değnekti ve Elendil'e atalarından kalan bir mirastı. Bir taç takmak yerine Elendilmir'i; ortasında beyaz, değerli bir taş olan gümüş bir bant taktı.

Palantír denilen yedi Gören Taş, Gondor ve Arnor arasında bölüştürüldü; dört tanesi güneye yerleştirilken, üçü kuzeyde kaldı. Annúminas Taşı başkentte kaldı. Amon Sûl Taşı, Fırtınabaşı'nın üzerine inşa edilen Amon Sûl Kulesi'ne yerleştirildi. Elendil Taşı ise Gil-Galad'ın Kule Tepeleri'ne Elendil için yaptırdığı üç Ak Kule'den en yükseği olan Elostirion'a yerleştirildi. İlk iki taş Gondorla iletişim halinde kalmak adına kullanıldı fakat Elendil Taşı yalnızca Batı'yı, Engin Deniz'i göstermekteydi.

3429 yılında Sauron, Gondor'a saldırı düzenledi ve Isildur'un kalesi Minas Ithil'i ele geçirdi. Isildur ailesiyle birlikte kuzeye, Arnor'a yelken açarken kardeşi Anárion Mordor'un güçlerini püskürtmek üzere Gondor'da kaldı. 3430 yılında Gil-Galad ve Elendil Sauron'a karşı Elflerin ve İnsanların Son İttifakı'nı oluşturdu. İki kral güçlerini 3431 yılında Ayrıkvadi'de bir araya getirdikten sonra Mordor'a yürüdü.

Son İttifak, 3434 yılında Mordor'un Kara Kapısı önünde yapılan Dagorlad Savaşı'nda Sauron karşısında zafer kazandı. Fakat Sauron, Barad-dûr'da halen güvendeydi. Son İttifak, kaleyi kuşatmak üzere Mordor'a girdi. Kuşatma tam yedi yıl sürdü ve çok sayıda elf ve aralarında Isildur'un kardeşi Anárion'un da bulunduğu insan öldü.

3441 yılında Sauron en sonunda kulesinden inerek Hüküm Dağı'nın eteklerinde Gil-Galad ve Elendil ile bizzat dövüştü. Sauron'un vücudu yıkıldı fakat mücadelede Gil-Galad ve Elendil de yaşamlarını yitirdiler. Isildur, Sauron'un parmağını keserek Tek Yüzük'ü aldı ve böylece Sauron'un ruhu bedenini terkederek, uzaklara kaçtı, saklandı.

Son İttifak Savaşı'nın ardından Arnor ordusundan hayatta kalanlar Kuzey-Güney Yolu'nu kullanarak evlerine döndüler. Isildur bir süreliğine Gondor'da kaldı. Üçüncü Çağ'ın 2. yılına gelindiğinde Isildur, Gondor'u terkederek krallığını ilan etmek üzere Arnor'a doğru yola koyuldu. Kardeşi Anárion'un oğlu Melendil'i Gondor'u yönetmesi için geride bırakan Isildur'un amacı, iki krallığın da Yüce Kral'ı sıfatını almaktı.

Isildur ve beraberindeki birliğin kuzeye yaptıkları yolculuk sırasında orklar Ferah Çayırlar'da kafileye saldırdılar. Isildur, üç büyük oğlu ve beraberindekilerin pekçoğu öldürüldü. Elendil'in, Sauron ile yaptığı mücadelede kırılan kılıcı Narsil'in kırık parçalarını taşıyan Ohtar bu saldırıdan kaçmayı başardı. Aynı zamanda Isildur'un silahtarı olan Ohtar, Narsil'in kırık parçalarını Isildur'un en küçük oğlu Valandil'in, annesi ile birlikte ikamet ettiği Ayrıkvadi'ye getirmeyi başardı.

Babası öldürüldüğünde Valandil sadece 13 yaşındaydı ve yaşı gelene kadar Ayrıkvadi'de, Elrond'un gözetiminde kaldı. Üçüncü Çağ'ın 10 yılına gelindiğinde Valandil 21 yaşındaydı ve Arnor Kralı oldu. Fakat Valandil, Gondor'un ve Arnor'un Yüce Kralı sıfatında hak iddia etmedi. Bunun yerine Gondor, Anárion'un varislerince yönetilirken, Arnor da Isildur'un varisleri tarafından yönetildi. Böylece iki krallık birbirinden ayrılmış oldu.

Son İttifak Savaşı'nda ölenler sebebiyle, Arnor'un nüfusunda gözle görülür bir azalma meydana geldi. Kral Annúminas'ta yaşamaya devam etti fakat Arnor'daki pekçok yerleşim yeri artık boştu.

Valandil 249 yılında Arnor Tahtı'nı oğlu Eldacar'a bıraktı. Onu sırasıyla altı kral; Arantar, Tarcil, Tarondor, Valandur, Elendur ve Eärendur takip etti. Eärendur, Arnor'a hükmeden son kraldı.

861 yılında Eärendur'un ölümünün ardından oğulları arasında taht mücadelesi başladı ve Arnor; Arthedain, Cardolan ve Rhudaur isimli üç ayrı krallığa bölündü. Arthedain'in ilk Kralı, Eärendur'un en büyük oğlu Amlaith'di. Cardolan ve Rhudaur ise Eärendur'un daha küçük iki oğlu tarafından yönetildi. Eärendur'un bu oğullarının ismi Orta Dünya kayıtlarında geçmemektedir.

Amlaith, Arthedain Kralı oluşunun ardından ülkesinin başkentini Fornost'a taşıdı, Annúminas Taşı'nı da buraya getirdi. Annúminas şehri zamanla terkedildi ve şehir yıkıntılarla dolu bir görünüm aldı. Amlaith, Arthedain Kralı ünvanını oğlu Beleg'e bıraktı. Beleg'den sonra ise sırasıyla Mallor, Celepharn, Celebrindor ve Malvegil bu ünvanı aldılar.

1300lü yıllarda, Malvegil'in hükümranlığı döneminde Nazgûl Efendisi, Arnor'un hemen doğusuna, Dumanlı Dağlar boyunca uzanan Angmar Krallığı'nı kurdu. Kimliği o dönemler bilinmemekteydi ve bu sebeple ona Angmar'ın Büyücü Kralı (Cadı Kralı) adı verildi. Amacı ise Arthedain, Cardolan ve Rhudaur'un bir bütün olmamalarından faydalanarak Kuzey Krallığı'nı çökertmek ve yoketmekti.

Üç krallığın arasındaki çekişmenin en önemlisi, üç krallığın kesiştiği noktada bulunan Fırtına Tepeleri üzerindeki hak iddia etme mücadelesiydi. Fırtınabaşı'nda bulunan Amon Sûl Kulesi'nde bir palantír bulunmaktaydı ve hem Cardolan Krallığı hem de Rhudaur Krallığı bu palantíre sahip olmak istemekteydiler. Bu süreçte Arthedain'in diğer iki palantíre sahip oluşu, süreci kızıştıran bir etmendi.

1349 yılında Malvegil oğlu I. Argeleb, yedinci Arthedain Kralı oldu. Arthedain'de Isildur'un soyu babadan oğula halen devam etmekteydi fakat Cardolan ve Rhudaur'da Isildur'un soyu kurudu. Bu sebeple I. Argeleb, tüm Arnor üzerindeki krallıkta hak iddia etti.

I. Argeleb'in iddiası Rhudaur Krallığı tarafından tanınmadı. Rhudaur'daki Dúnedain sayısı azalmıştı ve burada bulunan Tepe halkının efendisi, Rhudaur yönetimini ele geçirerek Arthedain'e karşı Nazgûl Efendisi ile ittifak kurdu. İttifak 1356 yılında Fırtına Tepeleri'ne saldırdı fakat I. Argeleb buraya korunaklı istihkamlar inşa etmişti ve tepeleri savunmayı başardı. Yine de saldırı sırasında öldürüldü.

I. Argeleb oğlu I. Arveleg yeni Arthedain Kralı oldu. I. Arveleg, düşmanın Fırtına Tepeleri'ni yaptığı saldırıları sonlandırmak için gücünü Lindon Elfleri ve Cardolan ile birleştirdi. Arthedain ve Cardolan uzun yıllar boyu Fırtına Tepeleri'ni, tepelerin önünden geçen kadim Doğu-Batı Yolu'nu ve Buzlupınar Nehri'ni Rhudaur ve Angmar saldırılarına karşı savundu.

1409 yılında Angmar'ın Büyücü Kralı, Dúnedain'e saldırmak üzere büyük bir ordu yolladı. Rhudaur'da kalan son Dúnedain de öldürüldü ve Rhudaur, Angmar'ın müttefiki vahşi insanların meskeni haline geldi. Dönemde Cardolan Prensi öldürüldü ve onun soyunu devam ettirecek kimse kalmadı. Cardolan Prensi Höyük Yaylaları'na gömüldü. Cardolan da hayatta kalan Dúnedain'in bir kısmı Höyük Yaylaları'na ve Yaşlı Orman'a sığınaklar kurarak düşmandan saklandı.

Angmar kuvvetleri Fırtınabaşı'nı kuşatarak Amon Sûl Kulesi'ni yıktı. Arthedain Kralı I. Arveleg öldürüldü fakat halkından bir kısmı Amon Sûl Taşı'nı da alarak Fornost'a geri çekilmeyi başardı. I. Arveleg oğlu Araphor 18 yaşındayken Arthedain Kralı olarak Fornost'un ve Kuzey Yaylaları'nın savunmasında komutayı eline aldı. Araphor, Cirdan'ın, Elrond'un, Lindonlu elflerin ve Ayrıkvadili elflerin yardımı ile düşmanı geri püskürtmeyi başardı.

1589 yılında Araphor yerini II. Argeleb'e bıraktı. 1601 yılında Marko ve Blanko isimli iki hobbit, Brendibadesi Nehri ile Uzak Yaylalar arasında kalan bölgeye yerleşmek isteyen, Breeli bir hobbit topluluğu adına Kral II. Argeleb'den izin istedi. Sözü edilen bölgede bir zamanlar kralın çiftlikleri, üzüm bağları ve bahçeleri bulunmaktaydı fakat bölge çoktandır unutulmuş ve bakımsızlaşmıştı. II. Argeleb, kendisinin hükümdarlığını tanımaları, bölgedeki yolların ve köprülerin bakım ve onarımını yapmaları ve ulaklarına hız kazandırmaları şartlarıyla bölgeyi hobbitlere bıraktı. Bölge hobbitlerin yerleşiminin ardından Shire adını aldı.

1636'da Büyük Veba kuzeye gelerek, Arnor'a sıçradı. Cardolan halkında büyük sayıda ölümler meydana geldi; buradaki Dúnedain soyu tamamen yok oldu. Cardolan'daki Höyük Yaylaları'nda bulunan mezarlar, Rhudaur ve Angmar'dan gelen şeytani ruhlarca ele geçirildi. Bu ruhlara Höyüklü Kişiler dendi. Arthedain salgından fazla etkilenmedi, Isildur'un soyu babadan oğula sürmeye devam etti.

II. Argeleb'in hükümranlığını Arvegil, II. Arveleg ve Araval takip etti. 1851'de Araval Angmar'ın güçlerine karşı geçici bir süreliğine üstünlük sağladı. Araval aynı zamanda Cardolan ile yeniden birleşmek için girişimlerde bulundu fakat Cardolan'daki Höyüklü Kişiler'in varlığı sebebiyle bunu başaramadı.

Araval oğlu Araphant'ın krallığı döneminde Gondor ile Arnor arasındaki iletişim devam etti. İki krallık uzun süredir birbirine yabancılaşmış durumdaydı. Esas düşmanlarının Sauron olduğunu bilmeseler de Kral Araphant ve Gondor Kralı Ondoher, ortak bir düşman tarafından hedef olduklarını farkettiler. Araphant ve Ondoher, birbirlerine danışarak hareket etmeye gayret gösterdiler fakat içinde bulundukları süreç içerisinde birbirlerine yardım veya kaynak göndermediler. Zamanla Kuzey Krallığı bir kez daha Angmar'ın saldırılarına mağruz kalırken, Güney Krallığı'nda, Doğu'nun Rhûn diyarından gelen Arabasürücüleri'nin saldırıları başladı.

1940 yılında Araphant oğlu Arvedui, Ondoher kızı Fíriel ile evlendi. Dört yıl sonra, Kral Ondoher ve oğulları bir muharebe esnasında öldürüldü ve Gondor tahtının varisi kalmadı. Bunun üzerine Arvedui, eşi Fíriel'in Ondoher'in kızı olduğunu ve kendisinin de Gondor ve Arnor'un ilk Yüce Kralı Elendil'in doğrudan yasal varisi olduğunu belirterek Gondor Tahtı'ında hak iddia etti. Fakat Gondor bu talebi geri çevirdi zira Gondor'un kralları Isildur'un değil, Anárion'un soyundan gelmekteydiler ve krallık her babadan oğula geçmekteydi, babadan kıza bir devirteslim o zamana dek olmamıştı.

Kraliyet soyundan komutan Eärnil yeni Gondor Kralı oldu ve Arvedui'ye dostluk ve yardımlaşma üzerine sözler verdi. Arvedui de bunun üzerine, Gondor Tahtı'ndaki talebinde ısrarcı olmadı. 1964 yılında Araphant öldü ve Arvedui yeni Arthedain Kralı oldu. Kahin Malbeth'in yıllar önce ortaya attığı bir kehanetin de gerçek çıkıp çıkmayacağı bu süreçte belli olacaktı. Kahin'in kehanetine göre, Arvedui Arthedain'in son kralı olacaktı.

1973 yılında Büyücü-Kral'ın Arthedain'e karşı büyük bir saldırı başlatacağı haberi alındı. Arvedui, Eárnil'e bir yardım çağrısı gönderdi fakat yardım zamanında yetişmedi ve 1974 yılında Angmar'ın güçleri Fornost'u ele geçirdi. Şehir Büyücü-Kral'ın yardakçılarıyla doldu ve Büyücü-Kral bizzat şehre gelerek, Kral'ın konağında ikamet etmeye başladı.

Arvedui'nin oğullarının da içinde bulunduğu Dúnedain'in pekçoğu Lune Nehri üzerinden Lindon'a çekildiler. Arvedui ve yanında kalanlar, bir süreliğine Kuzey Yaylaları'nda savunma yaptılar fakat giderek kuzeye doğru geri çekilmek zorunda kalarak, yiyecekleri tükenene kadar Mavi Dağlar'da saklandılar. Sonraları ise Forochel'in Buzdenizi yakınlarında yaşayan bir halktan yardım istediler.

1975'in Martı'nda Cirdan, Gri Limanlar'dan bir gemi yollayarak Arvedui'yi içinde bulunduğu durumdan kurtarmak için girişimde bulundu fakat kuzeyden gelen şiddetli bir kar fırtınası gemiyi batırdı. Arvedui ve yanındakiler kuzeyin soğuk sularında can verdiler ve beraberlerindeki iki palantír Kuzey Denizi'nde kayboldu.

Eärnil oğlu Eärnur Gondor'dan yola çıkan bir donanmaya önderlik ederek Gri Limanlar'a geldi ve burada Angmar güçleri ile mücadele etmek üzere kuzeyde kalan son Dúnedain, Lindonlu elfler ve Ayrıkvadi'den gelen güçle güçlerini birleştirdi. Fornost Savaşı'nda Büyücü-Kral'ın güçleri mağlup edildi ve hizmetindeki ork ve insanların büyük kısmı öldürüldü, geriye kalanlar ise Eriador'dan sürüldü.

Nazgûl Efendisi, aldığı yenilginin ardından Carn Dûm'daki kalesine dönmeyi denedi fakat bu geri dönüş Eärnur tarafından engellendi. Eärnur'un atı Nazgûl'un varlığına dayanamadı ve Büyücü-Kral, yöreyi terkederek Mordor'a kaçtı. Fakat Büyücü-Kral Eärnur'u unutmadı. Yıllar sonra, 2050 yılında Nazgûl Efendisi Eärnur'a tuzak kurarak onu Minas Morgul'a çekti. Eärnur o günden sonra bir daha görülmedi ve böylece güneyde kralların soyu kurudu, Gondor vekilharçlar tarafından yönetilmeye başladı.

Angmar'a karşı kazanılan zafer bir yana, Kuzeydeki Dúnedain zayıfladı ve sayıları oldukça azaldı. Fornost şehri terkedilmiş halde bırakıldı. Arthedain yok oldu ve Kuzey Krallığı yıkıldı. Dúnedain artık gezgin bir halk halini aldı. Eriador halkı onlara kolcular dedi. Dúnedain'e aşağılayıcı gözlerle bakanlar bile oldu fakat bunlar Dúnedain'in hala kendilerini korumaya devam ettiğini bilmeyen ya da farketmeyen kişilerdi.

Arvedui oğlu Aranarth, Dúnedain Reisi ünvanını aldı. Bu sıfatın taşıyıcıları, Isildur'un soyunun doğrudan varisleri idi. Isildur'un aile yadigarları -Narsil'in kırık parçaları, Elendilmir, Annúminas Asası ve Barahir'in Yüzüğü-, Ayrıkvadi'ye getirildi. Gezginlik dönemiyle birlikte, Dúnedain Reisleri oğullarını Elrond tarafından yetiştirilmeleri için Ayrıkvadi'ye göndermeye başladılar ki bu olay zamanla gelenek halini aldı. Ayrıkvadi'de yetişen ilk çocuk Aranarth oğlu Arahael'dir.

Arahael'i sırasıyla Aranuir, Aravir ve I. Aragorn takip etti. 2327 yılında I. Aragorn kurtlar tarafından öldürüldü ve oğlu Araglas Dúnedain Reisi oldu. 2480 yılında Araglas oğlu I. Arahad döneminde, orklar Eriador'daki geçişleri engellemek amacıyla Dumanlı Dağlar'a istihkamlar kurmaya başladılar.

I. Arahad'dan sonra sırasıyla Aragost, Aravorn, II. Arahad ve Arassuil Dúnedain Reisi oldular. Arassuil'in döneminde, diyar tehlikeli bir yer halini almıştı. 2740 yılı başlarında orklar Dumanlı Dağlar'dan Eriador'a inmeye başladılar. 2745 ve 2748 yılları arasında Dúnedain ile orklar arasında sayısız çatışma meydana geldi. Orklar Shire'a ulaşabilecek kadar batıya gelmişlerdi. Burada Bandobras Took önderliğindeki hobbitler, 2747 yılında yapılan Yeşiltarlalar Savaşı'nda yenilgiye uğrattılar. Ayrıca bu dönemde Eriador halkı Uzun Kış sebebiyle oldukça zor zamanlar geçirdi ve kıtlık başgösterdi.

Arassuil'in varisi I. Arathorn 2848 yılında bilinmeyen sebeplerle beklenmedik bir biçimde yaşamını yitirdi. Oğlu Argonui'nin döneminde Felaket Kışı yaşanmaktaydı, Brendibadesi Nehri dondu ve beyaz kurtlar Shire'da görüldü. Bahar geldiğinde de Tharbad şehri karların erimesiyle gelen sele teslim oldu. Sular çekildiğinde şehirden geriye bir virane kalmıştı.

Argonui oğlu Arador, Ayrıkvadi'nin kuzeyindeki Ettenavlakları'nda dağ trolleri tarafından öldürüldü. Oğlu II. Arathorn, yalnızca üç seneliğine Dúnedain reisliği yapabildi. 2933 yılında Elrond'un oğulları Elladan ve Elrohir ile birlikte ork avlarken öldürüldü. Bu olay gerçekleştiğinde oğlu II. Aragorn yalnızca iki yaşındaydı. Aragorn'un annesi Gilraen, onu Elrond ile birlikte yaşaması için Ayrıkvadi'ye getirdi. 2951 yılında Elrond Aragorn'a soyunu anlattı ve Isildur'un varisi olduğunu söyleyerek ona Barahir'in Yüzüğü'nü ve Narsil'in kırık parçalarını verdi.

Aynı yıl, Sauron Mordor'a dönerek güçlerini yeniden oluşturmaya başladı. Dúnedain bu dönemde Sauron'un hizmetkarlarına karşı daha dikkatli olmaya başladı. 3001 yılında Gandalf'ın, kaybolan Tek Yüzük'ün Frodo Baggins adlı hobbitte olmasından şüphelenmesiyle birlikte Dúnedain Shire'daki gözetimini iki katına çıkarttı.

3018-19 yıllarındaki Yüzük Savaşları sürecinde bir grup çapulcu güneyden Eriador'a girdi. Çapulcular Shire'a gelerek burayı mesken edindiler ve Bree'de karışıklık çıkarttılar. Vicdansız, zalim insanlar ormanlarda ve yollarda görülmeye başladı Shire dışında kurtlar ve halkın bilmediği yaratıklar belirdi. Dúnedain'in büyük kısmı bu dönemde Halbarad önderliğinde güneye giderek, Aragorn'un Mordor'un güçlerine karşı verdiği mücadelede destek sağladılar. 25 Mart 3019'da Tek Yüzük'ün yokedilmesiyle birlikte Sauron sonunda mağlup edilmiş oldu.

Aragorn, Gondor halkı tarafından Elendil'in Varisi olarak kabul edildi ve 1 Mayıs'ta taç giyerek Gondor Kralı oldu. Yazortası arifesinde, Elrond Aragorn'a Kuzey Krallığı'nın asalet sembolü olan Annúminas Asası'nı getirdi. Aragorn, kendi döneminde Arnor Krallığı'nı tekrar oluşturdu ve iki krallığı kendi hükümranlığında birleştirdi.

Dördüncü Çağ'ın 4. yılında Aragorn Shire'a Kuzey Krallığı'nın koruması altında özgür bir bölge ilan etti ve Shire'a insanların girişi yasaklandı. Shire Reisi, Erdiyarı Efendisi ve Belediye Başkanı Michael Delving 13. yılda Kuzey Krallığı'nda konsül olmuşlardır.

Aragorn 15 yılında Arnor'u gezdi ve Aragorn'un Arnor Kralı olduğu seramonide, Arwen Aragorn'un alnına Elendilmir'i taktı.

Arnor yeniden güvenli bir bölge haline getirildi ve bölgenin nüfusu yeniden artmaya başladı. Annúminas yeniden inşa edilerek, Kuzey Krallığı'nın başkenti yapıldı. Aragorn geriye kalan yaşamında zamanını ikiye bölerek belirli aralıklarla kuzeyde Annúminas'ta ve güneyde Minas Tirith'de geçirdi. 120 yılına gelindiğinde ise Aragorn yaşamını yitirdi ve tahtını oğlu Eldarion'a bıraktı.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 30 Mayıs 2014, 20:27:37
Yüzüklerin Efendisi 4.Çağ Hikayeleri
Yapraklar Düşerken


Legolin ile Céruwine'in tanıtımı. Thranduil'in tahtı Céruwine'e bırakışı ve Céruwine'in kral oluşu.

Bölüm 2 - Yeni Zamanın Habercisi
Eskiden, Galear Anarion karakteri Céruwine'in oğlu şeklinde bu bölüm yazılmıştı ve Ruhbozan denilen nesnenin tanıtımı yapılmıştı. Hakan Onur klandan ayrıldıktan sonra hikaye aksadı ve arada Elif'in klana katılımı ile hikaye üzerinde bazı değişiklikler düşünüyorum.

Bu bölümde, Céruwine'in kral olduktan sonraki hayatı anlatılır. Çevrede olup biten olaylar kulağına ve dolayısıyla okuyucuya gelir...
Şimdi, bölümün adını "Yeni Zamanın Habercisi" koymamın sebebi, ormana ve hikayeye yeni gelen bir kişinin, bazı olayların haberlerini Kuyutorman'a getirecek olmasıydı. Geçen sefer Galear, uzun süredir kolculuk yaptıktan sonra ormana dönmüş ve yeni bilgiler getirmişti ormana...
İki ihtimal var şimdi... "Yeni Zamanın Habercisi" kim olacak bilmiyorum ama haberi iki yerden getirebilir. Birincisi Esgaroth, ikincisi Dol Guldur...

Esgaroth : Yeni Zamanın Habercisi, ya Esgaroth da karışıklıklar olduğunu, vadi insanları arasında kargaşa çıktığını ve komşu olarak Kuyutorman'ın tavır göstermesi gerektiğini belirtecek... Ya da Demir Dağlar'dan tekin olmayan seslerin geldiğini ve Esgaroth insanlarının huzursuz olduğunu anlatacak Céruwine'e...

Dol Guldur: Dol Guldur Yıkıntıları
Bu hikaye, doğrudan doğruya Karanlığın Dirilişi'nin temellerinden bir kısmını oluşturuyor. Yüzük Savaşları sırasında, Legolas Pelennor topraklarına ayak basarken Kuyutorman ve Lothlorien ordusu bu kaleyi yıkmakla meşguldüler. Kalenin yıkılmasının ardından, Thranduil'in başkomutanı Céruwine yıkıntıların arasında tek başına dolaşırken, bir peri olan Nerméltari ile karşılaşır. Aralarında bazı konuşmalar ve anlaşmalar geçer. Nerméltari, toprakların güvenliğini sağladıkları için Céruwine'e minnettardır ve konuşmalarda birbirlerinden etkilenirler. Ancak çok geçmeden Céruwine ordusuna geri döner ve Nerméltari oradan uzaklaşır...

Yeni Zamanın Habercisi, Dol Guldur'dan bir haber getirebilir. Céruwine ile Nerméltari'nin sırrını ya da Kuyutorman'da yaşayan perilerin olduğu sırrını bilen bir kişi olabilir. Céruwine, Dol Guldur'a yola çıkar.. Yolculuk sırasında "gezgin" bir kişiye rastlar, bunun için Ahmet'i düşünüyordum. Ahmet, bu hikayenin kritik noktalarında ansızın ortaya çıkan bir karakter olabilir...

Yazdıklarım, yazabileceğimiz seçenekler.. Seçeneği artırmak isteyen ya da üzerlerine yorum yapmak isteyen varsa çekinmesin. Bu hikaye hepimizin ve belki de bir başka "Bitmeyen" olacak. (Bitse çok mesut olacağım o ayrı konu ama olayları klanın gerçek hayatta yaşadıklarıyla paralel tutmaya çalıştığımız düşünülürse, bu hikayenin bitmesini istemiyorum.Bilbo'nun günlüğü gibi..
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 30 Mayıs 2014, 20:30:19
Yüzüklerin Efendisi 4.Çağ Hikayeleri
Yeni Zamanın Habercisi


Elfler yılları diğer canlıların takip ettikleri gibi takip etmezler. Onlar için yıllar; ilk tohumun yeşermesinden bu yana süregelen, diğer canlıların hayatlarını oluşturan fakat onlar için gelip geçici olan şeylerdi. Bu, elfleri yeri geldiğinde kederlendirdi. Çevredeki her şey gelip geçerken, onların dünya üzerinde her türlü olaya vakıf olmaları yeri geldiğinde katlanması zor bir durumdu.

Céruwine'in Kuyutorman Tahtı'na oturduğu günden yaklaşık sekiz yıl geçmişti.
Bu süre zarfı Céruwine için neredeyse bir hafta kadar hızlı geçmişti. Başlarda yeni görevine alışmakta biraz zorlansa da kardeşi Legolin'in desteği ile birtakım zorlukların üstesinden gelmişti. Gelmişti gelmesine de, zaman geçtikçe eski yaşantısını özler olmuştu. Kuyutorman içlerinde tasasızca dolanabilmeyi, halk içinde aşırı miktarda dikkat çekmeden yürümeyi (önceleri de onu görenler selam veriyorlardı ama selam veriş tarzları değişikti), akşam evine geldiğinde kardeşi ile rahat rahat sohbet edebilmeyi.
En çok da kardeşini özler olmuştu. O da Legolin de, sürekli kendi işleriyle meşgul olmak da ve aralarından birinin işi bittiği vakit, diğeri genelde uykuda olmaktaydı. Birlikte geçirdikleri, işlerinden bağımsız sürede de genel konu aynıydı; yoğun bir gün.

Çeşitli ülkelerden gelen mektuplar, bazı anlaşmalar, sınırlardan gelen raporlar, komşu ülkelerin sorunları, Dimrak'ın hanına gelen kişilerin verdikleri haberler... Liste uzayıp gitse de Céruwine bunların hepsiyle ilgilenmek durumunda kalıyordu, kendine kalan boş vaktini ise genelde Kuyutorman dışında gezen kolcuları çağırtıp onları dinleyerek ya da çevredeki ülkelerin genel tarihlerini inceleyerek geçiriyordu.

Dışarıda yağmur, Kuyutorman üzerine düşerken Taht Odası'nın arkasındaki salonda bulunan şöminenin önündeki deri kaplı koltuklardan birine gömülmüş, elinde piposuyla bir kitabı karıştırıyordu Céruwine. O kadar dalmıştı ki kardeşinin gelişini farketmedi bile ta ki kitabın üzerinden kardeşinin kırptığı güzel gözleri görene dek.
Kitabı kapatıp kenara koydu.
Legolin, kardeşinin karşısındaki koltuklardan birine kendini bırakarak, derin bir nefes aldı. Yüzünde belli belirsiz bir yorgunluk ifadesi vardı.
"Yorgun görünüyorsun kardeşim. Ne üzerine çalışıyorsun?" diye sordu Céruwine.
"Esgaroth'dan garip duyumlar alıyorum abi. Oraya belirli aralıklarla gidip gelen elfler var. Genelde birkaç gece Esgaroth'un hanlarında konaklayıp, şehre geri dönüyorlar. Onlardan aldığım bazı bilgiler, civarda bazı sorunlar olduğunu gösteriyor." dedi Legolin.
"Liderlerinin ölümü onlar için büyük bir kayıptı. Her ne kadar dünyada barış olsa da, iç karışıklık her zaman genelde barış zamanı kendini gösterir."
"Evet, durum böyle görünüyor. Elfler bu konuda çok fazla duyum alamamış fakat söylentiler var Céruwine. Erlandon'un herhangi bir varisinin olmaması olayı körüklüyor." dedi Legolin.
"Sence bizim yapabileceğimiz herhangi birşey var mı bu konuda?" diye sordu Céruwine piposundan bir nefes daha çekerek.
"Daha fazla bilgi edinmek olabilir, bir ara kendim Esgaroth'a gitmeyi düşünüyorum. Bilgi edinmek iyi olacaktır."
"Bence de" dedi Céruwine.

Birlikte pencereden dışarı baktılar, yağmur hala kendisini belli etmekteydi. Orman seviyesinden yukarıda bulunduklarından, pencereden baktıklarında fersahlarca öteye uzanan yeşi denizi görebiliyorlardı.
"Huzursuzum Legolin. Nedenini seçemiyorum. Günler, eski hayatımızdan farklı burası kesin de, beni düşündüren başka şeyler var."
Legolin abisine baktı, herşeyden fazla bu ikilinin eski yaşamlarına bir nebze özendikleri şüphe götürmez bir gerçekti. Yine de herhangi birşey söylemedi. Onun yerine sessizce abisinin içini dökmesini bekledi.
"Son zamanlarda rüyalarıma giren bazı işaretler var. Bir kötülüğün yeniden harekete geçtiğini, en azından varolduğunu görüyorum, görmekten ziyade hissediyorum." dedi Céruwine.
"Dünyanın tamamına biz hükmetmiyoruz abi ama o kötülük her neyse sanırım bizle bir ilintisi olduğu için böyle hissediyorsun. Bunları hislerinin genelde doğru çıktığına dayanarak söylüyorum" diye cevapladı onu Legolin.
"Bu seferki farklı Legolin. Bir rüya gördükten sonra rüyan iyiyse olmadığına üzülerek, kötüyse olmadığına sevinerek uyanırsın. Bunlarda çok emin olamıyorum. Sanki bizi izleyen bazı şeyler var."
"Kendini bu konuda çok fazla yorma Céruwine. Zamanı geldiğinde gerekli cevapları alacaksın kanımca."

Bu sırada salona zırhlar içinde bir muhafız geldi ve dizi üzerine çöküp selam verdi ve "Kralım, güneyden gelen bir atlı sizinle görüşmek istiyor." dedi.
"Atlı mı? Nereden geldiğini sormadınız mı?"
"Size vereceği bazı bilgiler olduğunu söyledi ve acelesi olduğunu da ekledi."
Céruwine kardeşine soru sorarcasına baktı, aynı bakışlar kardeşinde de mevcuttu.
"Çağır gelsin. Bilgiye ihtiyacımızın olduğu bir dönemdeyiz"
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 30 Mayıs 2014, 20:32:42
Yüzüklerin Efendisi 4.Çağ Hikayeleri
28 Mart Sabahı


Güneş, ilk ışık huzmelerini artık Orta Dünya'ya yolluyor. Sabah serinliğinin getirdiği ferahlığı hissetmemek elde değildi.
Yatağından kalktı. Gece epey çalışmış olmasına ve yorgun bir biçimde kendisini yatağa atmasına rağmen, erken kalkabilmişti. Zaten geç kalktıktan sonra, günün herhangi bir anlamı olmayacağını, gününü ziyan ettiğini düşünürdü.
Bahçeye çıkıp, tulumbadan biraz su çekti ve suyu önündeki küçük kaseye doldurdu. Yüzünü yıkadı. Parmaklarının arasından kuzeydeki tepeye baktı. Büyük Saray, beyaz surları ve beyaz sert taş yapısıyla ihtişamlı görünüyordu. Sancaklar, deniz seviyesinden yaklaşık bin metre yukarda özgürce dalgalanmaktaydı seher vaktinde.
Yanındaki masada duran havluyu aldı ve yüzünü kuruladı. Eve tekrar girip, pelerinini sırtına geçirdi. Kalbinin üzerine de yeşil bir ağaçtan ibaret olan rozetini taktı. Yatağının kenarında duran, kılıcının kemerini beline dikkatle beline taktı ve mutfaktaki dolapları biraz karıştırıp, yiyecek birşeyler atıştırdıktan sonra, bahçe kapısını açıp dışarı çıktı ve Saray'a doğru yola koyuldu.

Çok uzun zamandır yaşantısı böyleydi. Erkenden kalkar, biraz evinde oyalandıktan sonra Saray'ın yolunu tutardı. Ama bugünler onun için biraz daha farklıydı. Özellikle yarın kendisi için büyük bir gün olacaktı, 1421. yaşgününü kutlayacaktı. Doğum gününün Saray'da yapılması düşünülmüş ve kendisine bu öneri sunulmuştu, ancak o bu teklifi kibarca reddetmişti. Akabinde, Kuyutorman halkının büyük bölümünü evinde düzenleyeceği şölene davet etmişti. Bir hafta öncesine kadar, alması gereken herkes davetiyeleri almıştı. Eksik kimse bırakılmamıştı. Bazı elçiler Ayrıkvadi'ye ve Lothlorien'e gitmiş, bu şölenin haberini ulaştırmışlardı. Elçiler geri dönmüş, artık misafirlerin gelişi gözleniyordu.

Sabah serinliğinde, Saray'ın surkapısına doğru yürümeye başladı. Etrafta sabah saatinin klişeleri olan tavuklar ve birkaç gugukçuk kuşu ötüp duruyordu.
Kuyutorman Sarayı gerçekten de Orta Dünya üzerinde görülebilecek, en sağlam kalelerdendi. Dış surları 3 - 4 mil genişliğinde kare şeklinde bir alanın etrafına çevrilmişti ve bir sur katı da sarayın etrafına çekilmişti. En güney surun çok yakınlarından Orman Nehri geçiyor ve Anduin'e katılmak için güneye kavis çizip doğuya doğru yol alıyordu.

O, sarayın surlarına yaklaştıkça, surkapısında bekleyen askerler kendilerine çeki düzen verdiler ve ayakta hazır duruma geçtiler.
"Günaydın komutanım. "
"Günaydın komutan Céruwine. "
"Komutanım.."
"Size de günaydın beyler" diyerek cevap verdi Céruwine. "Yine güzel bir günün başlangıcı gibi görünüyor di mi ? "
Askerlerden biri onu cevapladı:
"Ne yalan söyleyelim, şu düzenleyeceğiniz şöleni iple çekiyoruz. Daha önceleri doğum gününüzü hiç böyle görkemli kutlamamıştınız. "
Askerin sözleri Céruwine'in hoşuna gitmişti.
" Eh. Aslında benim için de çok tanıdık bir durum sayılmaz Beldor. Ama töreni büyük yapan, kralın ısrarlarıydı. Ve nihayetinde hepimiz onun askeriyiz. "

Beldor başını sallayarak ona hak verdi. Céruwine askerleri selamlayarak Saray'a doğru tepeye tırmanmaya başladı. Doğrudan Saray'a giden düz yol görkemliydi. Yol boyunca kadim ağaçlar, bir ip gibi çizgi halinde yolun her iki tarafına dizilmişti. Normalden biraz daha farklı ağaçlardı bunlar. hemen hemen hergün bakım görürdü. Bir elf, biraz ilerde sarayın önündeki çimleri biçmekteydi.

Saray kapısına geldiğinde kapıdaki iki muhafızı selamladı. Kuyutorman'da sık görüldüğü üzere, bunlar ince yapılı ve altınsarısı saçları olan elflerdendi. Halbuki Céruwine onlardan biraz daha iri ve daha koyu saçlıydı.
"Kral içerde mi ? " diye sordu.
İçlerinden biri cevap verdi.
" Evet. Sizi bekliyor. Önemli bir konu hakkında konuşacak büyük ihtimal. Görüşmeniz sırasında Saray'a kimsenin alınmamasını istedi. "
" Tamam. Teşekkürler. " dedi ve muhafızlar onu selamlayarak geçmesi için yol verdiler.

Saray'a girdiğinde devasa bir salon uzanıyordu önünde. Etraf, dışarsına nazaran biraz daha loştu. Mermer zeminin üzerinde ayak sesleri, sarayın sessizliği içinde şiddetli yankılar yapılıyordu. Her iki yanına baktığında, Kuyutorman'ın ve eski zamanların kudretli elflerinin heykellerini gördü. İçlerinden bir tanesini seçti ve onun yanına gitti. Saray'a her girişinde onda hayranlık uyandırdı bu heykel. Çünkü heykelin sahibine her zaman derin bir saygısı vardı. Heykel Gil-Galad'ın heykeliydi; Noldor'un son kralının. Ona olan merakından ve hayranlığından dolayı hakkında ne varsa herşeyi öğrenmişti Céruwine. Sauron ile yaptığı dövüş sonucu hayatını kaybetmesi, Céruwine'in onu bir kahraman olarak görmesini pekiştiriyordu. Heykelin dibinde uzun ve parlak bir mızrak, bir camekan içine yerleştirilmişti. Altına da not düşülmüştü:
Aeglos

Bu, Sauron ile mücadelesi sırasında Gil Galad'ın kullandığı mızrak idi. Elendil'in kılıcı belki o gün kırılmıştı ama Gil Galad'ın mızrağı o günden tek parça halinde çıkmayı başarmıştı. Kendisi bilmese de, aslında Céruwine'in onunla birçeşit akrabalığı vardı. Uzak bir bağ vardı aralarında. Céruwine'in soyu da zamanında Noldor Krallığı'nda yaşamışlar, ancak Dagorlad Muharebesi'nden sonra sağ kalanlar, Kuyutorman'a yerleşmişlerdi.

" Etkileyici di mi ? " diye berrak bir ses duyuldu. Ses, sarayın otantik ortamında daha bir ahenkli çıkıyordu.
Céruwine dönüp baktığında salonun uzak bir köşesinde bir sandalyeye oturmuş olan kralı gördü.
" Ona hep hayran olmuşumdur. " diye cevapladı yavaşça.
" Eh bu çok normal. Hayran olunası bir kişiydi çünkü. O kudretli bir kraldı ve kendisi göremese de bir zafer kazandı. Gerçi o zaferde tam bir zafer sayılmazdı. İnsanların zayıflığını biliyorsun. " diye cevapladı kral.
" Onu canlı halde görmeyi isterdim doğrusu " dedi Céruwine konuyu değiştirmek istercesine.
Kral ise biraz hazırcevaplığı ile ünlüydü:
" Benim canlı halde görmeyi isteyebileceğim o kadar çok kişi var ki ... "
salonun geneline bakarak sanki heykellerin hepsine teker teker göz gezdiriyordu.
Céruwine, kralın yanına yavaş adımlarla ilerledi. Yıllardan beri Kuyutorman Ordusu'nun komutanlığını yapıyordu ve Kral Thranduil'in en sadık adamlarından biriydi. İkisi de birbirlerine karşı sadakat ve saygı besliyorlardı. Kralın karşısındaki sandalyeye oturup, arkasına yaslandı.
" Benimle özel görüşmek istemişsiniz ? " diye sordu.
Thranduil de sandalyesine daha bir rahat oturmak için biraz kıpırdandı sonra da: " Evet. Bazı şeyleri detaylı konuşmamız gerekiyor. "
" Durun bir kısmını tahmin etmeye çalışayım " diye sözünü kesti Céruwine onun. " Bir elfin doğum yıldönümünü bu kadar büyük bir törenle kutlaması hiçte hayra alamet değil. Bu bence benden çok sizi ilgilendiren bir durumu içeriyor. Yanılıyor muyum ? "
" Hem haklısın hem de yanılıyorsun." diye cevapladı Kral Thranduil. Yine de şunu belirtmeden geçemeyeceğim; yıllardan beri hep aynısın Céruwine. İleri görüşlülüğün, burda olduğun süre içersinde hep işimize yaradı. Pekçok defa sorunların aşılmasında başrol oynadın. Burda da öylesin. "
Bu iltifatların konuyu nereye götüreceğinden pek emin değildi Céruwine. Yine de kralın söylediklerini aklında kelimesi kelimesine tartıyordu. Kral devam etti :
" Ben burası için artık yeterince yaşlandım Céruwine. Bildiğimiz bir yaşlanma değil. Oğlumu özlüyorum ve artık burası bana her zaman olduğu gibi huzur vermiyor. Vaktimin çoğunu önceden okumuş olduğum kitapları tekrar okuyarak veya sadece düşünerek geçirir oldum. " Durakladı. Céruwine azçok kralın söyleyeceklerini tahmin eder gibiydi ama yine de sözüne karışmadı. Kralın devam etmesini bekledi.
" Orta Dünya üzerinde yapılabilecek herşeyi yaptık Céruwine. Özellikle biz, eski zamanın elfleri. Ama düşündüğüm ve önemsediğim bir nokta vardı. Ben Elrond ya da Galadriel gibi Yüzük Savaşları sonrası, Batı'nın yolunu tutmadım. Çünkü batıya da gidecek olsam, bir daha Orta Dünya'yı hiç göremeyeceğim bilgisine rağmen, gönlümün bir parçası burada kalacak. Özellikle şu ormanda. İşin aslına gelince; Orta Dünya'nın elfler olmadan çok kasvetli olacağını düşünüyorum. Hayır, insanları hakimiyeti sürüyor gibi görünse de onlara yeri geldiğinde yol gösterecek birileri olmalı. Beni anlıyorsun di mi ? "
"Hem de çok iyi " diye cevapladı Céruwine.
"Céruwine ben artık Valinor'un yolunu tutacağım, tek başıma. Kimsenin peşimden gelmesini istemiyorum. Topluca Orta Dünya'dan göçler başlarsa, gerçekten de tek bir elf kalmaz burada. Yerimi hep oğluma bırakmak, onun önünü açmak istemişimdir ama Legolas hep Prensliği'ni sevdi ve bana sadık kaldı. Asla ünvanına önem vermedi. "
Céruwine biraz düşüncelere daldı. Legolas ile iyi anlaşırlardı. Özellikle Kuyutorman Ordusu'nun iki komutanı olarak pekçok başarıya birlikte imza atmışlardı. Legolas, Gondor Kuşatması'nda savaşırken; Céruwine Dol Guldur'un yıkımıyla ilgileniyordu. Ayrıca sıkı dosttular ama Legolas'ın yüreğine deniz özlemi girmişti bir kere. Denize açılmadan bir süre önce, Céruwine'e içini dökmüştü. Babasının yaptığı benzer konuşmaları yapmıştı. -İçindeki Orta Dünya sevgisi-
"Gerçekten de öyle " dedi sonunda Céruwine. " Sizden ayrı kalmayı hiç bir zaman istemedi. Batıya siz olmadan gitmesinin sebebi ise daha farklı bir durum. Deniz özlemi farklıdır. Bunu benden çok daha iyi biliyorsunuz. "
Thranduil gülümsedi.
" Yarın o yüzden, doğum günü şeklinde açıkladım töreni. Ama yarın, Orta Dünya'dan ayrılacağımı, davetlilere duyuracağım partinin bir bölümünde. Ve yerime gelecek kişiyi de açıklayacağım. Kim olduğunu biliyorsun. " Gözlerinde muzipçe bir parlaklık vardı.
" Bu büyük bir yük olacak " dedi Céruwine, kralın davranışlarından olayı kolaylıkla anlamıştı. "Başka alternatifiniz varsa elinizde birkez daha düşünün derim. Herhalükarda ilk yapmam gereken sizi burada kalmaya zorlamak ama bunun faydasız olacağını biliyorum. Deniz özlemi ile elfin arasına girmek tehlikeli. Bunu Legolas'tan iyi biliyorum. "
Thranduil cevapladı:
" Başka alternatifim yok Céruwine. Kaldı ki seni hep oğlum gibi sevdim bunu bilirsin. Legolas gittiğinden beri, sana daha da değer verir oldum. Ayrıca kudretin, bilgeliğin ve bilek gücün var. Bir kralda olması gerektiği gibi. YeşilYapraklar Ormanı'nın Krallığı'nı sana bırakacağım. Veliahtım olmayı kabul ediyor musun ? "
" Kuyutorman demeye alıştım aslında buraya " dedi Céruwine. " Görevim, sizin bıraktığınız bir emanete bakmaksa, bu zaten benim boynumun borcudur. Nasıl reddedebilirim ki siz kararınızı verdikten sonra ? "
"İşte buna sevindim. " dedi Thranduil. Biraz rahatlamış görünüyordu. " Çünkü alçakgönüllülük yapıp, bu görevi kabul etmeyeceğinden korktum. Şimdi, bugün kendine biraz zaman tanı. Evine git ve düşün. Buna ihtiyacın var gibi. "
"Kesinlikle" dedi Céruwine ve selam vererek salondan ayrıldı.

Düşünceli ve yavaş adımlarla sarayın kapısından çıktı. İki kapı muhafızı şaşkınlık içinde ona bakıyordu. Thranduil ile Céruwine'in konuşmaları sırasında güneş epey yükselmiş, saat 11 e geliyordu.
Muhafızlardan biri sormadan edemedi:
" Umarım kral size iyi haberler vermiştir efendim ? "
Céruwine ise düşünceli halinden sıyrılmaya gerek duymadan cevapladı.
"Bunu zaman gösterecek. "

Beldor ve diğer surkapısı nöbetçilerinin bakışlarına da pek kulak asmadan doğruca evine gitti. Evin kpaısını araladı ve kendini yatağa bıraktı. Uzun bir süre boşboş tavana bakıp durdu. Kendi zamanı geliyordu.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 30 Mayıs 2014, 20:33:57
Orta Dünya Adına Ağıtlar

Ormanın Hediyeleri:

Işık değilmidir bir zaman önce umut dolu
Lakin kaybetti insanoğlu onun bolluğunu
Elfler'e dediniz ki ''Burnu büyükler''
Zarar vermedi terk eylerken sizlere bereket
Heyhat.Bilinki elflerdende artık size yok medet

Rohirrim Beyi :

Yiğitlikse sizi bilinmez diyaralara götüren gemiler.
O zaman tez gidiniz diyarınıza , dönmeyiniz !
Zamanınız gecti efendi bu kibir niye ?
Rohirrim destan yaza dursun güneşin doğuşunu bir kez daha görmeniz için.
Lanetleriniz sizi bulsun.

Ormanın Hediyeleri :

Bilinmez diyar dediğin Valar
Lakin aramak boşuna, sözlerinde meal
Ataların ki oraya aşık olmuşlar
Gidebilmek için kin tutmuşlar

Bilirmisin ki gölge halkı sayesinde yaşarsın
Lakin çaba yok, umut yok gayri insanoğlu adına
Sen değil ama ırkın onun yolunda
O ki zindanlara atılsada iflah olmaz
Sanma sakın melkor düzen bulmaz

Şimdi git; söyle şarkını, oyna atınla, ışığa bürün
Gün gelince o zaman bize mutlak görün
Heyhat.Yurdun'u arar durursun
Nefretimizi üzerinde bulursun
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 30 Mayıs 2014, 21:00:52
Miruvor

Elflerin yaptığı likördür. Miruvor sıcak ve hoş kokulu saf bir sıvıdır. Özelliği içen kişinin gücünü ve dayanıklılığını yenilemesidir. Elfler tarafından daha çok festivallerinde kullanılır. Miruvor?un nasıl yapıldığını açıklamamış olsalar da Yavanna?nın bahçesindeki solmayan çiçeklerin balından yapıldığı düşünülmektedir.

Elrond, Kardeşlik'in görevine başlamasından evvel Gandalf?a küçük bir matara dolusu miruvor vermiştir. Caradhras?taki kar fırtınası süresince Gandalf yol arkadaşlarının her birine birer yudum bu likörden vererek donmuş ve yorulmuş uzuvlarının açılmasını sağlamıştır. Bir diğer yudumu dinlenmek için durduklarında ve üçüncü yudumlarını da ilk kez Moria madenlerine girdikleri zaman vermiştir. Tam bu noktada bu değerli sıvı neredeyse bitmiştir.

Miruvor?dan ayrıca Kardeşlik'in Lórien?den ayrılırken, Galadriel?in söylediği ağıtta da bahsedilmektedir:

Yéni ve lintë yuldar avánier mi oromardi lisse-miruvóreva Andúnë pella ...
(Uzun yıllar Batının ötesinde, yüksek saraylarda içilmiş yudum yudum bal likörü gibi gelip geçti ...)

Miruvor ya da miruvóre kelimesinin Valar lisanından türediği söylenir. Tam olarak çevirisi bilinmemektedir ancak Tolkien, içeceği Yunanca'daki nectar ile eşleştirmiştir ki etimolojik olarak "Ölümü yenen" anlamına gelebilir.

Tolkien kelimeyi Got lisanında ?Bal Likörü? midu ya da medu kelimeleriyle ?tatlı? anlamına gelen woþeis kelimelerinden türetmiştir.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 30 Mayıs 2014, 21:04:27
Argonath

Anduin üzerindeki heykellere verilen isimdir. Argonath'ın iki heykeli Ulu Nehir'in her iki tarafında sular üzerine inşa edilmiştir.Heykellerin ardında bulunan sarp kayalıklar bu noktada dar bir boğaz oluşturmakta ve Anduin'in suları bu boğazdan geçip Nen Hithoel gölünü oluşturmaktaydı.

Argonath, Elendil'in iki oğlu Isildur ve Anárion'un yüzlerine benzer biçimde gri renkli kaya yapılmıştır.Heykeller kuzeye bakmakta ve her ikisinin de sol eli, avuç içi dışarıya bakacak şekilde havada durmaktaydı. Sağ ellerinde birer balta , başlarında ise miğfer ve taç bulunmaktaydı. Yüzlerinde tehditkar bir ifade vardı ve bakan kişinin saygı duymasını sağlamaktaydı.

Argonath, Kral II. Rómendacil tarafından 1248 yılında Gondor'un kuzey sınırını işaretlemek amacıyla inşa edilmişti. Yabancıların, Argonath'ın güneyine izinsiz girmeleri yasaktı. Fakat yıllar geçip, Gondor'un gücü zayıflamaya başladıkça bu yasak uygulanmamaya başlamıştır.



"Frodo dönünce Yolgezer'i gördü, ama gördüğü yine de Yolgezer değildi; çünkü yıpranmış Kolcu yoktu artık orada. Kayığın kıçında mağrur ve dik Arathorn oğlu Aragorn oturmuş, kayığı hünerli kürek darbeleriyle idare etmekteydi; geriye düşmüş kukuletasının altından çıkan kara saçları rüzgarda dalgalanıyordu, gözlerinde bir ışık vardı: Sürgünden kendi ülkesine dönen bir kral.
"Korkmayın!" dedi. "Nicedir arzu ediyordum atalarım İsildur ve Anárion'un suretlerine bakabilmeyi. Elendil'in varisi, İsildur'un oğlu Valandil'in Hanedanından Arathorn'un oğlu Elftaşı Elessar'ın, onların gölgeleri altında hiçbir şeyden korkması gerekmez!"
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 01 Haziran 2014, 08:12:49
Haleth Halkı

Haleth hanedanı, diğer adıyla Haladin üç büyük Edain hanedanlarından ikincisidir. Kısa boylu, kara saçlı bir halktır. Başkalarıyla yaşamayı, topluluklar içinde durmayı pek sevmezler. En hoşlarına giden şeylerden biriyse, ağaçların altında yalnızca dolaşmaktır. Yalnızlığı sever bu insanlar.

Haleth halkının, diğer iki Edain halkıyla aralarında bir mesafe vardı ve bu halk mesafeyi hep korudu. Bu yüzden onlarla arasında çok sıkı bir ittifaklık yoktu, dostluk bağları da çok kuvvetli değildi. Ayrıca Haleth halkı Edain ve Eldar ittifakının savaşlarıyla da pek ilgili değillerdi.

İnsanların Uyanışı ve Beleriand'a Olan Yolculuk

İnsanlar, elflerin dilinde Edain, birinci çağda tam bilinmeyen bir zamanda uyandılar. Uyandıkları yer Hildõrien'di.

(http://img803.imageshack.us/img803/4569/hildorien.jpg)

Hildrõrien, Khänd'ın ve Mordor'un kuzeydoğusunda kalan bir yerdi. Edain, burada uyanmıştı.

Uyanışlarından sonra, sırayla üç hanedan yola çıktılar. En önde Bëor hanedanı gidiyordu, arkasından Haladin hanedanı, en arkada ise Hador hanedanı yani Marachian'lar gidiyordu, çünkü onların sayıları çok fazlaydı ve düzenli birlikler halinde göç ediyorlardı.

Haladin halkı, Beyaz Dağlar'dan geçerken Drùedain'larla karşılaştı. Drùedain, Drùadan Ormanları ve Dunharrow civarlarında yaşayan bir insan ırkıydı. Kısa boylu, şişman, yabani bir halktı.

(http://img822.imageshack.us/img822/5066/adsziiqw.png)

Haladin onların yanında kaldı ve kısa sürede aralarında dostluk bağları kuruldu. Fakat bir süre sonra Haladin'in önde gelenleri göç kararı aldı ve Haladin halkının çoğu kuzeye doğru bir yolculuğa çıktılar. Bazı Drùedain boyları da onlara katıldı.

Geride kalanlarsa, daha sonra gelen karanlık insanlar tarafından sürüldüler ve Dumanlı Dağlar'ın eteklerine kadar gittiler. Ardından, daha sonra Höyük Yaylaları ismini alacak olan topraklara kadar ilerleyip yerleştiler. Ve böylece Bree'nin temelleri atılmış oldu.

Beleriand'daki İlk Durak: Thargelion

Haladin 311 yılında Ered Luin'i geçip Beleriand'a ayak bastı. Dağları geçtikten sonra Caranthir'in toprağı olan Thargelion'a girip, oranın güneyindeki ormanlarda kalmaya başladı insanlar. Ardından evlerini kurdurlar, fakat evleri birbirlerinin uzağındaydı her zaman. Çünkü Haladin yalnız, münzevi bir halktı.

(http://img339.imageshack.us/img339/4075/thargelion.png)

Bir süre burada mutlu bir şekilde yaşadılar, aslında batıya Estolad'a gidip akrabalarıyla yaşayabilirlerdi. Fakat oraya gitme konusunda isteksizlerdi, kendi başlarına daha mesuttular.

Ancak mutlulukları kısa sürdü. Çünkü Melkor, uyanışlarından beri Edain'la Eldar'ın arasını açmaya çalışıyordu, fakat başarısız olmuştu. Bu yüzden Angband'daki tahtında öfkeden çılgına dönmüştü. Ve yeni bir yol deneyerek, insanlara her türlü zararı vermeye çalıştı. Bunun için bir ork akını düzenledi. Orklar önce Cüceyolundan geçtiler, sonra Ered Lindon üzerinden ilerleyip döndüler ve Thargelion'a arkadan girdiler. Ardından güney ormanlarına, Haladin'e saldırdılar.

Haladin, yerleştiğinden beri belli bir lider olmaksızın ayrı evlerde yaşıyordu, bu yüzden saldırıya karşı hazırlıksızdı. Ve orklar tarafından halkın bir kısmı silinip süpürüldü. Ama aralarında Haldad adında cesur ve lider ruhlu bir adam vardı. Haldad, saldırıdan hemen sonra kalan insanları bir araya toplayıp Ascar'la Gelion arasındaki bölgeye çekildi. Ardından iki nehrin arasına kazıklardan çitler çevirtip bütün halkı buraya yolladı. Sonra orklar çitlerle çevrili halkı kuşatma altına aldılar.

Haldad'ın ikiz çocukları vardı: Haleth adında bir kız ve Haldar adında bir erkek. İkisi de yiğitti ve savunmada çok yardımları dokundu. Ve Haleth, yüreği kadar bileği de kuvvetli bir kadındı.

(http://img255.imageshack.us/img255/7527/haleth.png)

Haldad, orklara bir saldırı düzenlerken öldürüldü ve oğlu Haldar da babasının naaşını korumaya çalışırken baltayla katledildi. Bunun üzerine Haleth öne çıktı ve lidersiz kalan halkı bir araya topladı.

Kuşatmanın yedinci günü çitler kırıldı ve orklar içeri akın etmeye başladılar. Ama tam o an bir borazan sesi duyuldu ve Caranthir ordusuyla birlikte kuzeyden gelip orkları katletti, bazılarını da nehre döktü.

Ardından, Caranthir Haleth'in yanına gidip ona büyük bir onur verdi ve onlara kendi topraklarında yaşamayı teklif etti.


Alıntı
"Eğer buradan ayrılıp daha kuzeye yerleşirseniz Eldar'ın dostluğu ve himayesi emrinize amade olacak, üstelik kendinize ait özgür topraklar da."

Ama Haleth gururluydu ve kendisine ne bir rehber ne de bir hükümdar aramıyordu; Haladin'in büyük çoğunluğu da böyle hissediyordu. Bu yüzden Caranthir'e teşekkür etti, ama şu cevabı verdi:
"Efendim, ben de akrabalarım gibi dağların gölgesinden çıkıp batıya gitmeye karar verdim."

(http://img600.imageshack.us/img600/8729/caranthirvehaleth.png)

Bu kararın üzerine insanlar, ormana dönüp eşyalarını topladılar; ormanda saklanmış olan diğerlerini yanlarına alıp yola çıktılar. Haleth'i de kendilerine lider seçtiler. Bunun ardından da, elfler ve diğer insanlar onları "Haleth Halkı" olarak tanıdılar.

Brethil'e Doğru

Yolculuklarının ilk durağı Estolad'dı. Eskiden akrabalarının yaşadığı bu topraklara gitmeye başta isteksizlerdi; fakat istilaya uğrayınca buraya gitmeye karar vermişlerdi.

Fakat Estolad'a vardıklarında, Edain'ın burayı çoktan terk ettiğini gördüler. Bir süre daha orada kaldılar ve ardından Haleth daha da batıya gitme kararı aldı. Diğerleri buradan ayrılmak istemiyordu, fakat yine de kararlı olan Haleth'in peşine takıldılar.

Böylece uzun ve zorlu bir yolculuğa başladılar. Ve yolculuk boyunca ne Eldar'ın ne başkasının yardımı ve rehberliği olmadan ilerlediler. Önce Celon nehrini ardından da Aros nehrini geçtiler ve kuzeye döndüler.

Sonra Dehşet Dağları'yla Melian Kuşağı arasındaki tehlikeli yerlerden, yani Nan Dungortheb'den geçtiler. Gerçi burası daha sonra olacağı kadar tehlikeli değildi, fakat yine de gidilebilecek bir yol yoktu ve sadece Haleth'in iradesi sayesinde, çok kayıplar verilerek burası aşıldı. Ancak herkes pişman olmuştu böyle bir yolculuğa çıktıkları için.

Burayı geçince halk ikiye bölündü. Küçük bir kısmı Nargothrond'a doğru yolculuğa çıktı. Ancak çoğunluk Haleth'le birlikte kaldı ve Haleth onları Brethil Ormanları'na götürdü.

Brethil'deki Yaşamları

Haleth halkı Brethil Ormanları'na varmıştı, fakat burada hak iddia eden biri vardı: Brethil ne kadar Melian Kuşağı'nda olmasa da, Thingol orayı kendi toprağı olarak görüyordu. Bu yüzden Haleth halkının buraya yerleşmesini istemiyordu.

Bunun üzerine Thingol'ün dostu olan Felagund, Haleth halkı adına Thingol'den izin istedi. Thingol de izin verdi fakat şartları vardı: Teiglin Geçidi'ni korumak ve orkların ormanlara girmesine izin vermemek şartıyla insanlar Brethil'de yaşayabilirlerdi.
Haleth bu şartı duyunca şöyle cevap verdi:

Alıntı
"Babam Haldad ve kardeşim Haldar nerede? Eğer Doriath Kralı, Haleth ile soyuna kastedenler arasında bir dostluk kurulmasından endişeleniyorsa, Eldar'ın kafası İnsanların anlayamayacağı şekilde çalışıyor demektir."

Ve Haleth ölünceye kadar Brethil'de yaşadı. Öldükten sonra da halkı onu ormanın yukarı kısımlarına gömüp üzerine bir tepecik yükseltti. Ve bu yeşil tepeciğe Tûr Haretha, yani Hanımın Tümseği dendi. Sindar'da ise ismi Haudh-en-Arwen'di.

Haleth evlenmediği için ölümünden sonra liderlik, kardeşi Haldar'ın oğlu Haldan'a geçti.

Brethil halkı(Artık onlara bu isimle de hitap ediliyordu.) geçimlerini çiftçilik ve avcılıkla sağlıyorlardı. Yine evlerini birbirlerinden uzaklara kurup yaşıyorlardı. Amon Obel adlı büyük tepe, ülkelerinin başkenti sayılıyordu.

Brethil Savaşa Gidiyor

Brethil halkı, ilk sene savaşlara katılmadı. Ama katılmasa da etkilenmişti savaştan. Ani Alev Savaşı'ndan sonra, Bëor hanedanı neredeyse yok edilmişti, bu yüzden liderleri Barahir ülkeleri Dorthonion'u savunurken halkını oradan göndermişti. Ülkelerinden kaçmayı başaranların da bir kısmı Brethil Ormanları'na geldi ve Haleth halkı tarafından kabul edildiler.

Ancak savaşın verdiği zarar sadece bu değildi. Angband'daki kuşatma kalkmış, Noldor yenilmiş, herkes kendi sınırlarına kadar çekilmişti. Fingolfin'in ölümünden sonra, Sauron Tol Sirion'a Minas Tirith'i elflerden almıştı. Artık Beleriand'a geçiş yeri olan ve Melkor'u durduran önemli bir geçit, Minas Tirith, düşmanın elindeydi.

Tol Sirion'un Sauron'a geçişinden sonra, orklar Beleriand'a girmeye başladılar. Fakat savaşa katılmamış olan Brethil halkı orkları durdurma kararı aldı, çünkü sınırları tehlike altındaydı. Bu yüzden, liderleri Haldan oğlu Halmir Thingol'e mesaj yolladı. Kısa süre sonra sınır muhafızlarının reisi Beleg peşindeki balta taşıyan büyük bir Sindar birliğiyle Brethil'e geldi.

Orklar Brethil yakınlarındayken Halmir çıkıp bir ork birliğini katletti. Bu olayın ardından yıllar boyunca kuzeyden gelen orklar Teiglin'i geçmeye kalkışamadılar ve bu sayede güneydeki Nargothrond Krallığı rahat bir nefes aldı ve yaralarını sarabildi.

Noldor ve Edain ittifakında savaş kararı alındığında, Halmir Brethil halkının da savaşa katılacağını söyledi ve savaş hazırlıklarına başladı. Fakat, savaştan bir sene önce öldü ve liderlik oğlu Haldir'e geçti. Aynı zamanda babasının sözünü yerine getirmek de Haldir'e kalmıştı. Ve Haldir babasının sözü tutup savaşa gitti.

Beleriand'ın son umudu ve aynı zamanda düşüşü olan savaşta, yani Sayısız Gözyaşı Savaşı'nda, Haldir yanındaki çok sayıda Brethilli adamla Fingon'un sancağının yanında yer alıyordu.

(http://img28.imageshack.us/img28/4818/sayszgzyasava.png)

Savaşın dördüncü günü, Fingon püskürtülüp geri çekilirken Brethil'in reisi Haldir, kardeşi Hundar'la birlikte öldürüldü. Ardından adamlarının çoğu katledildi. Ve oraya gidenlerin hiçbiri geri dönemedi.

Savaştan Sonra Brethilli İnsanların Yaşamları

Sayısız Gözyaşı Savaşı'ndan sonra Brethil'in gücü oldukça azaldı. Liderlik Haldir oğlu Handir'e geçti.

495 yılında orklar Brethil'e kararlı bir saldırıda bulundular ve Handir orklarla savaşırken öldü. Bu saldırıdan sonra halk Amon Obel'e kaçtı. Ve bu büyük tepenin etrafı çitlerle kaplandı. Liderleri Handir oğlu Brandir oldu.

Artık Haleth halkı sayıca çok azalmıştı ve gizli bir halk olmuşlardı. Ormanın derinliklerinde dolaşıyorlar, ormandan fazla uzaklaşmıyorlardı. Ama yine de hâlâ sınırlarda ork avlayan cesur insanlar bulunuyordu.

Liderleri Brandir ise pek sert bir adam değildi. Ayrıca savaşla da ilgilenmiyordu ki zaten savaşamazdı, çünkü bir bacağı sakattı. Babasının ölümünden sonra, halkı Amon Obel'e toplamış, etraflarına çit örmüştü. Halk ise oraya Ephel Brandir ismini vermişti.

Bu zamanlarda Hùrin oğlu Tùrin geldi Brethil'e. Avcılar tarafından baygın bir şekilde Brandir'e götürüldü. Brandir, onu görünce kalbine bir gölge düştü ve onu getirdikleri için avcılara kızdı.

Bir gün Tùrin'le Brandir arasında çıkan anlaşmazlık sonucu Tùrin Brandir'i öldürdü. Ve ardından Tùrin kendini de öldürdü.

Böylece liderlik Haleth hanedanının son lideri olacak olan Hardang'a geçti. Hardang Brandir'in kuzeniydi ve liderliği çok kısa sürdü.

Hùrin Melkor tarafından serbest bırakıldıktan bir süre sonra Brethil'e geldi. Olanları öğrenince karısı ve çocuklarının ölümünden bu halkın sorumlu olduğunu söyleyip, bir isyan başlattı. Bu isyan sırasında Hardang öldürüldü. İsyandan sonra Hùrin Brethil'den gitti.

Ancak isyan halkın zaten az olan gücünü tamamen yok etmişti. Bu yüzden de insanlar dört bir yana dağıldılar. Haleth'in halkı 500 yılında sona erdi. Böylece bu halkın da öyküsü bitmiş oldu.

Ama geride kalan insanlar Beleriand'ın güneyine kaçtılar. Ve Gazap Savaşı'ndan sonra, Nùmenor'a gidip diğer halkaların arasına karıştılar. Söylenir ki, giderken yanlarında, Beleriand'a girerken onlara eşlik Drùedain halkından da insanlar varmış.

Soy Ağacı

(http://img267.imageshack.us/img267/8342/soyaac.png)
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 01 Haziran 2014, 08:15:34
Son Savaş

Fionwë ve Vaların çocukları Valmar'a dönünce, tanrılar yargılarını açıkladılar : uzak diyarlar İnsanlara, dünyanın daha genç çocuklarına bırakılacak; ama Elflere Batı?nın kapıları açılacaktı. Şayet, onlar geri dönmeyip, insanların dünyasına yerleşirlerse; yavaşça solacak ve düşeceklerdi. İnsanlar ve elflerin birbirlerine yabancılaşması ve ayrılması, Morgoth'un yaptıklarının ve yalanlarının en acı ve ağır meyvesiydi. Bir süre için, Morgoth'un orkları ve kalan ejderhaları dünyanın karanlık köşlerinde korku saçmaya devam ettiler; fakat ölümlü insanların cesaretiyle bunlarda bir son buldu.

Morgoth ise, sürekli bir gardiyanın beklediği sonsuz gecenin kapısının ardındaki boşluğa, dünyanın duvalarının ötesine hapsedilmişti; ve Eärendil gökyüzünün surları üzerinde orayı izliyordu. Yine de Melkor'un - yüce ve lanetlenmiş Moeleg'in, korkunç karanlık güç Morgoth Bauglir'in- yalanlarının etkisi insan ve elflerin kalplerinde henüz tamamen bitmemişti, zira tanrılar öldürülemezdi ve böylece sonraki günlerde de şeytani işlerine devam edecekti. Bazıları Morgoth'un gizlice, görülmeyen veya hissedilemeyen, ama yine de zehirli bir bulut gibi süzülüp Duvarları aşarak, dünyayı ziyaret ettiğini söyler; diğerleriyse bunun Dehşet Savaşı'ndan kaçan ve karanlık yerlere yerleşip, insanları karanlık işleri için baştan çıkaran, Morgoth'un hizmetkarlarının en yücesi ve şeytanisi olan Sauron'un kara gölgesi olduğunu söyler.

Tanrıların zaferinden sonra, Eärendil cennetin sahillerinde suya açılmaya devam etti, ama gökyüzünde güneş onu yakıyor, ay onu takip ediyordu. Böylece Valar, onun beyaz gemisi Vingelot'u alarak, içini aydınlıkla doldurdular ve onu kutsadılar; ve onu gecenin kapısına doğru yola çıkardılar. Ve alnında Silmaril'i taşıyan, Eärendil yıldızsız enginlerde, dünyanın gerisindeki karanlıklarda parlak ve göçmen bir yıldız olarak yol almaya başladı. Gökyüzünün denizcisi, dünyanın sınırları üzerinde Morgoth'u izlemeye devam etti, ve zaman zaman tanrıların yanına, güneş ve ayın rotalarının ötesinde bütün yıldızlardan daha parlak olarak geri döndü. Böylece Valinor düzlüklerindeki Son Savaş'ı görene dek yol almaya devam etti.

Ve böylece kehanetini bildirdi Mandos, Valmar'da tanrılar yargılarını söylerken, ve bu bir söylenti olarak batının elfleri arasında fısıldandı: dünya yaşlanıp, tanrılar yorgun düştüğünde, Morgoth Sonsuz Gecenin Kapısından geri dönecekmiş, ve güneşi ve ayı yok edecekmiş; ama Eärendil beyaz bir alev olarak onun üzerine gidecek ve onu göklerden sürecekmiş. Ve sonrasında son savaş Valinor düzlüklerinde olacakmış. O gün, Tulkas Melkor'un karşısına çıkacakmış. Ve sağ yanında Fionwë duracakmış, ve sol yanında da Hurin oğlu, kadersizliğin efendisi, Turin Turambar olacakmış. Ve Melkor'un sonunu Turin'in kara kılıcı getirecekmiş, ve böylece Hurin'in çocuklarının ve tüm insanların intikamı alınmış olacakmış.

Eärendil alçalıp, alev halinden çıkacakmış ve bunun ardından Silmariller deniz, toprak ve havadan geri toplanacakmış. Sonrasında Fëanor üç simarili Yavanna'ya sunacakmış, ve o da bunları kırıp, ateşleriyle iki ağaca tekrar can verecekmiş, ve büyük aydınlık geri gelecekmiş, ve Valinor Dağları düzleştirilecekmiş, ışık böylece tüm dünyaya yayılacakmış. Bu ışıkla tanrılar tekrar gençleşecekmiş,ve elfler uyanacak ve tüm ölüler yerinden kalkacakmış, ve Illuvatar'ın onlarla ilgili tasarısı tamamlanacakmış. Fakat o kehanet, adı tanrıların çocuklarıyla anılan Turin haricinde insanlarla ilgili birşey söylemez.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 01 Haziran 2014, 08:19:47
Sauron Kimdir?

Vala Aule’nin Maia’sı olan Sauron, dünyanın kara düşmanı olarak adlandırılan Vala Melkor’un sağ kolu idi. Başlangıçta Aule’nin Maia’sı olan Sauron, böylelik sonradan kötülüğe dönmüştü.

Karanlığın Çağları’nda Sauron, Melkor’un güçlü kalesi Utumno’nun Melkor’dan sonraki en güçlü ismi idi. Melkor Valar tarafından zincirlenip Undying Lands’e (Ölümüsüz Topraklar) götürüldüğünde onun yerine Angband’ı yönetmişti. Melkor ağaçları yok edip bir çağı kapattığında Angband’ı onun için ayakta tutan Sauron’du. Sonunda Valar’ın Melkor’u bir kez daha malup edip sonsuza kadar boşlukta kalmaya mahkum ettiklerinde ve Angband’ı yok ettiklerinde Sauron’da ortadan kayboldu.

Güneşin İkinci Çağı’nda Sauron tekrar ortaya çıktı. Fakat asıl kimliğini saklıyordu. Eregion’daki demirci elflerle dostluk kurdu. Elfler (Elves) ona Annatar yani “hediyeler veren” diyorlardı. Sauron bu yeni kimliği ile elflerle birlikte güç yüzüklerini yaptı. Ardından hepsine hükmetmek için Tek Yüzük’ü yaptı. Fakat elfler tarafından fark edildi ve böylece Sauron ile elfler arasından savaş başladı. 1500 yıl boyunca Sauron, Mordor’dan tüm Orta Dünya’ya kötülük saçmaya başladı. En sonunda Numenoreans’ın elflerin yardımına gelmesiyle kötülüğüne ara vermek zorunda kaldı. Numenor’un gücünü gören Sauron, onları savaşarak yenemeyeceğini fark etti ve Barad-Dûr’den çıkarak teslim oldu, Numenor’a götürüldü. Burada ölümlü insanların zayıflıklarını kullandı. Valar’ın onlardan korktuğunu kulaklarına fısıldadı. Gururları okşanan Numenor insanları zamanla onun düşman olduğunu unuttular ve en sonunda Valar’a karşı bir ordu gönderdiler. Bu Valar tarafından affedilmezdi. Numenor yok edildi, denizine gömüldü. Bu sırada Numenor’la birlikte denize gömülen Sauron fiziksel biçimini kaybetti.

Fakat Sauron bir Maia idi. Ruhu güçlüydü ve hala gücünün büyük kısmını aktardığı Yüzük duruyordu. Bu nedenle Mordor’a döndü. Artık olağanüstü korkuç bir kara savaşçı görünümündeydi ve kötülüklerine kaldığı yerden devam etti. Fakat Numenor’un yok edilişi sırasında bütün insanlar Valar’a karşı çıkmamışlardı. Kendilerine inançlı diyen bir grup insan Elendil önderliğinde Valar’a karşı açılan savaşa katılmamış ve Orta Dünya’ya gelmişlerdi. Elendil’in insanları Orta Dünya’ya yerleştiler ve krallıklar kurdular. Kaçınılmaz olarak bir süre sonra Sauron ile karşı karşıya geldiler. Elfler ve insanlar Son İttifak adı verilen bir ordu ile Sauron’a karşı koydular. Yıllar süren kuşatmanın ardından Sauron kara kalesinden çıktı ve savaşmaya başladı. Fakat Isildur Sauron’un parmağını kesip yüzüğü aldığında bürünmüş olduğu kara savaşçı görüntüsü de kayboldu. Fakat Sauron’un gücü Tek Yüzük’teydi bu nedenle Yüzük yok edilmediği sürece yok olmazdı. Isildur Yüzük’ü yok etmeyince Sauron’da yok olmadı.

Sauron son kez Orta Dünya’ya döndüğünde bu sefer kendini sadece büyük kapaksız bir kırmızı göz ile simgelemişti. 2000 yıl boyunca Mirkwood’da Dol-Guldur’da saklandı. Bu sırada Nazgul onun gelişi için orduları ve Mordor’u hazırlamaya başlamıştı bile. En sonunda Yüzük elinde olmasa bile kendini açık etti ve Mordor’a gitti. Barad-Dûr’u tekrar inşa etti. Fakat son hükümdarlığı kısa süreli oldu. Hobbit Bilbo Baggins tarafından bulunan Yüzük, Frodo Baggins tarafından yapılmış olduğu Mount Doom ateşine atılarak yok edildi. Yüzük’ün yok edilmesiyle birlikte gücünün çoğunu ona aktaran Sauron’da varlığını devam ettiremedi ve Yüzük ile birlikte yok oldu.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 01 Haziran 2014, 08:27:58
Ağaçların Yok Edilişi

Melkor Feanor'un yarattığı karışıklıktan yararlanarak Valinor'dan kaçmıştı. Manwe onun eski kalesi Utumno'ya kaçtığını düşünerek Orome ve Tulkas'ı Orta Dünya'nın kuzeyine gönderdi. Ama Orome ve Tulkas Melkor'a dair ne bir ize rastladılar ne de bir söylenti duydular. Çünkü Melkor kendisini kuzeyde arayacaklarını önceden anlayarak güneye yol almıştı.

Karanlıklarda yol alarak Avathar diyarına geldi. Bu topraklar Pelori'nin etekleri altında uzanıyordu. Orada dağların dik yamaçlarında, karanlık denizin eteklerinde, en uzun ve en koyu gölgeler olurdu ve Ungoliant bu karanlık topraklarda yuvasını yaratmıştı. Eldar onun nerden geldiğini bilmez, kimileri onun karanlıktan öylece indiğini söyler. Melkor'un gücünün zirvesinde olduğu zamanlarda efendiliğini reddedip kendi hırsının efendisi olarak Valar'ın saldırılarından kaçarak güneye kaçmıştı. Valar'ın dikkati kuzeyde Melkor'un üzerinde olduğu için güneye önem vermiyorlardı.

Dar ve derin bir koyukta yaşamış kara ağlar örerek örümcek suretine bürünmüş. Orada bulabildiği tüm ışığı emip karanlık ağlar örmüştü.

Melkor Avathar'a gelip onu bulmuştu. Orada karanlık gölgeler içinde , Manwe'den intikam almak için planını Ungoliant ile birlikte tasarlamıştı.Ama Ungoliant Valar'dan korktuğu için Melkor planını reddetmiş ve sakladığı yerden kıpırdamamış.Buna karşılık Melkor ona reddemeyeceği bir teklif yaparak ona altın Laurelin ve gümüş Telperion'u Valar'ın ışığını vaademiş.

Melkor'la birlikte yola çıktıklarında Ungoliant üzerlerine karanlık bir pelerin örtmüş; içindeki nesnelerin görülmediği, gözlerin içini delip geçemediği ; boşluk gibi bir ışıksızlık. Sonra ağlarını iplik iplik işledi. Çıkıntı halindeki kayalardan bağlanarak, ulu Taniquetil dağının güneyinde, uzaklardaki Hyarmentir'in doruğuna varana dek tırmanmışlar. Ungoliant ördüğü iplerden bir merdiven yapıp aşağı sarkıttı; Melkor ona tutunarak tırmandı ve altın Laurelin ve gümüş Telperion'u gördü. Batıdaki uzun yamaçlardan aşağı kayarak inmiş, yanında Ungoliant varmış ve onun karanlığı iksini de gizliyormuş.

Denir ki, Ağaçlar da ışıldarken ışıkları birbirine karışmış, Valinor şehri gümüş ve altın parıltılarıyla dolmuş. Tam o anda Melkor ve Ungoliant, günışığının aydınlattığı Valinor'un düzlüklerinden hızla geçmişler; ve yeşil Ezellohar tepeciğinin önüne gelmişler. Ungoliant'ın ışıksızlığı Ağaçlara kadar yükselmiş ve Melkor kara mızraği ile iki ağacada yüreklerinden saldırıp onları derinden yaralamış, özsuları sanki kanları gibi toprağın üzerine dökülmüş.
Ungoliant, bunları emmiş. Ağaç'tan Ağaç'a giderek kara gagasını kurutana dek onların yaralarına sokmuş, içindeki ölüm zehiri ağaçların içine işlemiş ve yaprakları solmuş ve ölmüşler. Ungoliant özsuları içerken kara dumanlar çıkarıyormuş ve denir ki öylesine devasa ve korkunç bir surete bürünmüş ki Melkor bile Ungoliant'tan korkmuş.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 01 Haziran 2014, 08:30:35
Eregion

Güç Yüzükleri'ni döven Elf demircilerinin ülkesi. Eregion ülkesi Eriador'da bulunmaktadır ve Puslu Dağlar'ın batısındadır. Ülkenin güney sınırı Glanduin Nehri'dir. Eregion'un kuzey sınırını ise, 135 mil boyunca devam eden çobanpüskülü kaplı tepeler oluşturur. Eregion, ülkede yetişen çobanpüskülü ağaçlarıyla da meşhurdur ve bu yüzden ülkenin Ortak Lisan'daki adı Hollin'dir.

Eregion'un en önemli şehri Ost-in Edhil'dir. Bu şehrin yeri tam olarak bilinmese de, muhtemelen Khazad-dum krallığından doğan Sirannon nehrinin kıyılarına kurulmuştur. Elfler ve Cüceler tarafından yapılan bir yol, Ost-in-Edhil'den başlayarak Sirannon nehri boyunca Khazad-dum'un batı kapısına kadar gider. Bu kapının iki yanında bulunan çobanpüskülü ağaçları, Elf topraklarının sona erip Cücelerin ülkelerinin başladığı yeri temsil eder.

Eregion ülkesi, Öfke Savaşı'nın ardından Orta Dünya'da kalan Noldor Elfleri tarafından İkinci Çağ'ın 750.yılında kurulur. İlk Çağ'ın sonundaki Öfke Savaşı'nın ardından Beleriand sulara gömüldüğü için, geride kalan Elfler doğuya göç ederek Puslu Dağlar'ın batısına yerleşir. Bazı kaynaklara göre, Celeborn ve Galadriel de bu Elflere katılarak Eregion'da yaşamaya başlar. Elfler burada Ost-in-Edhil şehrini inşa eder ve bu şehirde Mirdain Evi adı verilen demirciler topluluğu bir araya gelir. Bu demirciler "Gwaith-i-Mirdain", yani Mücevher Yapıcıları olarak adlandırılır. Bu dönemde Eregionlu demirciler, eşsiz güzellikte şeyler meydana getirir. Elf demircilerinin en maharetlisi, bu yeteneğini büyükbabasından almış olan, Feanor'un torunu Celebrimbor'dur.

(http://img299.imageshack.us/img299/6974/mcbridecelebrimbor.jpg)

Celebrimbor

Eregion kurulduktan bir süre sonra, Elfler Khazad-dum Cüceleri ile ticaret yapmaya başlar. Cüceler son derece yetenekli zanaatkarlardır ve dağların altını kazarak maden çıkarma konusunda büyük bir ustalıkları vardır. Özellikle Puslu Dağlar'ın derinliklerinde buldukları mithril, Cücelerin bu dönemde tahmin edilemeyecek ölçüde zenginleşmesini sağlamıştır. Elf demircileri bu dönemde sık sık Khazad-dum'a yolculuk yapar ve bazıları buraya yerleşir. Şüphesiz ki bunun en önemli nedeni, mithril'in Orta Dünya'nın başka hiçbir bölgesinde bulunmamasıdır. Celebrimbor, Cüce ustalarından Narvi ile yakın bir dostluk kurar ve ikisi birlikte, Khazad-dum'un batı kapısı olan Durin'in Kapıları'nı inşa ederler.

Khazad-dum'un Hollin Kapısı

1200 yılında Sauron, Elf kılığında Eregion'a gelir ve kendisini Armağanların Efendisi anlamındaki Annatar ismiyle tanıtır. Valar'ın elçisi olarak buraya geldiğini söyleyen Sauron, Elflere demircilik konusunda birçok şey öğretme sözü verir. Bu dönemde Elf demirciler, kendilerini kanıtlama ve sahip oldukları yetenekleri gösterme konusunda oldukça isteklidir. Ayrıca, Orta Dünya'da kalmayı seçmelerine rağmen, Ölümsüz Topraklar'ın güzelliğini ve ölümsüzlüğünü kendi ülkelerinde yeniden yaratmayı kafalarına koymuşlardır. Sauron, onların bu arzularını kullanarak kendini kabul ettirir ve Elfler büyük bir hevesle ona kucak açar.

Elflerin arasında yaşamaya başladıktan bir süre sonra Sauron, Elflere kendi yarattıkları nesnelerle güçlerini artırabileceklerinden ve bunu sağlayacak olan güç yüzüklerinden bahseder. Onun anlattıklarının büyüsüne kapılan Elfler, Sauron'un talimatları doğrultusunda sihirli yüzükler dövmeye başlar. İlk başlarda Elfler için basit oyuncaklar olan bu sihirli yüzükler, Elflerin zamanla demircilik yeteneklerini geliştirmesiyle güç kazanır. Böylece 1500'lü yılların başlarında Güç Yüzükleri ortaya çıkar. Elf demircilerinin dövdüğü toplam on dokuz yüzükten on altısı, Sauron'un yardımları ve istekleri doğrultusunda yapılmıştır. Bu konuda Sauron'dan birçok şey öğrenen ama ona kesinlikle güvenmeyen Celebrimbor, 1590 yılında Sauron'un haberi olmaksızın Üç Yüzük'ü döver. Yani Ateş Yüzüğü Narya, Su Yüzüğü Nenya ve Üçler'in en güçlüsü olan Hava Yüzüğü Vilya.

Sauron bir süre sonra Eregion'dan ayrılır ve İkinci Çağ'ın 1600.yılında gizlice Mordor'a dönerek Tek Yüzük'ü dövmeye başlar. Amacı diğer tüm Güç Yüzüklerine sahip olmak ve onları yönetmektir. Bu yüzden sahip olduğu tüm mahareti ve kötülüğü bu yüzüğü yapmak için kullanır. Ama Tek Yüzük tamamlanıp Sauron onu parmağına taktığında, Elfler bunun farkına varır ve Sauron'un gerçek yüzü ortaya çıkmış olur. Aldatıldıklarını anlayan Elfler, Sauron'un onları kontrol etmesini engellemek için sahip oldukları tüm yüzükleri çıkarıp atar.

Elf demircilerin kendinden habersiz Güç Yüzüğü dövdüğünü anladığında tam anlamıyla çileden çıkan Sauron, 1693 yılında Elflere savaş açar ve tüm Güç Yüzüklerinin kendisine verilmesini talep eder. Bu dönemde Üç Yüzük Elfler tarafından saklanır ve her biri güvenli bir koruyucuya teslim edilir. Nenya Galadriel'e verilirken, Narya ve Vilya Elflerin batıdaki ülkesi Lindon'da yaşayan Gil-galad'a gönderilir. Ama Dokuz Yüzük'ün tamamı ve Yedi Yüzük'ün altısı Eregion'da kalır. Çünkü Cücelerin efsanelerine göre, Yedi Yüzük'ten biri daha önceden Khazad-dum Kralı III.Durin'e armağan edilmiştir.

Elflere savaş açan Sauron, Eriador'u istila eder ve Eregion'a saldırır. Celeborn, Sauron'un öncü kollarını karşılar ve Elrond komutasında yardıma gelen Lindon ordusu ile güçlerini birleştirir. Ancak buna rağmen, Elfler Sauron'un ordusuna kıyasla korkunç derecede az sayıdadır ve Celeborn ile Elrond önderliğindeki Elf ordusu kısa bir süre sonra geri çekilmek zorunda kalır. Böylece Sauron Ost-in-Edhil'i kuşatır ve şehrin savunması 1697 yılında kırılır.

Celebrimbor, Yüzükler'in saklı tutulduğu Mirdain Evi'ni savunmaya çalışırken Orklar tarafından tutsak edilir. Mirdain Evi'ne giren Sauron, Dokuz Yüzük'ü ele geçirir. Ardından Gwaith-i-Mirdain'in merdivenlerinde, Celebrimbor'a diğer Yüzükler'in yerini söylemesi için işkence eder. Celebrimbor, Yedi Yüzük'ün yerini söylese de Üç Yüzük'ün nerede olduğuna dair tek bir kelime dahi etmez. Ondan daha fazlasını öğrenemeyeceğini anlayan Sauron, Celebrimbor'u katleder. Celebrimbor'un cesedi Orklar tarafından bir sırığa bağlanarak sağ kalan Elfleri korkutmak için tüm Eregion boyunca gezdirilir.

(http://img829.imageshack.us/img829/3376/3804cb73938ebb5c1287076.jpg)

Eregion'u yok eden Sauron, Elfleri tamamen Orta Dünya üzerinden silmek için batıya doğru ilerler, ama Numenor'dan yardıma gelen askerlerle güçlerini birleştiren Lindon Efendisi Gil-galad, 1701 yılındaki Gwathlo Muharebesi'nde Sauron'u yenilgiye uğratır. İstediğini elde edemeyen Sauron 1703 yılında Mordor'a geri döner. Ama Eregion tamamiyle yerle bir edilmiş ve terk edilmiştir. Elflerin kudretli krallığı Eregion böylece son bulur. Sağ kalan Elflerin büyük çoğunluğu Edhellond'a ve Gri Limanlar'a giderek Ölmeyen Diyarlar'a doğru yelken açar. Geri kalanlar ise Elrond'un kurduğu Ayrıkvadi'ye, ya da Galadriel ve Celeborn önderliğinde Lothlorien'e yerleşir.

Orta Dünya'nın sonraki çağlarında, Eregion boş ve ıssız bir bölge olarak kalır ve birkaç harabe dışında Elflerin krallığından eser kalmaz. Yüzük Kardeşliği Üçüncü Çağ'ın 3019.yılının Ocak ayında Eregion'dan geçer. Legolas bu bölgede bir zamanlar Elflerin yaşadığından bahseder ve şunları söyler :

Alıntı
"...Sadece taşların onlara ağıt yaktığını duyuyorum: Derin derin kazdılar bizi, ince ince işlediler, yüksek yüksek inşa ettiler; ama gittiler. Gitmişler. Çok zaman önce Limanlar'ın yolunu tutmuşlar."
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 01 Haziran 2014, 08:35:59
Denethor

2930 yılında doğdu. Babası II. Ecthelion? dur. Annesinin adı bilinmiyor. İki kız kardeşi vardır. Finduilas ile evlenmiş ve ondan Faramir ile Boromir adında iki erkek çocuğa sahiptir.

Denethor?un soyu eski Numenor krallığından geliyordu. Uzundu ve bir kralı çağrıştırıyordu. Koyu renk gözleri ve uzun kavisli bir burnu vardı. Bedeninin dinçliğini kaybetmemesi için yanında sürekli kılıcını taşırdı. Minastrith?in arşivlerinden birçok şey öğrenmişti ve öğrendiğini unutmazdı. Denethor çok zeki ve dikkatli biriydi.

II. Denethor, kralın olmadığı zamanlarda görev yapmış son Vekilharcıdır. 35 yıl boyunca Gondor?u yönetmiş ve halkını tehditlere karşı korumuştur. Özellikle Sauron?un saklandığı yerden çıkıp tekrar kara kulesine döndüğü zamanlarda görev yaptığı için omuzlarına ağır bir yük yüklenmiş bir Vekilharçtır.

Kendinden 20 yaş küçük, Dol Amroth?un kızı Finduilas ile evlenmiştir. Onu çok seviyordu, ancak Finduilas Minastrith?in duvarları arasında mutlu değildi. Denizi özlüyordu ve Mordor?un karanlığı onu sürekli tedirgin ediyordu. Denethor?un palantiri kullandığını biliyordu ve her kullanışında omuzlarına bir ağırlık bindiğinin farkındaydı. Onun için de üzülüyordu ve evlendikten 11 yıl sonra öldü. O öldükten sonra Denethor daha sert ve içine kapanık oldu.

Vekilharçlığının başlarında palantiri kullanmıyordu. Palantiri kullanmaya başladıktan kısa bir süre sonra palantirde gördüklerine inanmaya başlamıştı ve onu kullanmanın inceliklerini öğrenmek için uzun süre çalıştı. Sahip olduğu palantir Anor?un Taşı idi ve uzun yıllar önce Echelion?un Kulesinde bulunuyordu. Denethor palantiri kullanan ilk vekilharçtır. Düşüncelerini yoğunlaştırarak Orta Dünya?da olan şeyleri izlemeye çalışıyordu. Ancak bir süre sonra Sauron?un ona gösterdiklerini izlemeye başladı. Ona sürekli yıkım ve karanlık şeyler gösteriyordu.

Alıntı
Vekilharçlar bunun sadece kendileri tarafından bilinen bir sır olduğuna hükmetmiş oldukları halde çok önce, Yedi Gören Taş?ın en önemsizlerinden birinin burada Ak Kule?ye saklandığını tahmin etmiştim. Dirayetli günlerinde, kendi gücünün sınırlarını bildiği için Denethor taşı kullanmaya veya Sauron?a meydan okumaya cesaret etmemişti. Fakat irfanı tükendi; ve korkarım ülkesinin içinde bulunduğu tehlike arttıkça o da Taş?ı baktı ve kandırıldı: Herhalde Boromir ayrıldığından beri oldukça sık baktı. Karanlık Güç?ün iradesine boyun eğmeyecek kadar güçlü biriydi; bununa beraber sadece Güç?ün görmesine isin verdiği şeyleri görebildi. Elde ettiği bilgiler, kuşkusuz, genellikle işine yarıyordu; yine de ona gösterilmiş olan Mordor?un büyük kudretinin görüntüsü onun gönlünü ümitsizlikle doldurmuştu, ta ki sonunda aklını alaşağı edene kadar.?

Denethor?un küçük oğlu olan Faramir ve Boromir birbirlerini severler ve kollamaya çalışırlardı. Karanlık güçlenip saldırılar hızlandığı zamanlar kardeşi ile birlikte gördükleri rüyalarda sözü geçen şeylerin anlamını öğrenmek için Faramir Ayrıkvadi?ye gitmek istemiş, ancak Boromir bu yolculuk tehlikeli olduğu için onun gitmesine izin vermemiş, kendisi gitmiştir.

Alıntı
Kırılmış olan kılıcı ara:
Onu İmladris?te bulacaksın;
Orada Morgul büyülerinden güçlü
Nasihatler alacaksın.
Göreceksin beliren alameti
Kıyameti haber verecek sana
Uyanacak İsildurun felaketi;
Ve buçukluk atılacak önce.

Şiirde sözü geçen kılıcın, Sauron?un parmağından Tek yüzüğü koparıp alan Narsil olduğunu anlamıştı ve İmladris?in, Yarı Elf Elrond?un yaşadığı yer olduğunu, doğru cevabı orada bulacaklarını öğütlemişti.

Yüzük Savaşları sırasında kardeşlikle beraber yola çıkan oğlu Boromir Frodo?dan Tek yüzüğü almaya çalışmış pişman olmuş ve Amon-hen?de uğradıkları bir uruk-hai pususunda Pregrin ve Merry?i korumaya çalışırken Ugluk ile okçuları tarafından öldürülmüştür.

Alıntı
Tam etrafı gözetlerken keskin kulakları aşağıdan, Nehir'in batı yakasındaki ormanlık alandan gelen sesleri yakaladı. Doğruldu. Bağrışmalar vardı; aralarından dehşet içinde orkların haşin seslerini seçebildi. Sonra birden derinden gelen bir sesle büyük bir boru öttürüldü; ses muazzam bir haykırışla kükreyen şelalelerin üzerine yükseldi, tepelere çarpıp boşluklarda yankılandı.

"Boromir'in borusu!" diye haykırdı Aragorn. "Müşkül durumda!" Basamaklardan aşağıya fırladı, patikadan aşağıya sıçrayıp uzaklaştı. "Eyvah! Bugün üstümde bir uğursuzluk var, ne yapsam ters gidiyor. Sam nerede?"

Aragorn koşarken bağrışmalar giderek yükselmişti, ama şimdi daha zayıftılar ve boru çaresizlik içinde üfleniyordu. Orkların çığlıktan vahşi ve tiz seslerle yükseldi ve aniden boru sesleri kesildi. Aragorn son yamaçtan aşağıya koştu fakat daha tepenin eteğine varmamıştı ki sesler iyice zayıfladı; sola dönüp onlara doğru-koşarken geri çekildiler, sonunda tamamen duyulmaz oldular. Aragorn parlak kılıcını çekip Elendil! Elendil! diye bağırarak ağaçların içine daldı.

Parth Galen'in bir mil kadar ötesinde, gölden pek uzak olmayan küçük bir açıklık alanda Boromir'i buldu. Sırtını ulu bir ağaca dayamış, sanki dinleniyormuş gibi oturuyordu. Fakat Aragorn onun bir sürü kara tüylü okla deşilmiş olduğunu gördü; kılıcı hâlâ elindeydi ama kabzasına yakın bir yerden kırılmıştı; ikiye yarılmış borusu yanı başındaydı. Etrafında ve ayaklarının dibinde bir yığın ork ölmüş yatıyordu.

Yükleniyor...ResimAragorn, Boromir'in yanına diz çöktü. Boromir gözlerini aralayıp konuşmaya çalıştı. Nihayet ağzından ağır ağır birkaç söz döküldü. "Frodo'dan yüzüğü almaya çalıştım," dedi. "Çok üzgünüm. Cezamı çektim."

Bakışları devrilen düşmanlarına kaydı; en az yirmisi orada yatıyordu. "Gittiler: Buçukluklar: Orklar onları aldı. Galiba ölmediler. Orklar onları bağladı." Durdu ve gözleri yorgunlukla kapandı. Bir süre sonra tekrar konuştu.

"Elveda Aragorn! Minas Tirith'e git ve halkımı kurtar! Ben yenik düştüm."

"Hayır!" dedi Aragorn, elini tutup alnından öperken. "Sen kazandın! Pek az insan böyle bir zafer kazanmıştır. Huzur içinde ol! Minas Tirith düşmeyecek!"

Boromir gülümsedi.
"Ne tarafa doğru gittiler? Frodo yanlarında mıydı?" diye sordu Aragorn.

Vekilharçların asıl görevi, kral şehirde olmadığı zamanlar halkı yönetmek ve korumaktır. Gondor çok uzun bir süre kralsız kaldığı için aslında kralın yetkilerine sahiptiler ama hiçbir zaman kral olarak anılmadılar. Frodo, Tek yüzüğü yok etmek için Mordor?a giderken İthilien?de Faramir ve adamları tarafından fark edilip ona bazı sorular sorulmuştu. Bu sorgu sırasında Faramir bu konuyu dile getirmiştir.

Alıntı
?Boromir?in küçüklüğü hakkında şunu hatırlıyorum; birlikte atalarımızın hikayelerini ve şehrimizin tarihini öğrenirken, babasının bir kral olmadığı bilgisi onu hep rahatsız ederdi. ?Bir vekilharcın kral olması için kaç yüz yıl gerekir, eğer kral geri dönmezse?? diye sormuştu. ?Birkaç yıl yeter, sadakatin daha az olduğu yerlerde,? diye cevap vermişti babam. ?Gondor?da on bin yıl bile yetmez.?

Faramir, her zaman için Gandalf ile dost olmuş ve onun dediklerine önem vermiştir. Gandalf arşivlerinden bilgi edinmek için Minastrith?i ziyaret ettiğinde her zaman onunla sohbet ederek yeni şeyler öğrenmeye çalışırdı. Ancak Denethor, Faramir?in bu davranışını ona sadekatsizlik olarak görürdü.
Boromir?in, ölümünün acısını çekiyordu. Boromir?i çok severdi, özellikle de birbirlerine benzemedikleri için severdi.

Alıntı
Yerleri kaldırım taşı döşeli uzun ve boş bir geçitten geçtiler; giderken Gandalf Pipine alçak bir sesle, ?Sözlerine dikkat et Efendi Pregrin!? dedi. ?Hobbit küstahlığının zamanı değil. Theoden Müşvik ve yaşlı bir adamdı. Denethor ayrı bir cinstir; mağrur ve kurnaz, kendisine kral denmese bile çok daha büyük bir soya ve güce sahip biridir. Fakat oğlu Boromir hakkındaki bilgileri sen verebileceğin için en çok seninle konuşacak ve seni uzun uzun sorguya çekecektir. Oğlunu çok severdi: Belki de haddinden fazla; birbirlerinden farklı oldukları için daha da çok severdi. Fakat bu sevgi görüntüsü altında, öğrenmek istediği şeyleri benden çok senden öğrenebileceğini düşünecektir. Ona, gereğinden fazlasını anlatma; Frodo?nun görevi ile ilgili meseleyi karıştırma. Bu konuyla daha sonra ilgileneceğim. Aragorn hakkında da bir şey söyleme, eğer çok mecbur kalmazsan.?

Denethor?un huzuruna çıktılar. Pregrin, bir sadakat gösterisi olarak Denethor?un emrinde bir asker olmayı teklif etti. Bu hareketi ile Denethor?un saygısını kazandı.

Alıntı
İnsanların büyük bir hükümdarı bir hobbitten, kuzey Shire?lı bir buçukluktan pek fazla bir hizmet ummaz kuşkusuz; ama öyle de olsa, ben borcuma karşılık olarak emrinize amade olduğumu bildirmek isterim size.?

Kurşuni renkli pelerinini yana savurarak küçük kılıcını çekti ve Denethor?un ayaklarının dibine bıraktı.

Alıntı
Tıpkı bir kış akşamı görünen soğuk güneşin pırıltısı gibi soluk bir tebessüm gelip geçti yaşlı adamın yüzünden; ama başını eğerek, borunun kırık parçalarını kenara bırakıp elini uzattı. ?Silahı bana ver!? dedi.

Pippin kılıcını kaldırarak, kabzasını yaşlı adama uzattı. ?Nereden geldi bu?? dedi Denethor. ?Üzerinde çok çok uzun yıllar var. Bu kılıç, geçmişin derinliklerinde Kuzey?de yaşayan akrabalarımız tarafından yapılmış herhalde öyle mi??

?Kılıç, ülkemin sınırlarında bulunan höyüklerden çıktı.? Dedi Pippin. ?Ama sadece kötü kişiler yaşıyor şimdi orada ve onlar hakkında daha fazla şey anlatmaya da gönlüm yok.?

Denethor hobbit ve diğer yol arkadaşlarının değişik şeyler yaşadıklarını belirtti ve onu hizmetine kabul etti.


Pippin?e ilk emri, başından geçenleri anlatması oldu.


Sauron, Yüzük Savaşları sırasında ilk saldırısını Minastrith?e yaptı. Nazgullerin Lordu olan Büyücü Kral, Minas Morgul ordusunu komuta ederek Osgilliath?ı işgal etmek için saldırdı. Denethor, Minastrith kuşatması sırasında Faramir?e Osgilliath?ı koruması görevini vererek onu adeta ölüme göndermiştir çünkü o sırada çok sevdiği oğlunun (haddinden de çok sevdiği oğlunun) ölümünün acısını çekiyordu. Faramir düşmanın ordusunun ilerlemesini bir süreliğine engellemiştir. Ancak zehirli bir kılıçtan ölümcül bir yara almıştır. Komutasından kalan az sayıda kişi ile beraber Minastrith?e geri dönmüştür. İşte Denethor o zaman oğlu Faramir?i ne kadar sevdiğini anlamış ve onunla beraber ölmek için kendisi ile birlikte yakılmasını emretmiştir. Ama Faramir daha ölmemişti. Damarlarında ölümcül bir zehir gezse bile ölmemişti. Ancak Denethor bu acı karşısında çılgına dönmüştü. Bütün umudunu yitirmişti ve artık tamamen gölgelerin içindeydi. Ayrıca düşmanın gerçek silahı olan Tek?i bulduğunu düşünüyordu.

Alıntı
"Ağlamayın beyim," diye kekeledi. "Belki de iyileşir. Gandalfa sordunuz mu?"
"Beni büyücülerle avutma!" dedi Denethor. "Ahmağın umudu suya düştü. Düşman onu buldu, artık gücü artıyor; düşüncelerimizi teker teker biliyor, ne yaparsak yapalım boşuna.
"Oğlumu nankörce, kutsamadan gereksiz bir tehlikeye yolladım; ve işte burada damarlarında zehirle yatıyor artık. Yo, yo, artık savaşta ne olursa olsun benim soyum tükeniyor; Vekilharçlar Sülalesi dahi başaramadı. Tepelerde hırsız gibi saklanan insanların krallarından kalanları da kötü insanlar yönetecek ta ki birer birer avlanıncaya kadar."
Kapıya, Şehir'in Hükümdarı'nı çağıran adamlar dayandı. "Hayır, aşağıya inmeyeceğim," dedi. "Oğlumun yanında kalmalıyım. Her şey bitmeden önce hâlâ konuşma ihtimali var. Fakat buna da bir vakit kalmadı. Kimi isterseniz onu izleyin, hatta umutlan suya düşmüş olsa da Gri Aptal'ı bile izleyebilirsiniz. Ben burada kalacağım."

"Şehir'in ilk dairesi yanıyor beyim," dediler. "Emirleriniz nedir? Hâlâ Hükümdar ve Vekilharçsınız. Herkes Mithrandir'i izlemiyor. Adamlar surlardan kaçıp, surları korumasız bırakıyor."
"Neden? Neden kaçıyor ahmaklar?" dedi Denethor. "Madem eninde sonunda yanacağız bir an önce yanmakta yarar var. Şenlik ateşinize geri dönün! Ben mi? Ben şimdi cenazemi yakmak için hazırlanan odun yığınının üzerine gideceğim. Kendi yığınımın üzerine! Denethor ile Faramir'in mezarı olmayacak! Mezar yok! Mumyalanmış ölümün uzun ve yavaş uykusu yok artık. Batı'dan buraya gemiler gelmeden önceki barbar krallar gibi yanacağız. Batı kaybetti. Gidin geri, yanın!"
Haberciler selam ve cevap vermeden dönüp kaçtılar.
Artık Denethor ayağa kalkmış ve biraz önce elinde tuttuğu Faramir'in ateşli elini bırakmıştı. "Yanıyor, daha şimdiden yanıyor," dedi hüzünle. "Ruhunun evi ufalanıyor." Sonra yavaşça Pippin'e doğru giderek, ona baktı.
"Elveda!" dedi. "Elveda Paladin oğlu Peregrin! Hizmet süren kısa oldu ve artık sonuna yaklaşıyor. Kalan o az süreden de azat ediyorum seni. Git artık verence en uygun şekil nasılsa öyle öl. Ve kiminle istersen onunla, hatta ahmaklığı seni bu ölüme getirmiş olanla bile. Hizmetkârlarımı yolla bana ve git. Elveda!"

"Oğlumu benden ayırmayın! Bana sesleniyor."
"Sesleniyor," dedi Gandalf, "fakat sen henüz onun yanına varamazsın. Çünkü ölümün eşiğindeyken onun şifa araması gerek, bula-masa da. Senin görevine gelince, senin Şehir'inin savaşına çıkman lazım, orada ölüm seni bekliyor olabilir. Bunun böyle olduğunu sen de gönülden biliyorsun."

"Bir daha uyanmayacak," dedi Denethor. "Savaş boşuna. Neden daha fazla yaşamayı isteyelim? Neden ölüme yan yana gitmeyelim?"

"Hüküm sana verilmemiş Gondor'un Vekilharcı, kendi ölümünün saatini tesbit etmen için," diye cevap verdi Gandalf. "Ve sadece Karanlık Güç'ün etkisi altındaki kâfir krallar böyle yaparlar, kibir ve yeisle kendilerini yok edip kendi ölümlerini kolaylaştırmak için akrabalarını öldürürler." Sonra kapıdan geçerek Faramir'i bu ölümcül evden çıkardı; Faramir'i buraya taşımış olan ve o anda sundurmada duran sedyeye yatırdı. Denethor onu izleyip, yüzünde oğluna duyduğu hasret, titreyerek durdu. Ve bir an için herkes elem içindeki Hükümdarı sessiz ve hareketsiz seyrederken o duraksadı.

"Haydi!" dedi Gandalf. "Bize ihtiyaçları var. Senin yapabileceğin çok şey var daha."

Sonra aniden güldü Denethor. Yeniden uzun boyuyla mağrur bir biçimde dikildi ve çarçabuk geriye, masanın yanına sıçrayarak, başının altına yastık etmiş olduğu şeyi aldı. Sonra kapıya gelerek örtüyü çekti ve o da ne! Elleri arasında bir palantir tutuyordu. Bunu yukarı kaldırdıkça, seyredenlere kürenin içi içten gelen bir alevle parlıyor gibi geldi, öyle ki Hükümdar'ın ince yüzü sanki kızıl bir ateşle aydınlatılıyordu; siyah gölgelerle kesin hatlara sahip yüzü sert bir taştan kesilmiş gibi soylu, mağrur ve korkunç duruyordu. Gözleri parladı.
"Kibir ve yeis!" diye haykırdı. "Ak Kule'nin gözlerinin kör olduğunu mu zannetmiştin? Hayır, senin bildiğinden daha çoğunu gördüm Gri Ahmak. Çünkü senin umudun cahillikten başka bir şey değil. Git o halde, şifa bulmaya çalış! Git de dövüş! Kibir. Çünkü bir günlüğüne, savaş alanında azıcık bir yerde bir zafer kazanabilirsin. Fakat şu anda uyanmakta olan Güç'e karşı zafer kazanılamaz. Bu Şehir'e sadece elinin ilk parmağı ulaşmıştır. Bütün Doğu hareket halinde. Şu anda sizi umutlandıran rüzgâr bile sizi arkadan vuruyor, Anduin'den kara yelkenli bir filoyu sürüklüyor. Batı kaybetti. Esir olmak istemeyenlerin ayrılma vakti geldi."

"Bu tür nasihatlerin Düşman'ın zaferini kesinleştireceğine kuşku yok," dedi Gandalf.

"Umutlanmaya devam et o halde!" diye güldü Denethor. "Seni tanımaz mıyım ben Mithrandir? Sen, benim yerime hüküm sürmeyi; kuzeyde, güneyde veya batıda bulunan bütün tahtların arkasında olmayı umuyorsun. Senin aklını ve aklının takip ettiği yolu okudum. Buradaki bu buçukluğa sessiz kalması için emirler verdiğini bilmiyor muyum? Onu buraya, benim odamda casusluk etsin diye getirdiğini? Yine de birlikte konuşurken yol arkadaşlarınızın hepsinin isimlerini ve amaçlarını öğrendim. Böyle işte! Sol elinle beni bir süre için Mordor'a karşı kalkan gibi kullanırken sağ elinle Kuzeyli bu Kolcuyu beni yerimden etmek için getireceksin.

"Fakat sana söylüyorum Gandalf Mithrandir, ben sana alet olmayacağım! Ben Andrion Hanedanı'nın Vekilharcı'yım. Bir zıpçıktının bunak teşrifatçısı olmak için aşağıya adım atmam, iddiası bana kanıtlanmış olsaydı bile, yine de sadece İsildur'un soyundan geliyor, o kadar. Ben öyle birine, hükümranlık ve asaletten çok önce yoksun kalmış düzensiz bir hanedanın son üyesine boyun eğmem.

"Ne yaparsın o zaman," dedi Gandalf, "eğer isteğine karışılmayacak olsaydı?"

"Her şeyin, yaşamım boyunca olduğu gibi olmasını isterdim," diye cevap verdi Denethor, "ve benden önceki atalarımın zamanında, barış içindeki bu Şehir'in Hükümdarı olmak ve tahtımı kendi kendinin efendisi olan, bir büyücünün çırağı olmayan oğluma bırakmak isterdim. Fakat eğer kader bunu bana vermiyorsa o halde hiçbir şey istemiyorum: ne sönük bir yaşam, ne bölünmüş bir sevgi, ne de eksilmiş bir onur."

"Bana, sadakatle görevini teslim eden bir Vekilharç ne sevgi, ne de onurda alçalmaz gibi geliyor," dedi Gandalf. "Ayrıca en azından, ölümü hâlâ kesin değilken oğlunun elinden seçeneğini çalmış olmazsın."

Bu sözlerle Denethor'un gözleri yeniden alevlendi; Taş'ı kolunun altına kıstırarak bir bıçak çekti ve tabuta doğru yürüdü. Fakat Beregond ileri doğru atılarak kendini Faramir'in önüne sürdü.


"Demek öyle!" diye haykırdı Denethor. "Daha şimdiden oğlumun sevgisinin yarısını kazanmıştın. Şimdi de silahşorlarımın kalplerini çalıyorsun ki sonunda onlar beni oğlumdan tamamiyle mahrum bıraksınlar. Fakat en azından şu konuda benim isteğime karşı koyamayacaksın: Kendi sonuma hükmetme isteğime."

"Buraya gelin!" diye bağırdı hizmetkârlarına. "Gelin, hepiniz de alçak değilsiniz ya, gelin!" Bunun üzerine ikisi, merdivenlerden onun yanına koştu. Çabucak birisinin elindeki meşaleyi kaparak eve geri sıçradı Denethor. Gandalf ona engel olamadan sopayı yakacakların arasına-soktu ve odunlar hemen çıtırdayarak alevle gürledi.
Sonra Denethor masaya sıçrayarak orada durdu ve ateş ile duman etrafında çelenk olurken o, ayaklarının dibinde duran vekilharçlık asasını alıp dizinde kırdı. Parçalan alevlere atarak eğilip masanın üzerine uzandı ve palantir'i her iki eliyle iyice kavrayarak göğsünün üzerine koydu. Ve derler ki, ondan sonra Taş'a kim bakarsa baksın, eğer başka bir amaca çevirmek için büyük bir iradesi yoksa, sadece alevler içinde buruşup yok olan iki yaşlı el görürmüş.
Gandalf acı ve dehşetle yüzünü çevirdi ve kapıyı kapattı. Bir süre için düşünceler içinde durdu sessizce eşikte, diğerleri içeriden gelen ateşin açgözlü gürleyişini dinlerken. Sonra Denethor'dan büyük bir haykırış duyuldu; daha sonra bir daha ne konuştu, ne de ölümlü insanlar arasında görüldü.

"İşte böylece gelip geçti Ecthelion oğlu Denethor," dedi Gandalf.

Sonrasında ise işaret kuleleri ve kızıl ok ile yardıma çağırılan, horozların ötüşü ile birlikte borusu duyulan Rohan düşmanın son kuvvetlerine son saldırılarını yaparlar. Gemilerden inen Aragorn sancağını yükseltir, Pelennor Çayırları Savaşı kazanılır.

İşte böyle göçüyor, Vekilharç Denethor?
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 01 Haziran 2014, 08:38:07
Hurin Thalion

Hurin Thalion, Dor-Lomin?in son efendisi; (d. Güneşin ilk çağı 439- ölümü yaklaşık 500-502 yılları) ilk çağda yaşayan ölümlülerin en güçlüsü, en fedakarı ve bahtsızı Turin?in babası.

Hurin, Marach Hanedanı?ndan Dor-Lomin?li Hador?un torunuydu. Galdor?un ve Haladin Hanedanı?ndan Hareth?in en büyük oğlu ve Huor?un abisiydi.

1. çağın 458. yılında Hurin ve Huor akrabalarıyla birlikte Brethil Ormanı?nda yaşarken, Orklara karşı savaşa girerler. Sirion Vadisi?nde, iki kardeşin diğer akrabalarıyla iletişimi kesilir ve Orklar tarafından izlenirler. Bu sırada, Vala Ulmo nehirler üzerinde sis oluşturarak kardeşlerin Dimbar?a kaçmasını sağlar. Burada 2 kartal onları bularak Gondolin?e getirir.

Gondolin?in kralı Turgon, Ulmo?nun Gondolin en çok ihtiyaç duyduğu anda Hador hanedanının yardıma geleceğine dair kehanetini hatırlayarak, iki kardeşi içtenlikle buyur eder. Turgon, iki kardeşin saklı krallık Gondolin?de kalmasını ister, ancak Hurin ve Huor akrabalarının yanına dönmek isterler. Bunun üzerine, Gondolin şehrinin gizliliğini açığa çıkarmayacaklarına dair yemin ederler ve kartallar onları Dor-Lomin?e geri götürür.

1. çağın 462 yılında Morgoth Hithlum?a saldırır ve Hurin?in babası Galdor Ered Wethrin?i savunurken ölür. Hurin, çok kayıp verilmesine rağmen Orkları Anfauglith düzlüklerinde geri püskürtür. Hurin, Hithlum?da Dor-Lomin?li Hador Hanedanı?nın yeni efendisi olur. 2 yıl sonra Beör hanedanından Morwen?le evlenir, oğulları Turin doğar. Daha sonra Turin?in kız kardeşi Lalaith doğar, ancak 3 yaşında iken Angband?dan yayılan bir veba sonucu ölür.

472 yılında Sayısız Gözyaşı Savaşı?nda (Nirnaeth Arnoediad) Hurin ve Huor, yanlarında Hador hanedanının savaşçılarıyla birlikte yer alır. Savaşın ortasında Turgon ve ordusuyla karşılaşır, çok kutlu olmuştur bu karşılaşma. Savaş doğudöllerinin ihaneti sonucu kaybedilince, Hurin ve Huor, Turgon?un kaçışını sağlamak için Orklara karşı set kurarlar. Huor katledilir; ancak Hurin baltasıyla, ölü Orkların oluşturduğu bir yığının altında kalıncaya kadar savaşır. Bu esnada, düşmana karşı her yaptığı vuruşta, ?aure entuluva!? (gün yeniden doğacak!) diye haykırdığı ve bunu 70 defa tekrarladığı söylenmektedir. Hurin, Morgoth?a esir olarak getirilir ve Gondolin?in yerini söylemediği için o ve ailesi Morgoth tarafından lanetlenir.

Hurin, Morgoth tarafından büyü veya zincirle Thangoridrim?in tepesine oturtulur. Buradan, oğlu Turin?in başına gelecek her türlü kötülüğü görür. Esareti sırasında doğan ikinci kızı Nienor?u hiç göremeyecektir.

1. çağın 500. yılında, çocuklarının ölümünden sonra Morgoth tarafından serbest bırakılır. Hithlum?a getirilir. Ancak, burada şimdi doğudölleri hüküm sürmektedir ve Morgoth?a hizmet ettiğini düşünerek Hurin?den çekinirler. Hador halkı katledilmiş ve esir edilmiştir. Burada 7 kaçak ona katılır, birlikte Sirion Vadisi?ne giderler. Hurin, diğerlerinden ayrılarak, Gondolin?in girişini arar,ancak giriş kapatılmıştır ve Turgon Hurin?i içeri almak istemez. Hurin, Turgon?un bulunduğu yöne doğru bağırır ve uzaklaşır. Bu bağırış, Hurin?i izleyen Morgoth?un casuslarına Gondolin?in yerini belli etmiştir. Hurin gider gitmez Turgon pişmanlık duyarak fikir değiştirir, kartalları Hurin?i bulmaya gönderir, ancak bulamazlar, Hurin gitmiştir.

Hurin, oğlu ve kızının öldüğü Brethil Ormanı?na gider, eşi Morwen ölmeden hemen önce onunla karşılaşır.

Büyük bir kızgınlık ve hayal kırıklığıyla Haladin halkını karısı ve çocuklarının ölümünden dolayı lanetler ve bir ayaklanma çıkararak, Haldad Hanedanı?ndaki son Haladin?in ölümününe yol açar. Daha sonra ayrıldığı kaçaklarla tekrar buluşarak Nargothrond?a gider, Glaurung?un hazinesine konan Cüce Mim?i öldürür. Hazineyi Doriath?a getirerek, Kral Thingol?a ?karısı ve çocuklarına iyi bakmasının bir teşekkürü olarak? sitemli bir şekilde sunar. Yanındaki kaçaklar bunu kabullenmezler, aralarında çıkan trajik bir çatışmada hepsi öldürülür.

Hurin, lanetli yazgısı sonucunda Menegroth?a de lanet getirmiştir.

Melian?ın ona karşı söylediği nazik sözler, Hurin?in bulutlanmış olan bilincinin açılmasına sebep olmuştur. Sonunda, tüm hareketlerinin Morgoth?un çıkarlarına hizmet ettiğini anlar. Ve yıkılmış bir insan olarak kendini denize atar ve hayatına son verir.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 01 Haziran 2014, 08:40:21
Arkenstone

Thorin Meşekalkan tarafından aranan olağandışı şekilde büyük beyaz bir cevherdi Arkentaşı(Arkenstone). Ya da cücelerin ona verdiği isimle Dağın Kalbi. Thorin Meşekalkan, şöyle tanımladı "Bin fasetayla bir küreyi beğen; O, alev ışığında gümüş gibi parladı, güneşte su gibi, yıldızların altında kar gibi, ayın üzerinde yağmur gibi!"dir. (Yalnız dağ) Erebor'un altında Thorin'in atası Thráin tarafından keşfedildi ve cüceler tarafından şekil verilerek birçok parlama rengini hafif yansıtan ve onun kendi iç ışığıyla ışıldayan cevher yapıldı.Daha sonra Arkentaşı, Durin'in halkının aile yadigarı oldu ama ejderha Smaug cücelerden dağı ele geçirdiği zaman (Üçüncü çağ yıl 2770'te) kayboldu.

(http://img352.imageshack.us/img352/838/arkenstonedh3.jpg)

Thorin, 2941'de Smaug'dan Yalnız Dağ'ı geri almaya başladığı zaman Arkentaşı, geri almak için onun en arzuladığı hazineydi. Ama kuvvetler Smaug'un inine girdiği zaman Bilbo Baggins Arkentaşı'nı gördü ve Thorin'in ona ne kadar değer biçtiğini öğrenmiş olmak için herhangi birisine söylemeden onu cebine koydu.


Thorin onu kendi için talep ettiğini ve onu alan herhangi birisini cezalandıracağını söylediği Arkentaşı'nı aramalarını birliğine söyledi.Sakin Bilbo hiçbir şey demedi;çünkü o, Arkentaşı ile ilgili karmaşık bir plan düşünmüştü. Bu zamana kadar Bard tarafından götürülen göl-şehrin adamları ve Kral Thranduil tarafından götürülen Mirkwood'un elfleri ejderha stoğunda bir pay aramaya Yalnız Dağ'a gelmişti. Onlar ordularıyla kapıların dışında kampta yaşarken Thorin, herhangi bir hazineyi bölüşmeyi veya onların taleplerini dinlemeyi reddetti.


Bilbo,Bard tarafından yapılan taleplerin makul olduğunu düşündü.Bir muharebeyi engellemeyi ve meseleyi bitirmeyi umuyordu.Böylece o, evine gidebilirdi. Bilbo gizlice, Bard'a Arkentaşı'nı götürdü.

(http://img401.imageshack.us/img401/9754/adszor9.jpg)

Ve böylece o, Thorin'le görüşmek için onu kullanabilirdi.Thorin onu ortada gördüğü zaman öfkelendi ve Bilbo?ya gitmesi için emretti. Thorin Bard'a gümüş ve altın stoğun ondörtte birini Arkentaşı için ödemeyi kabul etti ama o onun erkek akrabası Dain ve onun ordusu tarafından Arkentaşı'nın geri alınabileceğini düşündü ve ona ödemedi. Cüceler davranamadan Bolg tarafından Goblin'ler ve Warglar'dan bir ordu geldi ve cüceler, elfler ve adamlar, Beş Ordular Muharebesi'nde onları yenmek için kuvvetlere katılmak zorunda kaldılar.

Thorin, öldürüldü Orcrist ve Arkentaşı,Erebor'un derinine gömüldüğü zaman Thorin'in göğsüne yerleştirildi. Ondan sonra Arkentaşı'nın, parlak bir şekilde parlayacak olduğu söylenir, her ne zaman Erebor, bir saldırıya uğramak üzere idiyse onun bir baskın ile alınamadığı gibi Yalnız Dağ'da cücelerin meskenini koruduğu söylenir.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 01 Haziran 2014, 08:43:05
Rhudaur Krallığı

(http://uppix.net/qBI5lI.gif)

Rhudaur Krallığı, Arnor'un üçe bölünmesinden sonra en az toprak alan ve güç olarak en zayıf olan krallıktır. Eski Arnor'un doğu sınırını oluşturur. Sınırları ise Bruinen Nehri'nden Mevsim Tepeleri'ne kadar uzanıyordu. Cardolan Krallığı ile uzun bir sınırı vardı. Bu sınır Ulu Doğu Yolu'ydu. Arthedain Krallığı ile olan sınırında ise Mevsim Tepeleri vardı.

Topraklarının iri ufaklı bir çok su kaynağı bulundurması kuzeydeki çiftçi Hobbitler için çok önemliydi. Bu nedenle 1150 yılında Stoor Hobitleri Rhudaur topraklarına yerleşti. Uzun bir süre bu topraklarda kalan hobbitler halkın içinden gibi oldular.

En başından beri, yani Arnor Krallığı'nın üç ayrı krallığa bölünmesinden beri Rhudaur diğer iki ülkeye karşı pek bir dostluk beslemezdi. Hatta Rhudaur ile Arthedain arasında, Amon Sûl Kulesi ve buradaki Palantir yüzünden pek çok şiddetli anlaşmazlık yaşanmıştı. Bu anlaşmazlıklar ise zamanla savaşa dönüşecekti.

Rhudaur'un son kralları Numenor soyundan gelme değildi ve her biri Angmar'ın hizmetindeki İnsan kabilelerine mensuptu. Bu krallar aslında Angmar tarafından kandırılmış olan dağ adamlarıydı. Bu krallar Angmar'ın kölesi oldu ve Cardolan ile Arthedain'e düşman kesildi. Nihayetinde beklenen savaş kokuları alınmıştı. Kuzeyde büyük bir ordu toplayan Cadı Kral, Angmar'dan yola çıkmıştı. Amacı Kuzey'deki Dunedain krallıklarını yok etmekti. Bu işe en yakınından yani Rhudaur'dan başlayacaktı.


Angmar güçleri Carn Dum'dan yola çıktığında Rhuadur toprakları gayet sakin bir haldeydi. Fakat Angmar Rhuadur topraklarına geldiğin bu sakinlik yerini çığlıklara bıraktı. Gölge Rhuadur'u kaplamıştı. Rhuadur halkı ve özellikle Stoor Hobitleri Rhuadur'u hemen terk etti. Daha batıda olan Shire'a kaçtılar. Rhuadur topraklarında sadece Angmar'ın köleleri ve gerçek Numenor soyundan gelenler kalmıştı. Fakat halkın arasına karışan bu Numenor soyluları Angmar güçlerine karşı koyamazlardı. Bu nedenle kısa bir zaman sonra onlar da Rhuadur'u terk etti.

(http://uppix.net/UtDqC3.jpg)

Üçüncü Çağ'ın 1409. yılında Angmar, Rhudaur'u tamamen istila etti. Rhudaur halkından geriye sadece barbar dağ adamları kalmıştı. Cardolan Krallığı'na ve özellikle Arthedain Krallığı'na büyük bir kin besleyen ve Cadı Kral'a aldanan bu adamlar kısa zaman için Angmar ordusuna katılacaklardı. Nefret, gölgeyle bir olmuş Arthedain'in üzerine geliyordu.

Angmar ve Arthedain arasındaki mücadele uzun bir süre devam etti. Fakat Cadı Kral kendi güçleri yerine Rhudaur'un dağ adamlarını bu mücadelelere gönderiyordu. Çünkü Arthedain'i de yenip, eski Arnor'un kalan tüm topraklarını ele alınca Rhudaur'u da işgal edecekti. Bu nedenle mücadelelerde ölenlerin Rhudaur halkından olmasını tercih ediyordu. Yine bu ufak çarpışmalardan birinde, Üçüncü Çağın 1356. yılında Rhudaur'un dağ adamları ve Arthedain Kralı Argeleb'in güçleri karşı karşıya geldi. Arthedain kuvvetleri üstün olmasına rağmen sonradan gelen Angmar birlikleri Rhudaur askerlerinin safına katıldı. Bu çarpışmada Kral Argeleb, Rhudaur askerleri tarafından katledildi.

Bu mücadelelerin nihayetinde Rhudaur'un kaderi yaklamıştı ve büyük Fornost Savaşı gelip çatmıştı. Eğer Angmar kaybederse Rhudaur askerleri Arthedain kuvvetlerine esir düşecekti, keza Angmar kazanırsa da Cadı Kral onları katledecekti. Savaş cereyan ettiğinde Angmar büyük bir yenilgiye uğramıştı. Liman ve Ayrıkvadi Elfleri Arthedain'in yardımına koşmuştu. Rhudaur bir kez daha yenilmişti.

Savaştan sonra Rhudaur kesin bir biçimde yıkıldı. Zaten Numenor'a sadık olanlar Angmar gelmeden önce Arthedain topraklarına kaçmışlardı. Rhudaur'da kalan dağ adamları ve Angmar güçleri yok edildiği için Rhudaur toprakları tekrar Dunedain'in eline geçti. Dunedain bu topraklarda bir çok köy kurdu. Aragorn II kral olduğunda ise Rhudaur toprakları Birleşik Krallık'a dahil oldu.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 01 Haziran 2014, 08:44:55
Karanlık Elfler ve Büyücü Tu

Eldalie ırkının tamamı Palisordan yürüyüşe katılmamıştı; orada arkalarında bıraktıklarını ki çoğu kendilerine Avari diyordu, dünyanın kayıp perileri diye anacaklardı ama Korlu elfler onlara Ilkorin diye seslenirdi.Onlar Kor'un ışığını hiç göremeyenlerdi.Palisordan hiç ayrılmamışları ve orada sessizce yıldızları seyredip durdular.Üzerlerinden öylesine büyük çağlar geçmiştiki Nornore'nin aralarına gelişi onlara eski bir efsane gibi görünmüştü.Palisorlu karanlık elflerinde kendilerine ait bir dilleri vardı ve bu Iluvatarın verdiği bir armağandı onlara.
Bilinmeyen öykülerde kulaklara fısıldanan bir isim olan, Büyücü Tu Valinorun dışındaki topraklarda gezinen en yetenekli kişiydi.Bir gün Ilkorinlerle karşılaştı, onları etrafında topladı, onlarla nice derin şeyleri öğretti ve onların arasında kudretli bir kral haline geldi.Ve Ilkorinlerde ona Akşamkaranlığının Efendisi diye seslendi ve onun hakimiyetindeki Ilkorinlerde Hisildi adını aldı yani alacakaranlık halkı.Büyücü Tu evini Uyanış Sularının engebeli arazileri arasında nice dipsiz mağarlarla dolu olan bir yere inşaa etti ve oraları öyle güçlü büyülerle mühürlediki kimse o girişleri ilerde bilemedi.

O elflerin içinde Nuin diye çok bilge bir elf vardı, gözleri olağanüstü keskindi ve en loş günlerde en belirsiz patikalarda bile çok rahat dolanabilirdi.Uyku vadisine giren ilk elfte o'dur.Sonradan sık sık oraya uğradı ve en sonunda merakına yenik düşerek içlerinden iki kişiyi uyandırdı(Büyücü Tu'nun bundan haberi olup Nuini uyarmasına karşın).Adları Ermon ve Elmirdir.Güneşin batıdan yükselişini ve Doğuellerinde Göklere gelişini gören insanlar sadece Ermon ve Elmirdir.Ve sonunda tüm insanlar tutuşan alev gibi uyanır ve bir uykulu çocuk ordusu oluşur.Nuin onlara kendi dillerini öğretir.Denirki, bu insanlar (Beorun halkı) aynı zamanda dağların doğusundali Karanlık Elflerle uzun bir ilişli içindeydi ve dillerinin büyük bölümünü onlardan öğrenmiştiler.

Bir vakit Tu Güneş önünde zayıflamıştır ve dipsiz mağaralarına iyice gömülür sonra ''Fukil yada Fangli'' isimli Melkorun bir hizmetkarı yurtlarına girer ve onları kötülüğe ayartır ve İnsanlar Ilkorinlere haince davranır(Fankil yanında goblinleride getirmiştir).Fakat Ermon halkı elflerin yanındadır ve Goblinlerle insanlar arasında ilk savaş çıkar.Nuin insanların ihaneti yüzünden goblinlerce öldürülür.Bir çok insan soyu doğudaki çöllere ve güneydeki ormanlara sürülür, orada karanlık ve vahşi halklar haline dönüşürler.

İki tarafında kazandığı belli değildir ama insanlar ayrı düşürülmüş ve farklı coğrafyalara dağıltılmıştır: buda Melkorun insanlar için düzenlediği en büyük plandı zira birbirine bu kadar kolay düşebilen başka bir ırk yoktu.Ve insanlar için planladığı şeyler istediği gibi gitmişti.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 01 Haziran 2014, 08:47:02
Höyüklü Kişiler

Eriador'daki höyük-mezarlarda yaşayan kötü ruhlar. Aslında Höyükler eskiden Dunedain ve onların atalarının yaşadığı bir bölgeydi ama 1636 yılında Büyük Veba Salgınında bu toprakları terk ettiler. Daha sonra Angmar'ın Cadı-Kral'ı Höyük bölgesini işgal etmek için Angmar ve Rhudaur'dan buraya kötücül ruhları yolladı. Höyük Yaylaları Hobbit'ler tarafından kötü adledilecek bir bölge olacaktı.

23 Eylül 3018'de Cadı-Kral Höyük'lere gelmiş ve bu bu bölgeden geçecek davetsiz misafirlere karşı Höyüklü Kişileri uyandırmıştı. Frodo Baggins ve yoldaşları 28 Eylül'de Tom Bombadil'in evinden ayrıldıktan sonra Höyük Yaylaları'na varmışlardı. Tom onlara Höyük'lerin batısından geçmelerini tavsiye etmişti. Ama Frodo ve yoldaşları Höyük'lerin karşısındaki Büyük Doğu Yolu'ndan geçerken yorgun düşmüş ve bir tepenin yannda dinlenmeye geçmişlerdi.

Alıntı
...O aralıktan bir geçtiler mi enikonu düz bir hat üzerinden ilerlemeleri yeterliydi, böylece sonunda Yol'a varabileceklerdi. Düşünceleri daha ilerisine gitmiyordu; en fazla, belki de Yaylalar'ın gerisinde sis olmayacağına dair belli belirsiz bir umut vardı içlerinde.

Çok yavaş ilerlemekteydiler. Birbirlerinden ayrılıp ayrı ayrı yönlere dağıtmasınlar diye, en önde Frodo olmak üzere tek sıra halinde gidiyorlardı. Frodo'nun arkasında Sam vardı, ondan sonra Pippin, sonra da Merry. Vadi sonsuzmuşçasına uzanıyordu. Derken birdenbire Frodo ümit verici bir işaret gördü. İleride sisin içinde, her iki yandan bir karaltı yükselmeye başlamıştı; nihayet dağlar arasındaki açıklığa, Höyük Yaylaları'nın kuzey kapısına yaklaşmış olduklarını düşündü. Eğer buradan geçebilirlerse kurtulacaklardı.

"Haydi! Beni takip edin!" diye bağırdı omzunun üstünden geriye doğru ve aceleyle ilerledi. Fakat kısa bir süre sonra umudu yerini şaşkınlığa ve dehşete bıraktı. Karanlık lekeler daha da karardı, ama küçüldü; birdenbire önünde uğursuzca dikilen, tepesi olmayan bir kapının sütunları gibi birbirlerine doğru eğilmiş dev boyutlu iki dikili taş gördü. Sabah tepeden baktığında vadide buna benzer bir şey gördüğünü hatırlamıyordu. Daha ne olduğunu anlayamadan aralarından geçmişti bile: Ve tam geçerken her yanını karanlıklar sardı adeta. Midillisi burnundan soluyarak geriledi ve Frodo yere düştü. Arkasına dönüp baktığında tek başına olduğunu gördü: Diğerleri onu izlememişlerdi.

"Sam!" diye bağırdı. "Pippin! Merry! Geri kalmasanıza!" Cevap yoktu. Korkuya kapıldı, deliler gibi bağırarak taşların arasından geriye koştu: "Sam! Sam! Merry! Pippin!" Midilli fırlayıp sisin içinde kayboldu. Sanki uzaklardan bir yerden, bir ses duyduğunu zannetti: "Hu! Frodo! Hu!" Gözlerini kısmış, kasvetli karanlıkta bir şeyler seçmeye çalışarak o büyük taşların dibinde dikiliyordu ve ses solundan, doğudan gelmişti. Sesin geldiği yöne doğru atıldı ve kendini dik bir yokuşta buldu.

Zorlukla ilerlerken tekrar tekrar ve gitgide daha telaşla seslenmeye devam etti; fakat bir süre hiç cevap alamadı, sonra çok zayıf, çok uzaktan, tepesinden bir yerden duyar gibi oldu. "Frodo! Hu!" diye geldi ince sesler sisin içinden: Daha sonra imdat, imdat! Gibi tınlayan bir bağırtı birkaç kez tekrarlandı, son bir imdat! Yükseldi tiz bir feryada dönüşüp uzun uzun yankılandı ve aniden kesildi. Apar topar ileri, seslere doğru bütün hızıyla ilerledi Frodo; fakat artık ışık gitmişti, her yanı saran gece dört bir yanından kapanmıştı, öyle ki yön tayin etmek imkânsızdı. Sanki durmadan yukarı, yukarı doğru tırmanıyor gibiydi.

Nihayet bir tepeye vardığını, sadece ayağının altındaki zeminin düzleşmesinden çıkarabildi. Yorgundu; hem terliyor, hem titriyordu. Etraf tamamen karanlıktı.

"Neredesiniz?" diye bağırdı perişan bir halde.

Hiç cevap yoktu. Durup etrafı dinledi. Birdenbire havanın soğumakta olduğunu ve burada, yüksekte, buz gibi bir rüzgârın esmeye başladığını fark etti. Hava değişiyordu. Artık sis ip ip, parça parça, çevresinden akıp geçmekteydi. Ağzından buhar çıkıyordu ve karanlık daha az yakın, daha az koyu görünüyordu. Yukarıya baktı ve tepesinden aceleyle geçen şerit halindeki bulutlar ve sis arasından solgun yıldızların belirmekte olduğunu gördü hayretle. Rüzgâr otların üzerinde hışırdamaya başlamıştı.

Birdenbire boğuk bir çığlık duyar gibi oldu ve o tarafa yöneldi; daha o ilerlerken sis de durulup çekildi, yıldızlı gök gözler önüne serildi. Şöyle bir bakınca, yüzünün güneye dönük olduğunu ve herhalde kuzey yanından tırmanmış olacağı yuvarlak bir tepede bulunduğunu fark etti. İçine işleyen rüzgâr doğudan esiyordu. Sağ yanında, batı yıldızlarına karşı koyu kara bir şekil yükselmekteydi. Orada büyük bir höyük vardı.

"Neredesiniz?" diye bağırdı tekrar, hem kızgın,'hem korkuyla.

"Burada!" dedi, sanki toprağın içinden gelen derin ve soğuk bir ses.

"Seni bekliyorum!"

"Hayır!" dedi Frodo; fakat kaçmadı. Dizleri boşaldı ve yere düştü. Hiçbir şey olmadı, etrafta hiç ses yoktu. Titreyerek başını kaldırdığında, uzun boylu karanlık bir şeklin yıldızların önünde bir gölge gibi yükseldiğini gördü. Gölge, üzerine eğilmişti. Adeta çok uzaklardan gelen bir ışıkla parlayan, ama çok soğuk bir çift göz görür gibi oldu. Sonra demirden daha güçlü ve daha soğuk bir el onu kavradı. Bu buz gibi temas kemiklerine kadar işledi ve bilincini kaybetti.

Tekrar kendine geldiğinde bir süre korku hissinden başka bir şey hatırlayamadı. Sonra ansızın hapsedildiğini, umutsuzca yakalanmış olduğunu anladı; bir höyüğün içindeydi. Onu bir Höyüklü Kişi ele geçirmişti ve belki daha şimdiden, hakkında fısıltılı söylentilerin anlatıldığı Höyüklü Kişiler'in o korkunç büyüleri altına girmişti bile. Kıpırdanmaya cesaret edemedi, kendini nasıl bulduysa öylece kaldı: Elleri göğsünde, soğuk bir taş üzerine sırtüstü yatmış vaziyette.

Fakat duyduğu korku onu çevreleyen karanlıkla yekvücutmuş gibi görünecek kadar büyük olduğu halde, yattığı yerden Bilbo Baggins'i ve onun öykülerini, birlikte yollar ve maceralar hakkında konuşarak Shire'ın patikalarında yürüyüşlerini düşünür buldu kendini. En şişman ve en ürkek hobbitin yüreğinde bile (genellikle iyice derinlerde de olsa), çaresiz bir tehlike karşısında büyümeyi bekleyen son bir cesaret tohumcuğu gizlidir. Frodo ne çok şişmandı, ne de çok ürkek; aslında, o bunu bilmese de, Bilbo (ve Gandalf) onun Shire'daki en sıkı hobbit olduğunu düşünürlerdi. Macerasının sonuna geldiği kanısındaydı, korkunç bir sona, fakat bu düşünce onu katılaştırdı. Son bir sıçrayış yapacakmışçasına gerilmeye başladığını fark etti; artık kendisini çaresiz bir av gibi zayıf hissetmiyordu.

Öylece düşünerek ve kendisine hâkim olmaya çalışarak yatarken, bir anda karanlığın yavaş yavaş zayıflamakta olduğunu fark etti: Etrafında soluk yeşil bir ışık büyümekteydi, ilk başta, ışık nasıl bir yerde bulunduğunu göstermeye yetmiyordu çünkü adeta ondan ve yerden, yanından çıkıyordu; henüz tavana veya duvarlara ulaşmamıştı. Döndü ve o soğuk parıltıda Sam, Pippin ve Merry'nin yanında yatmakta olduklarını gördü. Sırtüstüydüler, yüzleri ölü gibi renksizdi ve beyazlar içindeydiler. Etraflarında bir sürü mücevher vardı, belki de altından yapılmış bir sürü şey, ama bu ışıkta hepsi soğuk ve sevimsiz duruyordu. Başlarında minik taçlar vardı, bellerinde de altın zincirler; parmakları yüzük doluydu. Yanlarında kılıçlar, ayakuçlarında kalkanlar seriliydi. Fakat üçünün boynunun üzerinde, bir boydan bir boya, uzun çıplak bir kılıç yatırılmıştı.

Aniden bir şarkı bağladı Bir yükselip bir alçalan soğuk bir mırıltı. Bazen havada yükseklerde ve tiz, bazen sanki topraktan yükselen alçak bir homurtu gibi bir sesti, kulağa çok uzaktan ve ölçülemeyecek kadar kasvetli geliyordu. Hüzünlü takat korkunç seslerin biçimsiz ırmağı içinden, arada sırada bir dizi söz belirmekteydi; Merhametsiz, sert, soğuk sözler kalpsiz ve bedbaht. Gece mahrum kaldığı sabaha hücum ediyor, soğuk açlığını çektiği sıcaklığı lanetliyordu. Frodo iliklerine kadar donmuştu. Bir sure sonra şarkı netleşti ve Frodo için dolduran korkuyla şarkının buyu mısralarına dönüştüğünü fark etti;

Soğuk olacak el de, kalp de, kemik de,
Soğuk olacak bu uyku taştan kabrin içinde.
Bir daha hiç uyanmayacak, mekânı bu taştan yatak.
Güneş bitip Ay ölene dek hiç uyanmayacak.
Kara yeller içinde ölecek bir bir yıldızlar,
Yine de bırak yatsın burada altın üzerinde onlar.
Ta ki karanlıklar efendisi olu deniz ve çorak topraklar,
Üstünde elini kaldırana kadar.

Başının arkacından bir gıcırtı ve sürtme sesi duydu. Bir kolu üzerinde doğrulup bakınca artık o soluk ışıkta, bir çeşit koridorda olduklarını gördü hemen genlerinde koridor bir dönemecin ardında gözden kaybolmaktaydı. Dönemecin köşesinden uzun bir kol donmuş, parmakları üzerinde yürüyerek en yakınında yatmakla olan Sam?e ve onun üzerinde duran kılıcın kabzasına doğru ilerliyordu.

İlk başta Frodo efsun nedeniyle gerçekten de bir taşa dönüşmüş gibi kalakaldı. Sonra delice bir kaçma düşüncesi düştü içine. Belki Yüzük'ü takarsa Höyüklü Kişiye görünmez, dışarı çıkmak için bir yol bulabilirdi. Çimenlerin üzerinde özgürce koştuğunu hayal etti, Merry, Sam ve Pippin için üzülecek, fakat kendisi özgür ve hayatta olacaktı. Gandalf bile yapabileceği başka bir şey bulunmadığını kabul ederdi.

Fakat içinde uyanan cesaret artık çok güçlenmişti. Arkadaşlarım böyle kolau bırakamazdı. Tereddüt içinde cebini yokladı, sonra tekrar kendisiyle savaştı, bu süre içinde kol sürünerek daha da yaklaştı. Aniden içinde bir kararlılık doğdu, yanına uzatılmış kısa bir kılıcı kapıp diz çökerek arkadaşlarının bedenleri üzerinden iyice eğildi. Kalan bütün gücüyle emeklemekte olan kolun bileğine tekrar tekrar indirdi kılıcını ve el koptu, takat aynı anda kılıç da kabzasına kadar yarıldı. Tiz bir çığlık yükseldi ve ışık yok oldu. Karanlıkta bir hırıltı duyuldu.

Frodo Merry?nin üzerine düştü. Merry?nin yüzü soğuktu. Bir anda, sisin ilk çökmesiyle birlikte unutmuş olduğu tepe dibindeki evin ve şarkı söyleyen Tom un hatırası geldi aklına. Tom?un onlara öğrettiği tekerlemeyi hatırladı. Ümitsiz minik bir sesle söylemeye başladı Hey Tom Bombadil ve sanki bu isimle birlikte sesi daha bir kuvvetlendi. Tok, canlı bir tınısı vardı ve karanlık oda trampet ve boru çalınıyormuş gibi yankılanıyordu.

Hey! Tom Bombadıl, Tom Bombadıllo
Su orman, tepe, saz ve söğüt adına,
Ateş güneş, ay adına, dinle şimdi duy bizi!
Gel Tom Bombadil, ihtiyacımız var sana!

Aniden derin bir sessizlik çöktü, Frodo kendi kalp atışlarını duyabiliyordu. Geçmek bilmeyen uzun bir andan sonra, açık seçik ama uzaktan, sanki toprağın veya kalın duvarların gerisinden gelen bir sesin, şarkıyla ona cevap verdiğini duydu.

Şu bizim Tom Bombadil ne kadar tatlı dilli.
Ceketi parlak mavi, sandır çizmeleri
Ele geçmez asla, çünkü Tom her şeyin efendisi
Şarkıları daha güçlü, daha hızlı ayakları

Sanki kayalar yuvarlanıp düşüyormuş gibi bir gümbürtü koptu ve aniden ıçenye ışık, gerçek ışık, bildiğimiz gün ışığı doluverdi. Frodo'nun ayaklan yönündeki uçta kapıya benzer alçak bir açıklık belirdi, açıklığın kenarları, arkasından kıpkırmızı doğmakta olan güneşin ışığına karşı (şapkası, tüyü müyü, her şeysiyle), Tom'un başını çerçevelemekteydi. Işık yere ve Frodo'nun yanında uzanmış yatan üç Hobbitin yüzüne vurdu. Hareket etmediler, ama yüzlerindeki hastalıklı renk gitti. Artık, sanki sadece derin bir uykudaymışlar gibi görünüyorlardı.Tom eğildi, şapkasını çıkarttı ve şarkı söyleyerek karanlık odaya girdi.

Çek git seni ihtiyar Yaratık! Gün ışığında yok ol!
Soğuk sis gibi çekil, uluyan yeller gibi,
Dağların gerisindeki boz kırlara doğru kay bol git.
Bir daha b uraya gelme hiç' Hoyüğün boş kalsın!
Karanlıktan da kara, kapıların sonsuza dek kapalı olduğu yerde
Kaybolasın, unutulasın, dünya düzeltilinceye kadar,

Bu sözler üzerine Frodo bir çığlık duydu ve odanın arka ucunun bir bölümü büyük bir gümbürtüyle çöktü. Sonra bunu, mesafesi tahmin bile edilemeyecek bir yere doğru zayıflayarak uzayıp giden bir feryat izledi; sonra sessizlik oldu. "Gel dostum Frodo!" dedi Tom. "Gel, tertemiz çimenin üzerine çıkalım! Onları taşımama yardım etmen gerekecek."

Bu Höyüklü-Kişi'nin Höyüğü büyük ihtimalle 1409'da Angmar kuvvetlerine karşı savaşan son Cardolan Prensinin kabriydi.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 01 Haziran 2014, 09:01:06
Thorin'in Babası Thrain II'nin Hayat Öyküsü

Üçüncü Çağ 2770?de ejderha (tercihe göre solucan) Smaug, Yalnız Dağ (Erebor)?ı ele geçirince babası ve halkı ile beraber kaçmıştır. Kaçışlarından sonra uzun sürgün hayatının başında ailesi ve çoğu diğer cüce ailesi ile beraber, Dunland ve çevresine yerleşmişlerdi. 20 yıl boyunca perişan bir şekilde bu çevrede yaşamlarını sürdürmeye çalışan cüceler yavaş yavaş bu hayat tarzına kızıp, krallarının herhangi bir faaliyette bulunmaması üzerine gruptan ayrılmaya başladıklarında, Kral Thror eski şaşaasına kavuşmak ve cüce ailelerini bir araya toplayabileceği düşüncesi ile Moria?yı geri almaya kalkıştı. Thror gizli geçidi gösteren harita ve ona ait anahtarı ile cüce hazinelerinden biri olan yüzüğünü oğlu Thrain?e bıraktıktan sonra, yanına Nâr (kim kaynaklarda Durin soyundan geldiğine inanılan cücelerden biri) ile Moria?ya nafile bir keşif düzenlemişti. Moria?da sonu olan Azog ile karşılaşan Thror öldürüldü ve küçük düşürüldü. Azog?un haber vermesi için yolladığı Nâr geri dönüp olanları Thrain?e anlattığında, Thrain yedi gün yedi gece yemeden içmeden sıkıntı içerisinde kalır ve sonunda ?Bu kabul edilemez! (Bu olmuş olamaz! Kimi kaynaklarda)? der ve uzun süreli goblin-cüce savaşlarında yeni bir dönemin başlamasına neden olur.


Thrain diğer altı cüce soyunun yüce babalarını savaşa çağırır. Toplanan öfkeli cüce ordusu (Rivayete göre dört cüce soyu bu çağrıya cevap vermiştir.) dumanlı dağlardaki çoğu goblin kabilesinin felaketi olurlar. Kıyımlar Moria?nın doğu kapısına kadar devam eder. Üçüncü Çağ 2779?da Moria?nın doğu kapısında kanlı ve acı dolu Azanulbizar savaşı başlar. Uzun süre iki taraf birbirine üstünlük sağlayamaz. Bu sırada Thrain?in evladı, Frerin savaşta düşer. Yorulan ve yuvalarından uzak olan cüce ordusu mağlup olmak üzere iken Demirdağlardan gelen Nain ve Dain Demirayak ve ordusu yardıma yetişir. Dain ve ordusunun öfkesi sayesinde ve Dain?in Azog?u öldürmesi üzere bu uzun süreli savaş biter. Savaş kazanılmıştır lakin çokca kayıp verilmiş çoğu cüce de yaralanmıştır, Thrain?in kendisi dâhil (Thrain?in tek gözünü bu savaşta kaybettiği rivayet ediliyor.).

Thrain babasının başladığı işi bitirmek ister, Moria?nın doğu kapısından girip Moria?yı tekrar Cüce yurdu yapmak istediğini söyleyerek Doğu kapısına varır. Beraber savaştıkları çoğu cücenin buranın kendi atalarının evi olmadığını ve Thror adına savaşarak onu onurlandıklarını söyleyerek ayrılması ve Dain?in ?Durin Felaketi hala orada hüküm sürüyor? sözleri ile bu fikrinden caydı.


Akrabaları ile birlikte Mavi Dağlara (Blue Mountain?s) giden Thrain 40 sene boyunca burada ikamet etmiş ve cüce yüzüğü sayesinde servetinin bir kısmını tekrar oluşturmuştu. Üçüncü çağ 2841?de yanında Fundin oğlu Balin, Dwalin ve birkaç cüceden daha oluşan küçük grubuyla Yalnız Dağ?ı ele geçirmek için maceraya atılmıştır. Goblinler, Warglar ve daha nice kıyamet canavarı ile karşılaştıktan sonra Kuyutuorman?a varmışlardır. Burada kaybolan Thrain?i grubu uzun süre arasa da bulamamıştır ve Thrain bir daha hiçbir cüce tarafından görülmemiştir.


Yıllar sonra kimi kısmı tahmine dayanan şekilde olayların;
Thrain Sauron?un hizmetçileri tarafından yakalanıp Dol Guldur?a hapsedildiği, burada bizzat Sauron tarafından işkence ile kendisinden son Cüce yüzüğünün alındığı ve orada ölüme terk edildiği şeklinde öngörülmektedir.

Gri Gandalf görev icabı Dol Guldur?u araştırırken Thrain?i bulmuştur. Thrain aklını yitirmişti, kendi adı da dâhil hiçbir şeyi hatırlamıyor sadece saplantılı bir şekilde haritadan ve anahtardan söz etmekte idi. Gri Gandalf?a haritayı ve anahtarı oğluna teslim etmesi için vermişti ve fazla zaman geçmeden Thrain II üçüncü çağ 2850?de Dol Guldur?un zindanlarında ölmüştür.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 01 Haziran 2014, 09:07:57
Arwen Undomiel

Yarı-elf Elrond ve elf kraliçesi Celebrian'ın kızı olan Arwen Ü.Ç 241'de doğmuş,dönemin en güzel kızı olarak bilinmiş ve D.Ç 121'de Aragorn ile sözlendikleri yerde Cerin Amroth'ta gözlerini orta dünyaya kapatmıştır.İsminin anlamı ''Soylu Hanım''ı ifade etmekte olan Arwen,Yüzük Savaşından sonra Aragorn ile evlenip ebedi hayatından vazgeçmiş ve insan olmayı seçmiştir.

Arwen aşkı için ebedi hayatından vazgeçmişti evet ama bu orta dünya halklarına geçmişten gelen büyük bir aşkı hatırlattı.Beren ve Lúthien'i...
Burada buna vurgu yapmak istedim çünkü Beren ve Lúthien'den sonra bir insan ve elf arasında aşk için yapılan büyük fedakarlıklar görülmedi.Elrond ve Celebrian'ın en küçük çocuğu olan Arwen'in 2 erkek ikiz kardeşi bulunmaktaydı; Elladan ve Elrohir.

Soyu yüce Noldor soyuna kadar dayanmaktaydı Arwen'in ve hatta Gondolin'den ve Hador evinden bile akrabaları vardı.Üst kuşaktan büyükannesi Leydi Galadriel'in kız kardeşi oluyordu ve aynı zamanda Finarfin'inde.Rohan'ın cesur komutanı Eomer,Arwen'in Leydi Galadriel'den daha dürüst,güzel ve adilane olduğunu düşünmekteydi fakat Gloin oğlu Gimli,Rohirrim'in efendisiyle aynı fikre sahip değildi.

Arwen kocası Aragorn ile uzaktan akraba olmaktaydı.Aragorn'un soyu Numenor'un ilk kralı Elros Tar-Minyatur'a dayanmaktaydı.Elros,Elrond'un kardeşiydi ve o kardeşiyle farklı kaderleri yaşadı.Biri insan olarak kalmayı seçmişti diğeri ise Eldar'dan biri olmuştu.Elros İ.Ç 442'de öldü.3,240 yıl sonra ise Arwen doğmuştu.

Yüzük Savaşlarından sonra Arwen,Aragorn ile evlendiğinde artık küllerinden yeniden doğan Arnor'un ve Gondor'un kraliçesiydi.121 yıl boyunca Kral,Kraliçesi ile birlikte Krallığına hükmetti.121 yılın ardından Aragorn hayata veda etti.O gittikten sonra Arwen üzüntüsünden daha fazla yaşayamamış ve 1 sene sonra o da orta dünyadan ayrılmıştı.Onlardan geriye tek kalan oğulları Eldarion'du...
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 01 Haziran 2014, 09:12:50
Balrog Lordu Gothmog

Gothmog Balroglar arasında en iyi zekaya ve aynı oranda güce sahipti ve Balrog Lordu o oldu. Beleriand Savaşı'nda Morgoth'un hizmetkârları ulumaya başladığı sırada Angband'daki Balroglar yardımlarına geldi. Morgoth'un ülkesi Dor Daedeloth sınırlarında, Feanor etrafındaki birkaç dostuyla kuşatıldı. Uzun süre dövüştü, ateşlerle sarılmasına ve sayısız yara almasına rağmen cesareti kırılmamıstı.

Ama sonunda daha sonra Ecthelion tarafından Gondolin'de katledilen Balrogların Efendisi Gothmog tarafından yere çarpıldı. Eğer oğulları güçleriyle yardımına ulaşmasalardı orada yok olacaktı. Balroglar onu terk ederek Angband'a doğru uzaklastı.
Tekrardan Sayısız Gözyaşı Savaşı'nda ortaya çıktı. Ayrıca burada Angband'ın Yüksek Kaptan'ı seçildi. Ve Morgoth'un sağ kolu Balrog olarak yaptığı görevde güç ve statü de kazandı.

Bu savaşta Angband'ın yüce reisi, Balrogların Efendisi Gothmog gelmişti. Kral Fingon'u kuşatıp, Turgon ve yanındaki Hûrin'i Serech Bataklığı'na doğru iterek Elf ordularını kara bir bıçak gibi ayırdı.

Sonra Fingon'a yöneldi. Bu korkunç bir karsılaşmaydı. Sonunda Fingon, etrafında ölmüş muhafızıyla tek başına kaldı ve başka bir Balrog arkasından gelip çevresini ateşten bir sırımla sarana dek Gothmog ile dövüştü.

Sonra Gothmog kara baltasıyla ona vurdu ve yarıldığında Fingon'un miğferinden beyaz bir alev fışkırdı. Yüce Noldor Kralı böylece öldü. Onu topuzlarıyla tozların içine devirdiler, mavi, gümüş renkli sancağını da ve kanının üzerinde yürüyerek çamurla kirlettiler. Ve böylece 2 Yüksek Noldor Kralı öldüren 5 kişiden biri olmuştu.

Ayrıca bu savaşın sonunda Hurin tek başına ayaktaydı. Sonra kalkanını atıp baltasını iki eliyle kullandı. Baltasının solana dek Gothmog'un troll muhafızlarının kara kanıyla tüttüğü, Hurin'in her kesip öldürüşünde "Aure entuluva! Gündüz yeniden gelecek! diye bağırdığı sarkılarda söylenir.

Bunu yetmiş kez haykırmış. Ama sonunda Morgoth'un emriyle canlı yakalamaları gerektiği için kollarına yapışmışlar, ama o baltasıyla onları kesmeye devam etmiş. Ta ki büyük bir Ork yığınının altında kalıncaya dek. Sonra Gothmog onu bağlayıp aşağılamalar içinde Angband'a sürükledi.

Yine Gondolin Düşüşü'nde Morgoth cephe kumandanı olarak görevlendirildi. Ama orada da Echtellion tarafından öldürüldü.
Yazıya göre (resmi olmamasına rağmen) Gothmog demir kuşatma aletlerini Gondolin'in Kuzey Kapısıtamamen basınç kuvvetiyle yıkılana kadar Kapı'nın önüne yığdı. Aynı yazıya göre aynı zamanda Rog'a karşı ön saflarda yer alarak savaşın o kısmının gidişatını değiştirdi. Tuor'u teke tek dövüşte yendiği; fakat ağır yaralı Elf-Lordu Pınarlı* Ecthelion'un ayağa kalkıp onun önünde durduğu ise resmiliği kısmen daha teyit edilmiş bir bilgidir.
Ecthelion'un Balrog Lordu karşısında şansı yoktu ve kısa mücadelede kılıcını kaybetti. Ama sonra Ecthellion ileri sıçradı ve başının üstündeki sivri uç ile Gothmog'u göğsünden bıçakladı. Gothmog ile Ecthellion'un her ikiside yere, Kral Çeşmesi'ne düştü. Sivri uç tarafından öldürülmese bile Ecthellion ile boğuldu.
Başlık: Ynt: -Orta Dünya Yararlı Bilgiler Arşivi(2012-...)-
Gönderen: Easterling - 01 Haziran 2014, 09:14:22
Anorien

Minas Tiritih'in kuzeyinde bulunan bir Gondor bölgesidir. Anorien Anduin ve Mering Çayı arasında kalmış bir dağdır. Bir nevi Anduin'in doğu Ithilien'i dir.


MinasTirith'in Beyaz Dağlarının sonu ve Anduin arasında kalan yer Doğu Anorien'di. Büyük yedi katlı şehir Minas Tiritih'in çayırları zengin tarım alanları ile çevriliydi. Osgiliath şehre 15 kilometre uzaklıktaydı ve Anduin Nehri'nin iki tarafında da yer alıyordu. Doğu yarısında bulunan yer Ithilien iken batı yakasında ise Anorien vardı. Anorien Druadan Ormanı ve Minas Tiritih'in Dağları'nın batı eteklerindeydi. Druadan Ormanı veya Woses denilen bu yer İnsanlar tarafından bir yerleşim yeri haline getirilmiştir.

(http://images3.wikia.nocookie.net/__cb20060311110428/lotr/images/8/8b/ANORIEN_location_map_in_middle_earth.PNG)

Taşaraba Vadisi orman ve dağların arasında bitiyordu. Bu vadi üzerindeki bir yol ocaklardan çıkarılan taşları taşımak için kullanılıyordu. Gondor'un yedi işaret tepesi Rohan sınırına Anduin'den doğudan batıya doğru uzanıyordu. İlk üç tepe Drudan Ormanı'ndaydı ve isimleri Amon Din, Eilenack ve Nardil'di Sonraki 3 tepe Erelas, Min Rimmon ve Calenhad Beyaz Dağlarda bulunuyordu. Yedinci tepe ise Anorien ve Rohan arasındaki sınırda duruyordu ve ismi de Halifirien'di. Firien Ormanı'nın Mering Çayı ve Anorien'in doğusundaydı ve kısmen de olsa Rohan'a yakındı. Ancak zaman içinde tüm orman Rohan alanı olarak kabul edilmeye başlandı.

Minas Tirith'e gelen büyük Batı Yolu Anorien'in Mering Çayı'na kadar uzanıyordu. Isildur'un Ithilien'deki büyük oğlu, Anduin üzerindeki yaşarken Gondor'un İkinci Çağ'ın 3320 yılında kuruldu ve Anorien artık Elendil'in en küçük oğlu Anárion'un alanıydı. Anarion'den sonra Minas Tirith'e yerleşildi ve bu yerin ismi de Minas Anor oldu. Anorien kalabalık bir bölgeydi. Anorien halkı özellikle Calenardhon'un terk günlerinde Mering Çayı'nı koruma görevini üstlenmişti ve batıdan gelecek saldırılara karşı savunmasız olmuştu. Gondor'un en güçlü müttefiki Rohan Calenardhon'un sahibi oldu ve bu saldırılar da 3. Çağ'ın 2510. yılından itibaren azalmıştır.

Anorien halkı da Doğu'da Sauron'un güçleri tarafından gerçekleştirilen saldırılara karşı Anduin'in geçişlerini savunmakla suçlandı. Anorien ve Anduin arasında Anduin içinde bulunan Cair Andros adası da bir işgali önlemek için güçlendirilmiş oldu. 10 Mart 3019 tarihinde Yüzük Savaşı sırasında, orklar ve Doğulular Cair Andros'u ele geçirdi ve Anorien'i işgal etti. Düşman kuvvetleri Gondor'un yardımına gelen Rohirrimleri önlemek amacı ile Büyük Batı Yolu'na gitti. Ama Rohirrim Druadan Ormanı ve Taşaraba Vadisi üzerinden gizlice geçerek 15 Mart'ta şafak vakti Minas Tirith'e ulaştı.

Anorien yıkılmış olan ülkelerin veya işgal edilmiş bölgeler için yaygın olarak kullanılan bir son ek çeşididir. Anlamı ise ''Güneş Toprak''idir. Rohirrim'in konuştuğu dil olan Rohirric dilinde ise Anorien'e Sunlending deniliyordu.